Ara
Menü

Şâbân-ı Velî

Şâbân-ı Velî (ö. 18 Zilkade 976 / 4 Mayıs 1569), Halvetiyye'nin Cemâliyye kolundan doğan Şâbâniyye tarikatının pîri; halvet ve riyâzete verdiği ağırlıkla tanınan, Anadolu'nun dört kutbundan biri sayılan Kastamonulu mürşid.

Doğum
1481
Vefat
1569
Unvan
Şâbâniyye'nin pîri ve Kastamonu irşad merkezinin kurucu şahsiyeti

Doğumu ve tahsili

Kastamonu'nun Taşköprü ilçesinde doğdu. Hayatına dair bilinenlerin önemli bir kısmı, dergâhının beşinci şeyhi Ömer Fuâdî'nin Menâkıb-ı Şerîf-i Pîr-i Halvetî Hazret-i Şa'bânVelî adlı eserine dayanır. Ömer Fuâdî doğum tarihi vermez; son dönem kaynaklarında 902 (1497), 905 (1499-1500) ve bir icâzetnâme kaydına dayanarak 886 (1481) yılları zikredilir. Kesin bir tarih yoktur.

Annesini ve babasını küçük yaşta kaybetti; onu bir hanım evlât edindi. İlk öğrenimini Taşköprü'de yaptıktan sonra Kastamonu'da Hoca Velî b. Osman'dan tefsir ve hadis okuyup icâzet aldı, ardından İstanbul'a giderek Fâtih medreselerinden birinde kaldı. Burada dokuz yıl okuduğu ve Eyüp Camii'nde kürsü şeyhliği yaptığı yolundaki bilgiler eski kaynaklarda bulunmaz — sonradan eklenmiş kayıtlardır.

Konrapa'daki karşılaşma

Öğrenimini tamamladığı günlerde rüyasında kendisine “Vatan-ı aslînize gidiniz” denilmesi üzerine, muhtemelen 925 (1519) yılında birkaç arkadaşıyla Kastamonu'ya dönmek için yola çıktı. Düzce ile Bolu arasındaki Konrapa'da, Cemâl-i Halvetî'nin halifelerinden Hayreddin Tokadî ile karşılaştı.

Hayreddin Efendi sohbet sırasında bir âyetin meâlini sordu; Şâbân-ı Velî müfessirlerin görüşlerine göre cevap verdi. Şeyhin aynı âyeti ledünnî mânasıyla, o güne kadar öğrendiklerinden çok farklı biçimde izah etmesi gönlünde derin iz bıraktı. Arkadaşlarına burada kalacağını söyledi; on iki yıl hizmet ettikten sonra seyrüsülûkünü tamamlayıp halife olarak Kastamonu'ya gönderildi. Bu hesapla 937 (1530-31) civarında memleketine dönmüştür.

Kastamonu'da irşad

Kastamonu'ya geldiğinde önce Halvetî şeyhlerinden Seyyid Sünnetî Efendi'nin Hisarardı'nda zâviye olarak yaptırdığı mescide yerleşti; bir süre sonra yakındaki Cemal Ağa (Hüsam Halîfe) Camii'nde inzivaya çekildi.

Menâkıbnâmeye göre bu sırada yanına saf bir köylü gelip, “Dürüst birine benziyorsun, ne zamana kadar burada garip ve aç oturacaksın?” diyerek çobanlık teklif etmiş; Şâbân-ı Velî irşad görevini kastederek buraya halkı gütmeye geldiğini söylemiştir.

Hacı Seydi ve Çatak Baba'nın teklifiyle Seyyid Sünnetî Mescidi'ne döndü, burada birçok defa erbaîn çıkardı. Mescidin şehir dışında kalması sebebiyle dervişlerinin ısrarı üzerine merkezdeki Honsalar Camii'ne taşındı; asıl şöhreti burada başladı. Honsalar Camii bir yangında yanınca Hisarardı'nda Eyüb Halîfe'nin bağışladığı eve taşındı ve kendisinden sonra gelecek şeyhlerin de burada oturması için bir vakıfnâme tanzim ettirdi. Şâbâniyye'nin âsitânesi olacak bu mekânda uzun yıllar irşadını sürdürdü.

Halvet ve riyâzet

Halvete ve riyâzete çok önem verdi; hayatının son yedi yılını dergâhındaki halvethânede geçirdi. Bu sırada namazlarını tayy-i zaman ve tayy-i mekân ile Kâbe'de kıldığı rivayet edilir; hacca gittiğine dair bilgi bulunmamasına rağmen kendisine “Hacı Şâbân-ı Velî” denilmesi bu inanışla ilgili olmalıdır.

