Ara
Menü

Çelebi Halife Cemâl-i Halvetî

Çelebi Halife diye tanınan Mehmed Cemâl-i Halvetî (ö. 899/1493-94), Pîr Muhammed Erzincânî’nin halifesi; Amasya’dan İstanbul’a uzanan irşad faaliyeti, Koca Mustafa Paşa Âsitânesi ve Sünbül Sinân başta olmak üzere halifeleriyle Halvetiyye’nin Cemâliyye ana koluna adını veren pîrdir.

Vefat
1494
Unvan
Cemâliyye’nin pîri ve Koca Mustafa Paşa Âsitânesi’nin ilk şeyhi
Temalar
Halvetiyye, Cemâliyye, Pîr Muhammed Erzincânî, Amasya, II. Bayezid, Koca Mustafa Paşa Âsitânesi, Sünbül Sinân, halvet, irşad

Adı, lakabı ve aile nispeti

Asıl adı Mehmed’dir. Kaynaklarda Şeyh Mehmed el-Cemâlî, Cemâl-i Halvetî, Cemâleddîn Halvetî ve en yaygın biçimiyle Çelebi Halife diye anılır. Cemâleddîn-i Aksarâyî ailesine mensup olduğu kaydedilir; fakat aynı isimle tanınan XIV. yüzyıl âlimi Molla Cemâleddîn Muhammed el-Aksarâyî ile aynı kişi değildir. “Aksarâyî” burada aile ve nesep bağını, “Cemâlî” ise kendisinden doğan Halvetî kolunu gösterir.

İlim tahsili ve tasavvufa yönelişi

Gençliğinde zâhirî ilimlere yöneldi. Fıkıh öğretiminin temel metinlerinden Muhtasar okuduğu sırada tasavvuf yoluna güçlü bir ilgi duydu. Medrese tahsilini terk ederek bir anda pîrlik iddiasında bulunmadı; farklı şeyhler yanında halvet, riyâzet ve hizmetle geçen uzun bir terbiye devresinden sonra irşad görevi aldı.

Karaman’da Şeyh Abdullah

Karaman’da, Alâeddin Halvetî’nin halifelerinden Şeyh Abdullah’ın yanında halvete girdi. Aynı sırada Karaman’a gelen Alâeddin Halvetî ile görüştü. Menkıbe kaydı Alâeddin Halvetî’nin ona cübbesini teklif ettiğini, Çelebi Halife’nin ise hırka ve cübbenin liyakatle giyilmesi gerektiğini söyleyerek kendisini henüz ehil görmediğini anlatır. Bu sahne, gelenek hafızasında onun tevazu ve seyrüsülûk anlayışını temsil eder.

Tokat’ta İbn Tâhir terbiyesi

Şeyh Abdullah’ın ve ardından Alâeddin Halvetî’nin vefatından sonra Tokat’a giderek İbn Tâhir’in yanında halvete girdi. Kaynak, İbn Tâhir’in müridlerine ağır riyâzet uyguladığını; birçok kişinin ayrıldığı bu devrede Mehmed Cemâlî’nin hizmet ve mücâhedeyi sürdürdüğünü bildirir. İbn Tâhir’in başlangıçtaki sert tutumunun, onda görülen manevî gelişmeden sonra yakınlığa dönüştüğü anlatılır.

Erzincan ve Pîr Muhammed Erzincânî

İbn Tâhir’in vefatı üzerine Erzincan’a geçti. Kaynakların “Molla Pîrî” ve “Pîr Ahmed” gibi farklı biçimlerde aktardığı şeyh, Halvetî silsile karşılaştırmalarında Pîr Muhammed Bahâeddin Erzincânî olarak belirginleşir. Çelebi Halife, onunla birlikte Yahyâ-yı Şirvânî’ye ulaşmak üzere yola çıktı; fakat Şirvan pîrinin vefat haberini alınca Erzincan’a döndü. Tasavvuf eğitimini Pîr Muhammed’in yanında tamamladı ve onun tarafından Anadolu’da irşadla görevlendirildi.

