Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

60 sonuç · “an an

01
İlişkili kol

Âfâkıyye / Akdağlık Hâceleri

Hidâyetullah Âfâk Hoca çevresinde Kaşgar ve Doğu Türkistan'da siyasî-mânevî güç kazanan; Akdağlık Hâceleri diye de bilinen Kâsânî kolu.

02
İlişkili kol

Anadolu Abdalları Çevresi

Bektaşiyye'nin teşekkülünden önce ve sırasında Hacı Bektâş hafızasına bağlanan gezgin derviş, zâviye ve ocak çevreleri.

03
İlişkili yol

Bedeviyye (Ahmediyye)

Ahmed el-Bedevî’nin Tantâ’daki irşad halkasından doğan, Abdül‘âl b. Fakih tarafından kurumsallaştırılan; Mısır’dan Suriye, Hicaz ve Osmanlı şehirlerine yayılan ana tasavvuf yolu.

04
İlişkili kol

Ervâdî–Gümüşhânevî Hattı

Hâlid el-Bağdâdî’den Ahmed el-Ervâdî’ye, ondan Ahmed Ziyâeddin Gümüşhânevî’ye uzanan; hadis tedrisi, ilmî icâzet ve irşad hilâfetini birlikte taşıyan Nakşibendî-Hâlidî aktarım hattı.

05
İlişkili kol

Gāniyye / Nablusiyye

Abdülganî en-Nablusî’nin Kādirî nispetine ve Dımaşk’taki ilim-irşad çevresine bağlanan adlandırma; Nablusiyye aynı nispetin alternatif ismidir.

06
İlişkili kol

Hemedâniyye

Seyyid Ali Hemedânî'nin Orta Asya, İran ve Keşmir'e uzanan irşad ağına nispet edilen kol.

07
İlişkili kol

Îseviyye (Kādiriyye)

Şeyh Îsâ hakkında gelenek içi anlatıya dayanan erken Kādirî nispet.

08
İlişkili kol

İstanbul-Balkan İzzeddînî Hattı

Yeşil Tulumba Âsitânesi'nden Mûsâ Muslihiddin aracılığıyla Yakova, Prizren ve Berat'a uzanan Rifâî-İzzeddînî irşad hattı.

09
İlişkili yol

Kadiriyye

Abdülkādir-i Geylânî'nin Bağdat'taki ilim, vaaz ve irşad mirasına nispet edilen; aile-halife ağlarıyla Irak'tan Anadolu, Hindistan ve Afrika'ya yayılan büyük tasavvuf yolu.

10
İlişkili kol

Karadestârî Hattı

Üsküdar'dan Unkapanı Âsitânesi'ne ve oradan Yakova-Prizren hattına uzanan İzzeddînî Rifâî silsilesi.

11
İlişkili kol

Mazhariyye

Mazhar Cân-ı Cânân’ın Delhi merkezli Müceddidî irşad kolu.

12
İlişkili kol

Meşîşiyye

Abdüsselâm b. Meşîş üzerinden Şâzeliyye'nin teşekkülüne uzanan güçlü Mağrib hattı.

13
Şahsiyet

Abdal Mûsâ

Abdal Mûsâ; menkıbeleri Osmanlı Devleti'nin kuruluşuyla ilgili rivayetlere karışan ve Bektaşî an'anesinde önemli bir yeri olan Anadolu abdallarından biri . Kaynak, gerçek şahsiyetinin “çok müphem” olduğunu belirtir.

14
Şahsiyet

Abdülahad Nûrî Sivâsî

Abdülahad Nûrî Sivâsî (1594/95-1651), Abdülmecid Sivâsî’nin ilmî ve tasavvufî terbiyesinde yetişen; Midilli’den İstanbul’a uzanan irşadı, Mehmed Ağa Tekkesi, selâtin camilerindeki vaazları, Kadızâdelilere karşı kaleme aldığı risaleleri ve Dîvân-ı İlâhiyyât’ıyla Sivâsiyye’nin Nûriyye koluna adını veren mutasavvıf, vâiz ve şairdir.

15
Şahsiyet

Abdülkerîmzâde Mehmed Efendi

Abdülkerîmzâde Mehmed Efendi (ö. 1568), Ebüssuûd ve Kemalpaşazâde çevresinde yetişen; müderrislik, kadılık ve Anadolu kazaskerliği yapan, tefsirden nahve uzanan eserler ve Arapça Kasîde-i Mîmiyye kaleme alan Osmanlı âlimidir.

16
Şahsiyet

Abdüllatîf el-Câmî

Abdüllatîf el-Câmî (ö. 1555-56), Semerkant ve Buhara’dan İstanbul, Halep ve Hicaz’a uzanan seyahatleri; Kanûnî’ye Kübrevî zikir telkini ve Hazînî’ye verdiği nispetle XVI. yüzyılın hareketli irşad ağını temsil eder.