Atâî hediye kabul etmediğini, ekip biçtikleriyle geçindiğini söyler; ancak halvet, uzlet ve itikâfa bu kadar ağırlık veren bir mürşidin ziraatla uğraşmasının pek muhtemel görülmediği de belirtilir. Şâbânî şeyhlerinden Muslihuddin Vahyî onu cezbe ve melâmetle Hakk'a ulaşan şüttâr tarikine mensup bir âşık olarak tanıtır.

Zâhir ile bâtın dengesi

Zâhir ilimlerindeki birikimi ve şeriat-hakikat dengesini gözetmesi, ulemâdan birçok kişinin kendisine intisap etmesinde etkili oldu. Ebüssuûd Efendi'nin yakın arkadaşlarından olduğu belirtilen Süleymaniye Camii vâizi Kastamonulu Muharrem Efendi bunlardan biridir; kendisinden hilâfet almış, vâizliğin yanı sıra İstanbul'da şeyhlik yapmıştır.

Bu tavrının en açık ifadesi kendi sözüdür: “Şeriat bademin kabuğu, tarikat özüdür.” Mensuplarından da bu dengeyi korumalarını istemiştir.

Vefatı ve türbesi

18 Zilkade 976 (4 Mayıs 1569) tarihinde vefat etti ve tekkesinin bahçesine defnedildi. “Eyledi Şa'bân Efendi azm-i dildâr-ı cinân” mısraı vefatına tarih düşürülmüştür.

Türbesinin inşaatı Ömer Fuâdî tarafından, I. Ahmed'in şehzadesi Sultan Osman'ın himayesinde başlatıldı; dervişlerinden Himmet Dede'nin oğlu Vezir Murad Paşa'nın kethüdâsı Ömer Bey'in desteğiyle sürdürüldü. Ömer Bey'in israf gerekçesiyle Nasuh Paşa tarafından Diyarbekir'de idam edilmesi üzerine yarım kalan inşaat, Ömer Fuâdî'nin gayretleri ve hayır severlerin yardımlarıyla 1020 (1611) yılında tamamlandı; Abdülaziz ve II. Abdülhamid dönemlerinde önemli tamirler gördü. Türbenin yanındaki “Asâ suyu” denilen suyun zemzem olduğuna dair halk inancı bugüne kadar sürmüştür.

Tâc-ı şerifi, bir gömleği ve bazı asâ, tesbih ve seccadeleri günümüze ulaşmış; türbesinde muhafaza edilen bu eşyalardan bir kısmı yakın bir tarihte çalınmıştır.

Ailesi hakkında

Menâkıbnâmede evliliği hakkında bilgi verilmez. Hüseyin Vassâf, Yahyâ adında bir oğlu olduğunu, Eyüp Camii kürsü şeyhliğinde bulunan bu zatın altıncı postnişin Çorumlu İsmâil Efendi'ye intisap ettiğini, yüz yaşını aşmış olarak 1082 (1671) yılında vefat ettiğini kaydeder. Şâbâniyye'nin Nasûhiyye kolunun kurucusu Mehmed Nasûhî'nin onun neslinden geldiği yolundaki rivayet doğru değildir.

Bıraktığı yol

Bütün tarikat çevrelerince Anadolu'nun dört kutbundan biri kabul edilir; diğerleri Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, Hacı Bektâş-ı Velî ve Hacı Bayrâm-ı Velî'dir.

Halvetiyye en fazla kola ayrılan tarikat olduğu gibi, Şâbâniyye de Halvetiyye içinde en çok kolu bulunan ve en yaygın koldur. Anadolu, Balkanlar, Irak, Suriye ve Hicaz'dan Hindistan'a ve Afrika'nın içlerine kadar temsil edilmiştir. Kendisine bir tecvid risâlesi atfedilmekteyse de bu doğru değildir — kaleme aldığı bir eseri yoktur; bıraktığı, yazdırdığı Arapça Mi'yâr-ı Tarîkat ve yetiştirdiği halifelerdir.