Silsiledeki yeri

Çelebi Halife’nin temel irşad hattı Hz. Peygamber’den Hz. Ali ve Cüneyd-i Bağdâdî çevresi üzerinden Halvetiyye pîrlerine; oradan Seyyid Yahyâ-yı Şirvânî, Pîr Muhammed Erzincânî ve Çelebi Halife’ye ulaşır. Bu zincir, Cemâliyye’nin Halvetiyye’den kopuk yeni bir yol olmadığını; ana gövdenin Anadolu ve İstanbul’daki güçlü bir devamı olduğunu gösterir.

Amasya’daki irşad çevresi

İlk geniş irşad çevresini Amasya’da kurdu. Şehzade Bayezid, Amasya valiliği sırasında ona intisap etti; oğlu Şehzade Ahmed’in terbiyesiyle de Çelebi Halife’yi görevlendirdi. 880/1475 dolaylarında Hoca Sultan adıyla bilinen zâviyenin onun adına yaptırıldığı kaydedilir. Bu merkez, Cemâliyye’nin İstanbul’dan önceki kurumsal durağıdır.

II. Bayezid ile ilişkisi

Çelebi Halife’nin II. Bayezid’le ilişkisi yalnız saray himayesi değildir. Şehzadelik yıllarında başlayan manevî yakınlık, Bayezid’in tahta çıkışından sonra İstanbul’a davet edilmesiyle devam etti. Dönemin menâkıb kaynaklarında taht mücadelesi, Karamanî Mehmed Paşa ve Şeyh Vefâ çevresinde olağanüstü keşif anlatıları bulunur. Bunlar siyasî olayların belgesi gibi değil, Çelebi Halife’nin Bayezid yanındaki itibarını açıklayan gelenek içi hafıza olarak okunmalıdır.

İstanbul’a gelişi

II. Bayezid’in daveti üzerine dervişleriyle İstanbul’a geldi. Menâkıbnâme Üsküdar’da denizin geçit vermemesi, dervişlerden birinde bulunan üç akçenin ortaya çıkması ve paranın bırakılmasından sonra havanın açılması anlatısını aktarır. Rivayetin tarihî çekirdeği, kalabalık bir Cemâlî topluluğunun Anadolu’dan başkente taşınmasıdır.

Koca Mustafa Paşa Âsitânesi

Sadrazam Koca Mustafa Paşa, eski bir manastır-kilise yerleşkesinden dönüştürülen yapıyı onun için zâviye hâline getirdi. Cami, medrese, imaret, hamam ve tekke birimlerinin birleştiği bu merkez, İstanbul Halvetîliğinin başlıca âsitânelerinden oldu. Bugün Kocamustafapaşa’daki Sünbül Efendi Camii ve Dergâhı adıyla tanınan külliyenin Cemâlî hafızası Çelebi Halife ile başlar.

Cemâliyye’nin teşekkülü

Cemâliyye, Halvetiyye’nin dört ana gövdesinden biridir ve adını Çelebi Halife’nin “Cemâlî” nispetinden alır. Kolun belirginleşmesi tek bir tarihte verilmiş idarî bir kuruluş kararı değildir. Pîr Muhammed Erzincânî’den alınan irşad emaneti, Amasya çevresi, İstanbul’daki âsitâne ve yetiştirilen halifeler zaman içinde müşterek bir Cemâlî kimlik meydana getirdi.

Halifeleri

En tanınmış halifesi Sünbül Sinân’dır; mürşidinin vefatından sonra Koca Mustafa Paşa postuna geçti ve Cemâliyye içinden Sünbüliyye kolunun teşekkülünü sağladı. Kāsım Çelebi, Yusuf Sinâneddin Erdebîlî ve başka halifeler İstanbul ile Anadolu’nun farklı merkezlerinde irşad hizmeti yürüttü. Kaynaklarda geçen her sohbet mensubu doğrudan halife sayılmamış, yalnız açık hilâfet ve irşad kayıtları kişi ağına bağlanmıştır.

