Ara
Menü

Şeyh Hasan Kabâdûz

Şeyh Hasan Kabâdûz (ö. 1010/1601), Bursa'da kabâ dikerek geçimini sürdüren; zanaat hayatı içinde Bayramî-Melâmî irşadı yürüten ve Hüseyin Lâmekânî'yi yetiştiren şeyhtir.

Vefat
1601
Unvan
Bayramî-Melâmî şeyhi ve Bursa esnaf çevresinin mürşidi

Bursa'da zanaat ve irşad

Bursalıdır. Kabâ ve aba türü giysiler diktiği için “Kabâdûz” adıyla tanındı. Geçimini zanaatıyla sürdürmesi, Bayramî-Melâmî çevrede gündelik emek ile mânevî terbiyenin birbirinden ayrılmadığını gösteren belirgin bir örnektir.

Tasavvuf çevresi

Hüsâmeddin-i Ankaravî'nin yanında yetişti. Dış görünüşü ve mesleğini değiştirmeden irşad faaliyetini sürdürdü. Hüseyin Lâmekânî onun hizmetinde yetişerek bu aktarımı XVII. yüzyıl İstanbul'una taşıdı.

Mektup ve öğüt

Sefîne, Şeyh Hüsâmeddin'e nispet edilen bir mektubu Hasan Kabâdûz başlığı altında nakleder. Mektup, yol mensuplarının birbirine yok edici ve hükmedici bir nazarla bakmamasını; her kişide ilâhî keremin bir tecellisini görmesini öğütler.

Vefatı

Müstakimzâde'nin kaydına göre 1010/1601 yılında vefat etti. Kaynak kesin defin yeri vermediği için konum tahminle doldurulmamıştır.

Ağ ve yol

Öğütleri

İlk 1 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Yol arkadaşına hükmedici nazarla bakmamak

Mektup, dervişin yol arkadaşını yok sayan ve mahkûm eden bakıştan sakınmasını öğütler.

Metni gösterMetni daralt

Mektupta yol mensuplarına, birbirlerine “mahvedici” bir nazarla bakmamaları; her bir kişide ilâhî keremin başka bir görünüşünü fark etmeleri söylenir. Yola giriş, yalnız dış biçimi değiştirmek değil, benlik ve aidiyet iddialarını teslim etmektir.

Nice canlar nice başlar yola kurban içün geldi
Kabul olur ise Hak'dan bulara kutlu Bayram'dır

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ, Cilt II.

Kavram dünyası

İlk 4 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Kutbiyyeti üzerinde kaynakların ihtilâfı

Hamza Bâlî'den sonra kutbiyyet makamına onun geçtiği belirtilirse de Melâmîliğe dair kaynaklarda bu hususta fikir birliği yoktur; bazı temel kaynaklar ondan hiç söz etmez.

Metni gösterMetni daralt

Hamza Bâlî'nin ardından kutbiyyet makamına Hüsâmeddin Ankaravî'nin diğer müridi Hasan Kabâdûz'un geçtiği belirtilmekteyse de bu hususta Melâmîliğe dair kaynaklarda fikir birliği yoktur. Sergüzeşt müellifi La'lîzâde Abdülbâki ile Tomar müellifi Sâdık Vicdânî, Hamza Bâlî'den sonra doğrudan İdrîs-i Muhtefî'yi kaydetmiş, eserlerinde Hasan Kabâdûz'dan hiç söz etmemiştir. Buna karşılık onu kutub sayan kayıtlar da mevcuttur; Lâmekânî Hüseyin Efendi'nin ona intisabı anlatılırken "Hamza Bâlî'den sonra kutbiyyet makamına geçen Bursalı Hasan Kabâdûz" ifadesi kullanılır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

İstanbul'a gitmeyip Bursa'da kalması

Şeyhinin ve pîrdaşı Hamza Bâlî'nin uğradığı takibat karşısında temkinli davranmış, başşehre gitmeyip memleketi Bursa'da oturmuş ve orada vefat etmiştir (1010/1601).

