HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Kimliği ve Baba Nakkaş lakabı
Şeyh Mustafa, kaynaklarda “Baba Nakkaşlı” ve zaman zaman doğrudan “Baba Nakkaş” lakabıyla anılır. Aynı lakabın dedesi Muhammed b. Şeyh Bayezid için de kullanılması iki şahsın sık sık birbirine karıştırılmasına yol açmıştır. Fâtih devri nakkaşı ve Nakkaşköy’deki vakfın kurucusu olan ilk Baba Nakkaş dedesidir; XVI. yüzyılın ikinci yarısında yaşayan Halvetî şeyh Mustafa ise onun torunudur.
Ailesi
Babası, ilk Baba Nakkaş’ın oğlu Mahmud Defterî’dir. Mahmud Defterî 936/1529’da vefat etmiş ve aile vakfının bulunduğu Kutlubey, daha sonraki adıyla Nakkaş köyündeki caminin haziresine defnedilmiştir. Mahmud Defterî’nin oğulları Derviş Mehmed Çelebi ile Şeyh Mustafa’dır. Böylece Mustafa’nın kaynaklardaki doğru yeri; Muhammed b. Şeyh Bayezid’in torunu, Mahmud Defterî’nin oğlu ve Derviş Mehmed Çelebi’nin kardeşi şeklindedir.
Nakkaşköy ve aile vakfı
Dedesinin 880/1475 tarihli vakfiyesi, Kutlubey köyündeki arazi, cami ve gelirleri bir vakıf düzeni içinde birleştirmişti. Köy zamanla kurucusunun lakabıyla Nakkaşköy diye anıldı. Mahmud Defterî ve oğulları bu çevrede yeni mülk ve gelirleri vakfa kattılar. Şeyh Mustafa’nın nisbesi yalnız doğduğu yahut yaşadığı yeri değil, üç kuşak boyunca sanat, cami ve vakıf hizmetiyle şekillenmiş bir aile çevresini de gösterir.
Nakkaşlığı
Şeyh Mustafa, dedesi gibi nakkaşlıkla meşgul oldu. Bununla birlikte günümüze ulaşan bezeme ve yazma eserlerden herhangi birini kesin biçimde ona nispet etmeye imkân veren imzalı bir kayıt bilinmemektedir. Bu sebeple sanatkârlığı tarihî kaynakların açık tanıklığıyla kabul edilir; belirli eserler tahmine dayalı olarak adına bağlanmaz.
İlim tahsili
Devrinin âlimlerinden ders aldı ve Ebüssuûd Efendi’nin ilim çevresinde bulundu. Medrese tahsili ona fıkıh ve dinî ilimler bakımından güçlü bir zemin kazandırdı. Daha sonra resmî ilmiye mesleğinde ilerlemek yerine tasavvuf terbiyesine yöneldi.
Hekim Çelebi’nin sohbeti
Hekim Çelebi Mehmed b. Seyyid Ahmed’e intisap ederek onun sohbet ve hizmetinde yetişti. Hekim Çelebi’nin çevresi Nakşibendî ve Bayramî irtibatların bir arada görüldüğü bir irşad halkasıydı; Mustafa’nın sitedeki Halvetî nispeti ise Atâyî’nin onu yerleştirdiği meşâyih bağlamına dayanır. Farklı nispetler birbirini silen etiketler değil, XVI. yüzyıl İstanbul tasavvuf çevrelerinin iç içe geçmiş yapısını gösteren tarihî katmanlardır.
Zâviye postuna geçişi
Hekim Çelebi’nin 974/1566-67’de vefatından sonra onun zâviyesinde postnişin oldu. Bu devir, yalnız bir mekânın idaresini değil mürşidinin sohbet, vaaz ve irşad çevresinin devamını üstlenmesi anlamına geliyordu. Kaynaklar onu ilim sahibi, ibadete düşkün, kanaatkâr ve gösterişten uzak bir şeyh olarak tanıtır.
Vefatı ve kabri
Şeyh Mustafa 980/1572’de vefat etti. Bazı kronolojik aktarımlarda 979/1571-72 karşılığı görülmekle birlikte TDV kaydı 980/1572 tarihini verir. Nakkaşköy’de aile camiinin haziresine defnedildi. Cami ve hazire bugün İstanbul’un Arnavutköy ilçesine bağlı Nakkaş mahallesinin tarihî hafızasını taşır.
Tarihî yeri
Şeyh Mustafa’nın hayatı, Osmanlı dünyasında sanatkârlık, medrese tahsili, vakıf hizmeti ve tekke irşadının tek bir şahsiyette birleşebildiğini gösterir. Onu önemli kılan yalnız Hekim Çelebi’den sonra posta geçmesi değildir; Fâtih devrinin saray nakkaşlığı çevresinden gelen aile mirasını XVI. yüzyılın tasavvuf hayatına taşımasıdır.