Ara
Menü

Muhammed el-Bâkır

Muhammed el-Bâkır (57/676-77 – 114/733), hem baba hem anne tarafından Hz. Peygamber'in torunlarından; “ilmi yarıp derinliklerine ulaşan” anlamındaki lakabıyla anılan, Medine ilim halkasının merkezindeki âlim. Sünnî kaynaklarca güvenilir bir muhaddis ve Medine'nin ilk fakihlerinden, Şiî geleneğinde ise beşinci imam sayılır.

Doğum
676
Vefat
733
Unvan
Ehl-i beyt âlimi · Medine ilim halkasının imamı

Nesebi ve doğumu

3 Safer veya 1 Receb 57 (16 Aralık 676 veya 10 Mayıs 677) tarihinde — bir rivayete göre bundan bir yıl önce — Medine'de doğdu. Babası Kerbelâ Vak'ası'ndan sağ kurtulan Ali b. Hüseyin Zeynelâbidîn, annesi Fâtıma bint Hasan'dır. Baba tarafından Hz. Hüseyin'in, anne tarafından Hz. Hasan'ın torunudur — beyt">Ehl-i beyt'in iki kolunu şahsında birleştiren nâdir isimlerdendir.

Bâkır lakabı, “bâkırü'l-ilm” tamlamasının kısaltılmışıdır: ilmi yarıp derinliklerine ulaşan, geniş ilim sahibi. Zaman zaman Şâkir, Emîn, Hâdî ve Şebîh lakaplarıyla da anılmıştır; sonuncusu Hz. Peygamber'e benzemesinden dolayı verilmiştir.

Kerbelâ'ya şahitlik

10 Muharrem 61 (10 Ekim 680) tarihindeki Kerbelâ Vak'ası'na küçük yaşta şahit oldu — dört yaşındaydı. İmâmiyye rivayetlerine göre çocukluğunda, ashaptan Câbir b. Abdullah onu Resûl-i Ekrem'e benzerliğinden tanımış ve kendisine Resûlullah'ın selâmlarını iletmiştir. Bu olay, ileride imam olacağının işaretlerinden biri sayılır.

İlmî tahsili

Hayatının büyük kısmını Medine'de geçirdi ve babasından önemli ölçüde faydalandı. Abdullah b. Ömer, Câbir b. Abdullah, Ebû Saîd el-Hudrî gibi sahâbîlerle Saîd b. Müseyyeb ve Muhammed b. Hanefiyye'den hadis nakletti; ulaşamadığı ashaptan — başta büyük dedesi Ali b. Ebû Tâlib olmak üzere — gelen bazı hadisleri de mürsel olarak rivayet etti. Bu tür rivayetlerinden yedisi Ahmed b. Hanbel'in el-Müsned'inde, onu Hâkim'in el-Müstedrek'inde yer alır.

Kendisinden rivayette bulunanlar arasında oğlu Ca'fer es-Sâdık, Atâ b. Ebû Rebâh, Amr b. Dînâr, Ebû İshak es-Sebîî, İbn Şihâb ez-Zührî, Rebîatürre'y, İbn Cüreyc, A'meş ve Evzâî gibi isimler bulunur. İbn İshak'ın sîre rivayetlerinin önemli kaynaklarından biridir; Kerbelâ ile ilgili bazı nakilleri Taberî'nin Târîh'inde yer alır. Nesâî'ye göre Medine'deki ilk fıkıh âlimlerinden biridir.

İmâmet ve Emevîler karşısındaki tutumu

94 (712-13) yılında veya bir yıl sonra babasının vefatıyla imâmet görevini üstlendi. İlmî çalışmalarını sürdürdü ve Emevîler'e karşı babasının sükûnet politikasını izledi; yönetimle silahlı mücadele düşüncesine katılmadığı gibi dolaylı destek de vermedi.

Kardeşi Zeyd b. Ali ile samimi ilişki içindeydi; ancak hazırlıkları iyi yapılmamış bir isyan hareketinin fayda vermeyeceği yolunda onu ikaz etmiştir. Öğrencilerinden bir kısmı, özellikle Ebü'l-Cârûd, sonradan Zeydiyye'ye intikal edip hocasının bazı düşüncelerini ilk Zeydî toplumunda yaymıştır; bu sebeple Zeydî müellifler onu imam kabul etmemekle birlikte büyük bir ilmî otorite olarak benimsemişlerdir.

