Ara
Menü

Bolulu Himmet Efendi

Bolulu Himmet Efendi (1591/92-1684), Halvetî ve Bayramî-Şemsî hilâfetlerini birleştirerek Himmetiyye’yi İstanbul’da kurumsallaştıran; tekke, vaaz, şiir ve tarikat âdâbı alanlarında kalıcı bir miras bırakan mutasavvıf şairdir.

Doğum
1592
Vefat
1684
Unvan
Himmetiyye’nin pîri, mutasavvıf şair ve vaiz

Kimliği ve doğumu

Asıl adı Himmet b. Hacı Ali Merdan’dır. Şiirlerinde Himmet, Derviş Himmet ve Himmetî mahlaslarını kullandı. Bolu’nun Gice köyüne bağlı Dökmeci mahallesinde 1000/1591-92 yılında doğduğu kabul edilir. Kaynaklarda “Bolulu Himmet”, “Şeyh Himmet” ve “Himmet Efendi” adlarıyla anılır.

Babasının adı Hacı Ali Merdan, kardeşinin adı Bayram Ağa’dır. Oğullarından Abdullah Efendi, Mehmed Efendi ve Atâullah Efendi’nin adları bilinmektedir. Himmetiyye’nin daha sonraki İstanbul tarihi büyük ölçüde oğlu Abdullah Efendi ile devam eden Himmetzâdeler ailesi üzerinden şekillenmiştir.

Bolu’daki ilk tahsili ve İstanbul’a gelişi

İlk dinî eğitimini Bolu’da aldı. 1018/1609-10 yılında tahsilini ilerletmek için İstanbul’a geldi. Davud Paşa Medresesi çevresinde Zeyrekzâde Seyyid Yûnus Efendi’nin derslerine devam etti; aklî ve naklî ilimlerde yetişerek mülâzemet aldı.

Kırk akçeli medrese derecesine kadar yükselmesi, düzenli bir ilmiye eğitimi gördüğünü gösterir. Sonraki vaazlarında ve tarikat âdâbına dair eserlerinde görülen sistemli anlatımın arkasında bu medrese birikimi vardır.

İlmiye yolundan tasavvufa yönelişi

Himmet Efendi, müderrislik yolunda ilerlerken makam ve rütbenin aradığı mânevî karşılığı vermediğini düşünerek iç muhasebeye yöneldi. Hüseyin Vassâf’ın aktardığı anlatıda, ulaşabileceği en yüksek ilmiye makamlarını gözünün önüne getirir; fakat aradığı hakikatin bunların ötesinde olduğuna karar verir.

Bu dönüş, ilmi terk etmek değil, ilmî birikimi seyrüsülûk ve irşad hizmetinin içine taşımaktır. Nitekim daha sonraki hayatında hem vaiz, hem şeyh, hem de eser sahibi bir müellif olarak üç vasfı birlikte sürdürdü.

Hüseyin Hüsâmeddin Efendi ve Halvetî hilâfeti

Bezcizâde Muhammed Muhyiddin Efendi’nin halifesi Hüseyin Hüsâmeddin Efendi ile karşılaştı. Kaynakların naklettiği “Oğlum Himmet, aradığın bizdedir” hitabının ardından ona intisap etti; riyâzet ve mücâhedeyle seyrüsülûkünü tamamlayıp Halvetiyye hilâfeti aldı.

Bazı geç kaynaklar hilâfeti doğrudan Bezcizâde’den aldığını söyler. Fakat Himmet Efendi’nin kendi Manzum Tarikatnâmesi ve silsile kayıtları şeyhini Hüseyin Hüsâmeddin Efendi olarak gösterir. Bu sebeple esas bağ Hüseyin Hüsâmeddin üzerinden kurulmuştur.

Bolulu Ahmed Efendi ve Bayramî-Şemsî terbiyesi

Halvetî terbiyesinin ardından izinle Bolu’ya döndü. Burada silsilesi Akşemseddin’in halifelerinden Hamza Şâmî’ye ulaşan Bayramî-Şemsî şeyhi Bolulu Hacı Ahmed Efendi’ye bağlandı. Onun yanında Bayramî usulü üzere seyrüsülûkünü tamamlayarak ikinci bir hilâfet aldı.

