Ara
Menü

Hamdûn el-Kassâr

Hamdûn el-Kassâr (ö. III./IX. yüzyıl sonu, Nîşâbur); Melâmetiyye akımının ilk temsilcisi . Fıkıh ve hadiste yüksek dereceye ulaştıktan sonra tasavvufa yönelmiş, şekilciliğe karşı çıkan bir hareketin öncüsü olmuştur.

Vefat
884
Unvan
Nîşâbur Melâmetiyyesi’nin ilk büyük temsilcisi

Hayatı

Hayatı hakkında yeterli bilgi yoktur. Kaynaklardan dinî tahsilini Horasan bölgesinde tamamladığı, Süfyân es-Sevrî mezhebine bağlı olduğu, hadis öğrendiği ve rivayet ettiği anlaşılmaktadır. Hücvîrî, onun fıkıh ve hadiste en yüksek dereceye ulaştığını bildirir.

Daha sonraki yıllarda tasavvufa ilgi duydu; Ali en-Nasrâbâdî ve Selm b. Hasan el-Bârûsî'nin sohbetlerine katıldı.

Hamdûn'u Melâmî fikirlere yönlendiren sûfî Ebû Türâb en-Nahşebî (ö. 245/859) olmuştur. Ebû Hâtim el-Attâr ve Hâtim el-Esam'dan feyiz alan Ebû Türâb, sûfîlere has şekil ve kıyafetlere ilk karşı çıkanlardandır; “Kim hırka giyerse, kim hankaha gidip oturursa dilencilik yapıyor demektir” sözü bu alanda söylenen en eski sözlerden biridir.

Zehebî, Hamdûn'un kabrinin Nîşâbur yakınındaki Hîre'de bulunduğunu, Sülemî'nin onun hakkında bir menâkıbnâme yazdığını kaydeder.

Melâmetiyye'nin doğuşu

III. (IX.) yüzyıldan itibaren tasavvufî hayatta şekil ve merasimin fazla itibar görmeye başlaması, ihlâs ve öze önem veren bu harekette bir sapma olarak değerlendirildi ve şekilciliğe şiddetle tepki gösteren yeni bir akımın doğmasına yol açtı.

Melâmiyye veya Melâmetiyye adını alan bu akımın ilk temsilcisi Hamdûn el-Kassâr'a göre, “kınayanın kınamasından korkmama” esasına dayanan melâmet, selâmeti terketmektir.

Esasları

Özellikle üzerinde durduğu konular ihlâs, tevazu, nefsin arzularına karşı çıkmak ve hayattan kopmadan çalışıp çabalamaktır.

Nefsin arzularına karşı koyabilmenin en emin yollarından biri yüksek duygu ve davranışları gizli tutmak, günah ve kusurları ise insanlardan gizlememektir.

Melâmet yolunun çetin olduğunu, bu yolun gereklerini herkesin yerine getiremeyeceğini belirten Hamdûn el-Kassâr, Melâmetîler'in Mürcie kadar Allah'ın rahmet ve merhametinden ümitli, Mu'tezile kadar da azabından endişeli olması gerektiğini söyler.

Zühd ve çalışma

Zühdü, “Allah'ın teminatı altında olana güvenip huzur ve sükûn içinde olmaktır” şeklinde tarif etmiş, bunun yanında herkesin basit de olsa bir işte çalışmasını şart koşmuştur.

Ebû Nuaym'ın naklettiğine göre selefe ve döneminin âlimlerine saygı duymuş, dostlarını onların sohbetlerine katılmaya teşvik etmiş; elbiselerinin huşû, süslerinin vera', ziynetlerinin haşyet, sözlerinin zikrullah, susmalarının tefekkür olduğunu söylemiştir.

Tarifleri

Tevazuu, bir insanın dünyada ve âhirette hiçbir kimsenin kendisine muhtaç olmadığını düşünmesi; tevekkülü de Allah'a sımsıkı bağlanma olarak tarif etmiş, ancak kendisinde tevekkül hakkında konuşma ehliyeti görmemiştir.

Sabırsızlığı, musibet ve sıkıntılardan dolayı bir bakıma Allah'ı itham etmek şeklinde değerlendirmiştir.

