ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
60 sonuç · “Don”
01Sömürge Karşıtı Mücadele Dönemi
Ahmed Şerîf ve Ömer Muhtâr dönemlerinde İtalyan, Fransız ve İngiliz yayılmasına karşı direniş.
Câğbûb–Kufra Sahra Ağı
Muhammed el-Mehdî döneminde zâviye, kervan, eğitim ve haberleşme ağının Sahra ve Orta Afrika'ya genişlemesi.
Karabaşiyye
Karabaş-ı Velî'nin İstanbul merkezli yayılma ve kurumsallaşma dönemini anlatan nispet. Kaynak, bunu ayrı bir tarikattan çok Şâbâniyye'nin güçlü devamı olarak yorumlar.
Kuruluş ve İlk Zâviyeler
Mekke, Cebelülahdar ve Câğbûb'da eğitim, üretim ve irşad merkezlerinin kuruluş dönemi.
Mevleviyye
Mevlânâ'nın ilim, sohbet, şiir ve semâ çevresinden doğan; Hüsâmeddin Çelebi, Sultan Veled ve Ulu Ârif Çelebi eliyle Konya merkezli teşkilata dönüşen; matbah, hizmet, Mesnevî, mûsikî ve mukabele geleneğini birleştiren tasavvuf yolu.
Nizâmiyye
Nizâmeddin Evliyâ'nın irşad nispetini taşıyan ve Şah Kelîmullah döneminde yeniden merkezî teşkilat kazanan kol.
Nûrbahşiyye
İshak Huttalânî–Muhammed Nûrbahş hattında gelişen; sonraki dönemde kendine özgü siyasî ve itikadî yönler kazanan kol.
Siyasî Temsil ve Libya Krallığı
İdrîs es-Senûsî'nin diplomatik liderlik ve bağımsız Libya krallığı dönemi; tarikat postuyla devlet görevi ayrılır.
Şehâviyye
Yakın dönem Mısır listelerinde anılan, klasik silsilesi açık biçimde verilmeyen kol.
Şer‘iyye
Abdülmün‘im el-Kādirî'ye nispet edilen yakın dönem Mısır kolu.
Abdullah-ı Berzişâbâdî
Abdullah-ı Berzişâbâdî (789/1387–872/1467-68), Muhammed Pârsâ ve Ya‘kūb-i Çerhî’den Hâcegân-Nakşibendî terbiyesi, İshak Huttalânî’den Kübrevî hilâfeti alan; Horasan’daki irşad hattı daha sonra Zehebiyye silsilelerince geriye dönük olarak sahiplenilen sûfîdir.
Abdülkādir-i Geylânî
Abdülkādir-i Geylânî (1077-1166), Gîlân’dan Bağdat’a gelerek hadis, fıkıh ve tasavvufta yetişen; medrese, ribat ve vaaz çevresi vefatından sonra Kādiriyye adıyla İslâm dünyasının en geniş irşad ağlarından birine dönüşen âlim-sûfîdir.
Ahmed Bahâeddin Efendi (Bahâî)
Ahmed Bahâeddin Efendi (1872–1923), Şehremini’nde yetişen, İbrâhim Şükrullah ve Ahmed Zarîfî çevrelerine bağlanan; Bahâî mahlasıyla na‘t, gazel, tahmis ve tarih manzumeleri yazan son dönem Sinâniyye-Halvetiyye şairidir.
Ahmed Celâleddîn Dede (Baykara)
Ahmed Celâleddîn Dede (1853–1946), Gelibolu'da doğup Kahire Mevlevîhânesi'nde yetişen; Üsküdar ve Galata postlarında Mesnevî, mûsiki ve şiir geleneğini sürdüren son dönem Mevlevîliğinin başlıca temsilcilerindendir.
Ahmed el-Bedevî
596/1200’de Fas’ta doğan, Mekke’de yetişen ve Irak seyahatinden sonra Tantâ’ya yerleşen Ahmed el-Bedevî, Bedeviyye’nin pîridir. Abdül‘âl b. Fakih’in kurumsallaştırdığı irşad halkası, Tantâ’yı Mısır tasavvuf tarihinin başlıca merkezlerinden birine dönüştürmüştür.