COĞRAFÎ HAFIZA13 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi13 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

KİŞİLER AĞIBağlantılarını aç10 doğrudan bağlantıAğda gör →
YOL ATLASISilsiledeki yerini açÖnceki ve sonraki halkalarla birlikte

Menkıbeler

İlk 5 kayıt gösteriliyor

MENKIBE · GELENEK İÇİ

“Ben buraya halkı gütmeye geldim”

Çobanlık teklif eden köylüye verdiği cevap.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Cemal Ağa Camii'nde inzivadayken yanına saf bir köylü gelip, “Dürüst birine benziyorsun, ne zamana kadar burada garip ve aç oturacaksın?” diyerek çobanlık yapmasını teklif etti. Şâbân-ı Velî irşad görevini kastederek buraya halkı gütmeye geldiğini söyledi.

Çerçeve. Menâkıbnâmenin en çok anılan sahnesidir; kerametten çok bir tavrın kaydıdır. Çobanlık istiaresi, mürşidliğin “gütmek” olarak tarif edilmesi geleneğine bağlanır.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Ömer Fuâdî, Menâkıb-ı Şeyh Şa'bân-ı Velî, s. 42-43.
MENKIBE · GELENEK İÇİ

Konrapa'da bir âyetin iki mânası

Hayreddin Tokadî'nin ledünnî tefsirinin onu yoldan çevirmesi.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

İstanbul'dan Kastamonu'ya dönerken Konrapa'da karşılaştığı Hayreddin Tokadî, sohbet sırasında ona bir âyetin meâlini sordu. Şâbân-ı Velî müfessirlerin görüşlerine göre cevap verdi. Hayreddin Efendi'nin aynı âyeti ledünnî mânasıyla, onun o güne kadar öğrendiklerinden çok farklı şekilde izah etmesi gönlünde derin izler bıraktı; arkadaşlarına burada kalacağını söyleyip on iki yıl hizmet etti.

Çerçeve. Anlatı, medrese ilmi ile tasavvufî bilgi arasındaki farkı tek bir sahnede kuran klasik bir intisap hikâyesidir. Atâyî'nin onun Konrapalı Muslihuddin Efendi'ye hizmet ettiğini söylemesi doğru değildir.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Ömer Fuâdî, Menâkıb-ı Şeyh Şa'bân-ı Velî, s. 40-41.
MENKIBE · GELENEK İÇİ

Halvethânede geçen yedi yıl ve “Hacı” lakabı

Namazlarını tayy-i mekân ile Kâbe'de kıldığı rivayeti.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Hayatının son yedi yılını dergâhındaki halvethânede geçirdi. Bu sırada namazlarını tayy-i zaman ve tayy-i mekân ile Kâbe'de kıldığı rivayet edilir.

Çerçeve. Hacca gittiğine dair bir bilgi yoktur; kendisine “Hacı Şâbân-ı Velî” denilmesi doğrudan bu inanıştan doğmuş görünmektedir. Menkıbenin bir lakabın kaynağını açıklaması, bu tür anlatıların hayat hikâyesini nasıl şekillendirdiğinin iyi bir örneğidir.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Ömer Fuâdî, Menâkıbnâme; Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ, III, 517.
MENKIBE · GELENEK İÇİ

Gelibolu'daki dervişin sülûkünü mânen tamamlatması

Halifesi vefat edince müridin seyrüsülûkünü uzaktan bitirmesi.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Gelibolulu Âlî Mustafa Efendi, Şâbân-ı Velî'nin Mehmed Dâğî adlı bir dervişi irşad için Alâeddin Efendi adlı halifesini Gelibolu'ya gönderdiğini; Alâeddin Efendi, Mehmed Dâğî seyrüsülûkünü tamamlamadan vefat edince Şâbân-ı Velî'nin ona sülûkünü mânen tamamlattığını anlatır.

Çerçeve. Anlatının tarihî değeri, keramet kısmından çok şu kayıtta: Şâbân-ı Velî daha sağlığında Gelibolu, İstanbul ve Şam'da halife bulunduruyordu.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Gelibolulu Âlî Mustafa Efendi; TDV İslâm Ansiklopedisi, “Şâbâniyye”, c. 38, s. 211-215.
MENKIBE · GELENEK İÇİ

Asâ suyu

Türbe yanındaki suyun zemzem olduğuna dair halk inancı.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Türbenin yanında bulunan ve halk arasında “Asâ suyu” denilen suyun zemzem suyu olduğuna inanılır.

Çerçeve. Bir velînin asâsını vurduğu yerden su çıkması motifi Anadolu velî anlatılarının en yaygın kalıplarındandır; burada motif bir mekâna bağlanmış ve ziyaret geleneğinin parçası hâline gelmiştir.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Şâbân-ı Velî”, c. 38, s. 208-210.

Eserleri ve metinleri

İlk 3 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Mi'yâr-ı Tarîkat

Şâbân-ı Velî'nin yazdırdığı Arapça tarikatnâme; yolun âdâb ve erkân metni.