Bir mahlûkun başka bir mahlûktan yardım istemesini, hapiste olan bir kimsenin hapis arkadaşından yardım dilemesine benzetmiştir. “Hakkın seni bilmesi halkın bilmesinden daha önemlidir” diyerek kusurları gizlemenin anlamsızlığına işaret etmiştir.

Kendi nefsini Firavun'un nefsinden daha üstün görmediğini söylemiş; nefis eğitiminde Hz. Yûsuf'un “Muhakkak ki nefis kötülüğü emreder” sözüne atıfta bulunarak bu peygamberin başlı başına bir “âyet” olduğunu ifade etmiştir.

Tasavvufî ihtilâflardaki yeri

Tasavvufî hal ve makamları değerleri bakımından derecelendirmede diğer bazı sûfîlerden farklı düşünen Hamdûn el-Kassâr, huzûrun gaybetten daha üstün olduğunu belirten görüşüyle Hâris el-Muhâsibî, Cüneyd-i Bağdâdî ve Sehl b. Abdullah et-Tüsterî ile aynı safta yer alırken Hallâc-ı Mansûr, Şiblî ve İbn Atâ'dan ayrılmıştır.

Diğer bir görüş farklılığı velînin mâsum ve mahfuz oluşu meselesidir: Hakîm et-Tirmizî ve Cüneyd'in de aralarında bulunduğu bir grup sûfî, velînin günah işlemekten değil küfür ve şirkten mahfuz olduğunu ileri sürerken, Hamdûn el-Kassâr'ın da içinde yer aldığı bazı sûfîler, “Velâyette taate devam etmek şarttır, aksi hâlde günahlar velîyi velâyet makamından düşürür” demişlerdir.

Tesiri ve tenkitler

Düşünceleri ve yorumları kısa sürede Nîşâbur ve Horasan sınırlarını aşarak başka bölgelerde yaşayan sûfîlerin de takdirini kazanmıştır. Hakkında söylenen sözlerin en meşhuru Cüneyd-i Bağdâdî'ye nisbet edilen “Hz. Muhammed'den sonra peygamber gelseydi Hamdûn el-Kassâr olurdu” sözüdür.

Buna karşılık Hamdûn el-Kassâr ile başlayan Melâmetiyye anlayışı lehinde ve aleyhinde ileri sürülen görüşlerle bugüne ulaşmıştır: özellikle “iyilikleri gizleyip kötülükleri açığa vurmak” ilkesi âlimlerce tenkit edildiği gibi bazı sûfîler de bu anlayışı pek benimsememişlerdir.

Klasik kaynakların tavrı da bölünmüştür: Kelâbâzî et-Taarruf'ta, Serrâc el-Lüma'da ona yer vermedikleri gibi Melâmetiyye'den de söz etmemişlerdir. Kuşeyrî, Melâmetiyye'nin Nîşâbur'da onun vasıtasıyla yayıldığını söylemekle yetinmiştir. Hücvîrî ise Melâmetiyye'ye geniş yer vermiş ve Hamdûn el-Kassâr'ı melâmet ehlinin önderi olarak tanıtmıştır. Avârifü'l-maârif'in sekizinci babını Melâmetiyye'ye ayıran Sühreverdî onun adını anmamış, “Sûfî mi üstündür Melâmî mi” tartışmasında birinci görüşü tercih etmiştir. İbnü'l-Arabî ise el-Fütûhât'ın 309. babında bu makamın Hz. Peygamber ve sıddîkların makamı olduğunu, bu dereceye Hamdûn el-Kassâr, Ebû Saîd el-Harrâz ve Bâyezîd-i Bistâmî'nin ulaştığını söyler.

Takipçileri

Abdullah b. Muhammed b. Münâzil, Mahfûz b. Muhammed, Ebû Ali es-Sekafî, İbrâhim el-Kannâd, Ebû Amr İbn Nüceyd en meşhur takipçileridir.

Kaynak, çağdaşlarıyla arasındaki yöntem farkını da kaydeder: Melâmet ehlinin öncülerinden olan çağdaşı Ebû Hafs en-Nîsâbûrî ibadet ve mücâhedenin faydalarından bahsedip müridlerini iyi işlere özendirirken, Hamdûn tam aksine müridlerin şımarmamaları için onları amel ve ibadetlerdeki kusurlarını görmeye çağırmış; bu yolun öncüleri arasında yer alan Ebû Osman ise bu iki yolu birleştirmeye çalışmıştır.