Böylece şahsiyetinde Halvetiyye ile Bayramiyye-Şemsiyye bir araya geldi. Himmetiyye’nin kurumsal kimliği Bayramiyye’nin Şemsiyye kolu içinde teşekkül etti; Halvetî silsilesi ise onun yetişme ve icazet dünyasının ikinci ana hattı olarak korundu.

İki silsileyi kendi eseriyle kaydetmesi

Manzum Tarikatnâme içinde biri Bayramiyye, diğeri Halvetiyye için iki ayrı silsilenâme vardır. Otuz dokuz beyitlik Bayramiyye silsilesi Hz. Peygamber’den Şeyh Şâmî’ye uzanan hattı; yirmi üç beyitlik Halvetiyye silsilesi ise Cüneyd-i Bağdâdî’den Hüseyin Hüsâmeddin Efendi’ye kadar olan aktarımı anlatır.

Himmet Efendi, Bayramî şeyhi Hacı Ahmed Boluvî’yi “ikinci şeyhim” diye anar; oğlu Abdullah’ın da kendisinden el aldığını bildirir. Böylece biyografisindeki iki tarikat bağı dışarıdan yapılmış bir yakıştırma değil, kendi metniyle doğrulanan çift icazet düzenidir.

Şehremini’de Himmetzâde Tekkesi

Defterdar İbrahim Efendi, Şehremini’den Yenibahçe’ye inen yamaçta, Ördek Kasap mahallesindeki mescidi içinde Himmet Efendi için bir zâviye kurdu. Himmet Efendi Tekkesi, Defterdar İbrahim Efendi Tekkesi ve daha sonra Himmetzâde Tekkesi adlarıyla anılan bu merkez, Himmetiyye’nin İstanbul âsitânesi haline geldi.

Tekke 1918 yangınında ortadan kalktı; arsası daha sonra Çapa Tıp Fakültesi arazisine katıldı. Bu nedenle bugünkü haritada özgün yapı değil, kaybolmuş tarihî merkezin yaklaşık çevresi işaretlenmiştir.

Vaaz kürsüleri

1051/1641-42’de Kasımpaşa Camii vaizliğine başladı. 1080/1669-70’te bu görevi oğlu Şeyh Abdullah Efendi’ye bıraktı; halkın talebi üzerine 1090/1679-80 başlarında yeniden kürsüye döndü. Aynı yılın sonunda görevini Üsküdar’daki Davud Paşa Camii vaiziyle değiştirerek vefatına kadar burada vaaz etti.

Kaynaklarda Molla Gürânî ve başka kürsülerle ilgili farklı kayıtlar bulunur. Kesinliği daha yüksek görev çizgisi Kasımpaşa’dan Üsküdar Davud Paşa Camii’ne uzanır; ihtilaflı ayrıntılar tek bir kesin kronoloji gibi sunulmamıştır.

Üsküdar Divitçiler Dergâhı

Bezcizâde Muhyiddin Efendi’nin Üsküdar Divitçiler’deki dergâhında, Hüseyin Hüsâmeddin’in vefatı sebebiyle gerçekleşemeyen halefiyetin ardından kısa süre Bezcizâde’nin oğlu Ahmed Çelebi görev yaptı. Daha sonra Himmet Efendi meşihat tarafından bu tekkenin şeyhliğine getirildi.

İstanbul’daki Himmetzâde merkezinde oğlu Abdullah’ı bırakarak Üsküdar’a geçti; burada şeyhlik ve Davud Paşa Camii vaizliğini birlikte yürüttü. Bu dönem onun Halvetî terbiyesi ile Bayramî-Himmetî irşadının aynı şehir ağında buluştuğu safhadır.

Himmetiyye’nin teşekkülü

Himmetiyye, Bayramiyye’nin Şemsiyye kolundan doğan ve Bolulu Himmet Efendi’ye nisbet edilen şubedir. XVII. yüzyılın sonundan XX. yüzyılın başlarına kadar İstanbul’da Bayramiyye’nin en güçlü temsil damarlarından biri oldu.

Kolun kimliği yalnız pîr adına dayanmaz. Himmet Efendi’nin âdâb ve erkânı yazılı hale getiren eserleri, çift silsile kaydı, tekke düzeni, vaaz faaliyeti ve oğlu Abdullah’la başlayan Himmetzâdeler post silsilesi bu kurumsallaşmayı birlikte meydana getirdi.

