ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
51 sonuç · “Hayâ”
01Hayâtiyye
Hayâtiyye, Halvetiyye'nin alt şubelerinden biridir; nispet, silsile ve tarihî merkez bilgileri karşılaştırmalı kaynaklarla gösterilir.
Melâmîlik
Melâmîlik, mânevî hâlleri gösterişten koruma, kişinin kendi nefsini itham etmesi ve halk içinde sade bir hayat sürmesi etrafında gelişen tasavvufî tavırdır; tarih boyunca üç ana devre hâlinde incelenir.
Şâzeliyye
Ebü’l-Hasan eş-Şâzelî’nin Kuzey Afrika’da şekillendirdiği; çalışma hayatı içinde zikir, sünnete bağlılık, tevekkül ve hizb geleneğini öne çıkaran tasavvuf yolu.
Hayâlî-i Gülşenî (Emîr Ahmed)
Hayâlî-i Gülşenî (Emîr Ahmed, 1485–1570), İbrâhim Gülşenî’nin oğlu ve Kahire âsitânesindeki otuz yedi yıllık post halefi; üç nüshalı, 377 gazelli Dîvân sahibi şeyh ve şairdir.
Ahmed Amiş Efendi
Ahmed Amiş Efendi (1807-1920), Tırnova’daki muallimlikten Fatih sertürbedarlığına uzanan hayatında Kuşadavî irşadı sohbet, melâmet ve teveccüh merkezli bir yöntemle İstanbul’un ilim ve kültür çevrelerine taşıdı.
Ali b. Hüseyin Zeynelâbidîn
Ali b. Hüseyin Zeynelâbidîn (38/659–94/712), Hz. Hüseyin’in oğlu; Kerbelâ’dan sağ çıkan, Medine’de hadis, fıkıh, ibadet ve gizli hizmet hayatıyla tanınan büyük tâbiî ve Ehl-i beyt büyüğüdür.
Ali el-Aclûnî
Ali el-Aclûnî (ö. 972 veya 973/1564-66), Aclûn’dan Osmanlı ülkesine gelerek Bursa’ya yerleşen; 1546’dan itibaren Ulu Cami imamlığı yapan, on kıraat bilgisi, uzlet hayatı ve Ebüssuûd Efendi’yle ilmî yazışmalarıyla tanınan Hanefî ve Kâdirî meşrep âlim-sûfîdir.
Ali Örfî Efendi
Ali Örfî Efendi (ö. 1305/1887-88), Görice’den Mısır ve Selânik’e uzanan hayatında Muhammed Nûrü’l-Arabî’den hilâfet alan; evini irşad merkezi yapan, tasavvuf klasiklerini tercüme edip Niyâzî-i Mısrî, Üftâde ve Salih Lütfî şiirlerini şerh eden Rumeli Melâmî müellifidir.
Burhâneddin İbrâhim ed-Desûkī
Burhâneddin İbrâhim ed-Desûkī (633-676/1235-1277), Kur’an ve Şâfiî fıkhı tahsilinden sonra Rifâiyye, Sühreverdiyye, Şâzeliyye ve Ebû Medyen irşad çevrelerinden nasip alan; Desûk’ta uzun halvet ve irşad hayatı yaşayan, kardeşi Şeyh Mûsâ vasıtasıyla Desûkıyye-Burhâniyye adıyla teşekkül eden yolun pîridir.
Bursalı Cinânî Mustafa Efendi
Bursalı Cinânî Mustafa Efendi (ö. 1004/1595), ilmiye mesleğinde müderrislik ve kadılık yapan; Divan’ı, ahlâkî mesnevileri ve XVI. yüzyıl Osmanlı gündelik hayatını yansıtan Bedâyiü’l-âsâr adlı özgün hikâye mecmuasıyla tanınan şair ve nasirdir.
Bursalı Hilmî Mehmed Efendi
Bursalı Hilmî Mehmed Efendi (ö. 1133/1720-21), Eşrefî çevresine mensup Ali Dede’nin oğlu; Leysîzâde’den Hamza Bey Medresesi’ne uzanan uzun tedris hayatı, yumuşak huyu ve Emir Sultan civarındaki kabriyle tanınan Osmanlı müderrisidir.
