ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
55 sonuç · “hizmet”
01Celvetiyye
Üftâde ve Aziz Mahmud Hüdâyî ile belirginleşen; tezkiye, tasfiye, tecliye, zikir, hizmet ve halk içinde Hak ile olmayı öne çıkaran tasavvuf yolu.
Çiştiyye
Horasan'daki Çişt nispetini Muînüddin Hasan Çiştî'nin Ecmîr'de kurumsallaştırdığı; sohbet, semâ, hizmet, misafirperverlik ve hankah ağıyla Güney Asya'nın en etkili tasavvuf yollarından biri.
Mevleviyye
Mevlânâ'nın ilim, sohbet, şiir ve semâ çevresinden doğan; Hüsâmeddin Çelebi, Sultan Veled ve Ulu Ârif Çelebi eliyle Konya merkezli teşkilata dönüşen; matbah, hizmet, Mesnevî, mûsikî ve mukabele geleneğini birleştiren tasavvuf yolu.
Mikşâfiyye (Kādiriyye)
Şeyh Abdülbâkī el-Mikşâfî’nin Şekînîbe’de teşkilatlandırdığı; zikir, Kur’an öğretimi, Mâlikî tedris, tarım ve toplumsal hizmeti birleştiren Sudan Kādirî kolu.
Rifâiyye
Ahmed er-Rifâî'nin Ümmü Abîde merkezli ilim, hizmet ve irşad mirasına nispet edilen; Irak'tan Suriye, Mısır, Anadolu ve Balkanlar'a çok sayıda aile ve halife hattıyla yayılan tasavvuf yolu.
Şâbâniyye
Şâbâniyye, Halvetiyye'nin Cemâliyye kolundan Şeyh Şâbân-ı Velî'ye nispet edilen; halvet, zikr-i dâimî, aşk, irfan, hizmet ve zâhir-bâtın dengesi etrafında gelişen tasavvuf yoludur.
Abdurrahman Ali Nûreddin
Abdurrahman Ali Nûreddin, Ahmed el-Bedevî’nin ilk halifesi Abdül‘âl b. Fakih’ten sonra Tanta’daki merkez postunu üstlenen; Bedeviyye’nin kurucu kuşaktan sonraki hizmet ve irşad sürekliliğini temsil eden üçüncü postnişindir.
Abdüllatîf en-Nakşibendî
Abdüllatîf en-Nakşibendî (ö. 1563-64), Emîr Buhârî’nin halifesi Hâce Mahmud Efendi’nin müridi, damadı ve Fâtih’teki hânkāhın halefidir; İstanbul’daki erken Ahrârî-Nakşibendî mirasını tekke, sohbet ve kitap hizmetiyle sürdürmüştür.
Abdürrahîm el-Kınâî
Abdürrahîm el-Kınâî (1127–1196), Mağrib’de yetişip Ebû Medyen çevresinden aldığı irşadı Kınâ’ya taşıyan; Mâlikî ilmi, helâl kazanç, hizmet ve sohbeti birleştirerek Yukarı Mısır’da kalıcı bir tesir oluşturan âlim ve mürşiddir.
Abdürrezzâk Şâban Efendi
Abdürrezzâk Şâban Efendi (ö. 1098/1686-87), İnebolu çevresinden İstanbul'a gelerek Kasımpaşa Kızanlık Çeşme Mescidi imamlığı yapan; 1668'den vefatına kadar Eyüp Sultan Camii kürsüsünde hadis, tefsir ve vaaz hizmeti yürüten âlimdir.
Ahmed er-Rifâî
Ahmed er-Rifâî (512/1118 – 578/1182), Batâih bataklıklarındaki Ümmüabîde'de irşad eden Rifâiyye'nin pîri; “ebü'l-alemeyn” unvanıyla anılan âlim-sûfî, kerameti değil edeb i esas alan ve tekkesinde her gün binlerce kişiyi doyuran mürşid.
Ahmed Remzî Akyürek
Ahmed Remzî Akyürek (1872–1944), Kayseri'de yetişip Kütahya, Kastamonu, Halep ve Üsküdar Mevlevîhânelerinde hizmet eden; Mesnevî öğretimi, üç dilde şiiri, tercümeleri ve kütüphaneciliğiyle son dönem Mevlevî kültürünü taşıyan başlıca şahsiyetlerdendir.
