ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
50 sonuç · “Niyaz”
01Niyâziyye-i Kādiriyye
Abdurrahman en-Niyâzî'ye (ö. 1311/1894) nispet edilen, İskenderiye'deki Kādirî tekke çevresi ve Mısır'ın resmî tarikat idaresi içinde görülen Kādiriyye kolu.
Niyâzî-i Mısrî
Niyâzî-i Mısrî (1027/1618 – 1105/1694), Ümmî Sinan'ın halifesi ve Halvetiyye-Ahmediyye'nin Mısriyye kolunun pîri; Kadızâdeliler devrinde zikir yasağına açıkça karşı çıktığı için ömrünün son yirmi yılını Rodos ve Limni sürgünlerinde geçiren mutasavvıf şair.
Abdurrahman en-Niyâzî
Abdurrahman en-Niyâzî (ö. 1311/1894), Kādiriyye'nin Mısır'da teşekkül eden Niyâziyye koluna adını veren pîr ve İskenderiye'deki bir Kādirî tekkenin şeyhidir. Tarihî yeri, Osmanlı derviş dolaşımı ile Mısır'ın resmî tekke idaresinin kesişiminde belirginleşir.
Ali Örfî Efendi
Ali Örfî Efendi (ö. 1305/1887-88), Görice’den Mısır ve Selânik’e uzanan hayatında Muhammed Nûrü’l-Arabî’den hilâfet alan; evini irşad merkezi yapan, tasavvuf klasiklerini tercüme edip Niyâzî-i Mısrî, Üftâde ve Salih Lütfî şiirlerini şerh eden Rumeli Melâmî müellifidir.
Bursa Mevlevî Şeyhi Mehmed Dede
Mehmed Dede (ö. 1114/1702), Pervâne Sâlih Dede’nin oğlu olarak Bursa Mevlevîhânesinde yetişen; Niyâzî-i Mısrî’nin terbiyesinden geçen, Mesnevî okumaları ve Pendârî Ahmed Dede ile İbrâhim Râkım Efendi gibi isimleri yetiştirmesiyle tanınan üçüncü postnişindir.
Bursalı Mehmed Tâhir Bey
Bursalı Mehmed Tâhir Bey (1861–1925), Rumeli ve Anadolu kütüphanelerini, yazmaları ve mezar taşlarını tarayarak Osmanlı ilim, edebiyat ve tasavvuf mirasını belgeleyen; Harîrîzâde ve Muhammed Nûrü’l-Arabî’ye bağlı Melâmî şeyhi, subay, öğretmen, mebus ve modern Türk bibliyografyasının öncü ismidir.
Ebû Saîd Şah el-Fârûkî
Ebû Saîd Muhammed b. Safiyyi’l-kadr el-Fârûkî el-Müceddidî (1196/1782–1250/1835), Râmpûr’da yetişip Şah Dergâhî ve Abdullah ed-Dihlevî’den hilâfet alan; Delhi Mazhariyye hankāhında dokuz yıl irşad makamında bulunan ve Hidâyetü’t-tâlibîn’i yazan Nakşibendî-Müceddidî şeyhidir.
Lâ‘lîzâde Abdülbâkī Efendi
Lâ‘lîzâde Abdülbâkī Efendi (ö. 1159/1746), Melâmî-Bayramî geleneğinin tarihini yazan; Murad-ı Nakşibendî yanında sülûkünü tamamlayan müellif ve mutasavvıftır.
Medhî İlyas Bey
Medhî İlyas Bey (ö. 1011/1603), sipahilikten Divan-ı Hümâyun kâtipliğine geçmiş; Kanije seferinin fetihnâmelerini yazmış ve Arapça inşâsıyla tanınmış Osmanlı reisülküttâbıdır.
Mehmed Sükûnî Efendi
Mehmed Sükûnî Efendi (ö. 1691-92), Mudurnu'dan Bursa'ya gelip Bıçakçızâde Ali Efendi'den ilim tahsil eden; Niyâzî-i Mısrî'ye intisabının ardından Gelibolu'da ve Bursa Kasım Subaşı Zâviyesi'nde irşad hizmeti yürüten âlim ve Halvetî-Mısrî şeyhidir.
Mustafa Azbî Baba
Mustafa Azbî Baba (ö. muhtemelen 1747), Kütahya’dan İstanbul’a gelen; 1673 Rodos sürgününde Niyâzî-i Mısrî’ye intisap eden, daha sonra Şahkulu Sultan Dergâhı postnişinliğine yükselen Bektaşî babası, divan şairi ve şârihtir.