Sünbüliyye ve Şâbâniyye’ye uzanan tesir

Sünbül Sinân üzerinden Sünbüliyye, Cemâliyye’nin İstanbul’daki en güçlü devamı oldu. Cemâlî gövde daha sonraki yüzyıllarda Şâbâniyye gibi geniş irşad çevreleriyle de ilişkilendirildi. Bu alt kolların her biri kendi pîrleri ve tarihî merkezleriyle müstakil kimlik kazanırken Çelebi Halife ortak üst gövdenin pîri olarak kaldı.

Eserleri ve nur âyeti risalesi

Çelebi Halife’ye tasavvuf ve Kur’an yorumu alanında bazı risâleler nispet edilir. Özellikle nur âyetini müstakil biçimde yorumlayan bir risalesinin Süleymaniye Kütüphanesi Carullah koleksiyonunda kaydedildiği belirtilir. Eser adları ve nüsha nispetleri ayrıca yazma kataloglarıyla denetlenmelidir; yalnız sonraki listelerde görülen adlar kesin telif gibi sunulmamıştır.

Hac yolculuğu ve vefatı

II. Bayezid, Çelebi Halife’yi kırk dervişle birlikte hacca gönderdi; mukaddes beldelerde salgının uzaklaşması için dua etmelerini istedi ve yol masraflarını karşıladı. Çelebi Halife Mekke’ye ulaşamadan hac yolu üzerinde vefat etti. Kesin vefat ve defin noktası ilk kaynakta belirtilmediğinden haritada tahminî mezar işareti oluşturulmamıştır.

Vefat tarihindeki ihtilaf

Kaynaklarda 899/1493-94 ve 903/1497-98 tarihleri birlikte dolaşır. Erken tarihlendirme ve modern akademik çalışmaların önemli bir bölümü 899/1493-94’ü benimser; bazı Halvetî tabakatları 903/1497-98’i verir. Kişi künyesinde 1494 esas alınmış, farklı tarih biyografinin içinde görünür bırakılmıştır.

Tarih içindeki yeri

Çelebi Halife, Halvetiyye’nin Azerbaycan ve Erzincan’daki irşad hattını Amasya ve İstanbul’a taşıyan kurucu şahsiyetlerden biridir. Onun hayatında medrese tahsili, halvet ve riyâzet, şehzade çevresi, vakıf kurumu ve şehirli tekke düzeni birleşir. Koca Mustafa Paşa Âsitânesi ile halifeleri, İstanbul tasavvuf hayatının sonraki yüzyıllarını belirleyen geniş bir ağın başlangıcını oluşturmuştur.

COĞRAFÎ HAFIZA6 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi6 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

KİŞİLER AĞIBağlantılarını aç9 doğrudan bağlantıAğda gör →
ÇOKLU İRŞAD GÜZERGÂHI2 ayrı bağlamda görünüyorHer bağlantı ayrı açılır; ortak gövde, kol aidiyeti anlamına gelmez.

Menkıbeler

İlk 2 kayıt gösteriliyor

MENKIBE · GELENEK İÇİ

Şirvan’dan İstanbul’a uzanan irşad yolculuğu

Çelebi Halife’nin Seyyid Yahyâ-yı Şirvânî’nin vefat gecesindeki istihâresi, Pîr Ahmed’e yönelmesi ve yüz dervişle İstanbul’a gelişi.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Seyyid Yahyâ’nın kabri başındaki istihâre

Çelebi Halife, uzun bir ilim tahsilinden ve farklı sûfî çevrelerle temasından sonra Halvetiyye şeyhlerinden Şeyh Tâhir’e bağlandı. Şeyh Tâhir bir müddet sonra onun güçlü istidadını görerek artık kendisini irşad etmeye gücünün yetmeyeceğini, Seyyid Yahyâ-yı Şirvânî’ye gitmesi gerektiğini söyledi. Çelebi Halife Şirvan’a doğru yola çıktı; Azerbaycan’da Pîr Ahmed’le karşılaştığında, Seyyid Yahyâ’ya ulaşmasının güç olduğunu fakat geri dönerse muradına ereceğini bildiren işaretli bir söz işitti.

