Ara
Menü

Sayfalar 42–50

1.387 kelime

İrşad I · kaynak sayfaları 42–50

Allah celle celâluhu; bu âyet-i celillerle, kâfirlerin cehennemde görecekleri şiddetli âzabı beyan buyurmakta ve diğer bir âyet-i kerimede de:

«innâ a'tednâ lil-kâfiriyne selasile ve aglanen ve sa'iyra.s Insan - 4 Mânayı münifi: Biz, kâfirler için demir bukağılar ve zincirler ve alevli ateşler hazırladık, buyrulmaktadır İşte; Allah'ın rimetlerini yiyen, lûtuflarını gören, fakat buna rağmen Hakkı tanımayan ve ona şirk koşan, O'nun Resûlünü tanımayan, hilkatini unutan, âkıbetini düşünmeyen, nere.

den gelip, nereye gittiğini sezemeyen, Hakkın kanununu çiğneyen kâfirlerin sonları budur. Tebaası bulunduğu hükümetin kanunlarını dinlemeyerek suç işleyenler, nasıl ki bu suçlarına göre ceza görüyorlarsa; Hakkın kanunlarını çiğneyenler de, yukarıdaki âyetlerde beyan buyurulduğu gibi Hakkın hapishanesinde müstehak olacakları cezaları çekeceklerdir.

Dünyada, kanunları çiğneyip ceza görenler, nasıl ah-ü-zâr ediyorlarsa; Hakkın kanununu çiğneyenler de cehennemde âhü-zâr edecekler amma bunun kendilerine hiçbir faydası olmayacaktır. Kaldı ki, dünyada elem ve mihnetlerin bir sonu yoktur. Yukarıda gürdüğümüz âyetler, Allah hükümetinin hapishanesi olan cehennemde kâfirlerin çekecekleri azâbın şiddet ve delişetini açıkça beyan buyurmaktadır. Allah'ın kanunu olan Kur'an'ın hükümlerini çiğneyenler, onun tek Allah olduğuna inanmayanlar, Hak Resûlü olan Hazreti Muhammed'e îmân etmeyenler, muhakkak bu azâba dûçar olacaklardır. Yeryüzünde, her devletin bir hapishanesi vardır ve suçlular bu hapishanelerde, suçlarının derecesine göre muamele görürler. O halde, dünyada ne varsa, âhiret hayatının nimet ve nikbetlerinin birer nümunesi, misalidir. Görenler, görebilenler için bu pek aşikâr bir gerçektir:

Görenedir, görene.

Köre nedir, köre ne?

Yalnız şu farkla ki, buradaki azab herşey gibi, fânidir, geçicidir. Burada, bazan adalet aldatılabilir. Orada ise, azâb bâki ve ebedîdir. O mahkemenin mutlâk hâkimi olan Allah aldatılamaz.

İlim, belli başlı üç şubeye ayrılır:

İŞITMEK, GÖRMEK,

TATMAK Meselâ; güzel yurdumuzda bir Bursa vilâyeti vardır. Bursa'yı gören, bu güzel şehrin güzelliklerini bize ne kadar tarif etse, onu kendi gözlerimizle görmüş gibi olamayız. Içine girmeden, karşıdan görmek bile, bu şehri tanımamıza kâfi gelmez. Mutlaka görmek lâzımdır.

Bazı işitenler, işitmekle kaldılar, göremediler. Bazıları da, hem işittiler, hem de gördüler. Bir kısmı da hem işittiler, hem de gördüler, hem de tattilar.

örenin, gaibe iminanda lazim kalmada Gormedi, gosteril di. Tatmadı, tattırıldı.

Haşr-ü-neşri gördü bunda, nefha-i-sûr olmadan..

Mûtu kable en temûtu sırrını fehmeyleyen, Cümle gaibi kimse bilmez; Hak teâlâ bilir ve bildikleri kinışeler, bildirildiği kadar bilirler.

Mü'minlere lâyık olan erelâ gaibe îman etniek, Allah'ın amirlerine itaatli olmak, helal olan şeyleri helâl olarak; haram olan şeyleri haram olarak bilmek, Hakkın emirlerini baş tacı emektir. Ancak, bu suretle gaibe îman yakin mertebesine gelir vu birçok hakikatler kendiliğinden ortaya çıkar. Yoksa, Hakkın emirlerini kendi nefsine uyduran gaflettedir. Akıllı isen, kendi nefsini Hakkın emirlerine uydur. Daima Allah'tan kork..

Hangi işe başlarsan, Hakkın rızasını gözet ve Allah'ı sev.. Her emrini severek yap.. Men'ettiği herşeyden ondan korkarak kaçIn.

Ne kadar günahkâr olsan da, Hakkın rahmetinden ümidini kesme... O, ganiyyül-alemindir. Affeder, kerem «der, günahları bağışlayıcıdır.

Allahü teâlâ, cümlemizi kendisine kul, Habibine ümmet ve tâbi-i-sünnet eylesin ı ve şakavetimizi saadete kalbeylesin. Bihürmeti seyyidil-Mürselin.

