Ara
Menü
ذ

Hayal

ل

Köken ve kullanım

i. ar.

ل

Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü

Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü · Süleyman Uludağ

ل) >)

  1. Masiva, Allah'tan maada.
  2. tas. Mutasavvıflar, Hak hariç diğer tüm varlıkların gerçek bir varlığı bulunmadığı, bunların birer hayal, akis ve gölge varlıklar olduğunu söylerler. Özellikle vahdet-i vücut anlayışına bağlı olanlar
bu görüştedirler. Sevgilinin zihindeki hayali de önemlidir.
Tahkik olunca nakş-ı temâsil-i kanitat
Ya hâb u ya hayâl u yahut bir fesânedir
Hayzu'r-rical
Surette nazar eyler isen sen ile ben var
Amma ki hakikatte ne sen var, ne ben var
Hayal âlemi ( gle J (خيا Alem-i ervah ile âlem-i ecsâm arasında kalan âlem-i misal
.
Ariflere bu dünya hayâl u düş gibidir
Kendisini sana veren hayâl u düşten geçer
Yünus
Cihan efsânedir aldanma Bâki
Gam u Sadi hayâl u haba benzer
Bâki

Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü

Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü · Prof. Dr. İsmail Parlatır

İslâm diri düşüncesinde İnsanî vasıflardan ü’l- biri olarak kabul edilen ve uyku mle- ya da uyanıklık içinde insana Bu gerçekmiş gibi görünen suret. hayâl-i mukayyed 308 § tam. hayâl-i mukayyed a. (i JU) tas. Tasavvuf dünyasında rüya âlemi. hayâl-i mutlak a. (jlL JLk) tas. Tasavvuf dünyasında rü ha ya âleminin aslı.

Dinî Terimler Sözlüğü

Dinî Terimler Sözlüğü

Bir şeyi gördükten sonra veya görmeden önce zihinde şekillendirme. Hâfızanın yardımıyla zihinde bir şeyler canlandırma.

Bir cisme bakınca, bu cisim, beyindeki ortak his merkezinde duyulur. Bu cisim göz önünden çekilince, ortak his merkezi, onu hissedemez olur. Fakat, hayâle gelen etkisi uzun zaman kalır. Hayâl kuvveti olmasaydı, herkes birbirini unutur, kimse kimseyi tanımazdı. (Ali bin Emrullah)

Hayâl büyüklerin yolunda çok işe yarar. Hayâl olmasaydı hâl olmazdı, vehim olmasa fehim (anlayış) olmazdı. (Seyyid Fehim)

Karşımdaki hayâlin biraz daha kal diyor,

Kalbini benim gibi, bu sevdâya sal diyor,

Öp elimi hasretle ve duâmı al diyor,

En derin sevgilerle, azîz yâra el vedâ

(M. Sıddîk bin Saîd)

Tasavvuf Sözlüğü

Tasavvuf Sözlüğü

Arapça, düş, görüntü, aslı olmayan görüntü manasına gelir. Vahdet-i vücud felsefesinde, hayal vücudun aslıdır. Hayal sebebi ile olmadıkça, Hakk’ın esma ve sıfatı olmaz. Hayalde, Ma’bûdun ortaya çıkışının olgunluğu vardır. Hayal, bütün âlemlerin aslıdır. Hz. Peygamber bu konuda “bütün insanlar uykudadırlar, ölünce uyanırlar” der. Yani, dünyada iken üzerinde oldukları hakikat, onlara açılır, böylece dünyada iken uykuda olduklarını, uykudaki insanın dış dünyanın gerçekliğinden haberi olmadığı gibi, dünyadaki hakikatlerden gafil ve uzak olduklarını anlarlar. Zira, ölümle küllî uyanıklık husule gelir, üzerine gaflet çekilmiştir. Bu çekilen gaflet de, uykudur. Âlemlerin aslı hayal olduğu için, bütün ümmetler, bulundukları âlemde hayal ile kayıtlıdırlar. Dünya ehli, me’âş ve meâd (dünya ve ahiret) hayali ile kayıtlıdır. Allah’la beraber olduğunun bilincine ulaşan (yani O’nunla hâzır olan) kişi de, uyanıktır. Böylece kişilerin uyanıklığı, Allah’la beraber olma bilincinin gücü ile doğru orantılıdır; ihsanda ilerledikçe, uyanıklığı artar. Allah tefekkürü ve bilincinden uzaklaştıkça da, uykusu yoğunluk kazanır. Bütün âlemlerin, bu şekilde, üzerlerinde uyku bulunduğuna hükmolunmuştur. O halde, bundan hareketle, âlemlerin (Âlem: Allah’a işaret eden manasınadır) tümünün hayal olduğuna hükmetmek gerekir. Zira, uyku, hayal âlemidir.

Sözlüğe dön