Metni gösterMetni daralt

Şâbân-ı Velî'nin kaleme aldığı bir eseri yoktur; kendisine atfedilen tecvid risâlesi de ona ait değildir. Bıraktığı tek metin, yazdırdığı Arapça tarikatnâmedir. Ömer Fuâdî bunu Türkçe'ye çevirmiş, Karabaş Velî sohbetlerinde şerhetmiş, halifesi Şeyh Nûreddin Efendi genişleterek Türkçe'ye tercüme etmiştir.

Yahyâ-yı Şirvânî'den beri uygulanagelen Halvetiyye âdâbı bazı ilâvelerle Şâbân-ı Velî'ye intikal etmiş; bu metin o intikalin yazılı hâlidir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Ömer Fuâdî, Tercüme-i Mi'yâr-ı Tarîkat, Millî Ktp., nr. A-951, vr. 140b-144b.
TARİHÎ KAYIT

Menâkıb-ı Şerîf-i Pîr-i Halvetî Hazret-i Şa'bân-ı Velî

Ömer Fuâdî'nin 1026/1617'de tamamladığı menâkıbnâme; hayatının ana kaynağı.

Metni gösterMetni daralt

Beş bölümdür: gerçek velîlik ve keramet meselesi; Şâbân-ı Velî'nin tarikat silsilesi; Seyyid Sünnetî Efendi'nin menkıbeleri; Şâbân-ı Velî'nin menkıbeleri; ve ondan sonra 1030 (1621) yılına kadar makamda bulunan dört halifenin biyografileri. Ömer Fuâdî daha önce yazdığı geniş menâkıbnâmeyi kısaltarak bu eseri meydana getirdiğini söyler.

Eserin yazılma sebebi açıktır: dönemin kaynaklarında Sünbüliyye, Sivâsiyye ve Gülşeniyye pîrleri hakkında geniş bilgi bulunurken, inzivâyı tercih eden ve Kastamonu gibi bir ilde faaliyet gösteren Şâbân-ı Velî yeterince tanıtılmamıştı. Türbenâme ile birlikte basılmıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Ömer Fuâdî, Menâkıb-ı Şerîf-i Pîr-i Halvetî Hazret-i Şa'bân-ı Velî (Kastamonu 1294).
TARİHÎ KAYIT

Tezkiretü'l-Hâs

Şâbânî şeyhi İbrâhim Hâs'ın kaleme aldığı ikinci menâkıbnâme.

Metni gösterMetni daralt

Ömer Fuâdî'nin yanı sıra Şâbânî şeyhlerinden İbrâhim Hâs da Şâbân-ı Velî hakkında Tezkiretü'l-Hâs adıyla bir menâkıbnâme yazmıştır. Ayrıca dergâhın son şeyhi Mehmed Atâullah Efendi (Armay), Ömer Fuâdî'nin Menâkıbnâme'sine bir zeyil kaleme almıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: İbrâhim Hâs, Tezkiretü'l-Hâs, Süleymaniye Ktp., Hacı Mahmud Efendi, nr. 4543.

Kavram dünyası

İlk 6 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Doğum tarihi ve hayatının tek kaynağı

Hayatına dair bilgilerin önemli kısmı Ömer Fuâdî'nin menâkıbnâmesine dayanır; o doğum tarihi vermez, sonraki kaynaklarda 886/1481, 902/1497 ve 905/1499-1500 gibi farklı yıllar zikredilir.

Metni gösterMetni daralt

Kastamonu'nun Taşköprü ilçesinde dünyaya geldi. Hayatına dair bilgilerin önemli bir kısmı, Şâbân-ı Velî Dergâhı'nın beşinci şeyhi Ömer Fuâdî'nin Menâkıb-ı Şeyh Şa'bân-ı Velî adlı eserine dayanmaktadır ve Ömer Fuâdî doğum tarihi hakkında bilgi vermez.

Son dönem kaynaklarında doğumu için 902 (1497) ve 905 (1499-1500) yılları zikredilir; yakın döneme ait bir Şâbânî icâzetnâmesindeki kayda ve Şâbân-ı Velî Müzesi'ndeki bir silsilenâmeye dayanarak 886'da (1481) doğduğu da ileri sürülmektedir. Üç tarih arasında yirmi yılı aşan bir fark vardır ve kaynaklar bunu çözmez.

