Ara
Menü

Dârâ Şükûh

Dârâ Şükûh (20 Mart 1615, Ecmîr – 10 Eylül 1659, Delhi); Bâbürlü şehzadesi ve mutasavvıf. Şah Cihan'ın büyük oğlu ve veliahdı; kardeşi Evrengzîb'e yenildikten sonra mülhidlikle suçlanarak idam edilmiştir .

Doğum
1615
Vefat
1659
Unvan
Bâbürlü şehzadesi, Kādirî müntesibi ve tasavvuf müellifi
Temalar
Bâbürlüler, Ecmîr, Lahor, Kādiriyye, Miyân Mîr, Molla Şah Bedahşî, Cihanârâ Begüm, sûfî tabakatı, eser, tercüme, Delhi

Doğumu ve eğitimi

20 Mart 1615'te Ecmîr yakınlarında doğdu. Şah Cihan'ın büyük oğludur. Annesi, hâtırasına Tac Mahal inşa edilen ve daha çok Mümtaz Mahal diye anılan Ercümend Begüm'dür.

Muhammed Dârâ geleneğe uygun olarak İslâmî eğitim gördü; Arapça, Farsça ve Sanskritçe öğrendi. Özellikle nazarî ilimlerle ilgilendi, dinî ve tasavvufî bilgisini takviye etmek için bu sahadaki eserlerin belli başlılarını inceledi. Kendisine ilâhî bilgi ve ilhamın verildiği inancı ile bu yoldaki çalışmalarını daha da arttırdı.

Devlet görevleri

1633'te 12.000 “zât” (6000 “süvârlık”) bir mansaba sahip bulunuyordu. Aynı yıl Safevîler'in Kandehar'ı tehdit etmeleri ve bunu 1642'de tekrarlamaları üzerine şehri savunmaya giden orduda kendisine önemsiz bir kumandanlık verilmişti.

1645'te İlâhâbâd sûbedarlığına (valilik) getirildi; 1647'de Lahor, 1649'da Gucerât sûbedarlıkları da buna ilâve edildi. Bu vilâyetleri nâibleri vasıtasıyla idare ediyor, sahip olduğu mevkiin gerektirdiği sorumluluğu nâdir olarak yüklenebiliyordu.

Kaynak kişiliği hakkında açık bir hüküm verir: son derece asabî ve görüşlerinde ısrarlı bir kişiliğe sahipti, hurafelere ve fala inanırdı. Hatta tek büyük askerî harekâtına kumanda ettiği 1652 Kandehar seferi sırasında dahi başarıyı büyücü ve falcıların sözlerinde aramıştı. Ancak Kandehar'ı geri alamaması ve başarısızlığa uğraması onun hem askerî hem de siyasî itibarını oldukça sarstı.

Saltanat mücadelesi ve idamı

Şah Cihan, çok sevdiği oğlu Dârâ'nın devlet işleriyle daha fazla ilgilenmesini sağlamak için kendisine o zamana kadar benzerine rastlanmayan 60.000 zât büyük bir mansab verdi. Ayrıca daha sağlığında onu halef olarak benimsedi ve kendi yerine hazırlamak istedi. Ancak bu durum diğer şehzadelerin muhalefetine yol açtı.

Şah Cihan 1657'de hastalanınca saltanat mücadelesi daha da kızıştı. Fakat bu mücadelede Dârâ'nın zayıf askerî ve idarî kabiliyeti bir kere daha ortaya çıktı.

Sonunda Agra yakınlarında Samargarh'ta kardeşi Evrengzîb'in kuvvetleri karşısında mağlûp oldu (8 Haziran 1658). Hemen ardından 23 Mart 1659'da Ecmîr yakınlarında ikinci defa başarısızlığa uğradı ve esir alındı. Delhi'ye getirildi ve burada mülhidlikle suçlanarak idam edildi (10 Eylül 1659).

