Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

40 sonuç · “Tevekkül

01
İlişkili yol

Şâzeliyye

Ebü’l-Hasan eş-Şâzelî’nin Kuzey Afrika’da şekillendirdiği; çalışma hayatı içinde zikir, sünnete bağlılık, tevekkül ve hizb geleneğini öne çıkaran tasavvuf yolu.

02
Sözlük

Ahkâm-ı bâtına

İç dünyaya ve kalbe ilişkin hükümler. Niyet, ihlâs, riya, kibir, tevekkül ve benzeri mânevî-ahlâkî konuların hükümlerini ifade eden klasik bir tabirdir. “Bâtınî fıkıh” diye de anılan bu alan, ibadet ve davranışların yalnız dış biçimini değil niyetini ve kalpteki etkisini ele alır; zâhirî hükümleri geçersiz sayma anlamına gelmez.

03
Sözlük

Asâkir-i Hak

Asâkir-i Rahmânî de denir. Hakk'ın askerleri, Cündü'llah (Allah'ın ordusu) deyimi de bu anlamda kullanılır. 2. Rüzgâr, kuş, yağmur ve zelzele gibi doğal güçler ve varlıklar da Hakk'ın askerleridir (sm), Leşker-i gama iltikâ etmem Asker-i gayba istinâdim var IV. Murad Rüzgâr, kuş, yağmur ve zelzele gibi doğal güçler ve varlıklar da Hakk'ın askerleridir (sm), Leşker-i gama iltikâ etmem Asker-i gayba istinâdim var IV. Murad

04
Sözlük

Edviye

Devalar, ilaclar. 2. tas. Su makamlara edviye denir: ihsan, ilim, hikmet, basiret, firaset; tazim, ilham, sekinet, tume'ninet, himmet (HM 29). ‘at-1 Ef'aki kulüb ( 45 J bi!) Deva 1. Gönül işleri. 2. tas. Sevgi, samimiyet, şükür, riza ve tevekkül gibi tasavvufun konusu olan fiiller. Bkz. Amel. Efendi (5 45 |) Sözü geçen, buyruğu yürüyen, itiraz edilmeksizin kendisine uyu- 1 lan kimse. 2. tas. Şeyh, pir. Doğu geleneğinde padişah, efendi, tebaa onun kullarıdır. Hükümdar emri altındakilere “kullarım,” onlar da sultanlarına “efendimiz (mevlânâ, seyyidena) diye hitap ederler. Aslında efendi (seyyid, mevlâ) köle sae- hibi demektir. Buradan kalkan dervişler seyhlerine efendi, efendimiz, efendi hazretleri, beyefendi gibi unvanlar verir, kendilerini de onun kulları yerine koyarlar. Şeyh ise müritlerinden “bendelerim” “kullarım” diye söz eder. Şeyhe şah ve Sultan da denir. Bkz. Şeyh, Pir. <i Efendi ne isterse etmek gerek 2 Kuluz biz düşer mi sual eylemek 1 İzzet Molla Gönül işleri. 2. tas. Sevgi, samimiyet, şükür, riza ve tevekkül gibi tasavvufun konusu olan fiiller. Bkz. Amel. Efendi (5 45 |) Sözü geçen, buyruğu yürüyen, itiraz edilmeksizin kendisine uyu- 1 lan kimse. 2. tas. Şeyh, pir. Doğu geleneğinde padişah, efendi, tebaa onun kullarıdır. Hükümdar emri altındakilere “kullarım,” onlar da sultanlarına “efendimiz (mevlânâ, seyyidena) diye hitap ederler. Aslında efendi (seyyid, mevlâ) köle sae- hibi demektir. Buradan kalkan dervişler seyhlerine efendi, efendimiz, efendi hazretleri, beyefendi gibi unvanlar verir, kendilerini de onun kulları yerine koyarlar. Şeyh ise müritlerinden “bendelerim” “kullarım” diye söz eder. Şeyhe şah ve Sultan da denir. Bkz. Şeyh, Pir. <i Efendi ne isterse etmek gerek 2 Kuluz biz düşer mi sual eylemek 1 İzzet Molla

05
Sözlük

Ef'al-i kulüb

فعا ل قلو ( £ Deva Gönül işleri. tas. Sevgi, samimiyet, şükür, rıza ve tevekkül gibi tasavvufun konusu olan fiiller Bkz. Amel.

