Köken ve kullanım
i. ar.
؟
Kaynaklardaki ortak açıklama
- Güvenme, bel bağlama, vekil tayin etme, havale etme.
- a Allah'ın katında olana güvenip halkın elinde ve avucunda olan şeye göz dikmemek (cr). b Vaat edilene güvenme. c Her halükârda yalnızca Allah’a sığınma. d Kalbin Hakk’a itimadı. e Vesvese, endişe ve rızk kaygısı halini yok edip, insanı huzura ve rahata kavuşturan Mevlâ'ya güven hali. ؟ Hakk'ın inayet ve vaadini ye-
Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü
tas. Bir kimcu, senin kendini Allah’a teslim etncü mesi, rızkmda ve işlerinde Alesi” lah’ı kefil bilip yalnızca O’na güesi” venmesi. Bu söz, Kur’ân-ı öne Kerîm’de “Âl-i İmrân suresi” yüz (3)nin 159. ayetinde çarpıcı bir ana biçimde mealen, “Bir işe karar m’in verdiğinizde Allah’a tevekkül et.” ri biçiminde öğüt niteliğinde karr’an şımıza çıkmakta, ayrıca kırk II, ayette hem türevleriyle hem de yın değişik kullanım biçimleriyle mı, yer almaktadır (bk. M. F. çen Abdülbâkî, el-Mu'cem, “vkl” yrı- maddesi). Aynı şekilde bu söz ve olan türevleri hadislerde de geçmekda te, hatta Tirmizî’nin ve İbn ndı- Mâce’nin “Sünen’lerinde iki bab nin ayrıldığı kaynaklarda zikredileti mektedir. arın
Dinî Terimler Sözlüğü
Allahü teâlâya teslim olma. Bir işe başlarken sebeplere yapıştıktan sonra O'na güvenme; kalbin, her işte Allahü teâlâya îtimâd etmesi, güvenmesi.
Allahü teâlâ, âyet-i kerîmede meâlen buyuruyor ki:
Kim ki, Allahü teâlâdan korkarsa, Allahü teâlâ ona (darlıktan genişliğe) bir çıkış yolu ihsân eder ve ona ummadığı yerden rızık verir. Her kim, Allahü teâlâya tevekkül ederse, Allahü teâlâ ona kâfidir. (Talâk sûresi: 2,3)
Eğer îmânınız varsa, Allahü teâlâya tevekkül ediniz. (Mâide sûresi: 23)
Allahü teâlâ, tevekkül edenleri sever. (Âl-i İmrân sûresi: 259)
Allahü teâlâya tam tevekkül etseydiniz, kuşların rızkını verdiği gibi, size de gönderirdi. Kuşlar, sabah mîdeleri boş, aç gider. Akşam mîdeleri dolmuş, doymuş olarak döner. (Hadîs-i şerîf-İhyâ)
Yâ Ebâ Hüreyre! Allah'tan başka hiçbir şeye ümid bağlama! Allah'a tevekkül eyle! Bir arzun varsa, Allahü teâlâ hazretlerinden iste! Allahü teâlânın âdet-i ilâhiyyesi ( işi, kânunu ) şöyledir ki; her şeyi bir sebeb altında yaratır. Bir iş için sebebine yapışmak ve sonra Allahü teâlânın yaratmasını beklemek lâzımdır. Tevekkül de bundan ibârettir. (Hadîs-i şerîf-Ey Oğul İlmihâli)
Sebeblere yapışmak, tevekküle mâni değildir. Bilâkis sebeblere yapışmak, sebebleri araya koymak, tevekkülün en yüksek derecesidir. (Ahmed Fârûkî)
Tevekkül, iş yapmayıp tembel olmak için değildir. Bir işe başlamak ve başlanan işi başarmak için tevekkül olunur. Güç bir işi başaramamak korkusunu gidermek için tevekkül olunur. (S. Abdülhakîm Arvâsî)
Tevekkülün alâmeti üçtür:Kimseden bir şey istememek (dilenmemek), verileni reddetmemek, ele geçeni biriktirmemek. (Sehl bin Abdullah)
Allahü teâlâya tevekkül ettim diyen kimsenin; cenâb-ı hakk'ın, kendisi hakkındaki muâmelesine, yâni takdîr ettiği şeylere, başına gelen sıkıntı ve musîbetlere de râzı olması lâzımdır. Aksi takdirde, yalan söylemiş olur. (Bişr-i Hafî)
Tasavvuf Sözlüğü
Arapça, vekil edinme, güvenme anlamında bir kelime. Gerekli tüm çabayı sarfederek, her türlü, tedbiri aldıktan sonra, işi tam bir inançla Allah’a havale etme, yani, deveyi bağladıktan sonra Allah’a emanet etmeye, tevekkül denir. Tevekkül bir kalp amelidir. Seri es-Sakatî tevekkülü “güç ve kuvvetten sıyrılmak”, İbn Mesrûk “hükümlerdeki kaza cereyanına tam anlamıyla teslim olmak” diye tarif ederken, onu ihsan makamında bulunma şartına bağlayıp, muhsinlerin tevekkülünü, işi Allah’a döndürmekten ibaret görenler de vardır. Tevekkül’de esas olan, kalbin ıstırapsız olmasıdır. Istırap halindeki kalpte tevekkül olmaz. Tevekkül maka-mındakilerin bir kısmı, Allah’ın huzurunda, ölü yıkayıcısı elindeki ceset gibi durur. Allah’a tevekkül edenin yaveri Hak’dır.TEVELL–