Ara
Menü

Şeyh Muslihuddin Mustafa Vefâ

Şeyh Muslihuddin Mustafa Vefâ (1426–1491), Konyalı Zeynî şeyhi; İstanbul’da kendi adıyla anılan külliye çevresinde irşad yapan, fıkıh, tasavvuf, mûsiki, şiir, astronomi ve takvim ilimleriyle meşgul âlim ve mutasavvıftır.

Doğum
1426
Vefat
1491
Unvan
Zeyniyye’nin Vefâiyye kolunun pîri · âlim, şair ve mûsikişinas

Konya’dan Zeyniyye irşadına

Muslihuddin Mustafa Vefâ, Konya’da doğdu; babası Ahmed es-Sadrî’dir. Kaynaklarda Muslihuddin b. Vefâ ve Ebü’l-Vefâ adlarıyla da anılır. İlk tasavvuf terbiyesini Edirne’de Debbağlar İmamı Muslihuddin’den aldı; onun yönlendirmesiyle Abdüllatîf-i Kudsî’ye bağlanarak Zeyniyye seyrüsülûkünü tamamladı.

Hac yolculuğu ve esaret

Hac için Konya’dan Antalya’ya indiğinde bindiği gemi Rodos korsanlarınca ele geçirildi; kız kardeşiyle birlikte esir düştü. Karaman hükümdarı İbrâhim Bey tarafından fidyesi ödenerek kurtarıldı. Ardından İstanbul’a yerleşti.

İstanbul’daki irşadı

Fatih Sultan Mehmed ve II. Bayezid devirlerinde yaşadı. İstanbul’da vaaz, sohbet ve irşadla tanındı; Fatih’in kendisiyle görüştüğü ve duasını aldığı aktarılır. Ömrünün sonlarında inzivayı tercih etmiş, devlet ileri gelenlerinden çok fakir ve dervişlerle sohbet etmeye önem vermiştir.

İlim ve sanat çevresi

Fıkıh ve tasavvufun yanı sıra mûsiki, şiir, inşâ, astronomi, takvim ve vakit hesaplarıyla ilgilendi. Arapça, Farsça ve Türkçe şiirleri vardır. Kendisine nispet edilen takvim ve rûznâmeler, İstanbul bilim tarihi bakımından ayrıca önem taşır.

Ol tevhîdi zikret
Sonra cürmünü fikret
Var yoluna doğru git
Derviş olayım dersen

Bir şeyh-i kâmil ara
Niçin oldun âvâre
Hemen söz tut bîçâre
Derviş olayım dersen

Rüyâya yalan katma
Elden söz alıp satma
Vakt-i seherde yatma
Derviş olayım dersen

Vefatı ve külliyesi

1 Ramazan 896 / 8 Temmuz 1491’de vefat etti ve İstanbul’da kendi adıyla anılan cami ve hânkāh çevresindeki türbesine defnedildi. Debbağlar İmamı Muslihuddin’in otuz yıllık Edirne hizmeti ve 1443 vefatı Şeyh Vefâ’nın hayatına ait değildir; önceki birleşik metinden ayrılmıştır.

Konya’dan İstanbul’a: hayatının seyri

Konya’da doğdu. O dönemde Karamanoğulları’nın elinde bulunan Konya’da başladığı öğrenimini, babasıyla birlikte gittiği Osmanlılar’ın başşehri Edirne’de tamamladı. Edirne’de Debbağlar İmamı diye tanınan Muslihuddin Halîfe’ye intisap etti; daha sonra şeyhinin işaretiyle Zeyniyye tarikatının kurucusu Zeynüddin el-Hâfî’nin ileri gelen halifelerinden Abdüllâtîf el-Kudsî’nin müridi oldu.

Seyrü sülûkünü tamamlayıp Konya’ya döndü ve irşad faaliyetine başladı. Karamanoğlu İbrâhim Bey onun için Meram’da bir cami ve hankah yaptırdı, ardından kendisi ve mensupları tarafından vakıflar tesis edildi. Konya’da ne kadar kaldığı bilinmemektedir. Hacca gitmek üzere Antalya’dan bindiği geminin korsanlarca Rodos’a götürülmesi ve esaretten fidyeyle kurtarılmasının ardından İstanbul’a gitti.