Ayrıca İstanbul'da Karadeniz Başkurşunlu Medresesi'nde dokuz yıl okuduğu ve Eyüp Camii'nde kürsü şeyhliği ile dersiâmlık yaptığı yolundaki mâlûmatın eski kaynaklarda yer almadığı belirtilir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Kastamonu'da yer değiştiren irşad halkası

Seyyid Sünnetî Mescidi, Cemal Ağa Camii, yeniden Seyyid Sünnetî Mescidi, Honsalar Camii ve nihayet Hisarardı'nda bağışlanan bir ev: âsitâne bu son durakta kuruldu.

Metni gösterMetni daralt

Kastamonu'ya geldiğinde önce Halvetî şeyhlerinden Seyyid Sünnetî Efendi'nin Hisarardı semtinde zâviye olarak kullanılmak üzere yaptırdığı mescide yerleşti; bir süre sonra yakınındaki Cemal Ağa (Hüsam Halîfe) Camii'nde inzivaya çekildi. Ömer Fuâdî'nin "erbâb-ı velâyetten, hali ve kemali gizli azizlerden" diye tanıttığı Hacı Seydi ile Çatak Baba'nın teklifleriyle tekrar Seyyid Sünnetî Mescidi'ne döndü ve burada birçok defa erbaîn çıkardı.

Bu mescidin şehir dışında kalması sebebiyle, bazı dervişlerinin ısrarlı daveti üzerine şehir merkezindeki Honsalar Camii'ne taşındı; adı Şâbân Dede'den Şâbân-ı Velî'ye burada dönüştü ve kerametleri buradaki irşad faaliyetleri sırasında dilden dile dolaşmaya başladı. Honsalar Camii, Atabey Gazi mahallesinde çıkan bir yangında yanınca Hisarardı'nda Seyyid Sünnetî Mescidi yakınında Eyüb Halîfe tarafından bağışlanan bir eve taşındı ve yerine geçecek şeyhlerin de burada oturması için bir vakıfnâme tanzim ettirdi. Şâbâniyye'nin âsitânesi bu mekânda doğdu.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Geçimi hakkındaki tartışma

Atâî onun hediye kabul etmediğini, kendi ektiğiyle geçindiğini söyler; buna karşılık halvet, uzlet ve itikâfa bu kadar önem veren bir mürşidin ziraatla uğraşmasının pek muhtemel görülmediği belirtilir.

Metni gösterMetni daralt

Atâî, Şâbân-ı Velî'nin hediye kabul etmediğini, kendisinin ekip biçtikleriyle geçindiğini söyler.

Ancak halvete, uzlete ve itikâfa bu kadar önem veren bir mürşidin ziraatla uğraşmasının pek muhtemel görülmediği yönünde bir itiraz da kaydedilmiştir. Kaynak bu ikisini uzlaştırmaz; kesin olan, hediye kabul etmeme tavrının ona nisbet edilmesidir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Şüttâr tarikine mensup bir âşık

XVII. yüzyıl Şâbânî şeyhlerinden Muslihuddin Vahyî onu, cezbe ve melâmetle Hakk'a ulaşan "şüttâr" tarikine mensup bir âşık olarak tanıtır.

Metni gösterMetni daralt

XVII. yüzyıl Şâbânî şeyhlerinden Muslihuddin Vahyî, Şâbân-ı Velî'yi cezbe ve melâmetle Hakk'a ulaşan "şüttâr" tarikine mensup bir âşık olarak tanıtır.

Vahyî'ye göre onun sermayesi Hz. Ali'nin sırrıdır. Bu tanım, medrese tahsili görmüş ve ulemânın intisap ettiği bir şeyhi, riyâzet ve sülûkün adım adım ilerleyen yolundan ziyade cezbe yoluyla varanlar arasında sayar.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Halifelerini şehirlere dağıtması

Çok sayıda halife yetiştirdi; Kastamonulu Osman Efendi'yi Tokat'a, Hayreddin Efendi'yi Amasya'ya, İskilipli Abdülbâki Efendi'yi Çorum'a, Muhyiddin Efendi'yi Şam'a gönderdi.

Metni gösterMetni daralt

Çok sayıda halife yetiştiren Şâbân-ı Velî, bazı halifelerini irşad göreviyle çevre illere göndererek tarikatın kuruluş sürecini başlatmıştır. Kendisinden sonra sırasıyla makamına geçecek olan Kastamonulu Osman Efendi'yi Tokat'a, Hayreddin Efendi'yi Amasya'ya, İskilipli Abdülbâki Efendi'yi Çorum'a, Muhyiddin Efendi'yi Şam'a yollamıştır. Halifelerinden Muharrem Efendi'nin İstanbul'da Süleymaniye Camii vâizi olduğu bilinmektedir.

