ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
60 sonuç · “çelebi”
01Çelebiler / Bel Evlâdı
Hacı Bektâş'ın biyolojik soyundan geldiklerini ileri süren Çelebiler ailesinin pîr evi, vakıf ve temsil otoritesi çevresi.
Bektaşiyye
Hacı Bektâş-ı Velî'nin tarihî ve menkıbevî hafızası çevresinde Anadolu abdalları, Rumeli gazi-dervişleri ve XVI. yüzyılda Balım Sultan'ın düzenlediği erkânla teşekkül eden; Babagân ve Çelebiler otorite hatları bulunan tasavvuf geleneği.
Mevleviyye
Mevlânâ'nın ilim, sohbet, şiir ve semâ çevresinden doğan; Hüsâmeddin Çelebi, Sultan Veled ve Ulu Ârif Çelebi eliyle Konya merkezli teşkilata dönüşen; matbah, hizmet, Mesnevî, mûsikî ve mukabele geleneğini birleştiren tasavvuf yolu.
Çelebi Halife Cemâl-i Halvetî
Çelebi Halife diye tanınan Mehmed Cemâl-i Halvetî (ö. 899/1493-94), Pîr Muhammed Erzincânî’nin halifesi; Amasya’dan İstanbul’a uzanan irşad faaliyeti, Koca Mustafa Paşa Âsitânesi ve Sünbül Sinân başta olmak üzere halifeleriyle Halvetiyye’nin Cemâliyye ana koluna adını veren pîrdir.
Çelebi Pîr Mustafa (Mustafa Muslihiddin Efendi)
Mustafa Muslihiddin Efendi (ö. 1071-1073/1661-1663), İsmâil Çorûmî’nin oğlu ve başlıca halifesi; Şâbân-ı Velî Âsitânesi’nde on altı yıl postnişinlik yapan, Karabaş-ı Velî’nin tasavvufî terbiyesini tamamlayan Şâbânî şeyhidir.
A‘rec Şeyhî Çelebi
A‘rec Şeyhî Çelebi (ö. 971/1563-64), Celâlzâde Sâlih Efendi’nin yanında yetişen; Nişancı Mehmed Paşa hanesiyle akrabalık kuran ve Bursa Mollâ Yegân Medresesi’nde ders veren Tosyalı Osmanlı âlimidir.
Abdülfettah Çelebi
Abdülfettah Çelebi (ö. 977/1569), Şeyh Nasreddin’in oğlu ve Ebüssuûd Efendi’nin yeğenidir. Amcasından mülâzemet almış; Hacı Hasan ve Pîrî Paşa medreselerinde ders vererek hâric derecesine yükselmiştir.
Allâme-i Şâşî Mehmed Çelebi
Allâme-i Şâşî Mehmed Çelebi (ö. 1577), Ahî Çelebi ailesinden gelen; Zeynelâbid, Ahîzâde, Kazızâde ve Ma‘lûl Emîr Efendi çevresinde yetişerek Bursa ile Beşiktaş medreselerinde ders veren Osmanlı müderrisidir.
Amasyalı Bebr Mehmed Efendi
Amasyalı Bebr Mehmed Efendi (ö. 1005/1596), Ebüssuûdzâde Ahmed Çelebi’nin çevresinde yetişen, Edirne Üç Şerefeli’de muîdlikten Bursa ve İstanbul medreselerine yükselen; Konya kadılığına giderken yolda vefat edip İznik’e defnedilen Osmanlı âlimidir.
Anabolulu Ali Hilmî Çelebi
Anabolulu Ali Hilmî Çelebi (ö. 1004/1595-96), Balyabadra ve Mizistre’de kadılık yapan, mukataa mallarını teftiş eden ve Hilmî mahlasıyla şiir söyleyen Osmanlı ilmiye mensubudur.
Arabzâde Abdülbâki Çelebi
Arabzâde Abdülbâki Çelebi (895/1490–971/1564), Mollâ Arab’ın oğlu; taşra medreselerinden Sahn-ı Semân’a yükselen ve Halep, Mekke, Bursa ile Mısır kadılıklarında bulunan Osmanlı âlimidir.
Ârifî Fethullah Çelebi
Ârifî Fethullah Çelebi (ö. 969/1561-62), Kanûnî devrinde beş ciltlik minyatürlü Osmanlı şehnâmesini hazırlayan; evindeki saray atölyesinde hattat ve nakkaşları yöneten Farsça şair ve resmî tarihçidir.
Asamm Ahmed Çelebi
Ahmed b. Mahmûd el-Asamm el-Karamânî el-Lârendî (ö. 971/1563-64), İstanbul’da vaaz ve tefsir dersleri veren; büyük Tefsîru’l-Karamânî’si, Türkçe Letâifnâme nispeti ve Halvetî terbiyesiyle tanınan Osmanlı âlimidir.
Âşık Çelebi Pîr Mehmed
Seyyid Pîr Mehmed Âşık Çelebi (926/1520-979/1571-72), Rumeli kadılıklarında bulunan; şairleri şehir, meclis ve şahsî gözlemleriyle anlatan Meşâirü’ş-şuarâ’sıyla Osmanlı edebî biyografi yazıcılığının başlıca temsilcisidir.
Baba Nakkaşlı Şeyh Mustafa
Şeyh Mustafa (ö. 980/1572), Baba Nakkaş Muhammed b. Şeyh Bayezid’in torunu, Mahmud Defterî’nin oğlu; Hekim Çelebi’nin yanında yetişen Halvetî şeyh ve nakkaştır.