İstanbul’da Fâtih Sultan Mehmed’den büyük destek gördü; padişah onun için, adına nisbetle Vefâ diye anılacak olan semtte bir cami ile çifte hamam yaptırdı, ayrıca caminin yakınındaki araziyi içindeki binalarla birlikte ve Çorlu kazasına bağlı Kepelim köyünü şeyhe temlik etti. Bazı kayıtlardan iki oğluyla bir kızının olduğu ve kızını Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin neslinden Şeyh Âbid Çelebi ile evlendirdiği anlaşılmaktadır.

Şahsiyeti ve müridleri

Sert görünmesine rağmen çok alçak gönüllü, hoşsohbet, nükteli ve hikmetli konuşan bir kimse olduğu belirtilir. Kendisine birçok devlet adamı, âlim ve sanatkâr mürid olmuştur.

Bunlar arasında Sinan Paşa, Molla Lutfi, Bursalı Ahmed Paşa ve Şeyhülislâm Zenbilli Ali Efendi gibi ilim ve devlet adamları; Sinoplu Safâyî, Balıkesirli Zâtî, Edirneli Sabâyî, Rumelili Şem‘î, Hattat Kasım ve Hattat Abdülmuttalib b. Seyyid Murtazâ gibi şair ve sanatkârlar sayılabilir.

COĞRAFÎ HAFIZA3 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi3 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

Menkıbeler

İlk 1 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Rodos’ta esaret ve fidye ile kurtuluş

Hacca gitmek için Antalya’dan bindiği geminin korsanlarca kaçırılması, Rodos’ta esir düşmesi ve Karamanoğlu İbrâhim Bey’in fidyesini ödeyip kurtarması.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Hacca gitmek için Antalya’dan bindiği geminin korsanlar tarafından kaçırılıp Rodos adasına götürüldüğü, kız kardeşi ve bazı arkadaşlarıyla birlikte esir edildiği, Karamanoğlu İbrâhim Bey tarafından fidyesi ödenip kurtarıldığı kaydedilmektedir.

İstanbul’a bu olaydan sonraki bir tarihte gitmiştir. İbrâhim Bey’in hem onun için cami yaptırması hem de kendisini esaretten kurtarması dikkate alınarak İstanbul’a, İbrâhim Bey’in vefat tarihi olan 868’den (1464) sonra gittiği söylenebilir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.

Eserleri ve metinleri

İlk 5 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Rûznâme

İstanbul’un enlem ve boylamına göre tertip edilmiş takvim cetvellerinden meydana gelen, üzerine birçok şerh yazılmış eseri.

Metni gösterMetni daralt

İstanbul’un enlem ve boylamına göre tertip edilmiş cetvellerden meydana gelen eserin birçok nüshası vardır (meselâ Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, nr. 221; Süleymaniye Ktp., Yazma Bağışlar, nr. 3091; Bibliothèque Nationale, nr. 185, 187, 194).

Ayn Ali Efendi Şerh-i Rûznâme-i Şeyh Vefâ, Derviş Tâlib Şerh-i Rûznâme-i Cedîd, Abdülkerîm b. Mahmûd el-Vânî Keremiyye adıyla Türkçe; Tâceddin b. Hatîb Ebü’l-Gays ise Hüsnü’l-iktifâ li-halli Rûznâme-i Şeyh Vefâ ismiyle Arapça olarak şerhetmiştir. Eserin Miftâh-ı Rûznâme ve Sahîfetü’l-eyyâm isimleriyle yapılmış müellifi bilinmeyen şerhleri de vardır; Derviş Ali Mevlevî el-Ankaravî tarafından nazma çekilmiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Melhame-i Şeyh Vefâ

Güneş ve ay tutulması, zelzele, yağmur ve dolu gibi tabiat olaylarına dair melhame türündeki eseri.