Ahmed-i Zarîfî
Ahmed-i Zarîfî (ö. 30 Aralık 1912), babası Şumnulu Hacı Mehmed Sâlih Efendi’den sonra Şehremini-Topkapı’daki Pazar Tekkesi’nin postuna geçen; Sinâniyye çevresinde vekâlet, irşad ve terbiye hizmetleri üstlenen Halvetî şeyhidir.
Aksarâyî Şeyh Ali Efendi
Ali b. Şaban el-Aksarâyî (ö. 1111/1699-1700), Aksaray’da yaklaşık otuz yıl ders ve vaaz, yirmi yıl fetva hizmeti veren; Kayseri Şifâiyye Medresesi’ne tayin edilen Osmanlı âlimidir.
Ali b. Hüseyin Zeynelâbidîn
Ali b. Hüseyin Zeynelâbidîn (38/659–94/712), Hz. Hüseyin’in oğlu; Kerbelâ’dan sağ çıkan, Medine’de hadis, fıkıh, ibadet ve gizli hizmet hayatıyla tanınan büyük tâbiî ve Ehl-i beyt büyüğüdür.
Ali Sırrî Efendi
Ali Sırrî Efendi (ö. 28 Safer 1322/30 Nisan 1904), Bursa İncirli Dergâhı ve İznik Eşrefiyye Hankāhı’nda hizmet ettikten sonra Ahmed Gazzî Dergâhı postnişini olan; Osman Şems Efendi’den icâzet alan Eşrefî-Kādirî şeyhi ve ta‘lik hattatıdır.
Ali-i Dânî Efendi
Ali-i Dânî Efendi (ö. 978/1570), Muhyiddin el-Fenârî’den mülâzemet alan; Manastır ve Filibe medreselerinden Halep’te tedris ve fetva hizmetine yükselen Osmanlı âlimidir.
Balat Şeyhi Seyyid Hasan Nûrî Efendi
Seyyid Hasan Nûrî Efendi (1620-1688), Sünbüliyye terbiyesini Seyyid Kirâmeddin Efendi’den alan; Balat’taki Ferruh Kethüdâ Zâviyesi’nde postnişinlik, vaaz ve tedris hizmeti yürüten hattat ve şairdir.
hizmet
a Farsça kökenli bu terim, “Sahip, t efendi, iyi eğitim görmüş kimse. ” a anlamında kullanılırken sonrau dan kadılar, imamlar, ticaretle ir uğraşanlar da bu ad ile anılıyork du. Türkçede ise lakap olarak ş kullanılması Eski Türkiye Türku çesi dönemi ile söz konusudur. a Söz gelişi Hoca Ahmed Yesevî, ş Hoca Dehhanî, Hoca Mesud, Hon ca Sadeddin, Hoca Nasreddin bu r yaygın kullanımlardan birkaçıe dır. Daha sonra 20. yüzyıl ile birk likte bu söz, özel adlardan sonra a kullanılmaya başlanmıştır. Tarie kat büyüklerine ise kelimenin çokluk biçimi olan “hâcegân” sözü uygun bulunmuş; “tari- < kat-i hâcegân, hatm-i hâcegân, rsilsile-i hâcegân” terimleri yaybi gın bir kullanım alanı bulmuş- Hristiyan 324 tur. Bu terim, Cumhuriyet döneminde âlimler, imamlar, vaizler, eğitim kurumlarmda da orta öğretim öğretmenleri ile üniversite öğretim üyesi ve yardımcıları için de kullanılmaktadır.
Yahyâ Efendi Dergâhı
İstanbul · Türkiye · Sultan Abdülmecid'in iradesiyle türbedar tayin edildiği, Perşembe günleri hatm-i hâcegân ve zikir icra ettiği dergâh; sandukası ve levhaları da burada anlatılır. İlişkili kişi dosyası Muhammed Nûrî Şemseddin Efendi : Muhammed Nûrî Şemseddin Efendi (1801–1864), Kayserili Muhammed Said Efendi’den Nakşibendî terbiyesi alan; Yahyâ Efendi Dergâhı’nda türbedarlık ve irşad hizmeti yürüten vaiz ve müelliftir.
