Ara
Menü

İsmâil Hakkı Bursevî

İsmâil Hakkı Bursevî (1063/1653 – 1137/1725), Atpazarî Osman Fazlı'nın halifesi; Üsküp, Bursa, Şam ve Üsküdar arasında geçen hareketli bir irşad hayatı, yüzü aşkın eseri ve Rûhu'l-beyân tefsiriyle Celvetî geleneğinin en velûd siması.

Doğum
1653
Vefat
1725
Unvan
Celvetî şeyhi, müfessir, şair ve Rûhu'l-beyân müellifi

Aydos'ta doğuş ve ilk tahsil

1063 Zilkadesinde (Ekim 1653), bugün Bulgaristan sınırları içinde kalan Aydos'ta doğdu. Babası Mustafa Efendi İstanbul'un Aksaray semtinde doğup büyümüş, oğlunun doğumundan bir yıl önce evi yanınca Aydos'a yerleşmişti. İstanbul'da tasavvufî çevrelerle irtibatı olan bu adam, Aydos'ta da Zâkirzâde Abdullah Efendi'nin halifesi sıfatıyla orada irşadda bulunan Celvetî şeyhi Atpazarî Osman Fazlı ile yakınlık kurdu — İsmâil Hakkı'nın hayatını belirleyecek bağ böylece daha o doğmadan kurulmuş oldu.

Yedi yaşında annesini kaybetti, büyükannesi baktı. Osman Fazlı'nın halifesi Ahmed Efendi'den Arapça okudu; 1074/1664'te şeyhin Edirne halifesi Seyyid Abdülbâki Efendi ile Edirne'ye gitti. Burada din ilimlerini öğrenirken hüsn-i hatla da meşgul oldu.

Osman Fazlı'ya intisabı

Tahsilini tamamlayınca Abdülbâki Efendi onu İstanbul'daki Osman Fazlı'nın yanına gönderdi ve 1083 Rebîülevvelinde (Temmuz 1672) şeyhe intisap etti. Ondan kelâm ve ferâiz, hâşiyesini hazırladığı sırada el-Mutavvel, fıkıh usulüne dair Tenkīhu'l-usûl okudu; Farsça dersleri aldı, meşhur şairlerin divanlarını inceledi. Hüsn-i hattı Hâfız Osman'dan meşketti. Üç yıl sonra şeyhinin izniyle Zeyrek Camii'nde halvete girdi; doksan gün süren halvetten çıkınca dervişlere hizmetle görevlendirildi, ardından şeyhi kendi yerine vaaz etmesini söyledi.

Üsküp yılları ve altı yıllık çekişme

1086/1675'te halife tayin edilip üç dervişle Üsküp'e gönderildi. Camilerde vaaz etti, zâhirî ilimlerde dersler verdi; harap bir tekke onarılıp kendisine tahsis edildi. 1087/1676'da Şeyh Mustafa Uşşâkī'nin kızıyla evlendi.

Vaazlarında Üsküp müftüsünü ve şehrin bazı ileri gelenlerini dine aykırı davranışları sebebiyle eleştirmeyi sürdürünce mahkemeye verildi. Taraflar İstanbul'a gitti; Şeyhülislâm Çatalcalı Ali Efendi, Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa ve Rumeli Kazaskeri Beyâzîzâde Ahmed Efendi ile görüşüldü. Arabuluculuk için görevlendirilen Osman Fazlı tarafları barıştırdı. Altı yıl süren çekişme yatışır gibi olduysa da muhalifleri onu şehirden sürdürmek için yeniden harekete geçince şeyhi Köprülü'ye gitmesini tavsiye etti. Orada on dört ay kaldı; Ustrumca halkının isteği üzerine 1093/1682'de o kasabaya geçti.

Bursa ve Rûhu'l-beyân

1096/1685'te Osman Fazlı, Bursa halifesi Sun'ullah Efendi'nin vefatı üzerine onu Bursa'ya tayin etti. Aynı yılın Şâbanından (Temmuz 1685) itibaren Ulucami ve diğer camilerdeki vaazlarında Kur'an'ı Fâtiha'dan başlayarak tefsir etmeye başladı; söylediklerine tasavvufî yorumlar ve şiirler ekleyip Arapça yazıya geçirdi. Böylece kurulan Rûhu'l-beyân, yirmi yılı aşkın bir emekle Cemâziyelevvel 1117'de (Eylül 1705) tamamlandı. Bursa'daki ilk yıllarında kendini riyâzete verdiği için oturacak ev ve geçim sıkıntısı çekti.