Ahmed Kâsânî Mahdûm-ı A‘zam
Ahmed Kâsânî Mahdûm-ı A‘zam (866/1461–949/1542), Muhammed Kādî-i Semerkandî’nin yanında on iki yıl yetişen; Dehbîd’i büyük bir Nakşibendî irşad merkezine dönüştüren, hafî ve cehrî zikri müridin kabiliyetine göre uygulayan ve otuz civarında Farsça risâle bırakan Kâsâniyye pîridir.
Ahmed Remzî Akyürek
Ahmed Remzî Akyürek (1872–1944), Kayseri'de yetişip Kütahya, Kastamonu, Halep ve Üsküdar Mevlevîhânelerinde hizmet eden; Mesnevî öğretimi, üç dilde şiiri, tercümeleri ve kütüphaneciliğiyle son dönem Mevlevî kültürünü taşıyan başlıca şahsiyetlerdendir.
Ahmed-i Zarîfî
Ahmed-i Zarîfî (ö. 30 Aralık 1912), babası Şumnulu Hacı Mehmed Sâlih Efendi’den sonra Şehremini-Topkapı’daki Pazar Tekkesi’nin postuna geçen; Sinâniyye çevresinde vekâlet, irşad ve terbiye hizmetleri üstlenen Halvetî şeyhidir.
Aziz Mahmud Hüdâyî
Aziz Mahmud Hüdâyî (1541-1628), Üftâde’nin irfanını Üsküdar merkezli ilim, vaaz, şiir, vakıf ve irşad ağına dönüştüren; Celvetiyye’yi teşkilâtlandırıp Anadolu ve Balkanlara taşıyan mutasavvıf, âlim ve şairdir.
Azîzzâde Şeyh Mehmed en-Nakşibendî
Azîzzâde Şeyh Mehmed Efendi (ö. 1649), Emîr Sultan Dergâhı şeyhi Ali Efendi’den inâbe alan; 1611’den itibaren önce dönüşümlü, 1618’den sonra müstakil olarak dergâh postunu sürdüren Bursa Nakşibendî şeyhidir.
Bahâeddin Nakşibend
Bahâeddin Nakşibend (718/1318 – 791/1389), Buhara yakınlarındaki Kasrıârifân'da doğup ölen ve “tarîk-i hâcegân”ın adının kendisiyle Nakşibendiyye 'ye dönüştüğü şeyh; semâ, halvet ve tekkeye itibar etmemiş, hafî zikri esas almıştır.
Bâyezîd-i Bistâmî
Bâyezîd-i Bistâmî (Tayfûr b. Îsâ, ö. 234/848 [?]), “sultânü'l-ârifîn” diye anılan Horasanlı sûfî; sekr, fenâ ve mi'rac diliyle tasavvufun sözlüğünü kuran ve şathiyeleriyle asırlarca hem sevilen hem tenkit edilen isim.
