Ara
Menü

Sünbül Sinân Efendi

Sünbül Sinân Efendi (Merzifon – Muharrem 936 / Eylül 1529, İstanbul); asıl adı Yûsuf Sinan. Halvetiyye'nin Sünbüliyye kolunun pîri , Koca Mustafa Paşa Dergâhı postnişini. Devran zikrini şeyhülislâm fetvasına karşı savunmuştur.

Doğum
1452
Vefat
1529
Unvan
Sünbüliyye'nin pîri, Halvetî şeyhi ve müellif

Merzifon'dan medreseye

Merzifon'da doğdu. Asıl adı Yûsuf Sinan'dır. Sünbül lakabı ona şeyhi Cemâl-i Halvetî tarafından verilmiştir.

Babasının adı (Kayabeyoğlu Ali) dışında ailesi hakkında bilgi yoktur. Hayatına dair bilinenlerin önemli bir kısmı, halifelerinden Yâkub Efendi'nin oğlu Şeyh Yûsuf Sinâneddin'in Menâkıb-ı Şerîf ve Tarîkatnâme-i Pîrân adlı eserinde babasından naklen verdiği bilgilere dayanmaktadır.

Sünbül Sinan ilk öğrenimini memleketinde yaptıktan sonra İstanbul'a giderek medrese tahsiline başladı. Devrin tanınmış âlimlerinden Efdalzâde Hamîdüddin'in talebesi ve ardından mülâzımı oldu.

Tasavvuf aleyhtarlığından intisaba

Medrese tahsili sırasında tasavvuf aleyhtarı olarak bilinen Sünbül Sinan, bir arkadaşı vasıtasıyla tanıştığı Halvetiyye tarikatının ana kollarından Cemâliyye'nin pîri Cemâl-i Halvetî'ye intisap ederek tasavvuf yoluna girdi.

Üç yıl süren seyrüsülûk döneminden sonra hilâfet aldı ve irşad göreviyle Mısır'a gönderildi.

Şeyhinin vasiyeti

Koca Mustafa Paşa Dergâhı'nda irşad faaliyetini sürdüren Cemâl-i Halvetî hacca gitmek amacıyla İstanbul'dan ayrılırken Sünbül Sinan'a haber gönderip kendisinin de hacca gelmesini istediğini bildirdi. Cemâl-i Halvetî yolda vefat edince (899/1494) bu buluşma gerçekleşmedi.

Sünbül Sinan, hac dönüşü şeyhinin vasiyeti gereği İstanbul'a dönerek kızı Safiye Hatun'la evlendi ve Koca Mustafa Paşa Dergâhı'nda postnişin oldu.

Bir rivayete göre Cemâl-i Halvetî hacca giderken onu İstanbul'a çağırıp kızıyla evlendirmiş, postuna oturttuktan sonra hacca gitmek için yola çıkmıştır.

İstanbul'da irşad

899 (1494) yılından vefatına kadar, kendi adıyla anılacak olan Koca Mustafa Paşa Dergâhı'nda irşad faaliyetini sürdüren Sünbül Efendi cuma günleri Ayasofya ve Fâtih camilerinde vaaz verdi, vaazların ardından dervişleriyle Halvetî devranı icra etti.

Yavuz Sultan Selim yaptırdığı caminin açılış merasimi sırasında vaaz etme görevini ona verdi. Bu onun padişah nezdindeki itibarını göstermektedir. Hulvî, Sünbül Sinan'ın Yavuz Sultan Selim'le ilişkileri konusunda ayrıntılı bazı rivayetleri nakletmektedir.

Devran tartışması

Sünbül Efendi'nin devran uygulaması ulemâ ve meşâyih arasında tartışmalara sebep oldu.