Şeyhini ziyarete beş kez İstanbul'a gitti; sonuncusunda onu sürgünde bulunduğu Kıbrıs'ta ziyaret etti (1102/1690-91) ve Osman Fazlı bu ziyaret sırasında yerine onu tayin etti.

Seferler, hac ve uzun seyahatler

1107-1108/1695-96'da II. Mustafa'nın daveti üzerine askerin moral gücünü arttırmak için katıldığı I. ve II. Avusturya seferlerinde yaralanarak Bursa'ya döndü. 1111/1700'de hacca gitti, yedi ay kadar Mekke ve Medine'de kaldı; dönüşte Medine ile Tebük arasında Ulâ yakınlarında eşkıya baskınına uğradı, canını zor kurtardı ve Esrârü'l-hac adlı eseri bu sırada kayboldu.

1122/1710'da ikinci hac niyetiyle yola çıktı; deniz yoluyla İskenderiye'ye, oradan Kahire'ye ulaştı ve Şeyhûniyye Medresesi bitişiğindeki Kādirî Dergâhı'na yerleşti. İki aydan fazla kaldığı Mısır'da ulemâ ve tasavvuf erbabıyla irtibat kurdu, aralarında Ezher müderrislerinin de bulunduğu kişilere icâzetnâme verdi. 1126/1714'te Tekirdağ'a geçip irşadını orada sürdürdü, 1129/1717'de Bursa'ya döndü. Aynı yıl Muhyiddin İbnü'l-Arabî'ye duyduğu sevgi sebebiyle Şam'a gitti; orada on kadar eser kaleme aldı ve Tuhfe-i Recebiyye'yi Şam Valisi Receb Paşa'ya takdim etti. Bu sırada Şam'da bulunan Abdülganî en-Nablusî ile arasının, sigara içmenin câiz olup olmadığına dair tartışmalar yüzünden açık olduğu anlaşılmaktadır.

Üsküdar yılları ve hakkındaki soruşturma

Şâban 1132'de (Haziran 1720) Şam dönüşü Üsküdar'a yerleşti; Damad İbrâhim Paşa ona bir ev hediye etti ve çeşitli ihsanlarda bulundu. Buna rağmen İstanbul'da devlet ricâli üzerinde şeyhi ve Aziz Mahmud Hüdâyî kadar etkili olamadı — kendisi bunu zamanındaki ricâlin kabiliyet noksanlığına bağlar.

Üsküdar Ahmediye Camii'nde cuma vâizi olarak görev yaparken, vaazlarında vahdet-i vücûddan bahsettiği ve İslâm akîdesine aykırı sözler sarfettiği iddiasıyla hakkında takibat açıldı. Pek çok kişinin şahitliğiyle suçlamanın asılsız olduğu anlaşıldı. Bu olayın ardından 1135/1723'te İstanbul'dan ayrılıp Bursa'ya döndü ve kendi imkânlarıyla bir cami inşa ettirdi.

Düşüncesi: nübüvvet ve velâyet nurunun ay istiaresi

Vahdet-i vücûda sıkı sıkıya bağlı olan İsmâil Hakkı, hakîkat-i Muhammediyye'nin zuhurunu ayın bir aylık hareketine benzeterek anlatır. İlâhî bir nur olan nübüvvetin Hz. Âdem'deki zuhuru hilâl kadardır, Hz. İbrâhim'de ayın on dördü gibidir, Hz. Muhammed'de kemale ererek dolunay hâlini alır; ondan sonra zuhur dolunaydan hilâle doğru azalmaya başlar, fakat nübüvvet nuru onun şeriatının aynasında parlamayı sürdürür.

Velâyet mertebesi nübüvvetin özü gibidir ve ondan öncedir; velâyet derecelerinin sonu nübüvvet makamlarının başıdır. Her nebî velîdir, her velî nebî değildir. Bu ümmette velâyetin ilk zuhuru Hz. Ali'de hilâl, İbnü'l-Arabî'de dolunay gibidir; dolayısıyla İbnü'l-Arabî hatmü'l-evliyâdır. İsmâil Hakkı bunun İbnü'l-Arabî'yi Hz. Ali'den üstün kılmadığını özellikle belirtir.