Don
Giysi, kıyafet, tas. Bürünmek, donanmak. Menkıbelerde bazı erenlere atfedilen, kendini başka bir varlığın görünüşüyle gösterme kerameti; örn. güvercin donuna girmek. Dost i. ves. fars, وست) 3) Yar, sevgili, arkadaş, ahbap, muhabbet ve sevgi. Kulun Allah'ı sevmesinden önce Allah'ın ezelde kulunu sevmesi ve dost edinmesi. Mecnun oluben yürüyem yüce dağları bürüyem Mum oluben eriyem yanam hey dost deyi deyi Yünus Mescid u meyhanede hanede vu virânede Kabe'de, puthanede çağırırım dost! Dost! Misti Dört kapı selamı Dostun attığı gül, düşmanın attığı taştan daha çok acı verir: Girândır âşıka erbâb-ı aşkın ta'ni Ahaftır seng-i a'da zahm-i gülden cism-i Mansur'a Hak erenlerin canları sıkıldığı ve yalnızlıktan kurtulmak istedikleri zaman “yâ Dost!” “Hak Dost!” derler; bu yakanlar, ‘dost olarak Allah kafi" anlamında kullanılır. Böyle deyince dost olan Hakk'ı ve Hak dostlarını yanlarında hazır bulurlar, Böyle zamanda “dost Allah!” anlamnda “dost Hü!” da denir; “Allah kuluna kâfi değil mi?” (Zümer Suresi, 36). Bkz. Hak. Dost'a ettiğin ahdı unutma gel gönül Dost ilerine gidelim Sakın bu virân evde vatan tutma gel gönül Dost illerine gidelim M. Hudai
dönme
Din değiştirmiş, özellikle Müslüman olmuş kimse. Bu söz, daha çok OsmanlI devleti tebaasmdan olup dinî ve siyasî faaliyetlerini ve ideallerini uygulayabilmek için İslâmiyeti kabul etmiş bir Yahudî veya cemaati için yakıştırılmış bir sözdür. Bunlara “avdeti” terimi yanmda liderleri Sabatay Sevi’nin adından dolayı “Sabataistler” de denilmiştir.
Üsküp
Üsküp · Kuzey Makedonya · Babasının hicret edip mescid yaptırdığı şehir; ilk tahsilini buranın ulemâsından ve yine Üsküplü İshak Efendi'nin dârülifâdesinde aldı. İlişkili kişi dosyası Dülgerzâde Mehmed Efendi : Dülgerzâde Mehmed Efendi (ö. 977/1569), Üsküp'te yetişip Anadolu ve Rumeli medreselerinde ders veren, Bağdat kadılığı yapan; Türkçe-Arapça şiirleri, hattı ve kitap istinsahıyla tanınan Osmanlı âlimidir.
Vurno
Wurno · Nijerya · 25 Receb 1253'te (25 Ekim 1837) vefat edip defnedildiği şehir. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Muhammed Bello : Muhammed Bello (1781–1837), Osman b. Fûdî’nin oğlu; Sokoto Halifeliği’ni 1817–1837 arasında yöneten, eğitim ve kurum ağını geliştiren ve 162 eseri tesbit edilen Kādirî âlim-devlet adamıdır.
Kalenderhane Medresesi
İstanbul · Türkiye · 944 Rebîülâhirinde 40 akçe ile Taşköprîzâde Ahmed Efendi'nin yerine müderris olduğu medrese. İlişkili kişi dosyası Baldırzâde Abdurrahman Efendi : Baldırzâde Abdurrahman Efendi (ö. Şaban 970/1563), Zenbilli Ali Cemâlî’nin muîdi ve mülâzımı olarak yetişen; İstanbul, Edirne ve Tire medreselerinden sonra Medine ve Halep kadılıklarında bulunan Osmanlı âlimidir.
Ustrumca
Ustrumca · Kuzey Makedonya · 1874'te Üsküp'ten ayrılarak yerleştiği ve son yıllarını irşadla geçirdiği kasaba; daha 1833'teki ilk Rumeli dolaşmasında da uğradığı yerlerdendir. Kaynağa göre burada kendi evinde vefat etmiş ve öldüğü odaya defnedilmiştir. Kabrin üzerine sonradan yapılan türbe, Rumeli'nin Osmanlı idaresinden çıkmasının ardından bakımsızlıktan harap olmuş; yerine bir postahane binası inşa edilmiş, o da yıkılınca kabrin yeri tamamen kaybolmuştur. Mensupları yerini işaretlemek üzere buraya bir ağaç dikmişlerdir.
Üsküp
Üsküp · Kuzey Makedonya · Sefîne'ye göre doğum yeri; Edirne'ye yerleştiği için sonradan 'Edirneli' diye anılmıştır. İlişkili kişi dosyası Vahdetî Osman Efendi : Vahdetî Osman Efendi (ö. 1723), Üsküp doğumlu, Edirne'de yaşayan; İsmâil Hakkı Bursevî ve Hasan Sezâî çevresiyle irtibatlı Celvetî âlim ve şairdir.
