HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Kimliği ve tarihî çerçevesi
Abdülcelîl-i Bitlisî, XVIII. yüzyılın ilk yarısında yaşayan Kādirî şeyhlerindendir. Nisbesi Bitlisli olduğunu gösterir; Sefîne-i Evliyâ onun Bitlis’ten İstanbul’a geldiğini bildirir. Doğum tarihi, ailesi, tahsil çevresi ve İstanbul’a geliş zamanı mevcut kayıtlarla kesinleştirilememektedir. Bu sebeple biyografisi, kaynakların açıkça verdiği silsile, vefat ve kabir bilgileriyle sınırlandırılmıştır.
Müştâkiyye’ye uzanan Kādirî silsilesindeki yeri
Hüseyin Vassâf’ın kaydettiği Müştâkiyye silsilesinde Abdülcelîl-i Bitlisî, Şeyh Abdülvehhâb-ı Suûdî’den sonra ve Hacı Hasan-ı Şirvânî’den önce yer alır. Zincir daha sonra Muhammed Mustafa Müştâk Baba’ya ulaşır. Buna göre Abdülcelîl, Müştâk Baba’nın şeyhi Hacı Hasan-ı Şirvânî’nin şeyhi; başka bir ifadeyle Müştâkiyye’nin teşekkülünden iki halka önceki Kādirî aktarım düğümüdür.
Zenbûriyye yazmasındaki ikinci aktarım kaydı
Şeyh Yahyâ Âgâh İstanbulî’nin istinsah ettiği ve Ankara Millî Kütüphane’de 3200 numarayla kayıtlı risale mecmuasının Kādiriyye silsilesi de Abdülcelîl-i Bitlisî adını taşır. Bu yazmada Seyyid İbrâhim Bitlisî’den sonra, Şems-i Bitlisî diye tanınan Hacı Mahmûd b. Abdülgafûr’dan önce gösterilir; zincir buradan Zenbûriyye pîri Mehmed Sâdık Erzincânî’ye ulaşır. Bu kayıt Abdülcelîl’i Nakşibendî bir şeyh yapmaz: söz konusu hat, Zenbûriyye çevresinin Kādirî icazet zinciridir.
İki silsile kaydının birlikte okunması
Sefîne’deki Müştâkiyye sırası ile Millî Kütüphane yazmasındaki Zenbûriyye sırası, Abdülcelîl-i Bitlisî’nin Kādirî aktarım hafızasında iki farklı sonraki çevre tarafından anıldığını gösterir. Her iki sıra kendi kaynağı içinde korunmuştur. Aradaki halkalar birleştirilerek yeni ve tek bir zincir üretilmemiş; gelenek içi silsile kaydı ile bağımsız biyografik hoca-talebe belgesi aynı kesinlikte sunulmamıştır.
Vefatı ve Hâtûniye Dergâhı haziresi
Abdülcelîl-i Bitlisî 1160/1747’de vefat etti. Sefîne, Eyüp’te Hâtûniye Dergâhı haziresine defnedildiğini ve kabrinin Hüseyin Vassâf’ın zamanında mamur bulunduğunu kaydeder. Mezar kitâbesindeki tarih manzumesinin son mısraı da ebced hesabıyla 1160 yılını verir.
Mezar kitâbesi
Kutb-ı a‘zam, seyyid-i vâlâ-neseb,
Gavs-ı ekrem Hazret-i Abdülcelîl.Terk-i nâsût eyleyip kıldı sefer,
Âlem-i lâhûta ol merd-i cemîl.Matla‘-ı bedr-i münîr-i şems-i zât,
Menba‘-ı ayn-ı zuhûr-ı selsebîl.Hazret-i Sultân Abdülkādir’in,
Nice sâl olmuştu silkinde delîl.Râî nâsa nakli târîhin dedim:
Gitti kutbü’l-ârifîn Abdülcelîl.
Tasavvuf tarihindeki yeri
Abdülcelîl-i Bitlisî hakkında günümüze ulaşan bağımsız biyografik ayrıntılar sınırlıdır; buna karşılık iki ayrı Kādirî silsile hafızasında belirgin bir geçiş halkasıdır. Müştâkiyye bakımından Hacı Hasan-ı Şirvânî’ye, Zenbûriyye’nin Kādirî icazet hattı bakımından Şems-i Bitlisî’ye bağlanan konumu; Bitlis, İstanbul ve sonraki irşad çevreleri arasındaki aktarımın kişi üzerinden nasıl taşındığını gösterir.