İstanbul kadısı Sarıgörez Nûreddin Efendi'nin, devran zikri yapan dervişlerin yakalanıp cezalandırılması için bir şikâyetnâme yazarak tasdik için Şeyhülislâm Kemalpaşazâde'ye gönderdiği, şeyhülislâmın Sarıgörez'in şikâyetnâmesini tasdik ettiği, Sünbül Sinan'ın bu fetvayı önlemek için Kemalpaşazâde'nin inanıp güvendiği Şeyh Yavsî Zâviyesi şeyhi Mehmed Efendi'yi devreye sokması üzerine şeyhülislâmın fetvayı uygulamaktan vazgeçtiği kaydedilmektedir.

Bu olaydan önce Sarıgörez ile Sünbül Efendi arasında bir münazara cereyan ettiği, şeyhin ilmî dirayeti ve mânevî nüfuzu karşısında Sarıgörez'in yenilgiye uğradığı belirtilmektedir.

Vefatı

II. Bayezid, Yavuz Sultan Selim ve Kanûnî Sultan Süleyman dönemlerini idrak eden Sünbül Efendi, Muharrem 936'da (Eylül 1529) vefat etti.

Cenaze namazı Fâtih Camii'nde Kemalpaşazâde tarafından kıldırıldı ve dergâhının hazîresine defnedildi. Türbesi İstanbul'un en önemli ziyaretgâhlarından biridir.

Ölümüne düşürülen birçok tarihten bazıları şunlardır: “Eyledi bostân-ı zühdün sünbülü me'vâya azm”; “Cânına Sünbül Sinân'ın Fâtiha”; “Üstâd-ı aşk.”

Hüseyin Vassâf, Şeyhülislâm Kemalpaşazâde'nin onun vefatı dolayısıyla söylediği tarih manzumesinin çini üzerine yazdırılıp türbeye konulduğunu belirtir ve, “Nûr ola Sünbül Sinân'ın kabri hep” tarih mısraıyla biten sekiz beyitlik bu manzumeyi eserine kaydeder.

Sünbüliyye

Sünbül Efendi'nin vefatından sonra yerine Merkez Efendi postnişin olmuş, Sünbül Efendi'ye nisbet edilen Sünbüliyye, Merkez Efendi ve diğer halifeleri tarafından yaygınlaştırılmıştır.

Yâkub Germiyânî, Cem Şah Efendi, Akşehirli Cemal Efendi, Maksud Dede, Kefeli Alâeddin Ali, Çavdarlı Şeyh Ahmed Dede onun halifeleri arasında zikredilebilir.

COĞRAFÎ HAFIZA8 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi8 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

Menkıbeler

İlk 1 kayıt gösteriliyor

MENKIBE · GELENEK İÇİ

Sarıgörez ile münazara

Fetvadan önceki karşılaşma.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Bu olaydan önce Sarıgörez ile Sünbül Efendi arasında bir münazara cereyan ettiği, şeyhin ilmî dirayeti ve mânevî nüfuzu karşısında Sarıgörez'in yenilgiye uğradığı belirtilmektedir.

Çerçeve. Kaynak bunu bir vâkıa olarak değil “belirtilmektedir” kaydıyla aktarır. Şikâyetnâmenin münazaradan sonra yazılmış olması, tarikat kaynaklarının anlattığı galibiyetin sonucu değiştirmediğini de gösterir.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Sünbül Sinan”, c. 38, s. 135-136.

Hayatından kayıtlar

İlk 5 kayıt gösteriliyor

BİYOGRAFİK KAYIT

Tasavvuf aleyhtarı bir medrese talebesi

İntisabından önceki hâli.

Metni gösterMetni daralt

Medrese tahsili sırasında tasavvuf aleyhtarı olarak bilinen Sünbül Sinan, bir arkadaşı vasıtasıyla tanıştığı Halvetiyye tarikatının ana kollarından Cemâliyye'nin pîri Cemâl-i Halvetî'ye intisap ederek tasavvuf yoluna girdi.

