Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

60 sonuç · “îdî

01
Kol

Câhidiyye

Câhidiyye, Halvetiyye'nin alt şubelerinden biridir; nispet, silsile ve tarihî merkez bilgileri karşılaştırmalı kaynaklarla gösterilir.

02
Kol

Hadîdiyye İstanbul Hattı

Muhammed Hadîdî'nin Üsküdar'daki erken Rifâî faaliyetiyle ilişkilendirilen İstanbul aktarım hattı.

03
Kol

Hâlidiyye

Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî’ye nispet edilen ve XIX. yüzyılda Osmanlı coğrafyasına yayılan kol.

04
Kol

Kâsâniyye / Dehbîdiyye

Ahmed Kâsânî Mahdûm-ı A‘zam’ın Fergana, Semerkant ve Buhara çevresinde kurduğu; Dehbîd merkezinden halifeleri ve evlâtları vasıtasıyla Orta Asya, Doğu Türkistan, Kuzey Hindistan, Belh, Şam ve İstanbul’a yayılan Nakşibendî kolu.

05
Kol

Müceddidiyye

İmâm-ı Rabbânî’ye nispet edilen XVII. yüzyıl yenilenme kolu.

06
Kol

Mürîdiyye

Ahmedü Bamba'nın Senegal'de Kādirî evrâd mirasından hareketle kurduğu; 1893'te müstakil adını açıkladığı ve Tûbâ merkezinde kurumlaşan yol.

07
Kol

Zâhidiyye

Zâhidiyye, Mısır Bedeviyye çevresinin tarihî kol listelerinde yer alır; günümüzdeki kurumsal devamı yerel ve güncel kayıtla ayrıca doğrulanmalıdır.

08
İlişkili kol

Âfâkıyye / Akdağlık Hâceleri

Hidâyetullah Âfâk Hoca çevresinde Kaşgar ve Doğu Türkistan'da siyasî-mânevî güç kazanan; Akdağlık Hâceleri diye de bilinen Kâsânî kolu.

09
İlişkili kol

Bekkâiyye

Sîdî Ahmed el-Bekkây'a nispet edilen ve Küntiyye/Muhtâriyye'nin tarihî öncülü olan Batı Afrika Kādirî hattı.

10
İlişkili kol

Buhûriyye

Buhûriyye, Halvetiyye'nin alt şubelerinden biridir; nispet, silsile ve tarihî merkez bilgileri karşılaştırmalı kaynaklarla gösterilir.

11
İlişkili kol

Cemâliyye

Cemâliyye, Halvetiyye'nin dört ana gövdesinden biridir; nispet, silsile ve tarihî merkez bilgileri karşılaştırmalı kaynaklarla gösterilir.

12
İlişkili kol

Cezerî Hattı

Hâlid el-Cezerî'ye ulaşan ve Suriye, Irak ile Güneydoğu Anadolu'da faaliyet gösteren Hâlidî silsile.

13
Şahsiyet

A‘mâ Kûsec Mehmed Efendi

A‘mâ Kûsec Mehmed Efendi (ö. Zilkade 1082/1672), Kadızâde Şeyh Mehmed Efendi’den tahsil gören; Bayezid, Süleymaniye ve Ayasofya-i Kebîr kürsülerinde sırasıyla vaizlik yapan Osmanlı âlimidir.

14
Şahsiyet

A‘rec Şeyhî Çelebi

A‘rec Şeyhî Çelebi (ö. 971/1563-64), Celâlzâde Sâlih Efendi’nin yanında yetişen; Nişancı Mehmed Paşa hanesiyle akrabalık kuran ve Bursa Mollâ Yegân Medresesi’nde ders veren Tosyalı Osmanlı âlimidir.

15
Şahsiyet

Abalı Şeyh Hüsâmeddin-i Sânî

Abalı Şeyh Hüsâmeddin-i Sânî (ö. 1150/1737-38), Bosnalı Mustafa Efendi’nin oğlu; Kasımpaşa Uşşâkî Âsitânesi’nin şeyhi ve türbedarı, Ahmed Hüsâmî Efendi’nin kayınpederidir.

