Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

45 sonuç · “Sada

01
Kol

Kuşadaviyye

Kuşadalı İbrâhim Efendi'nin tekke merkezli biçimleri azaltıp sohbet, ilim, tefekkür ve iç eğitime ağırlık verdiği Şâbânî-Çerkeşî hattı.

02
İlişkili kol

Hânî Hattı

Muhammed el-Hânî'nin Şam, İstanbul, Bursa ve Anadolu'ya gönderdiği halifelerle gelişen Hâlidî irşad ağı.

03
İlişkili kol

Hemedâniyye

Seyyid Ali Hemedânî'nin Orta Asya, İran ve Keşmir'e uzanan irşad ağına nispet edilen kol.

04
İlişkili kol

Sebtiyye (Medyeniyye)

Ebü’l-Abbâs Ahmed b. Ca‘fer es-Sebtî’nin Merakeş merkezli irşadına nispet edilen; sadaka, cömertlik, fütüvvet ve toplumsal dayanışmayı öne çıkaran Medyenî kol.

05
Şahsiyet

Sadâret Kethüdâsı Yusuf Efendi

Yusuf Efendi (ö. 1749), kalemiyeden yetişerek başdefterdarlık, Tersane eminliği ve sadâret kethüdâlığı yapan; Kasımpaşa Hüsâmeddin Uşşâkî Âsitânesi'ni yeniden inşa ettirip su getiren Osmanlı devlet adamı ve Uşşâkî muhibbidir.

06
Şahsiyet

Abdülkādir-i Geylânî

Abdülkādir-i Geylânî (1077-1166), Gîlân’dan Bağdat’a gelerek hadis, fıkıh ve tasavvufta yetişen; medrese, ribat ve vaaz çevresi vefatından sonra Kādiriyye adıyla İslâm dünyasının en geniş irşad ağlarından birine dönüşen âlim-sûfîdir.

07
Şahsiyet

Abdüllatîf el-Câmî

Abdüllatîf el-Câmî (ö. 1555-56), Semerkant ve Buhara’dan İstanbul, Halep ve Hicaz’a uzanan seyahatleri; Kanûnî’ye Kübrevî zikir telkini ve Hazînî’ye verdiği nispetle XVI. yüzyılın hareketli irşad ağını temsil eder.

08
Şahsiyet

Abdülmecid Sivâsî

Abdülmecid Sivâsî (1563-1639), Şemseddin Sivâsî’nin yeğeni ve halifesi; Şemsiyye’yi Sivas’tan İstanbul’a taşıyan, Ayasofya ve Sultan Ahmed kürsülerinde tefsir ve vaaz veren, Sivâsiyye irşad ağını kuran âlim-sûfîdir.

09
Şahsiyet

Ahmed Amiş Efendi

Ahmed Amiş Efendi (1807-1920), Tırnova’daki muallimlikten Fatih sertürbedarlığına uzanan hayatında Kuşadavî irşadı sohbet, melâmet ve teveccüh merkezli bir yöntemle İstanbul’un ilim ve kültür çevrelerine taşıdı.

10
Şahsiyet

Alâiyeli Seyyid Süleyman el-Halvetî

Alâiyeli Seyyid Süleyman (ö. 27 Cemâziyelevvel 1064/15 Nisan 1654), Şeyh Ali Efendi’den inâbe alan, Kasımpaşa’da bulunduktan sonra Bursa Ahmed Paşa-yı Fenârî Zâviyesi postunu yaklaşık otuz sekiz yıl taşıyan Halvetî şeyhidir.

11
Şahsiyet

Ali b. Meymûn el-Mağribî

Ali b. Meymûn el-Mağribî (1450–1511), Mağrib’den Hicaz, Suriye, Lübnan ve Bursa’ya uzanan irşad ağıyla Şâzeliyye’nin Anadolu’daki ilk güçlü temaslarından birini kuran; zühd, sünnete bağlılık ve doğrudan terbiye anlayışıyla tanınan sûfî ve âlimdir.

12
Şahsiyet

Ali Behçet Efendi

Ali Behçet Efendi (1727–1822), Konya ve Afyonkarahisar’daki ilmî-Mevlevî terbiyesini Bursa’da aldığı Nakşibendî, Kâdirî, Kübrevî, Çiştî ve Şüttârî icâzetleriyle birleştiren; Üsküdar Selimiye Dergâhı’nda Nakşibendî-Müceddidî irşadı, Mesnevî ve Mektûbât dersleriyle tanınan şeyhtir.