17
Şahsiyet

Abdülmelik Atâ

Abdülmelik Atâ, Arslan Baba’nın torunu ve Mansûr Atâ’nın oğludur. Babasının 1197’deki vefatından sonra irşad mevkiine geçmiş; oğlu Tâc Hâce’yi yetiştirerek Zengî Atâ’ya ulaşan Yesevî aile ve terbiye zincirini sürdürmüştür.

18
Şahsiyet

Ahî Mîrim Halvetî (Molla Ali Melhemî Şirvânî)

Ahî Mîrim Halvetî, yeni araştırmalarda Molla Ali Melhemî Şirvânî olarak tanımlanan; Pîr Ömer el-Halvetî’den sonra İzzeddin Halvetî’ye uzanan erken Halvetî irşad halkasını sürdüren şeyhtir.

19
Şahsiyet

Ahmed Amiş Efendi

Ahmed Amiş Efendi (1807-1920), Tırnova’daki muallimlikten Fatih sertürbedarlığına uzanan hayatında Kuşadavî irşadı sohbet, melâmet ve teveccüh merkezli bir yöntemle İstanbul’un ilim ve kültür çevrelerine taşıdı.

20
Şahsiyet

Ahmed Bahâeddin Efendi (Bahâî)

Ahmed Bahâeddin Efendi (1872–1923), Şehremini’nde yetişen, İbrâhim Şükrullah ve Ahmed Zarîfî çevrelerine bağlanan; Bahâî mahlasıyla na‘t, gazel, tahmis ve tarih manzumeleri yazan son dönem Sinâniyye-Halvetiyye şairidir.

21
Şahsiyet

Ali b. Meymûn el-Mağribî

Ali b. Meymûn el-Mağribî (1450–1511), Mağrib’den Hicaz, Suriye, Lübnan ve Bursa’ya uzanan irşad ağıyla Şâzeliyye’nin Anadolu’daki ilk güçlü temaslarından birini kuran; zühd, sünnete bağlılık ve doğrudan terbiye anlayışıyla tanınan sûfî ve âlimdir.

22
Şahsiyet

Ali el-Havvâs el-Burullusî

Ali el-Havvâs el-Burullusî (ö. 939/1532), İbrâhim el-Metbûlî'nin irşad hattını Kahire'de sürdüren; şeriat–hakikat bütünlüğü, Muhammedî terbiye ve ümmî irfan anlayışı Şa‘rânî'nin eserleriyle günümüze ulaşan Mısırlı sûfîdir.

23
Şahsiyet

Ali Örfî Efendi

Ali Örfî Efendi (ö. 1305/1887-88), Görice’den Mısır ve Selânik’e uzanan hayatında Muhammed Nûrü’l-Arabî’den hilâfet alan; evini irşad merkezi yapan, tasavvuf klasiklerini tercüme edip Niyâzî-i Mısrî, Üftâde ve Salih Lütfî şiirlerini şerh eden Rumeli Melâmî müellifidir.

24
Şahsiyet

Bahâeddin Veled

Bahâeddin Veled (1151-1231), Belh’in ilim ve vaaz geleneğini Horasan, Irak, Hicaz ve Anadolu güzergâhından Konya’ya taşıyan; Maârif’i, Burhâneddin Tirmizî’ye tesiri ve Mevlânâ’nın ilk hocası oluşuyla Mevlevî hafızanın kurucu halkalarından biri olan âlim ve mutasavvıftır.

25
Sözlük

Âmme

Halk, umum, ahali. tas. Yalnızca şeriatı bilen ve bunun dışın- EEE MMZ—ğ—ğ——...<,me><,. F2şŞ—jX)yjYXY)v2 ا An-1 daim Sih Te yu MEAN da başka bir şey bilmeyen, ulema-i rusum, yalnızca şekle ve dış görünüşe ilişkin özellikleri bilen süfiler. Tasavvuf yoluna ilişkin bilgi ve zevk sahibi olmayan şeriat âlimlerini bu konuda halktan farklı görmezler. Tasavvuf ehline ise hassa derler. Bkz. Havas, Avam. ar, (9 İç Anat. Zamanın en küçük Parçası. tas, a Hak ile zuhur hali (115). b Aşk. Ne mâziyim ne müstakbel, her ânın ânesiyim ben Yetürdüm benliği benlik bana Hak benliğindendir Niyazi Mısri سق fars. Cazibe, anlatılması imkânsız haz. Aşk. Sevgilinin boyu elif, kaşlan nan harfine benzetilir. İkisi bir araya gelince ân olur, Farsçada ân ‘o’ demektir; Arapçası hü'dur. Böylece âşık ve maşuk ortaya çıkar. Baktıkça hüsn ü ânına hayran olur âşıkların Geldikçe hicrin yâdına nâlân olur âşıkların Amma ne ân ki bâis-i cevr ola her zaman | Makbul olur gerçi güzellerde hüsn ü ân Şâhi Ana-bacı Şeyhin hanımı. Genellikle müritler şeyhlerine peder, ata, baba; şeyhin kansina da anne, valide hanım olarak bakar ve ondan ana, valide, ana-bacı diye söz ederler. Bu deyim daha çok Bektaşilikte kullanılır. Anâsır-ı çehargâne («8 صر جها ر Le) Dört unsur. Madde âleminin temel unsurları olan ateş, hava, toprak, su. tas. Süfiler nefsin dört mertebesini dört unsura benzetirler. Nefs-i emmâre ateşe, nefs-i levvâme havaya, nefs-i mülhime suya, nefs-i mutmainne toprağa benzetilir. Bunlardan her biri için on özellik belirlenmiştir ve böylece kırk sayısına ulaşılır. Tasavvuf ehlinin yaptığı birçok açıklama ve yorum dört unsur nazariyesine dayanır (sr). Nar u bad u âbu hâkin gel haber ver aslını Kim bunların her birini emre ferman eyleyen Niyazi Mısri

