ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
57 sonuç · “Beyt”
01Ali b. Hüseyin Zeynelâbidîn
Ali b. Hüseyin Zeynelâbidîn (38/659–94/712), Hz. Hüseyin’in oğlu; Kerbelâ’dan sağ çıkan, Medine’de hadis, fıkıh, ibadet ve gizli hizmet hayatıyla tanınan büyük tâbiî ve Ehl-i beyt büyüğüdür.
Ali er-Rızâ
Ali er-Rızâ (yak. 153/770 – 203/818), Medine'de ilim meclisi kurup yirmi yaşında fetva vermeye başlayan Ehl-i beyt âlimi; Halife Me'mûn tarafından istemeye istemeye veliaht ilân edilmiş, iki yıl sonra Tûs'ta âniden ölmüş ve gömüldüğü yer Meşhed adını almıştır.
Balcızâde Mustafa Afîf Efendi
Balcızâde Mustafa Afîf Efendi (ö. 1131/1718-19), klasik aşk şiirinin mazmunlarını kullanan ve üç beyti Vekāyi‘u’l-Fuzalâ’da korunan İstanbul şairidir.
Ca‘fer es-Sâdık
Ca'fer es-Sâdık (80/699 veya 83/702 – Medine); İsnâaşeriyye'nin altıncı, İsmâiliyye'nin beşinci imamı, Ca'ferî fıkhının kurucusu . Soyu baba tarafından Hz. Ali'ye, anne tarafından Hz. Ebû Bekir'e ulaşır.
Ebü’l-Abbas Ahmed b. Mûsâ b. Uceyl el-Yemenî
Ebü’l-Abbas Ahmed b. Mûsâ b. Uceyl el-Yemenî (625-690/1228-1291), Tihâme’de yetişen Şâfiî fakih ve zâhid; ders halkası çevresinde oluşan Beytü’l-Fakīh şehrine adını veren Yemen âlimidir.
Hz. Ali el-Mürtezâ
Hz. Ali el-Mürtezâ, ilk müslümanlardan, Hz. Peygamber’in amcazadesi ve damadı, Hz. Fâtıma’nın eşi, Hasan ile Hüseyin’in babası ve dördüncü râşid halifedir. İlim, adalet, cesaret, zühd ve Ehl-i beyt mirasıyla İslâm tarihinin; silsile, velâyet ve fütüvvet yorumlarıyla tasavvuf hafızasının merkez isimlerindendir.
Hz. Hüseyin b. Ali
Hz. Ali ile Hz. Fâtıma'nın oğlu, Hz. Peygamber'in torunu ve Kerbelâ'da şehid edilen Ehl-i beyt büyüğü; çok sayıda tasavvuf silsilesinin erken halkaları arasında anılır.
Muhammed el-Bâkır
Muhammed el-Bâkır (57/676-77 – 114/733), hem baba hem anne tarafından Hz. Peygamber'in torunlarından; “ilmi yarıp derinliklerine ulaşan” anlamındaki lakabıyla anılan, Medine ilim halkasının merkezindeki âlim. Sünnî kaynaklarca güvenilir bir muhaddis ve Medine'nin ilk fakihlerinden, Şiî geleneğinde ise beşinci imam sayılır.
Mûsâ el-Kâzım
Mûsâ el-Kâzım (7 Safer 128 / 8 Kasım 745, Ebvâ – Receb 183 / Ağustos 799, Bağdat); İsnâaşeriyye'nin yedinci imamı . Abbâsîler'e karşı barışçı bir çizgi izlemesine rağmen ömrünün son yıllarını hapiste geçirmiştir.
Müslim b. Muhammed es-Sumâdî el-Kādirî
Müslim b. Muhammed es-Sumâdî el-Kādirî (ö. 1015/1607), Sumâdiyye’nin kurucusu; Muhammed es-Sumâdî’nin oğlu ve Şam–Beytülmakdis hattındaki aile silsilesinin merkezidir.
Selmân-ı Fârisî
Selmân-ı Fârisî (ö. 35-36/656), Mecûsî bir âteşkede görevlisiyken din arayışıyla İran'dan çıkıp köle olarak Medine'ye düşen ve Hz. Peygamber'in “Selmân bizdendir, Ehl-i beyt'tendir” dediği sahâbî; Hendek'te hendek fikrinin sahibi, Medâin valisi ve pek çok tasavvuf silsilesinin halkası.
Seyyid Seyfullah Nizamoğlu
Seyyid Seyfullah Nizamoğlu, Ümmî Sinan'ın halifesi; Halvetî-Sinânî silsilesini, Ehl-i beyt sevgisini ve seyrüsülûk kavramlarını Türkçe şiirde işleyen mutasavvıftır.
ÂLi aba Le
ل D Aba ehli, abalılar. tas. Muhammed (s.a.), Ali, Fatma, Hasan, Hüseyn (r.a.), bu beş kişiye âl-i aba denir. Bunlardan her biri âl-i aba'dandır. Ehl-i beyt, ehl-i kisd, penç-i âl-i aba, penç-ten-i âl-i aba, hemse-i âl-i aba ve beşler gibi isim-
Cemaathane
bee LU) Mevlevilikte, dervişlerin misafir edildikleri yer.. Darü'l-cemaat, beyti’l-cemaat: Tekke, dervişlerin toplandıkları ev. Allahın eli cemaatledir; cemaat rahmettir. Kaynak işaretleri Basılı sözlükte bu açıklama için kısaltmalarıyla kaynak gösterilmiştir.