13
Şahsiyet

Ali es-Sebtî

Ali es-Sebtî (ö. 1871), Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî’nin halifesi olarak Palu’da medrese ve tekke düzenini birleştiren; Harput, Bingöl ve Doğu Anadolu’ya yayılan Hâlidî ağın başlıca kurucu şahsiyetidir.

14
Şahsiyet

Aziz Mahmud Hüdâyî

Aziz Mahmud Hüdâyî (1541-1628), Üftâde’nin irfanını Üsküdar merkezli ilim, vaaz, şiir, vakıf ve irşad ağına dönüştüren; Celvetiyye’yi teşkilâtlandırıp Anadolu ve Balkanlara taşıyan mutasavvıf, âlim ve şairdir.

15
Şahsiyet

Beypazarlı Hacı Ali Efendi

Beypazarlı Hacı Ali Efendi (ö. 1819), Çerkeşli Mustafa Efendi’den hilâfet alan; Beşikçizâde Tekkesi’ni Halvetî-Şâbânî irşad merkezine dönüştüren ve Kuşadalı İbrâhim ile Ahmed Nâzikî’yi yetiştiren Çerkeşî şeyhidir.

16
Şahsiyet

Boyabatlı Dede Efendi

Boyabatlı Dede Efendi (ö. 971/1563-64), Cebel-i Gār adıyla anılan yerde kurduğu zâviyede vaaz, hadis ve tefsir dersleri veren; maaş ve sadaka kabul etmeyip tarımla geçinen ve mahsulünü yolcu, misafir ve gariplerin hizmetine ayıran Halvetî şeyhidir.

17
Sözlük

Sâdât-ı Nehrî

Nehrî veya Şemdînî şeyhleri diye anılan Seyyid Tâhâ Hakkârî ailesi ve bu ailenin Nehrî Tekkesi'ndeki irşad halkası.

18
Mekân

Yavsî Baba Tekkesi (Sivâsî Tekkesi)

İstanbul · Türkiye · Şeyh Resmî mahallesinde, Yavuzselim (eski adı Sakızağacı) caddesinde, Osmanlı döneminde Sultanselim Çukurbostanı olarak anılan Aspar Su Haznesi'nin güneybatı köşesinde, Dârüşşafaka lojman binasının bulunduğu arsada yer alıyordu. Ayvansarâyî, yapının Şeyh Muhyiddin Muhammed Efendi için kiliseden mescide dönüştürüldüğünü kaydeder. Şeyh Yavsî'nin vefatından sonra posta sırasıyla Serezli Muslihuddin Efendi, Abdürrahim Müeyyedî ve Bahâeddinzâde Muhyiddin geçmiştir. Sonraki dönemde Sivâsî Tekkesi adıyla anılmıştır.

19
Mekân

Çınarlı köyü

Kuşadası, Aydın · Türkiye · 1774'te doğduğu köy; okuma yazmayı annesinden burada öğrendi. İlişkili kişi dosyası Kuşadalı İbrâhim Efendi : Kuşadalı İbrâhim Efendi (1774–1846), Şâbâniyye'nin Çerkeşiyye hattından doğan İbrâhimiyye kolunun pîri; tekke ve kıyafet yerine sohbeti, iç terbiyeyi ve mânaya yönelişi öne çıkaran Osmanlı sûfîsidir.

20
Mekân

Hasîrîzâde Tekkesi

İstanbul · Türkiye · Hasırcızâde Tekkesi olarak da anılan, Sütlüce semtinde Elifî Efendi sokağı ile Çavuşbaşı Mescidi’nin sınırladığı arsada yer alan Sa‘dî tekkesidir. Babası Hasîrîzâde Şeyh Mustafa İzzî Efendi tarafından 1199’da (1785) kurulmuş, 1201’de (1787) vakfiyesi düzenlenmiştir; kendisi tekkenin ikinci postnişinidir. Cümle kapısına yerleştirilen 1252 (1836-37) tarihli manzum kitâbenin metni ona aittir. Tekkenin meşihatı sonuna kadar Sa‘diyye’ye bağlı kalmış ve bânisinin neslinden gelen, Hasîrîzâdeler olarak anılan ailenin tasarrufunda bulunmuştur.

