ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
52 sonuç · “Ahd”
01Kâsâniyye / Dehbîdiyye
Ahmed Kâsânî Mahdûm-ı A‘zam’ın Fergana, Semerkant ve Buhara çevresinde kurduğu; Dehbîd merkezinden halifeleri ve evlâtları vasıtasıyla Orta Asya, Doğu Türkistan, Kuzey Hindistan, Belh, Şam ve İstanbul’a yayılan Nakşibendî kolu.
Kuruluş ve İlk Zâviyeler
Mekke, Cebelülahdar ve Câğbûb'da eğitim, üretim ve irşad merkezlerinin kuruluş dönemi.
Nizâmiyye
Nizâmeddin Evliyâ'nın irşad nispetini taşıyan ve Şah Kelîmullah döneminde yeniden merkezî teşkilat kazanan kol.
Abdurrahman Câmî
Abdurrahman-ı Câmî / Molla Câmî (23 Şâban 817 / 7 Kasım 1414, Harcird – 18 Muharrem 898 / 9 Kasım 1492, Herat); Fars şiirinin son büyük üstadı sayılan Nakşibendî şair ve âlim. Nefehâtü'l-üns müellifi; İbnü'l-Arabî'nin vahdet-i vücûdunu Nakşibendiyye ile kaynaştırmıştır .
Ahmed Kâsânî Mahdûm-ı A‘zam
Ahmed Kâsânî Mahdûm-ı A‘zam (866/1461–949/1542), Muhammed Kādî-i Semerkandî’nin yanında on iki yıl yetişen; Dehbîd’i büyük bir Nakşibendî irşad merkezine dönüştüren, hafî ve cehrî zikri müridin kabiliyetine göre uygulayan ve otuz civarında Farsça risâle bırakan Kâsâniyye pîridir.
Akşehirli Abdullah Dede
Akşehirli Abdullah Dede (ö. 968/1560-61), Akşehir yakınında zâviye ve misafirhane kuran, yolcuları ağırlayan ve gelen bağışları aynı gün ihtiyaç sahiplerine dağıtan derviştir.
Bitlice Mustafa Efendi
Bitlice Mustafa Efendi (ö. Receb 972/Şubat-Mart 1565), Ahdî Çelebi’nin oğlu ve Şeyhülislâm Çivizâde Muhyiddin Mehmed Efendi’nin yeğeni; Kepenekçi Sinan ve Gebze Çoban Mustafa Paşa medreselerinde görev yapmış Osmanlı müderrisidir.
Dârâ Şükûh
Dârâ Şükûh (20 Mart 1615, Ecmîr – 10 Eylül 1659, Delhi); Bâbürlü şehzadesi ve mutasavvıf. Şah Cihan'ın büyük oğlu ve veliahdı; kardeşi Evrengzîb'e yenildikten sonra mülhidlikle suçlanarak idam edilmiştir .
Dâvûd-i Kayserî
Dâvûd-i Kayserî (yak. 1260 – 751/1350), Orhan Gazi'nin 1336'da İznik'te açtığı ilk Osmanlı medresesinin ilk müderrisi; vahdet-i vücûdu felsefî mahiyette yorumlayan ilk sûfî müellif ve tabiatı enerjiyle açıklayan bir tabiat filozofu.
Ebû Saîd Şah el-Fârûkî
Ebû Saîd Muhammed b. Safiyyi’l-kadr el-Fârûkî el-Müceddidî (1196/1782–1250/1835), Râmpûr’da yetişip Şah Dergâhî ve Abdullah ed-Dihlevî’den hilâfet alan; Delhi Mazhariyye hankāhında dokuz yıl irşad makamında bulunan ve Hidâyetü’t-tâlibîn’i yazan Nakşibendî-Müceddidî şeyhidir.
Hacı Hâfız Muhammed Ferîd Efendi
Hacı Hâfız Muhammed Ferîd Efendi (ö. 1871), genç yaşta ilim ve irfanıyla tanınan, vahdet-i vücûda dair bir eser kaleme alan ve Medine'de vefat eden Rifâî şeyhidir.