Hakkın metin kal' ası Nûr burcunun balâsı Zikrullahın alâsı Lâ ilâhe illâllah..

Dervişlerin maksudu Âşıkların matlübu Zikirlerin mahbubu Lâ ilâhe illâllah..

Halka-i-zikre otur Aşk bâdesini doldur Zikrin efdali budur Lâ ilâhe illâllal...

Nefsi aşka sevkeyle Zikri dile zevkeyle Gel diyelim şevk ile Lâ ilâhe illâllah...

Tevhid kalbin cilâsı Siler kalplerden pası Razı olur Mevlâsı Lâ ilâhc illâllah...

Aşıkların dermanı Mü'minlerin fermanı Hakkın bize ihsanı Lâ ilâhe illâllah...

TEVHİD İLÂHİSİ Zikreden sultan olur Nail-i-gufran olur Ne güzel devran olur Le ilâhe illâllah...

Aşıkın cananıdır Dertlinin dermanıdır Mü'minin îmanıdır Lâ ilâhe illâllah...

Zikreylediğin zaman Cevap verir Hak hemen Günülde komaz gürnan Lâ ilâhe illâllah...

Müşkiller âsan olur Nice bir ihsan olur Zikreden insan olur Lâ ilâhe illâllah...

Kalpten gammı def'eder Zikredeni ref'eder Hakka iletir gider Lâ ilâhe illâllah...

Tevhide gel tevhide Tevhid nârı nûr ede Gönlünü inesrûr ede Lâ ilâhe illâllah...

Tevhid nân nûr eder Harabı mâmur eder Rizayı Hakka gider Lâ ilâhe illâllah...

Tevhidde kemal vardır Âşıka cemal vardır Fâniye zeval vardır Lâ ilâhe illâllah...

Tevhid eder dilleri Nür olur gönülleri Şakıdır bülbülleri Lâ ilâhe illâllah...

Gafletten bidâr olur Vasıl--didâr olur Zikreden Hakkı bulur Lâ ilâhe illâllah...

Kenar durma öyle gel Hak kelâmın söyle gel Zikrullaha şöyle gel Lâ ilâhe illâllah...

Gece gündüz tesbih et Gönlünü Hakka ilet Ger dilersen mağfiret Lâ ilâhe illâllah...

Zikret dağla taş ile Bu günahkâr baş ile Dolsun gözün yaş ile Lâ ilâhe illâllah...

Ayakta dur zikreyle Otur Hakkı fikreyle Her nefeste şükreyle Lâ ilâhe illâllah...

Melekût tevhid eder Mahlûkat tahmid eder İns-u-cin temcid eder Lâ ilâhe illâllah...

Tevhid eden dilleri Nûr olur gönülleri Şol cennetin gülleri Lâ ilâhe illallah...

Dervişlerin ilk verdi Gönlü Hakka çevirdi Zâkiri sevindirdi Lâ ilâhe illâllah...

Gatil olma erenler Hakka ğönül verenler Hakikati görenler Lâ ilâhe illâllah...

Ölmeden önce ölür Hak ile bile yürür Cemal-i Hakkı görür Lâ ilâhe illâllah...

Âteşi gülzar eder Şeytanı bizâr eder Vasıl-ı didâr eder Lâ ilâhe illâllah...

Ak olur hep karalar Merhem bulur yaralar Sır perdesin aralar Lâ ilâhe illâllah...

Evliyanın yüzleri Nûr-u-Haktır özleri Daim budur sözleri Lâ ilâhe illâllah...

Meleklerdir tanıklar Vuslât bulur yanıklar Zikreder uyanıklar Lâ ilâhe illâllah...

Sivâdan uryan olur Sinesi püryar olur Didesi giryan olur Lâ ilâhe illâllah...

Vahdet meyinden içer Ölmeden evvel göçer Cennet hullesin biçer Lâ ilâhe illâllah...

Cebrail'le Mikâil Tevhid eder iyi bil Gece gündüz söylegil Lâ ilâhe illallah...

Üçler yediler kırklar Baş eğdi bütün ıridar Kalktı aradan farklar Lâ ilâhe illâllah...

Müfettih-el-ebvâptır Her harfi bin sevaptır Bu en güzel cevaptır Lâ ilâhe illâllah...

Zâkirin-i-zâkirat Budur dervişe hayat Tevhidle bula necat Lâ ilâhe illâllah...

Affolur dört bin günah Hak olur kula penah Med ile oku gümrah Lâ ilâhe illâllah...

Yetmiş bin tevhid eden Imanın tecdid eden Azâbı teb'id eden Lâ ilâhe illâllah...

CERRAHI'dir adımız Vuslâttır muradımız Zikrimiz inşâdımız Lâ ilâhe illâllah...

NUREDDIN'dir ulumuz Zikr-i Haktır dolumuz Arştan öte yolumuz Lâ ilâhe illâllah...

