Ara
Menü

Hamza Bâlî Bosnevi

Hamza Bâlî Bosnevi (ö. 969/1562), Hüsâmeddin-i Ankaravî'nin halifesi; Bosna'da geniş bir bağlı çevre oluşturmuş ve İstanbul Tahtakale'de idam edilmesinin ardından Hamzaviyye adıyla anılan tarihî hareketin merkez şahsiyetidir.

Vefat
1562
Unvan
Bayramî-Melâmî şeyhi ve Hamzaviyye çevresinin pîri

Bosna'dan Hüsâmeddin-i Ankaravî'ye

Bosna kökenlidir. Kaynak, Ahmed-i Sârbân'ın halifesi Hüsâmeddin-i Ankaravî'den tasavvuf terbiyesi aldığını ve onun ardından yaklaşık beş yıl hilâfet hizmeti yürüttüğünü bildirir. Sonraki gelenek adını Bâlî Ağa olarak da korur; “Hamza” lakabının mürşidi tarafından verildiği anlatılır.

Bosna'daki çevresi ve Hamzaviyye adı

Bosna'da geniş bir mürid çevresi oluştu. “Hamzavî” adı, onun ölümünden sonra bağlılarını ve aynı mânevî-sosyal çevreyi tanımlayan bir ad hâline geldi. Bu yapı, modern anlamda tek merkezli ve değişmez bir teşkilat gibi sunulmamalıdır; farklı dönemlerde siyasî ve dinî otoritelerin kuşkusuyla karşılaşan Bayramî-Melâmî damarının tarihî adlarından biridir.

Yargılama ve idam

Nev‘îzâde, şer‘e aykırı görülen hâller isnadı üzerine İstanbul Tahtakale'de idam edildiğini kaydeder. Tarih 969/1562'dir. Kaynak isnatları aktarır fakat ayrıntılı yargılama belgesini vermez; bu sebeple suçlamalar kanıtlanmış fiiller gibi tekrarlanmaz. Daha sonraki metinlerde Ebüssuûd Efendi'nin fetvası ve dönemin şeyhleriyle yaşanan ihtilaflar zikredilir.

Takip ve baskı

İdamın ardından Bosna kadısı Bâlî Efendi'nin bölgede Hamza Bâlî'ye bağlı kişileri soruşturduğu, tutuklama ve idamların yaşandığı aktarılır. Rakamlar ve toplu kıyım anlatıları kaynak türüne göre değiştiğinden, güvenilir belge olmadan kesin sayı verilmemiştir.

Tahtakale ve mezar hafızası

Atâyî, idam yerini Tahtakale olarak gösterir. Sonraki İstanbul ziyaret geleneği mezar ve meşhed hafızasını Silivrikapı–Mevlevîhâne yolu çevresine bağlar. İdam yeri, ilk defin ve daha sonraki ziyaretgâh kaydı aynı şeymiş gibi kesinleştirilmemiştir.

Gelenek içi anlatılar

İdam sırasında bir bağlısının kendisini hançerlediği; Hamza adının mürşidinin duasıyla verildiği ve şehadetinin önceden sezildiği anlatılır. Bunlar tarihî kronolojiden ayrı, Hamzavî hafızasının menkıbe katmanında değerlendirilir.

Bayramiyye-Himmetiyye tâcı
BAĞLI YOLUN MADDÎ HAFIZASIBayramiyye-Himmetiyye tâcı

Terksiz Himmetiyye tâcı. Müze kaydında Himmetzâde Dergâhı'nın son şeyhi Tâhir Himmetoğlu ile ilişkilendirilir.

Ağ ve yol

Menkıbeler

İlk 2 kayıt gösteriliyor

MENKIBE · GELENEK İÇİ

Kıymetini bilen, takdir eden erbab-ı kemal eksik olmamıştır

Kıymetini bilen, takdir eden erbab-ı kemal eksik olmamıştır. La'li-zade, Risale'sinde diyor ki: "Nice ulema ve suleha ve ehl-i keramet adamlara, "Hamzavldir" diye töhmet ve mü­ lahadeden olmak üzere mezemmet ve umur-ı şenia isnadıyla şutum ve şematet eder. Bi-takdiri'llahi teala halkın bu hususta eracifi melamiyyuna setr olup, tarikat-ı aliy­ ye fukarası Hamzavilik ile müttehemdir. (\ 1-?ı -l:i )"355 La'li-zade, bu zat-ı mükerremi kutbiyyet ile tavsif ediyor.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç
Gelenek içi anlatı

Bu bölüm kaynak biyografideki bağlamıyla verilir; tarihî biyografiyle aynı kesinlik düzeyinde değerlendirilmez.