Tasavvufa yönelişi

Dârâ Şükûh siyasî ve askerî bakımdan yetersizliğine rağmen dinî ve tasavvufî fikirleriyle çağının dikkate değer simalarından biridir.

Büyük babası Ekber Şah tarafından başlatılan Hint ve İslâm düşüncelerini bağdaştırma hareketinin tesiriyle genç yaşta tasavvufî düşünceye ilgi duymaya başladı ve giderek kendini bu harekete verdi.

O sırada tasavvufa mütemayil kız kardeşi Bîbî Cemal ile birlikte, Sind'den Lahor'a gelen Mısır asıllı Kādirî tarikatı şeyhi Miyân Mîr (Miyânecî) ile tanıştı. Daha sonra ablası Cihanârâ Begüm ile birlikte bu şeyhin halifesi Molla Şah Bedahşî'nin müridi oldu.

Kitaplar arasında bir arayış

Edebiyat ve hüsn-i hat gibi güzel sanatlarla da ilgilenen Dârâ, bir yandan Kur'an'a dair bilgilerini artırırken öte yandan Tevrat, Zebûr ve İncil gibi semavî kitapları incelemeyi de ihmal etmedi.

Kur'an'ı fazla mecazi, diğer üç kitabı ise tutarsız bularak Hint dinleriyle ilgilenmeye, özellikle Hint mistisizminin ünlü eseri Upanişadlar üzerinde çalışmaya başladı.

Başta İbnü'l-Arabî olmak üzere Fahreddîn-i Irâkī ve Molla Câmî gibi mutasavvıfların eserlerini inceledi, neticede vahdet-i vücûda dayanan bir tasavvuf anlayışına ulaştı.

“Kitâb-ı Meknûn” tezi

Bu durum onu bazı Hint inanç ve düşünceleriyle İslâm arasında benzerlik görmeye, hatta Upanişadlar'ın Kur'an'da bahis konusu edilen “Gizli Kitap” (Kitâb-ı Meknûn) olduğunu, dolayısıyla da onun özünü teşkil ettiğini öne sürmeye sevketti.

Bu tür serbest düşünceler onun muhafazakâr âlimler tarafından kâfir ve münkir olmakla suçlanmasına sebep oldu.

Kaynak bu noktada bir denge kurar: fakat Dârâ hiçbir zaman İslâm'ı inkâr etmemiş, her vesile ile İslâm'ın hak din olduğunu ifade etmiş, Allah ve Hz. Muhammed hakkında sağlam bir inanca sahip olmuş, hatta mi'rac olayının ruh ve bedenle meydana geldiğini kendine has bir nazariye ile ispatlamaya çalışmıştır.

COĞRAFÎ HAFIZA13 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi13 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

KİŞİLER AĞIBağlantılarını aç2 doğrudan bağlantıAğda gör →
YOL ATLASISilsiledeki yerini açÖnceki ve sonraki halkalarla birlikte

Hayatından kayıtlar

İlk 5 kayıt gösteriliyor

BİYOGRAFİK KAYIT

Mülhidlik suçlamasıyla idam

Saltanat mücadelesinin sonu.

Metni gösterMetni daralt

Agra yakınlarında Samargarh'ta kardeşi Evrengzîb'in kuvvetleri karşısında mağlûp oldu (8 Haziran 1658). Hemen ardından 23 Mart 1659'da Ecmîr yakınlarında ikinci defa başarısızlığa uğradı ve esir alındı.

Delhi'ye getirildi ve burada mülhidlikle suçlanarak idam edildi (10 Eylül 1659).

Çerçeve. Suçlamanın zemini hazırdı: serbest düşünceleri onun muhafazakâr âlimler tarafından kâfir ve münkir olmakla suçlanmasına sebep olmuştu. Siyasî yenilgi, bu ithamın hükme dönüşmesine imkân verdi.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Dârâ Şükûh”, c. 8, s. 483-484.
BİYOGRAFİK KAYIT

Falcılarla kazanılmaya çalışılan sefer

1652 Kandehar başarısızlığı.

Metni gösterMetni daralt

Son derece asabî ve görüşlerinde ısrarlı bir kişiliğe sahipti, hurafelere ve fala inanırdı.