21
Mekân

Hekimoğlu Ali Paşa Camii

İstanbul · Türkiye · Sefîne'ye göre Abdal Ya'kub Zâviyesi fevkānî bir tekke olup bu mahalde bulunuyordu; zâviyenin arsasına Hekimoğlu Ali Paşa ilk sadaretinde camiyi inşa ettirmiştir. Caminin avlusundaki şadırvanın yeri zâviyenin bulunduğu yer, oradaki kabristan ise onun hazîresi idi. Kesin nokta tespiti yapılmadığından koordinat girilmemiştir.

22
Mekân

Boyabat

Boyabat · Türkiye · Kaynak onu Kastamonu vilâyetine bağlı Boyabat'tan yetişmiş gösterir. İlişkili kişi dosyası Boyabatlı Dede Efendi : Boyabatlı Dede Efendi (ö. 971/1563-64), Cebel-i Gār adıyla anılan yerde kurduğu zâviyede vaaz, hadis ve tefsir dersleri veren; maaş ve sadaka kabul etmeyip tarımla geçinen ve mahsulünü yolcu, misafir ve gariplerin hizmetine ayıran Halvetî şeyhidir.

23
Mekân

Kocamustafapaşa’daki evi

İstanbul · Türkiye · Hüseyin Vassâf’ın kaydına göre Kocamustafapaşa’da Sünbül Efendi civarında bir evi vardı. İlişkili kişi dosyası Gözlüklü Şeyh Ahmed Hakkı Efendi : Ahmed Hakkı b. Ali (1800/01-1905), Anadolu Kavağı Sütlüce’de gemicilerin devam ettiği Şâbânî tekkesini kuran ve “Boğaz Muhafızı” diye anılan Halvetî şeyhidir.

24
Mekân

Feyziyye Medresesi

İstanbul, Fatih · Türkiye · İstanbul'a gelince yerleştiği ve Hoca Emin Efendi'nin öğrencisi olduğu medrese; Mısır dönüşünde de bir süre burada kaldı. Bugün Millet Kütüphanesi olarak kullanılmaktadır. İlişkili kişi dosyası Kuşadalı İbrâhim Efendi : Kuşadalı İbrâhim Efendi (1774–1846), Şâbâniyye'nin Çerkeşiyye hattından doğan İbrâhimiyye kolunun pîri; tekke ve kıyafet yerine sohbeti, iç terbiyeyi ve mânaya yönelişi öne çıkaran Osmanlı sûfîsidir.

25
Mekân

Aziz Mahmud Hüdâyî Âsitânesi

İstanbul · Türkiye · Celvetiyye’nin merkez tekkesi Aziz Mahmud Hüdâyî’nin 997-1003 (1589-1595) yılları arasında kurduğu külliye, Celvetiyye’nin âsitânesi ve pîr evidir. Kaynaklarda Hüdâyî Mahmud Efendi Âsitânesi, Hankāh-ı Celvetî ve Aziz Mahmud Hüdâyî Efendi Dergâhı gibi farklı adlarla anılır. İlk yapı programı Hüdâyî’nin 1589’da satın aldığı arsada başlayan ilk tekke, 1595’te tamamlandı; tevhidhâne 1598-99’da minber eklenerek camiye çevrildi. Derviş hücreleri, aşhane-imaret, taamhâne, meşrutahâneler, çeşmeler ve Hüdâyî’nin türbesi merkez çevresinde gelişti. Geniş vakıf ağı, kalabalık derviş topluluğunun barınma ve iaşesini destekliyordu. Yangın ve ikinci inşa 1850 Üsküdar yangınında türbe dışındaki yapıların büyük bölümü ortadan kalktı. Sultan Abdülmecid 1855-56’da külliyeyi, önceki yerleşim düzenini büyük ölçüde koruyarak yeniden yaptırdı; cami-tevhidhâneye hünkâr mahfili ve arsaya sıbyan mektebi eklendi. Lutfi Bey’in 1899-1900 tarihli kütüphane ve türbe yapısı da geç Osmanlı katmanını temsil eder. İrşad ve şehir hafızası Âsitâne yalnız Hüdâyî’nin kabri çevresindeki ziyaret hareketinin değil, Celvetî post silsilesinin, halife ağının, imaret hizmetinin ve Üsküdar’daki tasavvuf coğrafyasının merkezidir. Yakındaki Fenâî Ali Efendi Türbesi, Kapıcı Tekkesi ve Küçükçamlıca Çilehânesi bu geniş irşad çevresinin bağlantılı duraklarıdır. 1921: türbe müstahfızlığı için tevcih 1921 tarihli kayıtta, Üsküdar’daki Aziz Mahmud Hüdâyî Hankahı’nda türbe müstahfızı İsmâil Bedreddin Efendi’nin vefatı üzerine görevin kardeşi Hüseyin Haydar Efendi’ye tevcihi yer alır. Bu, türbe hizmetinin devamına ilişkin idarî kayıttır.

