HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Doğumu ve ailesi
Erken Sa‘dî kaynaklarına göre 460/1068'de Mekke'de doğdu. Baba tarafından İdrîsî-Hasenî, anne tarafından Kâbe hizmetindeki Şeybî aileye bağlanan nesep kaydı gelenek ve aile kaynaklarında korunur.
Tasavvufî eğitim
Kaynaklar gençlik dönemini sert ve hareketli bir hayatla, ardından Hz. Peygamber'in mânevî uyarısıyla dönüş anlatısı içinde aktarır. Mekke'de babası ve Ebû Muhammed Yûnus eş-Şeybânî çevresinde eğitimini tamamladığı kabul edilir.
Cebâ'ya yerleşme
Kardeşleriyle Dımaşk bölgesine gitti; Akkâ yolu üzerindeki Cebâ'da tekke kurdu. Küçük yerleşim onun çevresinde irşad, eğitim ve Haçlı saldırılarına karşı toplumsal dayanışma merkezine dönüştü.
Mücahid unvanı
Doğrudan muharebeye katıldığına dair açık erken kayıt bulunmaz. Asker toplanmasını ve mücadeleyi desteklemesi sebebiyle “el-imâmü'l-mücâhid” unvanıyla anıldı.
Kardeşlerin zâviyeleri
Müeyyidüddin Şeybân Cevlân'da, Ebû Hilâl Muhammed Kāsımiye'de, Muhammed Saîd Mardin'de, Abdullah Yûnus ise Buhsa'da zâviye kurdu. Bu aile ağı Sa‘diyye'nin Suriye ve Filistin'e yayılmasının erken omurgasıdır.
Tarih ihtilafı
Erken eserler 575/1180 vefatını ve yaklaşık 115 yıllık ömrü kaydeder. Vassâf'ın da kullandığı başka rivayet 621/1224 tarihini verir; daha geç kayıtlar da vardır. Ana kronoloji erken kayda dayandırılmış, ihtilaf silinmemiştir.
Dımaşk'a gidişi, Cebâ'da irşad ve vefatı
Ata binmede ve atıcılıkta mahir olduğu belirtilen Sa‘deddin el-Cebâvî'nin, Haçlı saldırılarına karşı koymak üzere kardeşleri ve bir grup atlıyla birlikte Mekke'den Dımaşk'a gitmesi hayatının ikinci devresini oluşturur. Fransızlar'ın Dımaşk'a yaptıkları saldırının 497 (1104) yılında geri püskürtüldüğü bilindiğine göre, o sırada otuz beş yaşlarında olmalıdır.
Şam bölgesindeki haydutlar arasına karışması ve ardından Hz. Peygamber'in uyarısıyla tövbe etmesinden sonra Mekke'ye babasının yanına döndü, tasavvufî eğitimini tamamlayarak icâzet aldı. Ardından Dımaşk'a 60 km. mesafedeki Akkâ güzergâhında bulunan Cebâ'da tekkesini kurdu ve irşad faaliyetine başladı. O döneme kadar küçük ve metrûk bir yerleşim yeri olan Cebâ, bundan sonra hem ilim ve mârifet makamı hem de Haçlılar'la savaşta müslümanların merkezi haline geldi. Haçlılar'la fiilî savaşa katıldığına dair kaynaklarda bir kayıt bulunmamakla birlikte asker temini ve onların savaşa teşvik edilmesi için çalıştığı belirtilir; bu çalışmaları sebebiyle “el-imâmü'l-mücâhid” lakabıyla anılmıştır. Tekkesini kurup faaliyet gösterdiği bu köye izâfetle Cebâvî, dedelerinden biri olan Şeybân'a nisbetle de Şeybânî diye bilinir; Türkçe'de ve bazı Batı dillerinde Cebâvî nisbesi daha çok Cibâvî şeklinde kullanılır.
Dımaşk'a yerleştikten sonra Irak, Kudüs ve Hindistan'a seyahatler yaptı. 29 Zilhicce 575 (26 Mayıs 1180) tarihinde vefat etti ve Cebâ'daki zâviyesine defnedildi.