06
Sözlük

Kesp

( Kazanma, çalışma. tas. Süfiler çalışmaya ve kazanmaya önem verir, insanın alın teri dökerek el emeğiyle geçinmesi gerektiğini söylerler. el- Kâsibu habibullâh, Allah çalışan ve kazanan kulunu sever. Genellikle tasavvufta tedbir tevekküle engel değildir. Birçok sûfî bir iş, sanat ve meslek sahibidir. Sehl Abdullah “Tevekkül Hz. Peygamber'in hali, kesp sünnetidir. Onun hali üzere olan sünnetini terk etmez,” demiştir. Bununla beraber süfilere kişinin geçimini sağlayacak kadar kazanmasını, geriye kalan zamanı ibadetle harcamasını tavsiye ederler Tevekkül halinde olmak için işini gücünü bırakan süfiler de vardır. Bunlar sebebe tevessülü ve tedbir almayı kemal haline Tot Kesf = uygun görmezler. “Tedbirini terkeyle, takdir Hudâ'nındır” (Şeyh Galib) düşüncesini savunurlar, Ekmeyen biçmedi bu mezrâda elhasil Kime lâzımsa ekmek ona lâzım ekmek | Akbıyık Sultan Âkıl isen rızk için gerdün-i dana eğme ser Asyâb-âsâ var ekmeğin taştan çıkar Hâşimi |

07
Sözlük

Mahv

Silmek, yok etmek; bir şeyin, izi kalmayacak şekilde ortadan kalkması tas. Kulun fiillerinin Hakk'ın fiillerinde fani olması. | Yüksek derecedeki kullarını Hak kendine çeker, onların nefeslerini mahv (yok) | eder, onları kendi katında var kılar. Mahv-i ayn-i abd Kulun mahvolması. Bkz. Mahv-i ubüdiyet. Mahv-i cem Vahdetin kesrette yok olması. Mahv-i erbab-ı serâir İçteki rabları yok etmek. İllet ve afetleri silip süpürmek. | Mahv-i erbab-1 zahir Zahir rableri yok etmek, kötü alışkanlıkları ve huyları orta- | dan kaldırmak. İspat ise onların yerlerine ibadet ve iyi huylar koymaktır.

08
Sözlük

Makam

(» (مقا Menzil, merhale, konak, mertebe. tas. a Sâlikin gösterdiği | faaliyetle ulaştığı, sıkıntılara katlanarak azimli bir şekilde gerçekleştirdiği merha- | Sâlikin makamı, bu suretle ulaştığı ve ikamet ettiği yerdir. Haller Allah'ın sâlike bağışıdır. Makam ise iradeyle çalışarak kazanılır. Haller gelip geçici, makamlar ise kalıcı ve süreklidir. Başlıca haller şunlardır: Mürakabe, kurb, muhabbet, havf, recâ, şevk, üns, itminan, müşahede, yakin. Başlıca makamlar şunlardır: Tevbe, vera, züht, fakr, sabr, rıza, tevekkül. Bir makamı tam olarak uygulamadan, hakkını vermeden ve halletmeden onu takip eden makama geçmemek şarttır (kn). Hal ile makam ayrımı kesin değildir; bazı süfilerin hal saydıkları makamı, bazıları makam sayar. Rızada olduğu gibi; rıza Iraklılara göre hal, Horasanlılara göre makamdır. Veliler gibi peygamberlerin de 232 |

09
Sözlük

Müteşebbih

. Benzeyen, özenen. 2. tas. Mutasavvıf olmadığı halde ya samimi olarak veya riyakâr olarak öyle görünmeye çalışan, onlara özenen. Fuka. ranın, melamet ehlinin, hizmet ehlinin ve kalenderlerin de samimi ve sahte olanları vardır. Müteşebbih-i mubtil Maddi çıkar ve şahsi yarar için evliyaya benzemeye çalışan sahtekârlar (müddeiler, davacılar), Müteşebbih-i mubtil be-meczuban-ı vâsıl Hakk’a eren meczuplara benzemeye ب lışan sahtekârlar, zındıklar, Müteşebbih-i mubtil-i be-ubbad Sahte ve riyakar abitler, Müteşebbih-i mubtil be-zühhâd Sahtekâr zahitler. Müteşebbih-i muhik Samimi surette sülûk ehline ve takva erine benzemeye çalı- | şan. Bir kimse ciddi ve samimi surette evliyaya benzerse günün birinde onlardan olabilir. “Bir kavme benzeyen onlardandır.”. Müteşebbih-i muhik be-meczuban-ı vâsıl Hakk’a eren meczuplara samimi Surette benzeyen, Müteşebbih-i muhik be-ubbâd Samimi surette abitlere benzemeye çalışan. | 263 | 0 |

