Ara
Menü

Konrapalı Şeyh Muslihuddin Efendi

MUSLİHUDDİN EFENDİ Bolu'da Konrapalı Muslihuddin Efendi, mürşid-i mükerremleri Şeyh Hayred din-i Tokadi hazretleri tarafından irşada me'mı'.ir buyrulmuş idi. Şa'ban Efendi henüz müntesib ve müstahlef değildi. Esna-yı rahda mumaileyh Muslihuddin Efendi ile te sadüfen bulunup görüşmüşler. Fakat Muslihuddin Efendi düşünmüş, "Ben hilafete ve iTş&Ia kendimde…

Yol
Halvetiyye
Unvan
Tasavvuf şahsiyeti

Hayatı ve irşad çevresi

MUSLİHUDDİN EFENDİ

Bolu'da Konrapalı Muslihuddin Efendi, mürşid-i mükerremleri Şeyh Hayred din-i Tokadi hazretleri tarafından irşada me'mı'.ir buyrulmuş idi. Şa'ban Efendi henüz müntesib ve müstahlef değildi. Esna-yı rahda mumaileyh Muslihuddin Efendi ile te sadüfen bulunup görüşmüşler. Fakat Muslihuddin Efendi düşünmüş, "Ben hilafete ve iTş&Ia kendimde takat bulamıyorum; böyle acz ü kusur ile nasıl hizmet ederim." diye dö nüp azizinin hizmetinde bulunmağa karar verir. Şa'ban Efendi bu hale muttali' olun ca mütehayyir kalır. Fakat Muslihuddin Efendi'nin suretine bakmayıp haline nazar etti ve gördü ki, o zatta ucb u gururdan eser kalmamış. Alamet-i kemal olan acz ü te vazu' zuhura gelmiş. Bunun üzerine Muslihuddin Efendi'ye, "Kardeşim bu halin iyi biT 2 1 4. Sayfa numarası müellif tarafından böyle konulmuştur. ( H ) Şa'baniler 513 haslettir; la.kin dönüp mürşidin yanına gidilmesi , zannedersem muvô.fık- ı edeb değildir.

O ma'nô.ya mahmal olur ki, ben henüz kô.biliyyet hô.sıl etmeden beni me'mur eylemeniz, bu işi iyice takdir etmemiş olduğunuza delalet eyler ve mürşidiniz üzerinde su·i te'slr husale ge· tirir. " dediler. Muslihuddin Efendi, bu sözlerden mütenebbih oldu. Fenadan sonra hal-i beka ve vücud-ı Hakkani ve teceli-i Rabbani /384/ zuhOra geldi, me'mur oldu ğu yere gitti. Hayreddin Efendi'nin irtihalinde ona hayrü'l-halef oldu. Hz. Şa'ban-ı Vel'i, bidayeten bu zatı hak yola sevk etmiş olmak i'tibarıyla, kendisi de Hayreddin-i Tokadi'nin mazhaM feyzi oldu. Şeyh Muslihuddln, Cenab-ı Şa'ban'a tarikat adab u erkanını ve süluk yollarını öğretmiş, o da bunları hüsn-i telakki ederek tarik-ı mücahedede neş'e-dar olmağa baş· lamış idi. 1sti'dad-ı zatlsi onu, Hayreddin'in mazhar-ı feyzi eylemiştir. Bu tesadüf pek hoş bir şekilde vaki' olmuştur. Şöyle ki: Şa'ban Efendi lstanbul'dan memleketine avdet ederken esna-yı rahda bir ağaç altında birkaç kişiyi oturmakta görür.

