Ara
Menü

Niyâzî-i Mısrî

Niyâzî-i Mısrî, XVII. yüzyıl Halvetî şiirinin en güçlü temsilcilerinden; sürgünler, vaazlar, irşad halkaları ve Türkçe Dîvân-ı İlâhiyyât'ıyla etkili olmuş sûfîdir.

Doğum
1618
Vefat
1694
Unvan
Halvetî-Mısriyye pîri, mutasavvıf şair ve şârih

Malatya'dan Mısır'a

1618'de Malatya'da doğdu. İlim yolculuğu sırasında Mısır'da bulunduğu için Mısrî nisbesiyle tanındı.

Ümmî Sinan terbiyesi

Anadolu'ya dönüşünde Elmalı'da Halvetî şeyhi Ümmî Sinan'a bağlandı; sülûkünü tamamladıktan sonra Uşak ve Bursa çevresinde irşad faaliyetinde bulundu.

Sürgün ve Limni

Vaazları, siyasî-dinî eleştirileri ve geniş nüfuzu sebebiyle Rodos ve Limni'ye sürüldü. 1694'te Limni'de vefat etti. Sürgün şiirleri tarihî olay, sembolik dil ve şahsî ıstırabı birlikte taşır.

Dîvân-ı İlâhiyyât

Dîvân aşk, vahdet-kesret, insan-ı kâmil, tecellî, nefis, ölüm, devr ve irşad kavramlarını Türkçe ilâhi diliyle işler. Dijital arşivde açıklamalı nüshanın 213 şiirlik Arap harf sırası korunmuş; modern şerh metni şiir gövdesine karıştırılmamıştır.

Hayat, sürgün, eser ve şerh geleneği

Yeni akademik kaynak taramasıyla hayat, eser ve irşad ağı ayrıntılı dosyaya bağlandı.

Ayrıntılı dosyayı oku →

Halvetiyye-Uşşâkıyye tâc-ı şerifi
BAĞLI YOLUN MADDÎ HAFIZASIHalvetiyye-Uşşâkıyye tâc-ı şerifi

Yeşil kubbeli, dört terkli ve yirmi dallı tâc. Kubbe merkezinde beyaz düğme, lengerinde siyah destar ve üstten sarkıtılmış taylasan bulunur.

Ağ ve yol

KİŞİLER AĞIBağlantılarını aç3 doğrudan bağlantıAğda gör →
YOL ATLASISilsiledeki yerini açÖnceki ve sonraki halkalarla birlikte

Menkıbeler

İlk 5 kayıt gösteriliyor

MENKIBE · GELENEK İÇİ

Mısrî hafızası

Keramet ve keşif anlatıları tarihî kronolojiden ayrılarak bağlı topluluğun Mısrî'yi nasıl hatırladığını gösterir.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç
Gelenek içi anlatı

Bu bölüm, bağlı topluluğun aktardığı menkıbe hafızasıdır; tarihî biyografiyle aynı kesinlik düzeyinde değerlendirilmez.

Mısrî’nin gelenek içinde hatırlanışı

Niyâzî-i Mısrî hakkında rüya, keşif, önceden haber verme ve sürgünler sırasında mânevî korunma anlatıları aktarılır. Halifeleri ve muhibleri, onun sert siyasî tecrübelerini velâyet, sabır ve hakikati söyleme temalarıyla yorumlamıştır.

Bu kayıtlar Mısrî’nin tarihî kronolojisinin yerine geçmez. Şiirleri, mektupları, mahkeme ve sürgün belgeleri doğrulanabilir hayat çizgisini; keramet anlatıları ise bağlı topluluğun onu nasıl hatırladığını gösterir.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5.
MENKIBE · GELENEK İÇİ

Buraya hem-civâr olan bir konakta mukîm sadr-ı esbak Halîl Rif’at Paşa merhûm…

Buraya hem-civâr olan bir konakta mukîm sadr-ı esbak Halîl Rif’at Paşa merhûm odanın döşemesinin tecdîdine teşebbüs ettiği sırada Hz. Mısrî’yi âlem-i ma’nâda görüp, “Gözlerimin yaşıyla yıkanmış olan tahtaları muhâfaza ediniz.” diye emr ü ihtâr buyurmalarıyla, tahtaları muhâfaza şartıyla emr-i tersînine i’tinâ eylemiştir. Şeyh Elîf Efendi, Tenşîtu’l-Muhibbîn’de yazıyorlar ki, şeyhu’l-ârifîn kudvetü’l-muhakkıkîn Hz.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç
Gelenek içi anlatı

Bu bölüm kaynak biyografideki bağlamıyla verilir; tarihî biyografiyle aynı kesinlik düzeyinde değerlendirilmez.

Sevdiğim ola vuslatda halvet bula halvetde
Bu Mısrî’ye kesretde halvet yolunu göster