Celâleddîn es-Süyûtî
Celâleddîn es-Süyûtî (1445-1505), tefsir, hadis, Şâfiî fıkhı, Kur’an ilimleri, Arap dili, tarih ve tasavvuf sahalarında yüzlerce eser veren; Kahire’nin geç Memlük dönemi ilim hayatını şekillendiren büyük muhaddis ve müelliftir.
Dâvûd et-Tâî
Ebû Süleyman Dâvûd b. Nusayr et-Tâî, Ebû Hanîfe’nin çevresinde fıkıh ve hadis tahsil ettikten sonra zühd, murakabe ve mürüvvet merkezli bir hayatı seçen; Ma‘rûf-i Kerhî üzerinden klasik tasavvuf silsilelerini etkileyen Kûfeli âlim ve zâhiddir.
Ebû Abdullah Mahmûd en-Nesîmî el-Halvetî el-Kādirî
Ebû Abdullah Mahmûd en-Nesîmî, Halvetî ve Kādirî nisbelerini birlikte taşıyan ve Kādiriyye şube cetvelindeki Nesîmiyye’nin kendisine nispet edildiği, hayat ayrıntıları kaynaklarda sınırlı kalmış sûfîdir.
Ebû Bekir el-Ayderûs
Fahrüddin Ebû Bekir b. Abdullah el-Ayderûs (851-914/1447-1508), Terîm’den Aden’e yerleşerek Bâ Alevî irşadını liman şehrinin sosyal hayatına taşıyan, Ayderûsiyye’ye adını veren sûfî, şair ve toplum önderidir.
Hayâ
(حياء) Utanma. Kınanma endişesi sebebiyle nefsin bir şeyi yapmaktan veya yapmamaktan sıkılması. İki türlüdür: tabii hayâ, mahrem yerlerin açılmasından insanın utanması gibi; dini hayâ, yani Allah'tan korkan bir müminin günah işlemekten utanması (cr; HM 21). Hayâ, Allah'ın huzurunda davayı ve iddiayı terketmektir (KR 98).:
Hayal
ل) >) Masiva, Allah'tan maada. tas. Mutasavvıflar, Hak hariç diğer tüm varlıkların gerçek bir varlığı bulunmadığı, bunların birer hayal, akis ve gölge varlıklar olduğunu söylerler. Özellikle vahdet-i vücut anlayışına bağlı olanlar bu görüştedirler. Sevgilinin zihindeki hayali de önemlidir. Tahkik olunca nakş-ı temâsil-i kanitat Ya hâb u ya hayâl u yahut bir fesânedir Hayzu'r-rical Surette nazar eyler isen sen ile ben var Amma ki hakikatte ne sen var, ne ben var Hayal âlemi ( gle J (خيا Alem-i ervah ile âlem-i ecsâm arasında kalan âlem-i misal . Ariflere bu dünya hayâl u düş gibidir Kendisini sana veren hayâl u düşten geçer Yünus Cihan efsânedir aldanma Bâki Gam u Sadi hayâl u haba benzer Bâki
feresü’l-hayât
feresü’l-hayât a [Ar.] î Cebrail’in bindiği at. n
hayât (II)
hayât (II) a. [Ar.] tas. İlâhî tecellilere mazhar olan ruhun bu sayede eriştiği mertebe ve ha hayat tarzı için kullanılan tasavvufî bir terim. Sûfîlere göre İlâhî tecellilere erememiş bir ruh ölü gibidir. İnsan bu İlâhî tecellilere kavuşunca gerçek kimliğine ulaşır. Onlara göre ha gerçek hayat da budur, yani gönül hayatı. hayat suyu bk. âb-ı hayât
nehrü’l-hayât
bk. âb-ı hayât vuf üze nehy ani’l-münker a. (j^ıJljc ^ vu- Şeriatm yasakladığı şeyleri yapme tırmama anlamında kullanılan nin terim. me
Nûreddin Cerrâhî Âsitânesi
Karagümrük, İstanbul · Türkiye · Cerrâhiyye'nin merkez tekkesi ve pîr makamı. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Yahyâ Gālib Hayâtî Efendi : Yahyâ Gālib Hayâtî Efendi (1833–1897), Abdülaziz Zihnî’nin oğlu; klasik ilimler, hat, Farsça ve mûsiki tahsilini birleştiren, 1854–1897 arasında Cerrâhî Âsitânesi postunda bulunan şeyhtir.