Menâkıbnâmeye göre Çelebi Halife Şirvan’a girdiği gün Seyyid Yahyâ vefat etmişti. Cenaze namazına katıldı; geceyi onun kabri başında istihâreyle geçirdi. Rüyasında Seyyid Yahyâ kendisine, mârifet emanetinin Pîr Ahmed’e teslim edildiğini ve halifelerinin halifesinin o olduğunu söyleyerek geri dönmesini bildirdi. Çelebi Halife yeniden Pîr Ahmed’e ulaştı, sohbetinde bulundu, irşad icâzeti aldı ve Anadolu’ya gönderildi.

Üsküdar’daki üç akçe ve İstanbul’a geçiş

Bir müddet Tokat ve Amasya’da kaldıktan sonra II. Bayezid’in daveti üzerine yüz kadar dervişle Üsküdar’a geldi. Kışın kar ve yağmur altında üç gün beklemelerine rağmen deniz geçit vermedi. Dervişler araştırılınca birinin yanında üç akçe bulundu. Çelebi Halife gecikmeye bu gizli birikimin sebep olduğunu söyleyerek parayı denize attı; rivayete göre hava hemen açıldı. Padişahın gönderdiği kadırgayla İstanbul’a geçildi.

İstanbul’da âlimler, şeyhler ve devlet erkânı onu ziyaret etti. Kapıcıbaşı Hacı Muslihuddin’in girişimi ve II. Bayezid’in tahsisiyle Yedikule civarındaki eski kilise yerinde hankâh, cami, medrese, imaret ve hamamdan oluşan bir merkez kuruldu. Menâkıbnâme, Çelebi Halife’nin burada dokuz yıl kadar irşadla meşgul olduğunu ve çevresinde geniş bir halife ağı oluştuğunu bildirir.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Menâkıb-i Şerîf ve Tarîkatnâme-i Pîrân ve Meşâyih-i Tarîkat-i Aliyye-i Halvetiyye.
TARİHÎ KAYIT

Veba duası için hacca gönderilmesi ve Tebük yolunda vefatı

Padişah tarafından veba hastalığına yakalananlara dua etmesi için kırk dervişiyle birlikte hacca gönderildi; yerine Sünbül Sinan'ı vekil bırakıp yola çıktı ve Tebük yakınlarında vefat etti. Vefatına “kad mâte şâh-ı evliyâ” (899) cümlesi tarih düşürülmüştür.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Cemâl-i Halvetî'nin son yolculuğu bir salgınla ilgilidir: padişah tarafından veba hastalığına yakalananlara dua etmesi için kırk dervişiyle beraber hacca gönderilmiş, Koca Mustafa Paşa'daki dergâhta yerine Sünbül Sinan'ı vekil bırakarak yola çıkmıştır. İstanbul'dan ayrılırken Sünbül Sinan'a haber gönderip kendisinin de hacca gelmesini istediğini bildirmiş, fakat yolda Tebük yakınlarında vefat ettiği için bu buluşma gerçekleşmemiştir. Vefatına “kad mâte şâh-ı evliyâ” (899) cümlesi tarih olarak düşürülmüştür.

Vefat yılı kaynaklarda tam örtüşmez. Kayıtların bir kısmı 899 (1494) tarihini verir. Bir başka kayıtta ise aynı olay iki ayrı yerde farklı yıllarla anılır: bir yerde “Tebük yakınlarında 899/1496 yılında vefat etti” denirken, başka bir yerde Koca Mustafa Paşa hankahında yaklaşık on-on bir yıl irşadda bulunduğu belirtilip vefat 903/1497 olarak verilir. Hicrî 899 karşılığının 1494 olduğu göz önüne alınırsa bu kayıtlar arasındaki fark hem hicrî yılda hem çevrimde ortaya çıkmaktadır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.

Kavram dünyası

İlk 6 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Cemâliyye ve İstanbul

Halvetiyye'nin İstanbul'daki kurumsal yayılışında Kocamustafapaşa merkezi ve Cemâliyye kolu belirleyici oldu.