“Mısrî” tahallusu Mısır’da bulunmalarından kinâyedir. İsimleri Muhammed, mahlasları Niyâzî’dir. Şiirde gâh Niyâzî, gâh Mısrî tahallus buyururlar. Hz. Mısrî o terâne ile dem-sâz ve şiddet-i riyâzet ü ibâdetle ser-efrâz oldu. Bu sırada bir gece âlem-i menâmda, cenâb-ı gavs-ı a’zam Abdülkâdir-i Geylânî (kuddise sırruhu's- samedânî)’yi görürler. Bakar ki, bir taht-ı muazzamda oturuyorlar, etrâfına huddâm ve kurenâsı toplanmışlar. Hz. Mısrî, kendi(sini) bunların arasında görünce, kemâl-i hicâbından nâşî taşraya çıkmağa yol aradığı sırada, Hz. Gavs nezd-i âlîlerine da’vet buyurup bir kese altun bahş eylemekle berâber, “Nasîbin diyâr-ı Rûm’dadır, Mısır’da değildir.” buyurmuşlardır. Bu rü’yâyı şeyhine anlattıkta, “Hüsn-i ta’bîr nümâyândır.” diye hemân hilâfet verip duâ etmiş. Hz. Mısrî, Mısır’da ikâmetinin dördüncü senesinde, 1056/(1746) senesinde Dersaâdet’e muvâselet buyurmuşlardır. İstanbul’da, Sultanahmed civârında Sokollu Mehmed Paşa Dergâhı’nda ikâmetle erbaîn çıkarmışlardır. Hücreleri el-ân mahfûzdur. Oturdukları post teberrüken ziyâret olunur. Hücrenin kapısındaki levhada: Cenâb-ı şöhre-bahş-ı ümm-i dünyâ Şeyh Mısrî kim Bu dergâh-ı şerîfi erbaîni eylemiş ihyâ İdüp esmâ-i sıbteyn ile bâb-ı hücreyi tezyîn Sezâdır âsitânı hâss u âmma olsa bu şeş-câ kıt’ası yazılmıştır. Tahtaları el-ân o zamân Hz. Mısrî’nin pâ-yı mübârekinin değdiği, göz yaşlarının döküldüğü tahtalardır. Buraya hem-civâr olan bir konakta mukîm sadr-ı esbak Halîl Rif’at Paşa merhûm odanın döşemesinin tecdîdine teşebbüs ettiği sırada Hz. Mısrî’yi âlem-i ma’nâda görüp, “Gözlerimin yaşıyla yıkanmış olan tahtaları muhâfaza ediniz.” diye emr ü ihtâr buyurmalarıyla, tahtaları muhâfaza şartıyla emr-i tersînine i’tinâ eylemiştir.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5.
MENKIBE · GELENEK İÇİ

Uşşâkî Âsitânesi’ndeki Şifâ Kuyusu rivayeti

Kasımpaşa Uşşâkî Âsitânesi’ndeki kuyunun Niyâzî-i Mısrî tarafından kazdırıldığına dair sözlü hafıza ile bu nispeti doğrulayan yazılı kayıt bulunmadığını belirten karşı görüş birlikte aktarılır.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Kuyunun Niyâzî-i Mısrî’ye nispeti

Sefîne-i Evliyâ, Niyâzî-i Mısrî’nin İstanbul’da bulunduğu sırada Kasımpaşa’daki Uşşâkî Âsitânesi’nde misafir kaldığını; buradaki bir kuyunun da ona nispet edildiğini kaydeder. Halk arasında “Şifâ Kuyusu” yahut “Mısrî Kapısı” adıyla tanınan sudan içildiği ve özellikle göz rahatsızlıkları için teberrüken kullanıldığı anlatılır.

Kaynağın ihtiyat kaydı

Vassâf, Bursa Mısrî Âsitânesi şeyhi Muhammed Şemseddin Efendi’nin, eldeki yazılı eserlerde Mısrî’nin böyle bir kuyu kazdırdığına dair kayıt bulunmadığını söylediğini de gizlemez. Böylece metin, yaşayan sözlü nispet ile yazılı belgenin yokluğunu aynı yerde gösterir.

Nasıl okunmalı?

Kuyunun varlığı ve Uşşâkî Âsitânesi’ndeki yeri tarihî mekân araştırmasının konusudur; onu doğrudan Niyâzî-i Mısrî’ye bağlayan kısım ise nesiller boyunca aktarılan ziyaret ve teberrük hafızasıdır. Bu sebeple anlatı kesin bir inşa kaydı değil, mekân etrafında teşekkül eden gelenek içi rivayet olarak sunulmuştur.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5.
MENKIBE · GELENEK İÇİ

Mısrî’nin şöhreti günden güne tezâyüd eyledi

Mısrî’nin şöhreti günden güne tezâyüd eyledi. 1080/(1669-70) târîhinde Bursa’daki dergâh inşâ olundu. Bir rivâyette Abdal Çelebi nâmında bir zât bu emr-i hayra delâlet etti. Mısrî’nin tarîk-ı mükâşefede ve ilm-i münâzaradaki ihâtası şöhret buldu.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç
Gelenek içi anlatı

Bu bölüm kaynak biyografideki bağlamıyla verilir; tarihî biyografiyle aynı kesinlik düzeyinde değerlendirilmez.