Mevlevî sikkesi
Mevlevîlerin dövme keçeden yapılmış uzun başlığı. Şeyh, halife ve çelebilerin sikkelerinde destarın rengi ve sarılışı görev, soy ve tekke geleneğine göre farklılaşabilir.
Ayna
İnsan-ı kâmilin kalbi. Allah'ın zat, sıfat, isim ve fiillerine mazhar ve tecelligâh olması itibariyle genel anlamda insana, özel anlamda kâmil insana ayna (ayine, mir'at) ve mir'ât-ı Hak, ayine-i Rahman denir; çünkü Allah, diğer varlıklardan çok insanda tecelli eder, en mükemmel olarak da kâmil (olgun, yetkin) insanda tecelli eder. Hakk’a nazaran bütün kâinat ayna mesabesindedir. Ancak bu aynanın cilası insandır (Âdem). Şayet âlem insan cilasıyla cilalanmamış olsaydı, orada Hak bu kadar mükemmel tecelli etmezdi (iFH 48, AT 10, 20). Allah üstünlük derecelerine göre velilerde, nebilerde, resullerde daha açık ve daha mükemmel tecelli eder; fakat en mükemmel ve en göz kamaştırıcı ve şaşalı biçimde Hz, Muhammed'de tecelli ve zuhur eder: Zâtıma mir'at edindim zâtını Bile yazdım adım ile adını 5. Çelebi Ayinedir âlem, her şey Hak ile kâim Mir'at-ı Muhammed'den Hak'tır görünen dâim Lâedri 2. “Mümin müminin aynasıdır” (AK 11:294; ), yani ondaki hata ve eksikleri görerek hem onu, hem kendini kusurlardan arındırır. Ondaki iyi şeyleri görerek bunları örnek alır. Bu anlamda şeyh müridin; mürit şeyhin aynısıdır. İlâhî kemal önce Hak'tan pire, sonra pirden müridine yansır. Müminin kalbi ayna gibi olduğundan bu ayna ne kadar iyi cilalanırsa, yani kalp ne kadar temizlenir ve saflaştırılırsa oraya ilâhî feyz ve inayet, o nispette fazla akar. Bkz. Ayine-i cemal, ayine-i hüsn, Ayine-i dil, Ayine-i vücut. Çelebi Ayinedir âlem, her şey Hak ile kâim Mir'at-ı Muhammed'den Hak'tır görünen dâim Lâedri 2. “Mümin müminin aynasıdır” (AK 11:294; ), yani ondaki hata ve eksikleri görerek hem onu, hem kendini kusurlardan arındırır. Ondaki iyi şeyleri görerek bunları örnek alır. Bu anlamda şeyh müridin; mürit şeyhin aynısıdır. İlâhî kemal önce Hak'tan pire, sonra pirden müridine yansır. Müminin kalbi ayna gibi olduğundan bu ayna ne kadar iyi cilalanırsa, yani kalp ne kadar temizlenir ve saflaştırılırsa oraya ilâhî feyz ve inayet, o nispette fazla akar. Bkz. Ayine-i cemal, ayine-i hüsn, Ayine-i dil, Ayine-i vücut.
Baba
Peder, ata. tas. a Şeyh, mürşit. Baba Arslan, Baba Maçin, Baba Simmâsi, Baba Tahir Uryani ve benzeri birçok şeyh Baba unvanıyla tanınmıştır. Iki tür babalık söz konusudur; cismani babalık, yani soy ve nesep babalığı ve ruhani/manevi babalık. Tasavvufta şeyh müridin hakiki babası sayılır. b Bektaşilerde Hacı Bektaş Veli'nin soyundan geldiklerini iddia edenlere, Alevi dedelere bel evladı veya çelebi, Bektaşiliğin gerçek temsilcileri olduklarını iddia eden bu tarikatın şeyhlerine de yol evladı veya baba denir. c Telli Baba, Gani Baba gibi yaur, ziyaretgâh veya evliya türbeleri. Sağlığında Baba olarak tanınan şeyh ve mürsitlerin kabirleri ölümlerinden sonra bu unvanla anılmıştır. d Gazi, örn. Okçu Baba ve Ata ismin başına ya da sonuna gelebilir; Baba Hasan denildiği gibi Hasan Baba da denilebilir. Bkz. Veladet, Nesep, Dedebaba, Ata.