Dîdâr
Görme, yüz ve çehre. Tasavvuf şiirinde ilâhî güzelliğin temaşası ve sevgilinin yüzü anlamında kullanılır. Dîdâr arzusu, sûfî şiirinde vuslat ve cemal tecellisi özlemini anlatır. Rü’yet ve cemal maddeleriyle karşılaştırınız.
Hab u hayal
Uyku ve rüya. 2. tas. Dünya, mâsivâ. Haci. ar. (>) 1. Ziyaret. 2. Bir Müslümanın Belli kurallara uyarak zilhicce ayında Kâbe'yi ziyaret etmesi. 3. tas. Hakk’a ermek için yapılan manevi ve ruhsal yolculuk (11s). Allah'ın inayetine güvenen sâlik sefere azmeder, varlık memleketinden yokluk (fena) diyarına sefere çıkar. Mikat yerinde gösteriş elbisesini çıkarır, dostun giysisi olan ihramı giyinir; dünyadan tecerrüt eder, marifet arafatında arif olarak durur. Nefs koçunu kurban eder, Safa'da saflaşır, Merve'de mürüvvet ehli olur. Nefsindeki kötü huyları taşlar. Kâbe'de Hakk'ın harimine erer. Sonra manevi neşe ve ruhsal ferahlıkla Vatanına döner ( sL 222). Süfiler haccın esaslarını ruhansal gerçeklerin simgeleri sayarlar (TK 1:310). Gönül (kalp) Kâbe (Beytullah) olup onun imarı hacdır. Ak sakalı bir koca bilmez hali nice Emek vermesin hacca bir gönül yıkar ise Yünus e ME ea Hacc-ı ekber kılmak istersen gel ey zâhid beri Asikin kalbi içinde sen bu beytullahı gör Nesimi Ziyaret. 2. Bir Müslümanın Belli kurallara uyarak zilhicce ayında Kâbe'yi ziyaret etmesi. 3. tas. Hakk’a ermek için yapılan manevi ve ruhsal yolculuk (11s). Allah'ın inayetine güvenen sâlik sefere azmeder, varlık memleketinden yokluk (fena) diyarına sefere çıkar. Mikat yerinde gösteriş elbisesini çıkarır, dostun giysisi olan ihramı giyinir; dünyadan tecerrüt eder, marifet arafatında arif olarak durur. Nefs koçunu kurban eder, Safa'da saflaşır, Merve'de mürüvvet ehli olur. Nefsindeki kötü huyları taşlar. Kâbe'de Hakk'ın harimine erer. Sonra manevi neşe ve ruhsal ferahlıkla Vatanına döner ( sL 222). Süfiler haccın esaslarını ruhansal gerçeklerin simgeleri sayarlar (TK 1:310). Gönül (kalp) Kâbe (Beytullah) olup onun imarı hacdır. Ak sakalı bir koca bilmez hali nice Emek vermesin hacca bir gönül yıkar ise Yünus e ME ea Hacc-ı ekber kılmak istersen gel ey zâhid beri Asikin kalbi içinde sen bu beytullahı gör Nesimi Bir Müslümanın Belli kurallara uyarak zilhicce ayında Kâbe'yi ziyaret etmesi. 3. tas. Hakk’a ermek için yapılan manevi ve ruhsal yolculuk (11s). Allah'ın inayetine güvenen sâlik sefere azmeder, varlık memleketinden yokluk (fena) diyarına sefere çıkar. Mikat yerinde gösteriş elbisesini çıkarır, dostun giysisi olan ihramı giyinir; dünyadan tecerrüt eder, marifet arafatında arif olarak durur. Nefs koçunu kurban eder, Safa'da saflaşır, Merve'de mürüvvet ehli olur. Nefsindeki kötü huyları taşlar. Kâbe'de Hakk'ın harimine erer. Sonra manevi neşe ve ruhsal ferahlıkla Vatanına döner ( sL 222). Süfiler haccın esaslarını ruhansal gerçeklerin simgeleri sayarlar (TK 1:310). Gönül (kalp) Kâbe (Beytullah) olup onun imarı hacdır. Ak sakalı bir koca bilmez hali nice Emek vermesin hacca bir gönül yıkar ise Yünus e ME ea Hacc-ı ekber kılmak istersen gel ey zâhid beri Asikin kalbi içinde sen bu beytullahı gör Nesimi
Hatem
Çı. Mühür, yüzük, son. tas. Sâlikin bütün makamları katetmesi ve nihayete ermesi (sr). Hâtemü'lenbiya Son peygamber. Hatm-ı nübüvvet zamanla sınırlı olup Hz. Peygamber'le sona erdiği halde, hatm-ı velayet zamanüstüdür; ezelden ebede kadar sürer. Zira nübüvvet nebinin, velayet Allah'ın vasfıdır (AT 308, 303; İFH 24-29; iv 219). Bkz. Hâtemü'l-evliya. Hâtemü'levliya Son veli veya velilerin en ulusu; bir rivayete göre İbn Arabi. Hatm-i velayet görüşünü Hakim Tirmizi ortaya atmış, İbn Arabi bunu geliştirmiştir (HH 111). Bkz, Hatemu'l-enbiya. Hâtıri.ar.