Abdülkādir-i Geylânî Külliyesi
Bağdat · Irak · Vefat ettiği ve medfun bulunduğu yer; Kādiriyye'nin âsitânesidir. Bağdat ve çevresindeki Geylânî seyyidleri Moğol ve Timur istilâlarında şehri terketmek zorunda kaldıklarında bile cedlerinin türbesinin bulunduğu bu yere dönmüşlerdir.
Fağne köyü (Encîrfağne)
Buhara · Özbekistan · Kaynak: “Buhara'nın Fagne köyünde doğdu.” Nisbesi olan Encîrfağnevî bu yer adından gelir. Köyün bugünkü konumu kaynakta belirtilmediği için koordinat verilmemiştir. İlişkili kişi dosyası Mahmûd Encîrfağnevî : Mahmûd Encîrfağnevî, Ârif Rîvegerî'nin ardından Hâcegân çevresinin taşıyıcı halkasıdır. Kaynaklarda zikir usulü ve mürid eğitimi etrafındaki uygulamalarıyla anılır; hayatına ilişkin tarihler ihtiyatla ele alınmalıdır.
Hâce Yûsuf Ziyaretgâhı
Merv · Türkmenistan · Bâmeîn'de defnedildikten sonra İbnü'n-Neccâr adlı bir müridi tarafından Merv'e nakledilen kabrinin bulunduğu yer. Bugün Türkmenistan sınırları içinde, Merv yakınlarındaki Bayramali denilen mevkide Hâce Yûsuf adıyla bir ziyaretgâhtır.
Siroz
Serez · Yunanistan · Kaynak onu "Sirozlu Mustafa" diye tanıtır; Mısır'daki himaye çevresinden ayrıldıktan sonra da Siroz'a dönmüş ve orada vefat etmiştir. İlişkili kişi dosyası Lâihî Mustafa Çelebi : Sirozlu Lâihî Mustafa Çelebi (ö. 973/1565-66), Kahire'de Ahmed Hayâlî'nin yanında Gülşenî terbiyesini tamamlayan; üç dilde şiir yazan ve geniş bir mecmua derleyen sûfî müelliftir.
Buhara
Buhara · Özbekistan · Herat ve Kahire'de ilim tahsil eden Çerhî'nin 782 (1380) yılında geldiği ve Bahâeddin Nakşibend'in burada kaldığı son yıllarda ona intisap ettiği şehir. İlişkili kişi dosyası Mevlânâ Ya‘kūb-i Çerhî : Ya‘kūb-i Çerhî (ö. 851/1447), Gazne yakınındaki Çerh’te doğan; Herat ve Mısır’da ilim tahsil ettikten sonra Bahâeddin Nakşibend ile Alâeddin Attâr’ın terbiyesinde yetişen ve Ubeydullah Ahrâr vasıtasıyla Nakşibendiyye’nin Orta Asya’daki yayılışını belirleyen şeyhtir.
Kahire Gülşenî Dergâhı
Kahire · Mısır · İbrâhim Gülşenî'den sonra Ahmed Hayâlî'nin postnişin olduğu Kahire'deki Gülşenî dergâhı. Muhyî-i Gülşenî burada Hayâlî'ye intisap etmiş, Rumeli'den gelen Vâlihî de aynı yerde ona bağlanmış; Muhyî sonraki yıllarda dergâhta türbedarlık yapmıştır.