26
Sözlük

Etvâr-ı dil

Kalbin tavırları ve mertebeleri. 2. tas. Kalbin cilveleri ve mazharları. Kalbin tavırlarından her biri diğer tavrın cevheri ve madenidir. “Altın ve gümüş gibi, insanlar da maden ocakları halindedirler,” hadisiyle bu hususa işaret edilmiştir. Madenler kat kat olduğu gibi kalbin tavırları da kat kattır. Bu tavırlar sırasıyla şöyledir: Sadr (göğüs), İslam cevherinin madeni. Allah'ın göğsünü İslama açtığı kullar ile öbürleri arasında fark vardır (Zümer Suresi, 39). “Allah, hidayete erdirmeyi dilediği kimsenin göğsünü İslama açar” (En'am Suresi, 125). İslam nurundan mahrum kalan bir kalp, küfür karanlığının madeni haline gelir (Nahl Suresi, 106). Sadr, şeytanın insana vesvese verdiği mahaldir. Sadr, kalbi örten deri mesabesindedir. Kalbin derununa İblis için yol yoktur; çünkü kalp, Hak Teala'nın özel haremidir. Hiç kimse başka birinin kendi haremine girmesine izin veremez. Şeytan, meleklerin haremi olan semaya bile yol bulamazken (Hicr Suresi, 17) ulu ve yüce Allah'ın haremi olan kalbe nasıl nüfuz edebilir? (Hicr Suresi, 42). Kalp, yürek iman cevherinin madeni, akıl nurunun mahalli (Mücadele Suresi, 22; Hac Suresi, 46). Şegâf, kalbin zarı. Yaratıklara karşı duyulan aşk ve sevgi bunun ilerisine geçemez (Yusuf Suresi, 30). Fuat, ilâhî tecellileri seyr ve temaşa (müşahede ve rüyet) cevherinin madeni ve mahallidir (Necm Suresi, 11). Habbetü'-kalp, kalbin içi, gönül. Hazret-i uluhiyete muhabbet mahallidir; artık orada Allah sevgisinden başka hiçbir sevgiye yer yoktur. Süveyda (sevda), gaybı mükaşefe, ledün ilmi; hikmet menbaı ve ilâhî esrar hazinesi ve madeni, isimlerin ilmi (Bakara Suresi, 31). Burada meleklerin bile mahrum olduklan çeşitli keşfi ilimler vardır. Muhceti’lkalp, kalbin içinin içi. Tecelli nurlarının ve bütün ilâhî sıfatların madeni ve zuhur mahallidir. Gaybü'l-gayb burada zuhur eder. Insanın en şerefli mahluk oluşu bundandır. Hiçbir kalp hastalığı bulaşmayacağından burası tam sıhhat halindedir. Sıhhat alameti ise yukarıda sayılan kalbin her tavrında kulluğun gereklerinin tam olarak yerine getirilmesi ve kendilerine has olan anlamların gerçekleştirilmesidir. Bedendeki yedi organ üzerine secde nasıl farz ise kalbin yedi tavır üzerine secde etmesi de öylece vaciptir. Birinci tavrın secdesi tevbe, ikincisinin nefs tezkiyesi, üçüncüsünün kalp tasfiyesi, dördüncüsünün kalbin ilâhî hakikat ve hullelerle süslenmesi, beşincisinin kalbin ilâhî cilveler ve tecellilerle cilalanması, altıncısının kalbin mâsivâdan tamamıyla arındırılması, yedincisinin kalbin secde edip gönül makamına ermesidir. Burada artık kalem kırılır, ne bir şey söylenir ne de yazılır, lisan lal olur (NM 110). Atvar-ı seba (4a! sb!) 1. Yedi tavır: tab (tabiat), nefs, kalp, ruh, sır, hafi, ahfa. Allah'ın insanı yedi tavırda yarattığını (Nuh Suresi, 14) dikkate alan bazı mutasavvıflar bu tavırları yedi kat semaya, yedi gezegene, yedi vadiye ve yedi iklime benzetirler (NM 109). Attâr'ın Mantıku”t-Tayr'ında bu yedi tavır ve yedi vadi şu şekilde tespit edilmiştir: aşk, marifet, istigna, tevhit, hayret, fakr, fena (aM 89). Yedi tavrı daha başka şekillerde gösterenler de vardır (sme 35). Yedi tavır: tab (tabiat), nefs, kalp, ruh, sır, hafi, ahfa. Allah'ın insanı yedi tavırda yarattığını (Nuh Suresi, 14) dikkate alan bazı mutasavvıflar bu tavırları yedi kat semaya, yedi gezegene, yedi vadiye ve yedi iklime benzetirler (NM 109). Attâr'ın Mantıku”t-Tayr'ında bu yedi tavır ve yedi vadi şu şekilde tespit edilmiştir: aşk, marifet, istigna, tevhit, hayret, fakr, fena (aM 89). Yedi tavrı daha başka şekillerde gösterenler de vardır (sme 35).