Şeyh Vefâ civarı
İstanbul · Türkiye · Sefîne'ye göre 1044/1634'te vefat ettiğinde Şeyh Vefâ civarında babasının yanına defnedilmiştir. Metin kabrin tam yerini tarif etmez. İlişkili kişi dosyası Nev‘îzâde Atâullâh Atâyî : Nev‘îzâde Atâullâh Atâyî (1583–1636/37 [?]), Rumeli kadılıklarında edindiği gözlem ve belge tecrübesini 1135 biyografili Hadâ’iku’l-Hakā’ik'e taşıyan Osmanlı şairi, âlimi ve tabakat yazarıdır.
Kabri (yeri kaybolmuş)
Ustrumca (Strumica) · Kuzey Makedonya · 1874'te yerleştiği ve 29 Cemâziyelâhir 1305'te (13 Mart 1888) vefat edip öldüğü odaya defnedildiği ev. Sonradan yapılan türbe harap olmuş, yerine postahane inşa edilmiş, o da yıkılınca kabrin yeri tamamen kaybolmuş; mensupları işaret olarak buraya bir ağaç dikmiştir. Konum şehre göre yaklaşıktır.
Peşte
Budapeşte · Macaristan · Atâî ve Evliya Çelebi onun Tuna kenarındaki Peşte şehrinden olduğunu bildirir; Müstakimzâde de Peşteli olduğunu söyler. Kâtib Çelebi Bosnalı der, Ayvansarâyî ise Makedonya'daki Horpeşte'yi (Hrupişte) gösterir. Kaynak, Bosna–Peşte yazım benzerliği ile XVI-XVII. yüzyıllarda Peşte'nin müslüman nüfusunun çoğunu Boşnaklar'ın teşkil etmesine dayanarak Peşte'de doğmakla birlikte aslen Bosnalı olmasının mümkün olduğunu söyler.
Sokullu Mehmed Paşa Külliyesi Tekkesi
İstanbul · Türkiye · Kadırga'daki Sokullu Mehmed Paşa Külliyesi'nin tekke bölümüne postnişin olarak görev alması kararlaştırılmıştı; inşaat bitirilmeden 981 (1574) yılında vefat etti. Bu ölüm, tekkenin cami ve medreseye göre daha geç tamamlandığını gösteren bir işaret sayılır. Aynı avluyu paylaşan cami-medrese ikilisi 979 (1572) yılında tamamlanmış, arazinin daha yüksek kotundaki tekke ise güneydeki Su Terazisi sokağına açılan bağımsız bir girişle donatılmıştır.
İştib (Štip)
İştip (Štip) · Kuzey Makedonya · Kaynak, Hasan Adlî Efendi'nin Rumeli'de İştib kasabasında doğduğunu, doğum tarihinin bilinmediğini ve ilk tahsilini babası Muhammed'in yanında yaptığını bildirir. Kasabanın bugünkü karşılığı Kuzey Makedonya'daki Štip'tir; koordinat şehir merkezi ölçeğindedir.
Üsküp
Üsküp · Kuzey Makedonya · 1839'da Koçana'dan ayrılıp yerleştiği ve 1874'e kadar irşad faaliyetini sürdürdüğü şehir. Buraya, Koçana'daki müderrisliği sırasında ilk müntesiplerinden olan Üsküp Valisi Hıfzı Paşa'nın daveti üzerine gelmiş ve şehrin ulemâsıyla tanışmıştır. Nakşibendî-Müceddidî şeyhi Kazanlı Abdülhâlik Efendi'ye burada intisap etti; 1843'te hacca kalabalık bir kafileyle Üsküp'ten çıktı. Vahdet-i vücûd esasına dayanan irşadı sebebiyle 1868'de buradan İstanbul'a şikâyet edildi. Fâtih türbedarı Ahmed Amiş Efendi de kendisini Üsküp'te ziyaret ederek icâzetnâme almıştır.