Âdâb-ı Hürde-i Tarîkat

Mensur Âdâb-ı Hürde-i Tarîkat, sâlikin gündelik davranışından şeyh ve halifelerin sorumluluklarına kadar geniş bir erkân kitabıdır. Ülfet, sakınılması gereken davranışlar, yemek ve sofra âdâbı, şeyhleri ziyaret, halvet, biat, halifenin vazifeleri ve müridlerle ilişki gibi başlıkları işler.

Eserin sonuna Akşemseddin’in Risâletü’n-Nûriyyesinden Arapça bir parça ve Türkçe tercümesi eklenmiştir. Bu bölüm Himmet Efendi’nin müstakil tercümesi sayılmamalı; eseri teberrüken tamamlayan bir nakil olarak okunmalıdır.

Manzum Tarikatnâme

Manzum Tarikatnâme, tarikat öğretisini şiir diliyle düzenleyen ve yaklaşık üç yüz kırk beyitten oluşan bir metindir. Bayramiyye ve Halvetiyye silsileleri, yolun esasları, şeyh-mürid ilişkisi ve seyrüsülûk adabı burada nazımla aktarılır.

Ayrı bir Silsile-i Bayramiyye eseri bulunduğu yönündeki kayıt doğru değildir; bu başlık Manzum Tarikatnâmenin içindeki bölümdür. Eserin yazmaları Süleymaniye Kütüphanesi ile İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi’nde bulunmaktadır.

Dîvânı ve şiir dili

Himmet Efendi aruz ve hece vezniyle şiirler yazdı. Dîvân nüshası ve mecmualara yayılmış ilâhileri, Yûnus Emre çizgisindeki sade fakat kavram yoğun tekke şiirinin XVII. yüzyıldaki güçlü örneklerindendir. Şiirlerinde ölüm, gaflet, vahdet, insan-ı kâmil, aşk, irfan ve nefs muhasebesi öne çıkar.

“Uyan be hey gâfil hâb-ı gafletten” diye başlayan ilâhisi insanı ölüm ve yol azığı üzerine düşünmeye çağırır; “Genc-i aşkı ister isen dil-i vîrânda ara” mısraıyla başlayan şiiri ise ilâhî hakikatin insanın kendi gönül dünyasında aranmasını öğütler.

Musiki hafızası

Şiirlerinin bir bölümü Hâfız Post başta olmak üzere bestekârlar tarafından bestelendi; bazı güfteler Mevlevî âyinleri içinde de okundu. Yazma Dîvân nüshasının kenarlarındaki bestekâr ve makam kayıtları, şiirlerinin yalnız okunmadığını, tekke musikisi içinde yaşayan bir repertuvara dönüştüğünü gösterir.

Kendisinin bestekâr olduğu ileri sürülmüşse de biyografik kaynaklar bunu açıkça doğrulamaz. Sağlam olan bilgi, şiirlerinin çok sayıda besteye konu olması ve musiki çevrelerinde geniş dolaşıma girmesidir.

Kendisine yanlış nisbet edilen eserler

Manzûme-i Mi‘râciyye adı bazı tabakat eserlerinde ona nisbet edilir; ancak yazma nüshası tespit edilememiştir. Zübdetü’d-Dekāik ise Himmet Efendi’nin eseri değildir; Aziz Nesefî’ye ait bir metindir. Bu iki başlık kesin eserler listesine alınmamıştır.

Bu ayrım, bibliyografiyi kalabalıklaştırmaktan kaçınmak için önemlidir. Himmet Efendi’nin sağlam biçimde doğrulanan temel külliyatı Dîvân, Âdâb-ı Hürde-i Tarîkat ve Manzum Tarikatnâme çevresinde kurulmalıdır.

Oğlu Abdullah ve Himmetzâdeler

Himmet Efendi’nin oğlu Şeyh Abdullah Efendi, küçük yaşta babasından ilim ve tarikat eğitimi aldı; uzun seyrüsülûkün ardından hilâfet kazandı. 1669-70’te Kasımpaşa vaizliğini üstlendi, 1684’te babasının vefatıyla Himmetiyye postuna geçti.

Tekke meşihatı daha sonra torunlar ve Himmetzâdeler ailesi eliyle devam etti. Bu aile ağı, Himmetiyye’yi geçici bir şahıs çevresi olmaktan çıkarıp İstanbul’un farklı tekkelerine yayılan, yaklaşık üç asırlık bir irşad kurumu haline getirdi.