Devrin tanınmış âlimlerinden Efdalzâde Hamîdüddin'in talebesi ve ardından mülâzımı olmuştu.

Çerçeve. Hayatının en meşhur mücadelesinin devran zikrini ulemâya karşı savunmak olması, bu başlangıçla birlikte okunmalıdır: devranı savunan risâleleri yazan kişi, mülâzemet yoluna girmiş bir medreselidir. Karşısındakilerin dilini biliyordu.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Sünbül Sinan”, c. 38, s. 135-136.
BİYOGRAFİK KAYIT

Şeyhülislâmın tasdik ettiği fetvanın durdurulması

Devran zikrini kurtaran müdahale.

Metni gösterMetni daralt

İstanbul kadısı Sarıgörez Nûreddin Efendi, devran zikri yapan dervişlerin yakalanıp cezalandırılması için bir şikâyetnâme yazarak tasdik için Şeyhülislâm Kemalpaşazâde'ye gönderdi; şeyhülislâm bu şikâyetnâmeyi tasdik etti.

Sünbül Sinan'ın bu fetvayı önlemek için Kemalpaşazâde'nin inanıp güvendiği Şeyh Yavsî Zâviyesi şeyhi Mehmed Efendi'yi devreye sokması üzerine şeyhülislâmın fetvayı uygulamaktan vazgeçtiği kaydedilmektedir.

Çerçeve. Fetva iptal edilmemiş, uygulanmaktan vazgeçilmiştir — Osmanlı ilmiyesinde meselelerin çoğu bu şekilde, hüküm bozularak değil askıya alınarak çözülür. Aynı Kemalpaşazâde, yıllar sonra onun cenaze namazını kıldıracak ve türbesine konulan tarih manzumesini yazacaktır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Reşat Öngören, Osmanlılar'da Tasavvuf, s. 375-376.
BİYOGRAFİK KAYIT

Şeyhin kızı ve post

Gerçekleşmeyen hac buluşması.

Metni gösterMetni daralt

Cemâl-i Halvetî hacca gitmek amacıyla İstanbul'dan ayrılırken Sünbül Sinan'a haber gönderip kendisinin de hacca gelmesini istediğini bildirdi. Cemâl-i Halvetî yolda vefat edince (899/1494) bu buluşma gerçekleşmedi.

Sünbül Sinan, hac dönüşü şeyhinin vasiyeti gereği İstanbul'a dönerek kızı Safiye Hatun'la evlendi ve Koca Mustafa Paşa Dergâhı'nda postnişin oldu.

Bir rivayete göre Cemâl-i Halvetî hacca giderken onu İstanbul'a çağırıp kızıyla evlendirmiş, postuna oturttuktan sonra hacca gitmek için yola çıkmıştır.

Çerçeve. İki rivayet, postun devrinin şeyhin sağlığında mı yoksa vasiyetle mi olduğu konusunda ayrılır. Fark önemsiz değildir: birincisinde devir hayatta iken yapılmış, ikincisinde ölümünden sonra yerine getirilmiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Sünbül Sinan”, c. 38, s. 135-136.
BİYOGRAFİK KAYIT

Vaazdan sonra devran

Ayasofya ve Fâtih'te bir âdet.

Metni gösterMetni daralt

Cuma günleri Ayasofya ve Fâtih camilerinde vaaz verdi, vaazların ardından dervişleriyle Halvetî devranı icra etti.

Yavuz Sultan Selim yaptırdığı caminin açılış merasimi sırasında vaaz etme görevini ona verdi. Bu onun padişah nezdindeki itibarını göstermektedir.

Çerçeve. Devranı tekkede değil selâtin camilerinde, hem de cuma günü açıkça icra etmesi, tartışmanın niçin çıktığını da açıklar: mesele bir tekke içi âdet değil, şehrin en görünür mekânlarında yapılan bir uygulamaydı.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Sünbül Sinan”, c. 38, s. 135-136.
BİYOGRAFİK KAYIT

Kemalpaşazâde'nin kıldırdığı cenaze

Fetvayı tasdik edenle biten hikâye.

