HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Bosna'dan Hüsâmeddin-i Ankaravî'ye
Bosna kökenlidir. Kaynak, Ahmed-i Sârbân'ın halifesi Hüsâmeddin-i Ankaravî'den tasavvuf terbiyesi aldığını ve onun ardından yaklaşık beş yıl hilâfet hizmeti yürüttüğünü bildirir. Sonraki gelenek adını Bâlî Ağa olarak da korur; “Hamza” lakabının mürşidi tarafından verildiği anlatılır.
Bosna'daki çevresi ve Hamzaviyye adı
Bosna'da geniş bir mürid çevresi oluştu. “Hamzavî” adı, onun ölümünden sonra bağlılarını ve aynı mânevî-sosyal çevreyi tanımlayan bir ad hâline geldi. Bu yapı, modern anlamda tek merkezli ve değişmez bir teşkilat gibi sunulmamalıdır; farklı dönemlerde siyasî ve dinî otoritelerin kuşkusuyla karşılaşan Bayramî-Melâmî damarının tarihî adlarından biridir.
Yargılama ve idam
Nev‘îzâde, şer‘e aykırı görülen hâller isnadı üzerine İstanbul Tahtakale'de idam edildiğini kaydeder. Tarih 969/1562'dir. Kaynak isnatları aktarır fakat ayrıntılı yargılama belgesini vermez; bu sebeple suçlamalar kanıtlanmış fiiller gibi tekrarlanmaz. Daha sonraki metinlerde Ebüssuûd Efendi'nin fetvası ve dönemin şeyhleriyle yaşanan ihtilaflar zikredilir.
Takip ve baskı
İdamın ardından Bosna kadısı Bâlî Efendi'nin bölgede Hamza Bâlî'ye bağlı kişileri soruşturduğu, tutuklama ve idamların yaşandığı aktarılır. Rakamlar ve toplu kıyım anlatıları kaynak türüne göre değiştiğinden, güvenilir belge olmadan kesin sayı verilmemiştir.
Tahtakale ve mezar hafızası
Atâyî, idam yerini Tahtakale olarak gösterir. Sonraki İstanbul ziyaret geleneği mezar ve meşhed hafızasını Silivrikapı–Mevlevîhâne yolu çevresine bağlar. İdam yeri, ilk defin ve daha sonraki ziyaretgâh kaydı aynı şeymiş gibi kesinleştirilmemiştir.
Gelenek içi anlatılar
İdam sırasında bir bağlısının kendisini hançerlediği; Hamza adının mürşidinin duasıyla verildiği ve şehadetinin önceden sezildiği anlatılır. Bunlar tarihî kronolojiden ayrı, Hamzavî hafızasının menkıbe katmanında değerlendirilir.