26
Mekân

Kuşadası

Kuşadası · Türkiye · 1135 Safer'inde arpalık olarak verildi ve aynı yılın Rebîülevvel'inde burada oturmakla görevlendirildi; 1137'de ahaliden birkaç kişinin şikâyeti üzerine elinden alındı. İlişkili kişi dosyası Kevâkibîzâde Mustafa Efendi : Kevâkibîzâde Mustafa Efendi (1649-1725), Kudüs, Bursa, Halep, Mekke ve İstanbul görevlerinde bulunan; fıkıh ve zikir hayatıyla tanınan Osmanlı âlimidir.

27
Mekân

Fatih Çarşamba (konağı)

İstanbul · Türkiye · Papasoğlu Medresesi'nin karşısında satın aldığı konak; 1833-1843 arasında irşadını burada sohbet meclisleriyle sürdürdü. Ahmed Cevdet Paşa'nın komşu olarak anlattığı konak budur. İlişkili kişi dosyası Kuşadalı İbrâhim Efendi : Kuşadalı İbrâhim Efendi (1774–1846), Şâbâniyye'nin Çerkeşiyye hattından doğan İbrâhimiyye kolunun pîri; tekke ve kıyafet yerine sohbeti, iç terbiyeyi ve mânaya yönelişi öne çıkaran Osmanlı sûfîsidir.

28
Mekân

Gırbalcı zâviyesi

Kütahya · Türkiye · İstanbul'dan memleketine dönünce kendi yaptırdığı ve ikamet ettiği zâviye. Kaynak burada gece gündüz gelen geçene yemek yedirdiğini, sofranın hiç eksik olmadığını, ömrü boyunca hediye, maaş ve sadaka kabul etmeyip çiftçilikle geçindiğini, ürününden misafirlere, ihtiyaç sahiplerine, hatta hayvan ve kuşlara pay ayırdığını kaydeder. Ambarın hiç boşalmaması menkıbesi de bu zâviyeye bağlanır. Yapının bugünkü durumu ve kesin yeri belirtilmediğinden koordinat verilmemiştir.

29
Mekân

Sineklibakkal Tekkesi

İstanbul, Aksaray · Türkiye · 1820'de meşihatını kabul ettiği ve 1832'de yanan tekke; yeniden yapılmasına izin vermedi. İlişkili kişi dosyası Kuşadalı İbrâhim Efendi : Kuşadalı İbrâhim Efendi (1774–1846), Şâbâniyye'nin Çerkeşiyye hattından doğan İbrâhimiyye kolunun pîri; tekke ve kıyafet yerine sohbeti, iç terbiyeyi ve mânaya yönelişi öne çıkaran Osmanlı sûfîsidir.

30
Makale

Râbia ve Habîb Anlatılarını Nasıl Okumalı?

Menkıbe, kronoloji ve öğretici kurgu. Tezin bütün ilgili bölümleri karşılaştırılarak hazırlanmış özgün editoryal inceleme.

31
Makale

Senûsiyye ve Osmanlı Devleti

İhtiyat ve tanıma Kurucunun bazı Osmanlı yerel yöneticilerine ihtiyatı zamanla resmî tanıma ve iş birliğine dönüştü. 1856 ve 1860 heyetleri İstanbul'da kabul edildi. 1865 fermanı Hicaz, Trablusgarp ve Bingazi idarecilerine Senûsî tekke ve medreselerine müdahale etmemeleri bildirildi. II. Abdülhamid Yerinde incelemeler

32
Makale

Kerbelâ, Maktel ve Bektaşî Hafızası

Kerbelâ anlatısının Bektaşî şiir ve erkânındaki yerini, Lâmiî'nin Nakşibendî kimliğini değiştirmeden müşterek İslâm edebiyatı bağlamında ele alan yazı.

