Ara
Menü
ذ

Ruhsat

رخصة

Köken ve kullanım

i. ar.

رخصة

Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü

Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü · Süleyman Uludağ

  1. Kolaylık, belli mazeretler sebebiyle bazı dini hükümlerin hafifletilmiş olarak uygulanması.
  2. tas. Dini hükümlerin hafif ve cevaz esası dahilinde uygulanması. Süfiler dini hükümleri ruhsat ve cevaz dairesinde değil, azimet ve kemal dairesinde ifa ederler. Onun için ehl-i ruhsat değil, ehl-i azimettirler. Havassin ruhsat ve tevile yönelmeleri haklarında fitne vesilesi olur. Mürit için en zararlı şey, nefsine karşı müsamahalı davran-
ması, ruhsat yolunu tutması ve tevilleri kabul etmesidir. Ruhsat ve tevillerden
kaçınmak tasavvufta esastır. Tasavvuf çileyi ve mücâhedeyi
esas aldığından ruhsat ve tevilden kaçınarak ihtiyata en uygun olanı yapar (sL
141). Sûfî kolay olana değil, zor olana talip olur; tasavvuf zor bir yoldur; fakat
hakiki süfiler halkın ruhsatla amel etmesine asla karşı olmaz.
Rum erenleri-Rum abdalları Anadolu'nun fethini takip eden çağlarda doğudan,
özellikle Horasan'dan Anadolu'ya gelen dervişler.
SL
Rüya ——
Rum abdalları gelir Ali dost deya
Hırka giyer aba deyü post deya
Kaygusuz Abdal

Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü

Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü · Prof. Dr. İsmail Parlatır

Birtakım mazeretlerden dolayı aslî hükmün yerine getirilmemesini meşru sayan ve kolaylaştırma esasına dayanan bir fıkıh terimi. Buna örnek olarak, hasta kimselerin oturarak namaz kılması gibi veya hasta veya seferî kimsenin orucunun kazaya bırakması gibi durumlar “ruhsat” olarak gösterilmektedir.

Dinî Terimler Sözlüğü

Dinî Terimler Sözlüğü

İslâmiyet'in, meşakkat ve zarûret gibi sebeblere bağlı olarak, ibâdetlerde ve diğer işlerde tanıdığı izin ve kolaylık; azîmetin zıttı.

Allahü teâlâ, azîmetle iş yapmayı sevdiği gibi, ruhsatla yapmayı da sever . (Hadîs-i şerîf-Mektûbât)

İslâmiyet'te bir işin yapılması için iki yol vardır. Bunlardan biri ruhsat, diğeri azîmet yoludur. Kuvvetli, hâli elverişli olanın, azîmet ile amel etmesi efdaldir, daha iyidir. Güç olan işi yapmak nefse ağır gelir. Nefsi daha çok ezer, zayıflatır. İbâdetler nefsi zayıflatmak için, kırmak için emrolundu. Çünkü nefs, insanın ve Allahü teâlânın düşmanıdır. Onu zayıflatarak azmasını önlemek lâzımdır. Fakat büsbütün öldürülmez. Çünkü bedenin hizmetçisidir. Ahmak ve câhil hizmetçidir. Zayıf, hasta, sıkışık halde olan kimsenin, ibâdetlerini işlerini terk etmemesi, ruhsat yolu ile yapması lâzımdır. (Abdülhakîm Arvâsî)

Ruhsatın sebebleri çoktur. Normal şartlar altında murdar eti (leş) yemek harâmdır. Fakat açlıktan ölüm ile karşı karşıya gelen kimsenin, ölmeyecek kadar murdar eti yemesi mubâhtır, buna izin verilmiştir. Bu bir ruhsattır. Bâzan zarûret ve meşakkat zamânında bile olsa, ruhsatı değil, güç ve zor olanı yapmak olan azîmeti yapmak daha iyidir. Meselâ, ölüm ile korkutulan kimsenin, îmânını gizlemesi ruhsat olduğu hâlde, gizlememesi azîmettir. Bâzan da ruhsatı yapmak daha iyi olur. Yolcunun oruç tutmaması böyledir. Yolcu, orucu tutarak hastalanır ölürse, günâha girer. (Serahsî, Abdülhakîm Arvâsî)

Sözlüğe dön