Ara
Menü

Bandırmalızâde Mustafa Hâşim Baba

Bandırmalızâde Mustafa Hâşim Baba (1130/1718-1197/1782-83), Üsküdar’da Celvetî terbiyesiyle yetişen; Mısır ve Hacıbektaş’ta Bektaşîlik tecrübesi kazanan, melâmet yorumunu Dîvân, Vâridât, Ankā-yı Maşrık ve Devriyye-i Ferşiyye’de işleyen mutasavvıf şairdir.

Doğum
1718
Vefat
1783
Unvan
Celvetî-Hâşimî pîri, Bektaşî ve Melâmî çevreleriyle irtibatlı mutasavvıf şair
Temalar
Celvetiyye, Hâşimiyye, Bektaşiyye, melâmet, Bandırmalızâde Tekkesi, Kaygusuz Abdal Tekkesi, Hacıbektaş, Dîvân, Vâridât, Ankā-yı Maşrık, Devriyye-i Ferşiyye

Kimliği, adı ve mahlasları

Bandırmalızâde Mustafa Hâşim Baba, 1130/1718’de İstanbul’un Üsküdar semtinde doğan Celvetî şeyhi, mutasavvıf ve tekke şairidir. Kaynakların çoğu ve kendi eserleri adını Mustafa Hâşim diye gösterir; Sicill-i Osmânî ile Hâtimetü’l-eş‘âr’daki Mehmed Hâşim kaydı ikincil bir ad varyantıdır. Şiirlerinde Hâşim, Hâşimî, Üsküdârî ve Bandırmalızâde mahlaslarını kullandı. “Bandırmalızâde” nisbesi kendi doğum yerine değil, ailesinin Bandırmalı oluşuna ve Üsküdar’daki tekkenin bu adla tanınmasına dayanır.

Ailesi ve Celvetî terbiyesi

Babası, Üsküdar İnâdiye’deki Bandırmalızâde Tekkesi’nin bânisi ve şeyhi Yûsuf Nizâmeddin Efendi’dir. Yûsuf Nizâmeddin, Celvetî usulünü hem babası Bandırmalı Şeyh Hâmid Efendi’den hem Hüdâyî Âsitânesi şeyhi Erzincanlı Mustafa Efendi’den aldı. Hâşim Baba bu çevrede çocukluğundan itibaren Celvetî âdâbı, zikir ve tekke hizmetleri içinde yetişti. Babasının diğer halifeleri arasında oğlu Küçük Hâmid Efendi ile damadı Dolayobalı Şeyh Veliyyüddin Efendi de bulunuyordu.

Bandırmalızâde Tekkesi postu

Yûsuf Nizâmeddin Efendi 1166/1752-53’te vefat ettiğinde büyük oğlu Küçük Hâmid Efendi Selâmi Ali Efendi Tekkesi’nde görevliydi. Bandırmalızâde Tekkesi’nin postuna Mustafa Hâşim Baba geçti. İnâdiye’de, tarihî Menzilhane Yokuşu diye bilinen bugünkü Gündoğumu Caddesi çevresindeki tekke onun irşad merkezi oldu. Kaynaklar tekkenin Hekimoğlu Ali Paşa, Şehlâ Ahmed Paşa ve Abdullah Paşa tarafından onarıldığını; Hâşim Baba devrinde Celvetîlik içindeki farklı yorumların odağına dönüştüğünü kaydeder.

Mısır ve Kaygusuz Abdal Tekkesi

Hâşim Baba yalnız aileden gelen Celvetî nispetiyle yetinmedi. Mısır’da bulunduğu sırada Kahire Kasrülayn çevresindeki Kaygusuz Abdal Bektaşî Tekkesi şeyhi Hasan Baba’ya intisap etti. Bu merkez, Osmanlı coğrafyasındaki en önemli Bektaşî tekkelerinden biriydi. Hâşim Baba’nın Bektaşîliği sonradan kurulmuş yüzeysel bir yakınlık değil, bir şeyhten el alma ve tekke çevresinde bulunma şeklinde kaynaklara yansıyan ikinci bir tarikat tecrübesidir.