Hatta tek büyük askerî harekâtına kumanda ettiği 1652 Kandehar seferi sırasında dahi başarıyı büyücü ve falcıların sözlerinde aramıştı.

Ancak Kandehar'ı geri alamaması ve başarısızlığa uğraması onun hem askerî hem de siyasî itibarını oldukça sarstı.

Çerçeve. Altı yıl sonra Samargarh'ta kardeşine yenilecektir; kaynak bu mücadelede zayıf askerî ve idarî kabiliyetinin bir kere daha ortaya çıktığını kaydeder.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Dârâ Şükûh”, c. 8, s. 483-484.
BİYOGRAFİK KAYIT

60.000 zât

Babasının benzeri görülmemiş ihsanı.

Metni gösterMetni daralt

Şah Cihan, çok sevdiği oğlu Dârâ'nın devlet işleriyle daha fazla ilgilenmesini sağlamak için kendisine o zamana kadar benzerine rastlanmayan 60.000 zât büyük bir mansab verdi.

Ayrıca daha sağlığında onu halef olarak benimsedi ve kendi yerine hazırlamak istedi. Ancak bu durum diğer şehzadelerin muhalefetine yol açtı.

Çerçeve. 1633'te mansabı 12.000 zât idi. Beş katına çıkan bu rütbe, veliahtlığın resmî işaretiydi — ve kardeşleriyle savaşın sebebi.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Dârâ Şükûh”, c. 8, s. 483-484.
BİYOGRAFİK KAYIT

Kardeşleriyle birlikte intisap

Bîbî Cemal, Cihanârâ Begüm ve Molla Şah.

Metni gösterMetni daralt

Tasavvufa mütemayil kız kardeşi Bîbî Cemal ile birlikte, Sind'den Lahor'a gelen Mısır asıllı Kādirî tarikatı şeyhi Miyân Mîr (Miyânecî) ile tanıştı.

Daha sonra ablası Cihanârâ Begüm ile birlikte bu şeyhin halifesi Molla Şah Bedahşî'nin müridi oldu.

Çerçeve. Tasavvufa yöneliş bu hanedanda tek bir şehzadenin işi değildir; kız kardeşleriyle birlikte yürümüştür. Cihanârâ Begüm, Molla Şah hakkında müstakil bir eser de yazmıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Dârâ Şükûh”, c. 8, s. 483-484.
BİYOGRAFİK KAYIT

Vilâyetleri nâibleriyle idare etmesi

Üç sûbedarlık, az sorumluluk.

Metni gösterMetni daralt

1645'te İlâhâbâd sûbedarlığına getirildi; 1647'de Lahor, 1649'da Gucerât sûbedarlıkları da buna ilâve edildi.

Bu vilâyetleri nâibleri vasıtasıyla idare ediyor, sahip olduğu mevkiin gerektirdiği sorumluluğu nâdir olarak yüklenebiliyordu.

Çerçeve. Aynı yıllarda Sefînetü'l-evliyâ (1640), Sekînetü'l-evliyâ (1647) ve sonraki eserleri yazmaktadır. Sûbedarlığın bıraktığı boşluk, telifle doldurulmuştur.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Dârâ Şükûh”, c. 8, s. 483-484.

Eserleri ve metinleri

İlk 6 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Sefînetü'l-evliyâ

411 velînin hayatı; Hintli velîler için özellikle değerli.

Metni gösterMetni daralt

411 velinin hayat ve kerametlerini anlatan eser, özellikle Hintli velîler hakkında verilen bilgiler bakımından önem taşır. Eserin düzeni diğer evliya tabakat kitaplarından farklıdır.