Metni gösterMetni daralt

Cenaze namazı Fâtih Camii'nde Kemalpaşazâde tarafından kıldırıldı ve dergâhının hazîresine defnedildi.

Hüseyin Vassâf, Şeyhülislâm Kemalpaşazâde'nin onun vefatı dolayısıyla söylediği tarih manzumesinin çini üzerine yazdırılıp türbeye konulduğunu belirtir ve, “Nûr ola Sünbül Sinân'ın kabri hep” tarih mısraıyla biten sekiz beyitlik bu manzumeyi eserine kaydeder.

Ölümüne düşürülen birçok tarihten bazıları şunlardır: “Eyledi bostân-ı zühdün sünbülü me'vâya azm”; “Cânına Sünbül Sinân'ın Fâtiha”; “Üstâd-ı aşk.”

Çerçeve. Bir zamanlar dervişlerinin cezalandırılması fetvasını tasdik eden şeyhülislâm, hem cenaze namazını kıldırmış hem de türbesindeki tarih manzumesini yazmıştır. Osmanlı'da ilmiye ile tasavvuf arasındaki gerilimin nasıl kişisel düşmanlığa dönüşmediğini gösteren en açık örneklerdendir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ, III, 375.

Eserleri ve metinleri

İlk 4 kayıt gösteriliyor

ESER / METİN

Risâletü't-tahkīkıyye

Devran savunmasının ana metni.

Metni gösterMetni daralt

Sünbül Sinan bu eserinde devranın kâfir oyununa benzetilmesine, ona raks denilmesine şiddetle karşı çıkmakta, cahil ve mutaassıp kişilerin Arapça ve Türkçe risâleler kaleme alarak raksın haram olduğunu iddia etmelerinin yanlış kanaatlerinin neticesi olduğunu belirtmektedir (Süleymaniye Ktp., Esad Efendi, nr. 1761).

Müellifin bu eserin birer nüshasını devrin ulemâsına gönderdiği kaydedilmektedir.

Çerçeve. Risâleyi yazmakla yetinmeyip nüshalarını ulemâya göndermesi, meseleyi savunma değil ikna zemininde ele aldığını gösterir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Sünbül Sinan”, c. 38, s. 135-136.
ESER / METİN

Risâle Der Hakk-ı Zikr ü Devrân

Türkçe özet ve Zenbilli'nin fetvası.

Metni gösterMetni daralt

Bir önceki eserin Türkçe özetidir.

İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi'nde bulunan bir nüshasının sonunda (TY, nr. 3868) Zenbilli Ali Efendi'nin risâlede anlatılan konuların doğruluğuna dair bir fetvası yer almaktadır.

Çerçeve. Zenbilli Ali Efendi de şeyhülislâmdır. Yani devran meselesinde ilmiye tek ses değildir: bir şeyhülislâm aleyhteki şikâyetnâmeyi tasdik ederken, bir başkası lehteki risâleye fetva vermiştir. Türkçe özetin varlığı ise metnin hedef kitlesinin yalnız ulemâ olmadığını gösterir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Sünbül Sinan”, c. 38, s. 135-136.
ESER / METİN

Tarîkatnâme ve diğer risâleler

Erkân metinleri.

Metni gösterMetni daralt

Tarîkatnâme (İÜ Ktp., İbnülemin, nr. 2956); Risâle fî deverâni's-sûfiyye (Beyazıt Devlet Ktp., Veliyyüddin Efendi, nr. 3602); Risâletü etvâri's-seb'a (Süleymaniye Ktp., Bağdatlı Vehbi Efendi, nr. 2073/2).

