Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

60 sonuç · “Hareket

01
İlişkili kol

Mürîdiyye

Ahmedü Bamba'nın Senegal'de Kādirî evrâd mirasından hareketle kurduğu; 1893'te müstakil adını açıkladığı ve Tûbâ merkezinde kurumlaşan yol.

02
İlişkili yol

Senûsiyye

Muhammed b. Ali es-Senûsî'nin çoklu tasavvuf icazetlerini sünnete bağlılık, eğitim, üretim ve Sahra zâviye ağı içinde birleştirdiği Kuzey Afrika irşad ve toplumsal dayanışma hareketi.

03
Şahsiyet

Abdüllatîf el-Câmî

Abdüllatîf el-Câmî (ö. 1555-56), Semerkant ve Buhara’dan İstanbul, Halep ve Hicaz’a uzanan seyahatleri; Kanûnî’ye Kübrevî zikir telkini ve Hazînî’ye verdiği nispetle XVI. yüzyılın hareketli irşad ağını temsil eder.

04
Şahsiyet

Çapkun Dede (Şeyh Sâlih)

Şeyh Sâlih, kaynakların “Meczûb-ı İlâhî Çapkun Dede” başlığıyla andığı; süratli hareketleri sebebiyle bu lakabı taşıyan, vaktini ilim tahsiline ayırmış ve çevresinde güven telkin etmiş bir derviştir. Cemâziyelevvel 1112/Ekim-Kasım 1700’de vefat etmiştir.

05
Şahsiyet

Hamdûn el-Kassâr

Hamdûn el-Kassâr (ö. III./IX. yüzyıl sonu, Nîşâbur); Melâmetiyye akımının ilk temsilcisi . Fıkıh ve hadiste yüksek dereceye ulaştıktan sonra tasavvufa yönelmiş, şekilciliğe karşı çıkan bir hareketin öncüsü olmuştur.

06
Şahsiyet

Hamza Bâlî Bosnevi

Hamza Bâlî Bosnevi (ö. 969/1562), Hüsâmeddin-i Ankaravî'nin halifesi; Bosna'da geniş bir bağlı çevre oluşturmuş ve İstanbul Tahtakale'de idam edilmesinin ardından Hamzaviyye adıyla anılan tarihî hareketin merkez şahsiyetidir.

07
Şahsiyet

İsmâil Hakkı Bursevî

İsmâil Hakkı Bursevî (1063/1653 – 1137/1725), Atpazarî Osman Fazlı'nın halifesi; Üsküp, Bursa, Şam ve Üsküdar arasında geçen hareketli bir irşad hayatı, yüzü aşkın eseri ve Rûhu'l-beyân tefsiriyle Celvetî geleneğinin en velûd siması.

08
Şahsiyet

Kādızâde Mehmed Efendi el-Balıkesrî

Kādızâde Mehmed Efendi (ö. 1045/1635-36), Balıkesir doğumlu; İstanbul'un büyük camilerinde ders ve vaaz veren, tasavvuf pratiklerine yönelik eleştirileriyle tartışma doğuran vaizdir.

09
Şahsiyet

Muhammed el-Mehdî es-Senûsî

Posta geçiş Kurucunun oğlu Muhammed el-Mehdî 1844'te doğdu. Babası 1859'da vefat ettiğinde genç yaşta postun başına geçti; kardeşi Muhammed Şerîf ve aile ileri gelenleriyle ortak hareket etti. Câğbûb dönemi Zâviye ve eğitim sistemini büyüttü; Sahra kervan yolları, kabileler ve Orta Afrika arasında güçlü haberleşme ve irşad ağı kurdu. Kufra'ya taşınma İngiliz

10
Şahsiyet

Sa‘deddin Muhammed el-Cebâvî

Doğumu ve ailesi Erken Sa‘dî kaynaklarına göre 460/1068'de Mekke'de doğdu. Baba tarafından İdrîsî-Hasenî, anne tarafından Kâbe hizmetindeki Şeybî aileye bağlanan nesep kaydı gelenek ve aile kaynaklarında korunur. Tasavvufî eğitim Kaynaklar gençlik dönemini sert ve hareketli bir hayatla, ardından Hz. Peygamber'in mânevî uyarısıyla dönüş anlatısı içinde aktarı

11
Şahsiyet

Şeyh Danyal Âcizî

Şeyh Danyal Âcizî, Âcizî Baba’nın oğlu; Yakova’daki Sa‘dî tekkesinden hareketle Âciziyye irşad çevresini Tepedelen, Berat ve Avlonya’ya taşıyan Balkan şeyhidir.