( bis) ç. Havâtır. İnsanın içine gelen hitap, iç âlemde duyulan ses, alınan mesaj. Bu hitap Allah'tan, melekten, Şeytan'dan ve nefsten olabilir. Allah'tan gelen hitaba hâtır-ı Hak, melekten gelene ilham, Şeytan'dan gelene vesvese, nefsten gelene hevâcis ve hadisu'n-nefs denir. Haktan ve melekten gelen sesler dinin zahiri hükümlerine uygun olur, Şeytan'dan gelen ses günaha, nefsten gelen ses süfli arzulara davet eder, Kalp, gönül. Gönül yap zâhidâ beyt-i Huda'dır taat istersen Muhakkaktır ki bâb-ı cenneti hâtır-şiken açmaz Sâhib Hâtır-ı evvel - Hâtır-ı sani “Hak'tan gelen aynı konudaki farklı iki hâtırdan hangisi daha kuvvetli olur?” sorusuna Cüneyd ilk hâtır, İbn Atâ ikinci haur, diye cevap vermiştir (KR 43). Bir kimse evvela sadaka vermeyi düşünse, sonra da bundan vazgeçse ilki Rabbani, ikincisi şeytani kabul edilir (Gi m: 40). 1 Hâtır-şiken Gönül yıkan, kalp kıran. I
Heybet
Saygıya dayanan korku, azamet. 2. tas. Havf ve kabz halinin üstündeki hal. Heybet gaybeti gerektirir. Nitekim üns de sahvı gerektirir (cr). Hakk’a yakın olmanın meydana getirdiği endişe hissi (sL 96). Her hayib gâibtir. Heybet az veya çok kendinden geçme halini gerektirir; çünkü heybet Hakk'ın celali tecellilerini kalpte müşahede etmekten hasıl olur. Cemali tecelli de heybet hissi meydana getirebilir (irm). Bkz. Uns. Fikr etmededir heybetini Beyt-i Hudâ'nı Beyhüde değil, titrediği kıble-nümâ'nın Rüşdi Ahmed Efendi Heykel i ar. (JS) 1. Put, tapılan suretler. 2. tas. Varlık hakikatleri (sr). Suhreverdi, Heyâkilu'n-nür isimli eserinde bu çeşit heykelleri tasvir eder. Put, tapılan suretler. 2. tas. Varlık hakikatleri (sr). Suhreverdi, Heyâkilu'n-nür isimli eserinde bu çeşit heykelleri tasvir eder.
İyd
Bayram, şenlik, ihtifal, 2. tas. a Amellerin tekrarlanmasıyla kalbe tekrar gelen (âdet eden) tecelliler (İFM; KI). b Cem makamı (1s), İzin a zin Bu nice perhiz eyleyip savm-ı visâl etmek nedir İyd-i ekber eyleyip evliyaya vuslattir garaz 1. H. Bursevi “Arifler her an iki bayram yaparken, nefs ehli olanlar da örümcek gibi et kuruturlar” (Mevlânâ). “Sevgilimin güzelliğini seyrettiğim gün benim bayramımdır” (Ibn Fâriz) (aus 26). Bir âşık erişse sana Ol iyd-i ekberdir ona Budur murad ondan sana Rabb'im meded mevlâm meded Bayramım imdi bayramım idi Bayram edersin yâr ile şimdi Hamd u senâlar hamd u senâlar Yâr ile bayram kıldı bu gönlüm Hacı Bayram Veli İyş (2.5) veya Ayş 1. Yaşamak, yemek içmek (ayşu nfs) suretiyle safa yapmak, zevk almak. 2. tas. Hak ile olmanın verdiği haz ve bu hazzı his ve idrak etme (as). İzin (9 3!) Müsade, destur. Tasavvufta izin çok önemlidir; bir mürit önemli bir işe teşebbüs etmeden ve özelikle sefere çıkmadan evvel mutlaka şeyhinden izin alır. Şeyh adına tarikate giren müritleri terbiye eden, onlara tarikat ve sülûkün âdabını ve tatbikatını öğreten kişi mutlaka mezun, yani bu konuda izinli olmalıdır. Şeyhler de, mana âleminde peygamberlerle görüşerek önemli hususlarda ondan izin alır. Onun izniyle konuşur ve hareket ederler. Bu görüşmenin cismani oldugunu söyleyenler de vardır. Buna izn-i resul (peygamberlerden alınan izin) adı verilir (Nc 11:67). Ölü ermişlerden ve yatırlardan da izin alınır. İzinsiz yapılan iş hüsranla sonuçlanır. EMİ Kabe (445) Vuslat makamı (us). Gönlün Hakk’a, kalbin sevgi- > liye yönelmesi. Bu makamda âşıkın sevgilisine ermesi için e fe; ihrama girmesi icap eder. Hacılar Kâbe'ye giderken, âşıklar Hi ie dostlarına giderken ihrama girerler. Hacılar Kâbe'yi, Kâbe cs — Hak âşıklarını tavaf ve ziyaret eder. Zahirdeki Kâbe ibadet, ina bii bâtındaki Kâbe temaşa içindir. İki Kâbe (Beytullah) vardır: cr ee ME Mekke'deki bina ve gönül (kalp, dil), yani Kabe-i halil ve Kâbe-i celil, Süfilere göre gönül Kâbe'si daha önemlidir. Hâne-i dil yapmak eyâ nüktedân Kâ'be binâ eylemektir bi-güman Azer Çelebi Gönül mü yeğ Kâ'be mi yeğ eyit bana aklı eren Gönül yeğdurur zira kim gönüldedir dost durağ Yünus Kâbe kavseyn ev edna (631 (قا ب قو سين ا و r. İki yay aralığı kadar, hatta daha da yakın bir mesafe; çok kısa bir mesafe. Hz. Peygamber'in Miraç gecesi Allah’a çok yaklaştığını anlatan bir ifade. 