Arkadaşıyla beraber biraz dinlenmek üzere bu zevatın yanına varırlar. Hayreddin-i Tokadı bu zevatın biri imiş. Birbirlerini henüz gördükleri cihetle, her iki taraf yek-digerini tanır. Sohbet esnasında Hz. Şa'ban'a bir ayet-i kerimenin ma'nasından sorar. Şa'ban efendi, kudret-i ilmiyyesini ızhar ile, her bir müfessirin kavline göre ma'nalar verir. Hayreddin Efendi de bir ma'na verir; taf sil ve tefsir eder. Şa'ban Efendi lal olur; bu ma'na onun okuduğu şeylere benzemiyor, daha yüksek şeyler ihsas eyliyordu. Müfarakat zamanı gelir. Arkadaşı Şa'ban Efen di'ye, "Birader haydi gidelim . " der. O ise, "Kardeşim ben gidemeyeceğim . Bu zô.ttan ayrı· lamayacağım Eğer siz gitmek ô.rzüsunda iseniz beni ma' zür görünüz. Size uğurlar olsun . " . cevabını verir ve Hz. Hayreddin'in dahil-i dfüre-i irfanı oluverir. ŞEYH HAYREDDIN-İ TOKADI Eazım-ı meşayıh-ı Halvetiyye'den bir şeyh-i kerimü'l-haslettir.

Şeyh Cemal-i Halveti hazretlerinin halifesi olup, Cenab-ı Şeyh Sünbül Sinan·ı Halveti ile plr-daş· dır. Hz. Sünbül zamanında da hankah-ı Hz. Sünbül'de bir hizmetle mükellef olmuş· lardır. Tokadıdır. Bursa'da Muradiyye Medresesi'nde müderrislik edip İstanbul'a gel diklerinde, bidayeten Kasım Çelebi hazretlerinin, bi'l-ahare Cemal-i Halveti hazret· !erinin mazhar-ı füyuzatı olmuşlardır. Menakıb-ı Hz. Şa'ban-ı Veli'de manzur-ı fakl ranem olduğuna nazaran, nefs-i Bolu'da ve ba'zan Düzcepazar'da meşgul-i irşad ol muşlardır. Bolu'da Dütaş nam mevzi'de defln-i hak-i gufrandır. 514 Seflne-i Evliya Enva'-ı kemalat-ı irfana mazhar idi. Nice kimseleri irşad buyurdukları gibi, Şa'ban-ı Veli gibi bir kutb-ı zamanı yetiştirmekle meleke-i irşadlar:ını aleme göster mişlerdir. (Kaddesa'llahu sırrahu). * * * /385/ Hz. Şa'ban-ı Veli efendimizin, Ömerü'l-Fuadi hazretlerinden başka mena kıb-ı şerifelerini yazan olmamıştır.

O da muhtasar addolunur. Hayiit-ı umumiyye vü hususiyyesi hakkında terceme-i hal teşkil edecek ma'lumat noksandır. Şa'ban Efendi, Hayreddin-i Tokadi hazretlerinin ne kadar müddet dahil-i diiire i irfanları olduğu ma'lum değildir. lkmal-i süluk ile nail-i rütbe-i irşad ü hilafet olduk tan sonra, Kastamonu'da rical-i Halvetiyye'den Şeyh Sünneti Efendi tarafından inşa olunan dergahda nice canları, mürde-dilleri sir-ab u ihya buyurdular. Kastamonu'ya geldikleri zaman Honsalar-Hunsalar Mahallesi camiinde va'z eylediler.

(Tomar-ı Tu ruk-ı Aliyye) Esna-yı süluklarında, "Şa'ban Dede" diye tesmiye olunduklarından, Mahvi Efen di merhum, şu medhiyyesiyle müşarünileyhin derece-i kemaline tercüman olmak is temiştir: Anladım bir bahr-ı bl-payan imiş Şa'bô.n Dede 'Küntü kenz'in gevherine kan imiş Şa'bô.n Dede Mürde-diller bulur enfô.s-ı Meslh'inden hayô.t Can-ı alem lsi-i devran imiş Şa'bô.n Dede Her marlz-ı cehl ol.ana şerbet-i irfan virir Çaresizler derdine derman imiş Şa'bô.n Dede Hak teô.lô.

dô.im eyler kal.b-i pakine nazar Her nazarda manzar-ı Rahmiin imiş Şa'bô.n Dede Hükm ider gayb u şehadet kişverine ser-te-ser Her dü-ô.lem mülküne sultan imiş Şa'bô.n Dede Zô.il eylerse şeb-i kesret zalô.mın hükmüdür Burc-ı vahdetde meh-i tô.bô.n imiş Şa'bô.n Dede Alem-i ulvlde her dem Mahviya seyran ider Himmeti a'lii aliyyü'ş-şô.n imiş Şa'ban Dede Şa'baniler 515 Sinin-i medide meşgGl-i irşıid oldular.