Metni gösterMetni daralt

Tam adı Melhame-i Şeyh Vefâ fi’l-küsûf ve’z-zelzele ve’l-matar ve’l-berd ve ahvâli’l-cevviyyâti’l-uhrâ’dır. Eserde yıldız ve gezegenlerin durumlarına göre insanların davranışları da incelenmektedir (Süleymaniye Ktp., Yazma Bağışlar, nr. 3091; TSMK, Yeniler, nr. 302/1). Faysal Okan Atasoy eser üzerinde yüksek lisans tezi hazırlamıştır (2001).

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Sâz-ı İrfân

Mûsiki terimleri üzerine kurulu benzetmelerle örülmüş rubâî ve manzumelerinden oluşan eseri.

Metni gösterMetni daralt

Rubâîler ve diğer manzumelerden oluşan bu eserde mutrip, saz, çeng, nağme, perde, kıl, bem, zahme, zîr gibi mûsiki terimlerinden faydalanılmış ve bu terimlerle ilgili benzetmelere yer verilmiştir (Süleymaniye Ktp., İbrahim Efendi, nr. 652; Ayasofya, nr. 1851, 1853 — burada Sırru esrâri’l-beyân ve burcu seyri rûhi’l-insân adıyla kayıtlıdır).

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Risâle-i Manzûmât-ı Şeyh Vefâ

Arapça, Farsça ve Türkçe şiirlerinden meydana gelen, tek nüshası II. Bayezid’in mührünü taşıyan eseri.

Metni gösterMetni daralt

Arapça, Farsça ve Türkçe şiirlerden meydana gelen eserde şiirler konularına göre ayrılmış ve her bölüme başlık konmuştur. Süleymaniye Kütüphanesi’nde bulunan tek nüshasının (Fâtih, nr. 3899) kapağında ve son yaprağında bulunan II. Bayezid’in mührü, eserin 918’den (1512) önce istinsah edildiğini ve padişah tarafından incelendiğini göstermektedir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Diğer eserleri ve şiirlerine yazılan şerh

Makåm-ı Sülûk, rub‘-i müceyyeb ve yıldızların ahkâmına dair risâleleri ile rubâîlerine yazılan şerh.

Metni gösterMetni daralt
  • Makåm-ı Sülûk: Manzum olarak yazılmıştır (Süleymaniye Ktp., İbrâhim Efendi, nr. 652).
  • Risâle fi’r-rub‘i’l-müceyyeb: Arabî ayların feleklerde devriyle ilgilidir.
  • Yedi Yıldızın Ahkâmı.

Sekiz rubâîsi, Cebbarzâde Mehmed Ârif tarafından Dâfiu’z-zulem li-kulûbi’l-ümem: Şerhu nutki Şeyh Vefâ adıyla şerhedilmiş olup eserin müellif nüshası Hacı Selim Ağa Kütüphanesi’ndedir. Ayrıca Hoca Sâdeddin Efendi, onun Hâşiye-i Tecrîd’e hâşiye (ta‘lik) yazdığını ve bu eseri kendisinin gördüğünü söyler.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.

Kavram dünyası

İlk 6 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

“Vefâ” lakabının kaynağı

Vefâ, İbnülvefâ, Vefâzâde, Ebü’l-Vefâ gibi lakaplarla anılır; İbn Vefâ lakabını annesinin adı olan Vefâ’dan almıştır.

Metni gösterMetni daralt

Vefâ, İbnülvefâ, İbn Vefâ, Vefâzâde, Ebü’l-Vefâ gibi lakaplarla anılır; ancak şiirlerinde mahlas olarak kullandığı “Vefâ” diğerlerinden daha çok yaygınlık kazanmıştır. İbn Vefâ lakabını annesinin adı olan Vefâ’dan aldığı kaydedilir.