Çeşm-i terek
Yirnk göz 2. tas. Sâlikin hal, kemal ve yüce mertebesinin kendisi de dahil olmak üzere herkesten saklı tutulması ve bunu Allah'tan başka kimsenin bilmemesi (11s), Çevgân/Çevgen i Jars. (جوكان) veya. 1. Topa vurmakta kullanılan ucu eğri sopa. 2. tas. Bütün işlerin kahır ve cebir yoluyla takdir edilmesi (11s), Mukadderat, takdir olunan hükümler (SF; ATE 815). Bkz. Gay. Yarn zülfü içinde ne toplar oynadigin Erenler meydaninda top ile çevgândan sor Ibrahim Ma'şüki Yürü kim meydan senindir bu gece Top hem çevgân senindir bu gece 5. Çelebi Cile/Cila/Cille i, fars. (de) r. Kırk Sayısı, 2. tas. Dervişlerin tenha ve ıssız bir yere çekilip kırk gün kırk gece çetin bir perhiz ve nefs mücâhedesi döneminden geçmeleri, bu süre için gıda, uyku ve dünya kelamını en aza indirerek hem bedenen, hem de zihnen azami derecede ibadet etmeleri. Çile sıkı bir perhiz, çetin bir nefs idmanı, zor bir ruhsal eğitim ve başarılması son derece güç bir sınavdır. Dervişlerin çile çıkarmak için özel olarak inşa edilen çilehane veya halvethane denilen yerler dar ve karanlıktır. Burada dervişler ölmeden evvel ölürler. Bkz. Erbain, Halvet. Çilehane Dervişlerin çile çıkardıkları oda, halvethane, Çün ü çera << Cin 8 cera Topa vurmakta kullanılan ucu eğri sopa. 2. tas. Bütün işlerin kahır ve cebir yoluyla takdir edilmesi (11s), Mukadderat, takdir olunan hükümler (SF; ATE 815). Bkz. Gay. Yarn zülfü içinde ne toplar oynadigin Erenler meydaninda top ile çevgândan sor Ibrahim Ma'şüki Yürü kim meydan senindir bu gece Top hem çevgân senindir bu gece 5. Çelebi Cile/Cila/Cille i, fars. (de) r. Kırk Sayısı, 2. tas. Dervişlerin tenha ve ıssız bir yere çekilip kırk gün kırk gece çetin bir perhiz ve nefs mücâhedesi döneminden geçmeleri, bu süre için gıda, uyku ve dünya kelamını en aza indirerek hem bedenen, hem de zihnen azami derecede ibadet etmeleri. Çile sıkı bir perhiz, çetin bir nefs idmanı, zor bir ruhsal eğitim ve başarılması son derece güç bir sınavdır. Dervişlerin çile çıkarmak için özel olarak inşa edilen çilehane veya halvethane denilen yerler dar ve karanlıktır. Burada dervişler ölmeden evvel ölürler. Bkz. Erbain, Halvet. Çilehane Dervişlerin çile çıkardıkları oda, halvethane, Çün ü çera << Cin 8 cera Çelebi Cile/Cila/Cille i, fars. (de) r. Kırk Sayısı, 2. tas. Dervişlerin tenha ve ıssız bir yere çekilip kırk gün kırk gece çetin bir perhiz ve nefs mücâhedesi döneminden geçmeleri, bu süre için gıda, uyku ve dünya kelamını en aza indirerek hem bedenen, hem de zihnen azami derecede ibadet etmeleri. Çile sıkı bir perhiz, çetin bir nefs idmanı, zor bir ruhsal eğitim ve başarılması son derece güç bir sınavdır. Dervişlerin çile çıkarmak için özel olarak inşa edilen çilehane veya halvethane denilen yerler dar ve karanlıktır. Burada dervişler ölmeden evvel ölürler. Bkz. Erbain, Halvet. Çilehane Dervişlerin çile çıkardıkları oda, halvethane, Çün ü çera << Cin 8 cera
Geda
Dilenci, yoksul. tas. İlahi tecellilere muhtaç olan sâlik (sp). Şâh olmak isteyen gam ile mübtelâ olmak gerek Alemde saltanat taleb eden gedâ olmak gerek Receb Dede Eyler hased gedâların emn u ferağına Ehl-i huzür sanma cihan padişâhını Kadri Çelebi
Gina
Zenginlik. tas. Tam ve kâmil mülkiyet. Mutlak olarak gani Allah'tır; çünkü her şeyin zatı onundur (kı). Mâliku'l-mülk O'dur, insanlar ise fakirdir. Hak ile kendini zengin bilen (istigna bi’l-Hak) ondan başkasına muhtaç Gönül etmek olmaz; zira Hakk’a sahip olan, her şeye sahip olur (xr). Ol ganiyim ki bu bâzâr-ı fenada felege Metelik vermek için bende bozukluk yok Hafiz Yusuf Süfiler mal zenginliğine hevesli olmayı tavsiye etmezler. Imrenme görüp meyve-i bağın ümeranın Kim sular onu gözleri yaşı fukaranın Ali Çelebi Gına-i nefs Gönül zenginliği.