(HAMZAVİLER) Ridil-i Hamzaviyye'nin piş-vası olan bu zat-ı muhterem, tarih-i Osmani'de bile yer tutmuş ve cidden bir meslek-i hakikat ta'kib eylemiştir. Ankaralı Şeyh Hüsameddin'den ahz-ı velayet edenlerden biri de bu zattır. Genç­ liğinde ba'zı vüzera hizmetinde ve ziyy-i avamda olup, lakin kesret-i riyazetle ser­ mest-i bade-i muhabbet idi. Esrar-ı dili ketm ü ihfada olup, kıble-i aşk u muhabbete müteveccih ferid ü yekta idiler. Hüsameddin'in yerine geçtikten sonra Bosna'ya nakl ü hicret etmişlerdir. Mer­ vidir ki, Bosna mey-gedelerine varıp, müstaid adamlar gördükte, "Ey oğul! Hamrııı ne neş'esi okıcak, tôib ol; bana gel, smıa b&le-i Rahman vereyim; nuş eyle, kıyamete degin sek­ ran olasın." diye halkı tarik-ı Hakk'a da'vet ederdi. "Hamzavilik" nam-ı bülendi, bu zat-ı pür-irfanın tabiinine verilmiş bir ism-i şe­ rifdir. Şakayık zeyli Atai'de: "Bosnaviyyü'l-asl olup, dört-beş sene mikdarı hilafet-i ına'neviyye emrinde kaim-i ınakam olmuştur. Şer'-i şerife na-mülayim ahvali zuhur eyle­ dikte, İstanbul' da Tahtakale'de boynu vuruldu." deniliyor ve ilaveten, "Bosna kadısı Ba­ li merhumun ol diyarda müridleri namıııa olan mürdeyi teftiş ile hayli kimse ahz ü kati olun­ du." diye yazıyor. Hamza-i Bali'nin şehadetine sebeb olan, meşayıh-ı Halvetiyyeden Şeyh Nured­ din'dir. Seyyid Seyfullah Efendi, Camiu'l-Avarif'inde der ki: " Ş eyh Hamza nam ında bir kimse zuhilr edip, halkı kendüye tabi' kılıp, "Amma mez­ hebinde vüs 'at , efiilinde kabahat vardır. " d iye söylerlerd i. Nureddin Efe nd i gayret-i din için daman der-miyan edip, müftüye ve kadıya gitti, det' u ret'ine ikdam etti. Boy­ nunu vurdurdu . Etrafında yüzden z iyade ahbabını da öldürttü." La havle ve la kuvvete illa billah. Nı1reddin'in oğlu Şeyh Mustafa Efendi "Nureddin-zade" diye şöhret-girdir. Am­ ma babasının zevkinde, meşrebinde değildi. Bi-hakkın evliyau'llah'dan idi. Hamzavi­ az liği, hakikatta anlayanlar pek idi. MeşhOrdur, o zaman, Kadıköy'de, Fenerbahçe'de onbin kadar insanı "Hamzavi" diye kılıçtan geçirdiler. Orada el'an rGhiiniyyetleri vardır. Şehid-i müşarünileyhin ismi "Bali Ağa"dır. "Hamza" na.m-ı bülendini Cenab-ı Hüsameddin-i Ankaravi tevsim buyurmuşlardır. EbussuGd fetvasıyla 969/( 1 562) se­ nesinde lstanbul'da Tahtakale civarında Devoğlu Çeşmesi'nde şehid edilmiş olduğu muhakkaktır. Bu mahalde meşhed-i mubiirekleri el'an mevcGd ve ziyaret-gah-ı erbab­ ı şuhGddur. Mezar taşında, "Kutbu'l-ô.rifin , gavsu'l-vô.silın eş-Şeyh Hace Hamza kuddise sırruhft hazretlerinin merkad-i münewerleridir 969." yazılıdır. Muvacehe penceresinin halasında ise, "TarıKat.