HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
ŞEYHÜ’L-İSLÂM ZENBİLLİ ALİ EFENDİ
Sultân Bâyezîd-i sânî ve Selîm-i evvel ve Süleymân-ı Kânunî devirlerinde, yirmi dört
sene meşîhat-ı İslâmiyye’yi idâre eden fâzıl-ı bî-müdânî Zenbilli Ali Efendi hazretleri,
Şeyh Vefâ’nın sohbetine yetişmiş ve mazhar-ı feyzi olmuştur. Müşârünileyhin tercüme-i
hâli bir çok âsârda tafsîlen vardır. Sarf-ı nazar olundu. "Vefât-ı âlim-i Râbbânî" ( وف ات ع الم
)ربانىve "Temme fetvâhu" ( )تم فتواه932/(1526) târîhidir.
Zeyrek’te yol üzerinde medfûn ve rahmet-i Rahmân’a makrûndur.
MEŞHÛR SİNAN PAŞA
Hz. Şeyh’in, bezm-i sohbetinde bulunanlardandır. 890 Saferinin yirmidördünde (12
Mart 1485) irtihâl eylemiştir. Tercüme-i hâli târîhlere geçmiştir. Meşhûr, Tazarru’-nâme
sâhibidir.
Hz. Sünbül âsitanesinde, Cuma günleri, zikrin hitâmına yakın esnâ-yı devrânda,
“Allâh, Vâhid, Ahad, Samed”, esmâ-ı ilâhîyyesinin zikriyle, soldan sağa devrân yapılır ki,
buna, “Şeyh Vefâ devri” derler. Hz. Sünbül, zamân-ı alîlerinde, Şeyh Vefâ hazretlerinin,
bi-hasebi’l-esrâr, bu usûl-i zikrini âdet edinmişlerdir. Bu bâbda, bir takım hurâfât yol almış
ise de, şâyan-ı iltifât değildir.
Vefâ âsitanesi meşîhatı, Sünbülîlere intikâl etmiştir.
TARÎKAT-I ALİYYE-İ KÜBREVÎYYE
- Ser-çeşme-i evliyâ Hz. İmâm Ali (Kerrema’llâhu vechehû ve radıya'llâhu anh)
- Hz. Hasan el-Basrî (Radıya'llâhu anh)
- Hz. Habîb-i A’cemî (Kaddesa’llâhu sırrahû )
- Hz. Dâvud et-Tâî (Kaddesa’llâhu sırrahû)
- Hz. Ma’rûf el-Kerhî (Kaddesa’llâhu sırrahû)
- Hz. Seriyyü’s-Sakatî (Kaddesa’llâhu sırrahû)
- Seyyidü’t-âife Hz. Şeyh Cüneyd el-Bağdâdî (Kaddesa’llâhu sırrahû)
- Şeyh Mimşâd ed-Dîneverî (Kaddesa’llâhu sırrahû)
- Şeyh Muhammed ed-Dîneverî (Kaddesa’llâhu sırrahû)
- Şeyh Muhammed el-Bekrî (Kaddesa’llâhu sırrahû)
- Şeyh Vecîhüddîn el-Kâdî (Kaddesa’llâhu sırrahû)
- Şeyh Ebu’n-Necîb es-Sühreverdî (Kaddesa’llâhu sırrahû)
- Şeyh Rûzbehân-ı Baklî (Kaddesa’llâhu sırrahû)
- Şeyh İsmâîl-i Kayserî (Kaddesa’llâhu sırrahû)
- Şeyh Ammâr-ı Yâsir (Kaddesa’llâhu sırrahû)
- Pîr-i tarîkat Hz. Ahmed Necmeddîn el-Kübrâ (Kuddise sırruhu’l-âlî)
Velâdet : 550/(1155); müddet-i ömr : 68; irtihâl : 618/(1221).
Çocukları
Zenbilli Ali Efendi'nin çocukları da ilim ve devlet hayatında yer almıştır. Oğullarından Muhyiddin Mehmed Şah Efendi (Molla Çelebi) Târîh-i Âl-i Osmân'ın, Rûhî Çelebi bir başka Tevârîh-i Âl-i Osmân'ın müellifidir. Fudayl Çelebi çeşitli manzum ve mensur eserleri olan bir âlimdir. Cemâleddin Mehmed (Cemal Çelebi) kadılık ve valiliklerde bulunmuş, kızı Sitti Şah Hatun İstanbul'da mescid ve medrese yaptırmıştır.
Büyük oğlu Muhyiddin Mehmed Şah (ö. 957/1550), Molla Çelebi ve Zenbillizâde diye şöhret bulmuştur. İlk derslerini anne tarafından dedesi Hüsamzâde Mustafa Efendi'den almış, daha sonra babasından ve Müeyyedzâde Abdurrahman Efendi'den aklî ve naklî ilimleri tahsil etmiştir. Murad Paşa ve Dâvud Paşa medreselerinde, ardından Sahn-ı Semân'da müderrislik yapmış, iki defa Edirne kadılığına gönderilmiş, sonunda kendi isteğiyle emekliye ayrılmıştır. Mülâzemet dönemini ücretsiz geçirmek zorunda kalanların ikameti için İstanbul'da çok sayıda hücre inşa ettirmiş ve hücrelerde kalanlara günde birer akçe harçlık vermiştir. Vefatında Zeyrek Yokuşu'nda babasının kabri yanına defnedilmiştir.
Diğer oğlu Zenbillizâde Fudayl Çelebi (ö. 991/1583) 920'de (1514) İstanbul'da doğmuş; Bursa Yıldırım Han (1538) ve Edirne Halebiyye (1542) medreselerinde müderrislik yapmış, Sahn-ı Semân ve Ayasofya medreselerinde görev almış, Bağdat (1553) ve Halep kadılıklarına tayin edilmiş, 969'da (1561-62) getirildiği Mekke kadılığından 971'de (1563) emekliye ayrılmıştır. III. Murad'ın kazaskerlik teklifini geri çevirdiği gibi Şeyhülislâm Hâmid Efendi'den boşalan şeyhülislâmlık görevini de kabul etmemiş, ömrünün geri kalanını eğitim ve öğretim faaliyetleriyle geçirmiştir. Aile, Cemâleddin Aksarâyî soyundan geldiği için kaynaklarda Cemâlî yahut Cemâlîzâde nisbesiyle de kaydedilir.