12
Şahsiyet

Üstüvânî Mehmed Efendi

Üstüvânî Mehmed Efendi (17 Muharrem 1017 / 3 Mayıs 1608, Şam – 16 Muharrem 1072 / 11 Eylül 1661, Şam); Osmanlı âlimi ve vâiz. Kadızâdeli hareketinin Kadızâde Mehmed Efendi'den sonraki ikinci önemli lideridir.

13
Şahsiyet

Vânî Mehmed Efendi

Vânî Seyyid Mehmed Efendi (Van, Hoşab – 1096/1685, Kestel); hünkâr şeyhi ve Yeni Cami'nin ilk kürsü vâizi. IV. Mehmed'in hocası; Kadızâdeli hareketinin son ve en nüfuzlu temsilcisidir. Viyana bozgunundan sonra sürgüne gönderilmiştir. Vaniköy adı ondan gelir.

14
Sözlük

Devrân zikri

Toplu zikir sırasında meydanda dairevî hareketle icra edilen Halvetî zikir biçimi; uygulama ve musikisi dönem ve dergâha göre değişmiştir.

15
Sözlük

Celvetî devrânı

Celvetî tarihinde farklı yorumlanan zikir hareketi. Erken metinler sükûnu ve sınırlı hareketi öne çıkarırken bazı sonraki çevrelerde devrân görülmüştür.

16
Sözlük

Âbaü'l-ahval

(آباء الاحوال) Hal babaları. tas. a Sahip oldukları hallere hâkim olan, hal sahibi olduklarını başkalarına hissettirmeyen, halin tesiriyle dengelerini, doğal ve her zamanki davranışlarını değiştirmeyen salikler. b Cezbe ve şevk gibi hallere mağlup ve mahküm olup kendilerinden geçen ve dengelerini kaybeden sâliklere ebnâü'-ahval (hal çocukları) denir. Bunlar sekr ve cezbe halindeyken şer'i hükümlere uymayan sözler söyleyebilir, fıkıh ölçülerine göre caiz olmayan işler yapabilir; fakat bu türden beyan ve davranışlardan sorumlu olmazlar. Zira hal sebebiyle bilinç ve iradelerini ya kısmen ya da tamamen yitirmişlerdir. Bu zümrenin en iyi örneği meczuplar ve behlüllerdir. Dini his ve heyecanların etkisiyle olağan olmayan biçimde konuşan ve hareket eden her sâlik ebndülahval'dendir. Âbaü'l-ahval temkin, ebndü'l-ahval telvin sahibidir. Temkin, telvinden üstündür. Hallâc, “Peygamberler haller üzerinde tam olarak hâkimiyet kurmuşlardır; bu hallerde diledikleri gibi tasarruf ederler. Diğerlerine ise haller musallat kılınmıştır. Onlar üzerinde haller tasarruf eder, oysa haller nebilerin yönetimi ve etkisi altındadır” der. Bkz. Temkin, Telvin. Abd—Abdiyet i. ar. (4 (عبد - عبد 1. Kul, köle, bende. 2. tas. Hakk'a kul olduğu için başkasına kul olmayan. Hz. Peygamber'in en yüce makamı, insanoğlunun sahip olduğu manevi mertebelerin en yükseği abdiyettir (kulluk). Kelime-i sehadette,

17
Sözlük

Âdâb

İ) t. Edep Uyulması gereken görgü kuralları, göz önünde tutulması gerekli olan esaslar, izlenmesi gereken yol yordam. En iyi hal ve hareketler, ölçülü davranışlar, kişiler arasındaki iyi ilişkileri düzenleyen esaslar. tas. Süfilerin uydukları ve uyguladıkları kurallara adab-ı sofiyye, tarikat ehlinin gözettiği ve dikkate aldığı kurallara adab-ı tarikat veya adap ve erkân denir. Tasavvufta zamana, mekâna, muhataba, hale ve makama göre birtakım edepler vardır. Tasavvufi toplantılarda bulunanların uymaları gereken adap ve usüle adab-ı sohbet, adab-ı işret ve sohbet, şeyhin dikkate alması gereken esaslara adab-ı şeyh, müridin tabi olması gerekli olan esaslara da adab-ı mürit denir. Bu esaslara uymak amaca ulaşmayı sağladığından “usüle uymayan vusülden mahrum kalır” denilmiş ve terk-i edep edepsizlik sayılmıştır. İbn Atâ, “Salihlerin adabını uygulayan hürmet, evliyanın adabını uygulayan Allah’a yakınlık, sıddıkların adabını uygulayan temaşa, peygamberlerin adabını uygulayan üns ve inbisât makamına yaraşır hale gelir” demiştir. Tasavvufta kişinin nefsine uygulayacağı adaba adab-ı nefs denir. sülûkün her aşamasında gözetilmesi gereken belli bir adap vardır. Süfiler biri zahiri (şer'i) diğeri bâtıni olmak üzere iki türlü adaptan bahsederler. Zahiri ve şer'i adap tasavvufun temelidir. Bâtıni adap tefekkür. ve gönül halleriyle ilgilidir. Küçüklere evlat şefkati, büyüklere baba hürmeti ve akrana kardeşlik sevgisi göstermek tasavvufun genel adabının temelidir ( 415 437). Bkz. Usül, Asl- Fer, Edep, Erkan, Adab-ı tarikat.