10
Sözlük

Rec

1, Ümit, umut, 2. tas. Kalbin hoşlandığı bir Şeyi beklemesinden ra. hatlık de ferahlık duyması (Gi 1v:1 39). Kişinin kalbindeki duygu ve düşünceler ye geçmişle veya halle ya da gelecekle ilgili olur. Bu duygu ve düşünceler geçmişle ilgiliyse zikr ve tezekkür (hatırlama, yadetme, ibret alma), halle ilgiliyse vecd, zevk ve idrak, gelecekle ilgiliyse intizar ve tevekkül, hoşa gitmeyen türden ise havf ve işrak, hoşa giden türden ise irtiyah ve recâ adını alır (ci 1V:139). İnsanın Al. lah'ın azabına Veya gazabına maruz kalabileceğini düşünmesi havf'a, lütfuna ve ni- metine nail olabileceğini düşünmesi recâ'ya sebep olur. Safi beyne'l-havf ve'rrecâ arasında yaşar. Cehennemden korkar, cennete girmeyi ümit eder; ümit kesme hali haramdır. Kimi Allah'tan sevap almayı, kimi de ilâhî didar ve cemali temaşa etmeyi ümit eder.

11
Sözlük

Rind

Halkın yargısına bağlanmadan yaşayan; gönlü irfanla dolu olduğu hâlde bunu dış görünüş ve iddiayla sergilemeyen bilge kişi. Tasavvuf ve divan şiirinde rind, dinin yalnız biçiminde kalan zâhid tipinin karşısında; tevekkül, hoşgörü ve gönül genişliğiyle anılır. Melâmî ve Kalenderî çevrelerle ilişkilendirilen rindlik, başıboşluk değil, gösterişten ve mânevî makam iddiasından kaçınma tavrı olarak yorumlanır. Bir görür mir’ât-ı dilde dost ile a‘dâyı rind Eylemez şikeste-hâtır yârı da ağyârı da

12
Sözlük

Sika

Güvenme, belbağlama, itimat. tas, Kalbin Hakk’a güvenmesi. Sika tevekkülün temeli, teslimin özü, tefvizin mayasidir. Vâsik elden kaçan dünyalığı ganimet bilir, dünyalığın gecikerek gelmesini vaktinde gelmesine tercih eder. Rızk konusunda Hakk’a güvenen zengin olduğuna sevinmez, fakir kalmasına üzülmez, eli ister dar, ister geniş olsun aldırmaz. Her hususta Mevlâ'ya güvenme evliyanın sıfatıdır “Gerçek tevekkül, insanların vadine Hakk'ın vadinden daha fazla güvenmemek- ”.