2. tas. Varlık dairesi adı verilen emr-i ilâhî de isimler arasındaki mütekabiliyet itibariyle ismi (esmat) yakınlık makamı. Örneğin ibda-iade, nüzul-uruc, failiyet-kabiyet gibi isimler arasında karşıt olma (tekabül) | ilişkisi vardır. Bu farklılık ve ikilik devam etmekle birlikte Hak ile ittihat etme, diğer bir ifadeyle ittisal halidir. Bunun üstünde ev edna makamı vardır. Bu da aynu'l-cemin ahadiyetinden ibaret olup burada farklılık ve ikilik söz konusu olmaz. | Salt fena ve tüm farklılıkların silinmesi halidir (xr; cr). Kısaca kabe kevseyn, Hak ile ittihat ve ittisal, ev edna ise aynu'l-cem makamıdır. Iki kavis ifadesiyle vücüp ve imkân dairesine işaret edildiğini düşünenler de vardır. Kabih.د ar. (قبيح) 1. Çirkin. 2. tas. Emre aykırı olan şey. H. Bursevi “Arifler her an iki bayram yaparken, nefs ehli olanlar da örümcek gibi et kuruturlar” (Mevlânâ). “Sevgilimin güzelliğini seyrettiğim gün benim bayramımdır” (Ibn Fâriz) (aus 26). Bir âşık erişse sana Ol iyd-i ekberdir ona Budur murad ondan sana Rabb'im meded mevlâm meded Bayramım imdi bayramım idi Bayram edersin yâr ile şimdi Hamd u senâlar hamd u senâlar Yâr ile bayram kıldı bu gönlüm Hacı Bayram Veli İyş (2.5) veya Ayş 1. Yaşamak, yemek içmek (ayşu nfs) suretiyle safa yapmak, zevk almak. 2. tas. Hak ile olmanın verdiği haz ve bu hazzı his ve idrak etme (as). İzin (9 3!) Müsade, destur. Tasavvufta izin çok önemlidir; bir mürit önemli bir işe teşebbüs etmeden ve özelikle sefere çıkmadan evvel mutlaka şeyhinden izin alır. Şeyh adına tarikate giren müritleri terbiye eden, onlara tarikat ve sülûkün âdabını ve tatbikatını öğreten kişi mutlaka mezun, yani bu konuda izinli olmalıdır. Şeyhler de, mana âleminde peygamberlerle görüşerek önemli hususlarda ondan izin alır. Onun izniyle konuşur ve hareket ederler. Bu görüşmenin cismani oldugunu söyleyenler de vardır. Buna izn-i resul (peygamberlerden alınan izin) adı verilir (Nc 11:67). Ölü ermişlerden ve yatırlardan da izin alınır. İzinsiz yapılan iş hüsranla sonuçlanır. EMİ Kabe (445) Vuslat makamı (us). Gönlün Hakk’a, kalbin sevgi- > liye yönelmesi. Bu makamda âşıkın sevgilisine ermesi için e fe; ihrama girmesi icap eder. Hacılar Kâbe'ye giderken, âşıklar Hi ie dostlarına giderken ihrama girerler. Hacılar Kâbe'yi, Kâbe cs — Hak âşıklarını tavaf ve ziyaret eder. Zahirdeki Kâbe ibadet, ina bii bâtındaki Kâbe temaşa içindir. İki Kâbe (Beytullah) vardır: cr ee ME Mekke'deki bina ve gönül (kalp, dil), yani Kabe-i halil ve Kâbe-i celil, Süfilere göre gönül Kâbe'si daha önemlidir. Hâne-i dil yapmak eyâ nüktedân Kâ'be binâ eylemektir bi-güman Azer Çelebi Gönül mü yeğ Kâ'be mi yeğ eyit bana aklı eren Gönül yeğdurur zira kim gönüldedir dost durağ Yünus Kâbe kavseyn ev edna (631 (قا ب قو سين ا و r. İki yay aralığı kadar, hatta daha da yakın bir mesafe; çok kısa bir mesafe. Hz. Peygamber'in Miraç gecesi Allah’a çok yaklaştığını anlatan bir ifade. 2. tas. Varlık dairesi adı verilen emr-i ilâhî de isimler arasındaki mütekabiliyet itibariyle ismi (esmat) yakınlık makamı. Örneğin ibda-iade, nüzul-uruc, failiyet-kabiyet gibi isimler arasında karşıt olma (tekabül) | ilişkisi vardır. Bu farklılık ve ikilik devam etmekle birlikte Hak ile ittihat etme, diğer bir ifadeyle ittisal halidir. Bunun üstünde ev edna makamı vardır. Bu da aynu'l-cemin ahadiyetinden ibaret olup burada farklılık ve ikilik söz konusu olmaz. | Salt fena ve tüm farklılıkların silinmesi halidir (xr; cr). Kısaca kabe kevseyn, Hak ile ittihat ve ittisal, ev edna ise aynu'l-cem makamıdır. Iki kavis ifadesiyle vücüp ve imkân dairesine işaret edildiğini düşünenler de vardır. Kabih.