18
Sözlük

Âkil

Akıllı, ölçülü ve düşünerek hareket eden kimse. Tasavvuf ahlâkında âkil kişi geçici dünya arzularının tuzağına düşmeyen, sözünü ölçülü söyleyen ve âhiret yurdunu gözetendir. Emaneti, doğruluğu, iyi dostluğu ve sırrı korumak âkilin alametleri arasında sayılır. Buradaki akıl yalnız zihnî yetenek değil, davranışı hikmet ve sorumlulukla düzenleyen idraktir.

19
Sözlük

Amel

ع A'mâlı. Fiil, iş, eylem, hareket, davranış. 2. tas. Şeriat ve tarikat gereği olarak yapılan her işe ve tâate amel denir. Amel dini, ahlaki ve ruhi fillerin hepsini kapsar. Bildiğini uygulama alanına koyana âmil, koymayana amelsiz denir. Bkz. A'mal. Yok bende bir amel sana şayeste âh eğer A'malıma göre vere adlin cezâ bana Fuzüli

20
Sözlük

Ayin

Merasim, tören, âdet, usül, nizam; şekil, kanun, kaide. tas a Tarikat ehlinin kendi aralarında belli bir usül ve düzene göre topluca icra ettikleri zikir, dini merasim, semâ. b Bütün din mensuplarının, Mecusilerin, Yahudilerin ve özellikle Hıristiyanların ibadethanelerde icra ettikleri toplu dini törenler, ibadetler. Fakihler, müftüler, kadılar ve muhaddisler, ayin deyiminden de, bu deyimin delalet ettiği hal ve hareketten, yani dini merasimden de rahatsızlık duymuşlar, bu yüzden ayinlerle ilgili vakıfların şer'i mahkemelerde sicile geçirilmeleri bahis konusu olunca “Ayin yapma” deyimini kullanmaktan kaçınmışlar ve onun yerine “icra-i zikrullah” deyimini kullanmayı tercih etmişlerdir. Ayine-i cemal/Ayine-i hüsn Güzellik aynası ve sıfatların zuhur ve tecelli mertebe- Ls Ayine-i dil Gönül aynası. Hakk'ın tecelli ve nazar ettiği yer. Ayine-i vücut Varlık aynası; gönül, bütün âlem, kâinat (sr). Ayin-han Ayin okuyan. Mevlevilikte semâ esnasında, bestelenmiş şiirleri (ayin) okuyan kişiye verilen ad.

21
Sözlük

Âyin-i cem

İ) Cem veya Cemşid ayini. Efsaneye göre şarabın mucidi olan eski Iran hükümdarlarından Cem veya Cemşid adına yapılan tören. tas. Bektaşiler'in ve Alevi zümrelerin çeşitli vesilelerle düzenledikleri müzikli ve içki- Ayin-i serif li toplantı. Alevilerde, kadınlar da bu ayinlere katılır. Ayin-i ehlullah (ae! يين D Ayin-i tarikat, evliya ayini. Şeyh veya halifesi tarafindan yönetilen, mürit ve dervişlerin katılımıyla yapılan tarikat ayinleri. Evliyanın sireti, gidişat, hareket ve ibadet tarzı, meşrebi ve zihniyeti. Bütün tarikatlerde belli ayinler ve dini törenler, başka bir deyimle vecd yoluyla Allah’a yaklaşmak için yapılan belli hareketler vardır. Bu ayine Mevleviler semâ veya mukabele, Kadiriler devran, Rifailer ve Sadiler zikr-i kıyam, Celvetiler nısf kıyam, Halvetiler darb-ı esma, Şazeliler hadra ve Nakşbendiler hatm-ı hâcegân ismini verirler. Bu ayinler tekkelerde, zaviyelerde, mescitlerde ve evlerde icra edilir. Birkaç tarikat hariç bütün tarikat ayinlerinde besteli şiirler ve ilahiler, bazı tarikatlerde ise buna ek olarak ney ve kudüm gibi musiki âletlerini çalmak esastır. Bkz. Deveran.