Hacı Muhammed Zihni Efendi
Hacı Muhammed Zihni Efendi müşarünileyh ( Necib Efen di)'in ehass-ı müridanındandır. Göz yaşlarımla yazdım wrlh-i irtihiılin Zihni Efendi buldu vahdet-sarli-yı vislıli (JL,.. J ı,SI_,... 0.J..>. J ı.S...ly. ı,S...1.:.i \ .)) = ( 1 332/1 914) Tercüme-i hali sfür asarda mükemmelen yazılmıştır. Suret-i intisablarına müteallık vak'a ber-vech-i atidir: Zihni…
Hâfız Muhyiddin Şevkî Efendi
eş-Şeyh es-Seyyid Hâfız Muhyiddîn eş-Şevkî Efendi, ulemâdan müftü Mustafa Efendi-zâde’dir. Ailesi, “Tophâne-zâdeler” diye anılırmış; vâlide cihetinden sahîhu’n- nesebdir. Peder cihetinden de, “emîr” olduklarına dâir tomâr vardır ve İzmir’de olan dîger mahdûmlarının yedindedir. Bidâyet zamânlarında, tarîkat aleyhinde bulunurlarmış. Fakat, Teselya Yenişehri’ne müftü ta’yîn olununca, ba'zı rüfekâsı dergâhlara gitmeğe t
İmâm-ı Rabbânî Ahmed Sirhindî
İmâm-ı Rabbânî Ahmed-i Sirhindî (14 Şevval 971/26 Mayıs 1564 – 8 Safer 1034/20 Kasım 1624, Sirhind); Müceddidiyye'nin pîri ve Mektûbât müellifi. “Müceddid-i elf-i sânî” unvanıyla anılır; vahdet-i vücûdu aşıp vahdet-i şühûd u savunması asırlarca tartışılmıştır.
Kāimî Şeyh Hasan Efendi
Kāimî Hasan Efendi (ö. 1091/1680-81), Öziçeli Muslihuddin'den Halvetî terbiyesi alan; Saraybosna Silahdar Paşa Zâviyesi ve İzvornik çevresinde yaşayan şair ve cifr müellifidir.
Ahdâs
(! ع (احد Hades. Yeni yetmeler, oğlanlar, tüyleri yeni bitmiş yakışıklı ve güzel sesli çocuklar. Bazı mutasavvıflar bu nitelikteki oğlanları sohbet toplantılarına çağırmışlar, onlara ilâhî okutup coşmuşlardır. Râiha-i tayyibe, vechisabih ve savt-ı melih dedikleri güzel koku, şirin yüz ve hoş nağme hoşlarına gitmiştir. Tüysüzün şahsında Allah'ın güzelliğinin tecellilerini seyrettiklerini söylemişlerdir. Bu işe cemalperestlik, şâhid-bâzi, tüysüze de emred ve şahit demişlerdir. Büyük süfiler oğlanlarla düşüp kalkmayı ve sohbet etmeyi tehlikeli bir iş ve büyük bir afet olarak görmüş, çevrelerindekileri bu konuda sık sık uyarmışlardır Ahiretlik ( 376, 396). Bkz. Şahit. Ahd-i emanet ( (عهد | ما Emaneti kabul ve onu muhafaza edeceğine dair ahit ve peyman verme, emaneti taahhüt etme (Ahzâb Suresi, 72). 2. İlahi taahhüt, ezeli ahit | (Yasin Suresi, 60). İlahi taahhüt, ezeli ahit | (Yasin Suresi, 60).
Üsküp
Üsküp · Kuzey Makedonya · Sefîne'ye göre doğum yeri; Edirne'ye yerleştiği için sonradan 'Edirneli' diye anılmıştır. İlişkili kişi dosyası Vahdetî Osman Efendi : Vahdetî Osman Efendi (ö. 1723), Üsküp doğumlu, Edirne'de yaşayan; İsmâil Hakkı Bursevî ve Hasan Sezâî çevresiyle irtibatlı Celvetî âlim ve şairdir.