İyd
Bayram, şenlik, ihtifal, 2. tas. a Amellerin tekrarlanmasıyla kalbe tekrar gelen (âdet eden) tecelliler (İFM; KI). b Cem makamı (1s), İzin a zin Bu nice perhiz eyleyip savm-ı visâl etmek nedir İyd-i ekber eyleyip evliyaya vuslattir garaz 1. H. Bursevi “Arifler her an iki bayram yaparken, nefs ehli olanlar da örümcek gibi et kuruturlar” (Mevlânâ). “Sevgilimin güzelliğini seyrettiğim gün benim bayramımdır” (Ibn Fâriz) (aus 26). Bir âşık erişse sana Ol iyd-i ekberdir ona Budur murad ondan sana Rabb'im meded mevlâm meded Bayramım imdi bayramım idi Bayram edersin yâr ile şimdi Hamd u senâlar hamd u senâlar Yâr ile bayram kıldı bu gönlüm Hacı Bayram Veli İyş (2.5) veya Ayş 1. Yaşamak, yemek içmek (ayşu nfs) suretiyle safa yapmak, zevk almak. 2. tas. Hak ile olmanın verdiği haz ve bu hazzı his ve idrak etme (as). İzin (9 3!) Müsade, destur. Tasavvufta izin çok önemlidir; bir mürit önemli bir işe teşebbüs etmeden ve özelikle sefere çıkmadan evvel mutlaka şeyhinden izin alır. Şeyh adına tarikate giren müritleri terbiye eden, onlara tarikat ve sülûkün âdabını ve tatbikatını öğreten kişi mutlaka mezun, yani bu konuda izinli olmalıdır. Şeyhler de, mana âleminde peygamberlerle görüşerek önemli hususlarda ondan izin alır. Onun izniyle konuşur ve hareket ederler. Bu görüşmenin cismani oldugunu söyleyenler de vardır. Buna izn-i resul (peygamberlerden alınan izin) adı verilir (Nc 11:67). Ölü ermişlerden ve yatırlardan da izin alınır. İzinsiz yapılan iş hüsranla sonuçlanır. EMİ Kabe (445) Vuslat makamı (us). Gönlün Hakk’a, kalbin sevgi- > liye yönelmesi. Bu makamda âşıkın sevgilisine ermesi için e fe; ihrama girmesi icap eder. Hacılar Kâbe'ye giderken, âşıklar Hi ie dostlarına giderken ihrama girerler. Hacılar Kâbe'yi, Kâbe cs — Hak âşıklarını tavaf ve ziyaret eder. Zahirdeki Kâbe ibadet, ina bii bâtındaki Kâbe temaşa içindir. İki Kâbe (Beytullah) vardır: cr ee ME Mekke'deki bina ve gönül (kalp, dil), yani Kabe-i halil ve Kâbe-i celil, Süfilere göre gönül Kâbe'si daha önemlidir. Hâne-i dil yapmak eyâ nüktedân Kâ'be binâ eylemektir bi-güman Azer Çelebi Gönül mü yeğ Kâ'be mi yeğ eyit bana aklı eren Gönül yeğdurur zira kim gönüldedir dost durağ Yünus Kâbe kavseyn ev edna (631 (قا ب قو سين ا و r. İki yay aralığı kadar, hatta daha da yakın bir mesafe; çok kısa bir mesafe. Hz. Peygamber'in Miraç gecesi Allah’a çok yaklaştığını anlatan bir ifade. 2. tas. Varlık dairesi adı verilen emr-i ilâhî de isimler arasındaki mütekabiliyet itibariyle ismi (esmat) yakınlık makamı. Örneğin ibda-iade, nüzul-uruc, failiyet-kabiyet gibi isimler arasında karşıt olma (tekabül) | ilişkisi vardır. Bu farklılık ve ikilik devam etmekle birlikte Hak ile ittihat etme, diğer bir ifadeyle ittisal halidir. Bunun üstünde ev edna makamı vardır. Bu da aynu'l-cemin ahadiyetinden ibaret olup burada farklılık ve ikilik söz konusu olmaz. | Salt fena ve tüm farklılıkların silinmesi halidir (xr; cr). Kısaca kabe kevseyn, Hak ile ittihat ve ittisal, ev edna ise aynu'l-cem makamıdır. Iki kavis ifadesiyle vücüp ve imkân dairesine işaret edildiğini düşünenler de vardır. Kabih.د ar. (قبيح) 1. Çirkin. 2. tas. Emre aykırı olan şey. H. Bursevi “Arifler her an iki bayram yaparken, nefs ehli olanlar da örümcek gibi et kuruturlar” (Mevlânâ). “Sevgilimin güzelliğini seyrettiğim gün benim bayramımdır” (Ibn Fâriz) (aus 26). Bir âşık erişse sana Ol iyd-i ekberdir ona Budur murad ondan sana Rabb'im meded mevlâm meded Bayramım imdi bayramım idi Bayram edersin yâr ile şimdi Hamd u senâlar hamd u senâlar Yâr ile bayram kıldı bu gönlüm Hacı Bayram Veli İyş (2.5) veya Ayş 1. Yaşamak, yemek içmek (ayşu nfs) suretiyle safa yapmak, zevk almak. 