22
Sözlük

Bâtıniye

Bâtına ve iç yoruma ağırlık veren zümreler için farklı dönemlerde kullanılan genel ad. Kelime tek ve değişmez bir topluluğu göstermediği için bağlamına dikkat edilmelidir. Tasavvuf literatüründeki kullanım Bazı tasavvuf kaynaklarında şeriatın dış hükümlerini önemsiz sayıp yalnız iç mânayı esas aldığını ileri süren çevreler eleştirel biçimde Bâtıniye veya ehl-i bâtın diye adlandırılır. Bu kullanım, tarihî İsmâilî-Bâtınî hareketlerle her zaman aynı anlamı taşımaz. Kalenderî, rind veya Melâmî çevrelerin tamamını bu kategoriye sokmak doğru değildir; kaynaklardaki polemik dili ile tarihî topluluk kimlikleri birbirinden ayrılmalıdır.

23
Sözlük

Behlül

ل) 414) Bühlül veya Pehlül. s. ar. Saf, güleç (dahhâk), safderun, budala, 2. tas. Meczup, mecnun, ehl-i cezbe. Behlüller tam zamanında söyledikleri vecize ve hikmetlerle insanları uyardıkları gibi anlamlı hal ve hareketleriyle de onlara ders verirler. Bunların en tanınmışı Behlül Dânâ'dır. Bunlara ukalâ-i mecânin de (akıllı deliler) denir, Bkz. Meczup, Mecnun. Beka—Fena ) (بقا '- فنا 1. Kalıcı ve geçici olma. 2. tas. a Kötü huyların davranışla rın yok olması fena, yerlerini güzel huyların ve iyi davranışların alması bekadır (tahalluk bi-ahlakillah). b Kulun kendi (nefsani) sıfat ve niteliklerinden sıyrılıp çıkmasına fena, Allah'ın sıfat ve nitelikleriyle süslenmesine beka denir (ittisaf bievsafillah). c İnsanın kendisini, etrafındaki halkı ve €şyayı görmemesi bekadır. d İnsanın, fena halinde olduğunu da bilmemesi ‘fenadan fena'dır (fena ender fena) Sâlik önce kendisinden fani oluyor, sonra Hakk'ı gördüğü için Hakk'ın sıfatından fani oluyor, sonra Hakk'ın varlığında tamamıyla yok olduğu için fenasını görme halinden de fani oluyor. Insan kötü fiil, hal ve vasıflarda baki ise bu sefer de iyi fiil, huy ve vasıflardan fanidir Bu anlamda beka, yani çirkin olanda baki olma kötü olduğu gibi, güzel olandan fani olma da kötüdür. Kötü olandan fani, iyi olanda baki olmak suretiyle tasavvuf yoluna girilir. Nefsinden fani olan Hak'la baki olduğu gibi Allah'ta fani olan da Allah'la baki olur. Allah'ta fani olma haline fena fillah, Allah'ta baki olma haline beka billah denir. Bu halde bulunanlar fani fillah, baki billah denir ( SL 284, 417). Bkz. Fena Kalıcı ve geçici olma. 2. tas. a Kötü huyların davranışla rın yok olması fena, yerlerini güzel huyların ve iyi davranışların alması bekadır (tahalluk bi-ahlakillah). b Kulun kendi (nefsani) sıfat ve niteliklerinden sıyrılıp çıkmasına fena, Allah'ın sıfat ve nitelikleriyle süslenmesine beka denir (ittisaf bievsafillah). c İnsanın kendisini, etrafındaki halkı ve €şyayı görmemesi bekadır. d İnsanın, fena halinde olduğunu da bilmemesi ‘fenadan fena'dır (fena ender fena) Sâlik önce kendisinden fani oluyor, sonra Hakk'ı gördüğü için Hakk'ın sıfatından fani oluyor, sonra Hakk'ın varlığında tamamıyla yok olduğu için fenasını görme halinden de fani oluyor. Insan kötü fiil, hal ve vasıflarda baki ise bu sefer de iyi fiil, huy ve vasıflardan fanidir Bu anlamda beka, yani çirkin olanda baki olma kötü olduğu gibi, güzel olandan fani olma da kötüdür. Kötü olandan fani, iyi olanda baki olmak suretiyle tasavvuf yoluna girilir. Nefsinden fani olan Hak'la baki olduğu gibi Allah'ta fani olan da Allah'la baki olur. Allah'ta fani olma haline fena fillah, Allah'ta baki olma haline beka billah denir. Bu halde bulunanlar fani fillah, baki billah denir ( SL 284, 417). Bkz. Fena