1640'ta yazılmıştır. Tertibi şöyledir: giriş, Hz. Peygamber, Hulefâ-yi Râşidîn, on iki imam, dört Sünnî mezhebin kurucuları; sonra sırasıyla Kādiriyye, Nakşibendiyye, Çiştiyye, Kübreviyye ve Sühreverdiyye silsilelerinde yer alan şeyhler; ardından bu silsilelerde yer almayan diğer mutasavvıflar; sonunda ise Hz. Peygamber'in hanımları, kızları ve ünlü kadın mutasavvıflar.

Bizzat kendisinin de ifade ettiği gibi bu eseri yazarken geniş ölçüde Câmî'nin Nefehâtü'l-üns'ünden faydalanmıştır. Çağdaşı Ca'fer el-Ayderûs tarafından Arapçaya tercüme edilmiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefînetü'l-evliyâ, Agra 1852; Lucknow 1857; Kanpûr 1883.
TARİHÎ KAYIT

Sırr-ı Ekber

Elli iki Upanişad'ın Farsçaya tercümesi.

Metni gösterMetni daralt

1657'de yazdığı bu eser, elli iki kadar Upanişad'ın Hindu âlimlerin yardımıyla Sanskritçeden Farsçaya tercümesini içine almaktadır.

Avrupa'ya ulaşması bu tercüme sayesinde olmuştur: eser Fransız bilgini Angvetil Dupesron tarafından 1801'de Oupnekat, id est Secretum Tegendum adıyla Latinceye çevrilmiştir.

Çerçeve. Adın kendisi tezini taşır: Sırr-ı Ekber — “en büyük sır”, yani Kur'an'daki Kitâb-ı Meknûn. Aynı yıl babası hastalanmış ve saltanat mücadelesi başlamıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: nşr. Târâ Çend – M. Rızâ Celâlî Nâînî, Tahran 1340 hş./1962.
TARİHÎ KAYIT

Mecmau'l-bahreyn

İslâm ile Hinduizmin mukayesesi.

Metni gösterMetni daralt

1655 yılında yazdığı bu kitap, İslâm ile Hinduizm'in mukayesesini yapan orijinal bir eserdir.

D. Shayegan eserle ilgili müstakil bir çalışma yapmıştır.

Çerçeve. Ad “iki denizin birleştiği yer” demektir (Kehf sûresindeki tabir). Dârâ'nın bütün projesinin özeti sayılabilir — ve idam gerekçesinin de.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Mecmau'l-bahreyn, Kalküta 1929; Tahran 1335 hş./1957.
TARİHÎ KAYIT

Sekînetü'l-evliyâ

Miyân Mîr'in biyografisi ve sohbetleri.

Metni gösterMetni daralt

1647'de kaleme aldığı bu eser esas itibariyle Kādirî tarikatı pîrlerinden Miyân Mîr'in (ö. 1045/1635) biyografisini ve Lahor'daki sohbetlerini içine alır.

Kaynak açık bir değerlendirme yapar: Dârâ bu eserini yazarken İbnü'l-Arabî'nin Fusûsü'l-hikem'i ve Fahreddîn-i Irâkī'nin Lemaât'ını örnek almış, ancak onlar kadar başarılı olamamıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: nşr. Târâ Çend – M. Rızâ Celâlî Nâînî, Tahran 1344 hş./1965.
TARİHÎ KAYIT

Hasenâtü'l-ârifîn ve Mükâleme-i Bâbâ Lâl

Tenkitçilerine cevap ve bir Hindu azizle sohbet.

Metni gösterMetni daralt

Hasenâtü'l-ârifîn — 1652'de yazdığı bu eserin konusu ilk sûfîler ve tasavvufî vecizeleridir; aynı zamanda kendisinin vahdet-i vücûdcu görüşlerini tenkit edenlere cevap niteliğini taşır.

Mükâleme-i Bâbâ Lâl ve Dârâ Şükûh — 1653'te kaleme alınmış olup Hindu azizlerinden Baba Lâl ile konuşmalarını ihtiva eder.