Metni gösterMetni daralt

Halvetiyye'nin İstanbul'daki kurumsal yayılışında Kocamustafapaşa merkezi ve Cemâliyye kolu belirleyici oldu.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Menâkıb-i Şerîf ve Tarîkatnâme-i Pîrân ve Meşâyih-i Tarîkat-i Aliyye-i Halvetiyye.
TARİHÎ KAYIT

Doğum yeri: Aksaray mı, Amasya mı?

Tam adı Ebü'l-Füyûzât Muhammed b. Hamîdüddin b. Mahmûd b. Muhammed b. Cemâleddin el-Aksarâyî'dir; doğum tarihi bilinmez. Tomar-ı Turuk-ı Aliyye ile Osmanlı Müellifleri Amasya'da doğduğunu kaydederken diğer kaynaklar Aksaray'da doğduğunda birleşir.

Metni gösterMetni daralt

Çelebi Halîfe diye meşhur olan Cemâl-i Halvetî'nin tam adı Ebü'l-Füyûzât Muhammed b. Hamîdüddin b. Mahmûd b. Muhammed b. Cemâleddin el-Aksarâyî'dir; doğum tarihi bilinmemektedir. Nisbesinin de işaret ettiği gibi Cemâleddin Aksarâyî neslinden geldiği belirtilir.

Doğum yeri konusunda kaynaklar ikiye ayrılır. Tomar-ı Turuk-ı Aliyye ile Osmanlı Müellifleri'nde Amasya'da doğduğu kayıtlı ise de diğer kaynaklar onun Aksaray'da doğduğunda birleşirler; ilk tahsilini de doğduğu yerde yaptığı belirtilir. “Mefhar-ı aktâb-ı devrân” diye anılmıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Halvetiyye'den önceki Zeyniyye intisabı

Aksaray'daki ilk tahsilinden sonra İstanbul'a gidip medrese ilimleriyle meşgul olurken tasavvufa meyletti; Sefîne'ye göre önce Zeyniyye şeyhlerinden Hacı Halîfe diye tanınan Seyyid Abdullah el-Kastamonî'ye intisap edip icâzet aldı, ancak duyduğu tatminsizlik sebebiyle yeni yollar aramaya başladı.

Metni gösterMetni daralt

Cemâl-i Halvetî'nin tasavvuf yolundaki ilk durağı Halvetiyye değildir. İlk tahsilini doğduğu yerde tamamladıktan sonra İstanbul'a gitti ve medrese ilimleriyle meşgul olurken tasavvufî hayata meyletti. Sefîne'ye göre bu dönemde Zeyniyye tarikatı şeyhlerinden olup Hacı Halîfe diye tanınan Seyyid Abdullah el-Kastamonî'ye intisap etti ve sülûkünü tamamladıktan sonra icâzet aldı.

Bir müddet sonra içinde duyduğu tatminsizliği gidermek için yeni yollar aramaya başladı; Karaman'da olduğunu duyduğu Alâeddin Halvetî'nin müridi Abdullah Karamânî'ye intisap etmesiyle Halvetî çevresine girdi. Böylece onun sülûkü, tamamlanmış bir Zeyniyye icâzetinin ardından yeniden başlayan ikinci bir arayışın ürünüdür.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Envârü'l-kulûb'da yedi mertebe ve yedi seyir

Envârü'l-kulûb risâlesinde İsrâ sûresinin 70-72. âyetlerine dayanarak tasavvufî hayatın yedi mertebesini sıralar ve bunları yedi seyir çeşidiyle eşleştirir.

Metni gösterMetni daralt

Cemâl-i Halvetî Envârü'l-kulûb adlı risâlesinin ilk satırlarında İsrâ sûresinin 70-72. âyetlerini naklettikten ve bu âyetlere işârî izahlar getirdikten sonra tasavvufî hayattaki yedi mertebeyi bunlara dayandırır. Bu mertebeler sadr, kalb, ruh, sır, fenâ fillâh, hayret ve fenâ filfenâdır.