Bu bilgilerden, daha sağlığında Şâbânî halifelerinin Şam, İstanbul ve Gelibolu'da faaliyet gösterdikleri anlaşılmaktadır. Bununla birlikte Kastamonu'daki merkez tekkede görev yapan ilk dört şeyh döneminde halifelerin faaliyet alanı Kastamonu çevresiyle sınırlı kalmıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Şâbâniyye'nin silsilesi ve kolları

Silsilesi Hayreddin Tokadî, Cemâl-i Halvetî ve Pîr Muhammed Bahâeddin Erzincânî vasıtasıyla Yahyâ-yı Şirvânî'ye ulaşır; tarikat Bekriyye, Karabaşiyye, Nasûhiyye gibi kollara ayrılmıştır.

Metni gösterMetni daralt

Şâbâniyye, Halvetiyye'nin dört ana kolundan Cemâliyye'nin bir şubesidir. Cemâl-i Halvetî'nin kurduğu Cemâliyye, Sünbüliyye ve Şâbâniyye adlı iki büyük kola ayrılmış; Sünbüliyye İstanbul merkezli bir tarikat olurken, sülûkünü Bolu'da Hayreddin Tokadî'nin yanında tamamlayan Şâbân-ı Velî memleketi Kastamonu'da faaliyet göstermiştir.

Silsile Şâbân-ı Velî, Hayreddin Tokadî, Cemâl-i Halvetî ve Pîr Muhammed Bahâeddin Erzincânî vasıtasıyla Halvetiyye'nin ikinci pîri Seyyid Yahyâ-yı Şirvânî'ye (ö. 868/1464) ulaşır.

Tarikat XVI. yüzyılda çevre illerde yayıldıktan sonra XVII. yüzyılda İstanbul'da temsil edilmeye başlanmış; bu yüzyıldan itibaren Anadolu ve Balkanlar'dan Suriye, Hicaz, Mısır, Kuzey Afrika ve Hindistan'a kadar geniş bir coğrafyaya ulaşmıştır. Kolları arasında Bekriyye, Çerkeşiyye, Halîliyye, İbrâhimiyye, Karabaşiyye ve Nasûhiyye sayılır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

HOCASI / ŞEYHİHayreddin TokadîHayreddin Tokadî, Şa‘bân-ı Velî'nin seyrüsülûkunu tamamladığı mürşididir.ÖNCEKİ HALKAÜsküdarlı Mehmed NasûhîTarikat silsilesi Karabaş Velî vasıtasıyla Halvetî-Şâbânî tarikatının pîri Şa‘bân-ı Velî'ye ulaşır. Bazı kaynaklardaki, Nasûhî'nin Şa‘bân-ı Velî'nin soyundan geldiği yolundaki kaydın doğru olmadığı belirtilmektedir.ÖNCEKİ HALKAKuşadalı İbrâhim EfendiSilsilesi Beypazarlı Ali Efendi, Çerkeşî Mustafa Efendi, Mehmed Zoravî, Mudurnulu Abdullah Rüşdü, Mehmed Nasûhî, Karabaş Velî ve devamındaki halkalar üzerinden tarikatın pîri Şeyh Şâban Velî'ye (ö. 976/1568) ulaşır.ETKİLEDİĞİKalburcu Şeyhi AhmedKaynak Kalburcu Ahmed'in daha sonra Şâbân-ı Velî'nin teveccühüne mazhar olduğunu belirtir; bu kayıt tam bir ikinci hilâfet iddiasına çevrilmemiştir.TALEBESİ / HALİFESİHayreddin TokadîMürşidi; Konrapa'da karşılaştı, on iki yıl hizmetinde bulunup sülûkünü tamamladı ve halife olarak Kastamonu'ya gönderildi.SONRAKİ HALKAÇelebi Halife Cemâl-i HalvetîCemâliyye'nin pîri; Şâbâniyye onun kolundan doğmuştur ve silsile Hayreddin Tokadî vasıtasıyla ona ulaşır.SONRAKİ HALKASeyyid Yahyâ-yı ŞirvânîHalvetiyye'nin ikinci pîri; Şâbâniyye silsilesi Cemâl-i Halvetî ve Pîr Muhammed Bahâeddin Erzincânî vasıtasıyla ona ulaşır.SOHBET / YOL ARKADAŞLIĞIKonrapalı Muslihuddin Efendiİstanbul'dan birlikte yola çıktığı arkadaşı; o da Hayreddin Tokadî'ye intisap etti ve hilâfet alıp Düzce Karaköy'e gönderilirken Şâbân-ı Velî ona yoldaşlık etti. Atâyî'nin, Şâbân-ı Velî'nin ona hizmet ettiğini söylemesi doğru değildir.ETKİLEDİĞİÖmer FuâdîMerkez tekkenin beşinci postnişini; hakkında Menâkıb-ı Şeyh Şa'bân-ı Velî'yi yazdı, devlet ricâliyle temas kurarak türbesinin yapımına öncülük etti ve Türbenâme adlı eseri kaleme aldı. Hayatına dair bilgilerin ana kaynağı odur.ETKİLEDİĞİKarabaş-ı VelîŞâbâniyye'nin ikinci pîri sayılan şeyh; 1081'de (1670) İstanbul'a giderek tarikatı orada temsil etmeye başlamış, tarikatın gelişip kurumsallaşması onun döneminde gerçekleşmiştir. Karabaşiyye kolu ona nisbet edilir.