Ömer b. Abdülazîz ile Medine'deki görüşmesinde iyi muamele gördü ve Fedek hurmalığının Ali neslinin mülkiyetine intikal ettirilmesini sağladı. Kendisine mehdî olup olmadığı sorulduğunda bu iddiayı reddetmiş, mehdînin Ömer b. Abdülazîz'den başkası olamayacağını ima etmiştir. Buna karşılık Halife Hişâm b. Abdülmelik ile ilişkisi gergindi: Şam'a çağrıldığında sıkıntıya uğradığı, hapsedildiği veya kötü şartlar altında Medine'ye gönderildiği belirtilir.

Münazaraları

Hac esnasında Mekke'de Hişâm b. Abdülmelik ile karşılaştı ve onun huzurunda Abdullah b. Ömer'in âzatlı kölesi Nâfi' ile yaptığı münazarada galip geldi. Basra fakihlerinden Katâde b. Diâme, Kādî Ömer b. Zer, Mu'tezile ileri gelenlerinden Amr b. Ubeyd, Tâvûs el-Yemânî, Muhammed b. Münkedir ve Ebû Hanîfe ile de münazaraları olmuştur.

Bu rivayetlerin bir kısmı tenkide açıktır: bazı Şiî kaynakları onun 65 (685) yılında ölen Nâfi' b. Ezrak'ı mağlûp ettiğini nakleder, fakat o sırada en çok sekiz yaşında olan bir çocukla münakaşa mümkün değildir — tartışma muhtemelen Nâfi'in oğlu Abdullah iledir. Benzer şekilde Şiî kaynakları Ebû Hanîfe'yi müşkül durumda bıraktığını kaydederken, Hanefî kaynakları Ebû Hanîfe'nin Bâkır'ın öğrencilerinden olduğunu ve onun da Ebû Hanîfe hakkında övücü sözler söylediğini bildirir.

Şiî gelenekte yeri

Şiî rivayetlerinde Muhammed el-Bâkır, Şiî dinî ve hukukî öğretilerin başlatıcısı, oğlu Ca'fer ile birlikte İmâmiyye Şîası'nın kurucusu olarak gösterilir. Küleynî'nin naklettiğine göre Şiîler helâl ve haramın neden ibaret olduğunu, hac ibadetinin nasıl ifa edileceğini ondan öğrenmişlerdir.

İmâmetin nasla intikali, her imamın kendisinden sonrakini tayin etmesi, bütün imamların Fâtıma neslinden geleceği, imamların özel bir ilme ve mutlak otoriteye sahip oluşu, takıyyeye müsaade, müt'a nikâhının meşruiyeti ve abdestte mest üzerine meshin yasaklanması gibi hususlar ona dayandırılır. Öğretileri doğrultusunda gelişen İmâmî telakkinin ictihada değil nakle önem verdiği görülür; birçok öğrencisi ifadelerini rivayet koleksiyonları hâlinde kaydetmiş, bunlar İmâmî fıkhının temelini teşkil etmiştir.

Aşırı gruplardan uzak durması

Zamanında, bilgi ve otoritelerini kendisinden aldıklarını iddia eden bazı müfrit Şiîler ortaya çıktı. Kûfeli Ebû Mansûr el-İclî kendisinin Bâkır'ın peygamberi ve ölümünden sonra vasîsi olduğunu ilân etti; Mugīre b. Saîd el-İclî, Câbir b. Yezîd el-Cu'fî ve Hamza b. Umâre el-Berberî de 70.000 gizli rivayete mazhar oldukları iddiasıyla Kûfe aşırılarının başında yer aldılar. Muhammed el-Bâkır bu kişilerle bir ilgisinin bulunmadığını açıklamak zorunda kalmıştır.

Sünnî kaynaklarda

Sünnî kaynakları onu Medine ilim çevresinde muhafazakâr ve güvenilir bir râvi olarak görür. Rivayete göre Ehl-i beyt içinde günahı şirk kabul eden, rec'ata inanan ve Ebû Bekir ile Ömer'e dil uzatan kimselerin bulunmadığını, kendisinin bu iki sahâbîye sevgi duyduğunu ve onların hidayet imamı olduklarını beyan etmiş; Hz. Hüseyin'in intikamını alma bahanesiyle ortaya çıkan Muhtâr es-Sekafî'yi yalancı diye nitelendirmiştir.