Galata Mevlevîhânesi (Kalekapısı Hânkâhı)
İstanbul · Türkiye · 1258/(1842)’de harem dairesinde doğduğu, babasının ve kendisinin postnişinlik ettiği, matbah tâkındaki kitâbeyi hattıyla yazdığı ve babasının lahdine defnedildiği mevlevîhâne. İlişkili kişi dosyası Şeyh Muhammed Atâullâh Efendi : Seyyid Muhammed Atâullah Dede (1842–1910), Galata Mevlevîhânesi’nde doğup babası Kudretullah Efendi’den sonra yaklaşık kırk yıl postnişinlik yapan; mûsiki, hat ve çok dilli tahsiliyle tanınan Mevlevî şeyhidir.
Sinan Ağa Tekkesi
Saraybosna · Bosna-Hersek · Saraybosna'ya döndükten sonra şeyhi olduğu Kādirî tekkesi. Kâimî bu tekkenin adı bilinen ilk şeyhidir. İlişkili kişi dosyası Kāimî Şeyh Hasan Efendi : Kāimî Hasan Efendi (ö. 1091/1680-81), Saraybosna’da yetişmiş; Öziçeli Muslihuddin Efendi’den Halvetî terbiyesi alarak Silahdar Paşa Zâviyesi’nde ve İzvornik’te hizmet etmiş cifr müellifi ve şairdir.
Butnân
Berka, Defne bölgesi · Libya · 1862'de doğduğu yer; I. Dünya Savaşı yıllarında Nûri Paşa ile görüşmek üzere yine buraya gitti. İlişkili kişi dosyası Ömer el-Muhtâr : Ömer el-Muhtâr (1862–1931), Senûsî zâviyelerinde yetişen bir eğitimci ve şeyh; Cebelülahdar kabilelerini teşkilatlandırarak İtalyan işgaline karşı Libya direnişini yöneten bağımsızlık önderidir.
Abdürrahim Karahisârî'nin mescidi ve kitap vakfı
Afyonkarahisar · Türkiye · 888 (1483) yılında Karahisar'da tanzim ettirdiği vakfiyeyle servetini ve kitaplarını Afyon'da yaptırdığı mescide vakfetti. Kaynak mescidin adını ve mevkiini vermez; koordinat şehir düzeyindedir. İlişkili kişi dosyası Şeyh Abdurrahim Karahisârî : Abdürrahim Karahisârî, Akşemseddin'in yakınında yetişen Bayramî-Hamzavî çevre öncesi halifelerden; Vahdetnâme ve diğer telifleriyle XV. yüzyıl tasavvuf dilinin önemli müelliflerindendir.
Ayşekadın Hanı bitişiğindeki kabristan, Uzunkaldırım
Edirne · Türkiye · Sefîne'nin verdiği tarife göre kabrinin bulunduğu yer: Edirne'de Uzunkaldırım'da, Ayşekadın Hanı'na bitişik kabristan. İlişkili kişi dosyası Vahdetî Osman Efendi : Vahdetî Osman Efendi (ö. 1723), Üsküp doğumlu, Edirne'de yaşayan; İsmâil Hakkı Bursevî ve Hasan Sezâî çevresiyle irtibatlı Celvetî âlim ve şairdir.
Şibliye köyü
Sâmerrâ · Irak · Kaynak, Şiblî'nin 247 (861) yılında Sâmerrâ'nın Şibliye köyünde doğduğunu bildirir; nisbesi de bu köyden gelir. Köyün bugünkü yeri ayrıca tespit edilmediğinden koordinat Sâmerrâ şehri düzeyindedir. İlişkili kişi dosyası Ebû Bekir eş-Şiblî : Ebû Bekir Dülef b. Cahder eş-Şiblî (247/861–334/946), Sâmerrâ yakınında doğup Abbâsî idaresinde görev yaptıktan sonra Hayr en-Nessâc ve Cüneyd-i Bağdâdî çevresinde tasavvufa yönelen; fıkıh, hadis, Kur’an tefekkürü, mârifet ve tevhid diliyle erken Bağdat tasavvufunun başlıca temsilcilerinden olan sûfîdir.
