Ara
Menü

Mehmed Sükûnî Efendi

Mehmed Sükûnî Efendi (ö. 1691-92), Mudurnu'dan Bursa'ya gelip Bıçakçızâde Ali Efendi'den ilim tahsil eden; Niyâzî-i Mısrî'ye intisabının ardından Gelibolu'da ve Bursa Kasım Subaşı Zâviyesi'nde irşad hizmeti yürüten âlim ve Halvetî-Mısrî şeyhidir.

Vefat
1692
Unvan
Niyâzî-i Mısrî'nin halifesi, zâviye şeyhi ve hâşiye müellifi

Mudurnu'dan Bursa'ya

Mehmed b. Mehmed, Sükûnî mahlasıyla tanındı. Mudurnu'da doğdu; doğum yılı bilinmez. İlim tahsili için Bursa'ya giderek Bıçakçızâde Ali Efendi'nin derslerine katıldı. Kaynak onu yalnız tekke çevresinde yetişmiş bir derviş değil, zâhirî ilimlerde de yetkinleşmiş bir âlim olarak tanıtır.

Tasavvufa yönelişi

Şeyhî'nin ifadesine göre mantık ve hikmet tahsili sonrasında gönlü tasavvuf hâllerine yöneldi. Metinde aktarılan Farsça beyit, maksada yalnız mantık ve hikmetle ulaşılamayacağını, aşkın dönüştürücü rolünü vurgular. Bu şiir parçası biyografideki mânevî dönüşün edebî anlatımıdır.

Niyâzî-i Mısrî'ye intisabı

Bursa'da irşad faaliyetini sürdüren Niyâzî-i Mısrî'ye intisap etti ve tarikat hizmetini tamamladı. Bu kayıt, Mehmed Sükûnî'nin Halvetî-Mısrî çevresindeki açık irşad bağını kurar; aynı dönemde yaşamış şair Sükûnî Ahmed Efendi ile karıştırılmamalıdır.

Gelibolu vazifesi

Şeyhi tarafından Gelibolu'ya gönderildi. Burada aylar ve yıllar boyunca irşad ve hizmetle meşgul oldu. Kaynak kesin bir tekke adı veya tarih vermediğinden Gelibolu dönemi uydurma ayrıntılarla genişletilmemiştir.

Bursa'ya dönüş ve Kasım Subaşı Zâviyesi

Şeyhini görme arzusu üzerine Bursa'ya döndü. Bu dönüşün ardından Ali Paşa Camii yakınındaki Kasım Subaşı Zâviyesi'ne şeyh oldu. Zâviyenin kesin konumu ve yapı tarihi ayrıca şehir ve vakıf kaynaklarıyla doğrulanmayı beklemektedir.

Vefatı ve Deveciler Kabristanı

1103/1691-92 yılında vefat etti ve Bursa'daki Deveciler Kabristanı'na defnedildi. Hicrî ay belirtilmediği için milâdî karşılık tek güne indirilmemiştir. Tâlib Efendi “Ola sâkin-i arş rûh-ı Sükûnî” mısraını vefat tarihi olarak söyledi.

Fevâ’id-i Aliyye

Mehmed Sükûnî'nin Fevâ’id-i Aliyye adlı hâşiyesi, Molla Câmî ile İsâmüddin arasında dil ve şerh geleneği içinde oluşan itirazlara cevap verir. Eser kaydı onun tasavvufî kimliği yanında dil, mantık ve şerh literatüründeki ilmî birikimini de gösterir.

Kaynak portresi

Şeyhî onu ilimler denizine âşina, âlim, fâzıl ve mânevî tecrübeye açık bir kişi olarak tasvir eder. Bu övgü dili müellifin şahsiyet değerlendirmesidir; doğum yeri, hoca, şeyh, görev, eser ve defin kayıtlarından ayrı okunur.

Halvetiyye-Uşşâkıyye tâc-ı şerifi
BAĞLI YOLUN MADDÎ HAFIZASIHalvetiyye-Uşşâkıyye tâc-ı şerifi

Yeşil kubbeli, dört terkli ve yirmi dallı tâc. Kubbe merkezinde beyaz düğme, lengerinde siyah destar ve üstten sarkıtılmış taylasan bulunur.

Ağ ve yol

Eserleri ve metinleri

İlk 2 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Fevâ’id-i Aliyye

Molla Câmî ve İsâmüddin arasındaki itirazları ele alan bir hâşiye kaleme aldı.

Metni gösterMetni daralt

Eser, Mehmed Sükûnî'nin tasavvuf terbiyesinin yanında şerh ve hâşiye geleneğine hâkim bir âlim olduğunu gösterir. Nüsha ve tam başlık bilgisi ayrıca katalog denetimi gerektirir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Şeyhî Mehmed Efendi, Vekāyi‘u’l-Fuzalâ, c. 3, s. 1980-1981, Mehmed Sükûnî tercemesi.
MENKIBE · GELENEK İÇİ

Ola sâkin-i arş rûh-ı Sükûnî

Tâlib Efendi'nin söylediği mısra, vefat tarihini Sükûnî mahlasıyla ilişkilendirir.

Metni gösterMetni daralt

Ola sâkin-i arş rûh-ı Sükûnî

Bu mısra tarihî vefat kaydının şiir yoluyla korunan edebî katmanıdır.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Şeyhî Mehmed Efendi, Vekāyi‘u’l-Fuzalâ, c. 3, s. 1980-1981, Mehmed Sükûnî tercemesi.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

HOCASI / ŞEYHİNiyâzî-i MısrîNiyâzî-i Mısrî → Mehmed Sükûnî: intisap, tarikat terbiyesi ve Gelibolu irşad vazifesi bağı.