Mârifetullahı keşif ve kerametin üstünde tutar; ilmî kerameti kevnî kerametten üstün sayar. Bir velîden hârikulâde bir şey sâdır olsun olmasın, mârifetullah şeref olarak ona yeter — çünkü keramet velâyetin şartı değildir.

Eleştirileri ve kendisine yöneltilen eleştiriler

Sekr yerine sahvı, şathiyyât yerine temkini ve bulunulan mertebeye uygun davranmayı benimsedi. “Ene'l-hak” diyen Hallâc-ı Mansûr'u, sırrı fâş ettiğine inandığı Niyâzî-i Mısrî'yi, Şeyh Bedreddin'i ve birtakım Mevlevî, Kalenderî ve Bektaşî çevrelerini tenkitten geri durmadı. Aynı sertlikle, vahdet-i vücûd aleyhinde söz söyleyen ulemâyı ve tarikat adına şeriatta gevşeklik gösterenleri de eleştirdi.

Kendisi de eleştirildi. Mevlevîliğin Şems kolu ile Bayramî Melâmîleri, Silsilenâme-i Celvetî'de Hz. Peygamber'in anne babasının kâfir olduğuna dair rivayete yer vermesi ve amcası Ebû Tâlib'in küfür üzere öldüğünü söylemesi yüzünden onu şiddetle eleştirmiş, mezarını ziyaret etmeyi bile uygun görmemiştir. Bunun dışında hemen bütün tasavvufî çevrelerde geniş kabul gördü, eserleri basıldı ve yaygın biçimde okundu. Celvetiyye'nin “Hakkıyye” şubesinin kurucusu sayılmışsa da böyle bir kol fiilen teşekkül etmemiştir.

Vefatı

9 Zilkade 1137'de (20 Temmuz 1725) Bursa'da vefat etti; kabri Tuzpazarı'nda yaptırdığı caminin kıble tarafındadır. Ölümünden üç yıl önce yazdığı Kitâbü Nakdi'l-hâl'deki bir manzumenin son beytinde geçen “Hakkıyâ envâr-ı Hak'la pür oldu merkadi” mısraıyla vefatını önceden haber verdiği kabul edilir.

Eserlerinin sayısı meselesi

Yüzden fazla eser yazdığını kendisi belirtir. Bazı eserlerinin birden çok adı bulunması, mecmua ve vâridât türü kitaplarının birbirine karışması yüzünden sayı kaynaklarda çok farklı verilir: Hadîkatü'l-cevâmi'de altmış sekiz, Ziyâret-i Evliyâ'da elli, Yâdigâr-ı Şemsî'de 115, Osmanlı Müellifleri'nde 105, Sefîne-i Evliyâ'da 120, Kemâlnâme-i Hakkı'da 132, Türk Azizleri'nde 134. Konuyu en geniş inceleyen Sakıp Yıldız sayıyı 127 olarak belirlemiş, bu listede de eksiklik ve tekrarlar bulunmuştur.

Eserlerinin çoğu Türkçe, kırk kadarı Arapçadır; ikisinin karışık kullanıldığı çalışmaları da vardır. Manzumelerinin on binden fazla olduğunu söyler; Hüseyin Vassâf bir eserinde şiirlerinin yetmiş bin, diğerinde yüz bin beyitten fazla olduğunu belirtir. Aynı zamanda bestekârdı: kendisinin ve Aziz Mahmud Hüdâyî'nin bazı ilâhilerini bestelemiştir.

COĞRAFÎ HAFIZA10 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi10 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

Menkıbeler

İlk 1 kayıt gösteriliyor

MENKIBE · GELENEK İÇİ

Vefatını haber veren beyit

Ölümünden üç yıl önce yazdığı manzumede kendi kabrini anlattığına inanılması.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Vefatından üç yıl evvel yazdığı Kitâbü Nakdi'l-hâl'de yer alan bir manzumenin son beytinde “Hakkıyâ envâr-ı Hak'la pür oldu merkadi” der. Gelenek bu mısraı, vefatını önceden haber vermesi olarak okur.

Çerçeve. Beytin varlığı ve tarihi belgelidir; “haber verme” yorumu ise gelenek içinde sonradan kurulmuş bir okumadır. Bir kerametin kaydı değil, bir metnin nasıl okunduğunun kaydıdır.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Kitâbü Nakdi'l-hâl, vr. 236a.