2. tas. Hak ile olmanın verdiği haz ve bu hazzı his ve idrak etme (as). İzin (9 3!) Müsade, destur. Tasavvufta izin çok önemlidir; bir mürit önemli bir işe teşebbüs etmeden ve özelikle sefere çıkmadan evvel mutlaka şeyhinden izin alır. Şeyh adına tarikate giren müritleri terbiye eden, onlara tarikat ve sülûkün âdabını ve tatbikatını öğreten kişi mutlaka mezun, yani bu konuda izinli olmalıdır. Şeyhler de, mana âleminde peygamberlerle görüşerek önemli hususlarda ondan izin alır. Onun izniyle konuşur ve hareket ederler. Bu görüşmenin cismani oldugunu söyleyenler de vardır. Buna izn-i resul (peygamberlerden alınan izin) adı verilir (Nc 11:67). Ölü ermişlerden ve yatırlardan da izin alınır. İzinsiz yapılan iş hüsranla sonuçlanır. EMİ Kabe (445) Vuslat makamı (us). Gönlün Hakk’a, kalbin sevgi- > liye yönelmesi. Bu makamda âşıkın sevgilisine ermesi için e fe; ihrama girmesi icap eder. Hacılar Kâbe'ye giderken, âşıklar Hi ie dostlarına giderken ihrama girerler. Hacılar Kâbe'yi, Kâbe cs — Hak âşıklarını tavaf ve ziyaret eder. Zahirdeki Kâbe ibadet, ina bii bâtındaki Kâbe temaşa içindir. İki Kâbe (Beytullah) vardır: cr ee ME Mekke'deki bina ve gönül (kalp, dil), yani Kabe-i halil ve Kâbe-i celil, Süfilere göre gönül Kâbe'si daha önemlidir. Hâne-i dil yapmak eyâ nüktedân Kâ'be binâ eylemektir bi-güman Azer Çelebi Gönül mü yeğ Kâ'be mi yeğ eyit bana aklı eren Gönül yeğdurur zira kim gönüldedir dost durağ Yünus Kâbe kavseyn ev edna (631 (قا ب قو سين ا و r. İki yay aralığı kadar, hatta daha da yakın bir mesafe; çok kısa bir mesafe. Hz. Peygamber'in Miraç gecesi Allah’a çok yaklaştığını anlatan bir ifade. 2. tas. Varlık dairesi adı verilen emr-i ilâhî de isimler arasındaki mütekabiliyet itibariyle ismi (esmat) yakınlık makamı. Örneğin ibda-iade, nüzul-uruc, failiyet-kabiyet gibi isimler arasında karşıt olma (tekabül) | ilişkisi vardır. Bu farklılık ve ikilik devam etmekle birlikte Hak ile ittihat etme, diğer bir ifadeyle ittisal halidir. Bunun üstünde ev edna makamı vardır. Bu da aynu'l-cemin ahadiyetinden ibaret olup burada farklılık ve ikilik söz konusu olmaz. | Salt fena ve tüm farklılıkların silinmesi halidir (xr; cr). Kısaca kabe kevseyn, Hak ile ittihat ve ittisal, ev edna ise aynu'l-cem makamıdır. Iki kavis ifadesiyle vücüp ve imkân dairesine işaret edildiğini düşünenler de vardır. Kabih.د ar. (قبيح) 1. Çirkin. 2. tas. Emre aykırı olan şey. Yaşamak, yemek içmek (ayşu nfs) suretiyle safa yapmak, zevk almak. 2. tas. Hak ile olmanın verdiği haz ve bu hazzı his ve idrak etme (as). İzin (9 3!) Müsade, destur. Tasavvufta izin çok önemlidir; bir mürit önemli bir işe teşebbüs etmeden ve özelikle sefere çıkmadan evvel mutlaka şeyhinden izin alır. Şeyh adına tarikate giren müritleri terbiye eden, onlara tarikat ve sülûkün âdabını ve tatbikatını öğreten kişi mutlaka mezun, yani bu konuda izinli olmalıdır. Şeyhler de, mana âleminde peygamberlerle görüşerek önemli hususlarda ondan izin alır. Onun izniyle konuşur ve hareket ederler. Bu görüşmenin cismani oldugunu söyleyenler de vardır. Buna izn-i resul (peygamberlerden alınan izin) adı verilir (Nc 11:67). Ölü ermişlerden ve yatırlardan da izin alınır. İzinsiz yapılan iş hüsranla sonuçlanır. EMİ Kabe (445) Vuslat makamı (us). Gönlün Hakk’a, kalbin sevgi- > liye yönelmesi. Bu makamda âşıkın sevgilisine ermesi için e fe; ihrama girmesi icap eder. Hacılar Kâbe'ye giderken, âşıklar Hi ie dostlarına giderken ihrama girerler. Hacılar Kâbe'yi, Kâbe cs — Hak âşıklarını tavaf ve ziyaret eder. Zahirdeki Kâbe ibadet, ina bii bâtındaki Kâbe temaşa içindir. İki Kâbe (Beytullah) vardır: cr ee ME Mekke'deki bina ve gönül (kalp, dil), yani Kabe-i halil ve Kâbe-i celil, Süfilere göre gönül Kâbe'si daha önemlidir. Hâne-i dil yapmak eyâ nüktedân Kâ'be binâ eylemektir bi-güman Azer Çelebi Gönül mü yeğ Kâ'be mi yeğ eyit bana aklı eren Gönül yeğdurur zira kim gönüldedir dost durağ Yünus Kâbe kavseyn ev edna (631 (قا ب قو سين ا و r. İki yay aralığı kadar, hatta daha da yakın bir mesafe; çok kısa bir mesafe. Hz. Peygamber'in Miraç gecesi Allah’a çok yaklaştığını anlatan bir ifade. 2. tas. Varlık dairesi adı verilen emr-i ilâhî de isimler arasındaki mütekabiliyet itibariyle ismi (esmat) yakınlık makamı. Örneğin ibda-iade, nüzul-uruc, failiyet-kabiyet gibi isimler arasında karşıt olma (tekabül) | ilişkisi vardır. Bu farklılık ve ikilik devam etmekle birlikte Hak ile ittihat etme, diğer bir ifadeyle ittisal halidir. Bunun üstünde ev edna makamı vardır. Bu da aynu'l-cemin ahadiyetinden ibaret olup burada farklılık ve ikilik söz konusu olmaz. | Salt fena ve tüm farklılıkların silinmesi halidir (xr; cr). Kısaca kabe kevseyn, Hak ile ittihat ve ittisal, ev edna ise aynu'l-cem makamıdır. Iki kavis ifadesiyle vücüp ve imkân dairesine işaret edildiğini düşünenler de vardır. Kabih.د ar. (قبيح) 1. Çirkin. 2. tas. Emre aykırı olan şey. Çirkin. 2. tas. Emre aykırı olan şey.