16
Şahsiyet

Abdullah ez-Zeytûnî

Abdullah ez-Zeytûnî, XV. yüzyıl Fas tasavvuf çevresinde Ahmed Zerrûk’un ilk belirgin şeyhi olarak anılan sûfîdir.

17
Şahsiyet

Abdullah-ı Berzişâbâdî

Abdullah-ı Berzişâbâdî (789/1387–872/1467-68), Muhammed Pârsâ ve Ya‘kūb-i Çerhî’den Hâcegân-Nakşibendî terbiyesi, İshak Huttalânî’den Kübrevî hilâfeti alan; Horasan’daki irşad hattı daha sonra Zehebiyye silsilelerince geriye dönük olarak sahiplenilen sûfîdir.

18
Şahsiyet

Abdullah-ı İlâhî

Abdullah-ı İlâhî (Molla İlâhî, Simavî; ö. 896/1491), Ubeydullah Ahrâr'a intisap edip Nakşibendiyye'yi Anadolu ve Rumeli'de yayan mutasavvıf; Şeyh Bedreddin'in Vâridât 'ının ilk şârihidir.

19
Şahsiyet

Abdurrahman en-Niyâzî

Abdurrahman en-Niyâzî (ö. 1311/1894), Kādiriyye'nin Mısır'da teşekkül eden Niyâziyye koluna adını veren pîr ve İskenderiye'deki bir Kādirî tekkenin şeyhidir. Tarihî yeri, Osmanlı derviş dolaşımı ile Mısır'ın resmî tekke idaresinin kesişiminde belirginleşir.

20
Şahsiyet

Abdülahad Nûrî Sivâsî

Abdülahad Nûrî Sivâsî (1594/95-1651), Abdülmecid Sivâsî’nin ilmî ve tasavvufî terbiyesinde yetişen; Midilli’den İstanbul’a uzanan irşadı, Mehmed Ağa Tekkesi, selâtin camilerindeki vaazları, Kadızâdelilere karşı kaleme aldığı risaleleri ve Dîvân-ı İlâhiyyât’ıyla Sivâsiyye’nin Nûriyye koluna adını veren mutasavvıf, vâiz ve şairdir.

21
Şahsiyet

Abdülahad Nûrîzâde Şeyh Mustafa Efendi

Abdülahad Nûrîzâde Şeyh Mustafa Efendi (1636-1691), babası Abdülahad Nûrî Sivâsî’nin terbiyesinde yetişen; onun vefatından sonra yaklaşık kırk yıl Mehmed Ağa Zâviyesi postunu taşıyarak Sivâsî-Nûrî irşad ve kurum hafızasını sürdüren Halvetî şeyhidir.

22
Şahsiyet

Abdülazîz b. Ebû Bekir el-Mehdevî

Abdülazîz el-Mehdevî (yaklaşık 1150–1224), Ebû Medyen çevresinde yetişen, Tunus’ta bir tedris ve sohbet merkezi yöneten; İbnü’l-Arabî’nin Rûhu’l-kuds ve el-Fütûhâtü’l-Mekkiyye’de özel bir muhatap olarak andığı, Ahmed el-Bûnî’nin de ‘şeyhimiz’ dediği İfrîkiyeli sûfîdir.

23
Şahsiyet

Abdülcelîl-i Bitlisî

Abdülcelîl-i Bitlisî (ö. 1160/1747), Bitlis’ten İstanbul’a gelen; Müştâkiyye silsilesinde Hacı Hasan-ı Şirvânî’nin, Zenbûriyye’nin Kādirî icazet hattında ise Şems-i Bitlisî’nin önünde yer alan Kādirî şeyhidir.

24
Şahsiyet

Abdülfettah Çelebi

Abdülfettah Çelebi (ö. 977/1569), Şeyh Nasreddin’in oğlu ve Ebüssuûd Efendi’nin yeğenidir. Amcasından mülâzemet almış; Hacı Hasan ve Pîrî Paşa medreselerinde ders vererek hâric derecesine yükselmiştir.