Tripolis (Tripoli)
Arkadia · Yunanistan · Mora'da açtığı iki tekkeden ikincisi; 1820-1821'e kadar Cerrâhiyye'nin elinde kalmıştır. İlişkili kişi dosyası Moravî Yahyâ Şerefeddin Efendi : Moravî Yahyâ Şerefeddin Efendi (1650–1770), saray hizmetinden Nûreddin Cerrâhî’ye intisap eden; Anabolu merkezli kırk beş yıllık irşadıyla Cerrâhiyye’yi Mora’da yayan ve 1770’te âsitâne postuna geçen şeyhtir.
Ahur köyü (Ada nahiyesi)
Sefîne, Âşık Mûsâ Efendi'yi “an-asıl Ada nahiyesine tâbi' Ahur karyesinden” gösterir. Yerleşimin bugünkü karşılığı metinden tespit edilemediği için koordinat verilmemiştir. İlişkili kişi dosyası Şeyh Âşık Mûsâ Efendi : Âşık Mûsâ Efendi (ö. 1567), Ahur köyünden; Mısır seferine katıldıktan sonra İbrâhim Gülşenî’den irşad vazifesi alıp Edirne Şahmelik Zâviyesi’nde hizmet eden Gülşenî şeyhidir.
Durmuş Dede Tekkesi
İstanbul · Türkiye · Eline geçerek Cerrâhiyye'ye bağlanan tekke. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Mehmed Sâdık Efendi : Mehmed Sâdık Efendi (1738–1800), Sertarîkzâde ve Eğrikapılı Mehmed Sa‘deddin çevresinde yetişen, Pazar Tekkesi’nde yirmi altı yıl hizmetten sonra Cerrâhî Âsitânesi postuna geçen şeyhtir.
Sertarikzâde Tekkesi
İstanbul · Türkiye · XVIII. yüzyılın ilk yarısında kurduğu iki tekkeden biri; 1925'te hâlâ faaldi. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Sertarîkzâde Mehmed Emin Efendi : Sertarîkzâde Mehmed Emin Efendi (1687–1759), Nûreddin Cerrâhî’nin üçüncü halifesi; Kumrulu, Otlukçu, Pazar ve Rumelihisarı çevrelerinde eğitim, irşad ve âyin hizmeti yürüten âsitâne postnişinidir.
Şehzade Camii
İstanbul · Türkiye · Sefîne'ye göre Mahvî Efendi bu caminin vâizliğinde bulunmuştur. Koordinat cami seviyesinde yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Şeyh Îsâ Mahvî : Şeyh Îsâ Mahvî (1047-1127/1637-1715), Gerede'den yetişmiş; Bolbolcızâde Abdülkerim Efendi'den Halvetî hilâfeti almış, İstanbul'da ders ve irşad hizmeti yürütmüş âlim ve şairdir.
Gölbaşı köyü
Gölbaşı (Toyran) · Türkiye · Kaynağın “Toyran kazâsına tâbi Gölbaşı adlı karye” diye kaydettiği doğum yeri. Tahsilini tamamladıktan sonra memleketine dönmüştür. İlişkili kişi dosyası Toyranlı Mehmed Efendi : Toyranlı Mehmed Efendi (ö. 1010/1601-02), Gölbaşı köyünden yetişip Sofyalı Bâlî Efendi’nin hizmetinde tarikat terbiyesini tamamlamış; İbrahim Paşa’nın yaptırdığı cami ve hânkāhta irşad yürütmüş Halvetî şeyhidir.
Medîne-i Münevvere
Medine · Suudi Arabistan · Harb-i Umûmî sırasında Filistin cephesine hareket eden Mevlevî mücahidleri arasında mümtaz sınıfın başında olarak Şam üzerinden geldiği ve Ravza-i Mutahhara’da bulunup na‘tini yazdığı şehir. İlişkili kişi dosyası Ahmed Remzî Akyürek : Ahmed Remzî Akyürek (1872–1944), Kayseri'de yetişip Kütahya, Kastamonu, Halep ve Üsküdar Mevlevîhânelerinde hizmet eden; Mesnevî öğretimi, üç dilde şiiri, tercümeleri ve kütüphaneciliğiyle son dönem Mevlevî kültürünü taşıyan başlıca şahsiyetlerdendir.