Melâmetî tavır Türk tasavvufunda Hacı Bayrâm-ı Velî ve Dede Ömer Sikkînî tarafından sürdürülmüştür.

COĞRAFÎ HAFIZA6 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi6 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

Menkıbeler

İlk 1 kayıt gösteriliyor

MENKIBE · GELENEK İÇİ

“Peygamber gelseydi Hamdûn olurdu”

Cüneyd-i Bağdâdî'ye nisbet edilen söz.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Hakkında söylenen sözlerin en meşhuru Cüneyd-i Bağdâdî'ye nisbet edilen “Hz. Muhammed'den sonra peygamber gelseydi Hamdûn el-Kassâr olurdu” sözüdür.

Çerçeve. Bu övgü, düşüncelerinin kısa sürede Nîşâbur ve Horasan sınırlarını aşarak başka bölgelerdeki sûfîlerin de takdirini kazandığının göstergesidir — Cüneyd Bağdatlıdır. Buna karşılık aynı Cüneyd, velînin mahfuz oluşu meselesinde Hamdûn'un karşı safındadır.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Herevî, Tabakātü's-sûfiyye, s. 121 / Ali Şîr Nevâî, Nesâyimü'l-mahabbe, s. 40.

Hayatından kayıtlar

İlk 5 kayıt gösteriliyor

BİYOGRAFİK KAYIT

Reddedilen vâizlik

Kürsünün kibir tehlikesi.

Metni gösterMetni daralt

Hamdûn, kürsülerden büyük kalabalıklara hitap etmenin insanın kibir duygusuna kapılmasına sebep olabileceğini belirtmiş ve bu yüzden kendisine teklif edilen vâizlik görevini kabul etmemiştir.

Çerçeve. Fıkıh ve hadiste en yüksek dereceye ulaşmış biri için vâizlik tabii bir mevkidir. Melâmet, tam da bu tabiiliği reddetmektir: yüksek duygu ve davranışları gizli tutmak, günah ve kusurları ise insanlardan gizlememek.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sülemî, Tabakāt, s. 126 / Hücvîrî, Keşfü'l-mahcûb, s. 226.
BİYOGRAFİK KAYIT

“Beni benden çok eleştiremezsin”

Kendisini tenkit edene cevabı.

Metni gösterMetni daralt

Kendisini tenkit eden bir kişiye şöyle demiştir: “Ne yaparsan yap benim kendimi eleştirdiğim kadar beni eleştiremezsin.”

Aynı çizgide: “Bir sarhoş gördüğün zaman hemen kendine gel, kendi günahlarını hatırla, o sarhoşu kınayarak yeni bir günah işleme.”

Çerçeve. Melâmetin “kınama” ile ilişkisi çift yönlüdür: kişi hem başkasının kınamasından korkmaz, hem de başkasını kınamayı kendisi için yeni bir günah sayar.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Ebû Nuaym, Hilyetü'l-evliyâ, X, 232 / İbnü'l-Cevzî, Sıfatü's-safve, V, 122.
BİYOGRAFİK KAYIT

Firavun'un nefsi

Kendi nefsini nereye koyduğu.

Metni gösterMetni daralt

Kendi nefsini Firavun'un nefsinden daha üstün görmediğini söylemiştir.

Nefis eğitiminde Hz. Yûsuf'un “Muhakkak ki nefis kötülüğü emreder” (Yûsuf 12/53) sözüne atıfta bulunarak bu peygamberin başlı başına bir “âyet” olduğunu ifade etmiştir.

Çerçeve. Delil seçimi anlamlıdır: nefsinin kötülüğü emrettiğini söyleyen kişi bir peygamberdir. Melâmet, kusur itirafını bir alçalma değil bir peygamber tavrı olarak kurar.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Hamdûn el-Kassâr”, c. 15, s. 455-456.
BİYOGRAFİK KAYIT

Hiçbir dünyevî sebepten kızmamak

İbn Münâzil'e tavsiyesi.

Metni gösterMetni daralt

Müridi Abdullah b. Muhammed b. Münâzil'e hiçbir dünyevî sebepten dolayı kızmamasını tavsiye etmiştir.