د ar. (قبيح) 1. Çirkin. 2. tas. Emre aykırı olan şey. Yaşamak, yemek içmek (ayşu nfs) suretiyle safa yapmak, zevk almak. 2. tas. Hak ile olmanın verdiği haz ve bu hazzı his ve idrak etme (as). İzin (9 3!) Müsade, destur. Tasavvufta izin çok önemlidir; bir mürit önemli bir işe teşebbüs etmeden ve özelikle sefere çıkmadan evvel mutlaka şeyhinden izin alır. Şeyh adına tarikate giren müritleri terbiye eden, onlara tarikat ve sülûkün âdabını ve tatbikatını öğreten kişi mutlaka mezun, yani bu konuda izinli olmalıdır. Şeyhler de, mana âleminde peygamberlerle görüşerek önemli hususlarda ondan izin alır. Onun izniyle konuşur ve hareket ederler. Bu görüşmenin cismani oldugunu söyleyenler de vardır. Buna izn-i resul (peygamberlerden alınan izin) adı verilir (Nc 11:67). Ölü ermişlerden ve yatırlardan da izin alınır. İzinsiz yapılan iş hüsranla sonuçlanır. EMİ Kabe (445) Vuslat makamı (us). Gönlün Hakk’a, kalbin sevgi- > liye yönelmesi. Bu makamda âşıkın sevgilisine ermesi için e fe; ihrama girmesi icap eder. Hacılar Kâbe'ye giderken, âşıklar Hi ie dostlarına giderken ihrama girerler. Hacılar Kâbe'yi, Kâbe cs — Hak âşıklarını tavaf ve ziyaret eder. Zahirdeki Kâbe ibadet, ina bii bâtındaki Kâbe temaşa içindir. İki Kâbe (Beytullah) vardır: cr ee ME Mekke'deki bina ve gönül (kalp, dil), yani Kabe-i halil ve Kâbe-i celil, Süfilere göre gönül Kâbe'si daha önemlidir. Hâne-i dil yapmak eyâ nüktedân Kâ'be binâ eylemektir bi-güman Azer Çelebi Gönül mü yeğ Kâ'be mi yeğ eyit bana aklı eren Gönül yeğdurur zira kim gönüldedir dost durağ Yünus Kâbe kavseyn ev edna (631 (قا ب قو سين ا و r. İki yay aralığı kadar, hatta daha da yakın bir mesafe; çok kısa bir mesafe. Hz. Peygamber'in Miraç gecesi Allah’a çok yaklaştığını anlatan bir ifade. 2. tas. Varlık dairesi adı verilen emr-i ilâhî de isimler arasındaki mütekabiliyet itibariyle ismi (esmat) yakınlık makamı. Örneğin ibda-iade, nüzul-uruc, failiyet-kabiyet gibi isimler arasında karşıt olma (tekabül) | ilişkisi vardır. Bu farklılık ve ikilik devam etmekle birlikte Hak ile ittihat etme, diğer bir ifadeyle ittisal halidir. Bunun üstünde ev edna makamı vardır. Bu da aynu'l-cemin ahadiyetinden ibaret olup burada farklılık ve ikilik söz konusu olmaz. | Salt fena ve tüm farklılıkların silinmesi halidir (xr; cr). Kısaca kabe kevseyn, Hak ile ittihat ve ittisal, ev edna ise aynu'l-cem makamıdır. Iki kavis ifadesiyle vücüp ve imkân dairesine işaret edildiğini düşünenler de vardır. Kabih.د ar. (قبيح) 1. Çirkin. 2. tas. Emre aykırı olan şey. Çirkin. 2. tas. Emre aykırı olan şey.
Kanberiye
Hz. Ali'nin Sadık ve vefakâr kölesi Kanber'e nispet edilen, ehl-i beyte bağlılığı, erenlere hizmeti ve mücerretliği simgeleyen, baba tarafından tekbir getirilerek kuşatılan bir kemer (Grp 186), Kandil geceleri tar. يل) 4:3) Bkz. İhya geceleri, | ‘antara i ar, Köprü, yüklü miktarda mal, tas. Dünya. Zira dünya ahiret cihetine geçmek için bir köprüdür. “Dünya bir köprüdür, üzerinden geçiniz, ama tamir etmekle ugrasmayiniz,”
Molla
Âlim ve medrese mensubu. Tasavvuf edebiyatında kelime bazen yalnız dış bilgiyle yetinen, ilmini hâl ve ahlâkla doğrulamayan zâhir ehli tipini eleştirmek için kullanılır. Bu eleştiri ilme değil, bilginin gurur ve şekilciliğe dönüşmesine yöneliktir. Molla Kasım anlatısı Yûnus Emre geleneğinde Molla Kasım’ın şiirleri şeriata aykırı bularak bir bölümünü yaktığı, bir bölümünü suya attığı; “Derviş Yûnus bu sözü eğri büğrü söyleme / Seni sîgaya çeken bir Molla Kasım gelir” beytine ulaşınca yaptığı işi fark ettiği anlatılır. Bu menkıbe, şiirin zâhirî hükümle acele yargılanması temasını işler; tarihî olayla aynı kesinlikte okunmaz.
