Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

60 sonuç · “ders

01
Şahsiyet

Ders-i Âm Beñli Mustafa Efendi

Ders-i Âm Beñli Mustafa Efendi (1628/29–1697), Unkapanı kayıkçılarından Hüseyin Çelebi’nin oğlu; İsmetî Mehmed Efendi’den mülâzemet alan, Vişnezâde İzzetî çevresinde hadis ve halka açık dersleriyle tanınan Osmanlı âlimidir.

02
Şahsiyet

Ders-i Âm Mehmed Efendi

Ders-i Âm Mehmed Efendi (1633/34–1684), İstanbul’da yetişen; halka açık dersleriyle tanınıp Orta Cami’den Sultan Selim ve Fatih camilerinin vaaz kürsülerine geçen Osmanlı âlimidir.

03
Şahsiyet

A‘rec Şeyhî Çelebi

A‘rec Şeyhî Çelebi (ö. 971/1563-64), Celâlzâde Sâlih Efendi’nin yanında yetişen; Nişancı Mehmed Paşa hanesiyle akrabalık kuran ve Bursa Mollâ Yegân Medresesi’nde ders veren Tosyalı Osmanlı âlimidir.

04
Şahsiyet

Abdülfettah Çelebi

Abdülfettah Çelebi (ö. 977/1569), Şeyh Nasreddin’in oğlu ve Ebüssuûd Efendi’nin yeğenidir. Amcasından mülâzemet almış; Hacı Hasan ve Pîrî Paşa medreselerinde ders vererek hâric derecesine yükselmiştir.

05
Şahsiyet

Abdülkerîmzâde Abdullah Efendi

Abdülkerîmzâde Abdullah Efendi (ö. 1595), Ebüssuûd Efendi’den mülâzemet alan; Rüstem Paşa, Sahn, Şehzade ve Atik Valide medreselerinde ders verdikten sonra Galata kadılığı yapan Osmanlı âlimidir.

06
Şahsiyet

Abdülkerîmzâde İffetî Mustafa Efendi

Abdülkerîmzâde İffetî Mustafa Efendi (ö. 1726), Refdî Mehmed Efendi’nin oğlu; İstanbul medreselerinde ders veren, İffetî mahlasıyla Dîvân tertip eden ve Durmuşzâde Ahmed Efendi’den ta‘lik öğrenen Osmanlı âlimidir.

07
Şahsiyet

Âdem Dede

Antalyalı Âdem Dede (1591/92-1653), Hotin seferinin ardından Mevlevîliğe yönelen; İsmâil Ankaravî’den sonra Galata Mevlevîhânesi postuna geçen, Mesnevî dersleri, cömertliği ve sade Türkçe ilâhileriyle tanınan Mevlevî şeyhidir.

08
Şahsiyet

Ahıskalı Hüseyin Efendi

Ahıskalı Hüseyin Efendi (ö. 13 Receb 1135/19 Nisan 1723), Feyzullah Efendi’den mülâzemet aldıktan sonra İstanbul medreselerinde ders veren ve 1719-1720’de Lefkoşa kadılığı yapan Osmanlı âlimidir.

09
Şahsiyet

Aksarâyî Şeyh Ali Efendi

Ali b. Şaban el-Aksarâyî (ö. 1111/1699-1700), Aksaray’da yaklaşık otuz yıl ders ve vaaz, yirmi yıl fetva hizmeti veren; Kayseri Şifâiyye Medresesi’ne tayin edilen Osmanlı âlimidir.

10
Şahsiyet

Ali Behçet Efendi

Ali Behçet Efendi (1727–1822), Konya ve Afyonkarahisar’daki ilmî-Mevlevî terbiyesini Bursa’da aldığı Nakşibendî, Kâdirî, Kübrevî, Çiştî ve Şüttârî icâzetleriyle birleştiren; Üsküdar Selimiye Dergâhı’nda Nakşibendî-Müceddidî irşadı, Mesnevî ve Mektûbât dersleriyle tanınan şeyhtir.

11
Şahsiyet

Allâme-i Şâşî Mehmed Çelebi

Allâme-i Şâşî Mehmed Çelebi (ö. 1577), Ahî Çelebi ailesinden gelen; Zeynelâbid, Ahîzâde, Kazızâde ve Ma‘lûl Emîr Efendi çevresinde yetişerek Bursa ile Beşiktaş medreselerinde ders veren Osmanlı müderrisidir.

12
Şahsiyet

Altıparmak Mehmed Efendi

Altıparmak Mehmed Efendi (ö. 1033/1623-24), Üsküp’te yetişip Şeyh Câfer vasıtasıyla Bayramiyye’ye intisap eden; Fâtih Camii’nde ders ve vaaz veren, Kahire’de zikir halkaları kuran âlim, mutasavvıf ve velûd mütercimdir.

13
Sözlük

Avâik

şe) Gaileler, engeller, mânialar, amaca ulaşılmasını aksatan ve geciktiren şeyler. tas. Kalbin Allah’a yükselmesini ve ruhun O'na açılmasını enmm mm İş Şİ, ei İş tea Pr, Oe) 2 EŞ GA Avâlimü'-lübs