Ürgenç (Hârizm)
Köhne Ürgenç · Türkmenistan · Hârizmşah Tekiş'in kendisi için tekke yaptırdığı, on beş yıllık hizmetten sonra hilâfet alıp irşad ettiği ve Alâeddin Muhammed'in emriyle nehirde boğdurulduğu bölge. Şeyhi Necmeddîn-i Kübrâ da burada 618/1221'de Moğollar tarafından öldürülmüştür. Konum yaklaşıktır.
İnegöl
Bursa · Türkiye · Cerrâhî silsilenâmesine göre 941/1534'te vefat ettiği kasaba. İlişkili kişi dosyası Mehmed Kâsım Lârendevî : Mehmed Kâsım Lârendevî (ö. 941/1535), Antakya ve Bursa çevrelerinde bulunan, İzzeddin Ali el-Karamânî’nin halifesi olarak İnegöl’de irşad hizmeti yürüten Cevâhirü’l-ahbâr müellifidir.
Sertarikzâde Tekkesi
İstanbul · Türkiye · Şeyhi Sertarîkzâde Mehmed Emin Efendi'nin (ö. 1173/1759-60) kurduğu iki tekkeden biri. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Makarnacı Hacı Hâfız Mustafa Efendi : Makarnacı lakaplı Hacı Hâfız Mustafa Efendi, Halil Nizâmeddin’den hilâfet aldı; Mehmed Sâdık’ın ardından 1801’de Cerrâhiyye Âsitânesi postuna geçerek vefatına kadar üç yıl hizmet etti.
Van
Van · Türkiye · Zâhirî ilimleri tahsil ettikten sonra tasavvufa yönelen Sıbgatullah Arvâsî, Van'a giderek Seyyid Muhyiddîn Efendi'nin hizmetine girdi. Uzun yıllar süren riyâzet ve mücâhede devresini burada geçirdi; hocasının “vefat etmiş velîlerden istifade edecek makama geldin” sözü de bu dönemin sonuna aittir. Koordinat şehir düzeyindedir; kaynak Van'da hangi medrese veya tekkede bulunduğunu belirtmez.
Bahâeddin Nakşibend: Hayatı, Yolu ve Kaynakları
Bahâeddin Nakşibend'in hayatını, Hâcegân geleneği içindeki yerini ve öğretisinin ana kavramlarını üç farklı nitelikteki kaynağı birbirine karıştırmadan ele alan kaynaklı giriş.
İlk Dönem Melâmetîliğinin Temel İlkeleri
Nişâbur çevresinde ihlâs, fütüvvet, emek ve hâli gizleme üzerine iki kaynağın birlikte ve kaynak türleri ayrılarak okunmasına dayalı editoryal dosya.
Şâbân-ı Velî: Hayatı ve Kastamonu'daki İrşadı
İhtilaflı doğum kayıtlarından 1569'daki vefatına uzanan kaynaklı biyografi üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.
Sühreverdiyye’nin teşekkülü: ribattan kurumsal irşad ağına
Ebü’n-Necîb’in mürid âdâbı ile Şihâbeddin Ömer’in Bağdat merkezli kurumsallaştırmasının birbirini nasıl tamamladığı.
Avârifü’l-maârif nasıl okunmalı?
63 bölümlük klasiğin kavram, kurum ve gündelik âdâb katmanlarını birbirine bağlayan kapsamlı okuma rehberi.
Sühreverdî terbiyesinde şeyh, mürid, sohbet ve ribat
Tasavvuf eğitimini kişi kültüne indirgemeden, sorumluluklar ve kurumsal mekân üzerinden açıklayan bir inceleme.
Aziz Mahmud Hüdâyî: İlimden İrşada
Medrese, kadılık, Üftâde ve Üsküdar. Monografiden hareketle hazırlanmış özgün inceleme.
Celvetiyye'nin Şubeleri ve Tekkeleri
Dört şube ve şehir ağı. Monografiden hareketle hazırlanmış özgün inceleme.
Tâc, Gül ve Derviş Eşyaları
Kıyafetin tarihî dili. Tezden hazırlanmış özgün editoryal inceleme.
Kadirî Tekkesinde Hizmet
Şeyhten meydancıya görevler. Tezden hazırlanmış özgün editoryal inceleme.
Tarikat Tâcını Nasıl Okumalı?
Genel tekke maddî kültürü rehberi. Derleme ve ana başvuru kaynakları ihtiyatla karşılaştırılarak hazırlanmıştır.