24
Sözlük

Bu'd

Uzaklık, ırak olma, tas, Kulun Allah'ın emir ve yasaklarına uymaması hali. Tevfik ve tahkikten uzak kalması, nefsin sıfatları ve bedenin hazları ile bağlı olması. Insan Hak'tan uzak kaldığı ölçüde halka, halktan uzak kaldığı ölçüde Hakk'a yakın olur. Allah'tan uzak kalanlara bâit denir (KR, 213; SL 84; KTA 107). Bkz. Kurb, Dar. Vasil olmaz kimse Hakk'a cümleden dür olmadan Kenz açılmaz şol gönülden tâ ki pür-nür olmadan Şems-i Sivasi Bu da geçer ya Hü (in niz güzered yâ Ha) Teselli bulmak için müsibet zamanında söylenir. Buk'a i ar. (بقعه) Yer, mekân, belde, diyar. tas. Türbe, yatır. Bu yerde kabul olur dualar Bu buk'ada bahş olur âtâlar Evliya burcu demiş zira ki hâk-i eşrefi Buk'a buk'a evliyâu'llâha olmuş mezâr Fuzüli Buk'a-ı mübareke Mübarek yer, ziyaret yerleri, türbeler (sav), Bulmak Vecd. Bkz. Bilmek.

25
Sözlük

Base

(«- (بو Öpme, Öpücük. tas. a Bâtında feyz ve cezbe, b Alınan müjde sonunda hasıl olan haz. c Bilgi ve uygulama, anlama ve anlatma yönünden sözün keyfiyetini kabul etme yeteneği. d Ruhun vasıtasız aldığı zevk,

26
Mekân

Otman Baba Türbesi ve Zâviyesi

Varna · Bulgaristan · Kışlarını geçirdiği zâviyesi buradaydı; türbesi 1506'da yapıldı. Demir Baba'nın abdalları burayı sık sık ziyaret etmiş, ziyaretin en büyük kerem olduğunu söylemişlerdir. İlişkili kişi dosyası Otman Baba : Otman Baba, Hüsam Şah (780/1378-79–8 Receb 883/5 Ekim 1478), Anadolu’dan Rumeli’ye uzanan hareketli irşadı, yörük-abdal çevresi ve Küçük Abdal’ın Vilâyetnâme’sinde korunan hatırasıyla Balkan tasavvuf tarihinin başlıca Kalenderî şahsiyetidir.

27
Mekân

Kâsân

Fergana vadisi · Özbekistan · Fergānî'nin doğduğu, Mâverâünnehir'in Fergana vadisindeki şehir; Kâsânî nisbesi buradan gelir. Hayatı ve ailesi hakkında yeterli bilgi yoktur; Zehebî'nin “öldüğünde yetmiş yaşlarındaydı” kaydından hareketle 620 (1223) yılı civarında doğduğu söylenebilir. Tarihî şehrin bugünkü karşılığı kesinleştirilmediğinden koordinat verilmemiştir.

28
Mekân

Medîne-i Münevvere

Medine · Suudi Arabistan · Harb-i Umûmî sırasında Filistin cephesine hareket eden Mevlevî mücahidleri arasında mümtaz sınıfın başında olarak Şam üzerinden geldiği ve Ravza-i Mutahhara’da bulunup na‘tini yazdığı şehir. İlişkili kişi dosyası Ahmed Remzî Akyürek : Ahmed Remzî Akyürek (1872–1944), Kayseri'de yetişip Kütahya, Kastamonu, Halep ve Üsküdar Mevlevîhânelerinde hizmet eden; Mesnevî öğretimi, üç dilde şiiri, tercümeleri ve kütüphaneciliğiyle son dönem Mevlevî kültürünü taşıyan başlıca şahsiyetlerdendir.