Hakkındaki ana kaynak ise halifesi Yâkub Efendi'nin oğlu Şeyh Yûsuf Sinâneddin'in Menâkıb-ı Şerîf ve Tarîkatnâme-i Pîrân'ıdır; müellif bilgileri babasından nakleder.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Sünbül Sinan”, c. 38, s. 135-136.
ESER / METİN

“Gel ey sâlik diyem bir söz ki haktır”

Bestelenip şerhedilen ilâhisi.

Metni gösterMetni daralt

Bursalı Mehmed Tâhir, Sünbül Sinan'ın bazı ârifâne ilâhileri bulunduğunu kaydeder. Şiirlerinden iki örnek Sefîne'de yer almaktadır.

“Gel ey sâlik diyem bir söz ki haktır” mısraıyla başlayan on beyitlik bir ilâhisi bestelenmiş ve tekkelerde âyin sırasında okunagelmiştir.

Bu ilâhi, Cebbarzâde Ârif Bey tarafından Miftâh-ı Hısn-ı Hazâin-i Rahmâniyye adıyla şerhedilmiştir.

Çerçeve. On beyitlik bir ilâhi için müstakil bir şerh yazılması, metnin tekke edebiyatında ne ölçüde merkezî hâle geldiğini gösterir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ, III, 376-377.

Kavram dünyası

İlk 4 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Devran

Ayakta ve dâire hâlinde zikir.

Metni gösterMetni daralt

Devran, dervişlerin halka olup dönerek yaptığı cehrî zikirdir; Halvetiyye'nin ayırt edici usulüdür.

Karşı çıkanların dayanağı, bunun raks sayılması ve raksın haram oluşudur. Sünbül Sinan Risâletü't-tahkīkıyye'de devranın kâfir oyununa benzetilmesine, ona raks denilmesine şiddetle karşı çıkmakta, cahil ve mutaassıp kişilerin Arapça ve Türkçe risâleler kaleme alarak raksın haram olduğunu iddia etmelerinin yanlış kanaatlerinin neticesi olduğunu belirtmektedir.

Tartışma bir asır sonra Kadızâdeliler eliyle yeniden alevlenecektir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Sünbül Sinan”, c. 38, s. 135-136.
TARİHÎ KAYIT

Sünbüliyye

Cemâliyye'den ayrılan kol.

Metni gösterMetni daralt

Halvetiyye'nin ana kollarından Cemâliyye'nin pîri Cemâl-i Halvetî'dir; Sünbüliyye onun halifesi ve dâmadı Sünbül Sinan'a nisbet edilen alt koldur.

Sünbül Efendi'nin vefatından sonra yerine Merkez Efendi postnişin olmuş, Sünbüliyye, Merkez Efendi ve diğer halifeleri tarafından yaygınlaştırılmıştır.

Halifeleri arasında Yâkub Germiyânî, Cem Şah Efendi, Akşehirli Cemal Efendi, Maksud Dede, Kefeli Alâeddin Ali, Çavdarlı Şeyh Ahmed Dede sayılır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Sünbül Sinan”, c. 38, s. 135-136.
TARİHÎ KAYIT

Etvâr-ı seb'a

Yedi nefis mertebesi.

Metni gösterMetni daralt

Etvâr-ı seb'a, nefsin emmâre'den kâmile'ye kadar yedi mertebesi ve bunlara karşılık gelen sülûk merhaleleridir; Halvetî terbiyesinin omurgasıdır.

Sünbül Sinan bu konuyu müstakil bir risâlede işlemiştir: Risâletü etvâri's-seb'a, seyrüsülûk mertebelerinden bahseder (Süleymaniye Ktp., Bağdatlı Vehbi Efendi, nr. 2073/2).

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Sünbül Sinan”, c. 38, s. 135-136.
KAVRAM

Sünbül lakabı

Şeyhinin verdiği ad.

Metni gösterMetni daralt

Asıl adı Yûsuf Sinan'dır. Sünbül lakabı ona şeyhi Cemâl-i Halvetî tarafından verilmiştir.