Cağbûb
Cağbûb · Libya · Senûsiyye'nin merkez zâviyesi; Mehdî es-Senûsî'nin yanında sekiz yıl okudu. 9 Şubat 1929'da direnmeksizin İtalyanlar'a teslim edilmesi onu büyük bir destekten mahrum bıraktı. İlişkili kişi dosyası Ömer el-Muhtâr : Ömer el-Muhtâr (1862–1931), Senûsî zâviyelerinde yetişen bir eğitimci ve şeyh; Cebelülahdar kabilelerini teşkilatlandırarak İtalyan işgaline karşı Libya direnişini yöneten bağımsızlık önderidir.
Vâlide-i Atîk Camii Zâviyesi
İstanbul · Türkiye · Üsküdar'daki inzivasının ardından meşihatını ve caminin vâizliğini kabul ettiği zâviye; Karabaşiyye kolu buradan yayılmıştır. İlişkili kişi dosyası Karabaş-ı Velî : Karabaş-ı Velî (1611–1686), Şâbâniyye içinde Karabaşiyye nispetinin pîri; seyrüsülûk, âdâb, halvet ve vahdet-i vücûd üzerine çok sayıda risalenin müellifidir.
Üsküp
Üsküp · Kuzey Makedonya · 1839'da Koçana'dan ayrılıp yerleştiği ve 1874'e kadar irşad faaliyetini sürdürdüğü şehir. Buraya, Koçana'daki müderrisliği sırasında ilk müntesiplerinden olan Üsküp Valisi Hıfzı Paşa'nın daveti üzerine gelmiş ve şehrin ulemâsıyla tanışmıştır. Nakşibendî-Müceddidî şeyhi Kazanlı Abdülhâlik Efendi'ye burada intisap etti; 1843'te hacca kalabalık bir kafileyle Üsküp'ten çıktı. Vahdet-i vücûd esasına dayanan irşadı sebebiyle 1868'de buradan İstanbul'a şikâyet edildi. Fâtih türbedarı Ahmed Amiş Efendi de kendisini Üsküp'te ziyaret ederek icâzetnâme almıştır.
Zeyrek Medresesi
İstanbul · Türkiye · Gençliğinde tahsil gördüğü medrese. Fâtih'in ölümünden sonra İstanbul'a geldiğinde, kendisi için hazırlanan derviş hücrelerini reddedip artık metruk olan bu medreseye yerleşti. İlişkili kişi dosyası Abdullah-ı İlâhî : Simavlı Abdullah-ı İlâhî (ö. 896/1491), Ubeydullah Ahrâr’ın halifesi olarak Nakşibendiyye’nin Ahrârî yorumunu Anadolu ve Rumeli’ye taşıyan; Simav, İstanbul ve Vardar Yenicesi çevrelerini etkileyen, Türkçe ve Arapça eserleriyle aşk, vahdet, seyrüsülûk ve melâmet düşüncesini işleyen âlim-sûfîdir.
Şah Sultan Camii hazîresi
İstanbul · Türkiye · Kabri Şah Sultan Camii bahçesinde, mihrabın önündedir. Baş ve ayak ucunda dikdörtgen biçiminde kitâbesiz iki kalın taş bulunmaktadır. İlişkili kişi dosyası Şeyh Hüseyin Lâmekânî : Şeyh Hüseyin Lâmekânî (ö. 1034/1625), Hasan Kabâdûz'un yanında yetişen; Şah Sultan Camii çevresinde ders ve zikir meclisleri kuran Bayramî-Melâmî şeyhi, şair ve Vahdet-nâme müellifidir.
