Ara
Menü

Pîr Muhammed Erzincânî

Erzincan merkezli irşadı ve yetiştirdiği halifelerle Cemâliyye ve Ahmediyye yollarının Anadolu'daki aktarımında merkez şahsiyet.

Vefat
1464
Unvan
Yahyâ Şirvânî halifesi
Geniş biyografi

Bu metin, Cerrâhî silsile arşivindeki kişi dosyasının tamamı esas alınarak paragraf ve manzume düzeni korunmak suretiyle hazırlanmıştır. Gelenek içi menkıbeler tarihî kayıtlarla aynı kesinlikte değerlendirilmez.

Hayatı ve silsiledeki yeri

Hazret-i Şeyh Pîr Muhammed Bahaüddin-i Erzincanî (k.s.a)

O, şeyhlerin kâmili, aşk ehlinin rehberi ve maneviyat ehlinin piridir. Şeyh Pir Muhammed el-Erzincani Hazretleri, Erzincan’ın Kerliç kasabasında doğmuştur. Kendisi mümtaz bir müderris idi. Hocalık sırasında sayısız talebeler yetiştirmiştir.

Hazreti Şeyh, intisabını kendi ifadesiyle şöyle beyan buyurur; -Bir gece rüyamda kendimi hududu belirsiz bir derya kenarında görmüş ve bir vasıta ile deryadan geçmek istemiştim. Bu iş için kıyıya demir atmış sayısız gemiler gördüm. Bu gemiler yük ve yolcuları almış, yelkenlerini açarak, sefere hazırlanmıştı. İşte o sırada bunlardan birine binmek istemiştim. Fakat gemiciler mani olunca bu işe çok hayret ettim. Gemicilerden biri bana: -Bu gemilerin sahibi şurada duran seyyid’dir. Ona müracat eyle. Ona hizmetini arz ederek, seni gemisine alması için rica eyle. Ondan izin alamazsan buradaki gemilerin hiç biri seni alamaz ve onun rızası olmadan bu sahilden hiç bir gemi derya’ya ve sefere açılamaz. O zata Seyyid Yahya eş-Şirvani derler” deyince, ben hemen Seyyid’e varıp kendisine niyaz ettim. O kabul ederek, beni gemilerinden birine bindirdi. Yola çıktık. Bu halde iken uykudan uyandım. Sabahleyin erkenden hazırlık yapıp, medresemdeki talebelere izin verip tatil ettikten sonra, vecd ve aşk ile “Şirvan’a doğru yola çıktım.

Muhammed el-Erzincani Hazretleri, Şirvan’la arasındaki uzun menzilleri süratle aşarak, Seyyid Yahya Şirvani Hazretleri’ne ulaştı. Görüşme esnasında Hz. Seyyid ona -“Molla Muhammed, o gemiler tarikat erbabının dervişleri içindir. Bizim tarikatimizin diğerlerinden daha çok talipleri irşada müstehak kıldığını gösterir” diyerek; -“Hoş geldin”, dedikten sonra, ona biat verilerek, halvet ve uzlet etmesini emreylemişti.

Muhammed Erzincani Hazretleri kısa zamanda seyr-i esma ve seyr-i müsemma’sını tamamlayarak, tevhid nuru ile içini ve nefsini tasfiye ve tezkiye ederek, hilafete hak kazandılar. Sonra Şeyhinin emriyle kendi vilayeti olan Erzincan’a, halkını irşad için hilafetle gönderildi.

Şeyh Muhammed Erzincani Hazretleri Erzincan’ın Kerliç kasabasında bir zaviye ve bir mescid bina etti. O civarın halkını terbiye ve irşadla meşgul oldu. Şeyh Hazretleri ekseriyetle Kerliç’in köylerini dolaşır, köy mescidlerinde vaazlar verir, ancak Cuma günleri şehre gelip, Ulu Cami’de halka vaaz edip, tasavvufi ve ahlaki sözler söylerdi.

Kendisinin bir çok eseri vardır. Eserlerinin bir kısmı manzum, bir kısmı da nesir halinde, tasavvufi ve ilahi hakikatlere dair risalelerdir.

Bir gün Şeyh Hazretleri vaaz esnasında “Ve ec’al li min ledunke sultanen nasira” (İsra-80) Mealen: “Tarafından bana, kafirleri mağlub edecek kudretli bir yardımcı ver” ayetini tefsir ederken buyurdular ki; -Öyle bir dille zikr eyle ki, Hakk’ın kavli ile boş sözler söylemeyesin. Kalbini haşyetle doldur ki, daima Hakk’ı fikr etsin. Bu hal sana öyle hudu ve huşu versin ki, dilin zikr, kalbin fikrle, ibadetlerin ise zahir ve batın nimetlere şükr etsin. Böyle bir gönül Allah vergisidir. Her kula nasib olmaz. İmdi zikir ehli olan salik’e kalbini tasviye’ye gayret etmesi gerekir. Ona o zaman Hakk’ın yardımı daim olur.