29
Mekân

Feyziyye-i Cedîde Medresesi

İstanbul, Horhor · Türkiye · Adı iki defa müderrisler listesinden çıkarıldıktan sonra 1115'te (1703) Horhor civarında kendi inşa ettirdiği medrese. Önce hareket-i dâhil, ardından mûsıle-i Sahn derecesiyle buraya müderris oldu. İlişkili kişi dosyası Osmânzâde Ahmed Tâib Efendi : Osmânzâde Ahmed Tâib Efendi (ö. 1724), Osmanlı tarih ve biyografi yazıcılığına eserler veren; Arapça, Farsça ve Türkçe şiir söyleyen âlimdir.

30
Mekân

Mehmed Paşa Medresesi

İznik · Türkiye · 1133 Şâban'ının 23. günü Osman Paşa Hocası Ömer Efendi'nin yerine, dâhil hareket-i misliyyesi itibarıyla İznik kasabasındaki bu medreseye nakledildi; kadılığa geçmeden önceki son müderrisliğidir. İlişkili kişi dosyası Dâvudzâde Ahmed Efendi : Dâvudzâde Ahmed Efendi (ö. 18 Zilhicce 1135/1723), ulemâ ailesinden gelerek İstanbul ve İznik medreselerinde yükselen, Trablusşam kadılığına tayin edildikten kısa süre sonra orada vefat eden Osmanlı âlimidir.

31
Mekân

Edirne Zâviyesi

Edirne · Türkiye · Varna ile birlikte kışları geçirdiği iki zâviyeden biri. İlişkili kişi dosyası Otman Baba : Otman Baba, Hüsam Şah (780/1378-79–8 Receb 883/5 Ekim 1478), Anadolu’dan Rumeli’ye uzanan hareketli irşadı, yörük-abdal çevresi ve Küçük Abdal’ın Vilâyetnâme’sinde korunan hatırasıyla Balkan tasavvuf tarihinin başlıca Kalenderî şahsiyetidir.

32
Mekân

M'Backé

Mbacké · Senegal · Büyük dedesi Mame Maram'ın 1772'ye doğru Baol'da kurduğu ve kendisinin doğduğu köy; Maba Diakhu'nun cihad hareketi sırasında, o dokuz yaşındayken yıkılmıştır. İlişkili kişi dosyası Ahmedü Bamba : Ahmedü Bamba (1850–19 Temmuz 1927), Kādirî terbiyesi üzerinde Senegal Mürîdiyyesini kuran; ilim, zikir, hizmet ve üretimi dara sistemi içinde birleştiren Tûbâ merkezli irşadın pîridir.

33
Mekân

Maratta (Galmi yakını)

Galmi · Nijer · 29 Safer 1168'de (15 Aralık 1754) doğduğu, Hevsâ'nın kuzeyindeki Galmi şehri yakınlarındaki köy. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Osman b. Fûdî : Osman b. Fûdî (1754–1817), Batı Afrika’da eğitim ve ıslah hareketi yürüten Kādirî âlim ve sûfî; Sokoto Halifeliği’nin kurucusudur.

34
Mekân

Molla Fenârî Medresesi

Bursa · Türkiye · 1128 Ramazan'ının 5. günü Menteşzâde Mehmed Efendi'nin yerine, dâhil hareket-i misliyyesi itibarıyla bu Bursa medresesine nakledildi. İlişkili kişi dosyası Dıhkî Mustafa Efendi : Bursalı Dıhkî Mustafa Efendi (ö. Zilhicce 1135/Eylül-Ekim 1723), Bâdincânî Mehmed Efendi’den mülâzemet alarak Bursa’daki Köpüklü, Esediyye, Sarrâfiyye ve Molla Fenârî medreseleriyle İnegöl İshak Paşa Medresesi’nde görev yapan Osmanlı âlimidir.

35
Mekân

Manisa (Fâtih ile görüşme)

Manisa · Türkiye · Fâtih Sultan Mehmed ile o daha şehzadeyken burada görüştü. İlişkili kişi dosyası Otman Baba : Otman Baba, Hüsam Şah (780/1378-79–8 Receb 883/5 Ekim 1478), Anadolu’dan Rumeli’ye uzanan hareketli irşadı, yörük-abdal çevresi ve Küçük Abdal’ın Vilâyetnâme’sinde korunan hatırasıyla Balkan tasavvuf tarihinin başlıca Kalenderî şahsiyetidir.