14
Sözlük

Behlül

ل) 414) Bühlül veya Pehlül. s. ar. Saf, güleç (dahhâk), safderun, budala, 2. tas. Meczup, mecnun, ehl-i cezbe. Behlüller tam zamanında söyledikleri vecize ve hikmetlerle insanları uyardıkları gibi anlamlı hal ve hareketleriyle de onlara ders verirler. Bunların en tanınmışı Behlül Dânâ'dır. Bunlara ukalâ-i mecânin de (akıllı deliler) denir, Bkz. Meczup, Mecnun. Beka—Fena ) (بقا '- فنا 1. Kalıcı ve geçici olma. 2. tas. a Kötü huyların davranışla rın yok olması fena, yerlerini güzel huyların ve iyi davranışların alması bekadır (tahalluk bi-ahlakillah). b Kulun kendi (nefsani) sıfat ve niteliklerinden sıyrılıp çıkmasına fena, Allah'ın sıfat ve nitelikleriyle süslenmesine beka denir (ittisaf bievsafillah). c İnsanın kendisini, etrafındaki halkı ve €şyayı görmemesi bekadır. d İnsanın, fena halinde olduğunu da bilmemesi ‘fenadan fena'dır (fena ender fena) Sâlik önce kendisinden fani oluyor, sonra Hakk'ı gördüğü için Hakk'ın sıfatından fani oluyor, sonra Hakk'ın varlığında tamamıyla yok olduğu için fenasını görme halinden de fani oluyor. Insan kötü fiil, hal ve vasıflarda baki ise bu sefer de iyi fiil, huy ve vasıflardan fanidir Bu anlamda beka, yani çirkin olanda baki olma kötü olduğu gibi, güzel olandan fani olma da kötüdür. Kötü olandan fani, iyi olanda baki olmak suretiyle tasavvuf yoluna girilir. Nefsinden fani olan Hak'la baki olduğu gibi Allah'ta fani olan da Allah'la baki olur. Allah'ta fani olma haline fena fillah, Allah'ta baki olma haline beka billah denir. Bu halde bulunanlar fani fillah, baki billah denir ( SL 284, 417). Bkz. Fena Kalıcı ve geçici olma. 2. tas. a Kötü huyların davranışla rın yok olması fena, yerlerini güzel huyların ve iyi davranışların alması bekadır (tahalluk bi-ahlakillah). b Kulun kendi (nefsani) sıfat ve niteliklerinden sıyrılıp çıkmasına fena, Allah'ın sıfat ve nitelikleriyle süslenmesine beka denir (ittisaf bievsafillah). c İnsanın kendisini, etrafındaki halkı ve €şyayı görmemesi bekadır. d İnsanın, fena halinde olduğunu da bilmemesi ‘fenadan fena'dır (fena ender fena) Sâlik önce kendisinden fani oluyor, sonra Hakk'ı gördüğü için Hakk'ın sıfatından fani oluyor, sonra Hakk'ın varlığında tamamıyla yok olduğu için fenasını görme halinden de fani oluyor. Insan kötü fiil, hal ve vasıflarda baki ise bu sefer de iyi fiil, huy ve vasıflardan fanidir Bu anlamda beka, yani çirkin olanda baki olma kötü olduğu gibi, güzel olandan fani olma da kötüdür. Kötü olandan fani, iyi olanda baki olmak suretiyle tasavvuf yoluna girilir. Nefsinden fani olan Hak'la baki olduğu gibi Allah'ta fani olan da Allah'la baki olur. Allah'ta fani olma haline fena fillah, Allah'ta baki olma haline beka billah denir. Bu halde bulunanlar fani fillah, baki billah denir ( SL 284, 417). Bkz. Fena

15
Sözlük

Cam

Çiy. Kadeh, kâse. 2. tas. a Haller. b İçi marifetle dolu olan sülûk ehli arifin gönlü. c Cam bedene, içindeki bade bedeni tasfiye etmeye işarettir. İlahi bade kadehinden içen kâmil arif tevhitle sermest olur. Bezm-i aşk içre sun bana bir cam Lik cami ki naksım ide tamâm ae Medrese icre müderris verdiği bir dersten Yeğdurur meyhânede bir câm vermek bir güzel Fuzüli Câme-şüi.ع Çamaşır yıkama, 2. tas. Kötü huy ve sıfatlardan arınma . Cam-1 cihannüma 1, Âlemi gösteren kadeh; içinde kâinatın göründüğü kâse, 2. tas. Kâmil arifin kalbi ve Hak adamının derunu, 83 | i Cârüb-u lâ 5

16
Sözlük

Ekmel

( En olgun ve yetkin, tas. Kendisinde ilâhî isim ve sıfatların daha fazla toplandığı, ilâhî isim ve sıfatlara en fazla mazhar olan zat. El almak—El vermek Tarikate girmeye, belli bir şeyhe intisap etmeye ve ondan evrat almaya el almak dendiği gibi şeyhin bir şahsı tarikatine kabul edip ona evrât vermesine de el vermek denir. Inabe deyimi de aynı anlamda kullanıhr. El ele el Hakk’a Tarikat silsilesinin önemini ifade için bu deyim kullanılır. Bu deyimin esası, Feth Suresi'nin 10. ayetidir. Hz. Peygamber'e biat edenler Allah’a, şeyhe biat edenler Hz. Peygamber'e biat etmiş, onun elini tutmuş sayılır. El kurtarıcılığı da simgeler. “Eline, diline, beline” Bir Bektaşi ve Ahi deyimidir; bu kelimelerin baş harfleri EDEB (edep) kelimesini oluşturur. Elin tek, dilin pek, belin berk tut sözü de aynı düşünceyi ifade eder, Dört kapu selamın verip aldılar Pirim huzuruna çekip yetiler: El ele el Hakk’a olsun dediler Henüz masum olup cihana geldim Elest “Değil miyim?” Kur’ân'da geçen “Rabb'iniz değil miyim” (Araf Suresi, 172) cülmesinin ilk kelimesi. Bkz. Bezm-i elest.

