Ara
Menü

Bezcizâde Mehmed Muhyiddin Efendi

Bezcizâde Mehmed Muhyiddin Efendi (ö. 1020/1611), Konya ve Lârende’de yetişip İstanbul ile Üsküdar’da irşad, vaaz, şiir ve mûsikiyi birleştiren; Halvetî terbiyesiyle Melâmî-Hamzavî sohbet çevresinin kesişiminde duran sûfî, şair ve bestekârdır.

Vefat
1611
Unvan
Mutasavvıf, şair ve dinî mûsiki bestekârı

Kimliği, adı ve Konya’daki tahsili

Asıl adı Mehmed Muhyiddin’dir; şiirlerinde “Muhyî” mahlasını kullandı ve kaynaklarda daha çok Bezcizâde lakabıyla tanındı. Konya’da doğdu. Doğum tarihi bilinmez. Bazı tabakat kayıtları onun seyyid olduğunu bildirir; fakat nesep ayrıntıları açık bir belgeyle tamamlanmadığından bu bilgi ihtiyatla aktarılmalıdır.

Konya’da iyi bir medrese öğrenimi gördü. Zâhirî ilimlerdeki bu birikimi, daha sonra Alâeddin Camii’nde hatiplik ve vâizlik yapmasına imkân verdi. Onu aynı mahlası taşıyan başka şair ve sûfîlerden ayıran temel işaretler; Lârende’deki Halvetî terbiyesi, İstanbul’daki Melâmî-Hamzavî çevreyle ilişkisi, Mehmed Ağa ve Şemsi Paşa tekkelerindeki hizmeti ve Üsküdar’daki kendi tekkesidir.

Lârende’de Halvetî terbiyesi

Konya’dan Lârende’ye giderek kaynakların Nûreddinzâde Molla Çelebi veya Halîfezâde Molla Çelebi adıyla kaydettiği Halvetî şeyhine intisap etti. Atâî ve Hüseyin Vassâf’ta şeyhin adı Ezelîzâde Şeyh Nûrullah biçiminde geçer. Bu farklı isimleri delilsiz biçimde tek kişiye indirmek yerine kaynak ihtilafını korumak gerekir.

Yaklaşık iki yıl şeyhinin hizmetinde kaldı. Şeyhi vefat ederken yerine Bezcizâde’nin geçmesini vasiyet etti; ancak çevredeki bazı çelebilerin buna razı olmaması üzerine post için mücadele etmedi ve Konya’ya döndü. Bu tavır, sonraki biyografi geleneğinde onun makam talep etmeyen irşad anlayışının bir işareti sayılmıştır.

Konya Alâeddin Camii yılları

Konya’ya dönüşünde Alâeddin Camii’nde hatiplik ve vâizlik yaptı. Kaynaklar İstanbul’a gidişini III. Murad, III. Mehmed veya I. Ahmed devirlerine yerleştirir. Bazı anlatılar tek seyahatten, bazıları ise iki ayrı İstanbul yolculuğundan söz eder. İki seyahatli okumaya göre ilk geliş 993/1585 dolayındadır; ardından Konya’ya dönerek altı-yedi yıl daha kalmıştır.

İdrîs-i Muhtefî ve gizli Melâmî-Hamzavî nispet

İstanbul’daki ilk devresinde Ömer Dede Sikkînî çizgisindeki bir halifeye yahut dönemin önde gelen Melâmîlerinden İdrîs-i Muhtefî’ye intisap ettiği nakledilir. Hüseyin Vassâf ve sonraki Melâmî kaynakları İdrîs-i Muhtefî bağlantısını öne çıkarır. Bezcizâde’nin bu nispetini dönemin siyasî ve dinî şartları sebebiyle yakın çevresi dışında açıklamadığı belirtilir.

Onun hayatı bu sebeple tek bir aidiyet etiketiyle anlatılamaz: açık tekke hizmeti Halvetî çevrede yürürken Melâmî-Hamzavî tecrübesi daha mahrem bir aktarım katmanı oluşturmuştur. Bu iki çevrenin bir arada anılması, Halvetî terbiyesini hükümsüz kılmaz; Osmanlı tasavvuf hayatındaki kesişen irşad bağlarını gösterir.