Sünnî hadis kaynaklarında rivayetlerine az sayıda yer verilmişse de ondan gelen hadisler daha çok sûfî çevrelerce rağbet görmüştür — tasavvuf silsilelerindeki yeri buradan doğar.

Vefatı

114 yılının Zilhicce ayında (Ocak-Şubat 733) Medine'de vefat etti ve Bakī' Mezarlığı'na defnedildi; bazı rivayetlerde ölüm tarihi bir ilâ dört yıl sonra gösterilir. Ümmü Ferve bint Kāsım, Ümmü Hakîm bint Esed ve iki ümmüveled hanımından yedi çocuğu dünyaya gelmiştir.

Ölümünün ardından ortaya çıkan vâkıfe fırkalarından Bâkıriyye, Câbir b. Abdullah'ın selâm rivayetine dayanarak onun beklenen mehdî olduğunu, ölmediğini ve yeryüzüne döneceğini ileri sürmüşse de bu telakki uzun süre devam etmemiştir. Sünnî ve Şiî kaynakları, büyük bir âlim olduğu konusunda ittifak hâlindedir.

COĞRAFÎ HAFIZA8 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi8 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

KİŞİLER AĞIBağlantılarını aç3 doğrudan bağlantıAğda gör →
YOL ATLASISilsiledeki yerini açÖnceki ve sonraki halkalarla birlikte

Menkıbeler

İlk 5 kayıt gösteriliyor

MENKIBE · GELENEK İÇİ

Câbir b. Abdullah'ın ilettiği selâm

Sahâbî Câbir'in, çocuk yaştaki Bâkır'a Hz. Peygamber'in selâmını getirmesi.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

İmâmiyye rivayetlerine göre Muhammed el-Bâkır henüz çocukken, ashaptan Câbir b. Abdullah onu Resûl-i Ekrem'e benzerliğinden tanımış ve kendisine Resûlullah'ın selâmlarını iletmiştir.

Çerçeve. Anlatı Şiî kaynaklarda onun imâmetinin işaretlerinden biri sayılır. Ölümünden sonra ortaya çıkan Bâkıriyye fırkası da onun beklenen mehdî olduğu iddiasını bu rivayete dayandırmıştır; ancak bu telakki uzun sürmemiştir.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Küleynî, el-Kâfî, I, 469-470; İbn Bâbeveyh, I, 233; Tabersî, s. 263.
MENKIBE · GELENEK İÇİ

Hişâm'ın huzurundaki münazara

Hac esnasında Mekke'de, halifenin huzurunda Nâfi' ile yaptığı tartışma.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Hac esnasında Mekke'de Emevî Halifesi Hişâm b. Abdülmelik ile karşılaşan Muhammed el-Bâkır, onun huzurunda Abdullah b. Ömer'in âzatlı kölesi Nâfi' ile bir münazaraya girmiş ve galip gelmiştir.

Çerçeve. Münazara anlatılarının bir kısmı tarihen tutarsızdır: Nâfi' b. Ezrak ile tartıştığı rivayeti, Nâfi' 65 (685) yılında öldüğü için imkânsızdır — Bâkır o sırada en çok sekiz yaşındaydı. Muhatap muhtemelen oğlu Abdullah'tır.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Küleynî, el-Kâfî, VIII, 120-122.
GELENEK İÇİ ANLATI

Mehdîlik iddiasını reddetmesi

“Mehdî Ömer b. Abdülazîz'den başkası olamaz.”

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Kendisine mehdî olup olmadığı sorulduğunda bu iddiayı reddetmiş, mehdînin Ömer b. Abdülazîz'den başkası olamayacağını ima etmiştir.