25
Sözlük

îdî

Bayrama özgü, bayramla ilgili. inta- îdiyye a. (^^A [Ar.îdî sözünün müul ennes (dişil) biçimi.] bk. îdî er ed. Bayramla ilgili olarak kaleme le ahnan kaside veya manzume. bk. mevlidiyye ku idrâc a. [Ar.] Hadis biliminple de, bir hadisin içerisine ashnda dı olmayan söz veya ibareler soesi kuşturma işlemi. îfâ 348

26
Sözlük

Mâtürîdiyye

Ebû Mansûr el-Mâtürîdî’nin görüşleri çevresinde şekillenen Sünnî kelâm ekolü. Özellikle Hanefî çevrelerde yayılmış; Allah’ın sıfatları, insan fiilleri, iman, nübüvvet ve aklın dinî bilgideki yeri konularını sistemli biçimde ele almıştır. Akla bilgi edinmede önemli bir rol verirken vahyin rehberliğini temel kabul eder.

27
Sözlük

Yezîdiyye

(^^1 [Ar. ] İslâm etarikatlerinden olup daha çok e Türkiye’nin doğusunda, Irak ve İran’da ortaya çıkan, bir görüşe ^ göre Farsça “Tanrı” anlammdaki “yezdân” sözünden hareketle “ezidî, izidî, izdi” olarak anılan; ^1 bir başka görüşe göre, Emevî halifesi Birinci Yezid’e bağlıkları ^ ile bilinen bir cemaatin inancmdan hareketle faaliyetlerini sürîli düren bir topluluk için kullanılan terim. İnanç ilkeleri arasmda, “tevhîd” (bk. bu madde) e Jl inanma, şeyh Adî b. Musafir’in mürşit olduğunu benimseme, Jl Yezid b. Mu'âviye’nin dünyanm nuru olduğu inancına bağlanma, Jl yine önde gelen şeyhlerinden Melek Tavus’un Allah’ın elçisi olduğunu kabullenme ön planda jj) gelmektedir. Bunlara göre Alci lah’m 1001 adı vardır ve en başta geleni de “Hâdî” adıdır. İbajj) detlerinde ise namaz iki vakit a- (sabah ve akşam) olarak kılmn maktadır. Oruç genel olarak aralık aymda üç gün olarak tutulur; Yezîdîlik 708 ayrıca dinî liderler yirmi gün aralık aymda, yirmi gün de temmuz aymda olmak üzere yılda 40 gün oruç tutarlar. Hac ibadeti, Adî b. Musafir’in türbesini 20-30 eylül günlerinde ziyaret ederek gerçekleştirirler. Nevruzda ve 24-29 temmuz günlerinde olmak üzere yılda iki kez dinî bayramlan vardır.

28
Sözlük

Taklîdî îmân

İnanılacak şeylerde düşünmeden anlamadan, yalnız başkasından işiterek inanma, îmân etme. (Bkz. Îmân)