Külah
ه) +S) Derviş başlığı, serpuş, sikke. Dedi o derviş: Ey şeh-i ali-tebâr Hırka kabrimdir, küleh seng-i mezâr Divâne M. Çelebi Ka'betu'l-ussak oluptur hankah-1 Mevlevi Tâc-ı izzet ser-firazdır küllâh-ı Mevlevi Şâhidi Külahi Derviş. Külbe-i ahzan Hüzünler kulübesi. tas. Üzüntü vakti. Hz. | Yakub'un, oğlu Yüsuf'u Kenan diyarında kaybettikten sonra içinde ağladığı ve hüzünlendiği kulübe, dert küpü. Kılma her saat beni rüsva-yi halk ey berk-i âh Eyleme rüşen şeb-i gam hülbe-i ahzânımı | Vâız bize dün duzahı vasfetti Fuzalt | Ol vasf senin külbe-i ahzânın içindir | tee Yâr ki rahmetti meğer nâle vu efgânımıza Kadem bastı bugün külbe-i ahzânımıza | Fuzüli |
Kün
Ol, Allah bir seyi yaratacağı zaman ona “ol” (kün) der, o da oluverir |. Tasavvufta Allah'ın bu sözlü emrine kelimetu'l-hazret ve kelime-i tekvin, kün hitabi denir. Ol (Kün) dedi bir kerre var oldu cihan Olma derse mahvolur ol dem heman 5. Çelebi Çuş kıldı akl-ı kül geldi vücuda kâinat Kâf'u nün emrinden oldu bu cihan yekbâr mest Nesimi Iki harften oluşan bu kelime iki ele, yani Hakk'ın failiyet ve mefuliyetine, diğer bir deyimle vucdp ve imkân hazretlerine işaret eder (arg 128, 188; SM). Bkz. Kaf u nün. Küpe 1. Mengus, guşvâre, kurta, 2. tas. Kalenderi, Haydari ve Bektaşi dervişlerinin kullandıkları bir tarikat cihazı, demir halka. DD ç——i”—”öW— Kütüb-i ilâhî e tila
Külbe-i ahzân
Hüzünler kulübesi. Geleneksel anlatıda Hz. Ya‘kūb’un oğlu Yûsuf’un ayrılığına ağladığı yer için kullanılan Farsça tamlamadır. Tasavvuf ve divan şiirinde ayrılık acısıyla içine kapanan gönlü, gamlı evi veya sevgilinin gelişiyle aydınlanması beklenen iç dünyayı simgeler.
Miraç
Hz. Peygamber'in Allah'la görüşmesi olayı. 2. tas. Bâyezid Bistâmi'den itibaren süfiler de miraç yaşadıklarını söylemişlerdir. Attâr, Tezkiretu'-evliya'da Bâyezid Bistâmi'nin miracını anlatır (ATE 202). İbn Arabi de benzeri bir miraçtan bahseder (İFM 11:356). Bundan sonra büyük süfilerin çoğuna dair miraç olayı anlatılır. Mirac genelikle ruhun yükselişi ve manevi yolculuk şeklinde tasvir edilir. Buna uruç-hubüt, suüd-nüzul, yani çıkış-iniş denir. Hz. Âdem yeryüzüne indirilmiş (hubüt-ı Adem), Hz. Peygamber göklere çıkarılmıştır (miraç). Bütün müminler namaz kılarken bu ruhani ve manevi miraçtan nasip alırlar. Zira kulun Allah’a en yakın olduğu an, secdede bulunduğu zamandır. “Namaz müminin miracıdır (İFM 11:356; ATE 202; 1A; AT 40, 163, 179). Sen ki mir'rac eyleyip ettin niyaz Ümmetin mi'racını kıldım namaz 5. Çelebi _ Çelebi _
Nûr
Işık ve aydınlık. Allah’ın güzel isimlerinden biri olarak varlığı açığa çıkaran ve idraki mümkün kılan ilâhî aydınlığı ifade eder. Tasavvufî kullanım Nûr; iman, bilgi, keşif, kalp aydınlığı ve ilâhî tecelli için temel bir semboldür. Sûfîler maddî ışık ile mânevî nuru birbirinden ayırır; görülen renk ve ışık tecrübelerini de her zaman kesin hakikat ölçüsü saymaz. Nûr-ı Muhammedî , tecelli ve zulmet maddeleriyle birlikte okunmalıdır.
Hacı Bektâş-ı Velî Dergâhı, Hacıbektaş
Nevşehir · Türkiye · Eski adıyla Sulucakarahöyük (Karayol). O zamanlar çok muhtemel olarak bir Haydarî zâviyesi olan bu mütevazi dergâhta ömrünü tamamladı; kültün esas kaynağı da burasıdır. Vilâyetnâme 'ye göre ilk inzivâ mahalli Kızılca Halvet bugünkü dergâhın yerindedir.
Çâlâk (Çaylak) Tekkesi
Cağaloğlu, İstanbul · Türkiye · Halifeleri için inşa edilen tekke; Çâlâk Ahmed Efendi, Mehmed Efendi ve Çâlâkzâde Mustafa Efendi ile önce Ramazâniyye'ye, sonra Cerrâhiyye'ye bağlanmıştır. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Mehmed Muhyiddin Karahisârî : Mehmed Muhyiddin Karahisârî, İbn-i Noktacı adıyla da anılan; Kāsım Çelebi’nin halifesi ve Ramazan Mahfî’nin seyrüsülûkünü tamamladığı Halvetî şeyhidir.