13
Sözlük

Tecessüd

Tecessüd-i ervâh. Cesetleşme, maddeleşme, bedenlesme. tas. Ruhun ceset ve madde haline gelmesi, bedenleşmesi. a Bir velinin ruhu başka bir yerde, ayrı bir beden ve madde kalıbıyla zahir olabilir. b Ölen bir velinin ruhu eskisinin tıpkısı olan bir beden kalıbıyla zahir olabilir (mx 11:97; HKH 1340, 16). Tecessüd, reenkarnasyon ve tenasühten ayrı bir olaydır. Tecrit—Tefrit i. ar. (4 (تجر يد - تفر Sâlikin zahirini mal ve mülkten, bâtınını karşılık bekleme anlayışından arındırması, yaptığı her şeyi sırf Hak rızası için yapması, makam ve hal sahibi olma düşüncesini hatır ve hayalinden dahi geçirmemesi tecrit; emsal ve akrandan aynhp yalnız ve tek kalması, kimsenin sahip olmadığı hallere ve makamlara sahip olması, halini görme halinden de uzaklaşması ve her şeyi sırf Hak için yapması ise tefrittir. Tecrit malik olmamak, tefrit memlük olmamak (kta); kalpten ve sırdan mâsivâyı kaldırmaktır (irm). Tecrit kalbi masivadan arındırma, tefrit Hakk'ı şanına yakışmayan vasıflardan tenzih etmek ve | onu fert (tek ve essiz) olarak görmektir. Ehl-i tecrit; Dünyayı terkeden, onunla | olan ilgisini kesen mücerret azap; evlenmeyen. Ehl-i tefrit: Hak ile birlikte olan. Hallâc, “Bulana tek başına Hak ile olmak kâfidir,” demiştir. Tecrit üzere sefere çıkmak: Yanına azık, silah, binek ve kılavuz almadan yola çıkmak. Bkz. Mücer- ret, Müferret. Bu mikat-1 mahabbette giyen ihram-ı tecridi Sezadır Zatiyâ ona visal-ı ka'be-i ulya Mevküftur takarrub-1 Mevlâ tecerrüde Noksan verir mehâsın-ı ehl-i kemâle mal Hersekli A. Hikmet

14
Mekân

Karâfe Mezarlığı

Kahire · Mısır · 13 Cemâziyelevvel 709'da (19 Ekim 1309) Medrese-i Mansûriyye'de vefat ettikten sonra defnedildiği mezarlık; kabri bugün de ziyaret edilmektedir. İlişkili kişi dosyası İbn Atâullah el-İskenderî : Tâcüddîn İbn Atâullah el-İskenderî (ö. 1309), Mâlikî fakihi, vaiz ve Şâzelî şeyhi; amel, ihlâs, tevekkül, fakr ve mârifet öğretisini el-Hikem başta olmak üzere eserleriyle kalıcılaştırdı.

15
Mekân

Kahire

Kahire · Mısır · Muhtemelen şeyhinin izniyle vaaz ve irşad için gidip yerleştiği şehir; çevresinde Sübkî'nin babasının da katıldığı geniş bir cemaat oluştu ve İbn Teymiyye ile tartışmaları burada geçti. İlişkili kişi dosyası İbn Atâullah el-İskenderî : Tâcüddîn İbn Atâullah el-İskenderî (ö. 1309), Mâlikî fakihi, vaiz ve Şâzelî şeyhi; amel, ihlâs, tevekkül, fakr ve mârifet öğretisini el-Hikem başta olmak üzere eserleriyle kalıcılaştırdı.

16
Mekân

Medrese-i Mansûriyye

Kahire · Mısır · Vefat ettiği medrese. Konumu Beyne'l-Kasreyn bölgesindeki Mansûr Kalavun külliyesine göre yaklaşık verilmiştir. İlişkili kişi dosyası İbn Atâullah el-İskenderî : Tâcüddîn İbn Atâullah el-İskenderî (ö. 1309), Mâlikî fakihi, vaiz ve Şâzelî şeyhi; amel, ihlâs, tevekkül, fakr ve mârifet öğretisini el-Hikem başta olmak üzere eserleriyle kalıcılaştırdı.

17
Mekân

Mürsiye (Murcia)

Murcia · İspanya · Mürşidi Ebü'l-Abbas el-Mürsî'nin nisbet edildiği Endülüs şehri; Şâzeliyye'nin Mağrib-Endülüs kökenini gösterir. İlişkili kişi dosyası İbn Atâullah el-İskenderî : Tâcüddîn İbn Atâullah el-İskenderî (ö. 1309), Mâlikî fakihi, vaiz ve Şâzelî şeyhi; amel, ihlâs, tevekkül, fakr ve mârifet öğretisini el-Hikem başta olmak üzere eserleriyle kalıcılaştırdı.

18
Mekân

Şâzile

Şâzile · Tunus · Tarikata adını veren Ebü'l-Hasan eş-Şâzelî'nin nisbet edildiği yer. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası İbn Atâullah el-İskenderî : Tâcüddîn İbn Atâullah el-İskenderî (ö. 1309), Mâlikî fakihi, vaiz ve Şâzelî şeyhi; amel, ihlâs, tevekkül, fakr ve mârifet öğretisini el-Hikem başta olmak üzere eserleriyle kalıcılaştırdı.