17
Sözlük

Feth

Açmak, açılmak, açılış. 2. tas. a Sâlike zuhur eden kemal halleri. Bu haller onun çeşitli menzillere ulaşmasını ve üstün makamlara yükselmesini sağlar. Nefsteki feth tam bir ilim, ruhtaki feth marifet verir. Ber şeyin fetholmasına “kalp müşahedesi” adı verilir (x1). b “Kalp gözünün açılması. Ebu'l-Hasan eş- Şâzili'nin böyle bir fetihle; yani ilhamla Allah'tan aldığı virde hizbu'-feth denir. Kalp gözünün açılması için bu hizip okunur. İlahi fazl u lütfunla bana bir bab fetheyle Eriştir Vahdet-i Zata kulun ni'me'l-medb eyle Zâkirzâde Bütün feth, fütuh ve fütuhat hallerini veren Allah'tır. O fettah, yani fethin kaynagıdır. Müfettihü'l-ebvâp'ur. Bir kapıyı kapatırsa on kapıyı açar. “Allah Allah vakti şerif hayrola, hayırlar feth ola, şerler def ola,” duası tarikat ehli arasında çok OEE,.m,;,<.. Fevâit e e e MY ال را okunur. Bir kapı bend ederse bin kapı eyler küşâd Hazret-i Allah Efendi Fatihu'l-ebvab Lâedri Lütfeder bir gün Hudâ elbette feth-i bab eder Nef'i Feth-i karip (Cy 53 (فتح 1. Yakın feth. 2. tas. Nefsin menzillerini kateden kula açılan kalp makamı ve bunun zuhur eden sıfat ve kemalleri; Saff Suresi'nin 13. ayeti bu hususa işaret eder, Feth-i mutlak Mutlak feth; en yüce ve en mükemmel feth olup zat-ı ahadiyetin tecellisini, ayn-1 cem'de mâsivâdan tümüyle fani olup istiğrak halinde bulunmayı ifade eder; Nasr Suresi'nin 1. ayeti buna işaret eder (x1). Feth-i mübin Apaçık feth; kula açılan velayet makamı ve ilâhî isimlerin nurlarının tecellileri. Bunlar kalbin sıfat ve kemallerini beyan ve tespit eder, nefsin sıfatlarını siler. Feth Suresi'nin 1. ayeti bu hususa işaret eder. Fetk — Retk (3 - (فتق 1. Ayrışmak--Bitişmek. 2. tas. Fetk, mutlak maddenin, türlerin şekilleri halinde ayrıntılı olarak ortaya çıkması veya vahidiyet mertebesinde gizli olarak mevcut olan nispi isimlerin, zat-ı ahadiyette saklı bulunan zati hakikatlerin meydana çıkmasıdır (Kı). Çokluğu değil, birliği görme haline retk, bunun tersi ise fetk'dir. Çınarı çekirdekte görmeye retk, çekirdeği çınarda görmeye fetk denir, Enbiyâ Suresi'nin 30. ayeti bu hususa işaret eder (kı). Bkz. Retk. Yakın feth. 2. tas. Nefsin menzillerini kateden kula açılan kalp makamı ve bunun zuhur eden sıfat ve kemalleri; Saff Suresi'nin 13. ayeti bu hususa işaret eder, Feth-i mutlak Mutlak feth; en yüce ve en mükemmel feth olup zat-ı ahadiyetin tecellisini, ayn-1 cem'de mâsivâdan tümüyle fani olup istiğrak halinde bulunmayı ifade eder; Nasr Suresi'nin 1. ayeti buna işaret eder (x1). Feth-i mübin Apaçık feth; kula açılan velayet makamı ve ilâhî isimlerin nurlarının tecellileri. Bunlar kalbin sıfat ve kemallerini beyan ve tespit eder, nefsin sıfatlarını siler. Feth Suresi'nin 1. ayeti bu hususa işaret eder. Fetk — Retk (3 - (فتق 1. Ayrışmak--Bitişmek. 2. tas. Fetk, mutlak maddenin, türlerin şekilleri halinde ayrıntılı olarak ortaya çıkması veya vahidiyet mertebesinde gizli olarak mevcut olan nispi isimlerin, zat-ı ahadiyette saklı bulunan zati hakikatlerin meydana çıkmasıdır (Kı). Çokluğu değil, birliği görme haline retk, bunun tersi ise fetk'dir. Çınarı çekirdekte görmeye retk, çekirdeği çınarda görmeye fetk denir, Enbiyâ Suresi'nin 30. ayeti bu hususa işaret eder (kı). Bkz. Retk. Ayrışmak--Bitişmek. 2. tas. Fetk, mutlak maddenin, türlerin şekilleri halinde ayrıntılı olarak ortaya çıkması veya vahidiyet mertebesinde gizli olarak mevcut olan nispi isimlerin, zat-ı ahadiyette saklı bulunan zati hakikatlerin meydana çıkmasıdır (Kı). Çokluğu değil, birliği görme haline retk, bunun tersi ise fetk'dir. Çınarı çekirdekte görmeye retk, çekirdeği çınarda görmeye fetk denir, Enbiyâ Suresi'nin 30. ayeti bu hususa işaret eder (kı). Bkz. Retk.

18
Sözlük

Hazm

Sindirme, katlanma. tas. Ufak tefek hataları mesele yapmamak, basit hususları yakınma ve sızlanma vesilesi yapmamak, alıngan olmamak, gönlü geniş olmak (sia-1 sadr). Hazre (e (حضر Şazeliye tarikatinde semâ ve zikir ayini (hazre, hazret). Hazreler şeyh ve müritlerin katılmasıyla haftada bir kere yapılır. Ders alan talebeler için günlük de düzenlenir. Günlük hazrelerde tefsir, fıkıh, hadis ve akait gibi dersler okunur. Zikir ve sema hazresine yabancıların alınmadığı da olur. Şazeli hazreleri Mevlevilerin ayin-i cemlerine benzer. Yeme, içme, ziyafet, gezinti gibi unsurları da içerir (smu 174).

19
Sözlük

İrhas

Temellendirmek, sağlamlaştırmak, sıkıştırmak. tas. Peygamber'e vahiy gelmeden evvel ondan zuhur eden harikulade haller (cr). Aynı haller vahiy geldikten sonra zuhur ederse mucize adını alır. İrhas, ilerde peygamber olacak bir şahsa, peygamber olduğunu Allah tarafından tebliğ edilmeden evvel kendisinde görülen kerametlerdir; çünkü bu halde peygamber olacak zat velidir (cr).