Konya Meram’da onun adına yaptırılan caminin 875 (1470-71) tarihli vakfiye sûretinde tam adından sonra yer alan “eş-şehîr bi-veled-i Vefâ” kaydının dedesi hakkında olduğu, dolayısıyla Vefâzâde lakabının dedesinden geldiği de ileri sürülmüştür. Ebü’l-Vefâ lakabının Vefâ adında bir oğlu olduğu için mi yoksa övgü amacıyla mı söylendiği belli değildir. Bazı müelliflerin babası olarak kaydettiği Hacı Yahyâ aslında dedesidir; Lâmiî Çelebi, kendisinin bir kitabın kapağına künyesini “Mustafa b. Ahmed es-Sadrî el-Konevî el-Med‘uv bi-Vefâ” şeklinde kaydettiğini söyler.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Vefâiyye kolu ve “Şeyh Vefâ devri”

Ölümünün ardından Zeyniyye içinde onun adıyla anılan bir kol doğmuş; kendi ihdas ettiği isimlerle soldan sağa dönülerek icra edilen zikir “Şeyh Vefâ devri” diye bilinmiştir.

Metni gösterMetni daralt

Ölümünün ardından Zeyniyye tarikatında Vefâiyye adıyla anılan bir kol meydana gelmiştir. Bu kolda onun tertip ettiği evrâd okunmuş; diğer zikirlerin yanı sıra yine onun ihdas ettiği Allah, vâhid, ahad, samed isimlerinin zikriyle soldan sağa dönerek icra edilen ve “Şeyh Vefâ devri” diye bilinen zikir şekli uygulanmıştır.

Kendisinden sonra yerine halifesi Şeyh Ali Dede geçmiş, Vefâiyye silsilesi Dâvud Vefâî Rûmî ve Abdüllatif Vefâî Rûmî gibi diğer halifeleri vasıtasıyla devam etmiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Molla Gürânî ile ihtilâf ve Sinan Paşa’nın savunması

İhdas ettiği zikir tarzına ve namaz kıldırma biçimine yöneltilen ulemâ itirazları ile müridi Sinan Paşa’nın onu müctehid sayarak savunması.

Metni gösterMetni daralt

İhdas ettiği zikir tarzına karşı çıkan Şeyhülislâm Molla Gürânî ile arasında bazı ihtilâfların meydana geldiği rivayet edilir. Ayrıca Hanefî olduğu halde kıldırdığı namazlarda Şâfiîler gibi besmeleyi açıktan okuması ve celse-i istirâhate oturması, başta Molla Gürânî olmak üzere bir grup âlimin itirazıyla karşılaşmıştır.

Ancak şeyhi savunan müridi Sinan Paşa, onun müctehid seviyesinde bir âlim olduğunu söyleyerek ulemâyı itirazdan vazgeçirmiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Sultanlarla ilişkisi ve nüfuzunun seyri

Fâtih’ten gördüğü destek, sultanlarla hiç görüşmediği iddiasının yanlış anlamaya dayanması ve II. Bayezid döneminde nüfuzunun zayıflaması.

Metni gösterMetni daralt

İstanbul’da Fâtih Sultan Mehmed’den büyük yardım ve destek görmüştür. Sadrazam Karamânî Mehmed Paşa ve diğer devlet adamları nezdinde de büyük itibarı olduğu, sadrazam başta olmak üzere birçok devlet adamının kendisine vefk hazırlattığı nakledilir; Karamânî Mehmed Paşa’nın kabir taşını da onun hazırladığı belirtilmektedir.

Fâtih Sultan Mehmed ve II. Bayezid ile hiç görüşmediğine dair kaynaklarda yer aldığı ileri sürülen bilgi bir yanlış anlamadan kaynaklanmaktadır: sultanlarla görüşmemesi, mensup olduğu Zeyniyye tarikatının prensipleri gereği halvette bulunduğu dönemlerle sınırlıdır. Nitekim Fâtih’in cenaze namazını kıldırdığı ve bu cenazeye II. Bayezid’in de katıldığı bilinmektedir. Bununla birlikte Fâtih’e nisbetle II. Bayezid ile daha mesafeli bir ilişki içinde bulunduğu, sadrazamla olan yakınlığı sebebiyle de II. Bayezid döneminde hem kendisinin hem Zeyniyye tarikatının Fâtih devrinde İstanbul’da elde ettiği nüfuzun giderek zayıfladığı söylenebilir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Vefk, mûsiki ve astronomideki mahareti

Zâhir ve bâtın ilimlerine vukufu yanında mûsiki, astronomi ve vefk hazırlamaktaki ustalığı.