Hacıbektaş ve dedebabalık meselesi

Kaygusuz Abdal Tekkesi’ndeki intisabın ardından Hacıbektaş pîr evine gitti ve yaklaşık dört yıl burada kaldı. Dimetokalı Seyyid Kara Ali Baba’nın postnişinliği sırasında bir müddet dedebabalık yaptığı veya bu makama vekâlet ettiği nakledilir. Fakat bu yetkinin kapsamı ve Bektaşî çevrelerince ne ölçüde kabul edildiği tartışmalıdır. Onu tartışmasız biçimde bütün Bektaşîliğin dedebabası ilan etmek kadar, Hacıbektaş yıllarını bütünüyle yok saymak da kaynakların verdiği çok katmanlı tabloyu bozar.

Celvetîlik, Bektaşîlik ve melâmet

Hâşim Baba’nın fikrî kimliği tek bir nispetle açıklanamaz. Celvetî terbiyesi onun zikir, sülûk ve şeyh-mürid dilinin temelini oluşturdu; Bektaşîlik on iki imam, Ehl-i beyt, Hacı Bektâş ve meydan erkânına dair kavramları güçlendirdi; melâmet ise görünüşe ve toplumsal kabule bağlanmayan iç arınma anlayışını belirledi. O, bu üç damarı aynı yorumda birleştirmeye çalıştı. Sonuçta Celvetî çevrelerinin bir bölümü onu fazla Bektaşî, Bektaşîlerin bir bölümü ise yeterince kendi erkânlarına bağlı bulmadı.

Hâşimiyye adının mahiyeti

Hâşimiyye, Hâşim Baba’nın sağlığında bütünüyle bağımsız yeni bir tarikat kurduğunu gösteren ad değildir. Vefatından sonra bağlıları onun Celvetiyye içindeki yorumuna Hâşimiyye adını verdi ve Bandırmalızâde Tekkesi bu kolun âsitânesi sayıldı. Halifesi Salacızâde Mustafa ile sonraki şeyhler bu hafızayı bir süre devam ettirdi. Bu nedenle Hâşim Baba “Celvetî-Hâşimî pîri” diye anılabilir; ancak Hâşimiyye’nin Celvetî kökünden kopuk, müstakil ve baştan kurulmuş bir tarikat gibi gösterilmesi doğru olmaz.

Dîvânı

Hâşim Baba’nın çeşitli kütüphanelerde yazma nüshaları bulunan Dîvânı kaside, muhammes, müseddes, gazel ve kıtalardan oluşur. Şiirler klasik mürettep divan sırasına tam uymaz. Hâşim, Hâşimî, Üsküdârî ve Bandırmalızâde mahlaslarıyla tevhid, ilâhî aşk, mürşide bağlılık, vahdet-i vücûd, Ehl-i beyt sevgisi ve melâmet üzerine yazar. Arapça ve Farsça terkiplerin, remizlerin ve cifr dilinin yoğunluğu şiirlerini sade tekke şiirinden ayırır; bazı parçalar doğrudan irşad metni, bazıları kavramsal ve sembolik manzumeler niteliğindedir.

Vâridât-ı Mensûre

Vâridât yahut Vâridât-ı Mensûre, Hâşim Baba’nın mensur düşünce dünyasını gösteren ana kaynaktır. On yedi bölüm çevresinde Rahmân sûresinin iki deniz âyeti, sâlikin rüyaları, kâmil mürşid gereği, şeriat ve tarikat, yaratılış mertebeleri, on iki imam, melâmet, insan-ı kâmil, Kadir gecesi, kıyamet, ilâhî aşk, ebced ve cifr yorumları ele alınır. Son bölümlerde mektup, nasihat ve kendi soy kütüğüne dair kayıtlar bulunur. Eser yalnız “gelecekten haber verme” metnine indirgenmemeli; tefsir, sülûk, kozmoloji ve otobiyografik hafıza katmanları birlikte okunmalıdır.