Sinn-i şerifleri şeyhGhete reside oldu. Hankah-ı müniflerinde, halen ziyaret-gah olan hücre-i mübarekelerinde ala-rivaye tin yedi sene inziva buyurarak dünya yüzü görmemiş, müşahede-i hakikatle makam-ı ubGdiyyette Cenab-ı Hakk'a ibadetle iştigal buyurmuştur. /386/ Bu müddet zarfında cemaaate çıkmayıp hücrelerinde eda-yı salat ederlerdi. Halbuki bu müddet zarfında ale'l-ekser Ka'be-i Mükerreme'de namaz kıldıklarını ehl-i keşf azizlerden çoğu gör müş, nakl etmişlerdir. Herkes onun pir-i tarik olduğuna kani' olmuş, nam-ı şerifini "Hz. Pir" diye yad et meğe başlamış idi. El'an Kastamonu'dan gelen yolculara yolda rast gelindikte, "Nere den geliyorsunuz?" diye soruldukta, "Hz. Pır'den geliyoruz." cevabını verirler. Halk na zarında da, çok muhterem add olunduklarına bir delil-i daimidir. Ser-a-pa nGr-ı mü cessem olmuş, şarktan garba nGr-ı irfanı ifaza etmiş idi. Meclis-i irfanına uzaktan ya kından şitaban olanların adedi çoğalmış, herkes onun cemal-i tab-nakına meftGn u hayran olmuş idi.

Mazhar-ı sırr-ı Alı Hazret-i Şa'ban-ı Veli İlm ü irfam celi Hazret-i Şa' ban-ı Veli NU'T-ı kutbiyyet ile rehber-i uşşak olmuş Bu cihana geleli Hazret-i Şa'ban-ı Veli Bende-i halisi Vassafı feyiz bulıruıdadır Bezl-i himmet ideli Hazret-i Şa'ban-ı Veli Hz. Şa'ban-ı Veli'nin, müridanına şefkati pek ziyadesiyle galib idi. Kendilerine arz-ı muhabbet edenlerin ve ila-yevmina haza, arz-ı nisbette bulunanların kalblerini nGr-ı iltifatlarıyla, el'an meşhGn buyururlar. Benim pirim mübeccel dest-girim Şeyh Şa'ban'dır İki alemde elbette zahirim Şeyh Şa'ban'dır Neslm-i feyz ü himmetle dem-a-dem kalbimi okşar Mükerrem kutb-ı efhamdır emirim Şeyh Şa'ban'dır Mürld-i rah-ı Hakk ' a dem-be-dem lsar-ı feyz eyler Benim lill-naztır prr-i hatlrim Şeyh Şa'ban'dır 516 Settne-i Evliya Tarlkında nice esrar nüınilyan olmada her an Bu zulmet-haıı.e-i tende münlrim Şeyh Şa'ban'dır Fakiri kem-teri Vassafına lutf-ı ilahidir Benim ali-nazar plr-i keblrim Şeyh Şa'ban'dır Atide bahs olunacağı vechile, muharrir-i kem-terin ilk nisbetim tarlkat-ı aliyye-i Şa'baniyye'yedir.

Şeyhimin irtihaliyle Gülşen'i'den, bi'l-ahare Uşşakl'den mazhar-ı feyz olmağa çalıştım ve çalışıyorum. O zaman söylenmiş medhiyyelerdendir. Menakıb-ı şer'ifeleri insanı cidden zevk-yab edecek mealiyyat ile mal'idir. "Bize kalır yüzünden gelenler lutf gördüler. Bilmem ki lutf yüzünden gelenler ne olur?" buyurur larmış. Bu sözleri atideki hikaye-i meşhGreden tevellüd etmiştir: /387/ Ahal'i-i Hırıstiyaniyyeden biri son derece fakr u zarurete duçar olur. Te'mln-i malşetten aciz kalır; hırsızlığa karar verir. O sırada Kastamonu'da büyük bir hırsız kumpanyası varmış. Onların cem'iyyetine dahil olmak arzusuna düşerek müra caat eder. "Seni kabUl ederiz, lakin evvel emirde bir teklifimiz var: Şurada büyük bir tekke var, o tekkenin şeyhinin odasında gayet kıymet-dar bir iskemle duruyor, onu çalıp bize ge tirmelisin. " derler. Bu iskemleyi ağniya-yı zamandan ve asdıka-yı Hz. Şa'ban'dan bir zat, hediyyeten kendilerine takdim etmiş; çok kıymet-dar imiş.