Hayatından kayıtlar

İlk 1 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Nablusî ile sigara tartışması

Şam'da bulunduğu sırada Abdülganî en-Nablusî ile arasının açılmasına yol açan mesele.

Metni gösterMetni daralt

1129/1717'de İbnü'l-Arabî'ye duyduğu sevgi sebebiyle gittiği Şam'da, dönemin büyük sûfî müelliflerinden Abdülganî en-Nablusî ile arasının açık olduğu anlaşılmaktadır. Anlaşmazlığın konusu sigara içmenin câiz olup olmadığıdır.

Çerçeve. Bu bir menkıbe değil, kaynaklarda kaydedilmiş bir ihtilâftır. Buraya alınmasının sebebi, XVIII. yüzyıl başında iki büyük sûfî müellifin gündelik hayata dair bir fıkhî meselede karşı karşıya gelebildiğini göstermesidir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “İsmâil Hakkı Bursevî”, c. 23, s. 102-106.

Eserleri ve metinleri

İlk 5 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Rûhu'l-beyân fî tefsîri'l-Kur'ân

Bursa Ulucami vaazlarından doğan, 1117/1705'te tamamlanan Arapça tefsir; mev'iza türünün başlıca kaynaklarından.

Metni gösterMetni daralt

1096 Şâbanından (Temmuz 1685) itibaren Bursa Ulucami ve diğer camilerdeki vaazlarda Fâtiha'dan başlayarak takrir edilmiş, tasavvufî yorumlar ve şiirlerle genişletilerek Arapça yazıya geçirilmiştir. Cemâziyelevvel 1117'de (Eylül 1705) tamamlandı. Önce vaaz olarak söylendiği için mev'izaya ağırlık verir ve sonraki dönemlerde bu tür için önemli bir kaynak olmuştur.

Çeşitli baskıları yapılmıştır (İstanbul 1255, 1285, 1286, 1306, 1330, 1333; Bulak 1255, 1264, 1276, 1278, 1287). M. Ali Sâbûnî'nin Tenvîrü'l-ezhân min tefsîri Rûhi'l-beyân adlı özeti (Dımaşk 1988) bir heyet tarafından Türkçeye çevrilmiştir (İstanbul 1995-1996).

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Müellif nüshası: Bursa Eski Yazma ve Basma Eserler Ktp., Genel, nr. 12-27.
TARİHÎ KAYIT

Tamâmü'l-feyz

Hayatına dair birinci elden bilgi veren eseri; kendisi hakkındaki çalışmaların esas dayanağı.

Metni gösterMetni daralt

Silsilenâme-i Celvetî ile birlikte, hayatı hakkında bilgi verdiği başlıca eseridir; kendisine dair çalışmalar esas itibariyle bu iki kaynağa dayanır. Ancak oldukça hareketli bir hayat geçirdiğinden, bu bilgilere dayanan çalışmalarda yer yer eksiklik ve yanlışlıklara rastlanır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: İsmâil Hakkı Bursevî, Tamâmü'l-feyz.
TARİHÎ KAYIT

Silsilenâme-i Celvetî

Celvetî silsilesini anlatan eseri; içindeki bir rivayet yüzünden bazı çevrelerin sert tepkisini çekmiştir.

Metni gösterMetni daralt

Celvetiyye silsilesini ve tarikat geleneğini anlatır; hayatına dair bilgi veren iki temel eserinden biridir. Eserde Hz. Peygamber'in anne babasının kâfir olduğuna dair rivayete yer vermesi ve amcası Ebû Tâlib'in küfür üzere öldüğünü söylemesi, Mevlevîliğin Şems kolu ile Bayramî Melâmîlerinin ona karşı sert tavır almasına yol açmıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: İsmâil Hakkı Bursevî, Silsilenâme-i Celvetî.
TARİHÎ KAYIT

Kitâbü Nakdi'l-hâl

Vefatından üç yıl önce yazdığı eser; içindeki bir beyit vefatını haber verdiği şeklinde okunmuştur.

Metni gösterMetni daralt

Vefatından üç yıl önce kaleme alınmıştır. İçindeki bir manzumenin son beytinde geçen “Hakkıyâ envâr-ı Hak'la pür oldu merkadi” mısraı, gelenek içinde vefatını önceden haber verdiği şeklinde yorumlanmıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Kitâbü Nakdi'l-hâl, vr. 236a.
TARİHÎ KAYIT

Esrârü'l-hac

1111/1700 hac dönüşünde Ulâ yakınlarındaki eşkıya baskınında kaybolan eseri.