19
Makale

Hasan-ı Basrî'nin Zühd ve Hüzün Anlayışı

Dünyayı terk etmekten kalbi korumaya. Tezin bütün ilgili bölümleri karşılaştırılarak hazırlanmış özgün editoryal inceleme.

20
Makale

Râbia ve Habîb Anlatılarını Nasıl Okumalı?

Menkıbe, kronoloji ve öğretici kurgu. Tezin bütün ilgili bölümleri karşılaştırılarak hazırlanmış özgün editoryal inceleme.

21
Makale

Şâzelî terbiyesinin beş esası ve çalışma hayatı

Takvâ, sünnet, halka ihtiyaçsızlık, teslimiyet ve Allah’a yöneliş ilkelerinin gündelik hayattaki karşılığı.

22
Makale

El-Uṣûlü'l-aşere: On Esas

Necmeddîn-i Kübrâ'nın kısa fakat yoğun seyrüsülûk rehberi. Kaynaklar arasındaki farklar ve gelenek içi anlatıların derecesi korunarak hazırlanmıştır.

23
Makale

Cerrâhiyye'de Erkân, Esmâ ve Hilâfet

Nûreddin Cerrâhî'nin Halvetî usulünü yeniden düzenleyişi ve tarikatın kurumsal dili TDV İslâm Ansiklopedisi maddeleri mevcut monografilerle karşılaştırılarak özgün biçimde hazırlanmıştır.

24
Makale

Ebû Medyen'in Öğretisi: Tevhid, Tevekkül ve Şöhretten Sakınma

Metinlerle kurulan tasavvuf Ebû Medyen Kuşeyrî'nin Risâle 'sini yanında taşır, Gazzâlî'nin İhyâ 'sını üstün tutar ve Muhâsibî'nin Riâye 'sini okurdu. Öğretisi fıkıh, ahlâk ve tasavvufu ayırmaz. Tevhid ve tevekkül Tevekkül sebepleri bırakmak değil, kalbin sebeplere bağımlılığını çözmektir. Helâl kazanç ve yoksula hizmet

25
Makale

Medyeniyye'den Şâzeliyye'ye Mağrib İrşad Hattı

Doğrudan ve dolaylı bağ Ebû Medyen'in halife çevresinden Abdüsselâm b. Meşîş'e, ondan Ebü'l-Hasan eş-Şâzelî'ye uzanan hat, iki yol arasındaki en güçlü tarihî köprüdür. Yeni kurumsal dil Şâzeliyye Medyeniyye'nin yalnız ad değiştirmiş devamı değildir. Medyenî tevhid, tevekkül ve hizmet mirasını Mağrib, Tunus ve Mısır'da

26
Makale

Tasavvuf ve Hadis: Kaynak, Sıhhat ve Yorum

Üç ayrı soru Bir sözün hadis diye aktarılması, hadis kaynaklarında bulunması ve sahih kabul edilmesi üç ayrı meseledir. Tasavvufî yorumun etkileyici olması isnad değerlendirmesinin yerini tutmaz. Temel öğretiler Niyet, ihsan, zühd, takvâ, zikir, sabır, tevekkül ve nefis muhasebesi sahih hadis külliyatında geniş dayanaklara sahiptir. Terimin sonraki teknik bi

27
Makale

Tefsir Literatüründe Tasavvufa Bakış

İşârî tefsirin sınırı İşârî yorum, âyetin zahir anlamını iptal etmeyen ve dinin açık ilkelerine aykırı düşmeyen mânevî çağrışım olarak savunulmuştur. Her bâtınî iddia aynı yöntem içinde değildir. Müfessirlerin farklı tavırları Bazı müfessirler sûfîlerin ahlâk ve zühd yorumlarını benimserken teknik vahdet, velâyet veya keşif iddialarına ihtiyatla yaklaşır. 'T

28
Makale

Divan Şiirinde Tasavvuf: Kavram, Mecaz ve Eşya

Şiir kaynak olarak nasıl okunur? Divan şiirindeki tasavvuf dili doğrudan tekke yönetmeliği değildir. Şair, teknik kavramı estetik mecaza dönüştürebilir; aynı mazmun dinî, beşerî ve tasavvufî anlamları birlikte taşıyabilir. Tevhid ve aşk Vahdet-kesret, benlik, mâsivâ, tecellî ve ayna mecazları varlık anlayışını; âşık, sevgili, rakip, şarap ve meyhane dili aşk