Hz. Pir hücrelerinden hiç çıkmadıklarından, hırsızlar hayli zaman tarassud etmişler, bir fırsat bulup çalama mışlar. Bu sebeple, bu işi o Hırıstiyana tahmil etmişler. Hırıstiyan, der-uhde ettiği bu fi'l-i sirkati vücuda getirmek için fırsat-bin olur. Garib bir hal, kırk gün çalmak için müterakkıb olmuş, muvaffak olamamış. Hz. Pir, bu işe kuvve-i kudsiyyeleri ile vakıf idi. Kırkıncı günü idi. Ricalü'l-gayb dan biri intikal etmiş, yerine ahar birinin ta'ylni için Hz. Plr'e müracaat etmişler. On lar ise "Kırk gündür bizim odamıza girmege müterakkıb olarak duran bir Hırıstiyan var, hi dayet-i illihiyye erişmiştir; onu müniisib gördüm. " buyurmuşlar. Bunun üzerine o Hırısti yanı yakalamışlar. Zavallı bahtiyar çok korkmuş; te'mln etmişler, huzGr-ı Hz. Plr'e ge tirmişler. Orada derhal lman-ı ezel'isini ızhar ile ricalü'l-gayba dahil olmuştur. Mefhar-ı ehl-i vela Hazret-i Şa'ban-ı Veli Medh ü tekrlme seza Hazret-i Şa'ban-ı Veli Muhtefi genc-i nihanında onun gevher-i zat Vakıf-ı sırr-ı Huda Hazret-i Şa'ban-ı Veli Kutb-ı yekw-yı zaıniln olduguna şek yokdur Mefhar-ı şah u geda Hazret-i Şa'ban-ı Veli

Halvetiyye-Uşşâkıyye tâc-ı şerifi
BAĞLI YOLUN MADDÎ HAFIZASIHalvetiyye-Uşşâkıyye tâc-ı şerifi

Yeşil kubbeli, dört terkli ve yirmi dallı tâc. Kubbe merkezinde beyaz düğme, lengerinde siyah destar ve üstten sarkıtılmış taylasan bulunur.

Ağ ve yol

Eserleri ve metinleri

İlk 1 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Eserleri ve metinleri

Pir hücrelerinden hiç çıkmadıklarından, hırsızlar hayli zaman tarassud etmişler, bir fırsat bulup çalama­ mışlar. Bu sebeple, bu işi o Hırıstiyana tahmil etmişler. Hırıstiyan, der-uhde ettiği bu fi'l-i sirkati vücuda getirmek için fırsat-bin olur.

Metni gösterMetni daralt

Pir hücrelerinden hiç çıkmadıklarından, hırsızlar hayli zaman tarassud etmişler, bir fırsat bulup çalama­ mışlar. Bu sebeple, bu işi o Hırıstiyana tahmil etmişler. Hırıstiyan, der-uhde ettiği bu fi'l-i sirkati vücuda getirmek için fırsat-bin olur.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 3.

Öğütleri

İlk 1 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Söz ve öğüt

Menakıb-ı şer'ifeleri insanı cidden zevk-yab edecek mealiyyat ile mal'idir. Bilmem ki lutf yüzünden gelenler ne olur?" buyurur­ larmış. Bu sözleri atideki hikaye-i meşhGreden tevellüd etmiştir: /387/ Ahal'i-i Hırıstiyaniyyeden biri son derece fakr u zarurete duçar olur.

Metni gösterMetni daralt

Menakıb-ı şer'ifeleri insanı cidden zevk-yab edecek mealiyyat ile mal'idir. Bilmem ki lutf yüzünden gelenler ne olur?" buyurur­ larmış. Bu sözleri atideki hikaye-i meşhGreden tevellüd etmiştir: /387/ Ahal'i-i Hırıstiyaniyyeden biri son derece fakr u zarurete duçar olur.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 3.