-ı aliyye-i Bayramiyye riciilinden Hü­ sô.meddın-i Ankaravi halıfesi Bosnevi eş-Şeyh Hace Hamza (kuddise sırruhft) hazretlerinin merkad-i münewerleridir. Kendileri müstalrak-i cezbe-i ilahi ve mukô.rin-i sohbeti olanlar ise bi-ihtiyô.r müncezib olurlardı . Ba'zı hô.lô.t-ı acibesi istidrô.ca haml olunduğundan, bu makam­ da nô.il-i rütbe-i şehadet olmuşlardır. 969 . " ibaresi yazılıdır. (Rahmeıu'llô.hi aleyh) Nam-ı şeriflerine istinaden, el-hiiletü hazihi, "Hoca Hamza Mahallesi" namıyla bir mahalle vardır. Kıymetini bilen, takdir eden erbab-ı kemal eksik olmamıştır. Ba'de-ma da yine olmayacaktır. La'li-zade, Risale'sinde diyor ki: "Nice ulema ve suleha ve ehl-i keramet adamlara, "Hamzavldir" diye töhmet ve mü­ lahadeden olmak üzere mezemmet ve umur-ı şenia isnadıyla şutum ve şematet eder. Bi-takdiri'llahi teala halkın bu hususta eracifi melamiyyuna setr olup, tarikat-ı aliy­ ye fukarası Hamzavilik ile müttehemdir. (\ 1-?ı -l:i )"355 La'li-zade, bu zat-ı mükerremi kutbiyyet ile tavsif ediyor. Müstakim-zade, Risale'sinde yazıyor ki: "Hüsameddin-i Ankaravi (kuddise sımıhu'l-celt)'den faiz-i rütbe-i hilafet ve va­ sıl-ı gencine-i velayet olanlardan birisi, bu zat- ı muhteremdir. Bosn aviyyü ' l-asıldır. Dört-beş sene emr-i hilafette kaim olup, ba'zı ashab-ı ağraz ol pak-nijadm haklarında iftira-i mahz olmak üzere isnad-ı ma-lem-yekün ile lstanbul'da Tahtakale'de Devoğ- 355. " ... Bu, her şeye galip olan ve her şeyi bilen Allah'ın takdiridir." 6. En'am suresi, 96; 36. Yasin su­ resi, 38. ( H ) ( Hamzaviler) 505 lu Çeşmesi pişga-hında 969/( 1 562 ) tarihinde şerbet-i şehadet iskasıyla şehid ettiler. Mervidir, hin-i şehadetinde müridanından biri zümre-i teber-darandan olmak üzere mesmCı'dur. Pirinin şehadetini muayene eyledikte hemen elindeki hançer ile kendi­ sini kurban eylemiştir. Hz. Şeyh'in na'şını dostları celladlara bahşiş vererek alıp, Si­ livrikapı haricinde Mevlevi-hane kapısına giden yolun sol tarafında defn eylediler. " Müstakillen bir türbesi el'an mevcuddur. Taşdirekler üzerine bina olunmuş, üze­ ri açıktır. Türbenin bir tarafında, "Türbe-i aliye-i Hz. Bali-i şehid; eser-i hayr-ı Mehmed Ali Paşa-yı vahid" muharrerdir. Taşında böyle yazılıdır: Türbeyi yaptıran Mehmed Ali Paşa namında bir vakıf-ı hakikattir. Pek ruhani, ferah-feza bir merkad-i enverdir. Lehü'l-hamd mükerreren ziyaret olunmuştur. Müşarünileyhin, "Hamza" lakabıyla telkih olunmalarının sebebi şudur: Hüsameddin-i Ankaravi, Ankara civarındaki mescid ve zaviyeyi inşa ve ikmal buyurunca, bir Cuma günü resm-i güşadında hazır bulunmak üzere ahibba ve asdıka ve müridanını da'vet buyururlar. Hz. Bali Ağa'ya da mektub yazarlar. Bu