Müstevâ-i ism-i azam
عظم) | port (مسحوئ + Ism-i azam alanı. عم Hakk'ı içine alan Beytu'l-haram, Yani insan-ı kâmilin kalbi (kn). Müşahede; ar. (o (مشا هد x, Görme, perdenin açılması, temaşa ve seyretme. tas. a Hakk'ın gönüllerde hazır olması, Müşahedenin doğru ve sağlıklı olması için şahidin meşhüt (temaşa edilen) ile kâim ve onda fani olması şarttır. Cüneyd bu hali, “sâlikin kendisini kaybedip Hakk'ı bulmasıdır,» diye tarif eder. b Zati te. celli. ¢ Eşyayı tevhit deliliyle görmek. d Ayn-i cem makamı. e Hakka'l-yakin hali. ع Nakşbendiye şeyhleri ve ermişleri mana âleminde gördükleri ve by âlemle ilgisi bulunan ulvi ve ruhi hallere de müşahede adını verirler (NR 164; Gif 1791), Müşrif-i bevâtın İşraf ehli,
Silsiletu’z- zeheb
Altın silsile, tas. a İçinde ehl-i beytten birinin yer aldığı sil. b Oniki imamı sevme,
Tevekkül
Güvenme, bel bağlama, vekil tayin etme, havale etme. a Allah'ın katında olana güvenip halkın elinde ve avucunda olan şeye göz dikmemek (cr). b Vaat edilene güvenme. c Her halükârda yalnızca Allah’a sığınma. d Kalbin Hakk’a itimadı. e Vesvese, endişe ve rızk kaygısı halini yok edip, insanı huzura ve rahata kavuşturan Mevlâ'ya güven hali. ؟ Hakk'ın inayet ve vaadini ye-
Cennetü'l-bakī
Medine · Suudi Arabistan · Babası Muhammed el-Bâkır ve dedesi Zeynelâbidîn'in kabirlerinin yanına defnedildiği kabristan; mezarı Vehhâbîler'in tahribine kadar ziyaret mahalli olarak kalmıştır. İlişkili kişi dosyası Ca‘fer es-Sâdık : Ca‘fer es-Sâdık (ö. 148/765), Medine’de yetişen Ehl-i beyt imamı, güvenilir hadis râvisi ve müctehid fakih; zühd, ilim ve mârifet mirasıyla Nakşibendiyye, Bektaşiyye ve başka irşad silsilelerinde müşterek halka kabul edilen büyük İslâm âlimidir.
Edirnekapı dışında Emîr Buhârî Zâviyesi civarındaki kabri
İstanbul · Türkiye · 1109 Şabanında vefat edince Edirnekapı dışında Emîr Buhârî Zâviyesi civarına defnedilmiştir; mezar taşındaki tarih beyti Nâzım Mehmed Efendi'nindir. İlişkili kişi dosyası Örekezâde Ahmed (Bucaklı) Efendi : Örekezâde Ahmed Efendi (ö. 1698), Süleymaniye medreselerine yükselen; İzmir, Bağdat, Galata ve Mekke kadılıklarında bulunan ve Bucaklı lakabıyla tanınan Osmanlı âlimidir.
Pîrî Paşa (Soğukkuyu) Camii Kabristanı, Zeyrek
İstanbul · Türkiye · 1698'de İstanbul'a gelince yerleştiği medresenin bulunduğu semt ve 12 Eylül 1745'te vefatında defnedildiği kabristan. Mezar taşındaki tarih beyti müridi Müstakimzâde'ye, hattı Kâtibzâde Mehmed Refî'ye aittir.
Nasûhî Tekkesi
İstanbul · Türkiye · Üsküdar Doğancılar’da Tunusbağı caddesi üzerinde yer alan, Halvetiyye’den Şâbâniyye’ye bağlı Nasûhiyye kolunun âsitânesi ve pîr makamıdır. Kaynaklarda Hazret-i Nasûhî Efendi, Nasûhî Mehmed Efendi, Şeyh Nasûhî Efendi gibi adlarla da anılır. Bu kayda göre dergâhın yapımını Sadrazam Damad Hasan Paşa başlatmış, maddî gücü yetmediğinden masraflar Şeyh Mehmed Nasûhî Efendi tarafından ödenerek inşaat 1099’da (1688) tamamlanmıştır; Hasan Paşa 1102’de (1690-91) IV. Mehmed’in kızlarından Hatice Sultan’la evlenmiş, tekkenin vakfı 1131’de (1719) Hatice Sultan adına tescil edilmiştir. Mehmed Nasûhî 1130’daki (1718) vefatının ardından tekkenin hazîresine defnedilmiş, kabrinin üzerine bir türbe yapılmıştır; postuna oğlu Şeyh Ali Alâeddin Efendi geçmiştir. Türbenin niyaz penceresi üzerinde “Makam-ı evliyâdır menba-ı feyz-i fütûhîdir / Edeble dâhil ol sûfî bu dergâh-ı Nasûhî’dir” beyti yer alır.
İstanbul
İstanbul · Türkiye · Kaynak onun İstanbul'dan zuhur ettiğini ve 1131 tarihinde yine İstanbul'da vefat ettiğini kaydeder. İlişkili kişi dosyası Balcızâde Mustafa Afîf Efendi : Balcızâde Mustafa Afîf Efendi (ö. 1131/1718-19), klasik aşk şiirinin mazmunlarını kullanan ve üç beyti Vekāyi‘u’l-Fuzalâ’da korunan İstanbul şairidir.