Bâmeîn
Bağşûr yakınlarındaki yerleşim. Hemedânî, hayatının son yıllarını geçirdiği Herat'tan Merv'e dönerken burada vefat etti (22 Rebîülevvel 535 / 5 Kasım 1140) ve önce buraya defnedildi. İlişkili kişi dosyası Hâce Yûsuf el-Hemedânî : Yûsuf el-Hemedânî (440/1048–535/1140-41), Bağdat, İsfahan, Buhara, Semerkant, Merv ve Herat'ta ilim ve irşadla meşgul olan; Ahmed Yesevî ile Abdülhâlik Gucdüvânî'yi yetiştiren Hanefî fakih, muhaddis ve sûfîdir.
Neyf (Gîlân)
Gilan · İran · 470'te (1077) doğduğu, Hazar denizinin güneybatısındaki Gîlân eyalet merkezine bağlı köy; nisbesi buradan gelir. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Abdülkādir-i Geylânî : Abdülkādir-i Geylânî (1077-1166), Gîlân’dan Bağdat’a gelerek hadis, fıkıh ve tasavvufta yetişen; medrese, ribat ve vaaz çevresi vefatından sonra Kādiriyye adıyla İslâm dünyasının en geniş irşad ağlarından birine dönüşen âlim-sûfîdir.
İğci Mehmed Hüsâmeddin Tekkesi
İstanbul · Türkiye · Silsilenin başındaki İğci Mehmed Hüsâmeddin'in (ö. 1169/1755) kurduğu tekke; 1925'te hâlâ faaldi. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Yahyâ Gālib Hayâtî Efendi : Yahyâ Gālib Hayâtî Efendi (1833–1897), Abdülaziz Zihnî’nin oğlu; klasik ilimler, hat, Farsça ve mûsiki tahsilini birleştiren, 1854–1897 arasında Cerrâhî Âsitânesi postunda bulunan şeyhtir.
Göl Marmarası (Marmaracık)
Manisa · Türkiye · 839/1435-36'da doğduğu, Akhisar'a bağlı köy; kaynak iki ad verir. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Yiğitbaşı Ahmed Şemseddin Marmaravî : Ahmediyye'nin teşekkülü Pîr Muhammed Erzincânî, Tâceddin İbrahim Kayserî ve Alâeddin Uşşâkî hattından gelen Yiğitbaşı Ahmed Şemseddin Marmaravî, Halvetiyye'nin dört ana kolundan Ahmediyye'nin pîri kabul edilir. Geniş alt kol ağı Sinâniyye, Uşşâkıyye ve Ramazâniyye başta olmak üzere birçok şube Ahmediyye gövdesinde gelişti. Mısriyye, Cerrâhiyye, Cihangiriyye, Raûfiyye ve Hayâtiyye gibi kollar bu ağın sonraki…
Çagâniyân (Nevçagâniyân) köyü
Alâeddin Attâr'ın 802 (1400) yılında toprağa verildiği köy; kaynakta Buhara yakınlarında gösterilir ve adı Çagâniyân veya Nevçagâniyân biçiminde geçer. Ya‘kūb-i Çerhî de Bahâeddin Nakşibend'in vefatı üzerine Attâr'ın yanına buraya gelmiş ve onun ölümüne kadar burada kalmıştır.
Bahâeddin Nakşibend: Hayatı, Yolu ve Kaynakları
Bahâeddin Nakşibend'in hayatını, Hâcegân geleneği içindeki yerini ve öğretisinin ana kavramlarını üç farklı nitelikteki kaynağı birbirine karıştırmadan ele alan kaynaklı giriş.
Sefîne-i Evliyâ Beşinci Cilt Rehberi
Halvetî şubelerinden Mevlevîhâne hafızasına. Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5 tam metni üzerinden hazırlanmış editoryal dosya.
Sefîne-i Evliyâ'da Ramazâniyye ve Kolları
Ramazâniyye, Cerrâhiyye, Raûfiyye, Buhûriyye ve Hayâtiyye. Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5 tam metni üzerinden hazırlanmış editoryal dosya.
Rifâiyye'de İntisap, Zikir ve Seyrüsülûk
Biat merasimi, mürid adabı ve ferdî zikir basamaklarının tarihî tertibi
Reşehât Aynü'l-Hayât Nasıl Okunmalı?