Topkapı Sarayı
İstanbul · Türkiye · Kanûnî tarafından şehnâme yazmakla görevlendirildiği saray; Süleymânnâme (Hazine, nr. 1517), Vekāyi'-i Sultân Bâyezîd (Revan Köşkü, nr. 1540) ve Fütûhât-ı Cemîle (Hazine, nr. 1592) bugün buradaki kütüphanededir.
Mevlânâ Dergâhı (Âsitâne-i Pîr)
Konya · Türkiye · 1910'dan 1919'a kadar yaklaşık dokuz yıl çelebilik makamında bulunduğu merkez. İlişkili kişi dosyası Veled Çelebi İzbudak : Veled Çelebi İzbudak (1869–1953), Mevlânâ soyundan gelen; Galata ve Konya Mevlevî merkezlerinde görev yapan, Türk dili araştırmaları, Mesnevî tercümesi ve hatıralarıyla tanınan âlim ve müelliftir.
Eşrefoğlu Rûmî Camii ve Türbesi, İznik
Bursa · Türkiye · İznik'te kurduğu ve sonradan camiye çevrilen dergâhın hazîresinde medfundur. Türbe kitâbesindeki “Eşrefzâde azm-i cinân eyledi” mısraının gösterdiği 874 (1469-70) tarihi, vefat yılı olarak en doğru kabul edilendir.
İnegöl
Bursa · Türkiye · Cerrâhî silsilenâmesine göre 941/1534'te vefat ettiği kasaba. İlişkili kişi dosyası Mehmed Kâsım Lârendevî : Mehmed Kâsım Lârendevî (ö. 941/1535), Antakya ve Bursa çevrelerinde bulunan, İzzeddin Ali el-Karamânî’nin halifesi olarak İnegöl’de irşad hizmeti yürüten Cevâhirü’l-ahbâr müellifidir.
Molla Çelebi Camii
İstanbul · Türkiye · Tekaüdünden sonra oturduğu Fındıklı kasabasında, bu caminin sahasına defnedildi. İlişkili kişi dosyası İshakzâde Şeyh Mehmed Efendi : İshakzâde Şeyh Mehmed Efendi (ö. 1729), âlim Kürd İshak Efendi'nin oğlu olup İstanbul medreselerinde görev yapan Osmanlı ilmiye mensubudur.
Vulçıtrın
Vushtrri · Kosova · Babasının kadılığı sırasında, 900 (1494-95) yılı civarında doğduğu kasaba. İlişkili kişi dosyası Celâlzâde Sâlih Çelebi : Celâlzâde Sâlih Çelebi (yaklaşık 1494/95-1565), Kanûnî devrinde medrese, kadılık, tarih yazıcılığı, tercüme, şiir ve hat sahalarını birleştiren; Halep, Şam ve Mısır kadılıklarında adalet anlayışıyla tanınan Osmanlı âlimidir.
Vardar Yenicesi (Giannitsa)
Giannitsa · Yunanistan · Evrenoszâde Ahmed Bey'in yaptırdığı hankaha yerleşip ölümüne kadar ayrılmadığı, Selânik'e yaklaşık 40 km. uzaklıktaki kasaba. Evliya Çelebi buradaki türbesinden uzun uzun bahseder; ancak Semavi Eyice ve Ekrem Hakkı Ayverdi türbeye dair herhangi bir ize rastlayamamışlardır — bu yüzden verilen konum kasaba ölçeğinde ve yaklaşıktır.
Abdal Mûsâ Tekkesi ve Türbesi, Tekkeköy
Antalya (Elmalı) · Türkiye · Evliya Çelebi'nin XVII. yüzyıl ortasında üç yüzden fazla mücerred dervişle gördüğü tekke; XVIII. yüzyıl sonlarından itibaren Girit Bektaşî şeyhleri burada yetişti. 1826'dan sonra Nakşîlere geçtiği tahmin edilir, 1911'de harabe hâlindeydi.
Serez (idam ve ilk kabir)
Serres · Yunanistan · Padişahın huzuruna getirildiği, kurulan ilim heyetinin kararıyla 1420'de idam edilip defnedildiği şehir. İlişkili kişi dosyası Şeyh Bedreddin-i Simâvnâvî : Şeyh Bedreddin (ö. 1420), Simavna kadısının oğlu; Kahire’de fıkıh tahsil eden, Hüseyin Ahlâtî’ye intisap eden, Musa Çelebi’nin kazaskerliğini yapan ve eserleri etrafında yoğun tartışmalar doğuran Osmanlı âlimidir.
Muîd Ahmed Efendi Medresesi ve Türbesi
İstanbul · Türkiye · Fâtih Camii'nin Haliç tarafında Kadı Çeşmesi sokağı başında, sağlığında inşasına başlanıp vasiyeti üzerine ölümünden sonra tamamlanan medrese; yanındaki türbeye defnedilmiştir. Bugün odalarından sadece biri ayaktadır. Konum yaklaşıktır.
Sefîne'nin Mevlevîler Zeyli
Şairler, Mesnevî şârihleri ve İstanbul Mevlevîhâneleri. Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5 tam metni üzerinden hazırlanmış editoryal dosya.