yevm-i mev'udda herkes hazır olur. Namaz vakti yaklaşır. Hz. Şeyh, müridanına hitaben, "Bali Ağa geldi mi?" diye bir iki defa sual buyururlar. Biraz sonra görürler ki Bali Ağa, aceleten geliyor. Vusulünde hemen Hz. Şeyh'in hak-i payine yüz sürer. Şeyhi latife­ ten, "Ten-perver olmuşsun , sende ewelki riyazet kalmamış. Her gün tavuk suyuyla çorba içerim dersin. Bu ne garib hilldir? " diye ta'rizde bulununca, "Sultanım! Fi'l-hakika riyaze­ timde kusurum vardır. Yalan değil, tavuk suyuyla çorbayı nefs-i bedim kemal-i heyecan ile isterse uıhkır için İstanbul' da evlerin sokak pencerelerinin yanında köpek ve tavuklara mah­ sus ya/aklardan ara sıra nevale-çın olmağa azm ederim. Sılret-i mlzahda ahbabıma bunu hi­ kaye eylediğimden, efendimin samia-i mürşidanesine ahar surette aksettirilmiş, keyfiyyet bundan ibarettir." cevabında bulundular. Hz. Aziz, bu yolda eracifde bulunanlara şiddetle nazar buyurup, "Benim de senden me'mulum budur. Rabbü'l-alemrn celle şô.nuhu seni ahirette , sultdnüş-şüheda, amm-i Hz. Mustafa, Hamza-i bli-safanm zir-i livasında haşr eylesün ve ft-mii-ba'd ismin Hamza olsun." buyurdular. Bu şekl-i beyandan Şeyh Hamza, başına gelecek saadet-i şehadeti anladı ve an­ ladığını da ahibbasına nakl eyledi. lşte bundan sonra beyne'n-nas, "Şeyh Hamza" di­ ye şöhret b ldu . (Kaddesa'llahu sırrahU) u 356. "Seyyid, şehid, ma'sfim, mağrur Bali, fena yurdundan beka yurduna yer değiştirdi." (H) Hz. Şeyh'in kemalat-ı arifanesi yüksektir. llm-i tevhiddeki mertebesi ve bu mertebeden sözleri, herkesin havsala-i idrakine sığmamıştır. Mukadder olduğu ve şeyhinin işaret ettiği vechile cam-ı şehadeti nGş eylemiştir. Asitan-ı irfanı avamın u havassın melcei idi. Nice vüzera-yı devlet, hankah-ı irfanına derban olmuş idi. Cenab-ı Hak cümlemizi mazhar-ı şafaatleri buyursun, amin bi-hurmeti Nebiyyi'l­ emin. Bir mülahaza-i arifane: Şeyh Muhammed Elif Efendi, Tuhfetü'l-Mürsele Şerhi 'nde bu gibi erbab-ı ke­ malin uğradığı su-i tefehhümlere, telehhüf ederek diyor ki: "Zahir-bin olanların bu gibi hatalarından ve sil-i tefehhümlerinden büyük büyük ze­ vat ba'zı evliyau'llah ve arifiin -ı bi'lliiha ta'rizlere ve inkarlara, hatta tekfirlere kadar cür'etle i'damlar bile vuku' bulmuş ve bu gibi hatiiittan az kimse tashih-i fikr ile ne­ damet etmiş; ekseri musırran bu alemden gitmiştir. Lakin hayf-sad-hayf ki, bu yüzden bir çok zayiat olmuş ve hala da bu gune galatat ve hatiat içinde, ya seleflerine takliden yahud ale'l-gafle pCıyan olan mukallidler de var. Esteizü bi'llah mimma yefterun." Hz. Hamza-i Ball'ııiıı Silivrikapı'daki H.z. Hamza-i Bali hazretlerinin medfeni . meşhedi .