20
Sözlük

Isar

Fedakârlık, başkalarının hak ve menfaatlerini kendi hak ve menfaatlerinden önde tutma. 2. tas. Bir insanın, fayda sağlama ve zarardan korunma | konusunda kendisinden çok başkalarını, özellikle dostlarını ve din kardeşlerini düşünmesi ( 122, 141; cr). Diğerkâmlık (alturizm). Ebu'l-Hüseyn en- Nüri'nin tasavvuf anlayışı isan esas alır. Şöyle derdi: “Allah'ım bazı kişilere mutlaka azap edeceksen onların yerine cehennemde beni yak!” Fütüvvet ehli arasında da isâr esastır (: ). Bin can olaydı kas men-i dil sikestede Ta her biriyle bin kez olaydım feda sana Pâre pare dil-i mecrah ü perişânımdan Ser-i kâyunda olan her ite bir pare fedâ Fuzali İsim i ar. (=!) 1. Ad. 2. tas, a İlim ve kudret gibi sübuti, kuddus ve selam gibi selbi sıfatları bulunması itibarile zat (kı). Tasavvufta önemli olan müsemmadır. Fakat zata delalet etmesi ve delil olması itibariyle isim de çok önemlidir (sL 426). Özellikle Allah ismi son derece önemlidir. b Belli bir zamanda kula hâkim Tr en ae ne nee İspat olan ve onu etkisi altında tutan ilâhî isim (ifm). İsimden maksat müsemma ve zattır. Bkz. İsm-i azam, Esma-Müsemma. Sofiyâ esmâda kalma gel müsemma dersin al Bil müsemmâdır gözüm ta'lim-i esmâdan garaz Abdulahad Nüri Ad. 2. tas, a İlim ve kudret gibi sübuti, kuddus ve selam gibi selbi sıfatları bulunması itibarile zat (kı). Tasavvufta önemli olan müsemmadır. Fakat zata delalet etmesi ve delil olması itibariyle isim de çok önemlidir (sL 426). Özellikle Allah ismi son derece önemlidir. b Belli bir zamanda kula hâkim Tr en ae ne nee İspat olan ve onu etkisi altında tutan ilâhî isim (ifm). İsimden maksat müsemma ve zattır. Bkz. İsm-i azam, Esma-Müsemma. Sofiyâ esmâda kalma gel müsemma dersin al Bil müsemmâdır gözüm ta'lim-i esmâdan garaz Abdulahad Nüri

21
Sözlük

İ‘tibâr

İbret ve ders alma. Tasavvufta dünyanın ve içindekilerin geçiciliğini dikkate alarak görünen olaylardan mânevî sonuç çıkarmak, eşyayı yalnız dış yüzüyle değil işaret ettiği hakikat bakımından okumaktır.

