HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Kimliği ve Azîzzâde nispeti
Azîzzâde Şeyh Mehmed Efendi, XVII. yüzyılın ilk yarısında Bursa Emîr Sultan Dergâhı’nda uzun süre postnişinlik yapan Nakşibendî şeyhidir. Kaynaklarda “eş-Şeyh Mehmed en-Nakşbendî” ve “Azîz-zâde Şeyh Mehmed” adlarıyla geçer. Aynı yüzyıldaki çok sayıdaki Şeyh Mehmed ile karıştırılmaması için Bursa, Emîr Sultan Dergâhı, Şeyh Ali Efendi’ye intisap, 1020/1611’de başlayan postnişinlik ve 1059/1649’daki vefat kayıtları birlikte değerlendirilmelidir.
Bursa’da doğumu ve aile terbiyesi
Bursa’da doğdu. Doğum tarihi bilinmez. İlk ilim ve ahlâk terbiyesini babasından aldı; Vekāyi‘u’l-Fuzalâ onun babasının gözetiminde yetiştiğini, salâh ve takvâ ortamında büyüdüğünü bildirir. Daha ayrıntılı modern araştırmalar zahirî ilimleri tamamladıktan sonra tasavvufa yöneldiğini kaydeder.
Şeyh Ali Efendi’ye intisabı
Tasavvufa ilgisi belirginleşince Bursa’daki Emîr Sultan Zâviyesi postnişini Nakşibendî Şeyh Ali Efendi’ye intisap etti. Onun yanında seyrüsülûkünü tamamladı. Kaynakta “inâbet” kelimesiyle ifade edilen bu bağ, yalnız dergâhta bulunmayı değil, şeyhten manevî terbiye almayı anlatır.
Şeyh ailesiyle kurulan bağ
Azîzzâde Mehmed Efendi, mürşidi Şeyh Ali Efendi’nin kızıyla evlenerek şeyh ailesine damat oldu. Böylece dergâhtaki irşad bağı aile bağıyla da pekişti. Şeyh Ali’nin vasiyeti ve yetişmiş bir halife oluşu, onun 1611’de post için öne çıkmasının başlıca dayanaklarıydı.
1611’de Emîr Sultan Dergâhı postu
Şeyh Ali Efendi 1020/1611’de vefat edince Azîzzâde Mehmed Efendi onun yerine geçti. Ancak dergâh meşihatı konusunda Karaçelebizâde Abdülaziz Efendi’nin oğlu Abdurrahman Efendi de hak iddia etti. Merkezden gelen düzenlemeyle iki isim görevi birer hafta dönüşümlü yürüttü. Bu ortak uygulama yaklaşık altı yıl sürdü.
Dönüşümlü meşihatın sona ermesi
Abdurrahman Efendi 1026/1617’de hac yolculuğuna çıktı; dönüşte hastalanarak 1027/1618’de Bursa’da vefat etti. Bundan sonra Azîzzâde Mehmed Efendi zâviyenin meşihatını tek başına sürdürdü. Dolayısıyla 1611-1649 arasındaki yaklaşık otuz sekiz yıllık post devresinin ilk altı yılı müşterek, sonraki kısmı müstakil yönetim olarak okunmalıdır.
Nakşibendî nispeti ve Emîr Sultan kurumu
Vekāyi‘u’l-Fuzalâ onu açıkça Nakşibendî diye tanımlar ve intisap ettiği Şeyh Ali’yi Nakşibendiyye meşâyihinden sayar. Emîr Sultan Dergâhı ise kurucusu Emîr Sultan’ın Buhara’dan Bursa’ya uzanan daha eski irfan mirasına sahip, zaman içinde farklı meşihat ve tarikat nispetlerinin görülebildiği köklü bir kurumdur. Bu sebeple Azîzzâde’nin kişisel Nakşibendî terbiyesiyle dergâhın bütün tarihini tek ve değişmez bir nispet saymak doğru değildir.
İrşad anlayışı ve şahsiyeti
Kaynak onu güzel ahlâkıyla tanınan, küçük ve büyük günahlardan sakınan, gönlü tevhid nuru ile aydınlık bir şeyh olarak tarif eder. Bu övgü dili tabakat geleneğinin üslubunu taşımakla birlikte, yaklaşık kırk yıla yaklaşan hizmet süresi ve aile içindeki post devamı, Bursa çevresinde istikrarlı bir irşad halkası kurduğunu gösterir.
Vefatı
1059 yılı Şâban ayında çiftliğinden dönerken bindiği at ürktü ve yere düştü. Kaynakların karşılaştırılması bu hadisenin ardından bir süre rahatsız kaldığını ve 12 Şâban 1059/21 Ağustos 1649’da vefat ettiğini gösterir. Olay, menkıbe değil tabakat ve tekke tarihi kaynaklarında kaydedilmiş biyografik vefat bilgisidir.
Defni ve aile postunun devamı
Emîr Sultan Türbesi sahasına, önceki şeyhlerin yakınına defnedildi. Yerine oğlu Şeyh Mustafa Efendi geçti; fakat Mustafa Efendi yaklaşık seksen gün sonra 13 Zilkade 1059’da vefat etti. Ardından onun oğlu Şeyh İbrâhim Efendi postnişin oldu. Böylece Azîzzâde Mehmed Efendi’den oğluna ve torununa uzanan üç nesillik bir meşihat hattı teşekkül etti.
Bursa tasavvuf tarihindeki yeri
Azîzzâde Şeyh Mehmed Efendi’nin önemi büyük bir telif külliyatı bırakmasından değil, Emîr Sultan Dergâhı gibi Bursa’nın en güçlü ziyaret ve irşad merkezlerinden birinde uzun süre hizmet etmesinden gelir. Şeyh Ali’den aldığı terbiyeyi 1611’den 1649’a taşıması, dönüşümlü meşihat krizini kurum içinde sürdürmesi ve postu aile halkası üzerinden devam ettirmesi onu XVII. yüzyıl Bursa Nakşibendî çevresinin belirgin isimlerinden biri yapar.