Ankā-yı Maşrık

Ankā-yı Maşrık, Muhyiddin İbnü’l-Arabî’nin Ankā-i Muğrib adlı eserine nazire olarak yazılan ve özellikle cifr, velâyet ve ilâhî-kevnî sırlar üzerinde duran risaledir. Hâşim Baba eserde Hacı Bektâş-ı Velî’den sıkça söz eder. Mevlânâ’yı “meczup” diye nitelemesi Mevlevî çevrelerinin tepkisini çekmiştir. Bu ifade onun bütün Mevlevî mirasını reddettiği anlamında genelleştirilmemeli; eserin polemik ve kavram bağlamı içinde değerlendirilmelidir.

Devriyye-i Ferşiyye

Devriyye-i Ferşiyye, Niyâzî-i Mısrî’nin Devriyye-i Arşiyye’sine zeyil olarak kaleme alınmış doksan dört beyitlik bir manzumedir ve Lisânü’l-gayb adıyla da anılır. Arşî yükseliş diline karşılık “ferş”, yaratılışın yeryüzü ve varlık mertebelerindeki açılımını düşündüren bir başlıktır. Süleymaniye Kütüphanesi’nde nüshaları bulunan metin, Hâşim Baba’nın Celvetî-Melâmî kavramlarını devir nazariyesiyle nasıl birleştirdiğini göstermesi bakımından önemlidir.

1197/1782-83’te vefatı

Bursalı Mehmed Tâhir’in verdiği “ilâ Rabbihi’l-Kerîm” tarih terkibi Hâşim Baba’nın vefatını 1197/1782-83 yılına yerleştirir; site kronolojisinde 1783 kullanılır. Cenazesi Hüdâyî Âsitânesi’ne getirildiğinde postnişin Büyük Rûşen Efendi tarafından içeri alınmadığı, namazının alt kapı önündeki musallâda kılındığı rivayet edilir. Bu hadise tarihî tarikat geriliminin hafızasıdır; tarafların niyetini kesin biçimde açıklayan bir mahkeme belgesi değildir.

Defni ve tekkenin sonraki durumu

Cenaze namazından sonra Hâşim Baba, babasının yaptırdığı Bandırmalızâde Tekkesi’nin bahçesine defnedildi. Tekke yıkılınca Yûsuf Nizâmeddin Efendi’nin naaşı Çiçekçi Camii hazîresine, Hâşim Baba’nın naaşı ise eski tekke arsasının güney ucuna nakledildi. Dolayısıyla Hüdâyî Dergâhı alt kapısı cenaze namazı hafızasının, Bandırmalızâde Tekkesi arsası ise asıl defin ve nakil hafızasının yeridir; iki mekân birbirine karıştırılmamalıdır.

Tasavvuf tarihindeki yeri

Hâşim Baba’nın önemi, birkaç tarikat adını yan yana taşımasından değil, XVIII. yüzyıl Üsküdar’ında aidiyet sınırlarının nasıl tartışıldığını eserleri ve hayatıyla görünür kılmasından gelir. Aileden devraldığı Celvetî postunu Bektaşî ve Melâmî kavramlarla yeniden yorumlaması, hem yaratıcı bir düşünce alanı hem ciddi kurumsal gerilim üretti. Dîvân, Vâridât, Ankā-yı Maşrık ve Devriyye-i Ferşiyye birlikte okunduğunda onun yalnız “tartışmalı şeyh” değil, kapsamlı ve özgün bir mutasavvıf müellif olduğu anlaşılır.