Metni gösterMetni daralt

Kaynaklar onun zâhir ve bâtın ilimlerine vâkıf, hatta müctehid seviyesinde olduğunu; mûsiki ve astronomi alanlarında, ayrıca vefk hazırlamakta mahareti bulunduğunu kaydeder. Buna karşılık tahsil dönemi ve hocaları hakkında bilgi vermezler.

Sadrazam başta olmak üzere birçok devlet adamının kendisine vefk hazırlattığı nakledilir. Astronomi ve takvim bilgisi Rûznâme ile Melhame adlı eserlerinde, mûsiki terimlerine hâkimiyeti ise Sâz-ı İrfân’da görülür.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Silsilesinin Ebü’l-Vefâ el-Bağdâdî çizgisiyle kesişmesi

Tarikat silsilelerinden birinin, Ebü’l-Vefâ’nın şeyhi Muhammed eş-Şenbekî ve Ebû Bekir el-Hevvârî’ye ulaşması.

Metni gösterMetni daralt

Zeyniyye şeyhi olmakla birlikte tarikat silsilelerinden birinin Ebü’l-Vefâ’nın şeyhi Muhammed eş-Şenbekî ile Ebû Bekir el-Hevvârî’ye ulaşması dikkat çekici bulunmuştur.

Bu bağlantının, Âşıkpaşazâde ve Seyyid Velâyet gibi Vefâî geleneğine mensup şeyhlerin Anadolu’da yaygın diğer tarikatlar varken neden özellikle aynı kökten gelen Zeyniyye’yi tercih ettiklerini daha anlamlı hale getirdiği belirtilir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

İstanbul · TürkiyeŞeyh Vefâ Külliyesiİstanbul’un bir semtine adını veren külliye; cami / tevhidhâne, medrese, hankah, çifte hamam, imaret, tabhâne, kütüphane, çeşme ve türbeden meydana gelmiştir. Cami ve çifte hamam Fâtih Sultan Mehmed tarafından onun adına yaptırılmış, ilk yapılışına “Câmi-i Hâkaniyye” terkibiyle 881 (1476) tarihi düşürülmüştür. Caminin yanındaki arazide derviş hücreleri, kütüphane, dervişler için evler ve imaret niteliğinde bir mutfak bizzat şeyh tarafından yaptırılmıştır. 1481-1490 yılları arasında medrese, mutfak ve kütüphane gibi mekânlar eklenerek yapı geniş bir külliye haline gelmiştir. Cami ve hamam tamamen yıkılmış, cami 1990’lı yıllarda betonarme olarak yeniden inşa edilmiştir; cami önündeki hücre, türbe, medresenin bir kısım duvarları ile çeşme günümüze ulaşmıştır.İstanbul · TürkiyeŞeyh Vefâ Türbesi896 (1491) yılında vefat ettiğinde, II. Bayezid’in katıldığı cenaze namazının ardından adına yaptırılan caminin hazîresine defnedilmiş, daha sonra kabri üzerine türbe yaptırılmıştır. Külliyenin güneybatısında yer alan türbenin etrafında zamanla bir hazîre oluşmuştur.Konya · TürkiyeMeram Camii ve HankahıSeyrü sülûkünü tamamlayıp Konya’ya döndükten sonra irşad faaliyetine başladığında, Karamanoğlu İbrâhim Bey’in onun için Meram’da yaptırdığı cami ve hankahtır. Ardından kendisi ve mensupları tarafından vakıflar tesis edilmiştir. İlgili vakfiye sûretlerinden caminin Muharrem 864’ten (Kasım 1459) önce inşa edildiği anlaşılmaktadır.