Ona göre bu mertebeler sırayla şu seyir çeşitleriyle ilgilidir: seyr ilellah, seyr lillâh, seyr alellah, seyr billâh, seyr maallah, seyr fillâh, seyr anillâh. Aynı risâlede Mü'minûn sûresinin ilk on bir âyetinden hareketle etvâr-ı seb‘a diye meşhur olan yedi tavrı da açıklamıştır; bu tavırlar sadr, kalb, ruh, sır, sırrü's-sır, hayret ve fenâü'l-fenâ ile cem‘u'l-cem‘ olarak sıralanır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Dört çeşit cennet tasnifi

Mü'minûn sûresinin 11. âyetini açıklarken cenneti dört mertebeye ayırır: cennetü'l-ef‘âl, cennetü'l-vârise, cennetü's-sıfât ve cennetü'z-zât.

Metni gösterMetni daralt

Cemâl-i Halvetî, Mü'minûn sûresinin “İşte onlar, temelli kalacakları firdevs cennetine vâris olanlardır” meâlindeki 11. âyetini açıklarken dört çeşit cennetten bahseder.

  • Cennetü'l-ef‘âl. Cennetü'n-nefs diye de adlandırılan bu cennet, amel-i sâlihlere karşılık maddî arzuları tatmin eden bir cennettir.
  • Cennetü'l-vârise. Cennetü'l-ahlâk adını da alır; Hz. Peygamber'e samimi olarak tâbi olmakla kazanılır.
  • Cennetü's-sıfât. Cennetü'l-kabz diye de anılan bu cennet ilâhî isim ve sıfatların tecellîlerinden meydana gelir.
  • Cennetü'z-zât. Cennetü'r-rûh diye de adlandırılır; ilâhî cemâlin müşahedesiyle iç içe olan bu cennet ancak tezkiye, tasfiye ve tediye ile gerçekleşebilir.

Böylece cennet, amelin karşılığı olan maddî bir mekân olmaktan çıkarılıp sâlikin ahlâk, sıfat ve zât mertebelerinde kat ettiği yolun karşılığı olarak katmanlandırılmış olur.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

II. Bayezid'in Amasya valiliği ve Koca Mustafa Paşa'nın müridliği

II. Bayezid'in Amasya valisi olduğu yıllarda onunla tanışması ve valinin kapıcıbaşısı Mustafa Ağa'nın (Koca Mustafa Paşa) kendisine mürid olması, sonraki yıllarda İstanbul'da edindiği konumu hazırlayan sebeplerin başında sayılır.

Metni gösterMetni daralt

Cemâl-i Halvetî'nin İstanbul'daki yerini kuran ilişkiler Amasya'da kurulmuştur. Erzincan'da Molla Pîri diye bilinen Muhammed Bahâeddin Erzincânî'den icâzetnâmesini aldıktan sonra bir süre Amasya'da hizmet vermiş; bu yıllarda şehrin valisi olan II. Bayezid ile tanışmıştır. Valinin kapıcıbaşısı Mustafa Ağa'nın (Koca Mustafa Paşa) şeyhe mürid olması da aynı döneme rastlar.

Bu iki tanışıklık, onun İstanbul'daki durumunu hazırlayan sebeplerin başında sayılmalıdır: İstanbul'a, tahta geçen II. Bayezid ile Koca Mustafa Paşa'nın daveti üzerine gelmiştir. Şehirde önce Ayvansaray'da Gül Camii'nin yanında, daha sonra Kocamustafapaşa'daki dergâhta postnişin olarak irşad vazifesinde bulunmuştur.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