Şeriat ve tarikatle her iş hulus-i kalble ona kolaylaştırılır. Nitekim Kur’an’ı Mecid’de: “Va’budu Rabbike hatta ye’tiyeke’l-yakin” Mealen; “Ve ölüm(yakin) sana gelinceye kadar Rabbi’ne ibadet(kulluk) et” ayetinin tefsirinde, ‘yakin’, salik’e Hakk’ın bir bağışıdır. Amma buna ulaşmak için salik’e gayret gerekir. Zira herşeyin evveli çalışmak, sonu keşifdir. Amil olmayan, mülke hak kazanamaz ve hak yolunu bulamaz. İlme’l-yakin olmayınca, Ayne’l-yakin’de bulunamaz.

Her ne kadar bazı evliyaullah, “yakin, ilmin kemalidir” demişlerse de, ben:-“bir kişinin içinde, derununda yakin hali olmazsa, o kişinin zahirinde imanını gösteren belirtiler, erkan, şartlar, emir ve yasaklardan sakınmada bulunamaz derim” diye buyurmuşlardır.

Bir gün, Şeyh Hazretleri sabah namazından sonra, vird okuyup bitirdikten sonra, dervişlerinin yanına giderek, onlara; -“Her kim Hakk’a vasıl olmak dilerse, vücudunu terk edip, mevcud’un manasıyla manalansın. Bu hali bulup da hamd eyleyen benimle birlikte şehre gelsin” deyip, Erzincan şehrine kırk dervişi ile şehrin en büyük camii olan “Ulu Cami”e gittiler. Cami tahtadan ahşab olarak bina edilmiş bir yapı idi. Şeyh Hazretleri, orada kırk dervişi ile erbaine girdi. Orada dervişleriyle sohbet edip, şu nutku söylerler:

Hamduli’llah ki maksuda vasıl,

Olmanın yolları olup hasıl,

Rah-ı ışk’la o kim verir canı,

Bu tarikinde oldurur kamil, Eyle aşık isen vücuda fena, Her ne emr eyler ise ol ka’il.”

Nakledildiğine göre, bazı dostları Şeyh Hazretlerine: “-Sultanım vakitsiz zamansız bir erba’in’e girdiniz. Bu zaman erba’in vakti değildir. Onun zamanı yaz mevsimidir. Siz bu hali bizden daha iyi bilirsiniz. Amma acaip bir haldir ki, siz bu mevsimde halvetnişin oldunuz. Ziyade şevk ve aşk buldunuz. Bunun sebebi nedir? Izah buyurmaz mısınız? Dediklerinde, Şeyh Hazretleri: “-Erzincan kavmine Allah katından bir gazap var. Bu zelzele şeklinde tecelli etse gerektir. Bu halin def’i için çile ve riyazet ile seçilen Hakk dostlarıyla burada halvet olduk. İhtimalki, içinizden birinizin du’ası Kabul ve bu afet defolur” dedi. Ve devamla: “-Biz, bu kavmin ni’metlerini yedik. Ekmek ve tuz hakları üzerimizdedir. Hem biz onların safalı zamanlarında beraber olduk. Onları cefalı zamanlarında koyup gitmek insaf’a ve şükür ehline yakışmayan bir haldir. Vaktinizi dua ve niyazla geçirip, onlara son hizmetlerinizi yerine getirin” diye buyurdular.

Erba’in tamamlandığında, halvette bulunanlar Şeyh Efendi’ye: “Sırrımızdan bize bir ses, bir ilham geldiki, onda bize: “Ey Pir Muhammed, eğer Erzincan halkının üzerinden bu büyük afetin kaldırılmasını diliyorsan, senin kendini feda edip, bizden yana gelmen gerek” dendiğini naklettiler. Şeyh Efendi de: “Kim bizimle birlikte şehadet şerbetini içmeyeyi göze alırsa, bizimle birlikte kalsın. Dünyada muradı olanlara izin verdik, dışarı çıksınlar. Bu gece bizimle bulunmasınlar” diye buyurdu. Nakl edilirki, “Kırk dervişin çoğu çıkıp, sadece yedi tanesi Şeyh Muhammed Efendi Hazretleriyle birlikte kaldı. O gece cami üzerine Hakk’ın kahır, celal tecellisi okundu. Şeyh Efendi ile o yedi müstakim dervişi sehid oldu. Hakk’ın hikmeti ile camiden başka bir yere zarar vermedi. Sabahleyin erkenden Hacegan ehli ile halk, feryad edip, ağlayarak, durumu gözleri ile gördüler. Şeyh Efendi ve yedi dervişini enkazın altından çıkarıp, defn ettiler.