36
Mekân

Ayasofya-i Kebîr Medresesi

İstanbul · Türkiye · 1122 Cemâziyelâhir'inin 26. günü es-Seyyid Mutahhar Efendi'den boşalan yere, hareket itibarıyla bu medreseye tayin edildi. İlişkili kişi dosyası Atâzâde Ahmed Efendi : Atâzâde Ahmed Efendi (ö. 13 Rebîülâhir 1136/Ocak 1724), Atâullah Efendi’nin oğlu; 1686’da mülâzemet alıp Kadızâde, Ayasofya, İbrâhim Paşa, Kürkçübaşı, Sahn-ı Semân ve Pîrî Paşa medreselerinde ders veren Osmanlı âlimidir.

37
Mekân

Aziz Mahmud Hüdâyî Âsitânesi

İstanbul · Türkiye · Celvetiyye’nin merkez tekkesi Aziz Mahmud Hüdâyî’nin 997-1003 (1589-1595) yılları arasında kurduğu külliye, Celvetiyye’nin âsitânesi ve pîr evidir. Kaynaklarda Hüdâyî Mahmud Efendi Âsitânesi, Hankāh-ı Celvetî ve Aziz Mahmud Hüdâyî Efendi Dergâhı gibi farklı adlarla anılır. İlk yapı programı Hüdâyî’nin 1589’da satın aldığı arsada başlayan ilk tekke, 1595’te tamamlandı; tevhidhâne 1598-99’da minber eklenerek camiye çevrildi. Derviş hücreleri, aşhane-imaret, taamhâne, meşrutahâneler, çeşmeler ve Hüdâyî’nin türbesi merkez çevresinde gelişti. Geniş vakıf ağı, kalabalık derviş topluluğunun barınma ve iaşesini destekliyordu. Yangın ve ikinci inşa 1850 Üsküdar yangınında türbe dışındaki yapıların büyük bölümü ortadan kalktı. Sultan Abdülmecid 1855-56’da külliyeyi, önceki yerleşim düzenini büyük ölçüde koruyarak yeniden yaptırdı; cami-tevhidhâneye hünkâr mahfili ve arsaya sıbyan mektebi eklendi. Lutfi Bey’in 1899-1900 tarihli kütüphane ve türbe yapısı da geç Osmanlı katmanını temsil eder. İrşad ve şehir hafızası Âsitâne yalnız Hüdâyî’nin kabri çevresindeki ziyaret hareketinin değil, Celvetî post silsilesinin, halife ağının, imaret hizmetinin ve Üsküdar’daki tasavvuf coğrafyasının merkezidir. Yakındaki Fenâî Ali Efendi Türbesi, Kapıcı Tekkesi ve Küçükçamlıca Çilehânesi bu geniş irşad çevresinin bağlantılı duraklarıdır. 1921: türbe müstahfızlığı için tevcih 1921 tarihli kayıtta, Üsküdar’daki Aziz Mahmud Hüdâyî Hankahı’nda türbe müstahfızı İsmâil Bedreddin Efendi’nin vefatı üzerine görevin kardeşi Hüseyin Haydar Efendi’ye tevcihi yer alır. Bu, türbe hizmetinin devamına ilişkin idarî kayıttır.

38
Makale

Şâbân-ı Velî: Hayatı ve Kastamonu'daki İrşadı

İhtilaflı doğum kayıtlarından 1569'daki vefatına uzanan kaynaklı biyografi üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.

39
Makale

Halvetiyye'den Şâbâniyye'ye Silsile

Şirvan, Erzincan, İstanbul, Bolu ve Kastamonu arasında ilerleyen eğitim zinciri üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.

40
Makale

Kastamonu'dan Üç Kıtaya Şâbâniyye

Anadolu, Balkanlar, Hicaz ve Afrika'ya uzanan halife ağları üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.

41
Makale

Şâbâniyye'nin Kolları ve Yenilenme Hatları

Karabaşiyye, Nasûhiyye, Bekriyye, Çerkeşiyye, Kuşadaviyye ve Halîliyye üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.

42
Makale

Şâbâniyye Adabı ve Miyâr Geleneği

Değişebilen şekiller ile kalıcı ahlâk amacını ayıran tarikatnâmeler üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.

43
Makale

Şâbânî Seyr ü Sülûk Haritası

Tevbe ve kelime-i tevhid telkininden İslâm-iman-ihsan mertebelerine üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.

44
Makale

Halvet, Erbaîn, Zikir ve Devrân

Şâbânî uygulamalarının anlamı, düzeni ve değişen biçimleri üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.

45
Makale

Şâbânî Kıyafet ve Sembol Dünyası

Hırka, renk, sarık, tâc, risâle, asâ, post ve seccadenin tarihî dili üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.