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

Kastamonu · TürkiyeŞâbân-ı Velî Külliyesi ve TürbesiHisarardı'ndaki âsitâne. Eyüb Halîfe'nin bağışladığı evden büyüyerek Şâbâniyye'nin merkez tekkesi oldu; türbe 1020 (1611) yılında tamamlandı. İlişkili kişi dosyası Şâbân-ı Velî : Şa‘bân-ı Velî, Hayreddin Tokadî'nin terbiyesinde yetişen, Kastamonu'daki irşadıyla Halvetiyye'nin Şâbâniyye koluna adını veren XVI. yüzyıl sûfîsidir.Kastamonu · TürkiyeTaşköprüDoğduğu ve ilk öğrenimini gördüğü ilçe. İlişkili kişi dosyası Şâbân-ı Velî : Şa‘bân-ı Velî, Hayreddin Tokadî'nin terbiyesinde yetişen, Kastamonu'daki irşadıyla Halvetiyye'nin Şâbâniyye koluna adını veren XVI. yüzyıl sûfîsidir.İstanbul · TürkiyeFâtih MedreseleriKastamonu'dan sonra tahsiline devam ettiği yer; medresede kaldığı Ömer Fuâdî tarafından kaydedilir. İlişkili kişi dosyası Şâbân-ı Velî : Şa‘bân-ı Velî, Hayreddin Tokadî'nin terbiyesinde yetişen, Kastamonu'daki irşadıyla Halvetiyye'nin Şâbâniyye koluna adını veren XVI. yüzyıl sûfîsidir.Düzce · TürkiyeKonrapa (Düzce–Bolu arası)Kastamonu'ya dönerken Hayreddin Tokadî ile karşılaştığı yer; hayatının dönüm noktası. İlişkili kişi dosyası Şâbân-ı Velî : Şa‘bân-ı Velî, Hayreddin Tokadî'nin terbiyesinde yetişen, Kastamonu'daki irşadıyla Halvetiyye'nin Şâbâniyye koluna adını veren XVI. yüzyıl sûfîsidir.Bolu · TürkiyeBolu (Hayreddin Tokadî yanında sülûk)On iki yıl hizmet edip seyrüsülûkünü tamamladığı ve hilâfet aldığı çevre. İlişkili kişi dosyası Şâbân-ı Velî : Şa‘bân-ı Velî, Hayreddin Tokadî'nin terbiyesinde yetişen, Kastamonu'daki irşadıyla Halvetiyye'nin Şâbâniyye koluna adını veren XVI. yüzyıl sûfîsidir.Kastamonu · TürkiyeSeyyid Sünnetî MescidiKastamonu'ya döndüğünde ilk yerleştiği ve birçok defa erbaîn çıkardığı mescid. İlişkili kişi dosyası Şâbân-ı Velî : Şa‘bân-ı Velî, Hayreddin Tokadî'nin terbiyesinde yetişen, Kastamonu'daki irşadıyla Halvetiyye'nin Şâbâniyye koluna adını veren XVI. yüzyıl sûfîsidir.Kastamonu · TürkiyeŞeyh Şâbân-ı Velî KülliyesiŞâbâniyye’nin pîr makamı olan külliye, Şeyh Şâbân-ı Velî’nin hayatı, halifeleri ve Anadolu’da yayılan kol ağı için ana coğrafi düğümdür. Yapıyla ilişkili kişi Şa‘bân-ı Velî, Hayreddin Tokadî'nin terbiyesinde yetişen, Kastamonu'daki irşadıyla Halvetiyye'nin Şâbâniyye koluna adını veren XVI. yüzyıl sûfîsidir. Yapının adı ve biyografik kayıt aynı kişide birleşir.Kastamonu · TürkiyeHonsalar CamiiŞehir merkezine taşındığı cami; “Şâbân-ı Velî” diye tanınması ve şöhretinin yayılması buradaki irşad yıllarında oldu. Bir yangında yandı. İlişkili kişi dosyası Şâbân-ı Velî : Şa‘bân-ı Velî, Hayreddin Tokadî'nin terbiyesinde yetişen, Kastamonu'daki irşadıyla Halvetiyye'nin Şâbâniyye koluna adını veren XVI. yüzyıl sûfîsidir.