Ayrıca tasavvufun anlaşılması güç yönleriyle ilgili iki eseri vardır: Risâle-i Haknümâ ve Tarîkatü'l-hakīkat.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Hasenâtü'l-ârifîn, Delhi 1309 / Mükâleme-i Bâbâ Lâl ve Dârâ Şükûh, Delhi 1885.
ESER / METİN

Hindu metinlerinden tercümeleri

Yoga-Vasista ve Bagvat Gita.

Metni gösterMetni daralt

Dârâ'nın ayrıca Yoga-Vasista ve Bagvat Gita gibi çok sayıda Hindu dinî metninin çevirisini kapsayan eserleri vardır.

Bazı küçük eserleri de Külliyyât-ı Dârâ Şükûh adıyla basılmıştır (I-IV, Gujranwalla 1857).

Çerçeve. Sanskritçe öğrenmiş olması bu tercümeleri mümkün kılmıştır; kaynak eğitimini anlatırken “Arapça, Farsça ve Sanskritçe öğrendi” der.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Yoga-Vasista, Lucknow 1887; Aligarh 1953 (nşr. Tara Chand).

Kavram dünyası

İlk 5 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Ekber Şah'ın bağdaştırma hareketi

Dârâ'nın fikrî mirası.

Metni gösterMetni daralt

Büyük babası Ekber Şah tarafından başlatılan Hint ve İslâm düşüncelerini bağdaştırma hareketinin tesiriyle genç yaşta tasavvufî düşünceye ilgi duymaya başladı ve giderek kendini bu harekete verdi.

Çerçeve. Bâbürlü hanedanında iki çizgi yan yana yürümüştür: Ekber'den Dârâ'ya uzanan bağdaştırmacı hat ve onu idam ettiren Evrengzîb'in temsil ettiği şerî-muhafazakâr hat. 1659, ikincisinin kazandığı tarihtir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Dârâ Şükûh”, c. 8, s. 483-484.
KAVRAM

Upanişadlar “Kitâb-ı Meknûn” mudur?

Küfür ithamına yol açan tez.

Metni gösterMetni daralt

Kur'an'ı fazla mecazi, diğer üç kitabı (Tevrat, Zebûr, İncil) ise tutarsız bularak Hint dinleriyle ilgilenmeye, özellikle Upanişadlar üzerinde çalışmaya başladı.

Vardığı tez şudur: bazı Hint inanç ve düşünceleriyle İslâm arasında benzerlik görmeye, hatta Upanişadlar'ın Kur'an'da bahis konusu edilen “Gizli Kitap” (Kitâb-ı Meknûn; el-Vâkıa 56/78) olduğunu, dolayısıyla da onun özünü teşkil ettiğini öne sürmeye sevketti.

Sonucu: bu tür serbest düşünceler onun muhafazakâr âlimler tarafından kâfir ve münkir olmakla suçlanmasına sebep oldu.

Kaynağın karşı kaydı: fakat Dârâ hiçbir zaman İslâm'ı inkâr etmemiş, her vesile ile İslâm'ın hak din olduğunu ifade etmiş, Allah ve Hz. Muhammed hakkında sağlam bir inanca sahip olmuştur.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Dârâ Şükûh”, c. 8, s. 483-484.
TARİHÎ KAYIT

Vahdet-i vücûd

İbnü'l-Arabî, Irâkī ve Câmî üzerinden.

Metni gösterMetni daralt

Başta İbnü'l-Arabî olmak üzere Fahreddîn-i Irâkī ve Molla Câmî gibi mutasavvıfların eserlerini inceledi, neticede vahdet-i vücûda dayanan bir tasavvuf anlayışına ulaştı.

Çerçeve. Bu anlayış, Hint düşüncesiyle kurduğu benzerliğin zeminidir. Aynı üç isim yazdığı eserlerde de örnek alınmıştır: Sekînetü'l-evliyâ'yı yazarken İbnü'l-Arabî'nin Fusûsü'l-hikem'ini ve Irâkī'nin Lemaât'ını örnek almış, Sefînetü'l-evliyâ'da ise geniş ölçüde Câmî'nin Nefehâtü'l-üns'ünden faydalanmıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Dârâ Şükûh”, c. 8, s. 483-484.
TARİHÎ KAYIT

Mansab ve zât

Bâbürlü rütbe sistemi.

