HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Aile ve terbiye çevresi
Ahmed-i Nâmıkī Câmî'nin torunları arasında gösterilir. Hacı Muhammed b. Sıddık Hubûşânî'nin hizmetinde edep ve tasavvuf terbiyesi gördü. Kaynak onu aynı zamanda Üveysî meşrep sayar; bu ifade, doğrudan fizikî hoca-talebe bağından farklı bir mânevî nispet olarak korunmalıdır.
Babası Şeyh Sûfî de Hubûşânî'nin halifelerindendi. Horasan'daki siyasî ve mezhebî baskı ortamı sebebiyle Mâverâünnehir'e göç etmiş, Semerkant ve Buhara'da irşad faaliyetinde bulunmuştu. Abdüllatif'in şöhreti bu aile ve irşad çevresinde genişledi.
İstanbul ziyareti
960/1553'te Osmanlı başşehrine geldi. Nev‘îzâde Atâyî, Kanûnî Sultan Süleyman'ın onun sohbetine rağbet ettiğini, kendisinden zikir telkini ve tarikat âdâbı aldığını kaydeder. Bu kayıt bir saray–tekke temasıdır; Abdüllatif el-Câmî'yi Osmanlı sarayının resmî şeyhi gibi gösterecek biçimde genişletilmemelidir.
Hac, dönüş yolu ve vefat
Birden fazla hac ve ziyaret yolculuğunun ardından memleketine döndü. Deşt-i Kıpçak ve Şemâhî Derbendi üzerinden geçen dönüş güzergâhı, Mâverâünnehir ile Osmanlı dünyası arasındaki kuzey yolunu göstermesi bakımından önemlidir. 963/1555-56'da Hârizm'de vefat etti.