Medine
Medine · Suudi Arabistan · 962 Cemâziyelevvel - 967 Şâban arasında kadılık yaptığı şehir; kayda göre Medine kadılığında mevleviyet ilk defa ona verilmiştir. İlişkili kişi dosyası Baldırzâde Abdurrahman Efendi : Baldırzâde Abdurrahman Efendi (ö. Şaban 970/1563), Zenbilli Ali Cemâlî’nin muîdi ve mülâzımı olarak yetişen; İstanbul, Edirne ve Tire medreselerinden sonra Medine ve Halep kadılıklarında bulunan Osmanlı âlimidir.
Tasavvuf Tarihinin Üç Dönemi
Tasavvuf tarihini zühd, tasavvuf ve tarikat dönemleri üzerinden okuyan; dönemlerin birbirinden kesin duvarlarla ayrılmadığını hatırlatan giriş metni.
İlk Dönem Melâmetîliğinin Temel İlkeleri
Nişâbur çevresinde ihlâs, fütüvvet, emek ve hâli gizleme üzerine iki kaynağın birlikte ve kaynak türleri ayrılarak okunmasına dayalı editoryal dosya.
Melâmîliğin Balkanlar'daki İzleri
Makedonya, Kosova ve Bosna'da sohbet, tekke ve halife ağları üzerine iki kaynağın birlikte ve kaynak türleri ayrılarak okunmasına dayalı editoryal dosya.
Rifâiyye'nin Usulü, Coğrafyası ve Tekke Kültürü
Tevazu merkezli terbiye, zikir düzeni ve Anadolu'dan Balkanlar'a yayılan tarihî ağ TDV İslâm Ansiklopedisi maddeleri mevcut monografilerle karşılaştırılarak özgün biçimde hazırlanmıştır.
Kādiriyye'nin Afrika ve Güneydoğu Asya Ağları
Küntiyye, Sokoto, Mürîdiyye ve Sambasî terkibi üzerine kişi, eser, mekân ve silsile bağlantılarını birleştiren ayrıntılı dosya.
Zühdden Tarikata: Tasavvufun Tarihî Dönemleri
İlk zâhid çevrelerinden tasavvuf dilinin teşekkülüne ve XII. yüzyıl sonrasında kurumsal yolların yaygınlaşmasına uzanan tarih çizgisi
Mâverâünnehir Hüseyniyyesi: Sovyet Döneminde Devam
Tekke kurumunun yerini aile, meslek, küçük sohbet ve ziyaret ağlarının aldığı XX. yüzyıl bölgesel hafızası
Desûk Mevlidi ve Sonraki Semâ Geleneği
Pîrin tutumu Kaynaklar İbrâhim ed-Desûkî'nin semâa yer vermediğini bildirir. Sonraki dönüşüm Halifeler ve yerel topluluklar zamanla semâ ve mevlid toplantılarını Desûkî geleneğin görünür unsurlarına dönüştürdü. Bir tarikatın uygulamaları kurucunun hayatında donmuş kalmaz. Şehir ve ziyaret Desûk'taki
Vilâyetnâme'yi Tarih ve Menkıbe Arasında Okumak
Vilâyetnâme'deki yolculuk, erenler ve keramet anlatılarını doğrudan kronik saymadan tarihî-kültürel kaynak olarak değerlendiren dosya.
İlk Dönem Sûfîlerinde Hadis Nasıl Okunmalı?
Rivayet, işârî yorum, zühd dili ve hadis sıhhatini birbirinden ayıran yöntem
İzzî Tarihi’nde Hırka-i Saâdet Odası’nın 1747 Tezyinatı
İzzî Tarihi’nin 1747 kaydından Hırka-i Saâdet Dairesi’nin yenilenmesini; mekân, emanet, harcama ve hanedan söylemini birbirinden ayırarak inceler.
İstanbul'da Ticâniyye ve Desûkiyye
Ticâniyye ve Desûkiyye'nin İstanbul'daki sınırlı fakat siyasî ve coğrafî bakımdan dikkat çekici son dönem temsilini açıklar.