27
Sözlük

Heba

Toz, zerreler. tas. Içinde âlemdeki bütün suretlerin açıldığı, şe- killerin meydana geldiği madde. Bununla beraber hebanın vücutta bir aynı yoktur. Yalnızca içinde bulundurduğu suretler itibariyle vardır. Aslı itibariyle yoktur. Bu bakımdan heba, ismi olan ama cismi bulunmayan ankaya benzer. Ona heyula adı da verilir. Heba akl-ı evvelden, nefs-i külliden ve külli tabiattan sonra varlığın dördüncü mertebesinde yer alır. Onun altında da külli cisim mertebesi bulunur. Hebâ ile suret ilişkisini ancak beyazlık ile beyaz ilişkisi şeklinde anlamak mümkün olur. Beyaz olmadan beyazlık anlaşılamadığı gibi suret olmadan da hebayı kavramak mümkün değildir.

28
Sözlük

Kat'-ı esbap

Sebepleri koparıp atmak. 2. tas. Süfinin, kendisini maddi âleme bağlayan hususları terk etmesi, onlarla olan ilgisini kesmesi (sr). am لا e ği Katra (* (قطر 1. Damla, 2. tas. İlahi tecelliler; kalp; insan-ı kâmil; nokta. Ey gönül bir derde düş kim anda derman gizlidir Gel eriş bir katreye kim anda umman gizlidir | İsmail Ma'şüki | Ey Niyazi katramiz deryaya saldık biz bugün | Katra nice anlasın umman anlar bizi | Damla, 2. tas. İlahi tecelliler; kalp; insan-ı kâmil; nokta. Ey gönül bir derde düş kim anda derman gizlidir Gel eriş bir katreye kim anda umman gizlidir | İsmail Ma'şüki | Ey Niyazi katramiz deryaya saldık biz bugün | Katra nice anlasın umman anlar bizi |

29
Sözlük

Lubs

1, Birbirine karışma. 2. tas, Ruhi hakikatlerin birbirine karıştırılmasına sebep olan maddi şekiller (En'am Suresi, 9). Hakikatlerin hakikati de insani Suretlerle karıştırılır (kı); yani Hak, kâmil insanı öbür insanlardan farklı kılma- VD OL Lütuf yarak onu bunların içinde gizlemiştir. “Velilerim kubbelerimin altında olduklarından onları benden başkası tanımaz.” Lübbü'l-lüb Sırru's-sır; özün özü, için içi. Aklı destekleyerek onu evham ve hayal kabuğundan arındıran ve idrak edilemeyecek kadar yüce olan bilgileri ve gerçekleri idrak etmesini sağlayan kutsi ve ilahi nur (KI; TK 11:1288; Gİ 1:40).

30
Sözlük

Maktel

Meshet. Ödürülen yer ve zaman. tas. a Bir azizin öldürüldügü yer ve zaman. b Bu vesileyle yapılan anma töreni ve söylenen mersiyeler.

31
Sözlük

Mebna-i tasavvuf

ف) yar el) 7, Tasavvufun temeli. 2, tas. Fakirlik ve ihtiyaç haline sımsıkı sarılmak, cömert ve diğerkâm olma halini gerçekleştirmek, teşebbüs | ve iradeyi terk (: Kİ). Mecâli-i külliye (4.15 «J lees) Varlığın genel tecelli yerleri, tecelligâh, mazhar. 2. tas. Kapalı kapıların kilitlerini açan anahtarlar ve bunların mazharları. Bu mazharlar beştir; Zat-ı ahadiyetin tecelligâhı; birinci berzahın tecelligâhı; ceberüt âleminin tecelligâhı; meleküt âleminin tecelligâhı; mülk âleminin tecelligahi. Bu âlemlerden beşincisi, dördüncüsünün, dördüncüsü üçüncüsünün (ve böyle devam eder) tecelligâhı ve mazharlarıdır. Zat-ı ahadiyetin tecelli ettiği yer birinci ber- | zah, yani hazret-i vahidiyet olup o hiçbir şeyin tecelli mahalli değildir. Zira üzerinde diğer bir mertebe yoktur (Kı; TK 1). Bkz. Hazarât-ı hamse, Merâtib-i kül | liyye, Tecelli. | Mecânin-i ukela (öc (مجانين 1. Akıllı deliler. 2. tas. Deli veli; meczup. Bunlar sü- | rekli olarak cezbe halinde bulunduklanndan kendilerine hâkim olamaz, geçimlerini temin edemezler (İFM 1:322; NUM 11:830), Akıllı deliler. 2. tas. Deli veli; meczup. Bunlar sü- | rekli olarak cezbe halinde bulunduklanndan kendilerine hâkim olamaz, geçimlerini temin edemezler (İFM 1:322; NUM 11:830),

