İrşad III · kaynak sayfaları 48–56 bütün bu alâmetler ölen o kimse için rahmet-i ilâhiyyenin nüzulüne işarettir. Haberde vârid olmuştur ki, Allahu teâlâ bir mü'minin ruhunu kabzetmek murad buyurduğunda, Melek-ül-mevt o zatın ruhunu ağzından almak üzere yaklaşır. Fakat, o zatın ettiği zikirler, Melek-ül-mevte hitaben: — Yâ melek.. Sana buradan ruhu kabzetmeğe yol yoktur. Zira, bu ağız Rabbini zikretmiştir, derler ve yol vermezler.. — Melek-ül-mevt, Rabbil-âlemiyne niyaz ederek: — Ağzından ruhunu alamadım, ne yapayım yâ Rab! diye sorar. Başka bir uzvundan kabzeylemesi em-rü ferman olunur. Bu defa, Melek-ül-mevt ölmek üzere bulunan zatın elinden ruhunu kabzetmek ister ve el de kendisine şöyle hitap eder: — Sana, buradan da yol yoktur. Bu zatın ruhunu elinden de kabzedemezsin. Zira, bu eller yetim başı okşamıştır, ilim yazmıştır. Allah yoluna kılıç vurmuştur, der. Melek-ül-mevt âciz kalır ve tekrar ne yapacağını istizan eder. Başka bir cihetinden kabzeylemesi emr-ü-ferman olunur. Melek-ül-mevt, o mü'minin ruhunu ayağından kabzetmek üzere yaklaşır,…
ÜYE KÜTÜPHANESİ
Okumaya kaldığınız yerden devam edin.
Tam metin Meclis üyelerine açıktır. Üyelik ücretsizdir; okuduğunuz bölümü defterinize kaydedebilir ve özel notlarınızı aynı yerde tutabilirsiniz.