Metni gösterMetni daralt

Mansab, Bâbürlü devlet teşkilâtında bir görevlinin rütbesini ve besleyeceği asker sayısını belirleyen sistemdir; zât şahsî rütbeyi, süvâr ise beslenecek atlı sayısını gösterir.

Dârâ 1633'te 12.000 zât (6000 süvârlık) sahibiydi; sonra o zamana kadar benzerine rastlanmayan 60.000 zâtlık bir mansab aldı.

Sûbedar ise eyalet valisidir; İlâhâbâd, Lahor ve Gucerât sûbedarlıklarını üstlenmiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Dârâ Şükûh”, c. 8, s. 483-484.
KAVRAM

Mi'racın bedenle olduğu nazariyesi

Kendine has bir ispat denemesi.

Metni gösterMetni daralt

Kaynak, onun İslâm'a bağlılığının delilleri arasında bunu sayar: hatta mi'rac olayının ruh ve bedenle meydana geldiğini kendine has bir nazariye ile ispatlamaya çalışmıştır.

Çerçeve. Mi'racın bedenle vuku bulduğu görüşü Ehl-i sünnet'in yaygın kabulüdür; tasavvufî çevrelerde ise ruhanî yorum daha çok tercih edilir. Dârâ burada muhafazakâr tarafta durmuştur — kendisini küfürle suçlayanlara karşı bir cevap niteliği de taşır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Dârâ Şükûh”, c. 8, s. 483-484.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