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 2.
MENKIBE · GELENEK İÇİ

İdam yerindeki bağlı anlatısı

Bir bağlısının şeyhinin ölümünü görünce kendisini hançerlediği rivayeti.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

İdam mahallindeki bağlı

Hamza Bâlî'nin idamı sırasında onu izleyen bağlılarından birinin kalabalık arasında bulunduğu aktarılır. Şeyhinin öldürüldüğünü gören bu kişi büyük bir sarsıntı yaşadı.

Kendini hançerlemesi

Atâyî'nin nakline göre bağlı, ayrılığa dayanamayacağını söyleyerek üzerindeki hançeri çekti ve kendisini yaraladı; aldığı yara sebebiyle öldü. Sahne, Hamzavî çevrede şeyhe bağlılığın ölüm sınırına kadar götürüldüğünü gösteren sert bir hatıra olarak dolaşıma girdi.

İdamın tarihî ve hukukî bağlamı ayrı kaynaklarla incelenmelidir. Bağlının davranışı bağımsız adlî kayda dayanan bir vaka gibi değil, Atâyî'nin Hamza Bâlî etrafındaki coşkulu bağlılığı göstermek üzere aktardığı menkıbevî sahne olarak sunulur.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Nev‘îzâde Atâyî, Hadâ’iku’l-Hakā’ik fî Tekmileti’ş-Şakā’ik, s. 395-398.

Eserleri ve metinleri

İlk 1 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Eserleri ve metinleri

Bi-takdiri'llahi teala halkın bu hususta eracifi melamiyyuna setr olup, tarikat-ı aliy­ ye fukarası Hamzavilik ile müttehemdir. (\ 1-?ı -l:i )"355 La'li-zade, bu zat-ı mükerremi kutbiyyet ile tavsif ediyor. Müstakim-zade, Risale'sinde yazıyor ki: "Hüsameddin-i Ankaravi (kuddise sımıhu'l-celt)'den faiz-i rütbe-i hilafet ve va­ sıl-ı gencine-i velayet olanlardan birisi, bu zat- ı muhteremdir. Dört-beş sene emr-i hilafette kaim olup, ba'zı ashab-ı ağraz ol pak-nijadm haklarında iftira-i mahz olmak üzere isnad-ı ma-lem-yekün ile lstanbul'da Tahtakale'de Devoğ- 355.

Metni gösterMetni daralt

Bi-takdiri'llahi teala halkın bu hususta eracifi melamiyyuna setr olup, tarikat-ı aliy­ ye fukarası Hamzavilik ile müttehemdir. (\ 1-?ı -l:i )"355 La'li-zade, bu zat-ı mükerremi kutbiyyet ile tavsif ediyor. Müstakim-zade, Risale'sinde yazıyor ki: "Hüsameddin-i Ankaravi (kuddise sımıhu'l-celt)'den faiz-i rütbe-i hilafet ve va­ sıl-ı gencine-i velayet olanlardan birisi, bu zat- ı muhteremdir. Dört-beş sene emr-i hilafette kaim olup, ba'zı ashab-ı ağraz ol pak-nijadm haklarında iftira-i mahz olmak üzere isnad-ı ma-lem-yekün ile lstanbul'da Tahtakale'de Devoğ- 355.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 2.

Öğütleri

İlk 1 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Söz ve öğüt

MeşhOrdur, o zaman, Kadıköy'de, Fenerbahçe'de onbin kadar insanı "Hamzavi" diye kılıçtan geçirdiler. "Hamza" na.m-ı bülendini Cenab-ı Hüsameddin-i Ankaravi tevsim buyurmuşlardır. EbussuGd fetvasıyla 969/( 1 562) se­ nesinde lstanbul'da Tahtakale civarında Devoğlu Çeşmesi'nde şehid edilmiş olduğu muhakkaktır.

Metni gösterMetni daralt

MeşhOrdur, o zaman, Kadıköy'de, Fenerbahçe'de onbin kadar insanı "Hamzavi" diye kılıçtan geçirdiler. "Hamza" na.m-ı bülendini Cenab-ı Hüsameddin-i Ankaravi tevsim buyurmuşlardır. EbussuGd fetvasıyla 969/( 1 562) se­ nesinde lstanbul'da Tahtakale civarında Devoğlu Çeşmesi'nde şehid edilmiş olduğu muhakkaktır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 2.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

GELEN BAĞLANTIŞeyh Hüsâmeddin-i Ankaravi HazretleriHamza Bâlî, Hüsâmeddin-i Ankaravî'nin halifesi olarak yaklaşık beş yıl irşad hizmeti yürüttü.