Hâlisiyye'de Usul, Âdâb ve Zikir
Ortak Kadirî esaslar ve kola mahsus uygulamalar. Tezin ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.
SÛFİLERİN İLİMLERİNİN KAYNAĞI
Avârifü’l-Maârif · 1. bölüm · Mürşidimiz, Şeyhu’l-İslâm Ebu’n-Necîb Abdulkâhir es-Sühreverdî, hicrî 560, milâdî 1165 senesinin Şevval ayında, bize, imlâ yoluyla (bizzat yazdırarak) şunu rivâyet etti: Ebû Mûsâ e
SÛFİLERİN HAK SÖZÜ GÜZELCE ANLAMALARI
Avârifü’l-Maârif · 2. bölüm · Şeyhimiz Şeyhülislam Ebu’n-Necîb es-Sühreverdî, bize, Zeyd b. Sâbit yoluyla gelen bir hadis-i şerifte, Rasûlullah (a.s) Efendimizin şöyle buyurduğunu nakletti: “Bizden bir hadis iş
TASAVVUF İLİMİNİN FAZİLETİ
Avârifü’l-Maârif · 3. bölüm · Bize, Şeyhimiz Şeyhülislâm Ebu’n-Necib es-Sühreverdî (rah.), el-Ahves b. Hakim in babasından naklen, onun şöyle söylediğini haber verdi. Bir adam Hz. Resûlullah’a (s.a.v) şerrin ne
SÛFİLERİN HALLERİ VE TARİKATLARI
Avârifü’l-Maârif · 4. bölüm · Bize, şeyh, âlim Ziyâuddin Ebu Ahmed Abdulvahhab b. Ali, Enes b. Mâlik’in (r.a) şöyle dediğini haber verdi. Rasûlullah (a.s) bana buyurdu ki: “Yavrucuğum! Eğer kalbinde hiçbir kims
Sayfalar 3–12
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 42 5846 Sayılı Kanun gereğince te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ARBEN Matbaası Ista
Sayfalar 1–10
Muzaffer Ozak Külliyatı · Elhac Muzaffer OZAK colli ZİYNET-UL-KULÜB KALPLERİN ZİYNETİ] Aşık sohbetleri ve evradı şerifeler AYRICA ASKÎ DİVANI SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ Ali BİLİCİ Büyük Reşitpaşa Cad. Yümni Işha
Sayfalar 13–18
Muzaffer Ozak Külliyatı · kullar! Ey bu imanları sebebiyle ebedi saadete erenler, selâmet yoluna girenler Hakka varanlar, daha bu âlemde iken cennete girenler ve cennet güllerinden derenler, cemal-i Hakkı g
Sayfalar 21–28
Muzaffer Ozak Külliyatı · (Cennette, gözlerin göremediği, kulakların işitemediğı ve insan kalbinin idrak ve ilata edemediği ni'metler vardır..) Fazl-ı ilâhi ile cennete girecek bazı zevatı, Allahu sübhanehu
Sayfalar 17–24
Muzaffer Ozak Külliyatı · Inned-diyne indallâh-il-islâm Al-i-Imran: 19 Allah katında makbul olan din, Islâmdır. Yüz suhuf, dört kitap, Hazret-i Adem'den beri gelen bütün Enbiyânın talimini ve neş'esini, kul
Sayfalar 19–24
Muzaffer Ozak Külliyatı · çimleri dar, vakitleri dar, ömürleri acı bir zarar içinde geçer. Onlar, daha burada hamiym suyundan içer. Her ne ka dar zâhiren, yani dış görünüşleri itibariyle rahat ve huzur için
Sayfalar 25–30
Muzaffer Ozak Külliyatı · ner, bunlara sahip bulunanların mevki ve makamlarını, mal ve mülklerini yerinde, hak rizasına uygun ve kelimenin tam mânasıyla iyi kullanabilmeleridir. Bu bakımdan, gururluya karşı
Sayfalar 25–32
Muzaffer Ozak Külliyatı · nın belirli bir kaç uzvuna hizmet etmekten ibarettir. Bunlardan ırak olanlar da hakka yakın olurlar. Bununla beraber, bu güruhun yukarıda zikrolunan kal şeyhlerinden daha az zararl