HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Akşehir’de başlayan hayatı
Abdullah Dede, XVI. yüzyılda Karaman vilâyetine bağlı Akşehir’de doğdu. Doğum yılı ve ailesi hakkında kaynaklarda ayrıntı bulunmaz. Doksan yaşını aşmışken 968/1560-61 yılında vefat ettiği kaydedildiğine göre XV. yüzyılın son çeyreğinde doğmuş olmalıdır.
Cezbe ve uzlet devri
Hayatının ilk devresinde güçlü bir cezbe hâli yaşadı. Atâyî, onun ilâhî aşkın tesiriyle şehir hayatından, yakınlarından ve alışılmış toplum düzeninden uzaklaştığını; uzun müddet kırları ve dağları dolaştığını anlatır. Bu devri tasvir etmek için şu beyti aktarır:
Sahrâ vü kûhı geşt ü güzâr ettiğim bu kim
Dîvâne gönlüm eğleyecek bir yer isterim.
Kaynağın ifadesiyle bir süre insanlar yerine kuşlar ve yaban hayvanlarıyla ünsiyet kurdu. Bu anlatı onun gençlik devrindeki cezbe, yalnızlık ve dünyadan çekilme hâlinin gelenek hafızasındaki karşılığıdır.
Sahv hâline dönüşü
Uzun süren cezbe ve uzlet devrinden sonra sahv ve denge hâline döndü. Akşehir’e yakın, adı kaynakta belirtilmeyen bir köye yerleşti. Burada yalnız yaşayan bir meczup olarak kalmayıp düzenli hizmet veren bir zâviye kurucusuna dönüştü.
Zâviye ve misafirhane
Yerleştiği köyde bir zâviye ve misafirhane yaptırdı. Zâviyenin temel işi gelip geçen yolcuları karşılamak, barındırmak ve doyurmaktı. Abdullah Dede misafire ikramı geçici bir hayır faaliyeti değil, günlük hayatının merkezindeki hizmet olarak benimsedi.
Kendisine çok miktarda adak ve sadaka ulaştığı hâlde bunları ertesi güne bırakmaz; akşam olmadan yemek, ikram ve bağış yoluyla dağıtırdı. Bu kayıt, zâviyenin biriktiren bir vakıf merkezinden çok, dolaşımdaki imkânı aynı gün yoksula ve yolcuya ulaştıran canlı bir infak kurumu olarak çalıştığını gösterir.
Şehzadeler devrindeki yeri
966/1558-59 yılında Kanûnî Sultan Süleyman’ın oğulları Bayezid ve Selim arasındaki taht mücadelesi Akşehir çevresine ulaştığında her iki şehzadenin de Abdullah Dede’yi ziyaret ettiği anlatılır. Bayezid savaş için himmet istediğinde Dede bu niyette hayır bulunmadığını söyleyerek onu kardeş kavgasından vazgeçirmeye çalıştı. Selim geldiğinde ise ona dua etti.
Atâyî ayrıca Kanûnî’nin Nahcıvan seferi sırasında Abdullah Dede’ye uğrayıp oğullarından hangisinin saltanata daha uygun olduğunu sorduğunu, Dede’nin Selim’i işaret ettiğini aktarır. Bu anlatı, XVI. yüzyıl Osmanlı hafızasında kırsal zâviye şeyhlerinin hanedan mensupları nezdindeki manevî itibarını gösterir.
Vefatı ve Velî Baba
Abdullah Dede doksan yaşını aşmışken 968/1560-61 yılında vefat etti. Zâviyedeki hizmet ve post görevi oğlu Velî Baba’ya geçti. Atâyî, Velî Baba’yı da duasının hastalara şifa verdiğine inanılan, nefesi mübarek bir kişi olarak anar. Böylece Akşehir yakınındaki zâviye en az iki kuşak boyunca aynı aile çevresinde yaşamaya devam etti.
Tarikat aidiyeti meselesi
Abdullah Dede’yi anlatan temel kaynak herhangi bir mürşid, icazet zinciri veya tarikat adı vermez. Bu sebeple onun tarihî kimliği belirli bir tarikata zorla bağlanmadan; cezbe ve sahv tecrübesi, zâviye kuruculuğu, yolcu hizmeti ve infak anlayışı üzerinden okunmalıdır.
Tarihî önemi
Akşehirli Abdullah Dede’nin hayatı, Osmanlı taşrasındaki zâviyelerin ibadet ve irşad yanında konaklama, iaşe ve sosyal yardım merkezi olduğunu açık biçimde gösterir. Kaynakta yer alan iki uzun menkıbe ise onun hem hanedan siyaseti karşısında nasihat veren derviş, hem de yoksul hakkını koruyan zâviye sahibi olarak hatırlandığını gösterir.