HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
İlim tahsilinden tasavvuf yoluna
Asıl adı Şeyh Mehmed el-Cemâlî olan ve Çelebi Halife diye tanınan sûfî, Cemâleddin-i Aksarâyî ailesine mensuptur. İlk yıllarında zâhirî ilimlerle meşgul oldu. Medrese tahsili sırasında tasavvufa ilgi duyarak Halvetiyye çevresine yöneldi.
Karaman, Tokat ve Erzincan'daki terbiyesi
Önce Karaman'da Alâeddin Halvetî'nin halifelerinden Şeyh Abdullah'ın yanında halvete girdi. Aynı dönemde Karaman'a gelen Alâeddin Halvetî ile de görüştü; fakat kendisini henüz hırka giymeye ehil görmediğini söyleyerek teklif edilen cübbeyi kabul etmedi. Şeyh Abdullah'ın vefatından sonra Tokat'a gidip İbn Tâhir'in yanında yeniden halvete girdi ve ağır bir riyâzet devresi geçirdi.
İbn Tâhir'in vefatı üzerine Erzincan'a geçti. Molla Pîrî ile birlikte Yahyâ-yı Şirvânî'ye ulaşmak üzere yola çıktıysa da Şirvan pîrinin vefat haberini alınca Erzincan'a döndü. Tasavvuf eğitimini Pîrî Halife'nin yanında tamamladı ve onun tarafından Anadolu'da irşadla görevlendirildi. Bu sıra, Çelebi Halife'nin Halvetiyye içindeki aktarım yerini belirleyen ana kaynak kaydıdır.
II. Bayezid devri ve hac yolculuğu
Çelebi Halife, II. Bayezid'in çevresinde itibarlı bir şeyh olarak tanındı. Padişah tahta çıktıktan sonra onu kırk dervişle birlikte hacca gönderdi; kafileden mukaddes beldelerde dua etmeleri istendi ve yol masrafları karşılandı. Çelebi Halife Mekke'ye ulaşamadan yol üzerinde vefat etti. Kaynaktaki siyasî keşif ve keramet anlatıları bu tarihî çerçeveden ayrı, dönemin gelenek içi hafızası olarak değerlendirilmelidir.
Tarihî etkisi
Çelebi Halife'nin önemi yalnız şahsî irşadında değil, yetiştirdiği halifeler üzerinden Halvetiyye'nin Osmanlı şehirlerinde yayılmasındadır. Onun aktarım hattı Sünbül Sinan ve sonraki İstanbul Halvetî çevreleriyle genişledi; böylece Cemâliyye nispeti Halvetiyye'nin dört ana gövdesinden biri hâline geldi.