32
Sözlük

Meşrep

(4 (مشثى a İçmek, içecek yer, çeşme. b Tabiat, fıtrat. tas. “Tasavvuf veya melamet aslında bir meşreptir,” sözü tasavvuf bir hayat tarzı, bir duyuş ve tutum biçimidir, anlamına gelir. Süfilerin ve melamet ehlinin kendine özgü bazı inanışları ve fikirleri, bunların sonucu olan belli birtakım tutum ve davra- nışları vardır. Süfinin ve melamet ehlinin başkalarından farklı ve kendine özgü bir dünya ve insan anlayışları vardır. Onların meşrebini bu anlayış oluşturur. Derviş meşrep, rind meşrep, Melami meşrep ve Kalender meşrep insanlar doğuş-

33
Sözlük

Nübüvvet

Peygamberlik. tas. Allah'tan gelen tebliğ, Hak'tan inen haber, meleğin getirdiği ilâhî bilgi. Umumi nübüvvet: Bu nübüvvet kesintisizdir. Fakat bu nübüvvette teşri (yeni hükümler getirilmesi ve kanunlar konulması) söz konusu olamaz. Buna nübüvvet-i bâtına, nübüvvet-i mutlaka, nübüvvet-i vâris, nübüyvet-i veli, nübüvvet-i sâriye, verâset-i nebeviye gibi isimler verilir. İbn Arabi, son peygamber Hz. Muhammed'in getirdiği şeriat çerçevesinde evliyanın keşf ve il ham yoluyla Allah'tan aldıkları irfana ve bilgilere ‘umumi ve mutlak nübüvvet | adını vermektedir. Hususi nübüvvet: Bu nübüvvet Hz. Muhammed'le son bulmuş ve kapısı kapanmıştır. Bu tür nübüvvetle yeni bir şeriatın (hükümlerin) getiril. mesi söz konusudur. İbn Arabi buna nübüvvet-i teşri, nübüvvet-i teklif, nübüvvet-i mukayyede, nübüvvet-i mükemmile, nübüvvet-i zahiriye gibi isimler verir. Bu nübüvvet nebi ve resullere hastır. Buna nübüvvet-i şemsiye, evvelkine nübüvvet-i | kameriye de denir; çünkü nasıl ay ışığını güneşten alıyorsa, umumi nübüvvet de upki onun gibi ışığı hususi nübüvvetten alır, Hz. Muhammed'in sahip olduğu marifet, ilim, fazilet ve kemal onun vârisleri olan velilerde gelişerek ve yayılarak devam eder. Hz. Muhammed'in aralıksız ve kesintisiz olarak evliyada devam eden nübüvvetine umumi nübüvvet denilmektedir. Bu nübüvvet hiçbir zaman ana hatlarıyla kendisinin aslı olan hususi nübüvvete aykırı olmaz (SM; cik 11:109; MT 1:503).

34
Sözlük

Ruhsat

Kolaylık, belli mazeretler sebebiyle bazı dini hükümlerin hafifletilmiş olarak uygulanması. tas. Dini hükümlerin hafif ve cevaz esası dahilinde uygulanması. Süfiler dini hükümleri ruhsat ve cevaz dairesinde değil, azimet ve kemal dairesinde ifa ederler. Onun için ehl-i ruhsat değil, ehl-i azimettirler. Havassin ruhsat ve tevile yönelmeleri haklarında fitne vesilesi olur. Mürit için en zararlı şey, nefsine karşı müsamahalı davran- ması, ruhsat yolunu tutması ve tevilleri kabul etmesidir. Ruhsat ve tevillerden kaçınmak tasavvufta esastır. Tasavvuf çileyi ve mücâhedeyi esas aldığından ruhsat ve tevilden kaçınarak ihtiyata en uygun olanı yapar (sL 141). Sûfî kolay olana değil, zor olana talip olur; tasavvuf zor bir yoldur; fakat hakiki süfiler halkın ruhsatla amel etmesine asla karşı olmaz. Rum erenleri-Rum abdalları Anadolu'nun fethini takip eden çağlarda doğudan, özellikle Horasan'dan Anadolu'ya gelen dervişler. SL Rüya —— Rum abdalları gelir Ali dost deya Hırka giyer aba deyü post deya Kaygusuz Abdal