Başıma devlet budur Devrişe haslet budur AŞKİ'ye vuslât budur Lâ ilâhe illâllah...

İR$ÂD

İKINCİ DERS MÜNDERECAT:

Hazreti Muhammed Aleyhisselâmın şânı hakkında Kur' an-ı Kerim'in bazı âyetlerinin meâli, Nutk-ı Hazreti Nasuhi, Peygamberimizin bazı isimleri ve hassaları, Hilye-i evsaf-ı Muhammed Aleyhisselâm. Ahlâk-1 Muhammediyeden bir nebze ve muhabbet-i Muhammediye. Bir yahudi hahamın İslâmiyeti kabulü ve Hazreti Habbâb'ın kıssaları ile Efendimizin vedâ haccında irad buyurdukları Hutbe-i Şerife'den bahseder.

Hamdü senâlar, bütün ibadetler ve tâatlar Allah'a mahsustur. O Allah ki her şeyin hâlıkı ve mâlikidir. Herşey ona dönecektir. Salât-ü selâm ol nebii âhir zamana ki son Peygamber ve Hakkın son habercisidir. Aline ve evlâdına ve ezvacına ve ahbabına ve ensârına ve eshâbına ve kıyâmet gününe kadar onu sevenlere ve seveceklere selâm olsun. Amin.

Ey hâk yolcusu! Allahü teâlâ Kur'an-1 kerimde buyurdu:

all:

?.

«Kul in küntüm tuhibbunallahe feltebiüni yuhbibkümullahü ve yağfir leküm zünubeküm vallahu gafürünrâhiym.»

Al-i Imran — 31 «Habibim; kullarıma söyle: Eğer, beni seviyorlarsa sana tâbi olsunlar ki ben de onları seveyim, günahlarını affedeyim.

Muhakkak ki ben merhametliyim, bağışlayıcığın.»

Evvelu ma halakallahu nürt Peygamberimiz hadisi şeriflerinde: «İlk evvel Allah benim nürumu hâlk etti.» (Hadis-i Şerif meâli).

Hazreti MUHAMMED aleyhisselâm.

(Sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem).

Mâhbubu hûda, Şefii rûzi cezadır. Melcei fukaradır. Bütün âlemlere nûru evvel, ba'sı sonradır. Enbiyâ ve rüsûlün yâni bütün Peygamberlerin serveri, evliyanın ve asfiyânın rehbe- Iradd, Cils 1 - F: 4

ri, insanların ve görünmeyen kuvvetlerin Peygamberidir. Allahu teâlâ, onu kendi nûrundan hâlk eylemiş, nûru her şeyden evvel yaratılmış, ba'sı ise cemî enbiyâdan sonradır. Ahir zaman nebîsidir. Kendisinden sonra ne nebî, ne de resûl gelir, son Peygamberdir, Hâtemül enbiyadır. Son kitab olan Kur'an-ı Kerim ona nâzil olmuştur.

Ismi güzel, cismi güzel, nesli güzel, sözü güzel, yüzü güzeldir. Va'dinde sadık, sözü hakkı natıktır. Arş-ı âlâ onun ayağı tozu ile iftihar eder. Cebrail gibi bir melek ona hizmet etmek şerefine nail olmak için hakka binlerce sene ibâdet etmiştir.

Adem aleyhisselâmın tövbesinin kabulü, duasında onun hürinetine afvını istediği için mağfirete nail olmuş, İbrahim Halil onun nûrunu hâmil olduğu için nâr-ı Nemrud nûra kalb olmuştur.

Cismi nûrdur. Gölgesi yere düşmez. Bütün enbiyâ onun ümmeti olmağı Haktan temenni etmiştir. Hepsi cihana geleceğini müjdelemişlerdir. Gökler onun kudûmuyla nûrlanmış, yer onun vücudu ile iftihar etmiştir.

İsmi şerifi yerde Muhammed aleyhisselâm, gökte Ahmed aleyhisselâmdır. Mahşer günü ise, Mahmud ismi şerifi ile yâd olunacaktır.

Allahü teâlâ ona hiç ismi ile hitap etmeyip: (Ey Resûlüm, ey Kulum, ey Nebîm) diye hitap eylemiş, kendi isimleriyle isimlendirmiş, Rauf, Rahim, Aziz, Nûr diye kitab-ı kerimde beyan eylemiştir. Yine Kur'an-ı Kerimde:

«Ve ma erselnake illa rahmeten lil alemiyn.»

«Ey sevgilim; ben seni âlemlere rahmet olarak gönderdim.»

Hadis-i Kudsîde de:

«Bütün mahlûkatı senin hürmetine hâlk ettim.» buyurmuştur. Hidayete erişen kimse mü'min olup seni gördü. Iki cihanda selâmet ve hidâyet buldu. Hidâyete erişmeyen kimse ise, sana baktı, seni göremedi. Yalnız dünyada gezip, yiyip içip sılıhat ve servet, âfiyet buldu. Bunların cümlesi senin hürmetin-