İstanbul’a davet ve Mehmed Ağa Tekkesi

İkinci İstanbul gelişi büyük ihtimalle Sultan I. Ahmed’in davetiyle gerçekleşti. Abdülmecid Sivâsî’nin Şeyh Yavsî Efendi Tekkesi’ne tayini üzerine boşalan Fâtih Çarşamba’daki Mehmed Ağa Tekkesi şeyhliğine 1013/1604 yılında getirildi. Aynı dönemde Abdülmecid Sivâsî’nin Sultan Ahmed Camii vâizliğine nakliyle boşalan Sultan Selim Camii vâizliğini de üstlendi.

Böylece Bezcizâde, tekke sohbetiyle cami hitabetini birlikte yürüten bir şehir mürşidi olarak tanındı. Kaynaklarda padişah davetinin hangi saltanat yılında gerçekleştiğine dair farklılık bulunsa da 1604 tarihli Mehmed Ağa görevi İstanbul’daki kurumsal hizmetinin sağlam tarih duraklarından biridir.

Şemsi Paşa Tekkesi ve Üsküdar hizmeti

Bir müddet sonra Üsküdar’daki Şemsi Paşa Tekkesi şeyhliğine getirildi. Şemsi Paşa’daki görevin ilk veya ikinci İstanbul seyahatine ait olduğu kaynaklarda tam açıklık taşımaz. Bununla birlikte Üsküdar’ın onun hayatının son devresindeki ana irşad merkezi olduğu kesindir.

Bağlılarından birinin Nuhkapısı civarında bağışladığı arazi üzerinde 1020/1611’de bir tekke ve kendisi için bir türbe yaptırdı. Arakıyeci Hacı Mehmed Mahallesi, Divitçiler Caddesi, Salı Sokağı’ndaki bu yapı zamanla Bezcizâde, Muhyî Efendi, Salı, Himmet Baba ve Himmetzâde Tekkesi gibi adlarla anıldı.

Tekkenin sonraki irşad silsilesi

Bezcizâde’nin ardından tekkenin postuna halifesi Hüseyin Efendi geçti. Daha sonra Bayramî şeyhi Bolulu Himmet Efendi ve onun oğlu Abdullah Efendi burada hizmet etti. Tekkenin Himmetzâde adıyla tanınması bu sonraki post silsilesinden, Salı Tekkesi adı ise âyin gününden kaynaklanır.

Bu değişim, mekânın tarihini tek bir tarikat etiketiyle dondurmamayı gerektirir. Bezcizâde’nin şahsî Halvetî ve Melâmî bağlarıyla tekkenin sonraki Bayramî-Himmetî devresi birbirinden ayrılarak okunmalıdır.

Muhyî mahlası, Dîvânı ve şiir dili

Bezcizâde, “Muhyî” mahlasıyla hem aruz hem hece vezninde şiirler söyledi. Dîvânının iki nüshası İstanbul Atatürk Kitaplığı’nda Osman Ergin 1544 ve Muallim Cevdet K.216 numaralarında kayıtlıdır. Birinci nüsha yaklaşık altmış, ikinci nüsha kırk yedi varaktır; ikinci nüshanın son kısmında eksik yapraklar vardır.

Dîvân kısa bir Arapça esmâ-i hüsnâ manzumesi ve tevhidle başlar; yaklaşık kırk gazel, on kaside ve sekiz kısa mesnevi ihtiva eder. Millî Kütüphane’deki 06 Mil Yz FB 575/2 numaralı şiir mecmuasında da Dîvân nüshalarında bulunmayan on dokuz gazeli tespit edilmiştir. Böylece edebî mirasının yalnız iki divan nüshasıyla sınırlı olmadığı anlaşılmıştır.

Dinî mûsiki ve “Zâhid bizi ta‘n eyleme”

Bezcizâde’nin sade Türkçeyle söylediği ilâhileri tekke mûsikisi repertuvarında uzun süre yaşamıştır. “Zâhid bizi ta‘n eyleme / Hak ismin okur dilimiz” mısralarıyla başlayan ilâhisi farklı tarikat çevrelerinde cumhur ilâhisi olarak okunmuş; güfteleri XVIII ve XIX. yüzyıl mûsiki mecmualarında çeşitli bestelerle kaydedilmiştir.