Mevleviyye'nin Kuruluşu ve Kurumsallaşması
Mevlânâ çevresinden Konya merkezli tarikat teşkilatına. Klasik erkân, tarihî veri ve gelenek içi sembolik yorum birbirinden ayrılarak hazırlanmıştır.
Mevlevî Silsileleri ve Kübrevî Temaslar
Tek zincir yerine silsile varyantları, irşad çevresi ve post devamı. Klasik erkân, tarihî veri ve gelenek içi sembolik yorum birbirinden ayrılarak hazırlanmıştır.
Kübreviyye–Mevleviyye Temasları
Kurumsal soy bağı iddiasından tarihî ve mânevî temas alanına. Kaynaklar arasındaki farklar ve gelenek içi anlatıların derecesi korunarak hazırlanmıştır.
Halvetiyye'nin Anadolu ve Osmanlı Yayılışı
Pîr İlyas'tan Yahyâ Şirvânî'nin halifelerine ve İstanbul tekke ağına. Reşat Öngören'in ders kitabı mevcut Halvetiyye monografileriyle karşılaştırılarak hazırlandı.
Mevleviyye'nin Kurumlaşması ve Şehir Ağı
Sultan Veled ve Ulu Ârif Çelebi'den Osmanlı mevlevîhânelerine uzanan kurumsal tarih TDV İslâm Ansiklopedisi maddeleri mevcut monografilerle karşılaştırılarak özgün biçimde hazırlanmıştır.
Lâmiî Çelebi'nin Nefehât'a Katkıları
Mukaddime, minhuvât, Anadolu sûfîleri ve müellif tanıklığı üzerinden Lâmiî'nin gerçek payı
Halvetiyye Silsilesi ve Kollar Haritası
Halvetiyye'nin ortak erken silsilesi, Zâhidiyye kavşağı, dört ana kolu ve doğrulanmış alt şubeleri tek bir ayrıntılı ağda gösterilir.
Mevlevî Çelebilik Makamı ve Post Devamı
Hüsâmeddin Çelebi'den Sultan Veled ve Ulu Ârif'e; soy, hilâfet ve idarî merkezin ayrımı
Mevlevîhâneler Ağı: Konya'dan Taşraya
Âsitâne, zâviye, matbah, Mesnevî dersi ve şehirler arası dolaşım
Babagân ve Çelebiler: İki Otorite Hattı
Dedebaba, mücerredlik, soy iddiası, vakıf ve pîr evi yönetimi
Semâ Kaynakları ve Tören Düzeni
Semâ Hakkında Malumat belgesindeki tarih, meydan ve icra bilgilerini mevcut Mevlevî âyin dosyasıyla karşılaştıran kaynak notu.
Sayfalar 73–80
Muzaffer Ozak Külliyatı · uyandırmaktan gayrı hiçbir işe yaramayan bu iddianızla, Resûl-ü zişânı incittiğiniz gibi, din ve peygamber düşmanlarının ekmeklerine yağ sürdüğünüzün de farkında mısınız? Allahu te
Sayfalar 96–102
Muzaffer Ozak Külliyatı · peygamberler o güneşten nur alan ay ve yıldızlar gibidirler. Nebiyyi ins-ü can aleyhi ve âlihi salâvatullah-ir-Rahman, ruh mesâbesinde ve bütün diger peygamberler vücuttaki diger u
Sayfalar 101–107
Muzaffer Ozak Külliyatı · tan taşa çarpacağız. Fakat yine söylüyoruz ki, faydası yok! Gelin kardeşlerim! Allah yoluna, îmana. Gelin yoldaşlarım! Allah Resûlü, Hak nebî, Hz. Muhammed sallallahü aleyhi ve sel
Sayfalar 152–158
Muzaffer Ozak Külliyatı · rur ve bunları da Allah yolunda savaşan gazilere verirdi. Dünya zevklerinden hiç hoşlanmaz ve haz almaz, bu fâni âlemde Allah ve Resûlüne lâyık olmaya ve milletini özellikle hristi
Sayfalar 212–217
Muzaffer Ozak Külliyatı · rına vesile olursun. Onların işleyecekleri sevaba karşılık, alacakları sevabın aynı sana da bahş ve ihsan buyuruur. Namaz ve oruç, islâmın rükünlerindendir. Kıldığın namazların da,
Sayfalar 300–309
Muzaffer Ozak Külliyatı · likidir, her şeye gücü yeter, diledigini kahreder, dilediginin günahiarını yarlıgayıp bağışlar, ayıplarını ve günahlarını örter. Şehadet ederiz ki, Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa s
Sayfalar 341–346
Muzaffer Ozak Külliyatı · Hiç ummadığım bir zamanda vâki olan bü tekliften, dualarımın müstecap olduğunu sezinledim. Hemen aynı gün, birlikte inşaat yerine gittik, gezdim ve beğendim ve oracıkta anlaştık ve
Sayfalar 424–429
Muzaffer Ozak Külliyatı · ra vâris olan kâfirleri vâîdi ile helâk ettiği gibi yarın yevmi kıyamette vâîdi olan cehennemin ateşine atacaktır. Innallahe lâ yuhlif-ül-mi'ad.. Âl-i Imran sûresi: 9 «Allah, va'd
Sayfalar 418–423
Muzaffer Ozak Külliyatı · HİKÂYE Fahr-i âlem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz hazretleri, önlerinde bulunan herşeyi gördüklerı gibi, arkalarında bulunan şeyleri de görürlerdi. Bu vasıf ve hal, Cenab-1