Envârü’l-Kulûb I · kaynak sayfaları 418–423 HİKÂYE Fahr-i âlem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz hazretleri, önlerinde bulunan herşeyi gördüklerı gibi, arkalarında bulunan şeyleri de görürlerdi. Bu vasıf ve hal, Cenab-1 Ahmed-i Muhtar'ın mû'cizelerinden idi. Birgün, Resûl-ü zişân efendimiz çarşıdan geçerlerken yalnız müslümanlıktan değil, ' insanlıktan da nasibi ve behresi olmayan edepsiz bir kâfir, âlemlere rahmet olarak gönderilen o zât-i akdesin arkasından ve görmeyecegini sanarak ağzını ve körolası gözlerini carpıtarak alay etmek küstahlıgında bulundu. Oysa Resûl-i müctebâ yukarıda da işaret ettiğimiz vechile edepsiz kâfirin bütün hareketlerini, peygamberlik mû'cizesiyle görüyordu. Ansızın geriye döndüler ve o kâfirin hâlâ istihzalarına devam kasdiyle ağzını ve yüzünü çarpıttığını görerek: — Ağzın, burnun ve gözün öyle kalsın! buyurdular. Allah azze ve celle, Habib-i edibine derhal icabet buyurmuş ve bu isteği yerine gelivermişti. O edepsiz ve hayâsız kâfirin ağzı, burnu, ve gözleri, Cenab-ı fahr-i risâletle alay etmeğe cür'et ettiği halde eğri ve çarpık olarak kalmıştı. Hemen ilâve edelim…
ÜYE KÜTÜPHANESİ
Okumaya kaldığınız yerden devam edin.
Tam metin Meclis üyelerine açıktır. Üyelik ücretsizdir; okuduğunuz bölümü defterinize kaydedebilir ve özel notlarınızı aynı yerde tutabilirsiniz.