Şiirlerinde tevhid, zikir, aşk, fenâ, Hz. Peygamber ve Hz. Ali sevgisi belirgin yer tutar. “Her kim bu tarîka girdi / Hasan-ı Basrî’ye erdi / Her seher okunur virdi / Seyyid Yahyâ’dır pîrimiz” kıtası, onun Halvetî-Seyyid Yahyâ Şirvânî hafızasını şiir diliyle taşıdığını gösterir.

Vefatı, türbesi ve kitâbesi

Ramazan 1020’de, Kasım 1611’de vefat etti ve Nuhkapısı civarında yaptırdığı tekkenin türbesine defnedildi. “eş-Şeyhu’l-emced” terkibi 1020 tarihini verir; Dîvânın başındaki kayıt da bu tarihi doğrular. Ayvansarâyî’den aktarılan “mülâkāt-ı mevt” terkibine dayalı 1018/1609 rivayeti ise ikinci görüş olarak korunmalıdır.

Ahşap türbe XX. yüzyılın ilk yarısında harap oldu ve yıkıldı. Tekke arazisi daha sonra Zeynep Kâmil Hastahanesi sahasına katıldı. Hazîredeki kabirler ile Sâfî Mustafa Efendi’nin tarih manzumesini taşıyan kitâbe Selimiye’deki Çiçekçi Camii avlusuna nakledildi. Kitâbenin son mısraı “Fânî-i hû Bezcizâde rahmetullâhi aleyh” sözleriyle 1020/1611 tarihini verir.

Tasavvuf ve kültür tarihindeki yeri

Bezcizâde Mehmed Muhyiddin Efendi, XVI. yüzyıl sonu ile XVII. yüzyıl başında Konya, Lârende, Fâtih ve Üsküdar arasında kurulan tasavvuf ağlarının seçkin temsilcilerindendir. Halvetî tekke terbiyesi, Melâmî-Hamzavî sohbeti, büyük camilerde vâizlik, şiir ve mûsiki aynı hayat çizgisinde birleşmiştir.

Onun önemi yalnız bir tekkenin kurucusu olmasında değil; farklı irşad çevrelerinin aynı şahsiyette çatışmadan buluşabildiğini, şiirin ve mûsikinin bu tecrübeyi yüzyıllar sonrasına taşıyabildiğini göstermesindedir.

COĞRAFÎ HAFIZA11 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi11 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

KİŞİLER AĞIBağlantılarını aç3 doğrudan bağlantıAğda gör →
YOL ATLASISilsiledeki yerini açÖnceki ve sonraki halkalarla birlikte

Eserleri ve metinleri

İlk 2 kayıt gösteriliyor

ESER / METİN

Dîvân ve yazma nüshaları

Muhyî’nin aruz ve hece şiirlerini taşıyan iki divan nüshası ile divan dışı on dokuz gazeli bilinmektedir.

Metni gösterMetni daralt

Dîvânın İstanbul Atatürk Kitaplığı Osman Ergin 1544 ve Muallim Cevdet K.216 nüshaları vardır. Millî Kütüphane 06 Mil Yz FB 575/2 numaralı mecmua, bu nüshalarda bulunmayan on dokuz gazeli korur.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Hasan Aksoy, Üsküdarlı Mutasavvıf, Şair ve Bestekâr Mehmed Muhyiddin Efendi; Fatih Ramazan Süer, Bezcizâde Mehmed Muhyî Efendi’nin Gazellerine Ek.
ESER / METİN

Tekke mûsikisindeki izi

İlâhileri XVIII ve XIX. yüzyıl güfte mecmualarında farklı bestelerle yaşamıştır.