22
Sözlük

İyd

Bayram, şenlik, ihtifal, 2. tas. a Amellerin tekrarlanmasıyla kalbe tekrar gelen (âdet eden) tecelliler (İFM; KI). b Cem makamı (1s), İzin a zin Bu nice perhiz eyleyip savm-ı visâl etmek nedir İyd-i ekber eyleyip evliyaya vuslattir garaz 1. H. Bursevi “Arifler her an iki bayram yaparken, nefs ehli olanlar da örümcek gibi et kuruturlar” (Mevlânâ). “Sevgilimin güzelliğini seyrettiğim gün benim bayramımdır” (Ibn Fâriz) (aus 26). Bir âşık erişse sana Ol iyd-i ekberdir ona Budur murad ondan sana Rabb'im meded mevlâm meded Bayramım imdi bayramım idi Bayram edersin yâr ile şimdi Hamd u senâlar hamd u senâlar Yâr ile bayram kıldı bu gönlüm Hacı Bayram Veli İyş (2.5) veya Ayş 1. Yaşamak, yemek içmek (ayşu nfs) suretiyle safa yapmak, zevk almak. 2. tas. Hak ile olmanın verdiği haz ve bu hazzı his ve idrak etme (as). İzin (9 3!) Müsade, destur. Tasavvufta izin çok önemlidir; bir mürit önemli bir işe teşebbüs etmeden ve özelikle sefere çıkmadan evvel mutlaka şeyhinden izin alır. Şeyh adına tarikate giren müritleri terbiye eden, onlara tarikat ve sülûkün âdabını ve tatbikatını öğreten kişi mutlaka mezun, yani bu konuda izinli olmalıdır. Şeyhler de, mana âleminde peygamberlerle görüşerek önemli hususlarda ondan izin alır. Onun izniyle konuşur ve hareket ederler. Bu görüşmenin cismani oldugunu söyleyenler de vardır. Buna izn-i resul (peygamberlerden alınan izin) adı verilir (Nc 11:67). Ölü ermişlerden ve yatırlardan da izin alınır. İzinsiz yapılan iş hüsranla sonuçlanır. EMİ Kabe (445) Vuslat makamı (us). Gönlün Hakk’a, kalbin sevgi- > liye yönelmesi. Bu makamda âşıkın sevgilisine ermesi için e fe; ihrama girmesi icap eder. Hacılar Kâbe'ye giderken, âşıklar Hi ie dostlarına giderken ihrama girerler. Hacılar Kâbe'yi, Kâbe cs — Hak âşıklarını tavaf ve ziyaret eder. Zahirdeki Kâbe ibadet, ina bii bâtındaki Kâbe temaşa içindir. İki Kâbe (Beytullah) vardır: cr ee ME Mekke'deki bina ve gönül (kalp, dil), yani Kabe-i halil ve Kâbe-i celil, Süfilere göre gönül Kâbe'si daha önemlidir. Hâne-i dil yapmak eyâ nüktedân Kâ'be binâ eylemektir bi-güman Azer Çelebi Gönül mü yeğ Kâ'be mi yeğ eyit bana aklı eren Gönül yeğdurur zira kim gönüldedir dost durağ Yünus Kâbe kavseyn ev edna (631 (قا ب قو سين ا و r. İki yay aralığı kadar, hatta daha da yakın bir mesafe; çok kısa bir mesafe. Hz. Peygamber'in Miraç gecesi Allah’a çok yaklaştığını anlatan bir ifade. 2. tas. Varlık dairesi adı verilen emr-i ilâhî de isimler arasındaki mütekabiliyet itibariyle ismi (esmat) yakınlık makamı. Örneğin ibda-iade, nüzul-uruc, failiyet-kabiyet gibi isimler arasında karşıt olma (tekabül) | ilişkisi vardır. Bu farklılık ve ikilik devam etmekle birlikte Hak ile ittihat etme, diğer bir ifadeyle ittisal halidir. Bunun üstünde ev edna makamı vardır. Bu da aynu'l-cemin ahadiyetinden ibaret olup burada farklılık ve ikilik söz konusu olmaz. | Salt fena ve tüm farklılıkların silinmesi halidir (xr; cr). Kısaca kabe kevseyn, Hak ile ittihat ve ittisal, ev edna ise aynu'l-cem makamıdır. Iki kavis ifadesiyle vücüp ve imkân dairesine işaret edildiğini düşünenler de vardır. Kabih.د ar. (قبيح) 1. Çirkin. 2. tas. Emre aykırı olan şey. H. Bursevi “Arifler her an iki bayram yaparken, nefs ehli olanlar da örümcek gibi et kuruturlar” (Mevlânâ). “Sevgilimin güzelliğini seyrettiğim gün benim bayramımdır” (Ibn Fâriz) (aus 26). Bir âşık erişse sana Ol iyd-i ekberdir ona Budur murad ondan sana Rabb'im meded mevlâm meded Bayramım imdi bayramım idi Bayram edersin yâr ile şimdi Hamd u senâlar hamd u senâlar Yâr ile bayram kıldı bu gönlüm Hacı Bayram Veli İyş (2.5) veya Ayş 1. Yaşamak, yemek içmek (ayşu nfs) suretiyle safa yapmak, zevk almak. 2. tas. Hak ile olmanın verdiği haz ve bu hazzı his ve idrak etme (as). İzin (9 3!) Müsade, destur. Tasavvufta izin çok önemlidir; bir mürit önemli bir işe teşebbüs etmeden ve özelikle sefere çıkmadan evvel mutlaka şeyhinden izin alır. Şeyh adına tarikate giren müritleri terbiye eden, onlara tarikat ve sülûkün âdabını ve tatbikatını öğreten kişi mutlaka mezun, yani bu konuda izinli olmalıdır. Şeyhler de, mana âleminde peygamberlerle görüşerek önemli hususlarda ondan izin alır. Onun izniyle konuşur ve hareket ederler. Bu görüşmenin cismani oldugunu söyleyenler de vardır. Buna izn-i resul (peygamberlerden alınan izin) adı verilir (Nc 11:67). Ölü ermişlerden ve yatırlardan da izin alınır. İzinsiz yapılan iş hüsranla sonuçlanır. EMİ Kabe (445) Vuslat makamı (us). Gönlün Hakk’a, kalbin sevgi- > liye yönelmesi. Bu makamda âşıkın sevgilisine ermesi için e fe; ihrama girmesi icap eder. Hacılar Kâbe'ye giderken, âşıklar Hi ie dostlarına giderken ihrama girerler. Hacılar Kâbe'yi, Kâbe cs — Hak âşıklarını tavaf ve ziyaret eder. Zahirdeki Kâbe ibadet, ina bii bâtındaki Kâbe temaşa içindir. İki Kâbe (Beytullah) vardır: cr ee ME Mekke'deki bina ve gönül (kalp, dil), yani Kabe-i halil ve Kâbe-i celil, Süfilere göre gönül Kâbe'si daha önemlidir. Hâne-i dil yapmak eyâ nüktedân Kâ'be binâ eylemektir bi-güman Azer Çelebi Gönül mü yeğ Kâ'be mi yeğ eyit bana aklı eren Gönül yeğdurur zira kim gönüldedir dost durağ Yünus Kâbe kavseyn ev edna (631 (قا ب قو سين ا و r. İki yay aralığı kadar, hatta daha da yakın bir mesafe; çok kısa bir mesafe. Hz. Peygamber'in Miraç gecesi Allah’a çok yaklaştığını anlatan bir ifade. 2. tas. Varlık dairesi adı verilen emr-i ilâhî de isimler arasındaki mütekabiliyet itibariyle ismi (esmat) yakınlık makamı. Örneğin ibda-iade, nüzul-uruc, failiyet-kabiyet gibi isimler arasında karşıt olma (tekabül) | ilişkisi vardır. Bu farklılık ve ikilik devam etmekle birlikte Hak ile ittihat etme, diğer bir ifadeyle ittisal halidir. Bunun üstünde ev edna makamı vardır. Bu da aynu'l-cemin ahadiyetinden ibaret olup burada farklılık ve ikilik söz konusu olmaz. | Salt fena ve tüm farklılıkların silinmesi halidir (xr; cr). Kısaca kabe kevseyn, Hak ile ittihat ve ittisal, ev edna ise aynu'l-cem makamıdır. Iki kavis ifadesiyle vücüp ve imkân dairesine işaret edildiğini düşünenler de vardır. Kabih.د ar. (قبيح) 1. Çirkin. 2. tas. Emre aykırı olan şey. Yaşamak, yemek içmek (ayşu nfs) suretiyle safa yapmak, zevk almak. 2. tas. Hak ile olmanın verdiği haz ve bu hazzı his ve idrak etme (as). İzin (9 3!) Müsade, destur. Tasavvufta izin çok önemlidir; bir mürit önemli bir işe teşebbüs etmeden ve özelikle sefere çıkmadan evvel mutlaka şeyhinden izin alır. Şeyh adına tarikate giren müritleri terbiye eden, onlara tarikat ve sülûkün âdabını ve tatbikatını öğreten kişi mutlaka mezun, yani bu konuda izinli olmalıdır. Şeyhler de, mana âleminde peygamberlerle görüşerek önemli hususlarda ondan izin alır. Onun izniyle konuşur ve hareket ederler. Bu görüşmenin cismani oldugunu söyleyenler de vardır. Buna izn-i resul (peygamberlerden alınan izin) adı verilir (Nc 11:67). Ölü ermişlerden ve yatırlardan da izin alınır. İzinsiz yapılan iş hüsranla sonuçlanır. EMİ Kabe (445) Vuslat makamı (us). Gönlün Hakk’a, kalbin sevgi- > liye yönelmesi. Bu makamda âşıkın sevgilisine ermesi için e fe; ihrama girmesi icap eder. Hacılar Kâbe'ye giderken, âşıklar Hi ie dostlarına giderken ihrama girerler. Hacılar Kâbe'yi, Kâbe cs — Hak âşıklarını tavaf ve ziyaret eder. Zahirdeki Kâbe ibadet, ina bii bâtındaki Kâbe temaşa içindir. İki Kâbe (Beytullah) vardır: cr ee ME Mekke'deki bina ve gönül (kalp, dil), yani Kabe-i halil ve Kâbe-i celil, Süfilere göre gönül Kâbe'si daha önemlidir. Hâne-i dil yapmak eyâ nüktedân Kâ'be binâ eylemektir bi-güman Azer Çelebi Gönül mü yeğ Kâ'be mi yeğ eyit bana aklı eren Gönül yeğdurur zira kim gönüldedir dost durağ Yünus Kâbe kavseyn ev edna (631 (قا ب قو سين ا و r. İki yay aralığı kadar, hatta daha da yakın bir mesafe; çok kısa bir mesafe. Hz. Peygamber'in Miraç gecesi Allah’a çok yaklaştığını anlatan bir ifade. 2. tas. Varlık dairesi adı verilen emr-i ilâhî de isimler arasındaki mütekabiliyet itibariyle ismi (esmat) yakınlık makamı. Örneğin ibda-iade, nüzul-uruc, failiyet-kabiyet gibi isimler arasında karşıt olma (tekabül) | ilişkisi vardır. Bu farklılık ve ikilik devam etmekle birlikte Hak ile ittihat etme, diğer bir ifadeyle ittisal halidir. Bunun üstünde ev edna makamı vardır. Bu da aynu'l-cemin ahadiyetinden ibaret olup burada farklılık ve ikilik söz konusu olmaz. | Salt fena ve tüm farklılıkların silinmesi halidir (xr; cr). Kısaca kabe kevseyn, Hak ile ittihat ve ittisal, ev edna ise aynu'l-cem makamıdır. Iki kavis ifadesiyle vücüp ve imkân dairesine işaret edildiğini düşünenler de vardır. Kabih.د ar. (قبيح) 1. Çirkin. 2. tas. Emre aykırı olan şey. Çirkin. 2. tas. Emre aykırı olan şey.