29
Eser

TASAVVUF İLİMİNİN FAZİLETİ

Avârifü’l-Maârif · 3. bölüm · Bize, Şeyhimiz Şeyhülislâm Ebu’n-Necib es-Sühreverdî (rah.), el-Ahves b. Hakim in babasından naklen, onun şöyle söylediğini haber verdi. Bir adam Hz. Resûlullah’a (s.a.v) şerrin ne

30
Eser

SÛFİLERİN HALLERİ VE TARİKATLARI

Avârifü’l-Maârif · 4. bölüm · Bize, şeyh, âlim Ziyâuddin Ebu Ahmed Abdulvahhab b. Ali, Enes b. Mâlik’in (r.a) şöyle dediğini haber verdi. Rasûlullah (a.s) bana buyurdu ki: “Yavrucuğum! Eğer kalbinde hiçbir kims

31
Eser

Sayfalar 4–13

Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 43 5846 Sayılı Kan un gereğince telif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ÖZTÜRK Matbaası Ist

32
Eser

Sayfalar 18–24

Muzaffer Ozak Külliyatı · ğunu ileri sürmesine benzerler. Babasının kim olduğu bilinmeyen ve bir fahişeden dünyaya gelen ne idüğü belirsiz bir piçe, böyle bir zat: (Evlâdım...) diyebilir mi, bilmem? Insan,

33
Eser

Sayfalar 33–40

Muzaffer Ozak Külliyatı · Cenabı erham-er-râhimiyn, cümlemize tevfikini ihsan buyursun, âf ve magfiretiyle sâd eylesin ve bizleri necata erdirsin. Kötü ve çirkin huylarımızı Kur'an ahlâkına ve ahlâk-ı Ahmed

34
Eser

Sayfalar 36–43

Muzaffer Ozak Külliyatı · yüz mü çevireyim? Hayır!.. Ne kadar kötü ve günahkâr bir kul olsam da, Rabbimle münasebetimi kesmem ve kulluğumu unutmam, der ve oradan uzaklaşır. Bir kaç yıl sonra, Şeyh Şibli haz

35
Eser

Sayfalar 49–56

Muzaffer Ozak Külliyatı · Birinci tevhid; ehl-i şeriatin ve avamın, tkinci tevhid; ehl-i ilmin ve havassın, Ücüncü tevhid; ehl-i hakikatin yani havassül - havassın tevhidleridir. MÜRŞİD KIMDEN OLUR? Sâlik-i

36
Eser

Sayfalar 80–87

Muzaffer Ozak Külliyatı · -80 -ları helâke sürüklerler. Çiti, duvarı yani ilmi varsa, kısmen menfaat temini mümkündür. Ilim sahibi olur; bâtını ve zâhiri cem'ederse; helâk olmaktan emin olur. Ilim duvarı sa

37
Eser

Sayfalar 85–93

Muzaffer Ozak Külliyatı · Kıssas-ı Ali Radiyallahu anh: HİKÂYE Ibni Mülcem namındaki nâmerd, beyt-i Huda olan damadı Paygamberi bir sabah huzuru Hakta iken zehirli kılıç ile vurdu. O beyti Huda melcei fukar

38
Eser

Sayfalar 95–101

Muzaffer Ozak Külliyatı · Zira, sevdiği o kulunun âh-ü eniyni Allahu tealâ'ya hoş gelir ve niyazına devam etmesi için de talebini geciktirir. Allahu tealâ'nın, sevdiği kullarına nâzı ehline malûmdur. Dualar

39
Eser

Sayfalar 93–99

Muzaffer Ozak Külliyatı · öyle ise, ELLi DÖRT' FARZ'1 mutlaka öğrenelim, icabını yerine getirelim, Hakkın rizasına erelim, cennetine girelim ve cemalini görelim. ELLİ DÖRT FARZ şunlardır: bilmek, ria gire o

40
Eser

Sayfalar 90–96

Muzaffer Ozak Külliyatı · gibi tövbe suyu da, insanda mâ'siyyet, günah ve yüz karası olan kotulüklerı tathır eder. Netekim, Kibar-1 evliya 'ullah: (Tövbe, öyle bir sabundur ki, günahları yıkar ve temizler v