bâ-husûs Hz. Mısrî’nin hasm-ı cânı kesilmiş ve Mevlevîhâneleri de seddettirmişti.
Hâsıl olan ihtiyâc üzerine Sultân Mehmed Hân-ı râbi’, Hz. Mısrî’yi İstanbul’a da’vet
etti. Tarîkat-ı aliyye lehinde Ayasofya’da va’z etmeğe me’mûr buyuruldu.
Da’vete icâbetle gelip, câmi’-i şerîfde, pâdişâh-ı müşârünileyh ve ulemâ ve urefâ ve
meşâyıh ve erkân-ı devlet hâzır olduğu hâlde kürsüye çıktı, edille-i muknie ile
tarîkatın hak olduğuna ve âyîn-i ehlu'llâhın mugâyir-i şer'-i şerîf bulunmadığına dâir
îrâd-ı hakîkat eyledi. Öyle mühim te’sîrler husûle getirdi ki, derhâl ber-sâbık icrâ-yı
âyîn olunmasına müsâade edildi. Sene: 1086/(1675).
Vânî Efendi, bir sebeple dûçâr-ı gazab olup, Bursa’ya nefy edildi. Müstakîm-
zâde’nin şu kıt’a(sı) ne hoştur:
Vâni cânî gelince devlete
Eyledi âyîn-i Mevlânâ’yı red
Hazret-i Monla anı bir atdı kim
Ez-cüdâyîhâ şikâyet mî-kuned
Hz. Mısrî, 1086’da Bursa’ya avdetle yine irşâda devâm eyledi. Bir Cum’a
gecesi zikr-i şerîf sadâsı o civârda menfiyyen sâkin bulunan Vânî merhûmun kulağına
erişmiş; ertesi günü bir mecliste, “Dün gece av’ave-i kilâbdan râhat uyuyamadım.”
demesi, Hz. Mısrî’nin sâmia-i ıttılâına erişince, “Mahalleye yabancı bir kelb geldi, o
gürültü onun üzerine idi.” diye pek güzel bir cevâb-ı zarîfde bulunmuştur. Esteîzü
bi’llâh, Benim zikrimde yı münîfinde, “-i kerîmesinin ma’nâ-âyet (‫)وَ َﻻ تَنِيَا فِي ذِ ْكرِ ي‬
vânî olmayınız.” diye Vânî’ye telmîhde bulunan Hz. Mısrî’nin Vânî merhûma ne
kadar iğbirâr-ı kalbî hâsıl ettiği nümâyândır.
Hz. Mısrî’nin şöhreti günden güne tezâyüd eyledi. 1080/(1669-70) târîhinde
Bursa’daki dergâh inşâ olundu. Bir rivâyette Abdal Çelebi nâmında bir zât bu emr-i
hayra delâlet etti. Müştâkân-ı aşk cem’ olmağa başladı. Mürîdân arttıkça arttı.
Hz. Mısrî’nin tarîk-ı mükâşefede ve ilm-i münâzaradaki ihâtası şöhret
buldu. Rusya ile harb zuhûr eyledikte enfâs-ı kudsiyyelerinden istifâde emeliyle
Köprülü-zâde Fâzıl Ahmed Paşa, pâdişâh nâmına Edirne’ye da’vet etti. Üçyüz kadar
mürîdânıyla maan orduya li-ecli’l-iltihâk Edirne’ye âzim oldular. Arz-ı hıdmet ederek
avdet buyurdular.
1083/(1672) târîhinde ordumuz Kamaniçe seferinde iken ikinci def’a
Edirne’ye geldiler. Câmi’-i Atîk’ta (bir rivâyette Sultân Selîm Câmi’inde) va’z

"... Beni anmakta gevşeklik göstermeyin." 20. Tâhâ sûresi, 42. (H)

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5.
MENKIBE · GELENEK İÇİ

Yine va’zda mesâil-i cifriyyeden bahs ile ba'zı vukûâttan haber vermesi hoşa gitmediğinden…

Yine va’zda mesâil-i cifriyyeden bahs ile ba'zı vukûâttan haber vermesi hoşa gitmediğinden 1088/(1677) senesinde, bazı münâfıkların kurbân-ı iftirâsı olarak Limni’ye nefy olundu. Burada oniki (bir rivâyette onbeş veya yirmi) sene kaldı.38 Zikr ü irşâd ile meşgûl oldu. Alâ-rivâyetin, “Aşık Yûnus’un kabri” diye bir kabir keşf eyledi.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç
Gelenek içi anlatı

Bu bölüm kaynak biyografideki bağlamıyla verilir; tarihî biyografiyle aynı kesinlik düzeyinde değerlendirilmez.

"... Beni anmakta gevşeklik göstermeyin." 20. Tâhâ sûresi, 42. (H)

ederken kendilerinden hâlet-i garîbe ârızasıyla ba'zı kelîmât-ı acîbe zuhûr etti. Devletin emr-i idâresindeki yolsuzlukları ve muhârebât zuhûrunun millet ve devlet üzerindeki te’sîrât-ı elîmesini şerh ve tafsîl ile, pâdişâhı, erkân-ı hükûmeti ye’se düşürecek sözler söyledi. Hak söz acıdır, hoşa gitmediğinden, Edirne’de Hz. Şeyh’in devâm-ı vücûdu, sözlerinin hükûmet aleyhine ve orduda teşevvüşe bâis olacağı korkusu ile Hz. Mısrî’yi Rodos’a nefy ettiler. Fakat dokuz ay sonra Bursa’da li-ecli’l- ikâme avdetine müsâade olunmuş idi. Yine va’zda mesâil-i cifriyyeden bahs ile ba'zı vukûâttan haber vermesi hoşa gitmediğinden 1088/(1677) senesinde, bazı münâfıkların kurbân-ı iftirâsı olarak Limni’ye nefy olundu. Burada oniki (bir rivâyette onbeş veya yirmi) sene kaldı.38 Zikr ü irşâd ile meşgûl oldu. Alâ-rivâyetin, “Aşık Yûnus’un kabri” diye bir kabir keşf eyledi. Köprülü-zâde Mustafa Paşa’nın delâletiyle ıtlâk olundu. Bursa’ya avdetinde, tekrâr Limni’ye geleceğini ve mahall-i kabrini keşf ü beyân etti. 1104 Şevvâlinde (Haziran-Temmuz 1693), “Taraf-ı Hak’tan sefere me’mûr olduk.” diye tekrâr Edirne’ye gelerek Sultan Selîm Câmi’-i şerîfine nâzil olmuşlar. Ziyâret-i aliyyelerine şitâbân olan cemâat-i uzmâya va’z ederken umûr-ı devlete müteallık havsalasız sözler sarf ve yine cifirden bahs etmekle yine menfiyyen Limni’ye i’zâm olunmuştur. Hz. Mısrî, bu def’a gazab-nâk idi. Bu gazabın te’sîriyle Edirne’de, hareket-i arz gibi ba'zı hâdisâtın vukûuna şâhid olan ve ehlu’llâhdan bulunan kimseler, müşârünileyhin teskîn-i hiddetine bâis olmağa çalışmışlardır. Âdet-i Hakk’a muhâlif bir iş itmez yoksa İtse seyr it o zamân kudret-i ehlu’llâhı Zîr ü bâlâyı ider emrine münkâd ü mutî’ Virse bir abdine Hak rütbet-i ehlu’llâhı Hattâ meşhûrdur, bir öküz arabasına bindirmişler, Gelibolu tarîkıyla Limni’ye sevk olunurmuş. O zamân Hz. Pîr Hasan Sezâî-i Gülşenî henüz küçük yaşta imiş. Şeyhi La’lî-i Gülşenî, "Aman evlâdım, koş Hz. Mısrî’ye yetiş, arabasının önüne yat, afv dile, nazarlarını celâlden cemâle çevirmeğe çalış." diye emredince, Hz. Sezâî yetişir, aldığı emir gibi hareket eder. Hz. Mısrî’de hâl değişir, fakat müsâdif oldukları yer İstanbul Mezarlığı yolunda imiş. Hz. Mısrî, “Evlâdım bizim âsâr-ı celâlimiz bâkî kalsaydı, kudret-i ilâhiyye ile şehri zîr ü zeber eder idik.” diye bir mezâr taşını hiddetle sallayınca, li-hikmeti’llâhi taâlâ, Edirne’(de) zelzele olmuştur. Herkes havf u