29
Sözlük

Yezîdîler

Hazret-i Ali'ye düşman olan ve şeytana tapan kimselerin mensûb olduğu bozuk fırka. İbâdiyye fırkasının kurucusu Abdullah bin İbâd'ın adamlarından Yezîd bin Enîse'ye uydukları için bu adı almışlardır. Emevî halîfelerinden Yezîd'in bunlarla hiçbir ilgisi yoktur. Hâricîler yedi fırkadır. Bunlardan İbâdiyye fırkası, Abdullah bin İbâd adındaki kimsenin adamlarıdır. İbâdiyye fırkası dörde ayrıldı. Bunlardan Yezîd bin Enîse'nin adamlarına Yezîdî denildi. Yezîdîlere göre; Acemden bir peygamber gelecek, kendisine gökte yazılmış bir kitâbinecek, Muhammed aleyhisselâmın dîninden çıkacak, Sâbiiyye olacak yâni yıldızlara tapınacaktır. Küçük ve büyük her günâhı işleyen kimse kâfir olmaktadır. (Seyid Şerîf Cürcânî) İleri sürdükleri bozuk fikirlerden dolayı tâkibe uğrayan Yezîdîler, on ikinci asırda Kuzey Irak'taki Lâdeş vâdisine sığındılar. Âdî adlı birinin etrâfında toplanıp inanışlarını bölgedeki halk arasında yaydılar. Âdî'nin ölümünden sonra yerine kardeşinin oğlu ikinci Âdî geçti ve daha sonra da oğlu Şeyh Hasan reis oldu. Gün geçtikçe sayıları artan Yezîdîler üzerine Musul emiri İmâdüddîn Zengî kuvvet göndererek onları dağıttı. Âdî ve Yezîd bin Enîse'nin insan üstü varlıklar olduğunu kabûl eden ve müslümanlıkla hıristiyanlık karışımı bir inanca sâhib olan Yezîdîler, Osmanlılar zamânında da tâkibâta uğradılar. Osmanlı şeyhülislâmları, kendilerine müslüman adı verdikleri hâlde, helâle haram diyen, güneşe tapınan, iblise (şeytana) tâzim gösteren ülü'l-emre yâni devlet başkanına karşı isyân eden Yezîdîlerin bulundukları yerin dâr-ül-harb olduğuna ve İslâm askerinin bunlarla harb edeceğine dâir fetvâ verdiler. Irak, Sûriye, Yemen, Âzerbaycan, Türkiye ve Hindistan gibi yerlere dağılmış olan Yezîdîler bugün de mevcûddurlar. (M. Sıddîk Gümüş, Abbâs Azzâvî) Yezîdîler, Arabî ve kürtçe yazılmış olan Kitâb-ül-Celve adlı kitâba çok önem verirler. Bu kitap, Maksimilyan Bütner tarafından Almanca'ya tercüme edilmiştir. Yezîdîler, iblise melek ve tâvûs derler. Şeytana söğeni öldürürler. Derdleri, belâları iblis yaratır derler. Lâdeş vâdisindeki Baadır köyünde bulunan ölülerini gidip dolaşmaya hac derler. Her gün güneş doğarken ona karşı dururlar. Sabah ilk ışık gelen toprağı öperler. Güneş batarken de ona yalvarırlar. Bu yaptıklarına namaz kılmak, ibâdet etmek derler. Ocak ayında üç gün oruç tutan Yezîdîlerin okuma-yazma öğrenmesi ve sakal bırakması büyük günahtır. (M. Sıddîk Gümüş)

30
Mekân

Hz. Hâlid (Eyüp Sultan) Türbesi

İstanbul · Türkiye · Sefîne'ye göre Hâfız-ı İzmîdî, mürşid arayışında ümitsizliğe düştüğü sırada bir gece âlem-i mânâda burada aradığı zâtın kendisine gösterildiğini ve Üsküdar cihetinin işaret edildiğini nakleder. Koordinat türbenin bilinen yeri için yaklaşık değerdir.

31
Mekân

Bahrâbâd

Nîşâbur · İran · Nîşâbur civarındaki Cüveyn kasabasına bağlı köy. Sa'deddîn-i Hammûye burada doğdu, 641'de (1243-44) memleketine dönerek buraya yerleşti ve mescid-hankahı onarıp irşad faaliyetini sürdürdü. Öldüğünde büyük dedesi Muhammed b. Hameveyh'in buradaki kabri yanına defnedildi; oğlu Sadreddin İbrâhim kabrin üzerine bir kubbe ve yanına imaret yaptırdı. Hankahtaki tasavvufî faaliyetin asırlarca devam ettiği, XI. (XVII.) yüzyıla kadar silsilesi Hammûye'ye ulaşan Bahrâbâd dervişlerine rastlandığı kaydedilir.

32
Mekân

Ezevâd

Tinbüktü · Mali · Kaynak: “1178 (1764) yılı dolaylarında bugün Mali'de bulunan Tinbüktü'nün kuzeydoğusundaki Ezevâd'da doğdu.” Talebelerin çevredeki ilim merkezlerini dolaşması bölgede gelenek olduğu halde Küntî Ezevâd'dan ayrılmamış, bütün dinî ilimleri ve tasavvuf eğitimini babası Sîdî Muhtâr el-Küntî'den almıştır. Ezevâd geniş bir bölge adı olduğundan nokta koordinat verilmemiştir.