Vefatı ve “Rahmet be-Himmet” kaydı

16 Safer 1095’te, milâdî 3-4 Şubat 1684’te vefat etti. Oğlu Abdullah Efendi “hâtime-i evliyâ” terkibiyle; Sıdkı Emetullah Hanım ise “Bugün Himmet Efendi Adn’i kıldı kendiye me’vâ” mısraıyla vefatına tarih düşürdü.

Uşşâkîzâde’nin naklettiği “Rahmet be-Himmet” rüyası, vefat yılının ebcedle haber verildiği gelenek içi bir anlatıdır. Tarihî ölüm kaydından ayrı tutulmuş ve Menâkıbnâme katmanında tam anlatı olarak korunmuştur.

Kabri ve tarihî yeri

Üsküdar Divitçiler’deki Bezcizâde Muhyiddin Efendi Dergâhı haziresine defnedildi. Tekke arazisi zamanla Zeynep Kâmil Hastanesi çevresine katılmıştır; coğrafî hafıza işareti günümüzde kaybolmuş dergâhın tarihî çevresini gösterir.

Bolulu Himmet Efendi’nin tasavvuf tarihindeki yeri, iki irşad geleneğini şahsında birleştirmesi, Himmetiyye’yi İstanbul’da kurumsallaştırması, yolun âdâbını nesir ve nazımla kaydetmesi ve şiirlerini musiki hafızasına taşımasıyla belirlenir.

COĞRAFÎ HAFIZA11 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi11 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

KİŞİLER AĞIBağlantılarını aç3 doğrudan bağlantıAğda gör →
YOL ATLASISilsiledeki yerini açÖnceki ve sonraki halkalarla birlikte

Menkıbeler

İlk 2 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Havlunun dört köşesi: Himmetiyye tacının doğuşu

Bayramî tacıyla ilk mürşidinin karşısına çıkarken gönlü kırılmasın diye havlusunu dörtgen katlayıp tacın üstüne örtmesi, Himmetiyye tacındaki dört terkin kaynağı sayılır.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Hüseyin Vassâf'ın anlattığına göre Himmet Efendi, İstanbul'da başında Bayramî tacıyla ilk mürşidi Hüsâmeddin Efendi ile karşılaşınca onun gönlü kırılmasın diye hemen elindeki havluyu dörtgen şeklinde katlayıp tacın üstüne örtmüştür. Duruma vâkıf olan Hüsâmeddin Efendi ise "Oğlum Himmet, tarîk-i Bayramî'de bu senin ictihadın olsun" diyerek onun gönlünü almıştır. Hüseyin Vassâf, Himmet Efendi'nin bu olaydan sonra Bayramiyye'nin Himmetiyye kolunun kurucusu sayıldığını ve Himmetiyye tacındaki dört terkin, havluyu dörtgen şeklinde katlayarak tacın üzerine koymasına işaret olduğunu söyler. Anlatı, bir tarikat alâmetinin kökenini bir edep davranışına bağlaması bakımından dikkat çekicidir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
MENKIBE · GELENEK İÇİ

Rahmet be-Himmet rüyası

Vefatı sırasında görüldüğü aktarılan rüyada “Rahmet be-Himmet” terkibinin ölüm tarihini verdiği anlatılır.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Bu rivayet Uşşâkîzâde’de gelenek içi bir hatıra olarak aktarılır; doğrulanmış vefat tarihinden ayrı bir anlatı katmanında okunmalıdır.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: TDV; Uşşâkîzâde; Sefîne-i Evliyâ; Emrah Baş, Himmetiyye.

Eserleri ve metinleri

İlk 3 kayıt gösteriliyor

ESER / METİN

Âdâb-ı Hürde-i Tarîkat

Sâlik, şeyh, halife, sofra, ziyaret, biat ve halvet âdâbını ayrıntılı biçimde düzenleyen mensur erkân kitabıdır.

Metni gösterMetni daralt

Eser, küçük davranış biçimlerinden hilâfet sorumluluğuna kadar tarikat hayatının gündelik düzenini yazılı hale getirir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV; Uşşâkîzâde; Sefîne-i Evliyâ; Emrah Baş, Himmetiyye.
ESER / METİN

Manzum Tarikatnâme

Yaklaşık 340 beyitlik eser, yol öğretisini ve iki silsileyi nazımla aktarır.