Müeyyidüddin Cendî
Müeyyidüddin Cendî (ö. 1292 [?]), Türkistan’daki Cend’den ayrılıp Sadreddin Konevî’ye on yıl hizmet eden; Bağdat ve Sinop’ta irşad edip Füsûsü’l-hikem’in sonraki şerh geleneğine kaynaklık eden ilk tam şerhini yazan sûfî müelliftir.
Necmeddîn-i Kübrâ
Necmeddîn-i Kübrâ (yak. 540/1145 – 618/1221), Kübreviyye'nin pîri ve “şeyh-i velî-tırâş” (velî yontan şeyh) diye anılan mürşid; müşâhedeleri ve renkli nurlar öğretisiyle tasavvufun en özgün metinlerinden birini yazmış, Moğol katliamında Gürgenç'te öldürülmüştür.
Aşk u niyaz
عشق و نيا ن) Mevleviler arasında selam yerine kullanılır; örn. “Nasılsın,” diyene hal hatır sorana veya yazılan mektubun sonunda “Aşk u niyaz ederiz,” denir. Ata (1تا) x. Peder, eb, baba. 2. tas. Şeyh, mürşit, özellikle Yesevilikte ve Nakşbendilikte ilk zamanlarda mürşitlere ve şeyhlere ata denirdi. Hakim Ata, Zengi Ata gibi.
Ayin-i niyaz
uy 1) Niyaz ayini. Bektaşiler Babaya gelip hayır ve himmet istemek için onun huzurunda yüz ve gözlerini yerlere sürerek yalvarırlar, buna niyaz etme ve niyaz ayini adı verilir (AM 220). 2. Mevlevilikte mukabele ayini bittikten sonra istek üzere onun devamı mahiyetinde yapılan ayin. Ayin-i sükvari Musibet ayini matem töreni, yas merasimi. Şiirlerde muharrem ayının onuncu günü Kerbela faciasını anmak maksadıyla yapılan bir ayin. Bu ayine katılanlar çığlıklar atarak ağlar, üst ve başlarını yırtar, kamalarla bedenlerini yararlar; zincirlerle üst ve başlarını döver, başlarını taşlara ve duvarlara çalarlar. Mevlevilikte mukabele ayini bittikten sonra istek üzere onun devamı mahiyetinde yapılan ayin. Ayin-i sükvari Musibet ayini matem töreni, yas merasimi. Şiirlerde muharrem ayının onuncu günü Kerbela faciasını anmak maksadıyla yapılan bir ayin. Bu ayine katılanlar çığlıklar atarak ağlar, üst ve başlarını yırtar, kamalarla bedenlerini yararlar; zincirlerle üst ve başlarını döver, başlarını taşlara ve duvarlara çalarlar.
Nasûhî Tekkesi
İstanbul · Türkiye · Üsküdar Doğancılar’da Tunusbağı caddesi üzerinde yer alan, Halvetiyye’den Şâbâniyye’ye bağlı Nasûhiyye kolunun âsitânesi ve pîr makamıdır. Kaynaklarda Hazret-i Nasûhî Efendi, Nasûhî Mehmed Efendi, Şeyh Nasûhî Efendi gibi adlarla da anılır. Bu kayda göre dergâhın yapımını Sadrazam Damad Hasan Paşa başlatmış, maddî gücü yetmediğinden masraflar Şeyh Mehmed Nasûhî Efendi tarafından ödenerek inşaat 1099’da (1688) tamamlanmıştır; Hasan Paşa 1102’de (1690-91) IV. Mehmed’in kızlarından Hatice Sultan’la evlenmiş, tekkenin vakfı 1131’de (1719) Hatice Sultan adına tescil edilmiştir. Mehmed Nasûhî 1130’daki (1718) vefatının ardından tekkenin hazîresine defnedilmiş, kabrinin üzerine bir türbe yapılmıştır; postuna oğlu Şeyh Ali Alâeddin Efendi geçmiştir. Türbenin niyaz penceresi üzerinde “Makam-ı evliyâdır menba-ı feyz-i fütûhîdir / Edeble dâhil ol sûfî bu dergâh-ı Nasûhî’dir” beyti yer alır.