Çerçeve. İbn Münâzil, en meşhur takipçileri arasında ilk sırada anılır; Melâmetiyye'nin Nîşâbur'daki ikinci nesli onunla devam etmiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Hamdûn el-Kassâr”, c. 15, s. 455-456.
BİYOGRAFİK KAYIT

Hapis arkadaşından yardım istemek

Halktan bir şey beklemenin tarifi.

Metni gösterMetni daralt

Bir mahlûkun başka bir mahlûktan yardım istemesini, hapiste olan bir kimsenin hapis arkadaşından yardım dilemesine benzetmiştir.

Aynı mantıkla: “Hakkın seni bilmesi halkın bilmesinden daha önemlidir” diyerek kusurları gizlemenin anlamsızlığına işaret etmiştir.

Çerçeve. Melâmetin sosyal boyutu buradadır: halkın gözündeki itibar, aynı hapishanedeki bir mahkûmun takdiri kadar değersizdir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sülemî, Tabakāt, s. 126.

Eserleri ve metinleri

İlk 2 kayıt gösteriliyor

ESER / METİN

Sülemî'nin menâkıbnâmesi

Hakkında yazılmış müstakil eser.

Metni gösterMetni daralt

Zehebî, Sülemî'nin Hamdûn el-Kassâr hakkında bir menâkıbnâme yazdığını kaydeder; aynı yerde kabrinin Nîşâbur yakınındaki Hîre'de bulunduğunu bildirir.

Sülemî ayrıca Melâmetiyye'nin ilk sistematik metni olan Usûlü'l-Melâmetiyye'nin de müellifidir — Hamdûn ile Ebû Hafs ve Ebû Osman arasındaki yöntem farkı oradan bilinir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Zehebî, A'lâmü'n-nübelâ, XIII, 51.
ESER / METİN

Klasik kaynakların bölünmüş tavrı

Kimi ondan hiç söz etmedi, kimi önder saydı.

Metni gösterMetni daralt

Kelâbâzî et-Taarruf'ta, Serrâc el-Lüma'da Hamdûn el-Kassâr'a yer vermedikleri gibi Melâmetiyye'den de söz etmemişlerdir.

Kuşeyrî er-Risâle'sinde onu tanıtırken Melâmetiyye'nin Nîşâbur'da onun vasıtasıyla yayıldığını söylemekle yetinmiştir. Çağdaşı Hücvîrî ise Melâmetiyye'ye geniş yer vermiş ve onu melâmet ehlinin önderi olarak tanıtmıştır.

Sühreverdî, Avârifü'l-maârif'in sekizinci babını Melâmetiyye'ye ayırdığı hâlde adını anmamış, “Sûfî mi üstündür Melâmî mi” tartışmasında birinci görüşü tercih etmiştir. İbnü'l-Arabî ise el-Fütûhât'ın 309. babında bu makamın Hz. Peygamber ve sıddîkların makamı olduğunu, bu dereceye Hamdûn el-Kassâr, Ebû Saîd el-Harrâz ve Bâyezîd-i Bistâmî'nin ulaştığını söyler.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Hamdûn el-Kassâr”, c. 15, s. 455-456.

Kavram dünyası

İlk 6 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Melâmet

Selâmeti terketmek.

Metni gösterMetni daralt

Hamdûn el-Kassâr'a göre “kınayanın kınamasından korkmama” (el-Mâide 5/54) esasına dayanan melâmet, selâmeti terketmektir.

Doğuş sebebi bellidir: III. (IX.) yüzyıldan itibaren tasavvufî hayatta şekil ve merasimin fazla itibar görmeye başlaması, ihlâs ve öze önem veren bu harekette bir sapma olarak değerlendirildi ve şekilciliğe şiddetle tepki gösteren yeni bir akımın doğmasına yol açtı.

Melâmet yolu çetindir; bu yolun gereklerini herkes yerine getiremez.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Hamdûn el-Kassâr”, c. 15, s. 455-456.
TARİHÎ KAYIT

İyiliği gizlemek, kusuru göstermek

En çok tenkit edilen ilke.

Metni gösterMetni daralt

Nefsin arzularına karşı koyabilmenin en emin yollarından biri yüksek duygu ve davranışları gizli tutmak, günah ve kusurları ise insanlardan gizlememektir.