46
Makale

Şâbâniyye'nin Edebiyat ve Musiki Hafızası

Nutuklar, divanlar, ilâhiler, bestekârlar ve hat eserleri üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.

47
Makale

Şâbân-ı Velî Külliyesi, Hazireler ve Hafıza Mekânları

Kastamonu merkezinden İstanbul ve Anadolu dergâhlarına uzanan maddî miras üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.

48
Makale

Avârifü’l-maârif nasıl okunmalı?

63 bölümlük klasiğin kavram, kurum ve gündelik âdâb katmanlarını birbirine bağlayan kapsamlı okuma rehberi.

49
Makale

Aziz Mahmud Hüdâyî: İlimden İrşada

Medrese, kadılık, Üftâde ve Üsküdar. Monografiden hareketle hazırlanmış özgün inceleme.

50
Eser

SÛFİLERİN HALLERİ VE TARİKATLARI

Avârifü’l-Maârif · 4. bölüm · Bize, şeyh, âlim Ziyâuddin Ebu Ahmed Abdulvahhab b. Ali, Enes b. Mâlik’in (r.a) şöyle dediğini haber verdi. Rasûlullah (a.s) bana buyurdu ki: “Yavrucuğum! Eğer kalbinde hiçbir kims

51
Eser

TASAVVUFUN MÂHİYETİ

Avârifü’l-Maârif · 5. bölüm · Abdullah İbnu Ömer (r.a), Hz. Rasûlullah’ın (s.a.v) şöyle buyurduğunu nakletmiştir: “Her şeyin bir anahtarı vardır; Cennetin anahtarı da miskinleri ve fakirleri sevmektir. Çünkü sa

52
Eser

Sayfalar 4–13

Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 43 5846 Sayılı Kan un gereğince telif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ÖZTÜRK Matbaası Ist

53
Eser

Sayfalar 21–28

Muzaffer Ozak Külliyatı · (Cennette, gözlerin göremediği, kulakların işitemediğı ve insan kalbinin idrak ve ilata edemediği ni'metler vardır..) Fazl-ı ilâhi ile cennete girecek bazı zevatı, Allahu sübhanehu

54
Eser

Sayfalar 23–28

Muzaffer Ozak Külliyatı · bağlayıp, bıçağı onun körpe gerdanına nasıl vuracaksın? Bu güle, oynaya giden yavrunun sence hiçbir değeri yok mu?» dediğinde hak nebi, Allahın Halili, Iblise hitaben şöyle söyledi

55
Eser

Sayfalar 25–32

Muzaffer Ozak Külliyatı · Inkarını libas ile örteceklerini zannederler. Aslında, bu gibi ler insan değil, belki muzır bir hayvandan daha aşağı derekededirler. Böyle olan kişiler; terzinin, berberin, elbisen

56
Eser

Sayfalar 29–36

Muzaffer Ozak Külliyatı · haremeyn, ceddüs-sıbteyn, imam-ül-Enbiyâ, imam-ül-etkiyâ, tâcül-asfiyâ, sahib-üs-seyf, sahib-ül-kitab, münzel-ül-Kur'an, sahibül-mi'râc, şefi-ul-müznibiyn, Resûlüllah, Habibullah,

57
Eser

Sayfalar 29–35

Muzaffer Ozak Külliyatı · rulan cennet ve cemale ererler ve bu yüce mükâfata bir ân önce kavuşabilmek için de tabutlarının içinde cemaatlerine (KADDIMUNI... KADDIMÜNI...) diye seslenirler. Kâfirler, münafık

58
Eser

Sayfalar 33–39

Muzaffer Ozak Külliyatı · bir tahta parçası üzerinde sağ ve sâlim kaldı. anası boğuldu. Işte, o öksüz yavrunun annesinin ruhunu acıyarak aldım. Allahu zül-celâl tekrar buyurdu: — Yâ Azrail.. Ruhunu sevinere

59
Eser

Sayfalar 29–34

Muzaffer Ozak Külliyatı · Dikkat edilirse; evlât, ana ve babasına itaât edecek, hem de Hz. Ismail gibi boynunu verircesine, canını ortaya koyarak, itaât edecek. Fakat şart; Allah yolunda, Allah'ın emirlerin

60
Eser

Sayfalar 31–36

Muzaffer Ozak Külliyatı · «Liginanü Bidun ie selune şübelen je ejdalühu kavli lâ ilâhe illallah re ednahû imalati! con anit tariks rel hayau şübetün minel iyman. Lyman, yetmiş küsur şubedir. Bunun en efdali