HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Kimliği ve Aclûn nispeti
Kaynaklarda Şeyh Ali el-Aclûnî ve Seyyid Ali b. Hüseyin el-Aclûnî adlarıyla geçen Ali el-Aclûnî, bugünkü Ürdün’ün kuzeyindeki Aclûn kasabasındandır. Onu, 1087/1676’da doğan ve Keşfü’l-hafâ adlı eseriyle tanınan İsmâil b. Muhammed el-Aclûnî ile karıştırmamak gerekir. Bursa’daki Ali el-Aclûnî XVI. yüzyılda yaşamış bir imam, kıraat âlimi ve sûfîdir.
Arap ülkelerindeki tahsili
İlk dönem kaynakları onun Arap beldelerinde bir müddet ilim tahsil ettiğini, Arap diline ve dinî ilimlere güçlü biçimde vâkıf olduğunu belirtir. Hangi hocalardan ve hangi şehirlerde ders aldığı ayrıntılı olarak kaydedilmediği için bu safha tahminle doldurulmaz. Kıraat-i aşere üzerindeki yetkinliği, tahsilinin merkezinde Kur’an ilimleri bulunduğunu gösterir.
Anadolu’ya gelişi ve Bursa’ya yerleşmesi
Tahsilinden sonra Osmanlı ülkesine geldi ve Bursa’ya yerleşti. Şehirde önce çeşitli mescitlerde imamlık yaptı. Bu ilk görevler onun Bursa’nın mahalle ölçeğindeki dinî hayatıyla temas kurduğu dönemdir; hangi mescitlerde ne kadar süre görev yaptığı kaynaklarda açık değildir.
1546’da Bursa Ulu Cami imamlığı
Baldırzâde’nin kaydına göre 953’te (1546) Bursa Ulu Cami imamlığına getirildi. 959/1552 tarihli bir sicil kaydı görevini sürdürdüğünü doğrular. Ulu Cami imamlığı, yalnız namaz görevi değil, Kur’an tilâveti, kıraat öğretimi ve şehir halkına dinî rehberlik bakımından Bursa’nın en görünür ilmî makamlarından biriydi.
Kıraat-i aşere alanındaki yeri
Ali el-Aclûnî Kur’an’ı on kıraat üzere okuyabilen bir kıraat âlimi olarak tanıtılır. Kıraat-i aşere, Kur’an tilâvetinin güvenilir imamlar üzerinden aktarılan on ana okuyuşunu rivayet ve usulleriyle öğrenmeyi gerektirir. Onun bu vasfı, Ulu Cami’deki imamlığını yalnız güzel ses veya ibadet hizmetinden çıkarıp ilmî bir öğretim halkasına bağlar.
Uzlet ve Ulu Cami’deki hücresi
Rivayete göre caminin kıble tarafındaki bir hücrede uzlete çekilir, yalnız namaz vakitlerinde görevini yerine getirmek üzere dışarı çıkardı. Bu anlatı onun dünyadan bütünüyle kopuk yaşadığını değil, ibadet, kıraat ve içe dönük tasavvufî terbiyeye ağırlık verdiğini gösteren bir zühd kaydı olarak okunmalıdır.
Hanefîliği ve Kâdirî meşrebi
Nev‘îzâde Atâyî onu fazilet sahibi, Hanefî mezhebine bağlı ve Kâdirî meşrep bir şeyh olarak tanıtır. “Kâdirî meşrep” ifadesi kaynakta açık olmakla birlikte mürşidi, hilâfet aldığı silsile ve halifeleri belirtilmez. Bu nedenle sayfada Kâdiriyye bağlantısı korunur; fakat kaynakların vermediği doğrusal bir silsile üretilmez.
Ebüssuûd Efendi ile ilmî yazışma
Şeyhülislâm Ebüssuûd Efendi’nin Ali el-Aclûnî’ye büyük itibar gösterdiği ve onunla zaman zaman mektuplaştığı kaydedilir. Mektupların metni eldeki kayıtta bulunmadığından hangi meseleleri tartıştıkları ileri sürülmez. Bu temas, Bursa’daki kıraat ve tasavvuf çevresiyle İstanbul’daki merkezî ilmiye arasındaki saygın bir ilmî ilişkiyi gösterir.
İksir ve garip ilimler rivayetleri
Bazı biyografi kaynakları onun iksir ve “garip ilimler” hakkında bilgi sahibi olduğunun söylendiğini aktarır. Bu ifade doğrulanmış bir hekimlik, kimyagerlik veya belirli bir eser nispeti sayılmaz. Ali el-Aclûnî’nin güvenilir ilmî kimliği kıraat, Arap dili, imamlık ve tasavvufî zühd çevresinde kurulmalıdır.
Vefat tarihi ve Emir Sultan Mezarlığı
Vefat tarihi kaynaklarda 972/1564 ve 973/1565-66 biçimlerinde farklı kaydedilir; Ulu Cami imam listelerinde çoğunlukla 973/1565 gösterilir. Görevini sürdürürken Bursa’da vefat ettiği ve Emir Sultan Mezarlığı’na defnedildiği aktarılır. Kesin gün ve ay bilinmediğinden veri alanında 1565 yaklaşık karşılık olarak kullanılmış, ihtilaf metinde saklanmamıştır.
Bursa dinî hayatındaki önemi
Ali el-Aclûnî, Arap coğrafyasındaki kıraat tahsilini Bursa’nın merkez camisinde sürdüren göçmen bir âlim-sûfîdir. Hayatı, XVI. yüzyıl Osmanlı camisinde imamlığın tilâvet, eğitim, zühd ve şehirler arası ilmî haberleşmeyi bir araya getiren çok katmanlı bir görev olduğunu gösterir.