Metni gösterMetni daralt

İlk haccı sırasında yazdığı eser, dönüşte Medine ile Tebük arasında Ulâ yakınlarında uğradığı eşkıya baskınında kaybolmuştur. Metni bugüne ulaşmamıştır; kaybı, seyahatlerinin telif hayatı üzerindeki doğrudan etkisini gösteren somut bir kayıttır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “İsmâil Hakkı Bursevî”, c. 23, s. 102-106.

Kavram dünyası

İlk 5 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Hakîkat-i Muhammediyye ve ay istiaresi

Nübüvvet nurunun zuhurunu ayın hilâlden dolunaya, sonra tekrar hilâle giden seyriyle anlatan tasavvur.

Metni gösterMetni daralt

İsmâil Hakkı'ya göre hakîkat-i Muhammediyye mutlak nübüvvet ve velâyeti içerir; her nebî ve velînin bundan bir payı vardır. İlâhî bir nur olan nübüvvetin Hz. Âdem'deki zuhuru hilâl kadar, Hz. İbrâhim'de ayın on dördü gibidir; Hz. Muhammed'de kemale ererek dolunay hâlini alır. Ondan sonra zuhur azalmaya başlar, ancak yeni bir peygamber gelmeyeceğinden nübüvvet nuru onun şeriatının aynasında parlamayı sürdürür.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “İsmâil Hakkı Bursevî”, c. 23, s. 107-108.
TARİHÎ KAYIT

Hatmü'l-evliyâ

Velâyetin bu ümmetteki en kâmil zuhuru olarak İbnü'l-Arabî.

Metni gösterMetni daralt

Bu ümmette velâyete vâris olmak bakımından ilk zuhur Hz. Ali'de hilâl, İbnü'l-Arabî'de dolunay gibidir; dolayısıyla İbnü'l-Arabî hatmü'l-evliyâdır. Ondan sonra velâyet nuru kıyamete kadar kutubların ve onlara tâbi olanların kalplerindedir. İsmâil Hakkı, bu “hatm” sıfatının İbnü'l-Arabî'yi Hz. Ali'den yahut Hz. Ali'yi diğer sahâbîlerden üstün kılmadığını özellikle belirtir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 23, s. 107-108.
TARİHÎ KAYIT

İlmî keramet ve kevnî keramet

Mârifetullahtan doğan ilmî kerametin, olağanüstü hâllerden ibaret kevnî kerametten üstün sayılması.

Metni gösterMetni daralt

Mârifetullahtan ve zâhirî-bâtınî ilimlerden ibaret gördüğü ilmî kerametleri kevnî kerametlerden üstün tutar. Ona göre mârifetullah keşif ve kerametten üstündür: bir velîden hârikulâde bir şey sâdır olsun ya da olmasın, mârifetullah şeref olarak ona yeter — çünkü keramet velâyetin şartı değildir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 23, s. 107-108.
TARİHÎ KAYIT

Sahv ve temkin

Sekr ve şathiyyât yerine ayıklığı ve mertebeye uygun davranmayı benimseyen tavrı.

Metni gösterMetni daralt

İsmâil Hakkı sekr yerine sahvı, şathiyyât yerine temkini ve bulunulan mertebeye uygun davranmayı benimsemiştir. Bu tavır, “ene'l-hak” diyen Hallâc-ı Mansûr'a, sırrı fâş ettiğine inandığı Niyâzî-i Mısrî'ye ve Şeyh Bedreddin'e yönelttiği tenkitlerin de dayanağıdır. Aynı ölçüyle, vahdet-i vücûd aleyhinde konuşan ulemâyı ve tarikat adına şeriatta gevşeklik gösterenleri de eleştirmiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 23, s. 107-108.
TARİHÎ KAYIT

Celvetiyye-Hakkıyye

Ona nispet edilen, fakat fiilen teşekkül etmemiş tarikat şubesi.