COĞRAFÎ HAFIZA15 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi15 nokta · 2 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

KİŞİLER AĞIBağlantılarını aç4 doğrudan bağlantıAğda gör →
YOL ATLASISilsiledeki yerini açÖnceki ve sonraki halkalarla birlikte

Menkıbeler

İlk 1 kayıt gösteriliyor

MENKIBE · GELENEK İÇİ

Hüdâyî Dergâhı alt kapısındaki cenaze

Cenazenin dergâha alınmayıp namazının alt kapı önündeki musallâda kılındığı, tarikat sınırı gerilimini taşıyan gelenek kaydıdır.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Namazdan sonra Hâşim Baba Cennet Efendi hazîresine değil Bandırmalızâde Tekkesi bahçesine defnedildi. Tekke yıkılınca naaşı eski arsanın güney ucuna nakledildi.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: H. Kâmil Yılmaz, ‘Hâşim Baba’ ve M. Baha Tanman, ‘Bandırmalızâde Tekkesi’, TDV İslâm Ansiklopedisi; Mehmet Ünal, TEİS Hâşim Baba maddesi; Mehmet Akif Yalçınkaya, Bandırmalızâde Hâşim Baba Dîvânı; Vâridât-ı Mensûre araştırmaları.

Eserleri ve metinleri

İlk 4 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Dîvân

Tevhid, aşk, mürşid, vahdet-i vücûd, Ehl-i beyt ve melâmet çevresindeki tasavvufî şiirlerini toplar.

Metni gösterMetni daralt

Kasidelerden kıtalara uzanan metinlerde Arapça-Farsça terkip ve remizlerin yoğunluğu dikkat çeker.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: H. Kâmil Yılmaz, ‘Hâşim Baba’ ve M. Baha Tanman, ‘Bandırmalızâde Tekkesi’, TDV İslâm Ansiklopedisi; Mehmet Ünal, TEİS Hâşim Baba maddesi; Mehmet Akif Yalçınkaya, Bandırmalızâde Hâşim Baba Dîvânı; Vâridât-ı Mensûre araştırmaları.
TARİHÎ KAYIT

Vâridât-ı Mensûre

On yedi bölümde tefsir, sülûk, rüya, insan-ı kâmil, melâmet, on iki imam, ebced ve cifr konularını işler.

Metni gösterMetni daralt

Metin yalnız cifr kitabı değildir; mensur düşünce külliyatı ve otobiyografik hafıza da taşır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: H. Kâmil Yılmaz, ‘Hâşim Baba’ ve M. Baha Tanman, ‘Bandırmalızâde Tekkesi’, TDV İslâm Ansiklopedisi; Mehmet Ünal, TEİS Hâşim Baba maddesi; Mehmet Akif Yalçınkaya, Bandırmalızâde Hâşim Baba Dîvânı; Vâridât-ı Mensûre araştırmaları.
TARİHÎ KAYIT

Ankā-yı Maşrık

İbnü’l-Arabî’nin Ankā-i Muğrib’ine nazire olan risale cifr, velâyet ve kevnî sırlar üzerinde durur.

Metni gösterMetni daralt

Hacı Bektâş’a sık atıf ve Mevlânâ hakkındaki tartışmalı niteleme eserin polemik bağlamında ele alınmıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: H. Kâmil Yılmaz, ‘Hâşim Baba’ ve M. Baha Tanman, ‘Bandırmalızâde Tekkesi’, TDV İslâm Ansiklopedisi; Mehmet Ünal, TEİS Hâşim Baba maddesi; Mehmet Akif Yalçınkaya, Bandırmalızâde Hâşim Baba Dîvânı; Vâridât-ı Mensûre araştırmaları.
TARİHÎ KAYIT

Devriyye-i Ferşiyye

Niyâzî-i Mısrî’nin Devriyye-i Arşiyye’sine yazılmış doksan dört beyitlik zeyildir.

Metni gösterMetni daralt

Lisânü’l-gayb adıyla da anılan metin Hâşim Baba’nın devir ve varlık mertebeleri anlayışını taşır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: H. Kâmil Yılmaz, ‘Hâşim Baba’ ve M. Baha Tanman, ‘Bandırmalızâde Tekkesi’, TDV İslâm Ansiklopedisi; Mehmet Ünal, TEİS Hâşim Baba maddesi; Mehmet Akif Yalçınkaya, Bandırmalızâde Hâşim Baba Dîvânı; Vâridât-ı Mensûre araştırmaları.