HOCASI / ŞEYHİPîr Muhammed ErzincânîÇelebi Halife, Erzincan’da Pîr Muhammed Erzincânî’nin terbiyesini tamamladı ve onun tarafından Anadolu’da irşadla görevlendirildi.ÖNCEKİ HALKAŞâbân-ı VelîCemâliyye'nin pîri; Şâbâniyye onun kolundan doğmuştur ve silsile Hayreddin Tokadî vasıtasıyla ona ulaşır.GELEN BAĞLANTIPîr Muhammed ErzincânîDört seçkin halifesi sayılırken «postnişini» sıfatıyla anılan isimdir: Çelebi Halîfe Şeyh Pîr Cemâl-i Halvetî.AİLE BAĞIŞEYHÜ’L-İSLÂM ZENBİLLİ ALİ EFENDİAmcazadesidir; hacca birlikte gitmişlerdir. Kaynak, II. Bayezid'in onu Çelebi Halîfe'nin oturduğu Amasya'ya özellikle yollamış olabileceğini belirtir.TALEBESİ / HALİFESİHayreddin Tokadîİrşad hattı Kaynaklar Hayreddin Tokadî'yi Çelebi Halife Cemâleddîn Aksarâyî'nin halifeleri arasında gösterir.TALEBESİ / HALİFESİSünbül Sinân EfendiSünbül Sinân, Çelebi Halife’nin halifesi ve Koca Mustafa Paşa Âsitânesi’ndeki halefidir; bu hat Cemâliyye’den Sünbüliyye’ye devam eder.TALEBESİ / HALİFESİŞeyh Kâsım ÇelebiKāsım Çelebi, Çelebi Halife’ye intisap eden ve onun halifeleri arasında anılan âlim-mütercimdir.DEVAM EDEN BAĞLANTISünbül Sinân EfendiHalifesi ve halefidir. Hacca giderken Koca Mustafa Paşa Dergâhı'nda yerine onu vekil bırakmış, vefatından sonra dergâhın postnişini o olmuştur; Sünbüliyye kolu buradan doğmuştur.AİLE BAĞISünbül Sinân EfendiDamadıdır; kızı Safiye Hatun ile evlenmiştir. Bir rivayete göre bu evlilik Cemâl-i Halvetî'nin vasiyeti gereği hac dönüşünde, başka bir rivayete göre ise o daha hacca gitmeden önce gerçekleşmiştir.