86. sahîfedeki mektûbdan onsekiz sene olduğu tahakkuk eyledi. Rivâyetlerin hükmü sâkıttır.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5.

Eserleri ve metinleri

İlk 6 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Eser ve mektup külliyatı

Cilt, Mısrî'nin eserlerini, mektuplarını ve nutuklarını biyografisinin ayrılmaz parçası olarak sıralar.

Metni gösterMetni daralt

Cilt, Mısrî'nin eserlerini, mektuplarını ve nutuklarını biyografisinin ayrılmaz parçası olarak sıralar.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5.
TARİHÎ KAYIT

Eserleri ve metinleri 1

Gül-zâr-ı Halvetî’nin nâdir yetiştirdiği güllerdendir. O bi’smi’llâh ile çekmiş alem-i erbâb-ı îmâna Cemî’-i kudsiyâna muktedâdır Hazret-i Mısrî Bütün erbâb-ı irfâna tasarrufda müsellemdir Celîs-i taht-ı kutbiyyet-fezâdır Hazret-i Mısrî Odur ol Mısri-i sâhib-zamân u nokta-i devrân Gubâr-ı dergehi kuhl-i cilâdır Hazret-i Mısrî Avâlim mülkünü itmiş ihâta nûr-ı sırrıyla Anınçün Halvetî’de pîşvâdır Hazret-i Mısrî Rızâ bâbı çü feth oldu hilâfet sırrıla ey şâh Cemîan ehl-i aşka muktedâdır Hazret-i Mısrî Hz. Mısrî’yi çok severim, ona büyük bir muhabbetim, şiddetli bir meclûbiyyetim vardır.

Metni gösterMetni daralt

Gül-zâr-ı Halvetî’nin nâdir yetiştirdiği güllerdendir. O bi’smi’llâh ile çekmiş alem-i erbâb-ı îmâna Cemî’-i kudsiyâna muktedâdır Hazret-i Mısrî Bütün erbâb-ı irfâna tasarrufda müsellemdir Celîs-i taht-ı kutbiyyet-fezâdır Hazret-i Mısrî Odur ol Mısri-i sâhib-zamân u nokta-i devrân Gubâr-ı dergehi kuhl-i cilâdır Hazret-i Mısrî Avâlim mülkünü itmiş ihâta nûr-ı sırrıyla Anınçün Halvetî’de pîşvâdır Hazret-i Mısrî Rızâ bâbı çü feth oldu hilâfet sırrıla ey şâh Cemîan ehl-i aşka muktedâdır Hazret-i Mısrî Hz. Mısrî’yi çok severim, ona büyük bir muhabbetim, şiddetli bir meclûbiyyetim vardır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5.
TARİHÎ KAYIT

Eserleri ve metinleri 2

Mısrî’yi çok severim, ona büyük bir muhabbetim, şiddetli bir meclûbiyyetim vardır. İsm-i mübâreki her nerede yâd olunsa kalb-i fakîrânemde âdetâ âsâr-ı vecd zuhûra gelir. Mevliden Malatyalı, meskenen Bursalı, medfenen Limnili olup, pederi Malatya eşrâfından “Soğancı-zâde” demekle meşhûr ve tarîk-ı Nakşıbendî ricâlinden Ali Çelebi’dir. 1027 senesi şehr-i Rebîulevvelinin onikinci Cuma (9 Mart 1618) gecesi meydân-ı şuhûda kadem bastı.

Metni gösterMetni daralt

Mısrî’yi çok severim, ona büyük bir muhabbetim, şiddetli bir meclûbiyyetim vardır. İsm-i mübâreki her nerede yâd olunsa kalb-i fakîrânemde âdetâ âsâr-ı vecd zuhûra gelir. Mevliden Malatyalı, meskenen Bursalı, medfenen Limnili olup, pederi Malatya eşrâfından “Soğancı-zâde” demekle meşhûr ve tarîk-ı Nakşıbendî ricâlinden Ali Çelebi’dir. 1027 senesi şehr-i Rebîulevvelinin onikinci Cuma (9 Mart 1618) gecesi meydân-ı şuhûda kadem bastı.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5.
TARİHÎ KAYIT

Eserleri ve metinleri 3

Bu sırada, lisân-ı Arab'ı fesâhatiyle, belâgatiyle elde ettiklerinden gâyet güzel Arapça konuşuyorlardı. Mısrî irfâna kanâat etmiyor, izdiyâdına tâlib bulunuyor ve Hz. Hakk’a bu yoldaki münâcâtıyla tullâb-ı irfâna yol gösteriyorlardı: Yâ Rab bize ihsân it vuslat yolunu göster Sûretde koma cân it uzlet yolunu göster Nefsimi hevâdan kes kalbimi riyâdan kes Meylimi sivâdan kes halvet yolunu göster Cândan sana tâlib kıl her tâate râgıb kıl Bir pîre musâhib kıl hizmet yolunu göster Ta’lîm idüp esmâyı bildir bize eşyâyı Duymağa 'ev ednâ'yı hikmet yolunu göster Hâr içre biter gül-zâr zâr içre doğar envâr Her şeyde tecellin var ru’yet yolunu göster Sevdiğim ola vuslatda halvet bula halvetde Bu Mısrî’ye kesretde halvet yolunu göster “Mısrî” tahallusu Mısır’da bulunmalarından kinâyedir.