Süleyman Çelebi Türbesi
Bursa · Türkiye · Kabri Bursa’da Çekirge yolunda, Eski Kaplıca yakınlarındaki Yoğurtlu Baba Zâviyesi önünde bulunan sırt üzerindedir. Türbesi harap bir durumdayken 1952 yılında Bursa Eski Eserleri Sevenler Kurumu aracılığıyla onarılmış ve duvarına Vesîletü’n-necât’ın ilk beyti yazılmıştır.
Ebvâ
Ebvâ · Suudi Arabistan · 7 Safer 128'de (8 Kasım 745) doğduğu, Medine yakınındaki yer. Konum yaklaşık verilmiştir. İlişkili kişi dosyası Mûsâ el-Kâzım : Câfer es-Sâdık'ın oğlu; sabrı, öfkesini yenmesi, ibadeti ve hadis rivayetiyle tanınan Ehl-i beyt büyüğü.
Medine (Mescid-i Nebevî)
Medine · Suudi Arabistan · Yaklaşık 153'te (770) doğduğu ve ilim meclisi kurup hayatını öğretimle geçirdiği şehir; yirmi yaşında burada fetva vermeye başladı. İlişkili kişi dosyası Ali er-Rızâ : Ebü’l-Hasen Ali er-Rızâ b. Mûsâ el-Kâzım (ö. 203/818), Medine’de hadis ve fıkıh öğreten; Me’mûn’un veliaht ilânıyla Horasan’a geçen, ilmi, zühdü ve Ehl-i beyt içindeki yeriyle tanınan âlimdir.
Hz. Ali Türbesi
Necef · Irak · Rivayete göre Virânî bir süre Necef'te kalmış ve Hz. Ali Türbesi'nde türbedarlık yapmıştır . Buradan sonra Anadolu'ya ve Balkanlar'a seyahat ettiği anlatılır. İlişkili kişi dosyası Virânî Baba : Virânî Baba, hayatının ayrıntıları rivayetlerle çevrili; Ehl-i beyt ve On İki İmam sevgisini, tasavvuf ve Hurûfî kavramlarla işleyen divanı ve İlm-i Câvidân adlı risalesiyle Alevî-Bektaşî edebiyatında belirginleşen şairdir.
Medine
Medine · Suudi Arabistan · 80 (699) veya 83'te (702) doğduğu, siyasetten uzaklaşıp kendini ilme vakfettiği ve vefat ettiği şehir; Ebû Hanîfe ile ilmî münakaşalarından biri burada geçmiştir. İlişkili kişi dosyası Ca‘fer es-Sâdık : Ca‘fer es-Sâdık (ö. 148/765), Medine’de yetişen Ehl-i beyt imamı, güvenilir hadis râvisi ve müctehid fakih; zühd, ilim ve mârifet mirasıyla Nakşibendiyye, Bektaşiyye ve başka irşad silsilelerinde müşterek halka kabul edilen büyük İslâm âlimidir.
Bursa Ulucamii
Bursa · Türkiye · İmamlık yaptığı camidir. Mevlidini kaleme almasıyla ilgili yaygın rivayete göre eserin ilk beytini, burada imamlık yaptığı yıllarda bir vâizin peygamberler arasında fark bulunmadığı yolundaki sözü üzerine çıkan tartışmada söylemiştir.
Medine
Medine · Suudi Arabistan · Hayatının ilk devresini babası Ca'fer es-Sâdık'ın yanında geçirdiği ve Hârûnürreşîd'in hilâfetine kadar (170/786) kaldığı şehir; Mescid-i Nebevî'de verilen kararla buradan tutuklanarak götürüldü. İlişkili kişi dosyası Mûsâ el-Kâzım : Câfer es-Sâdık'ın oğlu; sabrı, öfkesini yenmesi, ibadeti ve hadis rivayetiyle tanınan Ehl-i beyt büyüğü.
Şâzeliyye silsile varyantları nasıl okunmalı?
Sefîne’deki dört farklı diziyi tarihî öğretmen ilişkisi, Ehl-i beyt nispeti ve gelenek hafızası bakımından ayıran okuma notu.
Mevlevî Musikisinin Aletleri
Ney, rebab, kudüm ve mutrib heyeti. Metin ve görsel kaynaklar birlikte değerlendirilerek hazırlanmış editoryal inceleme.
Kübreviyye Silsile Varyantları
Ammâr-ı Yâsir, İsmâil el-Kasrî ve Ehl-i beyt hatlarını birbirine karıştırmadan okumak. Kaynaklar arasındaki farklar ve gelenek içi anlatıların derecesi korunarak hazırlanmıştır.
Hikmet Geleneği ve Dîvân-ı Hikmet
Ahmed Yesevî’ye nispet edilen şiirlerle yüzyıllar içinde genişleyen ortak Yesevî külliyatını birbirinden ayıran okuma rehberi.
Azbî Baba'dan Edib Harâbî'ye Bektaşî Şiiri
Azbî Baba ile Edib Harâbî'nin Dîvânlarını nüsha, intisap, nazım biçimi ve tarihî çevre bakımından karşılaştıran dosya.
Kerbelâ, Maktel ve Bektaşî Hafızası
Kerbelâ anlatısının Bektaşî şiir ve erkânındaki yerini, Lâmiî'nin Nakşibendî kimliğini değiştirmeden müşterek İslâm edebiyatı bağlamında ele alan yazı.