Metni gösterMetni daralt

“Zâhid bizi ta‘n eyleme” güftesi başta olmak üzere Muhyî’nin ilâhileri farklı tarikat çevrelerinde okunmuş, bazıları cumhur ilâhisi niteliği kazanmıştır. Bu aktarım, Dîvân metni ile icra repertuvarının birlikte incelenmesini gerektirir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Hasan Aksoy, Üsküdarlı Mutasavvıf, Şair ve Bestekâr Mehmed Muhyiddin Efendi.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

İstanbul · TürkiyeBezcizâde Mehmed Muhyiddin Efendi TekkesiNuhkuyusu-Divitçiler’de kuruluş Bezcizâde Mehmed Muhyiddin Efendi, Üsküdar Nuhkuyusu-Divitçiler çevresinde kendisine bağışlanan arazide bir tekke ve türbe kurdu. 1020/1611’de vefat edince buraya defnedildi; yapı onun adıyla tanındı. Bir merkezin çok sayıdaki adı Tekke kaynaklarda Bezcizâde Muhyiddin Efendi, Muhyî Efendi, Şekûrî Efendi, Himmetzâde, Himmet Baba, Divitçiler ve Salı Tekkesi adlarıyla geçer. “ŞekGri” biçimi Şekûrî adının bozulmuş aktarımıdır; ayrı bir tekkeye işaret etmez. Halvetî kuruluştan Himmetiyye merkezine Bezcizâde’nin ardından halifesi Hüseyin Efendi ve Bolulu Himmet Efendi postnişin oldu. Himmet Efendi’nin oğlu Abdullah Efendi ile devam eden silsile, yapıyı Bayramiyye’nin Himmetiyye kolunun önemli merkezlerinden birine dönüştürdü. Mimari birimler ve kayıp Kaynaklar semâhâne, türbe, derviş odaları, selâmlık, matbah, gasilhâne, avlu, bahçe, ahır ve şadırvanı bulunan geniş bir yerleşke tarif eder. Tekke XX. yüzyıl ortasında yıktırıldı; arsası Zeynep Kâmil Hastahanesi alanına katıldı. Hazîredeki kabir ve kitâbelerin önemli kısmı Selimiye’deki Çiçekçi Camii çevresine nakledildi. 1915: meşihat ve tevliyetin yeniden tevcihi 1915 tarihli kayıtta, Üsküdar’daki Bezcizâde Karabaş Mehmed Muhyiddin Efendi Dergâhı’nda görevini oğluna devreden Abdülhay Subhî Efendi’nin, oğlunun vefatı üzerine meşihat ve tevliyet cihetlerinin yeniden kendisine tevcihini istediği görülür. Bu, aile içi devir bağlamındaki kurum görevi kaydıdır.TARİHÎ MEKÂNValide TekkesiKaynakta geçen mekân Valide Tekkesi , Sefîne-i Evliyâ içinde 1 ayrı kişi veya olay bağlamında anılır. Bu kayıt, eserdeki irşad, postnişinlik, intisap ve defin bağlantıları bir araya getirilerek oluşturulmuştur. Kişi ve gelenek bağlantıları Mekânla doğrudan ilişkilendirilen şahsiyetler: Bezcizâde Mehmed Muhyiddin Efendi.TARİHÎ MEKÂNHalil Paşa CamiiKaynakta geçen mekân Halil Paşa Camii , Sefîne-i Evliyâ içinde 1 ayrı kişi veya olay bağlamında anılır. Bu kayıt, eserdeki ibadet, ders, irşad ve çevresindeki kişi bağlantıları bir araya getirilerek oluşturulmuştur. Kişi ve gelenek bağlantıları Mekânla doğrudan ilişkilendirilen şahsiyetler: Bezcizâde Mehmed Muhyiddin Efendi.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]Hasan Aksoy, Üsküdarlı Mutasavvıf, Şair ve Bestekâr Mehmed Muhyiddin Efendi; Fatih Ramazan Süer, Bezcizâde Mehmed Muhyî Efendi’nin Gazellerine Ek
  2. [2]Hasan Aksoy, Üsküdarlı Mutasavvıf, Şair ve Bestekâr Mehmed Muhyiddin Efendi
  3. [3]TDV İslâm Ansiklopedisi, “Mehmed Muhyiddin, Bezcizâde”; Sefîne-i Evliyâ, c. II
  4. [4]TDV İslâm Ansiklopedisi, “Mehmed Muhyiddin, Bezcizâde”
  5. [5]Nihat Azamat, ‘Mehmed Muhyiddin, Bezcizâde’, TDV İslâm Ansiklopedisi; Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ, c. 2; Üsküdar tekke envanterleri; Meclis-i Meşâyih Defterleri
  6. [6]Sefîne-i Evliyâ
Ortak kaynak kataloğunu aç →