Kaynak bunun akıbetini de kaydeder: özellikle “iyilikleri gizleyip kötülükleri açığa vurmak” ilkesi âlimlerce tenkit edildiği gibi, bazı sûfîler de bu anlayışı pek benimsememişlerdir.

Bu tenkitler Melâmetiyye'nin sonraki tarihini şekillendirmiştir: akım lehinde ve aleyhinde ileri sürülen görüşlerle bugüne ulaşmıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Hamdûn el-Kassâr”, c. 15, s. 455-456.
TARİHÎ KAYIT

Mürcie kadar ümitli, Mu'tezile kadar endişeli

İki uç arasında kurulan denge.

Metni gösterMetni daralt

Hamdûn, Melâmetîler'in Mürcie kadar Allah'ın rahmet ve merhametinden ümitli, Mu'tezile kadar da azabından endişeli olması gerektiğini söyler.

Ölçü iki kelâm mezhebinden alınmıştır: Mürcie ümit tarafının, Mu'tezile ise büyük günah ve azap konusundaki sertliğin temsilcisidir. Melâmetî, ikisinin uç noktalarını aynı anda taşımalıdır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sülemî, Tabakāt, s. 129 / Ebû Nuaym, Hilye, X, 231.
TARİHÎ KAYIT

Kesb — çalışmanın şart koşulması

Hankahtan uzak duran zühd.

Metni gösterMetni daralt

Zühdü, “Allah'ın teminatı altında olana güvenip huzur ve sükûn içinde olmaktır” şeklinde tarif etmiş, bunun yanında herkesin basit de olsa bir işte çalışmasını şart koşmuştur. Vurguladığı konular arasında hayattan kopmadan çalışıp çabalamak vardır.

Bu tavrın kaynağı hocasıdır: Ebû Türâb en-Nahşebî, sûfîlere has şekil ve kıyafetlere ilk karşı çıkanlardandır ve şu sözün sahibidir: “Kim hırka giyerse, kim hankaha gidip oturursa dilencilik yapıyor demektir.”

Kassâr (çırpıcı, çamaşırcı) nisbesinin kendisi de bu ilkenin kanıtıdır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Hamdûn el-Kassâr”, c. 15, s. 455-456.
TARİHÎ KAYIT

Huzûr ve gaybet

Hangi hâlin üstün olduğu tartışması.

Metni gösterMetni daralt

Tasavvufî hal ve makamları derecelendirmede diğer bazı sûfîlerden farklı düşünen Hamdûn el-Kassâr, huzûrun gaybetten daha üstün olduğunu belirtir.

Bu görüşle Hâris el-Muhâsibî, Cüneyd-i Bağdâdî ve Sehl b. Abdullah et-Tüsterî ile aynı safta yer alırken Hallâc-ı Mansûr, Şiblî ve İbn Atâ'dan ayrılmıştır.

Ayrım şudur: gaybet kendinden geçme, huzûr ise ayık şuurla Hakk'ın huzurunda bulunmadır. Melâmetin cezbeye değil ayıklığa dayanması bu tercihle tutarlıdır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Hücvîrî, Keşfü'l-mahcûb, s. 342.
TARİHÎ KAYIT

Velînin mahfuz oluşu

Günah velâyeti düşürür mü?

Metni gösterMetni daralt

Hakîm et-Tirmizî ve Cüneyd'in de aralarında bulunduğu bir grup sûfî, velînin günah işlemekten değil küfür ve şirkten mahfuz olduğunu ileri sürer.

Buna karşılık Hamdûn el-Kassâr'ın da içinde yer aldığı bazı sûfîler şöyle demişlerdir: “Velâyette taate devam etmek şarttır, aksi hâlde günahlar velîyi velâyet makamından düşürür.”

Bu, melâmetin sık yapılan bir yanlış okumasını da düzeltir: kusurunu gizlememek, kusuru mubah saymak değildir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Hücvîrî, Keşfü'l-mahcûb, s. 342.