33
Mekân

Hille Zâviyesi

Hille · Mali · Tinbüktü'nün 400 km. kuzeyindeki Hille'de açtığı zâviye. Yaklaşık elli yıl boyunca tarikatını buradan Sahrâ, Bilâdüssûdan, Gambia, Senegal'in Kazamans bölgesi, Gine Bissau, Liberya ve Gana'ya kadar yaydı. Vefatından sonra merkez zâviye olarak halefi oğlu Sîdî Muhammed tarafından idare edildi.

34
Mekân

Karaman’daki müstakil türbesi

Karaman · Türkiye · Safer 1010 sonlarında vefat edince defnedildiği, Karaman yakınındaki müstakil türbe. İlişkili kişi dosyası Hamîdî Seyfullah Efendi : Hamîdî Seyfullah Efendi (ö. Safer 1010/Ağustos 1601), Hamid vilâyetinden yetişerek Şah-ı Hûbân, Şah Sultan, Sahn ve Ayasofya medreselerinde ders veren; sade ve zâhidâne hayatıyla tanınan Osmanlı âlimidir.

35
Mekân

Ayasofya Medresesi

İstanbul · Türkiye · 992 Şâbânında tayin edildiği, tekaüde çekildikten sonra da yıllarca ilim ve ibadetle meşgul olarak kaldığı medrese. İlişkili kişi dosyası Hamîdî Seyfullah Efendi : Hamîdî Seyfullah Efendi (ö. Safer 1010/Ağustos 1601), Hamid vilâyetinden yetişerek Şah-ı Hûbân, Şah Sultan, Sahn ve Ayasofya medreselerinde ders veren; sade ve zâhidâne hayatıyla tanınan Osmanlı âlimidir.

36
Mekân

Sühreverd

Zencan · İran · 490/1097 civarında doğduğu, Cibâl bölgesindeki kasaba; yeğeni Şehâbeddin Ömer es-Sühreverdî de burada doğmuştur. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Ebü’n-Necîb es-Sühreverdî : Ebü’n-Necîb Ziyâeddin Abdülkāhir es-Sühreverdî (ö. 563/1168), Ahmed el-Gazzâlî’den yetişen sûfî, fakih ve muhaddis; Âdâbü’l-mürîdîn’in müellifi ve Şehâbeddin Ömer es-Sühreverdî’nin amcası ve mürşididir.

37
Mekân

Bûlenvâr

Mali · Kaynak: 2 Şevval 1241'de (10 Mayıs 1826) vefat etti ve babasının Bûlenvâr'daki mezarının yanına defnedildi. Yerin bugünkü konumu kaynakta tarif edilmediği için koordinat verilmemiştir. İlişkili kişi dosyası Muhammed b. Muhtâr el-Küntî : Muhammed b. Muhtâr el-Küntî, babası Sîdî Muhtâr’ın ilmî ve tasavvufî mirasını Batı Sahra’da sürdüren; Künte toplulukları arasında irşad, hukuk ve siyasî arabuluculuğu bir arada yürüten Kādirî şeyhidir.

38
Mekân

Isparta

Isparta · Türkiye · 916'da (1510) doğduğu ve ilk öğrenimini yaptığı şehir; Hamîd-ili'nin merkezidir. Dedesi Abdülkadir Hamîdî burada oturmuş ve kına kullandığı için aileye Kınalızâde denmiştir. İlişkili kişi dosyası Kınalızâde Ali Efendi : Kınalızâde Ali Efendi (916/1510-979/1572), Isparta doğumlu Osmanlı âlimi, kadısı, kazaskeri, şairi ve Ahlâk-ı Alâî müellifidir.

39
Mekân

Aziz Mahmud Hüdâyî Âsitânesi

İstanbul · Türkiye · Üsküdar'daki Celvetî âsitânesi. Sefîne, Hâfız-ı İzmîdî'nin buranın şeyhi Rûşenî Efendi'ye intisap ettiğini ve onun terbiyesinde pek çok mertebe kat ettiğini kaydeder. Koordinat âsitânenin bilinen yeri için yaklaşık değerdir.

