HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Kimliği ve ailesi
Arabzâde Abdülbâki Çelebi, Fâtih Sultan Mehmed devrinde fetva makamında bulunan ve Mollâ Arab adıyla tanınan âlimin oğludur. 895/1490 yılında doğdu. Babası 901/1495-96’da vefat ettiğinde altı yaşındaydı; bundan sonra büyük ağabeyi Bâbek Çelebi’nin himayesinde yetişti.
Tarikat aidiyeti konusunda ayrım
Atâyî’nin Nakşibendiyye şeyhlerine intisap ettiğini bildirdiği kişi Abdülbâki Çelebi değil, onun babası Mollâ Arab’dır. Metindeki sayfa ve biyografi sınırı gözden kaçırıldığında bu intisap oğula taşınabilmektedir. Abdülbâki Çelebi için aynı kaynakta açık bir tarikat mensubiyeti verilmediğinden kendisine tahminî yol bağı kurulmamıştır.
Tahsil ve mülâzemet
İlk eğitimini, kendisine baba şefkatiyle yaklaşan ağabeyi Bâbek Çelebi’den aldı. Yararlı ilimleri ondan tahsil ettikten sonra ilmiye yoluna girdi ve Müftî Ali Çelebi’den mülâzemet aldı. Bu aşama, medrese görevleriyle başlayacak uzun meslek çizgisinin başlangıcıdır.
İlk medrese görevleri
Önce yirmi beş akçe ile Kütahya’daki Karagöz Paşa Medresesi’ne, ardından otuz akçe ile İnegöl’deki İshak Paşa Medresesi’ne tayin edildi. Daha sonra kırk akçe ile Bursa Kaplıca Medresesi’nde müderrislik yaptı. 942/1535-36’da Mahmud Paşa Medresesi’ne, 943/1536-37’de Üç Şerefeli pâyesine geçti.
Sahn ve Edirne devresi
947/1540-41’de Sahn-ı Semân medreselerinden birine getirildi. 951/1544-45’te altmış akçe ile Edirne Sultan Bayezid Medresesi müderrisliğine yükseldi. Atâyî, Sahn’daki ders halkasının devrin seçkin âlimlerini topladığını ve günde sekiz dersle medrese hayatına canlılık kazandırdığını kaydeder.
Halep, Mekke ve Bursa kadılıkları
951 yılı sonlarında Halep kadılığına, 953/1546-47’de Mekke kadılığına nakledildi. 957/1550’de doksan akçe ile emekliye ayrıldıysa da aynı sıralarda Bursa kadılığına getirildi. Görev dizisinin kısa aralıklarla değişmesi, XVI. yüzyıl yüksek ilmiye kariyerinin medrese ile büyük şehir kadılıkları arasındaki hareketliliğini gösterir.
Mısır ve ikinci Mekke kadılığı
960/1553’te Mısır kadılığına tayin edildi; 963/1555-56’da görevden ayrıldı. 967/1559-60’ta ikinci defa Mekke kadılığına getirildi, 969 Rebîülâhirinde bu görev sona erdi. Sonrasında emeklilik maaşıyla ilim ve ibadetle meşgul oldu.
Ders halkası ve talebeleri
Atâyî, onun dershanesini âlimlerin yöneldiği güçlü bir ilim merkezi olarak tasvir eder. Daha sonra şeyhülislâm olan Zekeriyyâ Efendi, Ahîzâde Efendi, İstanbul kadılığı sırasında vefat eden Nâzırzâde ve Bursa kadısı olan bir başka Arabzâde bu halkada anılan isimlerdir. Bu liste, Abdülbâki Çelebi’nin yalnız görevleriyle değil yetiştirdiği ilmiye mensuplarıyla da etkili olduğunu gösterir.
Bursa’daki hamam ve Rüstem Paşa anlatısı
Bursa kadılığı sırasında Yeni Kaplıca’yı yaptırarak Sadrazam Rüstem Paşa’ya sunduğu aktarılır. Kaynak, yapının halk arasında “Zulmiyye” diye anıldığını da kaydeder. Ardından Rüstem Paşa’nın çevresine girmek ve kazaskerlik elde etmek için büyük harcama yaptığı, fakat istediği makama ulaşamadığı yolunda eleştirel bir anlatı verir. Bu bölüm resmî tayin belgesi değil, Atâyî’nin makam hırsını eleştiren tezkire anlatısı olarak okunmalıdır.
Şahsiyet portresi
Atâyî onu geniş bilgi sahibi, güler yüzlü, iyi huylu ve doğruluğuyla tanınan bir âlim olarak över; buna karşılık makam ve unvana düşkünlüğünü de eleştirir. Böylece kaynak tek yönlü bir övgü yerine ilmî kudret ile kariyer hırsını aynı portrede bir araya getirir.
Vefatı
Arabzâde Abdülbâki Çelebi 971 yılı Cemâziyelâhirinde, taun hastalığı sırasında vefat etti. Bu tarih milâdî olarak Ocak-Şubat 1564’e karşılık gelir. Kaynak vefat yerini ve kabrini açıkça bildirmediği için ölüm noktası haritaya tahminen eklenmemiştir.
Tarihî yeri
Abdülbâki Çelebi, Osmanlı ilmiye hiyerarşisinde taşra medreselerinden Sahn’a, oradan Halep, Mekke, Bursa ve Mısır gibi büyük kadılıklara yükselen bir XVI. yüzyıl âlimidir. Dosyası tarikat pîri olarak değil; eğitim ağı, yüksek kadılıkları, mimari izi ve dönemin siyaset-ilmiye ilişkisini gösteren zengin bir ilmiye biyografisi olarak değerlendirilmelidir.