Çerçeve. Vefatına düşürülen tarihlerde lakap bir imgeye dönüşür: “Eyledi bostân-ı zühdün sünbülü me'vâya azm” — zühd bahçesinin sünbülü. Bugün İstanbul'da dergâhın bulunduğu semtte bu ad hâlâ yaşamaktadır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Sünbül Sinan”, c. 38, s. 135-136.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

HOCASI / ŞEYHİÇelebi Halife Cemâl-i HalvetîSünbül Sinân, Çelebi Halife’nin halifesi ve Koca Mustafa Paşa Âsitânesi’ndeki halefidir; bu hat Cemâliyye’den Sünbüliyye’ye devam eder.SOHBET / YOL ARKADAŞLIĞIŞEYHÜ'LİSLÂM İBN-İ KEMÂLÇağdaşıdır. Devran zikri tartışmasında önce aleyhindeki şikâyetnâmeyi tasdik etmiş, sonra fetvayı uygulamaktan vazgeçmiş; vefatında cenaze namazını kıldırmış ve ölümüne tarih manzumesi söylemiştir.GELEN BAĞLANTIÇelebi Halife Cemâl-i HalvetîHalifesi ve halefidir. Hacca giderken Koca Mustafa Paşa Dergâhı'nda yerine onu vekil bırakmış, vefatından sonra dergâhın postnişini o olmuştur; Sünbüliyye kolu buradan doğmuştur.AİLE BAĞIÇelebi Halife Cemâl-i HalvetîDamadıdır; kızı Safiye Hatun ile evlenmiştir. Bir rivayete göre bu evlilik Cemâl-i Halvetî'nin vasiyeti gereği hac dönüşünde, başka bir rivayete göre ise o daha hacca gitmeden önce gerçekleşmiştir.TALEBESİ / HALİFESİMaksûd DedeMaksûd Dede, Sünbül Sinan'ın hizmetinde tarikat eğitimini tamamladı ve hilâfetle Rumeli'ye gönderildi.TALEBESİ / HALİFESİAlâeddin Ali el-KefevîAlâeddin Ali el-Kefevî, Sünbül Sinan'ın hizmetinde yetişip icazetle Kefe'ye döndü.TALEBESİ / HALİFESİMerkez Muslihuddin EfendiSünbül Sinan → Merkez Muslihuddin: intisap, sülûk ve hilâfetTALEBESİ / HALİFESİUzun Şemseddin Ahmed et-TavîlUzun Şemseddin önce Sünbül Sinan'ın hizmetinde bulundu.TALEBESİ / HALİFESİKara Şeyh Mustafa el-EsvedKara Şeyh, Sünbül Sinan'ın hizmetinde Halvetî terbiyesi gördü.TALEBESİ / HALİFESİTireli Abdülvehhab EfendiAtâyî, Abdülvehhab'ın Sünbül Sinan'ın hizmetinden yararlandığını kaydeder; ilişki hilâfet iddiasına genişletilmez.TALEBESİ / HALİFESİEdirneli Hasan DedeHasan Dede önce Sünbül Sinan'a intisap etti.TALEBESİ / HALİFESİGermiyanlı Ya‘kub EfendiYa‘kub Efendi önce Sünbül Sinan'ın yanında mücahede ve tasavvuf eğitimi gördü.