Kavram dünyası

İlk 6 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

İki koldan Hüdâyî'ye ulaşan silsile

Tarikat silsilesi biri baba tarafından, diğeri Hüdâyî Âsitânesi şeyhleri üzerinden olmak üzere iki koldan Celvetiyye pîri Aziz Mahmûd Hüdâyî'ye ulaşır.

Metni gösterMetni daralt

Hâşimiyye'nin silsilesi tek bir zincir değil, iki koldur. Birinci kol babası Yûsuf Nizâmeddin Efendi, dedesi Bandırmalı Hâmid Efendi, Tophaneli Şeyh Veliyyüddin Efendi ve Ehl-i Cennet Mehmed Fenâyî (ö. 1075/1664) üzerinden ilerler. İkinci kol ise Hüdâyî Âsitânesi şeyhi Mustafa Erzincânî, Devâtî Mustafa Efendi ve Muk‘ad Ahmed Efendi vasıtasıyla yürür. Her iki kol da Celvetiyye tarikatının pîri Aziz Mahmûd Hüdâyî'de (ö. 1038/1628) birleşir. Bu çift kol, Hâşim Baba'nın Celvetî cephesinin aile içi bir intikalden ibaret olmadığını, âsitâne çizgisiyle de bağlandığını gösterir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Hâşimîlerde zikir ve âyin usulü

Âyin salât-ı efdaliyye ile başlar, kelime-i tevhid ve "yâ Allah" zikrinin ardından "yâ Mevlâm" denilerek ayağa kalkılır; cumhur ilâhileri Hüdâyî'nin ya da Hâşim Baba'nın na'tlarından seçilir.

Metni gösterMetni daralt

Hâşimîler'de zikir ve âyine hep birlikte okunan salât-ı efdaliyye ile başlanır. Salât-ı efdaliyyeden sonra kelime-i tevhid zikrine geçilir; ardından "yâ Allah" çekilir ve "yâ Mevlâm" denilerek ayağa kalkılır. Bu esnada zâkirler cumhur ilâhisi okurlar; bu ilâhi bazan Hüdâyî'nin, bazan da Hâşim Baba'nın na'tlarından alınır. Çok defa "Hüdâyî'ye şefâat eğer zâhir eğer bâtın" sözleriyle başlayan ilâhi özel perdesinden daha ağır ve yürüyerek topluca seslendirilir; bazan da "Seng-i izzet budur Hâşim / Ki ceddindir Ebü'l-Kâsım" ilâhisi okunur. İlâhiler okunurken dervişler "ism-i hû" ile dem tutar; ilâhilerin sonunda şeyh yeni bir perdeden tekrar ism-i hûya geçer. İsm-i hû, namazda sağa sola selâm verir gibi baş sağa sola döndürülerek aralıklı ve tane tane icra edilir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

On üç dilimli tac ve kafesî destar

Hüdâyî Âsitânesi'nce kabul görmemelerine rağmen Bandırmalızâde Dergâhı şeyhleri Celvetî tacını ve Celvetî usulü destarı kullanmayı sürdürmüştür.

Metni gösterMetni daralt

Bandırmalızâde Dergâhı şeyhleri, Celvetiyye'nin merkez tekkesi ve pîr makamı olan Hüdâyî Âsitânesi'nce kabul görmemelerine rağmen on üç dilimli Celvetîlik tacını kullanmışlardır. Taçlarının dışına sardıkları destar da Celvetîler gibi, katları iniş ve çıkışta üst üste getirilerek sarılan "kafesî" ya da "cüneydî" tabir edilen biçimdeydi. Alâmetlerin bu ısrarlı korunuşu, Hâşim Baba çevresinin kendini merkezin dışında değil, Celvetiyye içinde konumlandırmayı sürdürdüğünü gösterir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

1826'da kapatılmayan dergâh

Yeniçeri Ocağı ile birlikte Bektaşî tekkeleri kapatılırken Bandırmalızâde Dergâhı kapatılmamış, oğlu kapatma toplantısına Celvetî şeyhi olarak çağrılmıştır.