TASAVVUF İLİMİNİN FAZİLETİ
Avârifü’l-Maârif · 3. bölüm · Bize, Şeyhimiz Şeyhülislâm Ebu’n-Necib es-Sühreverdî (rah.), el-Ahves b. Hakim in babasından naklen, onun şöyle söylediğini haber verdi. Bir adam Hz. Resûlullah’a (s.a.v) şerrin ne
MÜRŞİDLİK RÜTBESİ VE MÜRŞİDLERİN HİZMETİ
Avârifü’l-Maârif · 10. bölüm · Rasûlullah (sav) Efendimiz bir hadislerinde buyurmuştur ki: “Muhammed’in nefsini elinde bulunduran Allah’a yemin olsun; eğer isterseniz bu hususta yemin de edebilirim. Hiç şüphesiz
Sayfalar 4–12
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALAH BILICI KITABEVI YAYINLARI - No: 41 5846 Sayılı Kanun gereğince Te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: GÜYRAY, Baskı: ÜÇLER Matbaası İSTANBUL — 1
Sayfalar 17–24
Muzaffer Ozak Külliyatı · Inned-diyne indallâh-il-islâm Al-i-Imran: 19 Allah katında makbul olan din, Islâmdır. Yüz suhuf, dört kitap, Hazret-i Adem'den beri gelen bütün Enbiyânın talimini ve neş'esini, kul
Sayfalar 44–51
Muzaffer Ozak Külliyatı · at eden kimse, Allahu azim-üş-şânın ve Resûl-ü zişânın sevdiklerini sevmekle mükelleftir. Allah ve Resûlünü seven, kıyamet gününe inanan kişi âhir zaman peygamberinin bütün yakınla
Sayfalar 40–47
Muzaffer Ozak Külliyatı · mur etmiştir. Hâlet-i-ihtizardaki mü'mine, sağ tarafında cennetteki makamına nazar ettirir. Cennetteki makamını ve ona verilecek hurileri, sarayları, derecatı, hizmet ehli olan cen
Sayfalar 66–72
Muzaffer Ozak Külliyatı · ME'de, islâm ordularının bu hareketine HAMLE-I ARAP yani arap saldırısı, islâm mücahitleri de ÇIPLAK AYAKLI BIR KA- VIM olarak vasıflandırıldıktan sonra bir beyitte de aynen şöyle
Sayfalar 71–77
Muzaffer Ozak Külliyatı · silmişti. Insanlardan kaçıyor, daima tenhalarda dolaşıyor. Anası, bu hâle vâkıf olup meseleyi babasına açtı. Baba divanı toplayıp, Habbâbı divana dâvet etti. Habbâb divana geldiğin
Sayfalar 84–89
Muzaffer Ozak Külliyatı · meti Muhammede bahş olunacaktır. İbrahim Halil biz ümmeti Muhammede yapılacak iltifatı ilâhiyyeyi rabbinden işitince: «Yarabbi, beni mademki ümmeti Muhammedden kılmadın, hiç olmazs
Sayfalar 94–100
Muzaffer Ozak Külliyatı · cak mahkûma veya kesilecek kurbana ikrâm çoğalır, ama ansızın bıçak boğazına, ip de boynuna geçiverir. Bunların durumları bu misale benzer. Dikkatle oku tekrar tekrar oku. Allah si
Sayfalar 109–116
Muzaffer Ozak Külliyatı · için Rabbil-âlemiyne dua ederler. Onlar, iyi bilirler ki, dua Allahu tealâ'ya, Resûl-ü müctebâ'ya ve âhiret gününe iyman edenlerin tek merci'i Cenab-ı vâcib-il vücud ve sahib-il ke
Sayfalar 116–122
Muzaffer Ozak Külliyatı · la iftihar eden islâm velilerine muhabbet etmektedirler. Evliyâ' ullahın hayat hikâyelerini ve menkıbelerini okuyarak onların ahlâklarıyla ahlâklanmağa heves edenlerin sayısı hergü