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

İstanbul · TürkiyeSünbül Efendi Türbesi, Koca Mustafa Paşa Dergâhı899/1494'ten Muharrem 936'daki (Eylül 1529) vefatına kadar postnişin olduğu dergâh; hazîresine defnedilmiştir. Kemalpaşazâde'nin tarih manzumesi çini üzerine yazdırılıp türbeye konulmuştur. İstanbul'un en önemli ziyaretgâhlarındandır.Amasya · TürkiyeMerzifonDoğduğu ve ilk öğrenimini yaptığı şehir; babası Kayabeyoğlu Ali'dir, ailesi hakkında başka bilgi yoktur. İlişkili kişi dosyası Sünbül Sinân Efendi : Sünbül Sinân Efendi (856/1452–936/1529), Cemâl-i Halvetî'nin halifesi; Koca Mustafa Paşa Âsitânesi'nin şeyhi ve Halvetiyye'nin İstanbul'da teşekkül eden Sünbüliyye kolunun pîridir. Vaazları, devrân müdafaası, risâleleri ve Merkez Efendi başta olmak üzere yetiştirdiği halifelerle XVI. yüzyıl Osmanlı tasavvuf hayatının kurucu şahsiyetlerindendir.İstanbul · TürkiyeFâtih CamiiCuma günleri vaaz verip ardından devran icra ettiği camilerden biri; cenaze namazı da burada Şeyhülislâm Kemalpaşazâde tarafından kıldırılmıştır. İlişkili kişi dosyası Sünbül Sinân Efendi : Sünbül Sinân Efendi (856/1452–936/1529), Cemâl-i Halvetî'nin halifesi; Koca Mustafa Paşa Âsitânesi'nin şeyhi ve Halvetiyye'nin İstanbul'da teşekkül eden Sünbüliyye kolunun pîridir. Vaazları, devrân müdafaası, risâleleri ve Merkez Efendi başta olmak üzere yetiştirdiği halifelerle XVI. yüzyıl Osmanlı tasavvuf hayatının kurucu şahsiyetlerindendir.İstanbul · TürkiyeAyasofyaCuma vaazlarını verdiği ve ardından dervişleriyle Halvetî devranı icra ettiği ikinci selâtin camii; devran tartışmasının görünürlüğü buradan gelir. İlişkili kişi dosyası Sünbül Sinân Efendi : Sünbül Sinân Efendi (856/1452–936/1529), Cemâl-i Halvetî'nin halifesi; Koca Mustafa Paşa Âsitânesi'nin şeyhi ve Halvetiyye'nin İstanbul'da teşekkül eden Sünbüliyye kolunun pîridir. Vaazları, devrân müdafaası, risâleleri ve Merkez Efendi başta olmak üzere yetiştirdiği halifelerle XVI. yüzyıl Osmanlı tasavvuf hayatının kurucu şahsiyetlerindendir.Kahire · MısırMısırÜç yıllık seyrüsülûkün ardından hilâfet alıp irşad göreviyle gönderildiği yer. Konum ülke merkezine göre yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Sünbül Sinân Efendi : Sünbül Sinân Efendi (856/1452–936/1529), Cemâl-i Halvetî'nin halifesi; Koca Mustafa Paşa Âsitânesi'nin şeyhi ve Halvetiyye'nin İstanbul'da teşekkül eden Sünbüliyye kolunun pîridir. Vaazları, devrân müdafaası, risâleleri ve Merkez Efendi başta olmak üzere yetiştirdiği halifelerle XVI. yüzyıl Osmanlı tasavvuf hayatının kurucu şahsiyetlerindendir.İstanbul · TürkiyeYavuz Sultan Selim CamiiYavuz Sultan Selim'in yaptırdığı ve açılış merasiminde vaaz görevini Sünbül Efendi'ye verdiği cami; padişah nezdindeki itibarının göstergesidir. İlişkili kişi dosyası Sünbül Sinân Efendi : Sünbül Sinân Efendi (856/1452–936/1529), Cemâl-i Halvetî'nin halifesi; Koca Mustafa Paşa Âsitânesi'nin şeyhi ve Halvetiyye'nin İstanbul'da teşekkül eden Sünbüliyye kolunun pîridir. Vaazları, devrân müdafaası, risâleleri ve Merkez Efendi başta olmak üzere yetiştirdiği halifelerle XVI. yüzyıl Osmanlı tasavvuf hayatının kurucu şahsiyetlerindendir.