Reşha, kâşife, biyografi, sohbet ve menkıbe katmanlarını birbirine karıştırmadan okuma kılavuzu
Halvetiyye Silsilesi ve Kollar Haritası
Halvetiyye'nin ortak erken silsilesi, Zâhidiyye kavşağı, dört ana kolu ve doğrulanmış alt şubeleri tek bir ayrıntılı ağda gösterilir.
Nefeszâde Abdurrahman Vâlî: İlim, Nesep Kurumu ve Şiir
Nefeszâde Abdurrahman Vâlî'nin tefsir imtihanını, medrese basamaklarını, nakîbüleşraflığını ve iki dilli şiir mirasını birlikte ele alır.
SÛFİLERİN HAK SÖZÜ GÜZELCE ANLAMALARI
Avârifü’l-Maârif · 2. bölüm · Şeyhimiz Şeyhülislam Ebu’n-Necîb es-Sühreverdî, bize, Zeyd b. Sâbit yoluyla gelen bir hadis-i şerifte, Rasûlullah (a.s) Efendimizin şöyle buyurduğunu nakletti: “Bizden bir hadis iş
SÛFİLERİN HALLERİ VE TARİKATLARI
Avârifü’l-Maârif · 4. bölüm · Bize, şeyh, âlim Ziyâuddin Ebu Ahmed Abdulvahhab b. Ali, Enes b. Mâlik’in (r.a) şöyle dediğini haber verdi. Rasûlullah (a.s) bana buyurdu ki: “Yavrucuğum! Eğer kalbinde hiçbir kims
Sayfalar 4–13
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 43 5846 Sayılı Kan un gereğince telif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ÖZTÜRK Matbaası Ist
Sayfalar 2–9
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BILICI KITABEVİ YAYINLARI: 18 ONBİRINCİ DERS MUNDERECAT: Süre-i Kevserin tefsiri, Hazretl Fatime'nin ahlrete Intikali, Hz. Ibrahim'in Hz. Ismalll Allah yolunda kurban etmesi,
Sayfalar 4–12
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALAH BILICI KITABEVI YAYINLARI - No: 41 5846 Sayılı Kanun gereğince Te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: GÜYRAY, Baskı: ÜÇLER Matbaası İSTANBUL — 1
Sayfalar 3–12
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 42 5846 Sayılı Kanun gereğince te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ARBEN Matbaası Ista
Sayfalar 9–16
Muzaffer Ozak Külliyatı · Okuduğum âyet-i celile, işte o günü yani ölüm gününü, başka bir tâ'birle zâlimin mazlûmun eline geçeceği kıyâmet gününü anlatmaktadır. Bu şiddetli ve dehşetli günün başlangıcı düny
Sayfalar 13–20
Muzaffer Ozak Külliyatı · tün kâ'inat ve mevcudat, Resûl-ü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz hazretlerinin yüzü suyu hürmetine halk ve icat buyurulmuş ve Habib-i adib-i Kibriyâ on sekiz bin âleme
Sayfalar 21–28
Muzaffer Ozak Külliyatı · Evet, Hz. Musa aleyhisselâm sadrının şerholunmasını, işlerinin kolaylaştırılmasını, lisanındaki tutukluğun giderilmesini, sözünün daha iyi anlaşılmasını, ehlinden ve akrabasından b
Sayfalar 31–36
Muzaffer Ozak Külliyatı · «Liginanü Bidun ie selune şübelen je ejdalühu kavli lâ ilâhe illallah re ednahû imalati! con anit tariks rel hayau şübetün minel iyman. Lyman, yetmiş küsur şubedir. Bunun en efdali
Sayfalar 37–43
Muzaffer Ozak Külliyatı · nur, herhangi bir kimseyi çağırır gibi Yâ Ahmed, Yâ Muhammed diye çağırırsanız bütün hayırlı amellerinizi iptal etmiş olursunuz. Siz, bunun farkına bile varamazsınız. Dikkat ediniz
Sayfalar 40–47
Muzaffer Ozak Külliyatı · mur etmiştir. Hâlet-i-ihtizardaki mü'mine, sağ tarafında cennetteki makamına nazar ettirir. Cennetteki makamını ve ona verilecek hurileri, sarayları, derecatı, hizmet ehli olan cen