23
Sözlük

Kün

Ol, Allah bir seyi yaratacağı zaman ona “ol” (kün) der, o da oluverir |. Tasavvufta Allah'ın bu sözlü emrine kelimetu'l-hazret ve kelime-i tekvin, kün hitabi denir. Ol (Kün) dedi bir kerre var oldu cihan Olma derse mahvolur ol dem heman 5. Çelebi Çuş kıldı akl-ı kül geldi vücuda kâinat Kâf'u nün emrinden oldu bu cihan yekbâr mest Nesimi Iki harften oluşan bu kelime iki ele, yani Hakk'ın failiyet ve mefuliyetine, diğer bir deyimle vucdp ve imkân hazretlerine işaret eder (arg 128, 188; SM). Bkz. Kaf u nün. Küpe 1. Mengus, guşvâre, kurta, 2. tas. Kalenderi, Haydari ve Bektaşi dervişlerinin kullandıkları bir tarikat cihazı, demir halka. DD ç——i”—”öW— Kütüb-i ilâhî e tila

24
Sözlük

Külbe-i ahzân

Hüzünler kulübesi. Geleneksel anlatıda Hz. Ya‘kūb’un oğlu Yûsuf’un ayrılığına ağladığı yer için kullanılan Farsça tamlamadır. Tasavvuf ve divan şiirinde ayrılık acısıyla içine kapanan gönlü, gamlı evi veya sevgilinin gelişiyle aydınlanması beklenen iç dünyayı simgeler.

25
Mekân

Herat

Herat · Afganistan · Babasının 823/1420'de müderris olmasıyla geldiği, Hüseyin Baykara'nın kendisi için yaptırdığı medresede ders okuttuğu ve 18 Muharrem 898'de (9 Kasım 1492) vefat ettiği şehir; şeyhi Sa'deddîn-i Kâşgarî'nin kabrinin yanına defnedilmiştir.

26
Mekân

Necîbüddin b. Büzgaş Tekkesi

Şîraz · İran · Şehâbeddin es-Sühreverdî'den icâzet alıp Bağdat'tan döndükten sonra Şîraz'da kurduğu ve ömrünün sonuna kadar irşad faaliyetini sürdürdüğü tekke. Burada hadis dersleri de verdi; dönemin yöneticileri, âlimleri ve şeyhleri kendisini bu tekkede ziyaret etti.

27
Mekân

Medine-i Münevvere

Medine · Suudi Arabistan · Sefîne'ye göre hac yolculuğunda iki ay halvete girdiği yer. İlişkili kişi dosyası Neccâr-zâde Mustafa Rıza Efendi : Neccâr-zâde Mustafa Rıza Efendi (1679-1746), Celvetiyye'de Mustafa Fenâyî'nin; Nakşibendiyye-Müceddidiyye'de Arap-zâde Muhammed İlmî'nin terbiyesinden geçti. Beşiktaş Mevlevîhânesi şeyhi Mehmed Memiş Efendi'den Mesnevî icazeti aldı; tekkesinde hafî Hatm-i Hâcegân ile Celvetî cehrî zikrini ve Mesnevî derslerini birlikte sürdürdü.

28
Mekân

Kumcân Köyü, Hemedan

Hemedan · İran · Irâkī'nin 610 (1213) dolayında doğduğu köy; Kumcânî nisbesi buradan gelir. Hemedan'daki Şehristan Medresesi'nde daha on yedi yaşındayken ders vermeye başladı; medresede ders okuturken içeri giren Kalenderî dervişlerin gazeli ve semâı sebebiyle 627'de (1230) buradan ayrıldı. Koordinat Hemedan şehir merkezine göre verilmiştir; köyün kesin yeri gösterilmemiştir.