İstanbul · TürkiyeMerkez Efendi KülliyesiVefatından sonra postuna geçen ve Sünbüliyye'yi yaygınlaştıran halifesi Merkez Efendi'nin merkezi. İlişkili kişi dosyası Sünbül Sinân Efendi : Sünbül Sinân Efendi (856/1452–936/1529), Cemâl-i Halvetî'nin halifesi; Koca Mustafa Paşa Âsitânesi'nin şeyhi ve Halvetiyye'nin İstanbul'da teşekkül eden Sünbüliyye kolunun pîridir. Vaazları, devrân müdafaası, risâleleri ve Merkez Efendi başta olmak üzere yetiştirdiği halifelerle XVI. yüzyıl Osmanlı tasavvuf hayatının kurucu şahsiyetlerindendir.İstanbul · TürkiyeSünbül Efendi ÂsitânesiKoca Mustafa Paşa Külliyesi içindeki Sünbül Efendi Âsitânesi, Bizans döneminden kalan manastır kilisesinin 1486'da camiye çevrilmesi ve çevresine medrese, imaret ve tekke birimlerinin eklenmesiyle teşekkül etti. Külliye Cemâl-i Halvetî'ye tahsis edildi; onun vefatından sonra Sünbül Sinân'ın post merkezi oldu. Âsitâne, cami, tevhidhâne, derviş hücreleri, harem, türbe ve hazîreyle birlikte yalnız bir ibadet mekânı değil; Sünbülî irşad silsilesinin, musiki ve zikir meclislerinin, postnişin ailelerinin ve şehir hafızasının taşıyıcısıdır. Sünbül Sinân ile sonraki postnişinlerin kabirleri bu çevrededir. Yapı topluluğu farklı dönemlerde onarım görmüş; 2015–2019 arasındaki çalışmalarla da korunmuştur.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]TDV İslâm Ansiklopedisi, “Sünbül Sinan”, c. 38, s. 135-136
  2. [2]Reşat Öngören, Osmanlılar'da Tasavvuf, s. 375-376
  3. [3]Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ, III, 375
  4. [4]Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ, III, 376-377
  5. [5]Nev‘îzâde Atâyî, Hadâ’iku’l-Hakâ’ik fî Tekmileti’ş-Şakā’ik, s. 404-410
  6. [6]Nev‘îzâde Atâyî, Hadâ’iku’l-Hakâ’ik fî Tekmileti’ş-Şakā’ik, s. 414-418
  7. [7]Menâkıb-i Şerîf ve Tarîkatnâme-i Pîrân ve Meşâyih-i Tarîkat-i Aliyye-i Halvetiyye çerçevesinde bazı Halvetiyye pîrleri, yüksek lisans tezi, 2023, s. 136-143
  8. [8]Nev‘îzâde Atâyî, Hadâ’iku’l-Hakâ’ik fî Tekmileti’ş-Şakā’ik, s. 662-668
  9. [9]Nev‘îzâde Atâyî, Hadâ’iku’l-Hakâ’ik fî Tekmileti’ş-Şakā’ik, s. 668-676
  10. [10]Nev‘îzâde Atâyî, Hadâ’iku’l-Hakâ’ik fî Tekmileti’ş-Şakā’ik, s. 688-707
  11. [11]Yerel kaynak biyografisi
  12. [12]Amâsî, Tercüme-i Şakā’ik-i Nu‘mâniyye, s. 385-387; Reşat Öngören, Osmanlılarda Tasavvuf, s. 200-201; Menâkıb-i Şerîf ve Tarîkatnâme-i Pîrân ve Meşâyih-i Tarîkat-i Aliyye-i Halvetiyye
  13. [13]Kişi kartı kaynak paketi — Sünbül Sinân Efendi
  14. [14]İzzî Tarihi, s. 377-383; Sefîne-i Evliyâ, Sünbüliyye bölümü; İstanbul Ziyaretgâhları veri kaydı
Ortak kaynak kataloğunu aç →