Metni gösterMetni daralt

1826 yılında Yeniçeri Ocağı ile birlikte Bektaşî tekkeleri de kapatılırken Bandırmalızâde Dergâhı'nın kapatılmaması, kurumun devlet nezdindeki konumu hakkında açık bir işarettir. Üstelik bu tekkelerin kapatılmasıyla ilgili olarak Şeyhülislâm Kadızâde Mehmed Tâhir Efendi başkanlığında Topkapı Sarayı'nda yapılan toplantıya Hâşim Baba'nın oğlu Mehmed Galib Efendi Bandırmalızâde Dergâhı şeyhi olarak çağrılmıştır. Bu iki husus birlikte, Hâşim Baba mensuplarının resmen Celvetî olarak kabul edildiğini göstermektedir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Hâşimiyye'yi kayda geçiren ve geçmeyen kaynaklar

Torunu Ahmed Münib Efendi'nin Mir'âtü't-turuk'u Hâşimiyye'yi Celvetiyye'nin kolu olarak kaydederken Harîrîzâde böyle bir tarikattan hiç söz etmez.

Metni gösterMetni daralt

Hâşimiyye'nin tarikat literatürüne girmesi, Hâşim Baba'nın torunu Bandırmalızâde Ahmed Münib Efendi'nin Mir'âtü't-turuk adlı eserinde ona Celvetiyye'nin bir kolu olarak yer vermesiyle olmuştur. Buna karşılık Harîrîzâde, Celvetiyye'yi anlatırken kendisinin Hâşim Baba'ya ulaşan Celvetî silsilesini verdiği hâlde Hâşimiyye diye bir tarikattan bahsetmez; Hâşim Baba ve mensuplarının Bektaşîlik ve Melâmîlik'le ilgisi olup olmadığına da temas etmez. Cemalettin Server Revnakoğlu ise Hâşimiyye'nin Bektaşîlik'le ilgisini izâfî bir ilgi sayar, Hâşimîler'e Bektaşîlik icâzeti verilmesini teberrüken yapılmış bir işlem olarak görür ve Hâşimîler'in herhangi bir Bektaşî dergâhında şeyhlik yapmadıklarını, Bektaşîler'in de onların Bektaşîliğini kabul etmediğini söyler. Kaynaklar bu noktada birbiriyle tam örtüşmez.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Soy iddiası ve Ehl-i beyt vurgusu

Vâridât'ında Mervân'ı mel'un sayar, on iki imam anlayışını hissettirir, Hz. Ali'den "ceddim" diye söz eder; divanının sonunda soyunu Safiyyüddîn-i Erdebîlî vasıtasıyla Hz. Ali'ye bağlar.

Metni gösterMetni daralt

Eserlerinde Ehl-i beyt vurgusu belirgindir. Vâridât'ında Mervân'ı mel'un sayar, on iki imam anlayışını benimsediğini hissettirir ve Hz. Ali'den "ceddim" diye bahseder; divanının sonunda ise soyunun Safiyyüddîn-i Erdebîlî vasıtasıyla Hz. Ali'ye ulaştığını belirtir. Ayrıca soyunun Mûsâ el-Kâzım neslinden geldiği rivayeti de kaydedilmiştir; bu rivayetin onun Bektaşîlik tavrıyla ilgisi, kaynakta çözülmüş bir mesele olarak değil, incelenmeye değer bir konu olarak bırakılır. Aynı vurgu tarikatının âyininde de yankılanır: Hâşimîler'in okuduğu ilâhilerden biri "Seng-i izzet budur Hâşim / Ki ceddindir Ebü'l-Kâsım" mısralarıyla başlar.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