40
Mekân

Hârizm

Hârizm · Özbekistan · 605'te (1208-1209) gittiği ve Şehâbeddin Hîvekî'nin öğrencisi olduğu bölge. Hac dönüşü burada Necmeddîn-i Kübrâ'nın halkasına katıldı; 616 (1219) veya 617'de şeyhten icâzet alarak önde gelen halifelerinden oldu. Moğol istilâsı sırasında Necmeddîn-i Kübrâ'nın tavsiyesiyle Hârizm'den ayrıldı.

41
Mekân

Hamid vilâyeti

Isparta · Türkiye · Kaynak onu “Hamid vilâyetinden yetişmiş” diye tanıtır; nisbesi buradan gelir. İlişkili kişi dosyası Hamîdî Seyfullah Efendi : Hamîdî Seyfullah Efendi (ö. Safer 1010/Ağustos 1601), Hamid vilâyetinden yetişerek Şah-ı Hûbân, Şah Sultan, Sahn ve Ayasofya medreselerinde ders veren; sade ve zâhidâne hayatıyla tanınan Osmanlı âlimidir.

42
Makale

Sühreverdiyye’nin teşekkülü: ribattan kurumsal irşad ağına

Ebü’n-Necîb’in mürid âdâbı ile Şihâbeddin Ömer’in Bağdat merkezli kurumsallaştırmasının birbirini nasıl tamamladığı.

43
Makale

Rifâiyye'nin İstanbul ve Balkan Yolculuğu

Üsküdar'dan Unkapanı, Yakova ve Prizren'e. Risâleden hazırlanmış özgün ve ihtiyatlı editoryal inceleme.

44
Makale

İstanbul'dan Balkanlar'a Rifâî-İzzeddînî Silsilesi

İstanbul Rifâî âsitânelerini, postnişin zincirlerini, zâkirbaşı-musiki çevresini ve Balkan dergâhlarını kişi–mekân ilişkileriyle izleyen ayrıntılı ağ dosyası.

45
Makale

Kādiriyye'nin Afrika ve Güneydoğu Asya Ağları

Küntiyye, Sokoto, Mürîdiyye ve Sambasî terkibi üzerine kişi, eser, mekân ve silsile bağlantılarını birleştiren ayrıntılı dosya.

46
Makale

Yemen Kādiriyyesi: Erken Şubeler ve Nispet Ağları

Yemen'deki on iki erken Kādirî nispetini tarih, kurucu ve alt kol ilişkileriyle düzenleyen kaynak dosyası.

47
Makale

Tilimsân Ubbâd'da Ebû Medyen Külliyesi

Vefat ve ziyaret Ebû Medyen Merakeş'e giderken Ubbâd'da vefat etti ve burada defnedildi. Kabri kısa zamanda Mağrib'in büyük ziyaret merkezlerinden oldu. Merînî mimarisi Sîdî Bû Medyen Camii XIV. yüzyılda Merînî Sultanı Ebû Ya‘kūb Yûsuf tarafından Endülüs mimari üslubunda yaptırıldı. Türbe, cami ve medrese çevresi pîrin

48
Makale

Ümîdî Ahmed Efendi: Celvetî İrşadı, Tıp ve Şiir

Ümîdî Ahmed Efendi'nin aile içindeki Celvetî terbiyesini, tekke ve cami hizmetini, eserlerini ve şiir dilini birlikte ele alır.

49
Makale

İstanbul'da Ticâniyye ve Desûkiyye

Ticâniyye ve Desûkiyye'nin İstanbul'daki sınırlı fakat siyasî ve coğrafî bakımdan dikkat çekici son dönem temsilini açıklar.

