Köken ve kullanım
i. ar.
ايثار
Kaynaklardaki ortak açıklama
- Fedakârlık, başkalarının hak ve menfaatlerini kendi hak ve menfaatlerinden önde tutma. 2. tas. Bir insanın, fayda sağlama ve zarardan korunma | konusunda kendisinden çok başkalarını, özellikle dostlarını ve din kardeşlerini düşünmesi ( 122, 141; cr). Diğerkâmlık (alturizm). Ebu'l-Hüseyn en- Nüri'nin tasavvuf anlayışı isan esas alır. Şöyle derdi: “Allah'ım bazı kişilere mutlaka azap edeceksen onların yerine cehennemde beni yak!” Fütüvvet ehli arasında da isâr esastır (: ). Bin can olaydı kas men-i dil sikestede Ta her biriyle bin kez olaydım feda sana Pâre pare dil-i mecrah ü perişânımdan Ser-i kâyunda olan her ite bir pare fedâ Fuzali İsim i ar. (=!) 1. Ad. 2. tas, a İlim ve kudret gibi sübuti, kuddus ve selam gibi selbi sıfatları bulunması itibarile zat (kı). Tasavvufta önemli olan müsemmadır. Fakat zata delalet etmesi ve delil olması itibariyle isim de çok önemlidir (sL 426). Özellikle Allah ismi son derece önemlidir. b Belli bir zamanda kula hâkim Tr en ae ne nee İspat olan ve onu etkisi altında tutan ilâhî isim (ifm). İsimden maksat müsemma ve zattır. Bkz. İsm-i azam, Esma-Müsemma. Sofiyâ esmâda kalma gel müsemma dersin al Bil müsemmâdır gözüm ta'lim-i esmâdan garaz Abdulahad Nüri
- Ad. 2. tas, a İlim ve kudret gibi sübuti, kuddus ve selam gibi selbi sıfatları bulunması itibarile zat (kı). Tasavvufta önemli olan müsemmadır. Fakat zata delalet etmesi ve delil olması itibariyle isim de çok önemlidir (sL 426). Özellikle Allah ismi son derece önemlidir. b Belli bir zamanda kula hâkim Tr en ae ne nee İspat olan ve onu etkisi altında tutan ilâhî isim (ifm). İsimden maksat müsemma ve zattır. Bkz. İsm-i azam, Esma-Müsemma. Sofiyâ esmâda kalma gel müsemma dersin al Bil müsemmâdır gözüm ta'lim-i esmâdan garaz Abdulahad Nüri
Dinî Terimler Sözlüğü
Başkasının ihtiyâcını kendi ihtiyâcından önce düşünmek. Muhtac olduğu hâlde, elindeki malı muhtâc din kardeşine verip, yokluğa katlanmak.
İnsana lâzım olan şeylerde îsâr yapılır. Kurbet ve ibâdetlerde îsâr yapılmaz. Meselâ tahâretlenecek kadar suyu, setr-i avret edecek kadar örtüsü olan, bunları kendi kullanır. Muhtâc olana vermez. (İbn-i Nüceym Mısrî)
Resûlullah'ın Eshâbının hâli cömerdlikten öte, îsâr idi. (İmâm-ı Rabbânî)
Kerem ve ihsân sâhiblerinin âdeti, îsâr etmektir. (İmâm-ı Rabbânî)
Îsârın en güzel örneği, Peygamber efendimizin mübârek sohbetinde yetişen Eshâb-ı kirâmda görülmüştür. Eshâb-ı kirâmdan Huzeyfe hazretleri şöyle anlatmıştır: "Yermük savaşında yaralılar arasında amcamın oğlunu arıyordum. Yanımda biraz su vardı. Onu buldum, su ister misin deyince, isterim dedi. Tam suyu vereceğim sırada biraz ilerden bir yaralı "Su!" diye inledi. Amcamın oğlu îsâr edip suyu ona götürmem için işâret etti. Gittim baktım ki, Hişâm bin Âs. Suyu tam ona vereceğim zaman biraz ilerden bir başka yaralı; "Su!" diye feryâd etti. Hişâm bin Âs da îsâr edip suyu ona götürmem için işâret etti. Bu sefer suyu ona vermek için yanına gittim. Yanına varıncaya kadar vefât etti. Hişâm'ın yanına geri döndüm. O da vefât etmiş! Amcamın oğlunun yanına koştum, onu da vefât etmiş buldum. Su elimde kaldı. Allahü teâlâ hepsine rahmet etsin. (İmâm-ı Gazâlî)
Tasavvuf Sözlüğü
Arapça, seçmek, üstün saymak demektir. Fayda ve zararda başkasının kârını, iyiliğini kendi önündetutmak. Bu, aşırı şefkat ve merhamet eseridir. Buna diğerkâmlık da denir.