35
Sözlük

Sahâb

ب) be) 7, Bulut, ebr. 2. tas. Feyz-i mukaddes, ilâhî feyz; sahâb-ı kerem, kerem bulutu (sr), Sahib-i ayet Keramet sahibi, Sahib-i hal ehl-i hal. Sahib-i işaret Sözü nükteler, marifetler ve işaretler içeren sâlik. Sahib-i kalp Rabb-i hal, ehl-i dil. Gönlündeki bilgileri ve duyguları diliyle anlatamayan. Sahib-i makam Sülûk ehlinin kaldığı menzil ve durakların birinde bir süre ikâmet edip o makamın özelliklerini kazanan sâlik. Sahib-i meydan Tarikat piri, Sahib-i zaman An-i dâim müstesna, zamanın etkisinden uzak kalan eşyanın حر Sâki a li De ve Mk mahiyetine vâkıf olan ve kendisinde ilk berzahın cemiyetini gerçekleştiren arif. Zaman, sahib-i zamanın hal, fiil ve sıfatlarına zarf olduğundan o zamanda ve mekânda tasarruf eder. Sahip-kıran Ulu şah, kutup.

36
Sözlük

Ümmü’l-kitâb

Kitabın aslı ve anası. Kur’ân’da muhkem âyetler için kullanılan bir ifade olup gelenekte Fâtiha sûresinin adlarından biri olarak da yaygınlaşmıştır. Tasavvufî ve kozmolojik metinlerde bütün hakikatlerin aslı, ilâhî ilimdeki temel veya varlık mertebelerinin kaynağı anlamında mecazî biçimde kullanılabilir. Hangi anlamın kastedildiği metnin bağlamından anlaşılmalıdır.

37
Mekân

Seyyid Yahyâ Bakuvî Türbesi (Şirvanşahlar Sarayı)

Bakü · Azerbaycan · Hocasının vefatından sonra yerleştiği, binlerce talebe yetiştirdiği ve 868-869/1463-64'te vefat ettiği şehirdeki medfeni; türbe Şirvanşahlar Sarayı külliyesi içindedir. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Seyyid Yahyâ-yı Şirvânî : Seyyid Yahyâ-yı Şirvânî (ö. 868/1463-64), Sadreddin Hıyâvî’nin halifesi; Bakü’de yetiştirdiği halifeler, Virdü’s-settâr’ı ve etvâr-ı seb‘a merkezli eserleriyle Halvetiyye’yi Azerbaycan’dan Anadolu ve Balkanlar’a taşıyan pîr-i sânîdir.

38
Mekân

Edirne

Edirne · Türkiye · Kaynak, Câhidî Ahmed Efendi'nin Edirne'de doğduğunu, Kitâbü'n-Nasîha 'dan Rumelili bir aileden geldiğinin ve babasının adının Muhammed olduğunun anlaşıldığını bildirir. Muhtemelen Halvetî-Uşşâkī hilâfetini de burada almıştır.

39
Mekân

Tapduk Emre Dergâhı (Emrem Sultan Zâviyesi)

Ankara · Türkiye · Kaynakların vardığı kanaate göre Yûnus Emre, Nallıhan'a yakın Emrem Sultan'daki zâviyede, Tapduk Emre Dergâhı'nda yaşamıştır. Sarıköy'deki arazisini bu zâviyeye bağışladığı belirtilir. İlişkili kişi dosyası Yûnus Emre : Yûnus Emre (638/1240-41–720/1320), Tapduk Emre’nin irşadında yetişen; Dîvânı ve Risâletü’n-nushiyye’siyle aşk, tevhid, ahlâk ve insan anlayışını Anadolu Türkçesinin kalıcı şiir diline dönüştüren mutasavvıftır.

40
Mekân

Hüsâmeddin Uşşâkī Dergâhı, Kasımpaşa

İstanbul · Türkiye · Konya'daki vefatının ardından vasiyeti üzerine getirilip defnedildiği yer; Uşşâkıyye'nin merkezidir. Menkıbede Kasımpaşalı bir esnafın her gün ziyaret ettiği kabir burasıdır. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Hasan Hüsâmeddin Uşşâkî : Hasan Hüsâmeddin Uşşâkî (yaklaşık 1475–1001/1592-93), Buhara’dan Anadolu’ya gelerek Emîr Ahmed-i Semerkandî’ye intisap eden; Uşak ve İstanbul Kasımpaşa’daki pîr evi çevresinde Uşşâkiyye’yi kurumsallaştıran Halvetî pîridir.