Niyâzî-i Mısrî Türbesi
Limni · Yunanistan · İkinci kez sürgün edildiği adada 20 Receb 1105'te (16 Mart 1694) vefat etti; kabri üzerine yapılan türbe Sultan Abdülmecid zamanında onarılmıştır. İlişkili kişi dosyası Niyâzî-i Mısrî : Niyâzî-i Mısrî, XVII. yüzyıl Halvetî şiirinin en güçlü temsilcilerinden; sürgünler, vaazlar, irşad halkaları ve Türkçe Dîvân-ı İlâhiyyât'ıyla etkili olmuş sûfîdir.
Mısrî Âsitânesi (Bursa Ulucami güneyi)
Bursa · Türkiye · 1080/1669'da Abdal Çelebi adlı hayırsever tarafından inşa ettirildi; XX. yüzyıl başlarına kadar faaliyet gösterdi, sonra yıkılıp yerine postahane binası yapıldı. İlişkili kişi dosyası Niyâzî-i Mısrî : Niyâzî-i Mısrî, XVII. yüzyıl Halvetî şiirinin en güçlü temsilcilerinden; sürgünler, vaazlar, irşad halkaları ve Türkçe Dîvân-ı İlâhiyyât'ıyla etkili olmuş sûfîdir.
Aspozi (doğum yeri)
Malatya · Türkiye · 12 Rebîülevvel 1027'de (9 Mart 1618) burada doğdu; asıl adı Mehmed'dir. İlişkili kişi dosyası Niyâzî-i Mısrî : Niyâzî-i Mısrî, XVII. yüzyıl Halvetî şiirinin en güçlü temsilcilerinden; sürgünler, vaazlar, irşad halkaları ve Türkçe Dîvân-ı İlâhiyyât'ıyla etkili olmuş sûfîdir.
Ümmî Sinan Dergâhı
Elmalı / Antalya · Türkiye · 1057/1647'de Ümmî Sinan'a intisap ettikten sonra dokuz yıl burada şeyhine hizmet ederek seyrüsülûkünü tamamladı. İlişkili kişi dosyası Niyâzî-i Mısrî : Niyâzî-i Mısrî, XVII. yüzyıl Halvetî şiirinin en güçlü temsilcilerinden; sürgünler, vaazlar, irşad halkaları ve Türkçe Dîvân-ı İlâhiyyât'ıyla etkili olmuş sûfîdir.
Şeyhûniyye Külliyesi — Kādirî Tekkesi
Kahire · Mısır · 1050/1640'ta Ezher'de tahsile başladığında burada kaldı ve tekkenin şeyhine intisap etti; üç yıl sonra Abdülkādir-i Geylânî'yi rüyada gördükten sonra ayrıldı. İlişkili kişi dosyası Niyâzî-i Mısrî : Niyâzî-i Mısrî, XVII. yüzyıl Halvetî şiirinin en güçlü temsilcilerinden; sürgünler, vaazlar, irşad halkaları ve Türkçe Dîvân-ı İlâhiyyât'ıyla etkili olmuş sûfîdir.
Rodos Kalesi (ilk sürgün)
Rodos · Yunanistan · Edirne Eskicami'deki vaazı sebebiyle 13 Cemâziyelâhir 1085'te (14 Eylül 1674) kale içinde bir hücreye kapatıldı; dokuz ay sonra Bursa'ya dönmesine izin verildi. İlişkili kişi dosyası Niyâzî-i Mısrî : Niyâzî-i Mısrî, XVII. yüzyıl Halvetî şiirinin en güçlü temsilcilerinden; sürgünler, vaazlar, irşad halkaları ve Türkçe Dîvân-ı İlâhiyyât'ıyla etkili olmuş sûfîdir.
Selimiye Camii
Edirne · Türkiye · 26 Şevval 1104'te (30 Haziran 1693) müridleriyle geldiğinde halk camiyi doldurdu; buradan çıkarılıp ikinci kez Limni'ye sürgün edildi. İlişkili kişi dosyası Niyâzî-i Mısrî : Niyâzî-i Mısrî, XVII. yüzyıl Halvetî şiirinin en güçlü temsilcilerinden; sürgünler, vaazlar, irşad halkaları ve Türkçe Dîvân-ı İlâhiyyât'ıyla etkili olmuş sûfîdir.