XIX. Yüzyıl Anadolu Tasavvuf Haritası
On dokuzuncu yüzyıl Anadolu tasavvufunu yalnız tekke sayılarıyla değil; tarikat kolları, şehir ağları, göçler, cami ve hâne tekkeleri, Meclis-i Meşâyih, ulema, mûsiki ve gündelik hizmet kurumları üzerinden okuyan kapsamlı dönem dosyası.
Neccâr-zâde'nin Tevhid Dili: Vahdet-i Vücûd ve Vahdet-i Şühûd
Müceddidî aidiyet ile şiirdeki vücûdî dilin birlikte okunması. Kaynak makaledeki biyografi, eser ve kavram bölümleri karşılaştırılarak hazırlanmış editoryal dosya.
Mevlevî Âyin-i Şerif: Musiki, Erkân ve Sembol
Âyinin musiki mimarisi ile mukabele erkânını birbirine karıştırmadan okuma TDV İslâm Ansiklopedisi maddeleri mevcut monografilerle karşılaştırılarak özgün biçimde hazırlanmıştır.
Rifâiyye'nin Kıyafet, Sembol ve Cihaz Dünyası
Hırka, tâc, destâr, ridâ, kemer, gül mührü, alem ve merasim eşyaları
Rifâiyye Kollarını Okuma Kılavuzu
Kol, çoklu icazet, yerel nispet ve şecere varyantlarını birbirine karıştırmadan okumak
Zühdden Tarikata: Tasavvufun Tarihî Dönemleri
İlk zâhid çevrelerinden tasavvuf dilinin teşekkülüne ve XII. yüzyıl sonrasında kurumsal yolların yaygınlaşmasına uzanan tarih çizgisi
Hüseyniyye Silsile Varyantları ve Coğrafyası
İki yerel silsile nüshasını, ortak Nakşibendî-Müceddidî gövdeyi ve Buhara'dan Güney Kazakistan-Fergana hattına geçişi karşılaştıran dosya
Mesnevîhanlar ve Şerh Geleneği
Mevlevîhâneden cami dersine, sözlü takrirden kapsamlı şerhlere
Medyenî Âdâbı ve Halvet Virdi
Cehrî zikir Medyeniyye'de cehrî zikir esas kabul edilir. Sesin yükselmesi tek başına amaç değil, topluluğun dikkatini tevhid cümlesinde birleştiren disiplindir. Yemek sonrası namaz Yemekten sonra iki rek‘at nâfile namaz kılmak, nimeti ibadet ve şükürle tamamlayan özel âdâb arasında kaydedilir. Halvet virdi Halvette “Lâ
Ahmed Şerîf ve Ömer Muhtâr: İki Ayrı Direniş Rolü
Postnişin ve stratejik lider Ahmed Şerîf bütün Senûsî ağının üçüncü postnişini olarak çağrı, diplomasi, cepheler arası koordinasyon ve Osmanlı ilişkilerini yönetti. Saha önderi Ömer Muhtâr Cebelülahdar bölgesindeki yerel birliklerin hareketli savaşını yönetti. Tarikat şeyhliğiyle askerî saha kumandası aynı görev değild
Melâmiyye Kaynaklarını Okuma Rehberi
İlk OCR dalgasındaki altı Melâmîlik çalışmasını, dönem ve kaynak türü ayrımıyla site omurgasına bağlayan editoryal rehber.
Sun‘ullah Gaybî: Dîvân, Melâmî Hafıza ve Tasavvuf Dili
Kütahya çevresi Sun‘ullah Gaybî XVII. yüzyılın önemli mutasavvıf şairlerindendir. Şiir ve mensur eserleri, Halvetî-Melâmî kavram çevrelerinin, vahdet-i vücûd yorumlarının ve yerel irşad hafızasının kesiştiği bir külliyat oluşturur. Dîvânın dili Gaybî, güç tasavvuf kavramlarını görece sade ve yoğun bir Türkçeyle işler.
