Bursa’da Ulucami yakınındaki medresede ibadetle meşgulken gördüğü rüyanın tesiriyle Uşak’a gitmiş; kendisini “Efendimize teslîm olmak için teşrîf-i âlînize muntazırdır” sözüyle karşılayan halkanın önünde büyük bir tazimle elini Ümmî Sinan’a teslim etmiştir. 1057/(1647) senesinde bey‘atini tazelemiştir.
Birlikte Elmalı’ya gitmiş, dergâhta imamet, hitabet ve tedris gibi hizmetlerde bulunarak sülûkün âdâbını tamamlamış; şeyhinin izniyle memleketine gidip döndükten sonra dokuz yıl sadakatle hizmet etmiş, ardından tâc ve hırka giydirilerek irşada memur edilmiştir. Ümmî Sinan onun hakkında, “Bi-kudreti’l-Meliki’s-Settâr, bizler görmez isek sizler görürsünüz; bizim Mısrî Muhammed dervîş, câlis-i mansıb-ı kutb-ı kibâr ve mürşid-i pür-iştihâr olacaktır” buyurmuştur.
Çerçeve. Anlatının çekirdeği bir istikbal haberidir; menâkıb dilinde mürşidin müridi için verdiği böyle hükümler, sonradan gerçekleşmiş sayılarak nakledilir. Bey‘at yılı, Elmalı’daki görevler ve dokuz yıllık hizmet süresi ise biyografik omurgayı kurar.