Çerçeve. Bu tavır, adına ortaya atılan iddialardan uzak durma tutumunun parçasıdır. Aynı sebeple, kendisinden otorite devraldığını ileri süren Kûfeli aşırı gruplarla — Ebû Mansûr el-İclî, Mugīre b. Saîd, Câbir b. Yezîd el-Cu'fî — ilgisi bulunmadığını açıkça bildirmek zorunda kalmıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: İbn Sa'd, et-Tabakāt, V, 322.
GELENEK İÇİ ANLATI

Kardeşi Zeyd'i uyarması

Hazırlıksız bir isyanın fayda vermeyeceğini söylemesi.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Kardeşi Zeyd b. Ali ile samimi ilişki içindeydi; ancak Emevîler'e karşı gerçekleştirmek istediği, hazırlıkları iyi yapılmamış isyan hareketinin fayda vermeyeceği yolunda onu ikaz etmiştir.

Çerçeve. Bu ayrılık, Ehl-i beyt içindeki iki ayrı siyasî çizginin ilk belirgin ifadesidir: ilim halkasını sürdürerek sükûnet, yahut silahlı kıyam. Bâkır'ın öğrencilerinden bir kısmı — özellikle Ebü'l-Cârûd — sonradan Zeydiyye'ye geçmiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Muhammed el-Bâkır”, c. 30, s. 504-505.
GELENEK İÇİ ANLATI

Kümeyt'e Emevîleri methetme izni

Kendisini öven Şiî şaire verdiği beklenmedik izin.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Şiî şair Küseyyir Azze'nin Medine'deki defin merasimine katılan Muhammed el-Bâkır (105/723), huzurunda kendisini öven bir başka Şiî şair Kümeyt'i ödüllendirmiş ve ona Emevîler'i methetmek için izin vermiştir.

Çerçeve. Bir şairin geçim ve güvenliğinin hâmisine bağlı olduğu bir dönemde bu izin, gerçekçi ve koruyucu bir tavırdır; Emevîler karşısında izlediği sükûnet siyasetinin gündelik hayattaki karşılığıdır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Muhammed el-Bâkır”, c. 30, s. 504-505.

Eserleri ve metinleri

İlk 1 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Tefsîru Ebi'l-Cârûd

Öğrencisine yazdırdığı tefsir; kısmen Kummî tefsirinde korunmuştur.

Metni gösterMetni daralt

Muhammed el-Bâkır'ın dinî konulardaki beyanları öğrencilerinin teliflerinde yer almışsa da, ona nisbet edilen en önemli eser Tefsîru Ebi'l-Cârûd adıyla bilinir. Öğrencisi Ebü'l-Cârûd'a yazdırdığı, ondan da Ebû Basîr'in rivayet ettiği eserin muhtevası, kısmen Ali b. İbrâhim b. Hâşim el-Kummî'nin tefsirine dercedilmiş olarak korunmuştur.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: İbnü'n-Nedîm, el-Fihrist, s. 36.

Kavram dünyası

İlk 4 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Bâkırü'l-ilm

“İlmi yarıp derinliklerine ulaşan” — lakabın anlamı.

Metni gösterMetni daralt

Bâkır lakabı “bâkırü'l-ilm” tamlamasının kısaltılmış şeklidir ve “ilmi yarıp derinliklerine ulaşan, geniş ilim sahibi” anlamına gelir. Toprağı yaran sabana benzeyen bir istiaredir: yüzeyde kalmayıp altını açan.

Zaman zaman Şâkir, Emîn ve Hâdî lakaplarıyla da anılmıştır. Şebîh lakabı ise Hz. Peygamber'e benzemesinden dolayı verilmiştir; Câbir b. Abdullah'ın onu bu benzerlikten tanıdığı rivayeti de buraya bağlanır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Muhammed el-Bâkır”, c. 30, s. 504-505.
TARİHÎ KAYIT

Takıyye

Baskı altında inancı gizleme ruhsatı; İmâmî gelenekte ona dayandırılır.

Metni gösterMetni daralt

İmâmın düşmanlarıyla mânevî ilginin kesilip takıyyeye müsaade edilmesi, İmâmî gelenekte Muhammed el-Bâkır'a dayandırılan hususlardandır.