SONRAKİ HALKAAziz Mahmud HüdâyîCelvetiyye'nin pîridir (ö. 1038/1628); Hâşim Baba'nın silsilesi biri babası ve dedesi, diğeri Hüdâyî Âsitânesi şeyhi Mustafa Erzincânî üzerinden olmak üzere iki koldan ona ulaşır.AİLE / NESEPŞeyh Safiyyüddin-i ErdebîlîDivanının sonunda soyunun Safiyyüddîn-i Erdebîlî vasıtasıyla Hz. Ali'ye ulaştığını belirtir. Ayrıca soyunun Mûsâ el-Kâzım neslinden geldiği rivayeti de kaydedilmiştir.ETKİLEDİĞİMuhyiddin İbnü'l-Arabîİbnü'l-Arabî'ye ilgi duyan Hâşim Baba, onun Ankā'ü muğrib adlı eserini "Ankā-yı Mağrib" (batının ankası) şeklinde değerlendirip ona nazîre olarak Ankā-yı Meşrık'ı yazmıştır.ETKİLEDİĞİNiyâzî-i MısrîDoksan dört beyitlik Devriyye-i Ferşiyye'sini, Niyâzî-i Mısrî'nin Devriyye-i Arşiyye'sine zeyil olarak yazmıştır; manzume "Lisânü'l-gayb" diye de anılır.