Metni gösterMetni daralt

Bazı kaynaklarda Celvetiyye'nin “Hakkıyye” şubesinin kurucusu olduğu kaydedilmişse de böyle bir kol fiilen teşekkül etmemiştir. Kayıt, onun Celvetî geleneği içindeki ağırlığının bir yansıması olarak okunabilir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Bandırmalızâde, Mir'âtü't-turuk, s. 38.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

Bursa · Türkiyeİsmâil Hakkı Bursevî Camii ve TürbesiKendi imkânlarıyla Tuzpazarı'nda inşa ettirdiği cami; kabri caminin kıble tarafındadır. İlişkili kişi dosyası İsmâil Hakkı Bursevî : İsmâil Hakkı Bursevî (1063/1653–1137/1725), Atpazarî Osman Fazlı'nın yanında yetişen; Bursa, Üsküp, Şam, Tekirdağ ve Üsküdar arasında vaaz, irşad ve telif faaliyeti yürüten Celvetî şeyhi ve müfessirdir.Aydos · BulgaristanAydos (doğum yeri)1063 Zilkadesinde (Ekim 1653) burada doğdu; babası İstanbul'dan gelip yerleşmişti. İlişkili kişi dosyası İsmâil Hakkı Bursevî : İsmâil Hakkı Bursevî (1063/1653–1137/1725), Atpazarî Osman Fazlı'nın yanında yetişen; Bursa, Üsküp, Şam, Tekirdağ ve Üsküdar arasında vaaz, irşad ve telif faaliyeti yürüten Celvetî şeyhi ve müfessirdir.Üsküp · Kuzey MakedonyaÜsküp irşad çevresi1086/1675'te halife olarak gönderildi; altı yıl süren çekişme burada geçti. İlişkili kişi dosyası İsmâil Hakkı Bursevî : İsmâil Hakkı Bursevî (1063/1653–1137/1725), Atpazarî Osman Fazlı'nın yanında yetişen; Bursa, Üsküp, Şam, Tekirdağ ve Üsküdar arasında vaaz, irşad ve telif faaliyeti yürüten Celvetî şeyhi ve müfessirdir.Ustrumca · Kuzey MakedonyaUstrumcaÜsküp'ten ayrıldıktan sonra 1093/1682'de halkın isteği üzerine geldiği kasaba. İlişkili kişi dosyası İsmâil Hakkı Bursevî : İsmâil Hakkı Bursevî (1063/1653–1137/1725), Atpazarî Osman Fazlı'nın yanında yetişen; Bursa, Üsküp, Şam, Tekirdağ ve Üsküdar arasında vaaz, irşad ve telif faaliyeti yürüten Celvetî şeyhi ve müfessirdir.Bursa · TürkiyeBursa Ulucami — Rûhu'l-beyân vaazları1096 Şâbanından (Temmuz 1685) itibaren Fâtiha'dan başlayarak yaptığı tefsir vaazları burada takrir edildi. İlişkili kişi dosyası İsmâil Hakkı Bursevî : İsmâil Hakkı Bursevî (1063/1653–1137/1725), Atpazarî Osman Fazlı'nın yanında yetişen; Bursa, Üsküp, Şam, Tekirdağ ve Üsküdar arasında vaaz, irşad ve telif faaliyeti yürüten Celvetî şeyhi ve müfessirdir.İstanbul · TürkiyeÜsküdar Ahmediye CamiiCuma vâizi olarak görev yaptığı cami; hakkındaki takibat bu görev sırasında açıldı. İlişkili kişi dosyası İsmâil Hakkı Bursevî : İsmâil Hakkı Bursevî (1063/1653–1137/1725), Atpazarî Osman Fazlı'nın yanında yetişen; Bursa, Üsküp, Şam, Tekirdağ ve Üsküdar arasında vaaz, irşad ve telif faaliyeti yürüten Celvetî şeyhi ve müfessirdir.Kahire · MısırKahire — Şeyhûniyye / Kādirî Dergâhı1122/1710 hac yolculuğunda iki aydan fazla kaldığı yer; Ezher müderrislerine icâzet verdi. İlişkili kişi dosyası İsmâil Hakkı Bursevî : İsmâil Hakkı Bursevî (1063/1653–1137/1725), Atpazarî Osman Fazlı'nın yanında yetişen; Bursa, Üsküp, Şam, Tekirdağ ve Üsküdar arasında vaaz, irşad ve telif faaliyeti yürüten Celvetî şeyhi ve