HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Kalemiyeden sadâret kethüdâlığına
Yusuf Efendi, İzzî Tarihi'ne göre Maden Kalemi kâtipleri arasından yetişti. Yazı ve maliye işlerinde kazandığı tecrübe sayesinde üç defa başdefterdarlık yaptı; Tersâne-i Âmire eminliği görevinde bulundu. Zilhicce 1160/Aralık 1747'de sadâret kethüdâlığına getirildi.
Devlet hizmetindeki üslûbu
İzzî, onun kendisine verilen işleri sadakat ve dikkatle yürüttüğünü; farklı çevrelerle yumuşak bir dil kurduğunu anlatır. Bu övgü, vak‘anüvisin çağdaşı hakkında verdiği bürokratik portredir ve makam listesinden ayrı olarak değerlendirilmelidir.
Uşşâkî intisabı
Kaynak, Yusuf Efendi'yi evrâd ve ezkâra devam eden, işrak ve teheccüd ibadetlerini sürdüren, sûfî yoluna güçlü biçimde bağlı bir kişi olarak tanıtır. Daha sonraki tekke literatürü onu Kasımpaşa Uşşâkî Âsitânesi şeyhi Ahmed Hüsâmî Efendi ile aynı irşad çevresinde gösterir.
Kasımpaşa âsitânesinin yeniden inşası
Yusuf Efendi, Kasımpaşa'daki Hüsâmeddin Uşşâkî Âsitânesi'nin eskimiş yapılarını yıktırıp yeniden inşa ettirdi; tekkeye tatlı su getirtti. İzzî bu faaliyeti onun kalıcı hayır eseri olarak kaydeder. Mimarlık literatürü de XVIII. yüzyılın ilk yarısındaki bu yenilemeyi Tersane Emini Yusuf Efendi'ye bağlar.
Hastalığı ve vefatı
Sadâret kethüdâlığı sırasında mide rahatsızlığı ağırlaştı. Görevden ayrılmak istemeyip son günlerine kadar Bâbıâli'de çalışmayı sürdürdü; ölüm belirtileri belirginleşince tahtırevanla evine götürüldü ve 15 Safer 1162/4 Şubat 1749 gecesi vefat etti.
Tarihî yeri
Yusuf Efendi'nin kaydı, Osmanlı bürokrasisi ile tekke hayatını iki ayrı dünya gibi görmeyi güçleştirir. Onun örneğinde maliye ve tersane tecrübesi, sadâret hizmeti, kişisel zikir hayatı ve bir pîr evinin yeniden inşası aynı biyografide birleşir.