Uşşâkī Âsitânesi
İstanbul · Türkiye · 1056/1646'da İstanbul'a geldiğinde Sokullu Mehmed Paşa Camii Medresesi'nde halvete girdikten sonra bir süre burada misafir kaldı. İlişkili kişi dosyası Niyâzî-i Mısrî : Niyâzî-i Mısrî, XVII. yüzyıl Halvetî şiirinin en güçlü temsilcilerinden; sürgünler, vaazlar, irşad halkaları ve Türkçe Dîvân-ı İlâhiyyât'ıyla etkili olmuş sûfîdir.
Bursa (Niyâzî-i Mısrî'nin sonraki merkezi)
Bursa · Türkiye · Yanında yetiştirdiği Niyâzî-i Mısrî'nin sonraki yıllarda irşad merkezi; onun üzerinden tesirinin ulaştığı şehir. İlişkili kişi dosyası Ümmî Sinân : Ümmî Sinân (ö. 1657), Elmalı merkezli Halvetî şeyhi; Niyâzî-i Mısrî, Muslihuddin Mustafa Uşşâkī, Çavdaroğlu Müftî Derviş ve Eroğlu Nûrî gibi isimlerin yetiştiği irşad çevresinin merkez şahsiyetidir.
Şeyh Sâdık Efendi Tekkesi
İstanbul · Türkiye · Kaynakta geçen mekân Şeyh Sâdık Efendi Tekkesi , Sefîne-i Evliyâ içinde 1 ayrı kişi veya olay bağlamında anılır. Bu kayıt, eserdeki irşad, postnişinlik, intisap ve defin bağlantıları bir araya getirilerek oluşturulmuştur. Kişi ve gelenek bağlantıları Mekânla doğrudan ilişkilendirilen şahsiyetler: Seyyid Velâyet Hazretleri.
Yarımca Baba Tekkesi
İstanbul · Türkiye · Kaynakta geçen mekân Yarımca Baba Tekkesi , Sefîne-i Evliyâ içinde 1 ayrı kişi veya olay bağlamında anılır. Bu kayıt, eserdeki irşad, postnişinlik, intisap ve defin bağlantıları bir araya getirilerek oluşturulmuştur. Kişi ve gelenek bağlantıları Mekânla doğrudan ilişkilendirilen şahsiyetler: Seyyid Velâyet Hazretleri.
Semâhâne ve Semâdaki Sembol Haritası
Meydan, post, mutrib ve hareket düzeni. Metin ve görsel kaynaklar birlikte değerlendirilerek hazırlanmış editoryal inceleme.
Niyâzî-i Mısrî Dosyası
Hayat, sürgün, eser, şiir ve Mısriyye çevresi. Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5 tam metni üzerinden hazırlanmış editoryal dosya.
Mevlevî Âyin-i Şerifinin Mûsiki Mimarisi
Mevlevî mukabelesinin tam akışı; icracıları, mekân düzeni, makam ve usûl örgüsü, dört selâmı, terennümleri, sembolik yorumları ve sahne icrasından farklarıyla birlikte.
Matbah-ı Şerif ve Binbir Günlük Mevlevî Çilesi
Saka postundan hücre sahibi dedeliğe hizmet yolculuğu. Klasik erkân, tarihî veri ve gelenek içi sembolik yorum birbirinden ayrılarak hazırlanmıştır.
Mevlevîlikte Semâ Meşki
Çivili tahta, çark, denge, zikir ve meydana çıkış. Klasik erkân, tarihî veri ve gelenek içi sembolik yorum birbirinden ayrılarak hazırlanmıştır.
Semâ Mukabelesi: Safhalar ve Sembol Dünyası
Meydanın hazırlanışından dört selâma, Kur'an ve gülbanka. Klasik erkân, tarihî veri ve gelenek içi sembolik yorum birbirinden ayrılarak hazırlanmıştır.
Kâsâniyye ve Doğu Türkistan: İshâkıyye ile Âfâkıyye
Ahmed Kâsânî'nin usulünü, İshâkıyye–Âfâkıyye ayrımını ve Doğu Türkistan'da mânevî otoritenin siyasî güce dönüşmesini kaynak katmanlarıyla ele alan dosya.
Niyâzî-i Mısrî Dîvânı Nasıl Okunmalı?
Niyâzî-i Mısrî Dîvânı Nasıl Okunmalı?
Niyâzî-i Mısrî: Hayat, Sürgün, Eser ve Tesir
Malatya’dan Mısır, Elmalı, Bursa, Rodos ve Limni’ye uzanan hayatı; eserleri, irşadı ve şiirlerinin yorum tarihini birlikte ele alan dosya.