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

İstanbul · TürkiyeGül CamiiCemâl-i Halvetî İstanbul'a geldiğinde ilk olarak Ayvansaray'daki Gül Camii'nin yanında irşad vazifesinde bulunmuş, Kocamustafapaşa'daki dergâha ancak daha sonra geçmiştir. Böylece Gül Camii çevresi, onun şehirdeki ilk irşad yeridir.Karaman · TürkiyeKaraman — ilk Halvetî terbiyesiÇelebi Halife, Karaman’da Şeyh Abdullah yanında halvete girdi ve Alâeddin Halvetî ile görüştü. Kesin yapı bilinmediği için şehir merkezi işaretlenmiştir. Biyografideki yeri Çelebi Halife diye tanınan Mehmed Cemâl-i Halvetî (ö. 899/1493-94), Pîr Muhammed Erzincânî’nin halifesi; Amasya’dan İstanbul’a uzanan irşad faaliyeti, Koca Mustafa Paşa Âsitânesi ve Sünbül Sinân başta olmak üzere halifeleriyle Halvetiyye’nin Cemâliyye ana koluna adını veren pîrdir. Bu mekân dosyası, söz konusu hayat çizgisindeki “Karaman — ilk Halvetî terbiyesi” durağını görünür kılar. Nokta kesin bir bina, ev veya mezar parseli iddiası taşımaz; şehir ya da bölge ölçeğindeki tarihî bağı gösterir.Tokat · TürkiyeTokat — İbn Tâhir yanında halvetİbn Tâhir’in yanında ağır riyâzet ve halvet devresini Tokat’ta geçirdi. Kesin tekke yapısı bilinmemektedir. Biyografideki yeri Çelebi Halife diye tanınan Mehmed Cemâl-i Halvetî (ö. 899/1493-94), Pîr Muhammed Erzincânî’nin halifesi; Amasya’dan İstanbul’a uzanan irşad faaliyeti, Koca Mustafa Paşa Âsitânesi ve Sünbül Sinân başta olmak üzere halifeleriyle Halvetiyye’nin Cemâliyye ana koluna adını veren pîrdir. Bu mekân dosyası, söz konusu hayat çizgisindeki “Tokat — İbn Tâhir yanında halvet” durağını görünür kılar. Nokta kesin bir bina, ev veya mezar parseli iddiası taşımaz; şehir ya da bölge ölçeğindeki tarihî bağı gösterir.Erzincan · TürkiyeErzincan — Pîr Muhammed’in irşad halkasıPîr Muhammed Erzincânî’nin yanında tasavvuf eğitimini tamamladı ve Anadolu’da irşadla görevlendirildi. Biyografideki yeri Çelebi Halife diye tanınan Mehmed Cemâl-i Halvetî (ö. 899/1493-94), Pîr Muhammed Erzincânî’nin halifesi; Amasya’dan İstanbul’a uzanan irşad faaliyeti, Koca Mustafa Paşa Âsitânesi ve Sünbül Sinân başta olmak üzere halifeleriyle Halvetiyye’nin Cemâliyye ana koluna adını veren pîrdir. Bu mekân dosyası, söz konusu hayat çizgisindeki “Erzincan — Pîr Muhammed’in irşad halkası” durağını görünür kılar. Nokta kesin bir bina, ev veya mezar parseli iddiası taşımaz; şehir ya da bölge ölçeğindeki tarihî bağı gösterir.Amasya · TürkiyeAmasya — Hoca Sultan irşad çevresiÇelebi Halife’nin II. Bayezid’in şehzadelik yıllarında faaliyet gösterdiği ve Hoca Sultan zâviyesiyle anıldığı şehir. Kesin yapı noktası yerine tarihî merkez gösterilmiştir. Yapıyla ilişkili kişi Çelebi Halife diye tanınan Mehmed Cemâl-i Halvetî (ö. 899/1493-94), Pîr Muhammed Erzincânî’nin halifesi; Amasya’dan İstanbul’a uzanan irşad faaliyeti, Koca Mustafa Paşa Âsitânesi ve Sünbül Sinân başta olmak üzere halifeleriyle Halvetiyye’nin Cemâliyye ana koluna adını veren pîrdir. Kayıt, Çelebi Halife Cemâl-i Halvetî’in hayat güzergâhındaki bu yapıyla ilişkisini izlemek üzere kişi dosyasına bağlanmıştır.İstanbul · TürkiyeKoca Mustafa Paşa Âsitânesi — Cemâliyye merkeziÇelebi Halife’nin İstanbul’daki irşad merkezi; daha sonra Sünbül Sinân’ın postuyla Sünbüliyye âsitânesi olarak devam etti. Yapıyla ilişkili kişi Çelebi Halife diye tanınan Mehmed Cemâl-i Halvetî (ö. 899/1493-94), Pîr Muhammed Erzincânî’nin halifesi; Amasya’dan İstanbul’a uzanan irşad faaliyeti, Koca Mustafa Paşa Âsitânesi ve Sünbül Sinân başta olmak üzere halifeleriyle Halvetiyye’nin Cemâliyye ana koluna adını veren pîrdir. Kayıt, Çelebi Halife Cemâl-i Halvetî’in hayat güzergâhındaki bu yapıyla ilişkisini izlemek üzere kişi dosyasına bağlanmıştır.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]Menâkıb-i Şerîf ve Tarîkatnâme-i Pîrân ve Meşâyih-i Tarîkat-i Aliyye-i Halvetiyye
  2. [2]Yerel kaynak biyografisi
  3. [3]Amâsî, Tercüme-i Şakā’ik-i Nu‘mâniyye, s. 385-387; Reşat Öngören, Osmanlılarda Tasavvuf, s. 200-201; Menâkıb-i Şerîf ve Tarîkatnâme-i Pîrân ve Meşâyih-i Tarîkat-i Aliyye-i Halvetiyye
  4. [4]Kişi dosyasının kaynakları — Çelebi Halife Cemâl-i Halvetî
Ortak kaynak kataloğunu aç →