41
Mekân

Tosya

Tosya · Türkiye · Anadolu vilâyetindeki Tosya kasabasından çıkmış olduğu için “Tosyevî” diye anılır; 1050 tarihinde burada dünyaya geldi. İlişkili kişi dosyası Tosyevî Mustafa Efendi : Tosyevî Mustafa Efendi (1640-1723), İstanbul, Kahire ve Medine'de tahsil gören; Tokat, Bağdat, Kudüs, Mısır, Edirne ve İstanbul kadılıklarının ardından Anadolu kazaskerliğine yükselen Osmanlı âlimidir.

42
Mekân

Yûnus Emre Türbesi (Sarıköy / Yûnusemre köyü)

Mihalıççık · Türkiye · Kaynakların ağırlığının işaret ettiği yer. Mezar, Ankara-Eskişehir demiryolu hattı yapılırken 6 Mayıs 1946'da açılmış, 1970'te anıtmezara taşınmıştır. İlişkili kişi dosyası Yûnus Emre : Yûnus Emre (638/1240-41–720/1320), Tapduk Emre’nin irşadında yetişen; Dîvânı ve Risâletü’n-nushiyye’siyle aşk, tevhid, ahlâk ve insan anlayışını Anadolu Türkçesinin kalıcı şiir diline dönüştüren mutasavvıftır.

43
Mekân

Nûreddin Cerrâhî Âsitânesi

İstanbul · Türkiye · Âsitâne ve pîr makamı Halvetiyye’nin Cerrâhiyye kolunun merkezi olan tekke, III. Ahmed tarafından Şeyh Nûreddin Cerrâhî adına yaptırıldı ve 6 Receb 1115’te (15 Kasım 1703) açıldı. Tekke, Nûreddin Cerrâhî’nin türbesini de barındırdığı için hem âsitâne hem pîr makamıdır. Yeniden inşa katmanları Yapı tek bir devrin eseri değildir. Muhsinzâde Mehmed Paşa 1766-67’de tekkeyi yeniledi; 1782 Balat yangınından sonra Seyyid Halil Efendi tarafından yeniden kuruldu. II. Mahmud 1818-19 ve 1835-36’da kapsamlı inşa faaliyetleri yürüttü. Abdülmecid ve II. Abdülhamid dönemlerindeki onarımlar, tevhidhâne-türbe ile harem ve derviş hücrelerinin bugünkü ana düzenini biçimlendirdi. Mekânın işlevi Tevhidhâne, türbe, zâkirler mahfili, selâmlık, harem, meydan ve misafir odaları yalnız zikir icrasını değil; post, musiki meşki, misafir ağırlama ve gündelik tekke hizmetlerini de barındıran bir bütün oluşturuyordu. Tevhidhâne tavanındaki Sultan Mahmud güneşi ve Cerrâhî tacı biçimli bezemeler, yol kimliğinin mimariye yansıyan unsurlarıdır. 1925 sonrasında Tekkelerin kapatılmasından sonra kullanılmayan bölümlerin korunmasında son şeyh ailesinin gayreti belirleyici oldu. Tevhidhâne-türbe 1945’te müze idaresine devredildi ve farklı tarihlerde onarıldı; yapı topluluğu Cerrâhî hafızasının yaşayan ana merkezi olarak varlığını sürdürdü.

44
Mekân

Hama

Hama · Suriye · Babasını küçük yaşta kaybedince, Rifâî-Keyyâlî şeyhi Muhammed el-Keyyâlî'nin kızı olan annesiyle birlikte Hama'ya gidip öğrenimini burada sürdürdü. Altı yıl kadar Fâris adlı bir zatın sohbetlerine devam ettikten sonra Kādirî şeyhi Muhammed Geylânî'ye intisap etti; uzun süre burada vaaz verip ders okuttu. Şam'daki ilk halvetinin ardından şeyhinin izniyle yine Hama'ya döndü.

45
Mekân

Erdebil Tekkesi

Erdebil · İran · Şiirlerinden anlaşıldığına göre özlem duyduğu tek yer; Safevî şahlarının yurdudur. Şiirlerinin buradaki müridler tarafından da bilindiği, 1608 tarihli bir mecmuadaki kayıttan anlaşılmaktadır. İlişkili kişi dosyası Kul Himmet : Kul Himmet, XVI. yüzyılın ikinci yarısı ile XVII. yüzyılın ilk yarısında yaşadığı kabul edilen; Tokat-Almus çevresinden yetişmiş Alevî-Bektaşî şairidir.

46
Mekân

Nûreddin Cerrâhî Âsitânesi

Karagümrük, İstanbul · Türkiye · Cerrâhiyye'nin merkez tekkesi; 6 Receb 1115'te (15 Kasım 1703) III. Ahmed tarafından açtırılmıştır. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası İğci Mehmed Hüsâmeddin Efendi : İğci Mehmed Hüsâmeddin Efendi (ö. 1755), Nûreddin Cerrâhî'nin yedi halifesinden biri; Fatih Otlukçu Yokuşu'ndaki Hâcegî Mescidi Tekkesi'nin kurucusu ve Cerrâhîliğin günümüze ulaşan ana irşad hatlarından birinin başlangıç halkasıdır.

