Ara
Menü

Sayfalar 412–417

1.788 kelime · kısa başlangıç

Envârü’l-Kulûb I · kaynak sayfaları 412–417 huzur ve selâmet beldesine sefer ettigini bilirler. Orada, Allahü teâlâ'nın kendilerini yalnız bırakmayacağına, korkutmayacağına ve üzmeyeceğine iyman etmişlerdir. Şu halde, dosta ve sevgiliye kavuşmak, korkulacak degil, sevinilecek, üzülecek degil memnun olunacak bir haldir. Allah azze ve celle, onlara daha dünya hayatlarında iken, dostları ve sevdikleri için korku ve üzüntü olmadığını haber vermiş ve ehl-i iymanı bu büyük müjde haberiyle şâd-ü handân eylemiştir, Onlar iyi bilirler ki, sefer ettikleri o dost ülkesinde, mazhar olacakları yüce ni'metler, geride bıraktıkları dünya ni'metleriyle ölçülemeyecek kadar engin ve zengindir, üstelik dünya ni'metleri gibi gelip geçici de degil, bâki ve ebedîdir. Eh, bunun böyle oldugunu hakkıyle ve layikiyle bılenler, artık dünya ni'metlerini geride bıraktıkları için mahzun olurlar mı? Kendilerini neler beklediğini bile bile korkarlar mı? Terkettikleri mal ve mülk, rütbe ve makam, evlât ve iyâl, dost ve ahbap için hayıflanırlar mı? Elbette, korkmazlar, elbette üzülmezler ve elbette hayıfanmazlar. Peki, Allahu…

Okumaya kaldığınız yerden devam edin.

Tam metin Meclis üyelerine açıktır. Üyelik ücretsizdir; okuduğunuz bölümü defterinize kaydedebilir ve özel notlarınızı aynı yerde tutabilirsiniz.

Giriş yapÜcretsiz üye ol
Sayfalar 412–417 · Envârü’l-Kulûb I — tarikat.org