29
Mekân

Ebû Zekeriyyâ ez-Zevâvî Camii

Bicâye · Cezayir · Hac dönüşü Bicâye'ye yerleşen Ebû Medyen'in ders vermeye başladığı camidir; sabah namazlarından sonra burada yaptığı tasavvufî sohbetler büyük ilgi görmüş, uzak beldelerden ziyaretçi çekmiştir. İlişkili kişi dosyası Ebû Medyen Şuayb el-Ensârî : Ebû Medyen Şuayb el-Ensârî (yaklaşık 1121–1198), Endülüs'ten Mağrib'e uzanan ilim ve irşad hayatıyla Medyeniyye'ye adını veren, Kuzey Afrika tasavvufunun etkili sûfîsidir.

30
Mekân

Abdullah ed-Dihlevî'nin zâviyesi

Delhi · Hindistan · Müridlerini yetiştirdiği ve günün belli saatlerinde hadis, fıkıh, tefsir ve tasavvuf dersleri okuttuğu zâviye. Anadolu, Suriye, Irak, Hicaz, Horasan ve Mâverâünnehir'den gelen ziyaretçilerin uğrağıydı; Kasım 1824'te burada vefat etmiştir.

31
Mekân

Şehzade Camii

İstanbul · Türkiye · Sefîne'ye göre Mahvî Efendi bu caminin vâizliğinde bulunmuştur. Koordinat cami seviyesinde yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Şeyh Îsâ Mahvî : Şeyh Îsâ Mahvî (1047-1127/1637-1715), Gerede'den yetişmiş; Bolbolcızâde Abdülkerim Efendi'den Halvetî hilâfeti almış, İstanbul'da ders ve irşad hizmeti yürütmüş âlim ve şairdir.

32
Mekân

Ayasofya Camii

İstanbul · Türkiye · 1041/1631-32'de vaizliğine tayin edildiği ve şöhretinin zirveye çıktığı cami. İlişkili kişi dosyası Kādızâde Mehmed Efendi el-Balıkesrî : Kādızâde Mehmed Efendi (ö. 1045/1635-36), Balıkesir doğumlu; İstanbul'un büyük camilerinde ders ve vaaz veren, tasavvuf pratiklerine yönelik eleştirileriyle tartışma doğuran vaizdir.

33
Mekân

Dımaşk (evi ve medfeni)

Şam · Suriye · 4 Zilhicce 1050'de (17 Mart 1641) doğduğu, yedi yıllık halvetini geçirdiği, İbnü'l-Arabî derslerini okuttuğu ve 24 Şâban 1143'te (4 Mart 1731) vefat edip defnedildiği şehir; kabri kendi evindedir. İlişkili kişi dosyası Abdülganî en-Nablusî : Abdülganî en-Nablusî (1641-1731), Dımaşk’ta yetişen Hanefî âlimi ve sûfîdir. Kādirî ve Nakşibendî irtibatlarını İbnü’l-Arabî düşüncesi, tefsir-hadis tedrisi, seyahatnâmeler ve yaklaşık üç yüz eserlik külliyatla birleştirmiştir.

34
Mekân

Kahire

Kahire · Mısır · İbn Nüceym'in 926'da (1520) doğduğu, erken yaşta fetva ve ders vermeye başladığı, etrafında geniş bir ders halkası teşekkül ettiği ve 970'te (1563) vefat ettiği şehir. Döneminde Mısır'ın önde gelen Hanefî âlimlerindendi.

35
Mekân

Yenikapı Mevlevîhânesi

İstanbul · Türkiye · İntisap ettiği, 1001 günlük çilesini çıkardığı ve vasiyeti üzerine annesinin yanına defnedildiği dergâh. İlişkili kişi dosyası Tâhirülmevlevî : Tâhirülmevlevî adıyla tanınan Tâhir Olgun, Mesnevî dersleri ve şerhi, edebiyat tarihi çalışmaları, tercümeleri ve dergiciliğiyle son dönem Mevlevî kültürünü Cumhuriyet devrine taşıdı.

36
Mekân

Hasîrîzâde Dergâhı

İstanbul · Türkiye · İstanbul’daki en meşhur Sa‘dî dergâhlarından biri olan bu tekkenin son şeyhidir. 1880’den 1925’e kadar burada şeyhlik yapmış, Mesnevî, şemail, hadis ve dinî ilimleri okutmuş; II. Abdülhamid’in iradesiyle 1887’de yeniden inşa edilen binaların mimarlığını da kendisi üstlenmiştir.

37
Makale

Sühreverdî terbiyesinde şeyh, mürid, sohbet ve ribat

Tasavvuf eğitimini kişi kültüne indirgemeden, sorumluluklar ve kurumsal mekân üzerinden açıklayan bir inceleme.

38
Makale

Şihâbeddin Ömer es-Sühreverdî’nin hayatı, eserleri ve kamu görevi

Sühreverdî’yi yalnız tekke şeyhi değil, âlim, vaiz, müellif ve diplomatik görevler üstlenen tarihî bir şahsiyet olarak ele alan dosya.

39
Makale

Şâzeliyye silsile varyantları nasıl okunmalı?

Sefîne’deki dört farklı diziyi tarihî öğretmen ilişkisi, Ehl-i beyt nispeti ve gelenek hafızası bakımından ayıran okuma notu.

40
Makale

Mevleviyye'nin Kuruluşu ve Kurumsallaşması

Mevlânâ çevresinden Konya merkezli tarikat teşkilatına. Klasik erkân, tarihî veri ve gelenek içi sembolik yorum birbirinden ayrılarak hazırlanmıştır.

41
Makale

XIX. Yüzyıl Anadolu Tasavvuf Haritası

On dokuzuncu yüzyıl Anadolu tasavvufunu yalnız tekke sayılarıyla değil; tarikat kolları, şehir ağları, göçler, cami ve hâne tekkeleri, Meclis-i Meşâyih, ulema, mûsiki ve gündelik hizmet kurumları üzerinden okuyan kapsamlı dönem dosyası.