33
Makale

İzzî Tarihi'nde Yusuf Efendi ve Uşşâkî Âsitânesinin İhyası

Sadâret Kethüdâsı Yusuf Efendi'nin devlet hizmetini, zikir hayatını ve Kasımpaşa Hüsâmeddin Uşşâkî Âsitânesini yeniden inşa ettirmesini çağdaş kronik ve mimarlık kaynaklarıyla birlikte inceler.

34
Eser

SÛFİLERİN HALLERİ VE TARİKATLARI

Avârifü’l-Maârif · 4. bölüm · Bize, şeyh, âlim Ziyâuddin Ebu Ahmed Abdulvahhab b. Ali, Enes b. Mâlik’in (r.a) şöyle dediğini haber verdi. Rasûlullah (a.s) bana buyurdu ki: “Yavrucuğum! Eğer kalbinde hiçbir kims

35
Eser

TASAVVUFUN MÂHİYETİ

Avârifü’l-Maârif · 5. bölüm · Abdullah İbnu Ömer (r.a), Hz. Rasûlullah’ın (s.a.v) şöyle buyurduğunu nakletmiştir: “Her şeyin bir anahtarı vardır; Cennetin anahtarı da miskinleri ve fakirleri sevmektir. Çünkü sa

36
Eser

Sayfalar 4–12

Muzaffer Ozak Külliyatı · SALAH BILICI KITABEVI YAYINLARI - No: 41 5846 Sayılı Kanun gereğince Te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: GÜYRAY, Baskı: ÜÇLER Matbaası İSTANBUL — 1

37
Eser

Sayfalar 2–9

Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BILICI KITABEVİ YAYINLARI: 18 ONBİRINCİ DERS MUNDERECAT: Süre-i Kevserin tefsiri, Hazretl Fatime'nin ahlrete Intikali, Hz. Ibrahim'in Hz. Ismalll Allah yolunda kurban etmesi,

38
Eser

Sayfalar 4–13

Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 43 5846 Sayılı Kan un gereğince telif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ÖZTÜRK Matbaası Ist

39
Eser

Sayfalar 19–24

Muzaffer Ozak Külliyatı · çimleri dar, vakitleri dar, ömürleri acı bir zarar içinde geçer. Onlar, daha burada hamiym suyundan içer. Her ne ka dar zâhiren, yani dış görünüşleri itibariyle rahat ve huzur için

40
Eser

Sayfalar 17–24

Muzaffer Ozak Külliyatı · Inned-diyne indallâh-il-islâm Al-i-Imran: 19 Allah katında makbul olan din, Islâmdır. Yüz suhuf, dört kitap, Hazret-i Adem'den beri gelen bütün Enbiyânın talimini ve neş'esini, kul

41
Eser

Sayfalar 16–22

Muzaffer Ozak Külliyatı · attı. Biz narı gülzar eyledik. Bizim için nara düşene nâr nûr olur. Bizim iznimiz olmadıkça ateş yakmaz. Suretperestler ateşi yakar zannederler. Işte Nemrud öyle zannetmişti. Ateş,

42
Eser

Sayfalar 25–30

Muzaffer Ozak Külliyatı · ner, bunlara sahip bulunanların mevki ve makamlarını, mal ve mülklerini yerinde, hak rizasına uygun ve kelimenin tam mânasıyla iyi kullanabilmeleridir. Bu bakımdan, gururluya karşı

43
Eser

Sayfalar 23–28

Muzaffer Ozak Külliyatı · bağlayıp, bıçağı onun körpe gerdanına nasıl vuracaksın? Bu güle, oynaya giden yavrunun sence hiçbir değeri yok mu?» dediğinde hak nebi, Allahın Halili, Iblise hitaben şöyle söyledi

44
Eser

Sayfalar 29–36

Muzaffer Ozak Külliyatı · haremeyn, ceddüs-sıbteyn, imam-ül-Enbiyâ, imam-ül-etkiyâ, tâcül-asfiyâ, sahib-üs-seyf, sahib-ül-kitab, münzel-ül-Kur'an, sahibül-mi'râc, şefi-ul-müznibiyn, Resûlüllah, Habibullah,

45
Eser

Sayfalar 29–35

Muzaffer Ozak Külliyatı · rulan cennet ve cemale ererler ve bu yüce mükâfata bir ân önce kavuşabilmek için de tabutlarının içinde cemaatlerine (KADDIMUNI... KADDIMÜNI...) diye seslenirler. Kâfirler, münafık