Metni gösterMetni daralt

Bayramiyye ve Halvetiyye silsilenâmeleri müstakil kitaplar değil, bu eserin içindeki iki bölümdür.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV; Uşşâkîzâde; Sefîne-i Evliyâ; Emrah Baş, Himmetiyye.
ESER / METİN

Dîvân ve ilâhiler

Aruz ve heceyle yazılmış şiirlerde vahdet, ölüm, gaflet, aşk, irfan ve insan-ı kâmil temaları öne çıkar.

Metni gösterMetni daralt

Şiirler mecmua ve cönklere yayılmış, bir kısmı bestelenerek tekke musikisi repertuvarına girmiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV; Uşşâkîzâde; Sefîne-i Evliyâ; Emrah Baş, Himmetiyye.

Kavram dünyası

İlk 3 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Celâl terbiyesi ve Yûnus Emre örneği

Sülûkünü tamamlayamayan sâlikin yolculuğunun hızlandırılması için celâl terbiyesinden geçirilebileceğini anlatırken Tapduk Emre ile Yûnus arasında geçen olayı örnek verir.

Metni gösterMetni daralt

Himmet Efendi'nin tasavvufî öğretisine dair kayda geçmiş dikkat çekici bir noktası, mürid terbiyesinde sertliğin yerine dairdir. Sülûkünü tamamlayamayan sâlikin yolculuğunun hızlandırılması için celâl terbiyesinden geçirilebileceğini anlatırken, örnek olarak Tapduk Emre ile Yûnus arasında geçen olayı verir. Söz konusu olay, otuz yıl hizmetten sonra Yûnus'un "ben bu yolculuktan bir şey anlayamadım, muhtemelen sülûkü tamamlayamayacağım" diyerek tekkeden ayrılması, yolda karşılaştığı erenler ve yaşadığı olağan üstü hallerle gafletten uyanıp geri dönerek Tapduk'un ayaklarına kapanması ve kendini bağışlatmasıdır. Böylece XVII. yüzyıl Bayramî şeyhi, kendi devrinin mürid terbiyesi meselesini yüzyıllar öncesinin bir menkıbesine dayandırarak açıklar.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

"Bayramî Tekkesi" denilen tekkeler aslında Himmetiyye'dir

İskilipli Şeyh Muhyiddin Yavsî ile İstanbul'a getirilen Bayramiyye, ondan itibaren şehirde Himmetiyye kolu vasıtasıyla temsil edilmiştir.

Metni gösterMetni daralt

Bayramiyye tarikatı İstanbul'a İskilipli Şeyh Muhyiddin Yavsî (ö. 920/1514) tarafından getirilmişti; ancak Himmet Efendi'den itibaren tarikat şehirde Himmetiyye kolu vasıtasıyla temsil edilmiştir. Bunun pratik bir sonucu vardır: kaynaklarda "Bayramî Tekkesi" olarak gösterilen tekkeler aslında Himmetiyye koluna mensuptur. Aynı çizgi imparatorluk ölçeğinde de görülür; Bayramiyye'nin Osmanlılar'ın son dönemine ulaşabilmesi, Anadolu ve Balkanlar'da yayılan Celvetiyye kolu ile Himmetiyye şubesi sayesinde olmuştur.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Şiirlerinin devranî tekkelerdeki ömrü

Tasavvufî şiirleri Hâfız Post'tan Hacı Ârif Bey'e uzanan bestekârlarca bestelenmiş, Bayramî tekkelerinin yanı sıra diğer devranî tarikatların âyinlerinde yüzyıllarca okunmuştur.

Metni gösterMetni daralt

Şair olan Himmet Efendi'nin tasavvufî mahiyetteki şiirleri Hâfız Post, Sütçüzâde Hâfız Abdüllatif Efendi, Ali Şîruganî ve Hacı Ârif Bey gibi bestekârlar tarafından bestelenmiştir. Bu besteler yalnız kendi kolunun tekkelerinde kalmamış, Bayramî tekkelerinin yanı sıra İstanbul'da diğer devranî tarikatlara bağlı tekkelerin âyinlerinde de yüzyıllar boyunca okunmuştur. Kurduğu tekkenin İstanbul'un sanat hayatında ve özellikle tasavvuf mûsikisinde önemli bir yeri olması bu birikimin devamıdır; oğlu ve tekkenin ikinci postnişini Şeyh Abdullah Efendi de şair, bestekâr ve hattattır, onun yetiştirdiği mûsikişinasların en ünlüsü ise kendi tekkesinin zâkirbaşısı olan bestekâr Şîve Ahmed Çelebi'dir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