42
Makale

Matbah-ı Şerif ve Binbir Günlük Mevlevî Çilesi

Saka postundan hücre sahibi dedeliğe hizmet yolculuğu. Klasik erkân, tarihî veri ve gelenek içi sembolik yorum birbirinden ayrılarak hazırlanmıştır.

43
Makale

Halvetiyye'nin Zâhidiyye Kökü

Ebheriyye ve Zâhidiyye'den Safeviyye ile Halvetiyye'nin ayrıldığı tarihî kavşak. Reşat Öngören'in ders kitabı mevcut Halvetiyye monografileriyle karşılaştırılarak hazırlandı.

44
Makale

Halvetiyye'nin Anadolu ve Osmanlı Yayılışı

Pîr İlyas'tan Yahyâ Şirvânî'nin halifelerine ve İstanbul tekke ağına. Reşat Öngören'in ders kitabı mevcut Halvetiyye monografileriyle karşılaştırılarak hazırlandı.

45
Makale

Rahmâniyye ve Cezayir'de Halvetî Direnişi

Halvetî zâviye ağının Fransız işgali ve 1871 Mukrânî ayaklanmasındaki yeri. Reşat Öngören'in ders kitabı mevcut Halvetiyye monografileriyle karşılaştırılarak hazırlandı.

46
Makale

Neccâr-zâde: Celvetî Hilâfeti, Müceddidî İrşadı ve Mesnevîhanlık

Üç irfan çevresini tek kurumsal kimliğe indirgemeden okumak. Kaynak makaledeki biyografi, eser ve kavram bölümleri karşılaştırılarak hazırlanmış editoryal dosya.

47
Makale

Lâmiî Çelebi'nin Nefehât'a Katkıları

Mukaddime, minhuvât, Anadolu sûfîleri ve müellif tanıklığı üzerinden Lâmiî'nin gerçek payı

48
Makale

Mevlevîhâneler Ağı: Konya'dan Taşraya

Âsitâne, zâviye, matbah, Mesnevî dersi ve şehirler arası dolaşım

49
Eser

SÛFİLERİN HAK SÖZÜ GÜZELCE ANLAMALARI

Avârifü’l-Maârif · 2. bölüm · Şeyhimiz Şeyhülislam Ebu’n-Necîb es-Sühreverdî, bize, Zeyd b. Sâbit yoluyla gelen bir hadis-i şerifte, Rasûlullah (a.s) Efendimizin şöyle buyurduğunu nakletti: “Bizden bir hadis iş

50
Eser

TASAVVUF İLİMİNİN FAZİLETİ

Avârifü’l-Maârif · 3. bölüm · Bize, Şeyhimiz Şeyhülislâm Ebu’n-Necib es-Sühreverdî (rah.), el-Ahves b. Hakim in babasından naklen, onun şöyle söylediğini haber verdi. Bir adam Hz. Resûlullah’a (s.a.v) şerrin ne

51
Eser

Sayfalar 1–8

Muzaffer Ozak Külliyatı · eSSz ELHAC MUZAFFER OZAK İR$ÂD 152 0 3.cilt Salâh Bilici Kitabevi Ali Bilici Büyük Reşitpaşa Cad. Yümni Iş Hanı Giriş KatNo: 24 Vezneciler /ISTANBUL Tel-Fax (0212) 512 87 44 SALAH

52
Eser

Sayfalar 4–13

Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 43 5846 Sayılı Kan un gereğince telif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ÖZTÜRK Matbaası Ist

53
Eser

Sayfalar 4–12

Muzaffer Ozak Külliyatı · SALAH BILICI KITABEVI YAYINLARI - No: 41 5846 Sayılı Kanun gereğince Te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: GÜYRAY, Baskı: ÜÇLER Matbaası İSTANBUL — 1

54
Eser

Sayfalar 3–12

Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 42 5846 Sayılı Kanun gereğince te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ARBEN Matbaası Ista

55
Eser

Sayfalar 1–9

Muzaffer Ozak Külliyatı · ELHAC MUZAFFER OZAK İRSAD 1.cilt Salâh Bilici Kitabevi Ali Bilici Büyük Reşitpaşa Cad. Yümni Iş Hanı Giriş KatNo: 24 Vezneciler /ISTANBUL Tel-Fax (0212) 512 87 44 SALÂH BİLİCİ KITA

56
Eser

Sayfalar 2–9

Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BILICI KITABEVİ YAYINLARI: 18 ONBİRINCİ DERS MUNDERECAT: Süre-i Kevserin tefsiri, Hazretl Fatime'nin ahlrete Intikali, Hz. Ibrahim'in Hz. Ismalll Allah yolunda kurban etmesi,

57
Eser

Sayfalar 10–15

Muzaffer Ozak Külliyatı · katre, güneşlerden bir zerre olarak Allahın bize ihsanı kadar anlatabilecegiz. Zira, kelimatullahı; denizler mürekkep, agaçlar kalem, yerler ve gökler kâğıt ve defter, insan ve mel

58
Eser

Sayfalar 13–20

Muzaffer Ozak Külliyatı · tün kâ'inat ve mevcudat, Resûl-ü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz hazretlerinin yüzü suyu hürmetine halk ve icat buyurulmuş ve Habib-i adib-i Kibriyâ on sekiz bin âleme

59
Eser

Sayfalar 14–20

Muzaffer Ozak Külliyatı · BEtSsü; Ve lekad kerremna beni-Âdeme... El-İsrâ: 70 (Andolsun, biz azim-üş-şân Âdem oğullarını, diğer bütün yarattıklarımızdan üstün kıldık.) sırrına ve tecellisine mazhar olabilsi

60
Eser

Sayfalar 18–25

Muzaffer Ozak Külliyatı · (YA GAFURU ism-i celilini, hummaya ve başağrısına uğrayanlarla, gam ve keder içinde bulunanlar devamlı okurlarsa kurtulurlar.) 3EJE3, Eş Şekûrü Celle Şanühu Kendi rızâsı için yapıl