Şeyh Muhammed Erzincani Hazretleri 869H./1464-65M. tarihinde alem-i cemale göç eyledi. Kabri şerifi Erzincan Ulu Camii yanındadır. Vefat zamanı, Fatih Sultan Muhammed Han Hazretlerinin dönemidir.

Erzincan'da yazdığı Makamatü'l Arifin ve Maarifü's Salikin adlı tasavvufa yönelik manzum (Türkçe) eserinin Manisa ili Muradiye Kütüphanesinde bulunduğu bilinmektedir.

Ruz-i evvel yazıldı name sa’id,

Oldu ahir deminde şah-ı şehid

Şeyh Efendi Hazretlerinin dört seçkin halifesi: Pir Ahmed el-Erzincani, Pir Fethullah, İbrahim Mükemmel ve Postnışini Çelebi Halife Şeyh Pir Cemali-I Halveti hazretleridir.

“Allahü teâlâ, söz ve amel kuvvetini verdikten sonra, senden konuşma kuvvetini alsa, ameli bıraksa hiç üzülme! Çünkü bu senin için bir nîmettir. Zîrâ konuşmada âfet ve ziyan çok olur. Maksat, Allahü teâlânın istediği iş ve ibâdetleri yapmaktır. Eğer ameli alıp, sende konuşmayı bırakırsa, bağırarak ağla ki, senin için büyük bir musîbettir. Eğer ikisini birden alırsa; senin için derd, kötülük ve büyük bir yaradır.”

“Allahü teâlâ rızâsını tâatte, gazabını mâsiyette (O’na isyân etmede) saklamıştır.”

“Allahü teâlâdan râzı olmak demek, O’ndan gelen bütün belâ ve elemlerden zevk almaktır.”

“Amelde ihlâs, iki cihanda Allahü teâlâdan karşılık beklememektir.”

“Sabır; şikâyeti terk etmek, belâlara zevk alarak rızâ göstermektir.”

“İhlâs; ameline bakmamak, yâni hiçbir zaman amelini beğenmemektir.”

“Bir kimse âlimler ile oturup, onların bildiği bir şeye muhâlefet etse, Allahü teâlâ o kimsenin kalbinden îmân nûrunu alır.”

“Sırrını muhâfaza etmek, kalbini kötülüklerden korumak ve farzları edâ etmek, Allah’a yakın olanların vasıflarındandır.”

Kaynaklar;

Lemezat-ı Hulviyye, Evliyalar Ansiklopedisi, Ehli Sünnet Büyükleri

COĞRAFÎ HAFIZAPîr Muhammed Erzincânî TürbesiMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi1 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

KİŞİLER AĞIBağlantılarını aç2 doğrudan bağlantıAğda gör →
YOL ATLASISilsiledeki yerini açÖnceki ve sonraki halkalarla birlikte

Şeyh, halife, aile ve post ağı

ÖNCEKİ HALKASeyyid Yahyâ-yı ŞirvânîSeyyid Yahyâ-yı Şirvânî → Muhammed Erzincânî: Nûreddin Cerrâhî öncesindeki Halvetiyye–Cerrâhiyye ortak aktarım bağlantısı.SONRAKİ HALKAİbrâhim Kâmil KayserîMuhammed Erzincânî → İbrâhim Kâmil Kayserî: Nûreddin Cerrâhî öncesindeki Halvetiyye–Cerrâhiyye ortak aktarım bağlantısı.

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

Karakaya Köyü · TürkiyePîr Muhammed Erzincânî TürbesiZiyaretgâh kaydı Kaynakta “HZ. PİR MUHAMMED ERZİNCANİ” adıyla, HALVETİYYE çevresinde, KARAKAYA KÖYÜ/ERZİNCAN ziyaretgâh kaydı olarak yer alır. Adres tarifi ERZİNCAN'IN ÜZÜMLÜ İLÇESİ KARAKAYA KÖYÜ'NDE KABRİ BULUNMAKTA. İrtihal kaydı Kaynak veri kümesinde hicrî irtihal tarihi 869 olarak verilir. Bu tarih, şahsiyet dosyasındaki biyografik tarihle ayrıca karşılaştırılmalıdır.