Delhi · HindistanDelhiEsir alındıktan sonra getirilip mülhidlikle suçlanarak idam edildiği başşehir (10 Eylül 1659). İlişkili kişi dosyası Dârâ Şükûh : Dârâ Şükûh, Miyân Mîr ve Molla Şah çevresindeki Kādirî ilgisi, sûfî tabakat eserleri ve dinî gelenekleri karşılaştıran çalışmalarıyla XVII. yüzyıl Hindistan düşüncesinde dikkat çeker.Ajmer · HindistanEcmîr (Ajmer)20 Mart 1615'te yakınlarında doğduğu şehir; 23 Mart 1659'da yine yakınlarında ikinci defa yenilip esir alınmıştır. Doğduğu ve yakalandığı yer aynıdır. İlişkili kişi dosyası Dârâ Şükûh : Dârâ Şükûh, Miyân Mîr ve Molla Şah çevresindeki Kādirî ilgisi, sûfî tabakat eserleri ve dinî gelenekleri karşılaştıran çalışmalarıyla XVII. yüzyıl Hindistan düşüncesinde dikkat çeker.Lahore · PakistanLahor1647'de sûbedarlığına getirildiği şehir; Miyân Mîr ile burada tanışmış, Sekînetü'l-evliyâ 'da onun bu şehirdeki sohbetlerini kaydetmiştir. İlişkili kişi dosyası Dârâ Şükûh : Dârâ Şükûh, Miyân Mîr ve Molla Şah çevresindeki Kādirî ilgisi, sûfî tabakat eserleri ve dinî gelenekleri karşılaştıran çalışmalarıyla XVII. yüzyıl Hindistan düşüncesinde dikkat çeker.Agra · HindistanSamargarh (Agra yakını)8 Haziran 1658'de kardeşi Evrengzîb'in kuvvetleri karşısında mağlûp olduğu yer. Konum Agra'ya göre yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Dârâ Şükûh : Dârâ Şükûh, Miyân Mîr ve Molla Şah çevresindeki Kādirî ilgisi, sûfî tabakat eserleri ve dinî gelenekleri karşılaştıran çalışmalarıyla XVII. yüzyıl Hindistan düşüncesinde dikkat çeker.Kandahar · AfganistanKandeharSafevîler'in 1633 ve 1642'de tehdit ettiği, 1652'de tek büyük askerî harekâtına kumanda ederek geri almaya çalıştığı fakat başarısız olduğu şehir. İlişkili kişi dosyası Dârâ Şükûh : Dârâ Şükûh, Miyân Mîr ve Molla Şah çevresindeki Kādirî ilgisi, sûfî tabakat eserleri ve dinî gelenekleri karşılaştıran çalışmalarıyla XVII. yüzyıl Hindistan düşüncesinde dikkat çeker.Prayagraj · Hindistanİlâhâbâd (Prayagraj)1645'te ilk defa sûbedarlığına getirildiği eyalet merkezi; vilâyeti nâibleri vasıtasıyla idare etmiştir. İlişkili kişi dosyası Dârâ Şükûh : Dârâ Şükûh, Miyân Mîr ve Molla Şah çevresindeki Kādirî ilgisi, sûfî tabakat eserleri ve dinî gelenekleri karşılaştıran çalışmalarıyla XVII. yüzyıl Hindistan düşüncesinde dikkat çeker.Ahmedabad · HindistanGucerât (Ahmedâbâd)1649'da sûbedarlığı kendisine ilâve edilen eyalet. Konum eyalet merkezine göre verilmiştir. İlişkili kişi dosyası Dârâ Şükûh : Dârâ Şükûh, Miyân Mîr ve Molla Şah çevresindeki Kādirî ilgisi, sûfî tabakat eserleri ve dinî gelenekleri karşılaştıran çalışmalarıyla XVII. yüzyıl Hindistan düşüncesinde dikkat çeker.Sindh · PakistanSindMısır asıllı Kādirî şeyhi Miyân Mîr'in Lahor'a gelmeden önce bulunduğu bölge. Konum bölge merkezine göre yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Dârâ Şükûh : Dârâ Şükûh, Miyân Mîr ve Molla Şah çevresindeki Kādirî ilgisi, sûfî tabakat eserleri ve dinî gelenekleri karşılaştıran çalışmalarıyla XVII. yüzyıl Hindistan düşüncesinde dikkat çeker.Agra · HindistanTac Mahal, AgraAnnesi Ercümend Begüm'ün (Mümtaz Mahal) hâtırasına babası Şah Cihan tarafından inşa ettirilen türbe. İlişkili kişi dosyası Dârâ Şükûh : Dârâ Şükûh, Miyân Mîr ve Molla Şah çevresindeki Kādirî ilgisi, sûfî tabakat eserleri ve dinî gelenekleri karşılaştıran çalışmalarıyla XVII. yüzyıl Hindistan düşüncesinde dikkat çeker.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]TDV İslâm Ansiklopedisi, “Dârâ Şükûh”, c. 8, s. 483-484
  2. [2]Sefînetü'l-evliyâ, Agra 1852; Lucknow 1857; Kanpûr 1883
  3. [3]nşr. Târâ Çend – M. Rızâ Celâlî Nâînî, Tahran 1340 hş./1962
  4. [4]Mecmau'l-bahreyn, Kalküta 1929; Tahran 1335 hş./1957
  5. [5]nşr. Târâ Çend – M. Rızâ Celâlî Nâînî, Tahran 1344 hş./1965
  6. [6]Hasenâtü'l-ârifîn, Delhi 1309 / Mükâleme-i Bâbâ Lâl ve Dârâ Şükûh, Delhi 1885
  7. [7]Yoga-Vasista, Lucknow 1887; Aligarh 1953 (nşr. Tara Chand)
  8. [8]TDV İslâm Ansiklopedisi: Kādiriyye, Miyân Mîr, Şah Muhammed Bedahşî, Dârâ Şükûh ve Cihanârâ Begüm maddeleri
  9. [9]Kişi kartı kaynak paketi — Dârâ Şükûh
Ortak kaynak kataloğunu aç →