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

İstanbul · TürkiyeBandırmalızâde TekkesiBabası Yûsuf Nizâmeddin Efendi'nin şeyhi olduğu tekkedir; büyük oğul Küçük Hâmid Efendi Selâmi Ali Efendi Tekkesi'nin meşihatını üstlendiğinden, babasının vefatından (1166/1752-53) sonra posta o geçti. Vefatından sonra tekke Hâşimiyye'nin âsitânesi ve pîr evi olarak faaliyet göstermiş, posta önce oğlu Şeyh Mehmed Galib Efendi, sonra onun neslinden gelen şeyhler oturmuştur. Tekkenin yerinde dedesi Hâmid Efendi'nin mütevazi bir evi bulunduğu ve dergâhın bu binanın genişletilip yeniden inşasıyla kurulduğu rivayet edilir. Çoğunluğu ahşap olan tekkenin fevkanî cami-tevhidhânesi sütunlara oturan bir çıkma ile genişletilmişti; harem ve selâmlığa ait odaları vardı. Türbenin bir dizi ahşap direkle ayrılmış kuzey kesiminde, etrafı demir parmaklıklarla kuşatılmış yüksek ahşap sandukası yer alıyordu; daha küçük sandukalar sonraki şeyhlere ve aile efradına aitti. Tekkenin yıkılmasından sonra Yûsuf Nizâmeddin Efendi'nin naaşı Üsküdar'da Çiçekçi Camii hazîresine, Hâşim Baba'nınki aynı arsanın güney ucuna nakledilmiştir. Avlusundaki kabri yol genişletilmesi sırasında kaldırılarak yerine parmaklıklı bir kabir yapılmış, üzerine yeni harflerle "Üsküdarlı Hâşim Baba" levhası asılmıştır. Şeyhi Hasan Baba'nın kabri de bu tekkenin avlusunda bulunmaktaydı.Kahire · MısırKaygusuz Abdal Bektaşî Tekkesi (Kasrülayn)Celvetî âdâb ve erkânını öğrenerek büyüdükten sonra Bektaşîliğe meyledip Mısır Kasrülayn'daki bu tekkenin şeyhi Hasan Baba'ya (ö. 1170/1756) intisap etti, ondan el aldı. Hasan Baba'nın kabrinin Bandırmalızâde Tekkesi'nin avlusunda bulunmasına bakılırsa bu yakınlığın ileri derecede olduğu anlaşılır.İstanbul · TürkiyeÇiçekçi Camii HazîresiTekkenin yıkılmasından sonra naaşının nakledildiği yer. Babası Yûsuf Nizâmeddin Efendi'nin naaşı Çiçekçi Camii hazîresine, Hâşim Baba'nınki ise aynı arsanın güney ucuna taşınmıştır. Daha önce Bandırmalızâde Tekkesi türbesinin kuzey kesiminde, etrafı basit demir parmaklıklarla kuşatılmış yüksek ahşap sandukası bulunuyordu.Hacıbektaş · TürkiyeBektaşî Âsitânesi (Pîr Evi)Bektaşîlik muhabbetiyle Hacıbektaş'taki bu âsitâneye gidip dört yıl kadar orada ikamet etti; Dimetokalı Seyyid Kara Ali Baba'nın postnişinliği zamanında bir ara dedebabalık yaptıysa da Bektaşîler'in bir kısmı onun şeyhliğine karşı çıkmıştır. Bir müddet de İstanbul'da Bektaşîler'in temsilcisi olmuştur.Kahire · MısırKaygusuz Abdal Tekkesi (Kasrülayn)Mısır'da bulunduğu sırada şeyhi Hasan Baba'dan Bektaşîlik el aldığı Kahire'deki meşhur tekke. İlişkili kişi dosyası Şeyh Mustafa Hâşim Efendi (Hâşim Baba) : Bu kayıt Bandırmalızâde Mustafa Hâşim Baba ana dosyasıyla birleştirildi.Hacıbektaş · TürkiyeHacıbektaş Pîr EviDört yıl süreyle dedebabalık yaptığı belirtilen Bektaşî pîr evi. İlişkili kişi dosyası Şeyh Mustafa Hâşim Efendi (Hâşim Baba) : Bu kayıt Bandırmalızâde Mustafa Hâşim Baba ana dosyasıyla birleştirildi.İstanbul · TürkiyeHâşim Baba KabriTekkesinin avlusundaki kabri yol genişletilmesi sırasında kaldırılmış, yerine parmaklıklı bir kabir yapılıp üzerine yeni harflerle "Üsküdarlı Hâşim Baba" levhası asılmıştır. Tekkenin yıkılmasından sonra naaşının aynı arsanın güney ucuna nakledildiği kaydedilir; babası Yûsuf Nizâmeddin Efendi'nin naaşı ise Çiçekçi Camii hazîresine taşınmıştır.Kahire · MısırKaygusuz Abdal Bektaşî TekkesiMısır Kasrülayn'da bulunan Bektaşî tekkesi. Hâşim Baba, Celvetî terbiyesiyle yetiştikten sonra Bektaşîliğe meyledip bu tekkenin şeyhi Hasan Baba'ya (ö. 1170/1756) intisap etmiştir. İlişkili kişi dosyası Şeyh Mustafa Hâşim Efendi (Hâşim Baba) : Bu kayıt Bandırmalızâde Mustafa Hâşim Baba ana dosyasıyla birleştirildi.Hacıbektaş · TürkiyeHacıbektaş Bektaşî ÂsitânesiBektaşîliğin pîr evi. Hâşim Baba Bektaşîlik muhabbetiyle buraya gidip dört yıl kadar ikamet etmiş, Dimetokalı Seyyid Kara Ali Baba'nın postnişinliği sırasında bir ara dedebabalık yapmıştır. İlişkili kişi dosyası Şeyh Mustafa Hâşim Efendi (Hâşim Baba) : Bu kayıt Bandırmalızâde Mustafa Hâşim Baba ana dosyasıyla birleştirildi.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]H. Kâmil Yılmaz, ‘Hâşim Baba’ ve M. Baha Tanman, ‘Bandırmalızâde Tekkesi’, TDV İslâm Ansiklopedisi; Mehmet Ünal, TEİS Hâşim Baba maddesi; Mehmet Akif Yalçınkaya, Bandırmalızâde Hâşim Baba Dîvânı; Vâridât-ı Mensûre araştırmaları
  2. [2]Kişi dosyasının kaynakları — Bandırmalızâde Mustafa Hâşim Baba
Ortak kaynak kataloğunu aç →