Metni gösterMetni daralt

Bu sırada, lisân-ı Arab'ı fesâhatiyle, belâgatiyle elde ettiklerinden gâyet güzel Arapça konuşuyorlardı. Mısrî irfâna kanâat etmiyor, izdiyâdına tâlib bulunuyor ve Hz. Hakk’a bu yoldaki münâcâtıyla tullâb-ı irfâna yol gösteriyorlardı: Yâ Rab bize ihsân it vuslat yolunu göster Sûretde koma cân it uzlet yolunu göster Nefsimi hevâdan kes kalbimi riyâdan kes Meylimi sivâdan kes halvet yolunu göster Cândan sana tâlib kıl her tâate râgıb kıl Bir pîre musâhib kıl hizmet yolunu göster Ta’lîm idüp esmâyı bildir bize eşyâyı Duymağa 'ev ednâ'yı hikmet yolunu göster Hâr içre biter gül-zâr zâr içre doğar envâr Her şeyde tecellin var ru’yet yolunu göster Sevdiğim ola vuslatda halvet bula halvetde Bu Mısrî’ye kesretde halvet yolunu göster “Mısrî” tahallusu Mısır’da bulunmalarından kinâyedir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5.
TARİHÎ KAYIT

Eserleri ve metinleri 4

Mısrî irfâna kanâat etmiyor, izdiyâdına tâlib bulunuyor ve Hz. Hakk’a bu yoldaki münâcâtıyla tullâb-ı irfâna yol gösteriyorlardı: Yâ Rab bize ihsân it vuslat yolunu göster Sûretde koma cân it uzlet yolunu göster Nefsimi hevâdan kes kalbimi riyâdan kes Meylimi sivâdan kes halvet yolunu göster Cândan sana tâlib kıl her tâate râgıb kıl Bir pîre musâhib kıl hizmet yolunu göster Ta’lîm idüp esmâyı bildir bize eşyâyı Duymağa 'ev ednâ'yı hikmet yolunu göster Hâr içre biter gül-zâr zâr içre doğar envâr Her şeyde tecellin var ru’yet yolunu göster Sevdiğim ola vuslatda halvet bula halvetde Bu Mısrî’ye kesretde halvet yolunu göster “Mısrî” tahallusu Mısır’da bulunmalarından kinâyedir. Şiirde gâh Niyâzî, gâh Mısrî tahallus buyururlar.

Metni gösterMetni daralt

Mısrî irfâna kanâat etmiyor, izdiyâdına tâlib bulunuyor ve Hz. Hakk’a bu yoldaki münâcâtıyla tullâb-ı irfâna yol gösteriyorlardı: Yâ Rab bize ihsân it vuslat yolunu göster Sûretde koma cân it uzlet yolunu göster Nefsimi hevâdan kes kalbimi riyâdan kes Meylimi sivâdan kes halvet yolunu göster Cândan sana tâlib kıl her tâate râgıb kıl Bir pîre musâhib kıl hizmet yolunu göster Ta’lîm idüp esmâyı bildir bize eşyâyı Duymağa 'ev ednâ'yı hikmet yolunu göster Hâr içre biter gül-zâr zâr içre doğar envâr Her şeyde tecellin var ru’yet yolunu göster Sevdiğim ola vuslatda halvet bula halvetde Bu Mısrî’ye kesretde halvet yolunu göster “Mısrî” tahallusu Mısır’da bulunmalarından kinâyedir. Şiirde gâh Niyâzî, gâh Mısrî tahallus buyururlar.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5.
TARİHÎ KAYIT

Eserleri ve metinleri 5

Mısrî’nin pâ-yı mübârekinin değdiği, göz yaşlarının döküldüğü tahtalardır. Buraya hem-civâr olan bir konakta mukîm sadr-ı esbak Halîl Rif’at Paşa merhûm odanın döşemesinin tecdîdine teşebbüs ettiği sırada Hz. Mısrî’yi âlem-i ma’nâda görüp, “Gözlerimin yaşıyla yıkanmış olan tahtaları muhâfaza ediniz.” diye emr ü ihtâr buyurmalarıyla, tahtaları muhâfaza şartıyla emr-i tersînine i’tinâ eylemiştir.

Metni gösterMetni daralt

Mısrî’nin pâ-yı mübârekinin değdiği, göz yaşlarının döküldüğü tahtalardır. Buraya hem-civâr olan bir konakta mukîm sadr-ı esbak Halîl Rif’at Paşa merhûm odanın döşemesinin tecdîdine teşebbüs ettiği sırada Hz. Mısrî’yi âlem-i ma’nâda görüp, “Gözlerimin yaşıyla yıkanmış olan tahtaları muhâfaza ediniz.” diye emr ü ihtâr buyurmalarıyla, tahtaları muhâfaza şartıyla emr-i tersînine i’tinâ eylemiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5.