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

Nişabur · İranHîre (Nîşâbur yakını)Zehebî'nin kaydına göre kabrinin bulunduğu, Nîşâbur yakınındaki yer. Konum yaklaşık verilmiştir. İlişkili kişi dosyası Hamdûn el-Kassâr : Ebû Sâlih Hamdûn b. Ahmed el-Kassâr (ö. 271/884), Nîşâbur’da ihlâs, nefsin ithamı ve manevî hâlleri gizleme ilkelerini keskin biçimde temsil eden fakih, hadis râvisi ve erken Melâmetî pîrdir.Nişabur · İranNîşâburMelâmetiyye'nin doğduğu ve yayıldığı şehir; Kuşeyrî, akımın Nîşâbur'da onun vasıtasıyla yayıldığını kaydeder. İlişkili kişi dosyası Hamdûn el-Kassâr : Ebû Sâlih Hamdûn b. Ahmed el-Kassâr (ö. 271/884), Nîşâbur’da ihlâs, nefsin ithamı ve manevî hâlleri gizleme ilkelerini keskin biçimde temsil eden fakih, hadis râvisi ve erken Melâmetî pîrdir.Horasan · İranHorasanDinî tahsilini tamamladığı bölge; düşünceleri kısa sürede bu sınırları aşarak başka bölgelerdeki sûfîlerin takdirini kazandı. Konum bölge merkezine göre yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Hamdûn el-Kassâr : Ebû Sâlih Hamdûn b. Ahmed el-Kassâr (ö. 271/884), Nîşâbur’da ihlâs, nefsin ithamı ve manevî hâlleri gizleme ilkelerini keskin biçimde temsil eden fakih, hadis râvisi ve erken Melâmetî pîrdir.Karshi · ÖzbekistanNahşeb (Karşi)Onu Melâmî fikirlere yönlendiren Ebû Türâb en-Nahşebî'nin (ö. 245/859) nisbet edildiği şehir. İlişkili kişi dosyası Hamdûn el-Kassâr : Ebû Sâlih Hamdûn b. Ahmed el-Kassâr (ö. 271/884), Nîşâbur’da ihlâs, nefsin ithamı ve manevî hâlleri gizleme ilkelerini keskin biçimde temsil eden fakih, hadis râvisi ve erken Melâmetî pîrdir.Bağdat · IrakBağdatHakkındaki en meşhur sözün sahibi Cüneyd-i Bağdâdî'nin şehri; Hamdûn'un tesirinin Horasan dışına yayıldığının göstergesi. İlişkili kişi dosyası Hamdûn el-Kassâr : Ebû Sâlih Hamdûn b. Ahmed el-Kassâr (ö. 271/884), Nîşâbur’da ihlâs, nefsin ithamı ve manevî hâlleri gizleme ilkelerini keskin biçimde temsil eden fakih, hadis râvisi ve erken Melâmetî pîrdir.Ankara · TürkiyeAnkara (Hacı Bayrâm-ı Velî)Melâmetî tavrın Türk tasavvufundaki sürdürücüsü Hacı Bayrâm-ı Velî'nin dergâhı; Dede Ömer Sikkînî ile birlikte bu çizgiyi devam ettirmiştir. İlişkili kişi dosyası Hamdûn el-Kassâr : Ebû Sâlih Hamdûn b. Ahmed el-Kassâr (ö. 271/884), Nîşâbur’da ihlâs, nefsin ithamı ve manevî hâlleri gizleme ilkelerini keskin biçimde temsil eden fakih, hadis râvisi ve erken Melâmetî pîrdir.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]Herevî, Tabakātü's-sûfiyye, s. 121 / Ali Şîr Nevâî, Nesâyimü'l-mahabbe, s. 40
  2. [2]Sülemî, Tabakāt, s. 126 / Hücvîrî, Keşfü'l-mahcûb, s. 226
  3. [3]Ebû Nuaym, Hilyetü'l-evliyâ, X, 232 / İbnü'l-Cevzî, Sıfatü's-safve, V, 122
  4. [4]TDV İslâm Ansiklopedisi, “Hamdûn el-Kassâr”, c. 15, s. 455-456
  5. [5]Sülemî, Tabakāt, s. 126
  6. [6]Sülemî, Tabakāt, s. 129 / Ebû Nuaym, Hilye, X, 231
  7. [7]Hücvîrî, Keşfü'l-mahcûb, s. 342
  8. [8]Zehebî, A'lâmü'n-nübelâ, XIII, 51
  9. [9]Kişi kartı kaynak paketi — Hamdûn el-Kassâr
Ortak kaynak kataloğunu aç →