İstanbul · TürkiyeSüleymaniye Camii (halifesi Muharrem Efendi)Halifesi Kastamonulu Muharrem Efendi burada vâizlik yaptı; yolun İstanbul'daki ilk temsili. İlişkili kişi dosyası Şâbân-ı Velî : Şa‘bân-ı Velî, Hayreddin Tokadî'nin terbiyesinde yetişen, Kastamonu'daki irşadıyla Halvetiyye'nin Şâbâniyye koluna adını veren XVI. yüzyıl sûfîsidir.Dımaşk · SuriyeŞam (halifesi Muhyiddin Efendi)Sağlığında halife gönderdiği şehirlerden; Şâbâniyye'nin Suriye ve Mısır'a uzanan yayılışının ilk halkası. İlişkili kişi dosyası Şâbân-ı Velî : Şa‘bân-ı Velî, Hayreddin Tokadî'nin terbiyesinde yetişen, Kastamonu'daki irşadıyla Halvetiyye'nin Şâbâniyye koluna adını veren XVI. yüzyıl sûfîsidir.Çankırı · TürkiyeÇerkeş (pîr-i sânî Çerkeşî Mustafa Efendi)XVIII. yüzyıl sonunda Şâbâniyye'nin pîr-i sânîsi sayılan Çerkeşî Mustafa Efendi'nin merkezi; Çerkeşiyye, Halîliyye ve Kuşadaviyye kolları buradan doğdu. İlişkili kişi dosyası Şâbân-ı Velî : Şa‘bân-ı Velî, Hayreddin Tokadî'nin terbiyesinde yetişen, Kastamonu'daki irşadıyla Halvetiyye'nin Şâbâniyye koluna adını veren XVI. yüzyıl sûfîsidir.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]Ömer Fuâdî, Menâkıb-ı Şeyh Şa'bân-ı Velî, s. 42-43
  2. [2]Ömer Fuâdî, Menâkıb-ı Şeyh Şa'bân-ı Velî, s. 40-41
  3. [3]Ömer Fuâdî, Menâkıbnâme; Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ, III, 517
  4. [4]Gelibolulu Âlî Mustafa Efendi; TDV İslâm Ansiklopedisi, “Şâbâniyye”, c. 38, s. 211-215
  5. [5]TDV İslâm Ansiklopedisi, “Şâbân-ı Velî”, c. 38, s. 208-210
  6. [6]TDV İslâm Ansiklopedisi, “Şâbâniyye”, c. 38, s. 211-215
  7. [7]Yahyâ b. Sâlih el-İslâmbolî, s. 100-106; TDV, “Şâbâniyye”, c. 38
  8. [8]Ömer Fuâdî, Tercüme-i Mi'yâr-ı Tarîkat, Millî Ktp., nr. A-951, vr. 140b-144b
  9. [9]Ömer Fuâdî, Menâkıb-ı Şerîf-i Pîr-i Halvetî Hazret-i Şa'bân-ı Velî (Kastamonu 1294)
  10. [10]İbrâhim Hâs, Tezkiretü'l-Hâs, Süleymaniye Ktp., Hacı Mahmud Efendi, nr. 4543
  11. [11]İSAM Ulema Veritabanı
  12. [12]Nev‘îzâde Atâyî, Hadâ’iku’l-Hakâ’ik fî Tekmileti’ş-Şakā’ik, s. 683-688
  13. [13]TEZLER Halvetiyye OCR paketi
  14. [14]Kişi kartı kaynak paketi — Şâbân-ı Velî
  15. [15]Mustafa Tatcı, ‘Şâbân-ı Velî Külliyesi’, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 38, s. 210-211; ‘Şâbân-ı Velî’, c. 38, s. 208-210
Ortak kaynak kataloğunu aç →