Öğütleri

İlk 6 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Söz, öğüt ve irşad kaydı 1

Hakk’a bu yoldaki münâcâtıyla tullâb-ı irfâna yol gösteriyorlardı: Yâ Rab bize ihsân it vuslat yolunu göster Sûretde koma cân it uzlet yolunu göster Nefsimi hevâdan kes kalbimi riyâdan kes Meylimi sivâdan kes halvet yolunu göster Cândan sana tâlib kıl her tâate râgıb kıl Bir pîre musâhib kıl hizmet yolunu göster Ta’lîm idüp esmâyı bildir bize eşyâyı Duymağa 'ev ednâ'yı hikmet yolunu göster Hâr içre biter gül-zâr zâr içre doğar envâr Her şeyde tecellin var ru’yet yolunu göster Sevdiğim ola vuslatda halvet bula halvetde Bu Mısrî’ye kesretde halvet yolunu göster “Mısrî” tahallusu Mısır’da bulunmalarından kinâyedir. Şiirde gâh Niyâzî, gâh Mısrî tahallus buyururlar. Mısrî o terâne ile dem-sâz ve şiddet-i riyâzet ü ibâdetle ser-efrâz oldu.

Metni gösterMetni daralt

Hakk’a bu yoldaki münâcâtıyla tullâb-ı irfâna yol gösteriyorlardı: Yâ Rab bize ihsân it vuslat yolunu göster Sûretde koma cân it uzlet yolunu göster Nefsimi hevâdan kes kalbimi riyâdan kes Meylimi sivâdan kes halvet yolunu göster Cândan sana tâlib kıl her tâate râgıb kıl Bir pîre musâhib kıl hizmet yolunu göster Ta’lîm idüp esmâyı bildir bize eşyâyı Duymağa 'ev ednâ'yı hikmet yolunu göster Hâr içre biter gül-zâr zâr içre doğar envâr Her şeyde tecellin var ru’yet yolunu göster Sevdiğim ola vuslatda halvet bula halvetde Bu Mısrî’ye kesretde halvet yolunu göster “Mısrî” tahallusu Mısır’da bulunmalarından kinâyedir. Şiirde gâh Niyâzî, gâh Mısrî tahallus buyururlar. Mısrî o terâne ile dem-sâz ve şiddet-i riyâzet ü ibâdetle ser-efrâz oldu.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5.
TARİHÎ KAYIT

Söz, öğüt ve irşad kaydı 2

Mısrî, kendi(sini) bunların arasında görünce, kemâl-i hicâbından nâşî taşraya çıkmağa yol aradığı sırada, Hz. Gavs nezd-i âlîlerine da’vet buyurup bir kese altun bahş eylemekle berâber, “Nasîbin diyâr-ı Rûm’dadır, Mısır’da değildir.” buyurmuşlardır. Bu rü’yâyı şeyhine anlattıkta, “Hüsn-i ta’bîr nümâyândır.” diye hemân hilâfet verip duâ etmiş.

Metni gösterMetni daralt

Mısrî, kendi(sini) bunların arasında görünce, kemâl-i hicâbından nâşî taşraya çıkmağa yol aradığı sırada, Hz. Gavs nezd-i âlîlerine da’vet buyurup bir kese altun bahş eylemekle berâber, “Nasîbin diyâr-ı Rûm’dadır, Mısır’da değildir.” buyurmuşlardır. Bu rü’yâyı şeyhine anlattıkta, “Hüsn-i ta’bîr nümâyândır.” diye hemân hilâfet verip duâ etmiş.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5.
TARİHÎ KAYIT

Söz, öğüt ve irşad kaydı 3

Bu rü’yâyı şeyhine anlattıkta, “Hüsn-i ta’bîr nümâyândır.” diye hemân hilâfet verip duâ etmiş. Mısrî, Mısır’da ikâmetinin dördüncü senesinde, 1056/(1746) senesinde Dersaâdet’e muvâselet buyurmuşlardır. İstanbul’da, Sultanahmed civârında Sokollu Mehmed Paşa Dergâhı’nda ikâmetle erbaîn çıkarmışlardır.

Metni gösterMetni daralt

Bu rü’yâyı şeyhine anlattıkta, “Hüsn-i ta’bîr nümâyândır.” diye hemân hilâfet verip duâ etmiş. Mısrî, Mısır’da ikâmetinin dördüncü senesinde, 1056/(1746) senesinde Dersaâdet’e muvâselet buyurmuşlardır. İstanbul’da, Sultanahmed civârında Sokollu Mehmed Paşa Dergâhı’nda ikâmetle erbaîn çıkarmışlardır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5.
TARİHÎ KAYIT

Söz, öğüt ve irşad kaydı 4

Şeyh Elîf Efendi, Tenşîtu’l-Muhibbîn’de yazıyorlar ki, şeyhu’l-ârifîn kudvetü’l-muhakkıkîn Hz. Şeyh Mısrî en-Niyâzî (kuddise sırruhû) İstanbul’da, Yedikule civârında Hacı Evhadüddîn Dergâhı’nda bir hücrede i’tikâf buyurmuşlardır. Burada bilâhare Mesnevî-hân Hüsâmeddîn Efendi merhûm teberrüken oturmuştur.

Metni gösterMetni daralt

Şeyh Elîf Efendi, Tenşîtu’l-Muhibbîn’de yazıyorlar ki, şeyhu’l-ârifîn kudvetü’l-muhakkıkîn Hz. Şeyh Mısrî en-Niyâzî (kuddise sırruhû) İstanbul’da, Yedikule civârında Hacı Evhadüddîn Dergâhı’nda bir hücrede i’tikâf buyurmuşlardır. Burada bilâhare Mesnevî-hân Hüsâmeddîn Efendi merhûm teberrüken oturmuştur.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5.
TARİHÎ KAYIT

Söz, öğüt ve irşad kaydı 5

Efendimize teslîm olmak için teşrîf-i âlînize muntazırdır.” diyerek Hz. Mısrî kemâl-i ta’zîm ile yed-i mübâreğini teslîm etti. 1057/(1647) senesinde tecdîd-i Ümmî Sinan başkadır, dikkat buyurula. bey’at kıldılar. Birlikte Elmalı’ya gidip, dergâhda imâmet ve hitâbet ve tedrîs gibi hıdemât-ı nâfiada bulunup, ikmâl-i âdâb-ı sülûk eyledi.