Metni gösterMetni daralt

Hasan Kabâdûz temkinli hareket ederek İstanbul'a gitmemiş, memleketi Bursa'da oturmuş ve orada vefat etmiştir (1010/1601). Bu tercih, Bayramî-Melâmîliği'nin en ağır takibat dönemine denk düşer: kendisiyle aynı mürşide bağlı olan Hamza Bâlî idam edilmiş, mensupları hakkında Bosna ve çevresine sıkı takip fermanları gönderilmişti. Kendisinden sonra kutbiyyete geçen İdrîs-i Muhtefî döneminde de gizlenme esas alınmıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Hamzaviyye'nin onun eliyle sürmesi

Hamza Bâlî'nin idamından sonra onun adıyla anılmaya başlayan tarikatı devam ettiren kişi olarak kaydedilir.

Metni gösterMetni daralt

Hamza Bâlî'den sonra Hamzaviyye adını alan tarikatın, Bursalı Hasan Kabâdûz tarafından devam ettirilerek XX. yüzyıla ulaştığı kaydedilir. Kendi döneminde tarikata katılanlar arasında, XVII. yüzyılın ilk çeyreğinde İstanbul'da tasavvuf çevrelerinin önemli simalarından Lâmekânî Hüseyin Efendi ile Fusûs şârihi Abdullah Bosnevî sayılır; Bayramî-Melâmî kutubları sıralanırken adı Sârbân Ahmed ve Hüsâmeddin Ankaravî'den sonra, Sütçü Beşir Ağa'dan önce anılır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Zanaat içinde irşad

Mesleği terk etmeden sürdürülen Bayramî hayat.

Metni gösterMetni daralt

Hasan Kabâdûz’un örneğinde tarikat mensubiyeti tekke içine kapanma veya ayırt edici kıyafet şartı doğurmaz; dükkân ve irşad aynı hayat düzeninde sürer.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Nev‘îzâde Atâyî, Hadâ’iku’l-Hakā’ik fî Tekmileti’ş-Şakā’ik, c. II, s. 1248-1253.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

HOCASI / ŞEYHİHüsâmeddin-i AnkaravîHasan Kabâdûz, Hüsâmeddin-i Ankaravî’nin yanında yetişti.TALEBESİ / HALİFESİŞeyh Hüseyin LâmekânîHüseyin Lâmekânî, Hasan Kabâdûz’un hizmetinde yetişti.TALEBESİ / HALİFESİHüsâmeddin-i AnkaravîKaynaklarda Hüsâmeddin Ankaravî'nin müridi olarak anılır; aynı mürşide bağlı olan Hamza Bâlî ile pîrdaştır.DEVAM EDEN BAĞLANTIHamza Bâlî BosneviHamza Bâlî'nin idamından sonra kutbiyyet makamına onun geçtiği belirtilir; ancak La'lîzâde ve Sâdık Vicdânî gibi Melâmî müellifleri Hamza Bâlî'nin ardından doğrudan İdrîs-i Muhtefî'yi kaydettikleri için bu haleflik tartışmalıdır.DEVAM EDEN BAĞLANTIİdrîs-i Muhtefî1010 (1601) yılında vefatının ardından kutbiyyet makamına İdrîs-i Muhtefî geçmiştir.TALEBESİ / HALİFESİŞeyh Hüseyin LâmekânîŞiirlerinde "evsiz barksız" anlamındaki Lâmekânî mahlasını kullanan Hüseyin Efendi (ö. 1035/1625) ona intisap etmiştir; intisabının ne zaman gerçekleştiği bilinmemektedir. Lâmekânî, şeyhinin vefatından sonra kutub olan İdrîs-i Muhtefî döneminde "kalbe bakıcılık" görevini sürdürmüş ve Olanlar Şeyhi İbrâhim Efendi'yi yetiştirmiştir.TALEBESİ / HALİFESİAbdullah Bosnevî992'de (1584) Bosna'da doğan, tahsiline orada başlayıp İstanbul'da devam eden Abdullah Bosnevî, devrin ilim ve kültür merkezlerinden Bursa'ya giderek Hasan Kabâdûz'a intisap etmiştir. İkinci dönem Melâmîleri diye bilinen Bayramî Melâmîleri'nin önde gelen temsilcilerinden sayılan Bosnevî daha sonra Mısır, Hicaz ve Şam'da bulunmuş, Konya'da vefat etmiştir.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ, Cilt II
  2. [2]Nev‘îzâde Atâyî, Hadâ’iku’l-Hakā’ik fî Tekmileti’ş-Şakā’ik, c. II, s. 1248-1253
  3. [3]Nev‘îzâde Atâyî, Hadâ’iku’l-Hakā’ik fî Tekmileti’ş-Şakā’ik, c. II, s. 1854-1857
Ortak kaynak kataloğunu aç →