50
Eser

SÛFİLERİN HAK SÖZÜ GÜZELCE ANLAMALARI

Avârifü’l-Maârif · 2. bölüm · Şeyhimiz Şeyhülislam Ebu’n-Necîb es-Sühreverdî, bize, Zeyd b. Sâbit yoluyla gelen bir hadis-i şerifte, Rasûlullah (a.s) Efendimizin şöyle buyurduğunu nakletti: “Bizden bir hadis iş

51
Eser

TASAVVUF İLİMİNİN FAZİLETİ

Avârifü’l-Maârif · 3. bölüm · Bize, Şeyhimiz Şeyhülislâm Ebu’n-Necib es-Sühreverdî (rah.), el-Ahves b. Hakim in babasından naklen, onun şöyle söylediğini haber verdi. Bir adam Hz. Resûlullah’a (s.a.v) şerrin ne

52
Eser

MÜRŞİDLİK RÜTBESİ VE MÜRŞİDLERİN HİZMETİ

Avârifü’l-Maârif · 10. bölüm · Rasûlullah (sav) Efendimiz bir hadislerinde buyurmuştur ki: “Muhammed’in nefsini elinde bulunduran Allah’a yemin olsun; eğer isterseniz bu hususta yemin de edebilirim. Hiç şüphesiz

53
Eser

RIBAT VE TEKKELERDE KALMANIN FAZİLETİ

Avârifü’l-Maârif · 13. bölüm · Allahu Teâlâ, bir âyet-i kerimede şöyle buyurmuştur: “Bu nur kandili, Allah’ın yüceltilmesine ve içlerinde isminin zikredilmesine izin verdiği evlerde yakılmıştır. (O nura tâlib ol

54
Eser

SEFERİN (YOLCULUĞUN) FARZLARI VE FAZİLETLERİ

Avârifü’l-Maârif · 17. bölüm · Önce şunu belirtelim ki; seferin fıkhî durumu ve hükümleri fıkıh kitaplarında genişçe açıklanmıştır ve kitabımız aslen bu konular için yazılmamıştır. Fakat biz, teberrüken bu konud

55
Eser

SEFERDEN DÖNME ÂDABI.

Avârifü’l-Maârif · 18. bölüm · Sûfi, seferden döndüğü zaman, seferin meşakkatlerinden Allah Teâlâ’ya sığındığı gibi, ikâmet hâlindeki âfetlerden de O’na sığınması gerekir. Bu hususta, hadis-i şerifte şöyle bir d

56
Eser

SÛFİLERE GÖRE EVLİLİK VE BEKARLIK

Avârifü’l-Maârif · 21. bölüm · Sûfi, Allah için bekarlığı tercih ettiği gibi; Allah için de evliliğe adım atar. Bekarlığın bir maksat ve dönemi olduğu gibi, evliliğin de bir gaye ve zamanı vardır. Sâdık bir müri

57
Eser

SEMÂ HAKKINDA SÛFİLERİN GÖRÜŞÜ

Avârifü’l-Maârif · 22. bölüm · Allahu Teâlâ buyurmuştur ki "Sözü dinleyip de en güzeline uyan kullarımı müjdele! Onlar Allah’ın hidâyete ulaştırdığı kimselerdir. Ve onlar, gerçek akıl sahipleridir.” (Zümer (39),

58
Eser

SEMAÎ REDDEDENLER

Avârifü’l-Maârif · 23. bölüm · Önceki bölümde, semâ’ın sahih olan şeklini ve sıdk ehli için lâyık olan kısmını açıkladık. Artık (zaman ve niyetler değişti ve) semâ yoluyla fitneler çoğaldı. Ondaki sâfiyet (ve ra

59
Eser

HALVET (ÇİLEHÂNE) ÂDABI

Avârifü’l-Maârif · 26. bölüm · Sûfiler, kırk gün çilehaneye girmekle, diğer zamanlarda peşine düşmedikleri özel bir şeyi arıyor değillerdir. Ancak, onlar, nefsin edebe muhalif tutumları ve içinde bulundukları ha

60
Eser

SÛFİLERİN AHLÂKI

Avârifü’l-Maârif · 30. bölüm · 1-TEVÂZU. Sûfilerin en güzel ahlâkı Tevâzudur. Kul, tevâzu elbisesinden daha güzel bir elbise giymemiştir. Tevâzu ve hikmet hâzinesine sahip olan bir kimse, herkes onu nasıl görüyo