Metni gösterMetni daralt

Efendimize teslîm olmak için teşrîf-i âlînize muntazırdır.” diyerek Hz. Mısrî kemâl-i ta’zîm ile yed-i mübâreğini teslîm etti. 1057/(1647) senesinde tecdîd-i Ümmî Sinan başkadır, dikkat buyurula. bey’at kıldılar. Birlikte Elmalı’ya gidip, dergâhda imâmet ve hitâbet ve tedrîs gibi hıdemât-ı nâfiada bulunup, ikmâl-i âdâb-ı sülûk eyledi.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5.
TARİHÎ KAYIT

Söz, öğüt ve irşad kaydı 6

Azîzinin müsâadesiyle memleketine gidip avdetinde dokuz sene şeyhine sadâkatle hizmet eyleyerek ilbâs-ı tâc u hırka olunup irşâda me’mûr oldular. Mısrî hakkında, “Bi-kudreti’l-Meliki’s-Settâr, bizler görmez isek, sizler görürsünüz; bizim Mısrî Muhammed dervîş, câlis-i mansıb-ı kutb-ı kibâr ve mürşid-i pür-iştihâr olacaktır.” buyurmuşlardı. Medhiyye-i Misrî-i Niyâzî: Hazret-i Mısrî Niyâzî kâmilânın akranı* Nutk-ı âlîsiyle cân bulmakdadır heb ârifân Müstenîr ol himmet-i kudsiyyesiyle Tâciyâ İlm ü irfân kânıdır hem ilticâ-gâh-ı cihân Burada biraz tevakkufla Sinân-ı Ümmî'nin kim olduğundan bahs edelim.36 Hz.

Metni gösterMetni daralt

Azîzinin müsâadesiyle memleketine gidip avdetinde dokuz sene şeyhine sadâkatle hizmet eyleyerek ilbâs-ı tâc u hırka olunup irşâda me’mûr oldular. Mısrî hakkında, “Bi-kudreti’l-Meliki’s-Settâr, bizler görmez isek, sizler görürsünüz; bizim Mısrî Muhammed dervîş, câlis-i mansıb-ı kutb-ı kibâr ve mürşid-i pür-iştihâr olacaktır.” buyurmuşlardı. Medhiyye-i Misrî-i Niyâzî: Hazret-i Mısrî Niyâzî kâmilânın akranı* Nutk-ı âlîsiyle cân bulmakdadır heb ârifân Müstenîr ol himmet-i kudsiyyesiyle Tâciyâ İlm ü irfân kânıdır hem ilticâ-gâh-ı cihân Burada biraz tevakkufla Sinân-ı Ümmî'nin kim olduğundan bahs edelim.36 Hz.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5.

Kavram dünyası

İlk 6 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Tarikî ve tarihî bağlantı 1

Şeyh Muhammed Niyâzî-i Mısrî Eâzım-ı evliyâu’llâhtan bir pîr-i rûşen-zamîrdir. Gül-zâr-ı Halvetî’nin nâdir yetiştirdiği güllerdendir. O bi’smi’llâh ile çekmiş alem-i erbâb-ı îmâna Cemî’-i kudsiyâna muktedâdır Hazret-i Mısrî Bütün erbâb-ı irfâna tasarrufda müsellemdir Celîs-i taht-ı kutbiyyet-fezâdır Hazret-i Mısrî Odur ol Mısri-i sâhib-zamân u nokta-i devrân Gubâr-ı dergehi kuhl-i cilâdır Hazret-i Mısrî Avâlim mülkünü itmiş ihâta nûr-ı sırrıyla Anınçün Halvetî’de pîşvâdır Hazret-i Mısrî Rızâ bâbı çü feth oldu hilâfet sırrıla ey şâh Cemîan ehl-i aşka muktedâdır Hazret-i Mısrî Hz.

Metni gösterMetni daralt

Şeyh Muhammed Niyâzî-i Mısrî Eâzım-ı evliyâu’llâhtan bir pîr-i rûşen-zamîrdir. Gül-zâr-ı Halvetî’nin nâdir yetiştirdiği güllerdendir. O bi’smi’llâh ile çekmiş alem-i erbâb-ı îmâna Cemî’-i kudsiyâna muktedâdır Hazret-i Mısrî Bütün erbâb-ı irfâna tasarrufda müsellemdir Celîs-i taht-ı kutbiyyet-fezâdır Hazret-i Mısrî Odur ol Mısri-i sâhib-zamân u nokta-i devrân Gubâr-ı dergehi kuhl-i cilâdır Hazret-i Mısrî Avâlim mülkünü itmiş ihâta nûr-ı sırrıyla Anınçün Halvetî’de pîşvâdır Hazret-i Mısrî Rızâ bâbı çü feth oldu hilâfet sırrıla ey şâh Cemîan ehl-i aşka muktedâdır Hazret-i Mısrî Hz.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5.
TARİHÎ KAYIT

Tarikî ve tarihî bağlantı 2

Muhabbetu’llâh gün-be-gün deryâ-yı zamîrinde temevvüce başladı. Malatyalı Şeyh Hasan Efendi nâmında bir zât ile dâimâ hem-sohbet olurlardı. Biraz zamân sonra şeyhi irtihâli-i dâr-ı bakâ eyledikte Hz.

Metni gösterMetni daralt

Muhabbetu’llâh gün-be-gün deryâ-yı zamîrinde temevvüce başladı. Malatyalı Şeyh Hasan Efendi nâmında bir zât ile dâimâ hem-sohbet olurlardı. Biraz zamân sonra şeyhi irtihâli-i dâr-ı bakâ eyledikte Hz.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5.
TARİHÎ KAYIT

Tarikî ve tarihî bağlantı 3

Sonra Mısru'l-Kâhire'ye giderek burada defîn-i hâk-i gufrân olan mazanna-i fihâmı ziyâretle musâb oldular. Şeyhûniyye nâm mahalde tarîkat-ı aliyye-i Kâdiriyye meşâyıhından bir zâtın zâviyesine müsâfir olarak şeyhinin nazar-ı dikkatini celb eylediler. O da şeyhine muhabbet hâsıl edip tecdîd-i bey’at ettiler.