47
Mekân

Şamahı (Şemah)

Şamahı · Azerbaycan · Doğduğu şehir; babası Seyyid Behâeddîn-i Şirvânî buranın ileri gelen zenginlerindendi. Şirvan bölgesinin merkezi olup nisbesi buradandır. İlişkili kişi dosyası Seyyid Yahyâ-yı Şirvânî : Seyyid Yahyâ-yı Şirvânî (ö. 868/1463-64), Sadreddin Hıyâvî’nin halifesi; Bakü’de yetiştirdiği halifeler, Virdü’s-settâr’ı ve etvâr-ı seb‘a merkezli eserleriyle Halvetiyye’yi Azerbaycan’dan Anadolu ve Balkanlar’a taşıyan pîr-i sânîdir.

48
Mekân

Câhidî Ahmed Efendi Tekkesi

Çanakkale · Türkiye · Hilâfet aldıktan sonra Çanakkale'ye giderek Kilitbahir'de bir tekke kurdu ve irşad faaliyetini burada sürdürdü. Kaynak tekkenin Kilitbahir'de bulunduğunu söyler, mevkiini tarif etmez. İlişkili kişi dosyası Edirneli Câhidî Ahmed Efendi : Câhidî Ahmed Efendi (ö. 1070/1659-60), Kilitbahir'de kurduğu tekke çevresinde irşad eden, Câhidiyye'ye adını veren Halvetî-Uşşâkî şeyhi ve mutasavvıf şairdir.

49
Makale

Altın Silsile: Kırk Halka

Nakşibendî geleneğin kırk halkasını dönem adları, aktarım biçimleri ve farklı silsile tertiplerine dair ihtiyat notlarıyla birlikte okuyan ana dosya.

50
Makale

Hasan-ı Basrî: Zâhid, Âlim ve Öncü Sûfî

Kurumsal kuruculuk yerine ahlâkî ve tarihî öncülük. Tezin bütün ilgili bölümleri karşılaştırılarak hazırlanmış özgün editoryal inceleme.

51
Makale

Sefîne-i Evliyâ Cilt 1 Tarikat Haritası

Ana yollar, şubeler ve geç Osmanlı hafızası. Birinci cildin tamamı indekslenerek hazırlanmış editoryal rehber.

52
Makale

Mevlevîlikte Semâ Meşki

Çivili tahta, çark, denge, zikir ve meydana çıkış. Klasik erkân, tarihî veri ve gelenek içi sembolik yorum birbirinden ayrılarak hazırlanmıştır.

53
Makale

Kübreviyye'nin Başlıca Halifeleri ve Kolları

Hârizm'den Buhara, Horasan, İran ve Keşmir'e yayılan irşad ağı. Kaynaklar arasındaki farklar ve gelenek içi anlatıların derecesi korunarak hazırlanmıştır.

54
Makale

Kübreviyye'nin Anadolu'ya Taşınması

Moğol istilası, Necmeddîn-i Dâye ve XIII. yüzyıl Anadolu irfan çevresi. Kaynaklar arasındaki farklar ve gelenek içi anlatıların derecesi korunarak hazırlanmıştır.

55
Makale

Reşehât'ta Hâcegân Haritası

Yûsuf el-Hemedânî'den Bahâeddin Nakşibend ve Ahrâr çevresine kişi, şehir, meslek ve sohbet ağı

56
Makale

Nakşibendiyye: Hâcegân'dan Hâlidiyye'ye Tarihsel Örgü

Nakşibendiyye'yi yalnız Hâlidiyye'ye indirgemeden Hâcegân, Ahrâriyye, Kâsâniyye, Müceddidiyye, Mazhariyye ve Hâlidiyye safhalarıyla anlatan ana rehber.

57
Makale

Hâlidiyye'nin Halife Ağı: Irak'tan Kafkasya ve İstanbul'a

Mevlânâ Hâlid'in halifelerini Ervâdî-Gümüşhânevî, Nehrî, Sebtî-Palu, Şirvânî-Kafkasya, Hânî, Tavîlî ve Cezerî hatlarıyla karşılaştıran ana ağ dosyası.

58
Makale

Kādiriyye'nin Dünya Ağı: Bağdat'tan Anadolu, Hindistan ve Afrika'ya

Kādiriyye'nin Bağdat aile merkezi, Anadolu kolları, Güney Asya ve Batı Afrika teşekküllerini aynı soy ağacında fakat farklı kurum tipleri olarak gösteren ana dosya.

59
Makale

Kuzey Afrika ve Sahra'da Kādiriyye

Tunus, Cezayir, Mısır, Moritanya, Batı Sahra ve Fas'taki Kādirî nispetleri hiyerarşi ve coğrafyalarıyla düzenleyen dosya.

60
Makale

Yolları Nasıl Sınıflandırıyoruz?

Ana yol, kol, şube, irşad hattı, bölgesel çevre ve çoklu nispet arasındaki farkları açıklayan editoryal yöntem