Ali-Fâtıma Evlâdı: Tarih, Nesep ve Tasavvuf Hafızası
Hz. Ali ve Hz. Fâtıma nesebinin erken siyasî-toplumsal tarihini sonraki seyyidlik, silsile ve velâyet anlatılarından ayıran kaynak rehberi.
Divan Şiirinde Tasavvuf: Kavram, Mecaz ve Eşya
Şiir kaynak olarak nasıl okunur? Divan şiirindeki tasavvuf dili doğrudan tekke yönetmeliği değildir. Şair, teknik kavramı estetik mecaza dönüştürebilir; aynı mazmun dinî, beşerî ve tasavvufî anlamları birlikte taşıyabilir. Tevhid ve aşk Vahdet-kesret, benlik, mâsivâ, tecellî ve ayna mecazları varlık anlayışını; âşık, sevgili, rakip, şarap ve meyhane dili aşk
Seyyid Nizamoğlu Dîvânı ve Sinâniyye Hafızası
Üç nüshalı tenkitli metin Çalışma üç geniş yazmayı esas alır; diğer nüshaların şiir sayısı ve tertibi farklıdır. Bu nedenle Dîvân tek bir değişmez sıra halinde dolaşmamıştır. Manzum silsile Nizamoğlu, Halvetî silsilesini Hz. Ali'den Ümmî Sinan'a kadar şiir içinde sayar. Bu, gelenek içi icazet hafızasıdır; zincirdeki erken isimlerin XVI. yüzyıldaki Sinâniyye
SÛFÎ KELİMESİNİN KÖKÜ
Avârifü’l-Maârif · 6. bölüm · Hz. Enes b. Mâlik (r.a) demiştir ki: “Rasûlullah (s.a.v), bir kölenin bile dâvetine gider, merkebe biner ve yün elbise giyerdi.” 31 Sûfîler, bu hadis-i şerife uyarak hem daha yumuş
Sayfalar 2–9
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BILICI KITABEVİ YAYINLARI: 18 ONBİRINCİ DERS MUNDERECAT: Süre-i Kevserin tefsiri, Hazretl Fatime'nin ahlrete Intikali, Hz. Ibrahim'in Hz. Ismalll Allah yolunda kurban etmesi,
Sayfalar 4–12
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALAH BILICI KITABEVI YAYINLARI - No: 41 5846 Sayılı Kanun gereğince Te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: GÜYRAY, Baskı: ÜÇLER Matbaası İSTANBUL — 1
Sayfalar 3–12
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 42 5846 Sayılı Kanun gereğince te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ARBEN Matbaası Ista
Sayfalar 10–15
Muzaffer Ozak Külliyatı · katre, güneşlerden bir zerre olarak Allahın bize ihsanı kadar anlatabilecegiz. Zira, kelimatullahı; denizler mürekkep, agaçlar kalem, yerler ve gökler kâğıt ve defter, insan ve mel
Sayfalar 29–36
Muzaffer Ozak Külliyatı · haremeyn, ceddüs-sıbteyn, imam-ül-Enbiyâ, imam-ül-etkiyâ, tâcül-asfiyâ, sahib-üs-seyf, sahib-ül-kitab, münzel-ül-Kur'an, sahibül-mi'râc, şefi-ul-müznibiyn, Resûlüllah, Habibullah,
Sayfalar 31–36
Muzaffer Ozak Külliyatı · «Liginanü Bidun ie selune şübelen je ejdalühu kavli lâ ilâhe illallah re ednahû imalati! con anit tariks rel hayau şübetün minel iyman. Lyman, yetmiş küsur şubedir. Bunun en efdali
Sayfalar 37–43
Muzaffer Ozak Külliyatı · nur, herhangi bir kimseyi çağırır gibi Yâ Ahmed, Yâ Muhammed diye çağırırsanız bütün hayırlı amellerinizi iptal etmiş olursunuz. Siz, bunun farkına bile varamazsınız. Dikkat ediniz
Sayfalar 44–51
Muzaffer Ozak Külliyatı · at eden kimse, Allahu azim-üş-şânın ve Resûl-ü zişânın sevdiklerini sevmekle mükelleftir. Allah ve Resûlünü seven, kıyamet gününe inanan kişi âhir zaman peygamberinin bütün yakınla
Sayfalar 37–42
Muzaffer Ozak Külliyatı · birligine şehadet ederler, hakkı tesbih, tekbir ve tahmid eylerler. Sen de, hakkı birle! Hakkın varlıgına ve birligine şehadet et! Bu şehadetin aslâ boşa gitmez, hak da senin şehad
Sayfalar 41–48
Muzaffer Ozak Külliyatı · ETVAR-I-SEB'ADA OLAN ESMÂ-I-İLÂHİYYENİN RENKLERI Tevhidin nuru hava'i mavi Ism-i-celâlin nuru kırmızı İsm-i-Hû'nun nuru yeşil İsm-i-Hak'kın nuru beyaz Ism-i-Hay'yın nuru sarı İsm-i
Sayfalar 48–56
Muzaffer Ozak Külliyatı · bütün bu alâmetler ölen o kimse için rahmet-i ilâhiyyenin nüzulüne işarettir. Haberde vârid olmuştur ki, Allahu teâlâ bir mü'minin ruhunu kabzetmek murad buyurduğunda, Melek-ül-mev