müfessirdir.Dımaşk · SuriyeŞam1129/1717'de İbnü'l-Arabî sevgisiyle geldi; on kadar eser burada yazıldı. İlişkili kişi dosyası İsmâil Hakkı Bursevî : İsmâil Hakkı Bursevî (1063/1653–1137/1725), Atpazarî Osman Fazlı'nın yanında yetişen; Bursa, Üsküp, Şam, Tekirdağ ve Üsküdar arasında vaaz, irşad ve telif faaliyeti yürüten Celvetî şeyhi ve müfessirdir.Tekirdağ · TürkiyeTekirdağ1126/1714'ten itibaren irşadını sürdürdüğü şehir. İlişkili kişi dosyası İsmâil Hakkı Bursevî : İsmâil Hakkı Bursevî (1063/1653–1137/1725), Atpazarî Osman Fazlı'nın yanında yetişen; Bursa, Üsküp, Şam, Tekirdağ ve Üsküdar arasında vaaz, irşad ve telif faaliyeti yürüten Celvetî şeyhi ve müfessirdir.Bursa · Türkiyeİsmâîl Hakkı DergâhıBursevî’nin evinden âsitâneye İsmâil Hakkı Bursevî’nin 1096/1685’te Bursa’ya geldiğinde oturduğu ev ve bitişiğindeki çilehâne zamanla misafirhâne, semâhâne ve camiyi içeren bir külliyeye dönüştü. Bursevî 1135/1723’te Üsküdar’dan Bursa’ya dönünce zâviyeyi genişletti ve camiyi dokuz ayda tamamladı. İrşad, barınma ve kütüphane Tekke yalnız âyin mekânı değildi; kütüphane, derviş hücreleri ve fukaranın iaşesine ayrılmış bir sosyal çevre oluşturuyordu. Hikmetî Mehmed Efendi döneminde oda sayısı dokuza çıkarıldı. Onarımlar ve kayıplar Yapı 1843, 1900 ve 1910’da onarıldı. 1925 sonrasında cami açık kaldı; hücreler ve yardımcı binalar yenilendi. İlk külliyeden çilehâne, türbe, hazîre ve çeşme ayakta kalırken eski semâhâne yerindeki cami 1964’te yeniden inşa edildi. Hazîre ve yaşayan hafıza İsmâil Hakkı Bursevî’nin kabri eşi, oğlu, muhibleri ve postnişinlerinin mezarlarıyla aynı hazîrededir. Çilehâne ve 1135/1723 tarihli çeşme, ilk yerleşkenin en açık fizikî tanıklarıdır. 1894 Meşihat kaydı 1894 tarihli defter kaydında İsmâîl Hakkı Dergâhı için idarî bir kayıt yer alır. Bu belge, kurumun tarihî hafızasına aittir; manevî silsile veya kişi ilişkisi iddiası olarak kullanılmaz. 1898 Meşihat kaydı 1898 tarihli defter kaydında İsmâîl Hakkı Dergâhı için idarî bir kayıt yer alır. Bu belge, kurumun tarihî hafızasına aittir; manevî silsile veya kişi ilişkisi iddiası olarak kullanılmaz.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]Müellif nüshası: Bursa Eski Yazma ve Basma Eserler Ktp., Genel, nr. 12-27
  2. [2]İsmâil Hakkı Bursevî, Tamâmü'l-feyz
  3. [3]İsmâil Hakkı Bursevî, Silsilenâme-i Celvetî
  4. [4]Kitâbü Nakdi'l-hâl, vr. 236a
  5. [5]TDV İslâm Ansiklopedisi, “İsmâil Hakkı Bursevî”, c. 23, s. 102-106
  6. [6]TDV İslâm Ansiklopedisi, “İsmâil Hakkı Bursevî”, c. 23, s. 107-108
  7. [7]TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 23, s. 107-108
  8. [8]Bandırmalızâde, Mir'âtü't-turuk, s. 38
  9. [9]Yerel kaynak biyografisi
  10. [10]Şeyhî Mehmed Efendi, Vekāyi‘u’l-Fuzalâ, c. 4, s. 3290-3292
  11. [11]Kişi kartı kaynak paketi — İsmâil Hakkı Bursevî
  12. [12]Murat Yurtsever, ‘İsmâil Hakkı Tekkesi’, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 23, s. 110-111; Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ; Meclis-i Meşâyih Defterleri
Ortak kaynak kataloğunu aç →