HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Mudurnu'dan Bursa'ya
Mehmed b. Mehmed, Sükûnî mahlasıyla tanındı. Mudurnu'da doğdu; doğum yılı bilinmez. İlim tahsili için Bursa'ya giderek Bıçakçızâde Ali Efendi'nin derslerine katıldı. Kaynak onu yalnız tekke çevresinde yetişmiş bir derviş değil, zâhirî ilimlerde de yetkinleşmiş bir âlim olarak tanıtır.
Tasavvufa yönelişi
Şeyhî'nin ifadesine göre mantık ve hikmet tahsili sonrasında gönlü tasavvuf hâllerine yöneldi. Metinde aktarılan Farsça beyit, maksada yalnız mantık ve hikmetle ulaşılamayacağını, aşkın dönüştürücü rolünü vurgular. Bu şiir parçası biyografideki mânevî dönüşün edebî anlatımıdır.
Niyâzî-i Mısrî'ye intisabı
Bursa'da irşad faaliyetini sürdüren Niyâzî-i Mısrî'ye intisap etti ve tarikat hizmetini tamamladı. Bu kayıt, Mehmed Sükûnî'nin Halvetî-Mısrî çevresindeki açık irşad bağını kurar; aynı dönemde yaşamış şair Sükûnî Ahmed Efendi ile karıştırılmamalıdır.
Gelibolu vazifesi
Şeyhi tarafından Gelibolu'ya gönderildi. Burada aylar ve yıllar boyunca irşad ve hizmetle meşgul oldu. Kaynak kesin bir tekke adı veya tarih vermediğinden Gelibolu dönemi uydurma ayrıntılarla genişletilmemiştir.
Bursa'ya dönüş ve Kasım Subaşı Zâviyesi
Şeyhini görme arzusu üzerine Bursa'ya döndü. Bu dönüşün ardından Ali Paşa Camii yakınındaki Kasım Subaşı Zâviyesi'ne şeyh oldu. Zâviyenin kesin konumu ve yapı tarihi ayrıca şehir ve vakıf kaynaklarıyla doğrulanmayı beklemektedir.
Vefatı ve Deveciler Kabristanı
1103/1691-92 yılında vefat etti ve Bursa'daki Deveciler Kabristanı'na defnedildi. Hicrî ay belirtilmediği için milâdî karşılık tek güne indirilmemiştir. Tâlib Efendi “Ola sâkin-i arş rûh-ı Sükûnî” mısraını vefat tarihi olarak söyledi.
Fevâ’id-i Aliyye
Mehmed Sükûnî'nin Fevâ’id-i Aliyye adlı hâşiyesi, Molla Câmî ile İsâmüddin arasında dil ve şerh geleneği içinde oluşan itirazlara cevap verir. Eser kaydı onun tasavvufî kimliği yanında dil, mantık ve şerh literatüründeki ilmî birikimini de gösterir.
Kaynak portresi
Şeyhî onu ilimler denizine âşina, âlim, fâzıl ve mânevî tecrübeye açık bir kişi olarak tasvir eder. Bu övgü dili müellifin şahsiyet değerlendirmesidir; doğum yeri, hoca, şeyh, görev, eser ve defin kayıtlarından ayrı okunur.