Kavramın tarihî zemini açıktır: Emevî baskısı altında yaşayan ve Şam'a çağrıldığında sıkıntıya uğrayan bir topluluğun, silahlı mücadele yerine varlığını sürdürmeyi seçmesi. Bâkır'ın kardeşi Zeyd'e karşı tavrı da aynı çizginin parçasıdır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Muhammed el-Bâkır”, c. 30, s. 504-505.
TARİHÎ KAYIT

Nakle dayalı İmâmî fıkıh

İctihad yerine imamdan gelen rivayetin esas alınması.

Metni gösterMetni daralt

Muhammed el-Bâkır'ın öğretileri doğrultusunda gelişen İmâmî telakkinin ictihada değil nakle önem verdiği anlaşılmaktadır. Birçok öğrencisi onun ifadelerini rivayet koleksiyonları tarzında kaydetmiş, bunlar İmâmî fıkhının temellerini teşkil etmiştir.

Bu tavır, öğrencilerine karşı tutumunda da görülür: muhalifleriyle tartışırken imamın ortaya koyduğu deliller yerine kendi delillerini kullanan Muhammed b. Tayyâr'ın bu tavrı kabul görmemiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Küleynî, el-Usûl, II, 20.
TARİHÎ KAYIT

Bâkıriyye

Ölümünü kabul etmeyen vâkıfe fırkası; kısa ömürlü oldu.

Metni gösterMetni daralt

Ölümüyle birlikte ortaya çıkan vâkıfe fırkalarından Bâkıriyye grubu, Câbir b. Abdullah'ın kendisine Hz. Peygamber'den selâm getirdiği rivayetine dayanarak onun beklenen mehdî olduğunu, ölmediğini ve yeryüzüne tekrar döneceğini ileri sürmüştür. Bu telakki uzun süre devam etmemiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Bağdâdî, el-Fark, s. 59-60; Şehristânî, el-Milel, I, 165-166.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

HOCASI / ŞEYHİAli b. Hüseyin ZeynelâbidînYahyâ Âgâh İstanbulî'nin Millî Kütüphane no. 3200 yazmasında kaydettiği Zenbûriyye-Kādiriyye silsile sırası. Biyografik hoca-talebe belgesiyle gelenek içi mânevî aktarım kaydı birbirinden ayrılarak okunmalıdır.AİLE / NESEPCa‘fer es-SâdıkMuhammed el-Bâkır, Ca‘fer es-Sâdık’ın babası ve ilk hocalarındandır.TALEBESİ / HALİFESİCa‘fer es-SâdıkYahyâ Âgâh İstanbulî'nin Millî Kütüphane no. 3200 yazmasında kaydettiği Zenbûriyye-Kādiriyye silsile sırası. Biyografik hoca-talebe belgesiyle gelenek içi mânevî aktarım kaydı birbirinden ayrılarak okunmalıdır.

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

Medine · Suudi ArabistanMedineDoğduğu, ilim halkasını kurduğu ve hayatının büyük kısmını geçirdiği şehir; Nesâî'ye göre Medine'nin ilk fıkıh âlimlerinden biridir.Medine · Suudi ArabistanBakī' Mezarlığı114 yılının Zilhicce ayında (Ocak-Şubat 733) vefat edip defnedildiği mezarlık.Kerbelâ · IrakKerbelâ10 Muharrem 61 (10 Ekim 680) tarihindeki vak'aya dört yaşında şahit oldu; babası Zeynelâbidîn buradan sağ kurtulanlardandır.Mekke · Suudi ArabistanMekkeHac esnasında Halife Hişâm b. Abdülmelik ile karşılaştığı ve onun huzurundaki münazarayı yaptığı yer.Dımaşk · SuriyeŞam (Dımaşk)Halife Hişâm tarafından çağrıldığı Emevî başkenti; burada çeşitli münazaralara katıldığı, sıkıntıya uğradığı ve kötü şartlar altında Medine'ye gönderildiği belirtilir.Kûfe · IrakKûfeAdına otorite iddia eden aşırı grupların merkezi; Bâkır bu kişilerle ilgisi bulunmadığını açıklamak zorunda kalmıştır.Hayber çevresi · Suudi ArabistanFedekÖmer b. Abdülazîz ile görüşmesinde mülkiyetinin Ali neslinin eline geçmesini sağladığı hurmalık.Basra · IrakBasraMünazara ettiği Katâde b. Diâme ve Amr b. Ubeyd gibi âlimlerin bulunduğu ilim merkezi.