İstanbul · TürkiyeHimmet Efendi TekkesiBayramiyye'nin Himmetiyye kolunun âsitânesi olan XVII. yüzyıla ait tekkedir; Himmetzâde Tekkesi olarak da anılır. Fatih ilçesinde Şehremini'den Yenibahçe'ye inen yamaçta, Ördek Kasap mahallesi Himmetzâde Dergâhı sokağında yer almaktaydı. IV. Mehmed devri defterdarlarından İbrâhim Efendi'nin mescidinin içinde XVII. yüzyıl ortalarında onun tarafından faaliyete geçirilmiş, vakfiyesi torunu ve tekkenin üçüncü postnişini Himmetzâde Şeyh Abdüssamed Efendi tarafından 1135 (1723) yılında düzenlenmiştir. Vefatından sonra meşihat, 1925'e kadar Himmetzâdeler adıyla tanınan ailenin tasarrufunda kalmıştır. Tekke bütünüyle tarihe karışmış, arsası İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi'nin arazisine katılmış, mimari özellikleri tesbit edilememiştir; yalnız çekirdeğini oluşturan mescid-tevhidhânenin kâgir duvarlı ve kırma çatılı olduğu tahmin edilmektedir.İstanbul · TürkiyeBezcizâde Mehmed Muhyiddin Efendi Tekkesi (Salı Tekkesi)Üsküdar'da Arakıyeci Hacı Mehmed mahallesi Divitçiler caddesi Salı sokağında bulunan tekkenin şeyhliğine, Bezcizâde Mehmed Muhyiddin Efendi'den sonra halifelerinden Hüseyin Efendi, onun ardından Bolulu Himmet Efendi geçmiştir. 16 Safer 1095'te (3 Şubat 1684) vefat edince Üsküdar Divitçiler'de, Bezcizâde Muhyiddin Efendi'nin türbesine defnedilmiş olan ilk mürşidi Hüsâmeddin Efendi'nin yanında toprağa verildi. Kendisinden sonra oğlu Abdullah Efendi şeyh olduğu için tekke Himmetzâde Tekkesi adıyla da anılmış; âyin gününden dolayı halk arasında Salı Tekkesi, ayrıca Himmet Baba, Himmet Efendi Tekkesi gibi adlarla da zikredilmiştir. Himmetiyye tarikatının önemli merkezlerinden biri olan tekke 1940'larda yıktırılmış, arsası Zeynep Kâmil Hastahanesi'nin arazisine katılmış, hazîresindeki kabirler Üsküdar'daki Selimiye Tekkesi'nin bahçesine nakledilmiştir.İstanbul · TürkiyeKasımpaşa CamiiTekkesinde irşad faaliyetini sürdürürken 1051 (1641) yılında bu caminin vâizliğine tayin edildi. Yirmi sekiz yıl burada vâizlik yaptıktan sonra 1079'da (1669) görevi oğlu Şeyh Abdullah Efendi'ye devretti. Abdullah Efendi 1090'da (1679) Fatih civarındaki Halil Paşa Camii vâizliğine tayin edilince görev tekrar Himmet Efendi'ye verildi.İstanbul · TürkiyeDâvud Paşa Camii1090 (1679) yılının sonlarında kendi isteğiyle bu caminin vâizliğine nakledildi. Tekkede irşad faaliyetinin yanı sıra vâizlik görevini yaklaşık kırk beş yıl boyunca sürdürmüştür. İlişkili kişi dosyası Bolulu Himmet Efendi : Bolulu Himmet Efendi (1591/92-1684), Halvetî ve Bayramî-Şemsî hilâfetlerini birleştirerek Himmetiyye’yi İstanbul’da kurumsallaştıran; tekke, vaaz, şiir ve tarikat âdâbı alanlarında kalıcı bir miras bırakan mutasavvıf şairdir.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]TDV; Uşşâkîzâde; Sefîne-i Evliyâ; Emrah Baş, Himmetiyye
  2. [2]TDV İslâm Ansiklopedisi, “Mehmed Muhyiddin, Bezcizâde”
  3. [3]Kişi dosyasının kaynakları — Bolulu Himmet Efendi
Ortak kaynak kataloğunu aç →