Köken ve kullanım
i. ar,
خلو
Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
- Uzlet, inziva, yalnızlık, tek başına yaşamak topluma karışmamak, ihtilat halinde olmamak. 2. tas. a Ne bir meleğin ne de diğer herhangi bir 1 kimsenin bulunmadığı bir halde ve yerde Hak ile sirren (manen) konuşmak, ruhen sohbet etmek (İFM; cr). b Masivadan ilgiyi kesip tamamen Allah’a yönelmek ve kendini ibadete vermek (kı). Halvet der encümen (gees (خلو:درا 1. Halk içinde halktan ayrı olmak. 2. tas. Zahirde halkla bâtında Hak'la olmak, bedenin halkla, kalbin Hak'la olması (NR 63). Bu kavram “FI işte, gönül oynaşta (Hak) gerek” deyimiyle de ifade edilir. Bkz. Kevn ve bevn, Celvette halvet.
- Halk içinde halktan ayrı olmak. 2. tas. Zahirde halkla bâtında Hak'la olmak, bedenin halkla, kalbin Hak'la olması (NR 63). Bu kavram “FI işte, gönül oynaşta (Hak) gerek” deyimiyle de ifade edilir. Bkz. Kevn ve bevn, Celvette halvet.
TDV İslâm Ansiklopedisi
Halvet, sûfînin ibadet, zikir ve murakabeye yoğunlaşmak üzere belirli bir süre insanlardan ayrılmasıdır. İlk zâhidlerin inziva hayatıyla tarikatlardaki süreli ve kurallı halvet uygulaması aynı tarihî aşama değildir.
Tarikatlar döneminde halvet; mekân, süre, beslenme, zikir ve mürşid gözetimi bakımından usule bağlandı. Bazı yollar bunu eğitimin merkezine alırken bazıları toplum içinde mânevî yalnızlığı vurguladı.