Mevlevî Şiirinin Kavram ve Mekân Dünyası
Mevlevî şairlerin müşterek söz varlığını tarihî şahıslar, erkân, görevler, mekânlar ve musiki kavramları halinde ayrıştıran okuma rehberi.
Bektaşî Erkânı, Hiyerarşi ve Meydan
Bektaşî topluluk düzenini tek bir gizli tören tarifine indirgemeden makam, hizmet ve meydan kavramlarıyla açıklayan rehber.
Sayfalar 3–12
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 42 5846 Sayılı Kanun gereğince te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ARBEN Matbaası Ista
Sayfalar 1–10
Muzaffer Ozak Külliyatı · Elhac Muzaffer OZAK colli ZİYNET-UL-KULÜB KALPLERİN ZİYNETİ] Aşık sohbetleri ve evradı şerifeler AYRICA ASKÎ DİVANI SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ Ali BİLİCİ Büyük Reşitpaşa Cad. Yümni Işha
Sayfalar 2–9
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BILICI KITABEVİ YAYINLARI: 18 ONBİRINCİ DERS MUNDERECAT: Süre-i Kevserin tefsiri, Hazretl Fatime'nin ahlrete Intikali, Hz. Ibrahim'in Hz. Ismalll Allah yolunda kurban etmesi,
Sayfalar 1–8
Muzaffer Ozak Külliyatı · eSSz ELHAC MUZAFFER OZAK İR$ÂD 152 0 3.cilt Salâh Bilici Kitabevi Ali Bilici Büyük Reşitpaşa Cad. Yümni Iş Hanı Giriş KatNo: 24 Vezneciler /ISTANBUL Tel-Fax (0212) 512 87 44 SALAH
Sayfalar 13–20
Muzaffer Ozak Külliyatı · tün kâ'inat ve mevcudat, Resûl-ü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz hazretlerinin yüzü suyu hürmetine halk ve icat buyurulmuş ve Habib-i adib-i Kibriyâ on sekiz bin âleme
Sayfalar 14–20
Muzaffer Ozak Külliyatı · BEtSsü; Ve lekad kerremna beni-Âdeme... El-İsrâ: 70 (Andolsun, biz azim-üş-şân Âdem oğullarını, diğer bütün yarattıklarımızdan üstün kıldık.) sırrına ve tecellisine mazhar olabilsi
Sayfalar 9–16
Muzaffer Ozak Külliyatı · Okuduğum âyet-i celile, işte o günü yani ölüm gününü, başka bir tâ'birle zâlimin mazlûmun eline geçeceği kıyâmet gününü anlatmaktadır. Bu şiddetli ve dehşetli günün başlangıcı düny
Sayfalar 11–17
Muzaffer Ozak Külliyatı · Aleyküm bis-sünneti ve sünneti hulefâ-ir-râşidiyn. (Sünnetim üzere ve rüşt sahibi halifelerimin sünnetleri üzerine olunuz.) Hadis-i şerifi buna delâlet etmektedir. Resûl-ü zişâna h
Sayfalar 18–24
Muzaffer Ozak Külliyatı · ğunu ileri sürmesine benzerler. Babasının kim olduğu bilinmeyen ve bir fahişeden dünyaya gelen ne idüğü belirsiz bir piçe, böyle bir zat: (Evlâdım...) diyebilir mi, bilmem? Insan,
Sayfalar 21–28
Muzaffer Ozak Külliyatı · Evet, Hz. Musa aleyhisselâm sadrının şerholunmasını, işlerinin kolaylaştırılmasını, lisanındaki tutukluğun giderilmesini, sözünün daha iyi anlaşılmasını, ehlinden ve akrabasından b
Sayfalar 16–22
Muzaffer Ozak Külliyatı · attı. Biz narı gülzar eyledik. Bizim için nara düşene nâr nûr olur. Bizim iznimiz olmadıkça ateş yakmaz. Suretperestler ateşi yakar zannederler. Işte Nemrud öyle zannetmişti. Ateş,
Sayfalar 19–24
Muzaffer Ozak Külliyatı · çimleri dar, vakitleri dar, ömürleri acı bir zarar içinde geçer. Onlar, daha burada hamiym suyundan içer. Her ne ka dar zâhiren, yani dış görünüşleri itibariyle rahat ve huzur için