SÛFİLERİN İLİMLERİNİN KAYNAĞI
Avârifü’l-Maârif · 1. bölüm · Mürşidimiz, Şeyhu’l-İslâm Ebu’n-Necîb Abdulkâhir es-Sühreverdî, hicrî 560, milâdî 1165 senesinin Şevval ayında, bize, imlâ yoluyla (bizzat yazdırarak) şunu rivâyet etti: Ebû Mûsâ e
TASAVVUF İLİMİNİN FAZİLETİ
Avârifü’l-Maârif · 3. bölüm · Bize, Şeyhimiz Şeyhülislâm Ebu’n-Necib es-Sühreverdî (rah.), el-Ahves b. Hakim in babasından naklen, onun şöyle söylediğini haber verdi. Bir adam Hz. Resûlullah’a (s.a.v) şerrin ne
Sayfalar 2–9
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BILICI KITABEVİ YAYINLARI: 18 ONBİRINCİ DERS MUNDERECAT: Süre-i Kevserin tefsiri, Hazretl Fatime'nin ahlrete Intikali, Hz. Ibrahim'in Hz. Ismalll Allah yolunda kurban etmesi,
Sayfalar 9–16
Muzaffer Ozak Külliyatı · Okuduğum âyet-i celile, işte o günü yani ölüm gününü, başka bir tâ'birle zâlimin mazlûmun eline geçeceği kıyâmet gününü anlatmaktadır. Bu şiddetli ve dehşetli günün başlangıcı düny
Sayfalar 18–24
Muzaffer Ozak Külliyatı · ğunu ileri sürmesine benzerler. Babasının kim olduğu bilinmeyen ve bir fahişeden dünyaya gelen ne idüğü belirsiz bir piçe, böyle bir zat: (Evlâdım...) diyebilir mi, bilmem? Insan,
Sayfalar 21–28
Muzaffer Ozak Külliyatı · (Cennette, gözlerin göremediği, kulakların işitemediğı ve insan kalbinin idrak ve ilata edemediği ni'metler vardır..) Fazl-ı ilâhi ile cennete girecek bazı zevatı, Allahu sübhanehu
Sayfalar 16–22
Muzaffer Ozak Külliyatı · attı. Biz narı gülzar eyledik. Bizim için nara düşene nâr nûr olur. Bizim iznimiz olmadıkça ateş yakmaz. Suretperestler ateşi yakar zannederler. Işte Nemrud öyle zannetmişti. Ateş,
Sayfalar 29–36
Muzaffer Ozak Külliyatı · haremeyn, ceddüs-sıbteyn, imam-ül-Enbiyâ, imam-ül-etkiyâ, tâcül-asfiyâ, sahib-üs-seyf, sahib-ül-kitab, münzel-ül-Kur'an, sahibül-mi'râc, şefi-ul-müznibiyn, Resûlüllah, Habibullah,
Sayfalar 34–41
Muzaffer Ozak Külliyatı · Birincisi; gökyüzüdür. Güneşi, ayı, yıldızları ve daha güremediğimiz, bilemediğimiz diğer varlıkları ile enginleşen o muhteşem gökyüzünü bir düşününüz. Düşününüz ki, insanoğlu, en
Sayfalar 29–34
Muzaffer Ozak Külliyatı · Dikkat edilirse; evlât, ana ve babasına itaât edecek, hem de Hz. Ismail gibi boynunu verircesine, canını ortaya koyarak, itaât edecek. Fakat şart; Allah yolunda, Allah'ın emirlerin
Sayfalar 42–50
Muzaffer Ozak Külliyatı · Allah celle celâluhu; bu âyet-i celillerle, kâfirlerin cehennemde görecekleri şiddetli âzabı beyan buyurmakta ve diğer bir âyet-i kerimede de: «innâ a'tednâ lil-kâfiriyne selasile
Sayfalar 41–47
Muzaffer Ozak Külliyatı · Esteizü billâh: « Ve yetûfu aleyhim vildanün muhalledüne iza reeytehüm hasibtehüm lü'lüen men süra» sadakallahulaziym. Insan sûresi: 19-20 Meâli şerifi: «Cennet ehlinin etrafında h