Metni gösterMetni daralt

Sonra Mısru'l-Kâhire'ye giderek burada defîn-i hâk-i gufrân olan mazanna-i fihâmı ziyâretle musâb oldular. Şeyhûniyye nâm mahalde tarîkat-ı aliyye-i Kâdiriyye meşâyıhından bir zâtın zâviyesine müsâfir olarak şeyhinin nazar-ı dikkatini celb eylediler. O da şeyhine muhabbet hâsıl edip tecdîd-i bey’at ettiler.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5.
TARİHÎ KAYIT

Tarikî ve tarihî bağlantı 4

Gavs nezd-i âlîlerine da’vet buyurup bir kese altun bahş eylemekle berâber, “Nasîbin diyâr-ı Rûm’dadır, Mısır’da değildir.” buyurmuşlardır. Bu rü’yâyı şeyhine anlattıkta, “Hüsn-i ta’bîr nümâyândır.” diye hemân hilâfet verip duâ etmiş. Mısrî, Mısır’da ikâmetinin dördüncü senesinde, 1056/(1746) senesinde Dersaâdet’e muvâselet buyurmuşlardır.

Metni gösterMetni daralt

Gavs nezd-i âlîlerine da’vet buyurup bir kese altun bahş eylemekle berâber, “Nasîbin diyâr-ı Rûm’dadır, Mısır’da değildir.” buyurmuşlardır. Bu rü’yâyı şeyhine anlattıkta, “Hüsn-i ta’bîr nümâyândır.” diye hemân hilâfet verip duâ etmiş. Mısrî, Mısır’da ikâmetinin dördüncü senesinde, 1056/(1746) senesinde Dersaâdet’e muvâselet buyurmuşlardır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5.
TARİHÎ KAYIT

Tarikî ve tarihî bağlantı 5

Mısrî, Mısır’da ikâmetinin dördüncü senesinde, 1056/(1746) senesinde Dersaâdet’e muvâselet buyurmuşlardır. İstanbul’da, Sultanahmed civârında Sokollu Mehmed Paşa Dergâhı’nda ikâmetle erbaîn çıkarmışlardır. Hücrenin kapısındaki levhada: Cenâb-ı şöhre-bahş-ı ümm-i dünyâ Şeyh Mısrî kim Bu dergâh-ı şerîfi erbaîni eylemiş ihyâ İdüp esmâ-i sıbteyn ile bâb-ı hücreyi tezyîn Sezâdır âsitânı hâss u âmma olsa bu şeş-câ kıt’ası yazılmıştır.

Metni gösterMetni daralt

Mısrî, Mısır’da ikâmetinin dördüncü senesinde, 1056/(1746) senesinde Dersaâdet’e muvâselet buyurmuşlardır. İstanbul’da, Sultanahmed civârında Sokollu Mehmed Paşa Dergâhı’nda ikâmetle erbaîn çıkarmışlardır. Hücrenin kapısındaki levhada: Cenâb-ı şöhre-bahş-ı ümm-i dünyâ Şeyh Mısrî kim Bu dergâh-ı şerîfi erbaîni eylemiş ihyâ İdüp esmâ-i sıbteyn ile bâb-ı hücreyi tezyîn Sezâdır âsitânı hâss u âmma olsa bu şeş-câ kıt’ası yazılmıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5.
TARİHÎ KAYIT

Tarikî ve tarihî bağlantı 6

İstanbul’da, Sultanahmed civârında Sokollu Mehmed Paşa Dergâhı’nda ikâmetle erbaîn çıkarmışlardır. Hücrenin kapısındaki levhada: Cenâb-ı şöhre-bahş-ı ümm-i dünyâ Şeyh Mısrî kim Bu dergâh-ı şerîfi erbaîni eylemiş ihyâ İdüp esmâ-i sıbteyn ile bâb-ı hücreyi tezyîn Sezâdır âsitânı hâss u âmma olsa bu şeş-câ kıt’ası yazılmıştır. Mısrî’nin pâ-yı mübârekinin değdiği, göz yaşlarının döküldüğü tahtalardır.

Metni gösterMetni daralt

İstanbul’da, Sultanahmed civârında Sokollu Mehmed Paşa Dergâhı’nda ikâmetle erbaîn çıkarmışlardır. Hücrenin kapısındaki levhada: Cenâb-ı şöhre-bahş-ı ümm-i dünyâ Şeyh Mısrî kim Bu dergâh-ı şerîfi erbaîni eylemiş ihyâ İdüp esmâ-i sıbteyn ile bâb-ı hücreyi tezyîn Sezâdır âsitânı hâss u âmma olsa bu şeş-câ kıt’ası yazılmıştır. Mısrî’nin pâ-yı mübârekinin değdiği, göz yaşlarının döküldüğü tahtalardır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

GELEN BAĞLANTIVânî Mehmed EfendiNiyâzî-i Mısrî ile Vânî Mehmed arasındaki gerilim, sûfî-fakih tartışmasının kişisel ve siyasî boyutlarından biridir.TALEBESİ / HALİFESİAzbî BabaAzbî'nin ilk tasavvufî intisabı Niyâzî-i Mısrî çevresine bağlanır; sonraki Bektaşî aidiyeti ayrıca gösterilir.TALEBESİ / HALİFESİMehmed Sükûnî EfendiNiyâzî-i Mısrî → Mehmed Sükûnî: intisap, tarikat terbiyesi ve Gelibolu irşad vazifesi bağı.